Jump to content
Türk Anime TV Forum

Arama yap

'light novel' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Etiketler, virgülle ayrılır
  • Yazara Göre Ara

İçerik türü


Kategoriler

  • Duyuru & Kurallar
    • Forum Kuralları & Yardım
    • İstek, Şikayet ve Öneri
    • Tanışın Kaynaşın
    • Türk Anime TV Etkinlikleri
    • E-dergi
  • Türk Anime Çeviri Ekibi (TAÇE)
    • Tamamlanan Projelerimiz
    • Devam Eden Projelerimiz
    • Gelecek Projelerimiz
    • Askıya Alınanlar
    • TAÇE Duyuruları
    • Üye Çevirileri
  • Anime GENEL
    • Anime Genel
    • Anime Geyik
    • Animeler & Karakter Anketleri
    • Anime Tanıtım ve İncelemeleri
    • Anime Serileri Bölüm Tartışma Alanı
  • Manga GENEL
    • Manga Genel
    • Manga Geyik
    • Manga Tanıtım ve İncelemeleri
  • Fansub Takımları
    • Fansub Yapımı
    • Türk Fansub Takımları
    • Yabancı Fansub&Scanlation Takımları
    • Türk Manga/Scanlation Takımları
    • Üye Site Tanıtımları
  • Anime Manga Live-Action Download
    • RAW Download
    • Live Action Download
    • Anime Download
    • Anime Muzik Dünyası
    • Anime Resimleri - Avatarlar
  • Fan Kulübü
    • Fan Art
    • Fan Fiction
    • FanClubs
    • Cosplay
    • Doujinshi
    • Organizasyonlar
  • Japonya
    • Japonya ve Japonca
    • Japon Kültürü ve Sanatı
    • J-Drama - J-Sinema - Live Action ve Müzikal
    • Japon Müziği
  • Program Deposu
    • Video Programları
    • Alt Yazı Programları
    • Diğer Programlar
  • Konu Dışı
    • Grafik Tasarım
    • Müzik - Sinema - Tv - Kitap
    • Sohbet - Konu Dışı
    • Kutlamalar-Belirli Gün Ve Haftalar
    • Bilim - Teknoloji - İnternet
    • Oyun Köşesi
    • Soru - Cevap
  • Roronoa Zoro's Roronoa Zoro Kimdir?

Günlükler

Sonuç yok

Sonuç yok


Sonuçlar içinde bul...

Sonuçlarda bul...


Oluşturulma tarihi

  • Start

    End


Son yazılan

  • Start

    End


Filter by number of...

