İçeriğe git

Welcome to Türk Anime TV Forum
Register now to gain access to all of our features. Once registered and logged in, you will be able to create topics, post replies to existing threads, give reputation to your fellow members, get your own private messenger, post status updates, manage your profile and so much more. If you already have an account, login here - otherwise create an account for free today!
Resim

GANTZ at the Turkey[+18]

gantz +18 Fanfiction ff

  • Yanıtlamak için lütfen giriş yapın
Bu konuya 11 yanıt gönderildi

#1
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
GANTZ isimli eserin başka karakterler kullanılarak yazılmış fanfiction hâlidir. Ayrıca sevgilim yok ve tamamen işsizim. Diğer kitaplarıma yuno44907.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz. Roman yazarım. Şiir yazarım. Hikâye yazarım. Yazı yazarım. Ne yazdığımı umursamam ama güzel yazdığımda bunu bilirim. Okumasalar da yazarım; okumayıp beni tanımasalar da hatta varlığımı umursamasalar da, sürekli kovsalar da yazarım. Gerçekten kimse okumaz. En iyi kitabı yazarsam o kitaba yazık olur çünkü ben yazmışsam okumazlar. Hoş, yazdıklarım anlaşılır ve basit şeyler değil. Anlayabilecek olgunluğa ulaşmış olan zaten yazdığım şeyi bilir ve okuma gereği duymaz veya kendi kemikleşmiş zihninde ezip atar çöpe düşüncelerimi ki oysa benim düşüncelerim en doğru olanlardır. Sonuç olarak yazıyorum ve kimse beni umursamadığından okutamıyorum. Okunmayan yazı ne işe yarar? Yazıp çöpe atsam aynı şey. Mesele bu değil. Sorun bu değil. Sorun şu ki kimsenin umurunda değilim. Öyle bir şey ki bu. . . . . . ! ! ! ! ! ! Sevilmek… Sevmek… Hep ve herkesi sevip hiç sevilmemek; hiç bir zaman ve biraz bile. Bana sapık diyorlar. Öyleyim. Sorun mu? Bu benim bile sorunum değil. Neden senin sorunun? Tükürükten tiksiniyorlar. Tükürükten tiksinen biri nasıl sevişebilir? Ya, bu kızlar gerçekten insan mı? Çıplak bir erkek neden çıplak başka bir erkekten bütün gücüyle kaçar? Sizi anlamıyorum. Ben artık çocuk değilim ve sevişmek istiyorum. Siz de çocuk değilsiniz ama hala çocuk gibisiniz. Sizi anlamıyorum işte; hem de hiç anlamıyorum. Utangaç ve kolayca tiksinen salak varlıklar sizi. Sizden başka hangi canlı utanıyor veya tiksiniyor. Bir civciv kadar olamıyorsunuz. Ne acizsiniz. Hayvan olamıyorsunuz. Bunu bile beceremiyorsunuz. Haklısınız. Ama, tabi haklısınız. Nasıl baş edebilirsin yobaz toplumun baskısıyla? Herife diyorsun sana ne zararım var. Adam diyor senin herkese zararın var. Adam ol diyor. İnsan ol diyor. Sapık olma, namussuz olma, iffetsiz olma, ahlaksız olma, şerefsiz olma diyor. Şerefsiz? Utanmıyoruz diye şerefimizi mi kaybettik? Evet, bu yobazlar için artık biz linç edilesi yaratıklarız. Bizi öldürüp Allah’a havale etmeli. Dolayısıyla bizde şeref ne gezer? Herkesin kendine göre bir şerefi var dedim. İyi demiş miyim? Dememişim. Daha neler demeliydi, ama susmuyor ki herif konuşasın. Bulmuş o sıkıcı sofist hayatında bir farklılık, bir sövecek şey, bir kum torbası; vuruyor