Jump to content
Türk Anime TV Forum

Ma-Chan

Üyeler
  • Mesaj sayısı

    24
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

1 takipçi

Ma-Chan hakkında

  • Derece
    Level 1
  • Doğum tarihi 22-05-1997

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet
    Erkek
  • Konum
    Molvania
  • İlgi Alanları
    Anime
    Oyun
    Müzik
    Kung fu filmleri

Son profil ziyaretçileri

525 kez ziyaret edildi
  1. Ma-Chan

    Yaşadığın En Korkunç Olay?

    Şu an için korkunçluğunu yitirmiş olsa ve uzun süreli etkisinde kalmasam da aralarında karar veremediğim benim için üç trajikomik olayı da anlatayım en iyisi İlk olay küçüklüğümden beri arada salaklığımdan mı yoksa ara sıra motor becerilerimi bile düzgün kullanamamamdan mı bilmiyorum çenemi ve bir çok kez kafamı yarmak, bisikletle duran arabaya çarpmak, röveşata çekmeye çalışırken burnuma kendi dizimle vurup kanatmam gibi bir çok ufak tefek yaralanma yaşadım daha sonra sanırım bu mazoşistlikten ziyade nelerin nasıl bir acı verdiğini merak etmeye yönelttiğinden kendi koluma jilet atmak sigara basmak gibi eylemlere de sebep oldu her neyse sanırım ilk okul zamanları yaz tatilin de babaannemlerdeydim evde tek başıma kaldığım bir zaman sıkıntıdan kendime bir parkur hayal ettim ve koltuktan zıplayıp karşısındaki kapının eşiğinin üstündeki bir iki santimlik çıkıntıya parmak uçlarımla tutunacak daha sonra arasında fazla mesafe olmayan duvarlara ayaklarımı koyarak koridorun sonuna kadar gidecek ve en son duvardan yarım metre kadar ileride kalan halının üzerine zıplayacaktım daha sonra bunu yapmayı denedim başardım bir iki kere daha yaptıktan sonra terlediğim için artık el ve ayaklarım kaymaya başlamıştı son kez daha yapıp sonra bırakırım diyerek son kez koltuğun üzerine çıktım tişörtümü çıkartıp üzerine ellerimi sildim biraz kurusun diye sonra karşıdaki kapıya doğru zıpladım ve tam parmak uçlarım üstteki eşiği tuttu derken bir anda parmaklarım kaydı ve havada düşerken tam sırt üstü yere çakılmamak için son anda elimi yere koydum sonra hemen kalktım ve kontrol ettim bir şey oldu mu bir yerime diye bir şey bulamayınca içimden kendimce gülüp hehe ne kadar güçlü ve dayanıklıyım falan diyerek yürümeye başladım bir kaç saniye sonra bir şeyler farklı gelmeye başlayınca (aslında burada yere bakıp kendi bedenimi görsem tam bir korku hikayesi olurdu) sesli bir şekilde ne oluyor falan demeye çalışırken yere düştüğümden beri konuşamadığımı ve nefes alamadığımı fark ettim o an panik yapıp açık olan cama koşup bağırmaya çalıştım ama yine sesim çıkmadı sonra yavaş yavaş herhalde boğulup ölücem ama böyle ölürsem ben bile arkamdan dalga geçerdim bu ne saçma ölüm diye düşünürken daha da küçükken benzer bir olay yaşadığım aklıma geldi ve göğüsümü yumruklamaya başladım daha sonra normal şekilde nefes almaya başlayıp etrafı topladım kimse fark etmesin diye bir kaç saat sonra düşerken yere koyduğum elimin bileği acımaya başladı kimseye ne olduğunu açıklayamam diye iki gün kimseye bir şey söylemedim daha sonra şişmeye başladığında üzerine düştüm falan diye hikeye uydurdum bir şeyler sardılar bileğime ama iki gün sonra elimi bile oynatamaz hale gelince doktora götürdüler bileğim çatlamış sargı sıcak tuttuğu için daha da kötü hale gelmiş biraz daha geç gitseymişiz alçıya alacaklarmış bir hafta bileğimde buzla gezdim kendimi en tehlikeli ve en saçma yaraladığım olay bu sanırım -Bonus- daha da küçükken yaşadığım olay ise leblebi yerken babam aç ağzını demişti bende salak gibi açtım sonra karşıdan leblebi attı leblebi boğazıma kaçınca nefes alamadım sonra