Jump to content
Türk Anime TV Forum

pieceofire99

Üyeler
  • Mesaj sayısı

    2
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

pieceofire99 hakkında

  • Derece
    Level 1

Son profil ziyaretçileri

235 kez ziyaret edildi
  1. pieceofire99

    Wasabi Kadar Acı (Mini hikaye)

    Eleştirileriniz bekliyorum :)
  2. Bölüm: 1 01.04.2010 "Doğum günün kutlu olsun, demek on yaşına girdin ha!" dedi annem, ben mumları üflerken. "Şimdi hediyelere geçelim." dedi Aki. Mümkün olduğunca Aki'den uzak durmaya çalışarak hediyelerimi bir köşede açmaya başladım. Annem mutfağa içecek bir şeyler koymak için gitmişti. Aki ile aynı ortamdan bulunmaktan nefret ediyordum. Benden dört yaş büyüktü, kahverengi saçları, mavi gözleriyle bir erkeğin ideal 'kız arkadaşı' idi. Ama ben, Aki'den nefret ediyordum. "Ne oldu?" dedi, Aki yanıma oturarak. "Lütfen yanıma gelme, benle konuşma, adımı ağzına alma lütfen." dedim korkarak. "Hadi ama, Haru,"dedi umursamaz bir tavırla, "Neden öyle diyorsun ki?" "Senden nefret ediyorum, git,git bu evden bir daha lütfen gelme!" Aki karşı evde yaşayan, uzaktan bir akrabamızdı. Amcasının ölümüyle bizim eve taşınmıştı. Hayatım o günden itibaren altüst olmuştu. "Şimdi sana ceza vermek zorundayım, Haru" dedi elimi tutarak. "Elimi tutma, benle aynı ortamda bulunma!" dedim elimi çekerek. Fakat o benden daha güçlüydü. Beni kucağına aldı ve merdivenlerden yavaşça yukarı; benim odama çıktı. Ardından kapıyı kitledi ve anahtarı dolabımın üstüne koydu. Ağlamaya başlamıştım, kalbim çok hızlı atıyor, ellerim titriyordu. 'Anne!' diye bağıracaktım ki Aki bana tokatı yerleştirdi. Tokatın etkisiyle yere düştüm. Daha sonra üstüme çıktı ve çantasından wasabi sosunu çıkarttı. Çıkarttığı gibi wasabi sosunu ağzıma tıktı. Ardından ağzımı eliyle kapattı. Kaçmak istiyor fakat kaçamıyor, bağırmak istiyor fakat bağıramıyordum. Deli gibi terlemeye başlamıştım. Wasabiye vücudum daha ne kadar dayanabilir bilmiyordum. Acıdan kafamı yere vurup duruyordum. Annemin beni duymasını istiyordum. Yaklaşık on dakika sonra Aki elini ağzımdan çekti. "Elimi kiretmişsin," dedi sakince elini yalarken. "şimdi en eğlenceli kısma geldik, ha?" Pantolonumu aşağı indirirken bir taraftandan da bir şeyler mırıldanıyordu. "Lütfen dur, yapmak istemiy..." Fakat cümlemi tamamlamama fırsat vermeden şiddetli bir tokat yedim. Tokatın etkisiyle göz bandım yatağın altına uçmuştu. "Haru, lütfen sessiz olabilir misin?" dedi kendi pantolonunu çıkartırken. Oda sessizlik ve ümitsizlikle dolmuştu. Sadece rüzgarı, kuşları ve araba seslerini duyabiliyordum... Aki'den nefret ediyordum... Şiddetli bir tokat daha yedim. "Bütün işi benim yapmamı mı istiyorsun, Haru'cuk? Azıcık erkekliğini göster" dedi ellerimi göğsüne götürürken... 