Üyelik tarihi

  • Start

    End


Grup


Hakkımda


Outlook


Web Sitesi


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Konum


İlgi Alanları


IPB Sürüm

19 sonuç bulundu

  1. Merhabalar! Ben ve arkadaşımın MyAnimeList üzerinden destansı sezon incelemeleri yapmaktan bıkması üzerine açılan bu blogu 3 yıldır bir şekilde ayakta tutmayı başardık. Mevsimlik değerlendirmeler, oynadığımız visual novel (görsel roman) tanıtımları, firma tanıtımları ve oyun incelemeleri yapıyoruz. Benim yazılarım genellikle animesi ses getiren visual noveller üzerine oluyor (Steins;Gate, Little Busters, Clannad vs). Animeleriyle karşılaştırmalarını yapıp, animede yer almayan detayları yazıyorum. Ayrıca Love Live oyun rehberi, Life is Strange teorileri gibi klasman dışı şeyler de yazıyorum. Arkadaşımın yelpazesi daha geniş; Japonca VN'ler, LN'ler, yurtdışından takvim, figür, poster vb satın alma ve fazlası hakkında saatlerce yazabilir ^_^ Blog Linkimiz: https://akumina.wordpress.com/
  2. Foruma böyle bir konu olmadığını fark ettim, kişilerin tanınması açısından faydalı bir konu olacağını düşünüyorum. Evet arkadaşlar, anime-manga sektörüyle alakalı çizimlerini beğendiğimiz isimleri paylaşıyoruz. Ünlülere fazla girmeyeceğim size bırakıyorum 🙂 Benim beğendiklerim; Ryoichi İkegami Tsukasa Hojo Jiro Taniguchi Kaoru Fujiwara Kaori Yuki
  3. Tür; Dram,Fantastik Bölüm Sayısı; 15/25 Ansızın, lise öğrencisi Subaru Natsuki gittiği mahalle bakkalındaki dönüş yolunda öteki dünyaya çağırılır. Hayatının en büyük dönüm noktası böyle başlıyordu, kimin tarafından çağrıldığını dahi bilmez durumdadır ve saldırıya uğradığında işler çok daha kötü bir hal alır. Ama gümüş saçlı gizemli bir kız ve onun sihirli kedisi onu kurtadığında, Subaru ona olan iyilick borcunu ödemek için işbirliği yapmak zorunda kalır. İkisi beberaber ipuçlarını bir araya getirdiğinde, Subaru ve kız saldırıya uğrayıp öldürülür. Bundan sonra, Subaru ''Ölümden Dönüş'' adlı yeteneği kazanmış halde uyanır ve zamanı ölümden geri alabilen çaresiz biri haline gelir. Umutsuzluğun ötesinde, acaba kızı ölümün kaderinden kurtalabilecek midir? Öncelikle, anime "Light Novel" uyarlaması ve hali hazırda "Manga" üzerinden de çizildiğini belirtmek isterim. Bu konu altında güncel bölümleri tartışabilir, bunun üzerine fikirlerinizi ve teorilerinizi belirtebilirsiniz. Teori; Sizinde düşüncelerinizi bekliyorum.
  4. Merhaba sevgili dostlar, birbirinden heyecanlı web novellerı yada light novellerı okumaya ne dersiniz? şimdi ben bu cümleyi kurunca, çoğunuzun aklında üç soru oluştu; 1. Web-Light Novel nedir? 2. Bunların animeler ile alakası ne? 3. Bunlardan bize ne? Bu üç sorunun hepsini sizin için uzun, benim için daha da uzun olan yazımda anlatacağım. Web Novel: Çoğunlukla amatör yazarlar (profesyonel yazarlar da oluyor bazen) tarafından, light novel tarzında yazılan. İnternet üzerinden genellikle ücretsiz olarak sunulan hikayeler, web romanları. Son yıllarda pek çok light novel, web novelden uyarlamadır. (en ünlü serilerden sao ve ngnl bunlara örnek olabilir) Türkiye de de web novel yazan arkadaşlar var. (Türkiyedekiler için: Ningendo, Logio, Nirvana vb seriler örnek verilebilir.) Light Novel: Günümüzde 2000-3000 kelimelik bölümler halinde, ve genelde amatör yazarlar tarafından internet üzerinden, parça parça yayımlanan uzun romanlardır. Her çeşit konu ve trope'yle ilgili light novel bulunabilir. Anime ve manga dünyasına biraz aşina olanların, sana bileceğinin aksine çoğu light novel Japonya'dan değil, Çin'den çıkmaktadır. Buraya kadar tamam ama, bunların animeler ile alakası ne? Bunları burada anlatmamın asıl olayı bu sebepten kaynaklanıyor. Muhtemelen çoğunuz, çoğu ünlü animenin aslında novellerden uyarlanma olduklarını bilmiyor, bunlara örnek vermem gerekirse; No Game No Life Sword Art Online Quan Zhi Gao Shou Son zamanlardaki en popüler uyarlamalar sayılabilir. Ve son olarak, peki bunlardan bize ne? Bunları size anlatmamın bir diğer büyük sebebi de Türkiye'de novel kültürünün pek yaygınlaşmamış, daha doğrusu daha yeni büyümeye başlayan bir kültür yada topluluk olması. Üstelik bu öyle bir kültür ki insanlara kitap okumayı sevdire biliyor. Şimdi diyeceksiniz ki, öyle şey mi olur ancak oluyor ve bunun bolca örneği var, hayatında kitap okumamış bir liseli yada şimdiye kadar bu tarzda hiç bir şey okumamış insanlar, hepsi yeri geldiğinde yarın okulu, işi olmasına rağmen sonraki bölümde neler olacağını merak ederek uykusuz geceler geçirebiliyor. Sıkıntıdan ölmek üzere olan insanlara, hızır gibi yetişen çevirmenlerin attıkları yeni bölümler, tek eğlencesi Youtube üzerinden Cem Yılmaz açıp izlemek olan, insanları dahi eğlendire biliyor. Sonunda geldik son kısma, ben size bunları niye anlattım? Bütün bunları anlatmamın sebebi benimde bu işe girmem. Bu kültürü, bu topluluğu insanlara yaymak ve daha da önemlisi insanlara kitap okurken bile fazlasıyla eğlenebileceğini göstermek istiyorum. Gelelim bunu nasıl ve neyle yapacağıma. İlk Serimiz; No Game No Life; Çoğu anime severin bildiği bu anime, bir novelden uyarlamadır. Şimdi diyeceksiniz ki; Ee biz bunun animesini izledik, niye okuyalım. Sizlerin bu noveli okuma sebepleriniz şunlar olacak; İlki çok daha fazla ayrıntı bulunması, ikincisi ise animenin aksine novelde yeni sezon bekleme derdi yok, okuduğunuz zaman animenin devamında neler olduğunu öğrene bileceksiniz. İkinci Serimiz; Rebirth Of The Thief; Bu serimizi ise hem anime severlerin hemde rpg severlerin seveceğini düşünüyoruz. Conviction adlı oyundaki 180 levellik karakteriyle gurur duyan Nie Yan babasının düşmanları tarafından öldürülür, ancak her şeyin bittiğini düşündüğü bir anda genç haline geri döner, hemde bir ömürlük bilgi ve tecrübe ile beraber. Üçüncü Serimiz; Genius Doctor:Black Belly Miss; İsmindende belli olacağı gibi, bu seri özellikle bayanları ilgilendiriyor ancak erkek okurlarında fazlası ile seveceğini düşünüyorum. 24. yüz yılda eşi bulunmaz bir dahi, bir doktor. Ona lazım olan tek şey gümüş iğneleri, böylece ölmek üzere olan insanları bile geri döndürebilir. Bu novel biraz sihir, romantizm ve karanlık özlem duygularının hikaye üzerindeki ilginç bir karışımını anlatmakta. bu şekilde anlatınca çok iyi gibi gelmeye bilir, ancak size tek tavsiyem OKUMANIZ! Herkesten daha kibirli ve zeki genç bir hanım, onu ne durdurabilir ki? Yeri geldiğinde saray basma, yeri geldiğinde prensi aşağılama bol aksiyonlu seriniz hayırlı olsun :D iyi okumalar. Dördüncü Serimiz; Dragon-Marked War God; Aslında bu seri her kitleye hitap etse de genellikle aksiyon ve macera severlere hitap edeceğini düşünüyorum. Reenkarnasyon geçiren Jiang Chen bir önceki hayatında dünyanın en güçlü kişisiydi. Kanlı ve acılı bir yoldan geçip zirveye kadar ulaşmıştı. Fakat Ölümsüz Kıtaya giden kapıyı açtıktan sonra ölen Jiang Chen, ölümünden 100 yıl sonrasında yeniden hayata gözlerini açıyor, ve öbür yaşamından kalan tüm bilgiler ile nihai amacını yani tekrardan insanlığın zirvesine çıkmayı planlıyor ama bu sefer tüm Ölümsüz Kıtanın zirvesine! Geldik 5. Ve Son Serimize; Library of Heaven's Path; Bu seriyi herkesin beğeneceğini düşünüyorum, çünkü hem bilindik, hemde diğer serilerden farklı tarzda ilerliyor aynı zamanda tam anlamı ile bir komedi tufanı. Bu seri komedi, aksiyon ve macera severler için akıcı ve heyecanlandırıcı bir seri. Akıcı olmasının başlıca sebepleri, yazarın konuyu düzgün bir dil ile anlatıp, kurgulamasını iyi bir plan üzerinden yürütmesi diyebiliriz. Heyecanlandırıcı olmasının sebebi ise ana karakterimizin gerçekten iyi bir mizaca ve güçlü bir yapıya sahip olması diyebiliriz. Buradan anlaşılacağı gibi bu serimizde öbürleri kadar dikkat çekici ve okunmayı hak ediyor. Yukarıda da anlattığım gibi birbirinden, heyecanlı ve birbirinden sürükleyici novelleri okurken bizlere katılmıyorsunuz haydi nowelworld'e gelin.
  5. Legendary Moonlight Sculptor (Macera, Aksiyon, Komedi, Dövüş Sanatları, Sci-Fi, Fantastik, Dram, Romantizm) Para için her şeyi göze almaya hazır, Continent of Magic (Büyü Kıtası) isimli oyunda efsanevi Savaş Tanrısı olarak bilinen Weed (Lee Hyun). Kendisi sonunda reşit olduktan sonra oyun oynamayı bırakmaya karar verir. Fakat karakterini silmek yerine satmayı tercih eder. Bazı raslantılar sonucu efsanevi karakeri 3,000,000,000 Won'a (~6,150,000 TL) satılır. Tam artık yoksulluktan kurtulduğuna ve kardeşi ile büyük annesine daha iyi bir hayat yaşatabileceğine sevinirken, babasından miras kalan borçları almaya gelen tefecilerin paranın neredeyse tamamını almasıyla mutluluğu kısa sürmüştür. Fakat artık para kazanmak için ona yeni bir yol açılmıştır. Bu seferki hedefi dünyanın ilk sanal gerçeklik oyunu olan Royal Road'dır (Kraliyet You). Bu hikayede, ailesine olan sevgisi, paraya karşı sınırsız arzusu, kurnaz zekası ve çalışkanlığı ile imparatorluk basamaklarını tırmanan Lee Hyun'un efsanesidir. Koreli yazar NAM Heesung'un yazdığı bu seri, şu anda 40 kitabı geçmiş bulunmakta. Ancak internette 20'den sonrasını İngilizce bulmak şu an oldukça zor. Buna rağmen Google çeviriye bile razı olan büyük bir hayran kitlesine sahip. Serinin şimdilik ilk 10 kitabını çevirmeyi düşünüyorum. Oldukça heyecanlı savaşlar, ilgi çekici görevler ile hikaye sizi kendine bağlayacak. Hikayede SAO'dakinden çok daha iyi savaşlar bulunmakta. Büyük ordular, kaleler ve ırklar, hatta iskelet orduları ve ejderhalar. Fakat hikaye sadece aksiyon üzerine de değil. Aynı zamanda şehirlerin yönetimi, oyun içindeki krallıkların ilişkileri ve stratejiler de bulunmakta. Bu açıdan bu serinin SAO ve Log Horizon karışımı olduğunu düşünüyorum Ama ikisinden de daha iyi bir seri. Her kitapta 10 bölüm var. Çeviriler biraz yavaş olabilir. Ama koca bir kitap çevirdiğimi düşünürsek, animelerden yavaş çeviri olması gayet normal. Bu yüzden şimdiden özür diliyorum. Umarım anime ve mangada olduğu gibi, Light Novel alanında da gelişebiliriz. Şu anki çevirmenler: 0nLin3 Soranohikari diagosakena (mutou) Cilt 1
  6. ElqHrqstn