da vuruyor. Karşılık vermedik adam rahatsız olmasın diye ama şimdi mümine yakışıyor mu sağa sola sataşmak. Benim ne zararım varmış ulan herkese? Yan gözle bakarmışım. Annesine, kızına bakarmışım. Sonuçta onlar da seviştiğim kadın gibi dişi, bakmam çok doğal değil mi bu durumda? Yapımızda var ki herkesi çıplak hayal ediyoruz. Aklımızdan çıkmıyor pornografi. Bakıyoruz da ne oluyor? Gidip karınla mı konuşacağım be adam? Bakarım öyle melül melül ve sonra bakmam. Bakıp da dil mi atıyoruz, göz mü kırpıyoruz? Öyle duvara bakar gibi bakıyoruz. Sen toplum beni dışla, sonra da sapığız diye suçla. Ulan fırsat verdiniz mi cinsellik yaşayalım! Ben hep istedim, sen hep kaçtın. Ahhh, Allah neden yarattı bu insanları? Allah iyi değil. İnsanlar kötüyse bu böyle. Bakın ben sadece sevgili istedim. Sevgilimi ne yapacaktım? Ufak da olsa bir ten teması olurdu karşı cins ile aramda. Hiç yoktan iyidir. Zamanla artar o temaslar yada biter ilişki ama, şimdi kimsenin beğenmediği, herkesin gördüğü yerde dönüp kaçtığı birisi olmak nedir? Nedir bu halim? Kızlar tek kelime konuşmaz benimle artık. Bilirler ki sevgilim olmalarını rica edeceğim zira arkadaşa ihtiyacım yok. Çok yanlış bir şey bu; aman sevgilim olmasın! Yazık o kıza. Zavallı kız. Zaten kim herkesin deli, sapık, abazan diyerek dışladığı birine el uzatır ki? El uzatsalar tüm bedenlerini isteyeceğim, haberleri de var bundan. Ayrıca dışlanana arka çıkan da dışlanır. Kim benim için katlanır ki bir avuç salağın salaklıklarına. O halde âhirete kadar bakir kalalım. Bakir de sayılmam ama yaşadıklarım da cinsellik mi lan? Her şey berbat iken birde şu yobazlar çıktı karşıma. Yok ben böyle olamazmışım. Böyle yaşayamazmışım. Yanlışmış. Kötüymüş. Beni öldürmek istermiş de Allah izin vermezmiş. Def olun ulan! Sadece gidin başımdan. Zaten zerre kadar umurumda değilsiniz. Siz bu sefer beni, sizi umursadığımdan fazla umursadınız. Hep tersi olurdu çünkü ancak seni rahatsız ettiğimde umurundayım çünkü bencilsin. Neden çevrenizdeki insanlara karışırsınız erememişler? Benim sapıklığım benim bile sorunum değilken nasıl senin sorunun? Adam diyor ki, sen eğer akrabalarıma bakıp onlarla konuşursan veya sevgilisi olmayı rica edersen seni öldürürüm. Neden? Çünkü ben sapığım, ırz düşmanıyım, hani pek çok hatunu sikip terk etmişim. Saçmalama be yavrum. Bunlar tamamen saçmalık. Bunlar bir yana, bana hiç dinden girmeyin. Herkesin dini kendinin. Herkes her dini seçmekte özgürdür. Her şey Allah ile aramda. Bu hayat da benim. Akrabalarını da taciz veya tecavüz edecek halim yok. Lafla tecavüz olmadığı gibi taciz de olmaz. Sen bana küfrettin ve ben sana kızmadım bile üstelik. Birde sokakta yarı çıplak gezmeme taktılar. Zaten plajda çıplağız. Zaten sıcak havalarda çıplak gezmek gerekir. Antalya’da İzmir’de de normal şeyler bunlar. Biz Türkiye olarak bunları aştık hani başörtüsü kullanmak suç olduğundan beri(bu cümlede CHP ile taşak geçilmektedir). Burası İzmir değilmiş. İzmir gâvurmuş. Biz müslüman mahallesiymişiz. Herkesin namusu