sırtıma vurdu falan babam işe yaramayınca ayaklarımdan tutup ters çevirip salladı öyle çıktı İkinci olay lisenin ilk yıllarında yol soran adamın biri daha sonra beni takip edip pasif misin falan diye sorup gel seni gideceğin yere kadar bırakayım falan diye arabaya bindirmeye çalışmıştı sonradan eşcinsel ve pedofili olduğuna karar verip bir kaç yıl homofobik olmuştum tam travmayı atlatmaya başlamışken benzer bir olay daha oldu ama pek etkilemedi ve homofobim geçti derken üçüncü vaka üniversitenin ilk yılı izmirden döneceğim bizimkiler gelmişti otogarda beklerken canım sıkıldı ve sakallarım rahatsız hissettirdi dönünce direkt dışarı çıkar arkadaşlarımla buluşurum diye gidip bir tıraş olayım diye saat gece yarısına gelirken otogarda açık berber var mıdır diye aramaya başladım en son uzun bir merdivenin aşağısında iki tane berber buldum etraf biraz karanlıktı sadece iki dükkanın ışığı aydınlatıyordu baktım birinde tıraş oluyorlar diğerinin önünde dayının biri çay içiyor dedim boş olana gideyim söyledim dayı keçi sakalı bırakıyorum kalanını kes falan diye bir yandan tıraş ederken muhabbet açıyor işte nerede okuyorsun, kaç yaşındasın, nereden geldin, nerede kalıyorsun falan diye bir yandan elime dayıyor ben elimi çekiyorum o dayıyor falan neyse dedim berberlerde oluyor normaldir bilerek yapmıyordur sonra bu dedi kaşlarının etrafında ufak kıllar var onlarını da alayım falan tamam al dedim aldı sonra losyon krem bir şeyler sürdü ilk kez sakal tıraşı oluyordum berberde içimden dedim iyiymiş hep böyleyse diye dayı dedi gel çay ısmarlayayım diye o kadar şey yaptı ayıp olur zaten daha saatler var otobüsün kalkmasına diye kabul ettim dükkanın önüne oturduk muhabbet ediyoruz dayı dedi sevgilin var mı diye yok dedim sonra aktif misin pasif misin dedi anlamadım dedim eş cinsel değil misin dedi hayır dedim ben seni eş cinsel sandım dedi( saçlarım uzun ve kulaklarımda 10 tane küpe olduğundan öyle sandığını varsayıyorum) üstte iki kere araba çarpan arkadaşın dediği gibi içimden herhalde bu sefer üçüncü kesin kestaneyi çizdirdim gece yarısı olmuş etraf tenha çaya bir şey karıştırdıysa diye düşünüp apar topar eş cinsel olmadığımı falan açıklayıp otobüs kalkacak ben gidiyorum dayı diyerek kaçtım sonuç olarak başıma böyle badireler gelse de 21 yıl kestaneyi koruyup bu olaylar sonucu homofobik olmamayı başarı olarak görüyorum Üçüncü olay aslında iki olay bunlar hiç kavga etmemiş olmama rağmen iki kere yok yere dayak yemem oluyor ilki lisede okuldan kaçıp kızlı erkekli içerken kızın birinin sarhoş olup bizden yaşça büyük sevgilisini arayıp küfür etmesi ve yerimizi söylemesi sonra defalarca çocuk gelmediği halde gelip sizi dövecek kaçın diyerek kandırması en sonunda gerçekten çocuk gelirken bunu bize söylemesi bizim inanmamız ve olayın yalancı çobana bağlanması en önde ben duruyordum hala toy ve insanlarla mantık çerçevesinde konuşup anlaşılabileceğini düşündüğüm için savunmaya geçmedim sonra tepeden 150 kilo bir çocuk koşarak geldi ve avuç içiyle iki kere suratıma vurup arkadakileri dövmeye gitti arkadaşım beni şoktan çıkarıp uzaklaştırdı ikinci yok yere dayak Başka bir medya ekleyin yemem ise bir gece çıkmış çöp atarken karanlık bir sokakta tanımadığım biri arkadan gelip çekerek yere düşürüp yumruklamaya başladı bu sefer şoku erken atlatıp gard aldım ama gözüm morardı ve hafif kafamın arkası açılmış hastane de pansuman yaptırıp karakola gittim bir sokak öte de başka bir çocuğun dişini kırmış ama suçlu yakalanamadı o günden beridir arkamdan kimin yürüdüğüne dikkat ederim bu da böyle bir hikaye
  2. Ma-Chan