    Violet Evergarden

    Violet Evergarden hafif romanının Türkçe çevirisi: https://elqtranslations.wordpress.com/
  7. YarimNovel

    Lightning Novel

    Adres: https://lightningranobe.wordpress.com/ Hakkında: Lightning Novel, Holy Light Türkçe Novel ve Yarım Ekmek Arası Light Novel Çeviri’nin birleşmesiyle oluşmuş ve artık çevirilerimizi burdan paylaşmaya devam edeceğiz. Devam eden noveller: Skill Taker’s World Domination Me and My Beloved Cat (Girlfriend) Release The Witch Tales of Demons and Gods, Hachinan tte, Sore wa Nai Deshou! Devam eden mangalar: Moonlight Sculptor 4-koma Çevirmen alımı açıktır! Not: Çevirilerimizi okuyarak ve yorum yaparak bize destek olabilirsiniz.
  8. Bu site 19 Mayıs 2016 tarihinde kurulmuştur. Amacı; çevirisine başlanıp yarım bırakılmış light novel ve web novel serilerin çevirisinin tamamlanması.Şuan da tek kişiden oluşan ekibimiz(!) var. Çevirmen arıyoruz.Siteye GitDevam Eden Seriler:1. Skill Taker’s World DominationDurdurulmuş Seriler:1. Tales of Demons and GodsHakkındaDuyurularBize KatılınFacebookTwitterGoogle+ChatangoMail
  9. Overlord Light Novel Çevirisi Çeviri: ARE-YOU-SURE İlk 3 kitap anime de işlendiği için çevirisine 4. kitaptan başlanmıştır. AYS haftalık güncel vermeye çalışacak. İyi okumalar. OKUMAK İÇİN: OKUMAYA GİT Animesini izlemek isterseniz: ANİMEYİ İZLE Animenin altyazılarını indirmek isterseniz: ALTYAZI
  10. Ön ve Son Söz -Normalde uzun uzun tanıtımını yapardım ama bu seri için gerek bile yok. Çevrilmeye değer olduğunu My Anime List Sıralamasında BİRİNCİ (9.15) sırada olarak kanıtlıyor. Bütün işaretler, yazım stili ve sözcükler yazarın kullandığı gibi çevrilmiştir. Okurken hikayeye alışması biraz zaman alıyor. O yüzden iki sayfa okuyup bırakmamanızı tavsiye ederim. *Değerli zamanını ayırıp çevirinin neredeyse hepsini üstlenen LoyalBlue rumuzlu arkadaşımıza bizzat teşekkür ederim. Projenin ilerlemesinde 6576537383 katlık hız sağlamasaydı şu an bu iki kitap sizlere ulaşamayacaktı. * Son olarak: Çeviride yardımcı olmak isteyen ya da Türkçesine güvenen ve hatalı cümlelerin yapısını düzeltebilecek biriyseniz sizi de aramızda görmek isteriz. Bunun için BU adrese tıklayıp en alt kısımdaki "Tercüme" ya da "Editörlük" kısmından başvurabilirsiniz. Olmadı bana ya da LoyalBlue'ya bir özel mesaj atın konuşalım!* Okumak için : HakoMari Oku Açılış Şarkısı https://youtu.be/xLOIyQ6H7-8 Kapanış Şarkısı (Full versiyonu daha yayınlanmadı.) https://soundcloud.com/replicaletter/sx1svhx1i20c
  11. RisingLightNovelTr