01.04.2015 Eskileri hatırlamayı hiç sevmiyordum. Ama... geçmişten kaçış imkansızdır. Geçmişin açtığı yaralar ile hayatıma devam etmek zorundayım değil mi? Normal bir insan olarak. Geçmişimi önemsemeden emin adımlarla 'hayat merdivenlerini' çıkmak... Çantamdan daha dün aldığım wasabiyi çıkarttım ve öğretmenden gizli yemeye başladım. Wasabiyi artık normal bir şeymiş gibi yiyebiliyordum. "Gerçekten," dedi Himiko, "o kadar çok wasabiyi nasıl yiyebiliyorsun anlamıyorum, tek göz." "Wasabiden nefret ediyorum..." diye söylendim. "Nefret ettiğin halde yiyorsun ama?" dedi Himiko sarı saçlarını geriye atarken. "Yemek ister misin?" dedim kutuyu uzatarak Himito ilk önce biraz kızardı daha sonra kekeleyerek devam etti. "A-Aptal ona ağzın değdi seninle öpüşmekle aynı şey." "Ah kusura bakma benimle öpüşmek istememeni anlayabiliyorum." Himito erkeklerden hoşlanmıyordu. Kızlar ile ilişki kuruyordu. Himito benim tek kız arkadaşım, Ben onun tek erkek arkadaşıydım. -gey değilim, sadece cinsel konularda isteksizim- "A-A-Ama... Tamam, olur." dedi elini uzatırken, Himiko. Wasabiyi Himiko'ya verdim. Himiko çekinerek wasabiyi ağzına götürdü. Bende acıyı biraz bastırması için yoğurdumu bitirdim. Kafamı kaldırdığımda Himiko kıpkırmızı olmuştu. Gözleri faltaşı gibi açılmıştı, . Kendime hakim olamadım ve bir kahkaha patlattım. "Ne oldu?" diye sordu öğretmen. "Himiko'nun size söyleyeceği önemli bir şey varmış öğretmenim." "TUVALET!" diye bağırdı ve sınıftan dışarı çıktı. Aradan bir süre geçti ve yağmur yağmaya başladı. Yılın bu zamanı yağmur pek normal değildi. Kafamı sıraya koyarak dışarıyı izlemeye başladım. Kuşlar, rüzgar, arabaların sesi ve yağmur... sadece bu sesleri duyuyordum. Sessizlik ve yalnızlık gibisi yoktu benim için. Moralimi kimse bozamaz diye düşünüyordum ki... Okul girişinde uzun kahverengi saçlı bir kız arkasını dönmüş bekliyordu. Dikkatlice kıza bakmaya başladım. Ellerim titriyor, gözlerim seğiriyor, terliyordum. Daha sonra kız arkasını döndü ve çantasından düşürdügü kitapları yerden aldı. Kız Aki'den tamamen farklıydı. Derin bir oh çektim. Düşündüğüm kişi değildi. Hem Aki'nin çoktan okulu bitirmiş olması lazımdı. Eğer şanslıysam acı içinde ölmüş olması gerekliydi. Bizim evden ayrıldıktan sonra onu öldürmüş olmaları benim yararıma... tüm dünyanın yararına olurdu. Tam biraz daha rahatlıyordum ki telefonum çaldı. Arayan annemdi. Çok önemli bir şey olmadığı süre beni derste aramamasını söylemiştim. Telefonu açtım ve sessizce 'Alo' dedim. "Haruuu" dedi telefonun karşısındaki ismimi uzatarak. "Anne?" dedim. "Yoksa beni hatırlamadın mı?" dedi. "A-A-A-A..." ismi ağzımdan çıkmıyordu. "Aki Ablan!" 'Annemin telefonundan arıyor. O psikopat anneme bir şey yapmış olabilir, ondan daha güçlüyüm ona karşı koyabilirim' tüm bu düşüncelerle koşarak sınıf kapısını açtım ve merdivenlerden indim. Depar atarak okuldan çıktım ve evimin yolunu tuttum. Yirmi dakika sonra evime gelmiştim. Kapıyı kırarcasına açtım ve içeri daldım. Sol omzumu tutarak salona daldım. Dehşet, korku, umutsuzluk, üzüntü, başarısızlık, lanet, nefret, acımasızlık... tüm bunları tam bir saniyede hissetmiştim. Annemin cansız bedenine bakıyordum. Ardımdan kapı Aki tarafından kapatılmış olmalıydı. Umursamıyordum. Sadece annemin cansız bedenine bakıyordum. Koltuktan süzülen kanlar ayağıma kadar gelmişti. Hiçbir tepki göstermeden eğildim ve kana dokundum. Gerçekti... "Haru..." dedi, Aki. Arkamı döndüm ve bütün gücümle Aki'ye yumruk attım. "AKİ!!!"
×