    Yapımcısına Para Kazandıramayan 21 Anime

    Sadece BD/DVD satışlarına bakarak para kazandırmadıkları çıkarımını yapmak yanlış olur bunun TV reytinglerinden merchandise kısmına manga satışlarını etkilemesine kadar farklı kısımları var öte yandan Japonlar sadece ecchi izliyor çıkarımı da yanlış ama tamamen yanlış değil çünkü BD/DVD sansürsüz ve daha iyi çizim içerebilmesi bakımından ecchi animelerin BD/DVD satışının fazla olması mantıklı bir sebep fakat bu sebebin yada ecchi animelerin izlenmesinin bu listedeki animelerin BD/DVD satışının miktarı ile alakalı olduğunu düşünmüyorum örneğin forumda Japonların seçtiği en kötü manga uyarlaması animeler listesinde Parasyte vardı muhtemelen satış sayısının az olması bu sebeple O yüzden listedeki animeleri kötü mü uyarlanmış, popüler mi olamamış, anime gerçekten kötü mü, manga tanıtımı için mi yapılmış yoksa başka bir sebep mi var satışlarının kötü olması hakkında diye araştırmak lazım liste üzerine doğru yorumu yapabilmek için
  3. Ma-Chan

    Türkiyedeki Anime İzleyicileri Hakkında Olumlu Düşünüyor musunuz?