    Rising Light Novel TR

    Yeni açılmış bir çeviri ekibi olarak amacımız çok fazla seri almaktansa az seri alıp bunları sık sık çevirmeyi planlıyoruz. Devam Eden Seriler -Tales of Demon and Gods -Reincarnator Çevirmen ve editör olarak başvurucak kişiler; risinglightnovel@gmail.com adresinden ulaşabilirler. Site Linki: http://risinglightnoveltr.blogspot.com.tr/ Takipte kalın... :)
  12. Konoe Yuuto köle ticaretinin yasal olduğu Farklı dünyaya çağrılan bir dahi dövüş sanatları ustasıdır. Orada, [Yetenek Yağmalama (Beceri Alımı)] hile yeteneğini kullanarak, yendiği canavarların yeteneklerini çalar ve emeklilik sonrası tasasız bir hayat yaşamak umuduyla bir köle haremi inşa etmeye başlar.Not: Tanıtım Alpariz World'den alıntıdır.Not2: Alpariz; Alpariz World ve Türkçe Web Novel Çeviri sitelerinde 66. bölüme kadar çevirdikten sonra seriyi çevirmeyi bıraktı. (Seri ilerde +18'e döneceği için) Yarım Novel 67. bölümden itibaren çevirmeye başladı.İngilizce Çeviri01-66 arası bölümler (Alpariz World - Türkçe Web Novel Çeviri)67 ve Sonrası bölümler (Yarım Novel)
  13. Bilge İmparator tarafından öldürüldü ve 13 yaşındaki hali ile tekrardan doğdu, Nie Li’ye ikinci bir yaşam şansı verilmişti. Her şeyi değiştirmek için ikinci bir şans, sevdiği insanları ve şehri kurtarmak için ikinci bir şans. Bilge İmparator ile tekrardan savaşabilmek ve ölümünün intikamını alabilmek için bir şans. Önceki hayatında elde ettiği engin tecrübeler ile yeni ve daha iyi bir başlangıç noktasındaydı. En güçsüz olarak başlamış da olsa, hiç şüphesiz en güçlü olma yolunda adım-adım tırmanacaktı.En güçlü Geliştirme Tekniği ile kendisini geliştirmeli, en güçlü Şeytan Ruh’larına sahip olmalı ve Dövüş Sanatları’nın en tepesine ulaşmalıydı. Geçmiş hayatından kalan sıkıntı ve problemler bu hayatında çözülmeliydi.“Geri döndüğüme göre, bu seferki yaşamımda, her şeyi yöneten, Tanrıların Tanrısı olmalıyım. Bırakın da geri kalan her şey ayaklarımın altında ezilsin!”Tür: Aksiyon, Macera, Dövüş-Sanatları, Fantastik, Harem, Romantizm, XianXiaNot: Tanıtım Hitotsu Sora'dan alıntıdır.Not2: Hitotsu Sora ilk 5 bölümü çevirdikten sonra Epik Novel'a katıldı. Epik Novel ise çeviriye 46'dan (webtoon çevirisinin geldiği yerden) devam etti. Yarım Novel 6'dan başlayıp iki bölüm çevirdikten sonra şimdilik durdurdu.İngilizce ÇeviriBölümler:1-5 arası bölümler (Hitotsu Sora)46 ve sonrası bölümler (Epik Novel)6. ve 7. bölümler (Yarım Novel)TDG Manhua Çevirisi (Epik Manga - WebtoonTR - Manga-TR)
  14. Ancaks

    Novel-Aozora

    Herkese merhaba, birkaç novel tutkunu toplandık ve bir çeviri grubu oluşturduk, Novel-Aozora LN çeviri grubumuz bugün aksam saat sekiz buçukta açılıyor :) Şimdilik Mushoku Tensei, 7 Nights, Irıs on Rainy Days'i çeviriyoruz ve Kimi to Boku no Uta World's End, çevirisini tamamladığımız ilk Light Novel :) No Game No Life, Toradora, Iris On Rainy Days, Yume Nikki ve Mimizuku to Yoru no Ou da gelecek serilerimizden :) Ve daha da birçok LN'yi Türkçemize kazandırmak istiyoruz :) Ama şu anda Samsa, Euphia, Eva, Narowi, Natsujunn ve ben olmak üzere 6 kişiyiz.. Sıcak bir ailemiz var eğer LN seviyor ve çevirmek istiyorsanız hiç tereddüt etmeden buyurun gelin :) Şu an olmasa bile, gelecek projelerimiz için öneri ve isteklere açığız :) LN seven herkesi açılışımıza bekleriz :) Bu da sitemiz: http://novel-aozora.blogspot.com.tr/
  15. Merhaba.. :) Bugün yeni bir şeyler çevirmeye başlayacaktım ve çevirecek çok güzel bir şey buldum.. :) Bir light novel.. İlk 3 cildi İngilizceye çevrilmiş.. Konusu da hoşuma gitti.. İngilizcem mükemmel değil ama elimden geldiğince Türkçeleştirerek çeviriyorum.. Bu light noveli forumdan Eon’a hitaben çevirmeye başladım, bir tür teşekkür gibi düşün Eon..:) Umarım beğenirsiniz..:D Not: Aslında birinci bölümü çevirdim ama önsöz bölümünü çevirmeyi unutmuşum o yüzden önsözü de çevirince buraya ekleyeceğim, her hafta bir bölüm yayınlarım muhtemelen, bazen 2 bölüm.. Eh şimdilik bu kadar :) 7 Gece Yoshio Kusakabe’nin yazdığı Ginta tarafından resme adapte edilen web romanıdır. Kısaca Hikayemiz: Ben Sakuya Hoshi, sadece Suijou Akademisine devam eden sıradan bir lise öğrencisiyim. Ama nedense, her gece “Tüyler ürpertici” olarak “adlandırabileceğimiz” rüyalar görüyorum. Rüyamda bir kasabada oluyorum ve asla bitmiyor. Benden başka kimse yok; insanların yerinde canavarlar var. Yani bir tür tehlikeli dünya. Rüyamda bir kız ile tanıştım, Akeno Gasukamori, bir şekilde bu sonsuz kabustan kaçmanın bir yolunu arıyoruz… Bu kabustan hiç güvenli bir şekilde çıkabilecek miyiz, bizden sonra canavarlar ve diğerleri dehşeti tekrarlayacak mı? Ve sonunda tam olarak ne veya kim bizi bekliyor…? Not: Eminim sizin de dikkatinizi çekecektir diye söyleyeyim dedim.. Bazı paragraf ve cümleler şimdiki zamanla yazılmış.. İngilizcesi öyleydi ve orjinalden çıkmamaya çalıştım.. Bunun dışında hatalarım varsa çok özür dilerim.. Acemi bir çevirmenim ama İngilizcemi geliştirmek için çok çalışıyorum..:) Keyifli okumalar..:) Önsöz: *FSSSSHHH* *SSSHIIIIINNNGGGGGG* Karanlıkta, canavarın bıçağının ucu beyaz-mavi parıldıyor, kabuğunun dışı uzakta yanıyordu. *GRRAAAAH!* *SPLORGHHH* Canavar inledi, ama sadece bir an içindi. Tam hızla tırpan şeklindeki pençesinin tırtıklarını bize doğru salladı. “Heh…” Hızlı bir şekilde saldırıdan kaçtım. Pençe havada savruldu, asfalt kırıldı ve yerde kocaman bir çatlak oluştu. Korkuyordum… Ama bunu göstermeyeceğimden emindim. Canavarla mesafemi korudum ve gözlerimi av üzerine odakladım. Elimde metalik-silindir şeklinde bir sap vardı, ve bundan parlayan bir bıçak çıkıyordu, mavi-beyaz ışıklar yayıyordu. “GIII… GIIGIGIII!!!” “Lazer Bıçağı” ona doğrulttuğumda pençesini ezilmiş asfaltın dışına çekiti. Kafası baş aşağı üçgene benziyordu, yüzünün her iki tarafında birden fazla gözü vardı. Bana baktı. Açtığım yara onu sinirlendirmiş olmalıydı, çenesini zorla gıcırdatışını duyabiliyordum. İğrenç vücudundaki yüzünü bana döndü gövdesinden çıkan 4 bacağı ayakta durmasına izin veriyordu. Neon ışıklarla aydınlatılmış, bu canavar, eğer bir böcek olarak tarif edersek, en yakını peygamber devesi olurdu. “Peygamber Devesi” olarak nitelendirilmesine rağmen, bir ihtimal 3 metre boyundaydı. “Bir küçük peygamber devesi yeterince korkutucu, ama bu adil değil.” Küçükken peygamber devesini festivalde sahneyi seyrederken hatırlıyordum. Sadece bir çekirge gibiydi, bedenim bu canavar tarafından param parça olacak mıydı? Beni öldüreceksin! Bu bir şaka olmalı! “___GI!!!” Aniden canavar ileri atıldı! Dev figür saniye içinde mesafeyi kapattı. Hızlıydı! Geri gitsem de, hala beni yakalayabilirdi. Tüm yapabileceğim kalıp kavga etmekti. Bunu yapabilir miyim?! “GIGUIII~!!!” Canavar savurgan hareketleri ile üzerime atladı ve ölümcül pençeleri ile bana ateş püskürttü! Doğrudan isabet etmesini önlemeyi başardım, ama sol omzum acıyla yandı. Tırtıklı, tırpan gibi pençeleri etime yırtık açmış olmalıydı. Önemi yok! Tereddüt etmeden, yeri tekmeledim ve kendimi doğruca canavarın üstüne attım. Lazer bıçağımı sıkıca kavradım. “Hiyaaaah!!!” Ölümcül bir darbe ile, canavarın gövdesini bıçakladım! “Gi…Giyuuuuu!” Canavarın kulak yaran haykırışıydı. Parlayan bıçağımı göğüs boşluğunun derinine sapladım. Ölürken sesi, sadece yanan içinin kokusu kadar kötüydü. “a…Haa… haa… haa…” Bu benim zaferim olacak gibi görünüyordu. Şimdi bu çığlığı durdurmalıydım. Bıçağı sapına kadar ittim. “Ga!” En kısa sürede canavar düştüğümü fark etti, hızla tırnaklarımı bacaklarımla geriye bağladım. “Arghh!” Pençe ile sıkıca gömüldü, güçlü bir şekilde sarsıldı. Kavradığım kılıcı kaybettiğimden, yere doğru dalmaya başladım. Ne yazık ki benim için, diğer canavarların pençeleri beni bekliyordu! Aniden kazığa oturdum ve havaya sıçradım. Zaten bıçaklamıştım! Kendi ellerimle zaten göğsünü bıçaklamıştım! Neden hala hareket ediyordu? Neden.. Neden hala yaşıyordu?! Bu yaratığın daha ne kadar canı vardı? Bu adil değildi! “Guh… Puh…!” Biraz kan tükürdüm… Mide asidimin ekşi tadı boğazımı yaktı. İç organlarımdan sızan koku ve kan burun deliklerimi uyuşturarak karıştı. “Sen… Üstüm… Üstümden in!” Peygamber devesi “festivali” başlıyordu. Tırpan gibi pençelerini ve keskin dişlerini sadece avını parçalamak için kullanmıştı. Küçük çenesi yemeğe hazırlanırken büyük çenesi gevezelik ediyordu. Sanki bazı