    Genelde uzun yazılardan sonra zamanımı boşa harcadığımı düşünüyorum ama bütün konuşmayı okudum bari yazıp rahatlayayım İlk olarak Türkiyenin yarısının hayatı boyunca bir anime bile olsa anime izlediğini düşünüyorum Candy'den Pokemon'a Bakugan'dan Kimi no Nawa'ya bir şekilde izlediler ama devamlılıkla izleyen kişi sayısına 50.000 desek bunların en fazla 1000 tanesinin bilinçli izleyici olduğunu düşünüyorum kimine göre iyimser kimine göre pesimist bir düşüncedir fark etmez olumlu veya olumsuz iyi veya kötü ayırmıyorum bilinçli kişi sayısının bini geçmediğini düşünüyorum bilinçsiz/hoşumuza gitmeyen kitleye gelirsek ister ergen diyelim isterse sürü psikolojisi ile hareket etsinler ister 10 anime izleyip otakuyum desinler eğer bir insan kitlesinden bahsediyorsak yüzde yüz siyah veya beyaz olamazlar aynı şey anti kitleleri içinde geçerli yaşça büyük olanlar popüler animeleri kötüleyenler karşıdakini ne olursa olsun otaku olarak kabul etmeyenler başlık altında yazılanlara eklemem gerekirse her animenin altına romantizm var mı yazanlar(romantizm arıyorlarsa romantizm tagı bunun için var ciddi ciddi hellsingin altında soranlar falan var) bütün anime dünyası shounenden ibaret gibi davrananlar her ana karakterin güçlü olması gerektiğini düşünenler ecchi ve hentai'yi birbirinden ayıramayanlar(hard ecchi veya softcore hentai diyebileceğimiz yapımlar bir gri alan oluşturabilir) vb. daha bir sürü eklenebilir bu grupların içindeki belki herkes olmasa da az yada çok bu izleyicilerin kolektif bir biçimde kötü ortam oluşturduğunu düşünmekteyim ikinci olarak gerek anime gerek insan eleştirilemeyecek şey yoktur zevkler ve renkler bir yere kadar tartışılmayabilinir ama objektif bir biçimde bakıp ortada olan şeyi söyleyip tartışmak gayet doğaldır Sao sanal gerçekliği ne ilk ne en iyi işleyen yapımdır Tokyo Ghoul vahşet konusunda değerlendireceksek ne ilk ne en iyidir DxD keza cinsellik/ecchi/fan servis ne derseniz konusunda aynı şekilde bu yapımları kişilerin yada kitlelerin sevmesinin bir önemi yok biri gidip 300 saat one piece izledi diye biz one piece'i eleştiremeyeksek bunun zevkle ve renkle alakası yok tam tersi şekilde kimsenin umrunda olmadığı ve izlemediği animeler yerden yere vurulunca ses çıkarılmıyor çünkü zaten vasat olduğu genel olarak kabul edilmiş bir anime oluyor kişi ikinci sınıf aksiyon filmelerini sevebilir kendi zevkidir ama ikinci sınıf bir aksiyon filmini dünyanın en iyi aksiyon filmi diye yutturmaya çalışırsa eleştirilmelidir öte yandan iki anime arasında karşılaştırma yapmakta doğaldır biri diğerinden herhangi konuda üstün olabilir kalite olarak altta kalan anime kötü animedir anlamına gelmez bu çünkü sizin veya benim izlediğim anime izlediğimiz veya sevdiğimiz için iyi olmak zorunda değildir kötü şeyleri de izlebilir sevebiliriz(bir arkadaş bahsetmiş kötü karakter iyi işlendiğinden yada farklı sebepten sevilebilir ama Kira gibi tanrı kompleksi olan bir sosyopata sempati duyup kahraman ilan etmek gerçekten psikolojik bir sorun) değer bireysel olarak verilebilir ama objektif olup eleştiri de yapmalıyız Çizimler konusuna gelecek olursak çok umrumda olan bir şey değil çünkü çok anlamıyorum ama açıkça bir şey var ki günümüz animelerinin çizim ve animasyonları hakkında iyi falan değiller en basit şekli ile teknoloji gelişti tabi bu demek değil ki artık emek vermiyorlar ama günümüzde çıkan animeler için görselliklerine iyi diyip eski animelere kötü derseniz elle çizilip hazırlanan o animasyonlara hakaret etmiş olursunuz zaten art style'da dilimize kötü çizim olarak çevriliyor sanırım karşılaştırma ve hakaret demişken shounenlerin atası olan bir animenin ana karakteri ile bir parodi animesinin ana karakterini karşılaştırmayı gülünç buluyorum son olarak iki konuya değinip daha kısa keseyip Akame ga Kill ilk izlediğim animelerden di genel olarak insanlar benim orijinal bulduğum şey karakterler ve silahlarıydı(muhtemelen daha toydum) sonra onlarca ip, zırh, buz, lanetli kılıç kullanan gördüm ikinci olarak ise shounenlerin fillerlar hariç tutulduğunda bile gereksiz derecede uzatmaları ve bu uzatılmanın iyi kullanılamaması en iyi karşıt argüman sanırım TTGL olacaktır bir shounenin işleyebileceği bütün içeriği 27 bölümde işleyip bir de üstüne bunları iki filme sıkıştırıp 4 saatte bütün shounenlerin özetini veriyor yani eleştirilen yönleri gayet iyi kotaran animeler varken kotaramayan animelere insanların kaç kişi severse sevsin vasat demesini doğal karşılıyorum
  4. Ma-Chan

    ( 35 / 35 ) Tanaka-kun wa Kyou mo Kedaruge

    Teşekkürler
  5. Ma-Chan

    ( 12 / 12 ) Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge

    Teşekkürler
  6. Ma-Chan

    ( 13 / 13 ) Barakamon: Mijikamon

    Teşekkürler
  7. Ma-Chan

    ( 12 / 12 ) Barakamon

    Teşekkürler
  8. Ma-Chan

    Favori Anime Müzigin ?

    Gintama ost'si Taiyou Ni Hoero açılış şarkısının parodisi olması lazım Cowboy Bebop - Cats On Mars Saiki Kusuo - Judgement Knights of Thunder HACHİKUJİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ Ben-to - I Gotta Turn It On Devilman Crybaby - Debiruman No Uta Drifters - Gospel Of The Throttle Gintama - Madao Initial D - Rage Your Dream (bütün ostler mükemmel ama birini seçmek zorundaysak) JoJo's Bizarre Adventure - Sono Chi No Sadame (JooooooooooooooooooooooJo) Mekakucity Actors - Summertime Record NHK Ni Youkoso - Purupuru Pururin Rin! One Punch Man Speciallarının Endingleri Paprika - Parade Cutey Honey - Papaya Sakigake Cromartie High School Ost falan değil ama hmmmladıkları şarkı Laputa Theme
  9. Ma-Chan

    Bir günde ortalama kaç bölüm anime izliyorsunuz?

    En az 0 en fazla 30 yani ortalama 15
  10. Ma-Chan

    Anime Çizgi Film mi, Yoksa Değil mi?

    Japonya da çocuklara yönelik animeler gündüz yayınlanırken kan var kan dediğiniz seinenler çocuklar izleyemesin diye gece yayınlanır aynı şekilde bizde de gündüzleri çocuklara yönelik cartoonlar yayınlanırken geceleri yetişkinlere yönelik South Park, Beavis And Butthead, Familiy Guy gibi cartoonlar yayınlanmıştır olay tamamen yaş sınırlaması. Anime çizgi film değildir demek, kaç yaşına gelmişsin hala çizgi film mi izliyorsun demek kadar cahilliktir ayrıca 1940larda yapılmış Tom Ve Jerry, Bugs Bunny gibi çizgi filmleri 2000 sonrası animeler ile karşılaştırmakta güzel kafaymış.
  11. Ma-Chan

    Anime Dünyasında Yaşamak İçin Neyi Feda Ederdiniz

    Sanırım herhangi bir şey için sağ el serçe parmağımı feda edebilirim en işe yaramadığını düşündüm organ hatta mouse tutarken çoğu zaman dışarda kalıp fazlalık yapar
  12. Ma-Chan

    Japon Şarkıcı Önerileri

    Dinlemeyenler için Japonyanın gelmiş geçmiş en iyi grubu olan X Japan akabinde Hide With Spread Beaver Japonyanın en çok satan albümü ödülünü alan grubu Glay Death Note'tan the World parçasından hatırlayabileceğiniz Nightmare HXH(2011), Kiseijuu, Gyakkyou Burai Kaiji gibi çok güzel animelerde OP ve END leri bulunan ismini Johnny Depp'in oynadığı aynı isimli filmden alan electronicore grubu Fear, And Loathing in Las Vegas Tipleri ve müzikleriyle bana Prison School'u hatırlatan KankakuPiero Noragamiden hatırlanabilecek olan The Oral Cigarettes Aynı şekilde Hello Sleepwalkers Kuzu No Honkai izlerken keşfettiğim hanım kızımız Sayuri Utaite olarak Reol ilk etapta aklıma gelenler
  13. Ma-Chan

    Japonların Kapaklı Telefonları

    https://www.teknolojioku.com/guncel/dunyanin-en-zengin-ikinci-kisisi-hangi-telefonu-kullaniyor-5a5f13f786a04d60c7263a68 Telefonların asıl amacı konuşmaktır mesajlaşmak bile değil video kayıt cihazları video çekmek içindir konsollar oyun oynamak içindir vb. asıl amacı bu olmayan fonksiyonları telefonda birleştirince ortaya bulamaç çıkıyor şahsen akıllı telefonumu uzun zamandır sadece sms doğrulamaları ve saat olarak kullanıyorum ama insanların neden 16k'ya yakın video çekebilen kameralar varken 4k video çekebilen telefon kameralarını teknolojinin gelişimi olarak gördüklerini anlayabilmiş değilim
  14. Ma-Chan

    Beyin yakan şarkılar

×