Fransız yemeklerindenmiş gibi, eti parçalara ayırıp, ağızına koymaya başlamıştı. “u..chi…gachi…guchu…” Hatta mola vermeden, beni tutmaya devam etti. Delirmeye başladığımı düşünüyordum. Yaşarken yiyordu… Bu işkence!!! Dolu kanım düşüncelerimi uzağa attı ve yerde faydasızca duran lazer bıçağımı almaya çalıştım. Ama, kolumdan yavaş yavaş akan kanı izledim, sadece ulaşamayacağımı fark ettim. “Argh… Arghhhhhhhh!!!” Acı tüm vücuduma yayıldı ve bilincimi kaybetmeye başladım. Bu da neydi…!? Bir peygamber devesi canavarının bedenimi çiğnerken hissettiği mutluluğu görmek istemiyordum… Ve hayati organlarıma ulaşmak üzere olduğunu hissettim… Bu kötü! Biraz dahası ve ölecektim. Ölmeyi istemiyordum! Ama Bu konuda hiçbir şey yapamazdım… Tüm hareketlerim devre dışıydı... “Ju!... Gijigiji…” Ah! Hayır! Acıdı! Hayır! Acıdı Acıdı Acıdı!!! “Arghhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!” ---*GÜM!!!* Sesim alanda yankılandı. Anında, sert-kaya tarafından bütün vücudu param parça oldu. Ve bu öldürecekmiş gibi olan acı azalmıştı. “Giuuuuuuuuuu!” Canavar çığlık attı. Yarı kapalı olan göz kapakları artık tamamen açıktı ve bulanıklaşan görüşümle ona bakarsam, bir peygamber devesinin, atladığını ve çığlık attığını ve kendi etrafında döndüğünü görecektim. Karnını alana ve aşağıya doğru savurdu. Sonunda “geri dönüş” ün geldiğini düşündüm. Canavar tarafından serbest bırakılmış ve yere düşmüştüm. “Guh… Cough…! Heh…” Sonra bir şey kafamdan çıktı. Ağızımdan dökülen tüm kanı yuttum, ulaşmak için elimi uzattım ve oyuncak bıçağı kaptım. Sallanmama rağmen, oturdum, ama dengesizce titriyordum. Sonra fikirlerimi “oyuncak bıçak” üzerine odakladım ve plastik nesne metal bıçağa dönüştü. Bu obje mavi beyaz parlamaya başladı. Bu yeterli değil! Daha fazla enerji koymalıyım! “Wuoooooooooooooooooooooooooooooo!” Daha fazla odaklandım. Tüm irademi kullandım ve bilincimi keskinleştirdim. Aydınlanan bıçak güçlü bir şekilde parladı ve altına dönüştü. Tüm gücüm çevremdeki havayla karıştı ve patlayıcı sesler yarattı. Peygamber devesinin, savrulan yarım vücudu, tırpan gibi kollarını kullanarak etrafında geziniyor, kalkmaya çalışıyordu. Bir böceğin bunu yapmasından, etkilendin diyebilirim. Ama… “Şimdi bitti!” Peygamber devesine daldım! Ama birden büyük acının vücuduma doğru geri geldiğini hissettim… Ama bu önemli değil! Sanki bir yarım daire çizerse, önümde bıçağımdan aşağı sallanacaktı… “Gi…” Peygamber devesinin kafası uçtu! Bıçağı tutup kesmeye devam ediyor ve kollarını doğruyordum. Canavarın vücudu, temeli olmadığından, yere düştü, bu yüzden ben de bitkindim ve aynı anda yere düştüm. “Ben… Onu yendim…” Gerçekten nefes nefeseydim, aralıksız hızlıca nefes alıp veriyordum. Kuru zemin vücudumdan akan kanı emiyordu. Tamam o canavarı yendim, ama bunun bedeli, ölecektim… Eh, en azından bir peygamber devesi tarafından yenmekten çok daha iyiydi… “Sakuya!!!” Aklım, uzaklara dalıyordu, hızla geri geldi çünkü yüksek bir ses beni çağırıyordu. “Sakuya! İyi misin? Sakuya!” Okul üniformalı bir kız benimle konuşuyordu. Bu kız, genellikle agresifti, alışılmadık bir şekilde bana bakardı. Üstüme eğildi. Elindeki bir El Tabancası’ydı.. Bu benim hayatımı kurtarmıştı. “! Yaran korkunç…” Bu kız, elbiselerinin kanla boyanmasından endişe etmiyordu, silahını yere koyup başımın üzerine eğildi. “Akeno…” Kıza sesimle mırıldandım, kızın sesi düşündüğümden çok daha kötüydü. “Bunun için teşekkürler. Hayatımı kurtardım. Sen iyi misin, Akeno? Yaralandın mı?” “Kendin için endişelen, benim için değil! Sakuya… Ne yapıyoruz biz? Bu korkunç yaralar…” “İyiyim, bu sadece bir rüya, sadece bir kabus… Ölmeyeceğim, muhtemelen…” “‘Muhtemelen 'yeterince iyi değil! Ölürsen, kim beni koruyacak!?” Bana somurttu. Memnundum, çünkü sadece Akeno bir şeyler söylerken ekstra alakasız kelimenler söylerdi. Buna rağmen sesi titriyor ve gözyaşları dökülüyordu. “N… Neden gülümsüyorsun. Senin için cidden endişeliyim!” “Biliyorum… Benim için endişelendiğin için memnunum, ama…” “Ama… Ne?” “Sen genellikle tsun-tsun (züppe tavırlı)’sındır yani… Endişeli yüzün sevimli… Kinda…” “Ne-” Akeno şaşkınlıkla baktı, ve belki bu durumda kızarmalıydı… Bence sadece kafa karıştırıcı bir şey yapmıştım. “Sen… Aptalsın! İltifat olmasına rağmen mutlu değilim! Kişiliğin kötü!” “Bel… Arghh*öksürür*!” “Sa-Sakuya!?” Yeniden kan öksürdüm. Zaten çok kan kaybettim… Dahası mı var!? Bence daha fazla kaybediyordum… Bu vücudumun yanından ayrılamayan kan sayesinde… Hiçbir şey hissetmiyordum parmaklarımı veya başımı… Tuhaf hissettiriyordu… Ağrının geçtiğini farketseydim… “Bir dakika bek… Seni tedavi edeceğim!” “Evet... Lütfen …” Yorgun ve uykuluydum, Gözlerimi açık tutmaya devam etmeliydim ve hatta konuşmak bile yoruyordu. “Hadi… Hadi uyuyayım… o… uy…” “Hayır! Uyumamalısın! Gözlerini aç! Lütfen!” Akeno’nun sesi kayboluyor. Bedenimin titrediğini söyleyebilirm. Ama… Bana bir ara ver… Yorgunum… Gerçekten uykuya ihtiyacım var… Bu… Bu gerçekten iyi hissettiriyor… “İ…Geceler…Ake…o…” Sadece bir cümle söylemeyi başardım, ve sonra derin, derin bir uykuda bedenimi dinlendirdim… Bölüm 1: BİR KADIN SAVAŞÇI GECE DANS EDER Adım Sakuya Hoshi. Suijou Akademisine gidiyorum. Liseliyim, 1E grubundanım ve sınıf numaram 33. Sadece normal bir liseliyim. Ya da daha doğrusu, "Normal"dim demeyi düşünebilirim. Son birkaç gündür, bazı oldukça garip olaylara dahil oldum. Başladı... Evet, 3 gün önce başladı--- “………?” Olay gerçekleştiğinde, geceydi ve parkın ortasında oturuyordum. "N..Ne?" Etrafıma baktım ve tüm oyun alanında salıncak ve kaydırak gibi şeyler gördüm. Parkın ortasında oturuyordum, okul formam üzerimdeydi. "Ne.. Bu da ne demek?" Odamda, yatağımda olmam gerekiyordu ve üzerimde Tişörtümle kilodum olmalıydı. Sonunda bunu hatırladım. Belki birileri beni buraya getirmişti? Bekle... Şu an ayaktaysam, birilerinin beni hipnoz ettiği anlamına mı geliyordu? O olmasaydı... "Buraya uykumda mı yürüdüm?" Mırıldanarak, olabilecek her olasılığı birbiri ardına silip attım. Tüm bu durumu anlamıyordum. Buraya nasıl geldiği düşünmek işe yaramazdı. Elimi cebime koydum... Ve, telefonum oradaydı. Onu dışarı çıkardım, açtım, saati kontrol ettim. Gece 2.14 dü. Pazar günüydü ve Haziranın 25'iydi. "Bu saatte bitkiler bile uyur..." Çoğu yer muhtemelen şimdi kapanırdı. Tek açık yerler, muhtemelen Gyuudon-mağazası, marketler ve polis merkezi olurdu. Bu yüzden büyük olasılıkla hiç kimse bu zamanda bir uyurgezeri fark etmezdi. "Merak ediyorum, Bu uyurgezer ne kadar uzağa yürür?" Bu yerin evden çok uzak olduğunu sanmıyorum... Ayrıca, daha önce de burada olduğumu düşünüyorum. "O burada mı bitti? Evet, şimdi hatırlıyorum." Tam da düşündüğüm gibi, bu alandaki haritada yol işaretleri vardı. Bu küçük parkta herhangi bir ışık yoktu, yani telefonumun ışığını haritaya tuttum ve bana lazım olan ilk şey parkın adıydı. Hangisi... "Shiraishi şehir parkı... Shiraishi?!" Dışarıda bağırdım. Bu çılgınca! Neden?! Nasıl?! Yardım edemem ama tekrar ve tekrar şu durumu sorgulayabilirim. Şu anda şehrimin komşu şehrindeydim... O an yerimden bir saat uzağa yürüdüm. Benim için, Shiraishi şehri anılarla dolu bir şehirdi. Gençken, bu şehirde yaşar ve bu parkta oynardım. Ama orta okuldayken taşındık ve o zamandan beri, bir kez bile bu şehri ziyaret etmedim. Durum farklı olsaydı, herhalde buraya geldiğim için memnun olurdum. Ama ne yazık ki, korkunç derecede endişeliyim. Sadece acele edip eve geri dönmek istiyorum. Bu alanı hayal meyal hatırlıyorum... Ama hala eve nasıl döneceğimi biliyorum. Evim Naobi Şehrinde, Shiraishi şehrinin kuzeyinde, bir alışveriş merkezinin girişinde, sonra istasyona girmeliyim ve kuzeye gitmek için güney çıkışından geçmeliyim, Suijou Akademisini geçmeli ve eve ulaşmalıyım. Bu ortalama bir saat sürer, ama gerçekte denedikten sonra buna katılmıyordum. "Neden yerdeydim Ben... böyle uzak bir yere geldim?" Bu alanın çevresinde, herkesin evinin ışığı kapalı, ve korkutucu derecede sessizdi. Tüm ışıkların kapalı olması garipti, ve ay ışığının büyük yardımı vardı. Bu yer sadece hayalet bir şehir gibiydi. Bu durumda olduğu için, kamyon sesi veya diğer yüksek sesli gürültüleri duymak beni çok mutlu ederdi. Ayrıca, gerçekten taksi istiyorum. İstasyon çıkışını bulup bulamayacağımı merak ediyorum. “Ah…” Yürüdüğüm yerde, ışıklı bir bina göründü. Bu bir market!"Cran Mart" yazılı yeşil beyaz tabela parlıyordu. "Acaba neden... Çok mutluyum!!!" Mağazanın için harikaydı, klima iyi çalışıyordu ve radyoyu dinlerken durup bazı dergileri okumak istiyorum. Ve sonra yakalayacaktım bir buz lolipop ve dükkan bekçisini getirecektim, duygusuzca yüzüme bakıyordu, ona para verdiğim parayı, kabul edecekti ve harika bir zamandı. Harika bir plan düşündüm! Mutlu bir şekilde kapıyı aç- "Ha?" Kapı durdu, klima açıktı ama radyo ve mağaza bekçisi yoktu. "Merhaba? Kimse var mı?" Belki mağaza bekçisi o gün daha gelmemişti ve köşedeki mangaları okumaya karar vermişti? Veya belki köşedeki ürünleri sıralıyordu? Her iki şekilde de garipti... Kötü bir insan olsaydım, birkaç şeyi alabilir ve gidebilirdim. Her iki şekilde de cevap yoktu. "Merhabaaaa-?!" Yazar kasanın arkasındaki odaya doğru bağırdım, hala cevap yoktu. Uyuyarak işini mi bırakıyordu? "Merhaba? Lütfen cevap verin! Güvenlik eksikliğiniz sınırda!" Yürüdüm ve odanın içini kontrol ettim. "Burada değil." Odada kimse yoktu, masada bazı dergiler ve solda bir bilgisayar vardı. Tarihi geçmiş ürünlerle dolu birçok kutu vardı... "Bir dakika... Bu bir şaka mı?" Neden kimse cevap vermiyor? Neden burada hiç kimse yok?! "Merhaba? Merhaba? Burada kimse var mı?" Ciğerlerimden bağırdım. Hatta sonrasında bile, hala cevap yoktu. Bilgisayarın tüm sesini duydum ve buzdolabının uğultusunu. Bu ses öfkelenmemi sağladı. "Lanet... Lanet olsun!!!" Artık dayanamıyordum, bu yüzden mağazanın dışında bağırdım. "KİMSE VAR MI?!!!" Yapabildiğim kadar sert bağırdım. Ama bu bile gece karanlığında kayboldu. Değişiklik yok ve tekrar, sadece sessizlik var. Ne... Sanki bir... Sanki dünyada kalan tek kişiydim!!! Ne oluyo lan?!!! "Birileri! Bana cevap versin!!!" Yok mu... Bu yerde kimse yok mu? Onaylamaya ihtiyacım var, buradaki tek insan değilim... İşte bu! Telefon! Telefonumu cebimden aldım, birilerini aramalıyım? Ev? Hayır, en hızlı çözüm polis çağırmak, değil mi? 110'u aramayı denedim ve- Heyecanlandım, nefes bile alamadım. 2.14 Önceki düşüncelerim kafamdan dışarıya süzülüyordu. Sadece hayır ifadesiyle saate bakıyordum. Saniyeleri işaretledikten sonra, “56… 57… 58… 59…0”, ama, sadece birkaç saniye vardı, ve dakikalar değişmiyordu. 2.14'de kalıyordu. Bu mümkün mü? Bu hile falan mı? Birileri beni korkutmaya mı çalışıyor? Kafam karıştı. Bu durumda ben- “………!?” Yüksek bir çığlık düşüncelerimi sildi ve panikledim. Benden başka biri var! “Kyaaa~!!!” Bir kız sesi. Neşelenmeme rağmen mutlu olmak için doğru zaman değildi. Açıkça birinin yardımını çağıran bir sesti! Sesin geldiği yöne doğru koştum. Bir tacizci falan mı? Bu hayalet kasaba değilse bile, hiç kimsenin burada olmadığı belliydi. Ona yardım etmek zorundayım! "! Onlar orada mı?" Benden uzakta birilerinin daha ayak seslerini duydum. "Hey, bekle!" Yürümeye devam ederlerse kimseyi koruyamam. Bir süre sonra, gözlerimin köşesinde, bir kız gördüm ve sokağın köşesinde kayboldu. "Bekle..." Hızlandım. Nihayet burada benden başka "birisini" buldum. Onu göz ardı edemezdim. Sokağın kenarındaydım ve- GÜM!!! Aniden bir şey bana vurdu ve yıldızları gördüm. Aldığım donuk şok, tüm vücuduma yayıldı. Başım dönüyordu ve yere kıçımın üstüne düştüm. "N..Ne?" Neden ben değilim... Neden oturuyorum?... Düzgünce düşünmem mümkün değildi. Görüşüm bulanık ve başım dönüyordu... Düzeltmeyi deneyerek, kafamı salladım ve, *KIIN!*- Başım felaket ağrıyordu ve vücudum kıvrıldı. Sağ yanımda... Ayak sesleri duydum... Biri.... mi vardı? “………” Başımı yukarı kaldırdım. Bulanık bir şey gördüm... bir kız. Tatlı bir kızdı, muhtemelen aynı yaştaydık. Giydiği üniforma bana çok tanıdıktı. “Owww…!” Baş ağrısı geri geldi ve yine başım aşağı düştü. Sonra aşağı düşerken, görüşüme ahşap bir sopa geldi. Sonra yavaş yavaş kaldırdı ve gözlerim dönüşünü takip etti. Gözlerim kızın gözlerini yakalayabildi. Kız bana bakıyordu, bu gözlerde korkuyu gördüm. Zor nefes alıyordu. Çünkü koşmuş muydu? Benden korktuğu için miydi? Ya da sonra ne yapacağı hakkında bir fikri yoktu? “….u….” Ne halt ediyordu? Neden bana böyle kötü kötü bakıyordu? Düşünceler zihnimi karıştırdı. Çünkü çökmeden önce, dilim doğru düzgün hareket etmiyordu. Kelimeler ağızımdan çıkmıyordu. Şaşkın vücudumda ağzıma konuşmayı emredemedim. “haa…haaa…ha…!!!” Kızlar külotlardan bile zorlar. Sopasını kaldırdı, kafama doğru düz bir şekilde salladı! Kahretsin!!! “Kah-” *** “ARGHHHHHHH!” Bağırırken, boğazım zorlandığından patlayabilirdi, doğrudan uyandım. “Miyaaaaaav!” Yatağımın sağındaki kedim Miiko çığlığıydı ve odamın dışında koştururdu. "Vaaah... Ohh.. Bu yer..." Onaylamama bile gerek yok, burası odam, evim, şehrim. Shiraishi şehri veya gece değil... Perdemin boşluğundan güneş ışığı yansıyor, bu güneş zaten bunu onaylıyor. "Ne... Rü.. Rüya mı?" Kalbim gerçekten hızlı atıyor. Ter bütün vücudumu kaplamış. Çünkü bu rüya mıydı veya sadece sıcak bir gün müydü? "Bu.. bu bir rüyaydı, değil mi? Kendime yardım edemem ama soru sorabilirim. Bu fazlasıyla gerçekçi bir rüyaydı. Mükemmel hatırlıyordum. Gece vakti şehirde, insana dair bir işaret, ayak izi yok... ve hatta... Kızdan dolayı kafamdaki büyük eziğin acısı duruyor... “………” Dikkatlice elimle başıma dokunuyorum... Endişeli düşüncelerle, yavaş yavaş elimle ovuyorum... Ama başımda morluk yok, ne de herhangi bir şekilde hasar görmüş... Elim kanla kaplı değil ve ağrı artık yok...
  16. Coiling Dragon Coiling Dragon `I Eat Tomatoes` tarafından yazılan bir light noveldir. Konusu: Yulan Kıtası İmparatorlukların kurulup yıkıldığı bir kıtaydı. Azizler, kılıç ve büyü kullanan, inanılmaz güçlere sahip, ölümsüz canlılardı ve geçtikleri yerlere yıkımı getirirlerdi. Büyülü yaratıklar, cesaretli ya da korkak herkesin gücünü test etmek için gittiği dağları kontrol etmekteydi. Burası ne kadar güçlü olursan ol senden daha güçlü biri her zaman çıkabilecek bir yerdi. Güçlü, bir kral gibi yaşarken, zayıf yeni bir günü daha çıkarmak için çırpınırdı. Burası Linley`nin doğduğu dünyaydı. Küçük bir şehir olan Wushan`da büyümüştü, bir efsane olan Ejderkan Savaşçının klanı olan Baruch klanının bir üyesiydi. Bir zamanlar ünleri dünyayı sallamıştı fakat klan şuan çökmüş durumdaydı, hatta atalarının yadigârı bile satılmıştı. Onu geri alma görevini üstlenen Linley, pek çok zorluk ve sıkıntıdan geçecek, güçlü arkadaşlar aynı zamanda korkunç düşmanlar edinecekti. Gelin ve yeni bir efsanenin doğuşuna şahitlik edin. Linley Baruch Efsanesi! Diger isimleri 盘龙 (小说) Bàn Long —————————– Turu: Aksiyon,Dogaustu, Dovus-Sanatlari,Fantastik, Macera, Romantik, Shounen 21 Kitap ve 800 den fazla bolum var. Tabi hepsi igilizceye cevrilmedi. Serinin mangasida ingilizceye cevrilmeye baslandi ancak manga hosuma gitmiyor maalesef. Firsat buldukca birer ikiser guncelleme yapiyorum. Bolumler Kitap - 1 (Yuzuk) Kitap – 2 (Gelisim) Kitap – 3 (Büyülü Yaratık Sıradağları)
  17. Re:Monster ~ Ölümüne Bıçaklandıktan Sonra Başlayan Canavar Reenkarnasyon Hikayesi ~ (Re:Monster ~刺殺から始まる怪物転生記~ / Re:Monster -Shisatsu Kara Hajimaru Kaibutsu Tensei-) Kanekiru Kogitsune Tomokui Kanata elinde bira dolu poşetle evine doğru yürürken bıçaklanarak vefat eder, son. Yani, en azından öyle olması gerekiyordu. Ama tekrar gözünü açtığında gördüğü ilk şey bebeklerdi. Çirkin bebekler. Yeşil derili sivri kulaklı buruşuk ve kel bebekler. Kısacası fantastik kitaplardan fırlamış, oyunlarda eziklik sırasında yeşil balçıkların hemen arkasından gelen zayıf yaratıklar, goblinler. Neyse ki Tomokui Kanata'nın, yada beyaz sakallı ve peştamalli yaşlı goblin'in ona verdiği yeni isimle, Goburou'nun (Goblin Rou) reenkarnasyondan önceki hayatından getirdiği tek şey hafızası değil. Güçlünün zayıfı yediği bu dünyada, düşmanlarını yiyerek ve onların güçleriyle evrimleşerek, Goburou (!) hayatını dolu doluya yaşamaya karar verir. Sonuçta bir kahraman mı, yoksa büyük kötü boss karakter mi olacağını ancak zaman gösterecek. Bölümün yeni açılması şerefine bir tanıtım yapayım dedim. VRMMO konusunda Moonlight Sculptor ne ise, Başka dünyaya ışınlanma konusunda Arifureta ve Tate no Yuusha ne ise, reenkarnasyon konusunda da Re:Monster odur. Hikayeyi merak edenleri şimdiden uyarayım. Hikaye +18. Vahşet, kan, cinsellik, tecavüz, içki gibi konular işliyor. Ana karakterimizin de bir goblin olması bu konuda pek yardımcı olmuyor. Arifureta'yı okuyan varsa, burada da karakterimizin gelişim şekli aynı. Ama farkı, burada drama ile başlamıyor. Yine "Benim yoldaşlarım dışında herkes gidip bir köşede ölebilir umurumda olmaz" tarzı takınan duygusuz bir antagonist ana karakterimiz var. Fakat Rou için kendi dünyasına geri dönüş yok. O yüzden bu dünyada daha kalıcı işler yapmayı planlıyor. Mesela bir canavar ordusu. Bu konuda önündeki ilk engel ise goblinlere boynuzlu bir tavşan onlara doğru koşuyorsa yana çekilmeleri gerektiğini öğretmek. Serinin bölümleri gün gün ayrılmış "1. Gün, 2.Gün..." Diye. O yüzden çevirmek isteyen olursa oldukça kolaylık olur gün gün çevirmek. Çoğu popüler novel gibi bir de mangası var. Günlere ayrılmış olması mangada bırakınca novelden devam etmeyi kolaylaştırıyor.
×