varmış. Şu namus ne işe yarar birisi öğretsin! Ben kavrayamadım bunun işlevini pek. Kız kardeşim her önüne gelene verse zerre takmam. Ben de zaten her önüme gelenle sevişirim. Namus bencilliktir. Göremiyor musun? Bedenini paylaşmamak, turşusunu kurmaktır. Kızının, bacının hayatına karışmaktır. Namus saçmalıktır be yavrum. Sus. Sus ulan. Anılar, anılar. Anılar!! Zihnim bana bağırıyor, hayatın çok sikten! Bak yavrum, herkes gülüyor. Sen sinirli ve üzgünsün. Boş şeyler seni tatmin edemez. Sen felsefe yap, yaz, siyaset ve din tartış, öğret, öğren ve sevişmek iste. Başka hiç bir şey yok hayatında. Arada bir de resim çiziyoruz, yunom. Birde kimsenin umurunda değiliz. Kimse yazılarımızı okumaya vakit ayırmaz. Vakitleri çok kıymetli lan! Harbiden bak. Ben geçen gördüm, kıymetliydi. Evet, öyle. Lan mal!! Neden sinirli ve üzgünsün? Herkes hiçsin diyor, yanlışsın diyor, kızlar kaçıyor, salak diyorlar; bu mu sorun? Hani umursamazdın onları? Hani herkes hiçti? Onlar seni yok saydığında sen de hiçsin işte. Değiş o zaman. Kendi kendinden vazgeç, kendi mutluluğun için. Saçları dik, sarıya boya, küpe tak, sivilcelerden kurtul, benini aldır, boynuzunu da aldır, şekil giyin yani kazak giyme ama abazan gezme ulan. Bak herkes seni sevecek. Sevgilin olacak. Sık parfümünü, deodorantını ve kol katlama yani kısa kollu giyin. Oraya da dövme ve jilet izleri. Sakal, bıyık lazım. Diğer kıllardan kurtul. Saat, kolye, zincir de lazım ve kızlarla arkadaş ol, el şakası yap ki bu el şakaları aslında tacizdir; teklif etmeden sevgili ol. Öyle yaklaşın ki teklife gerek kalmasın. Böylece ret edilmezsin çünkü soruyu sormadın ki hayır desin. Bunu gözünün önünde başkaları yapıyor ve sen, ben görünüşe önem vermem ve vereni de sevmem diyerek işin içine sıçıyorsun. Bak o salaklar senin gibi olamayacak kadar aciz. Acizler ulan işte! Senin görünüşüne önem verecek kadar acizler. Neden biz o acizlere yalvarıyoruz yuno? Sarılmak için ha? Sadece sarılmak için bütün bu iğrençliğe değer mi? Sen o kılıkta aynaya bakıp kendinle konuşabilir misin? Sen değişme yuno. Yalnızlık iyidir boyun eğmekten! Asla da gözyaşı akmayacak dışarıdayken. Yalnızca evde ağlayacağız. Başımız dik ve cephede ağlanmaz. Şimdi yuno; sevgilin yok ve olmaz da zaten, toplum seni dışlar ve dinsiz der durur ki müslümansın sadece utanmıyorsun, başka ne derdimiz var? Derdimiz şu: o siktiğimin DioYuno’su seni kendisi Dünya’ya gönderdi. Kendi kendin seni Dünya’ya gönderdi ki acı çek. Yani şimdi seni bu sen yaratıp Dünya’ya göndermişken, nasıl isyan edebilirsin? Kendi kendin sana kazık atıyor; kendi kendin sana işkence ediyor. Kendine mi diyeceksin, buna hakkın yok veya çok canım yanıyor diye. O zaten seni her an izliyor ve inceliyor ve o seni anlıyor, biliyor zaten. Bu durum seni tamamen çaresiz yapıyor. Çaren yok. Çaresizsin. Burada âdeta gayb âlemindesin. Kimse seni dinlemiyor, kimse seninle konuşmuyor, kimse seninle sevişmiyor, kimse seni merak etmiyor. . . Ha sonsuz karanlıktasın ha tamamen yalnızsın. Sonsuz karanlık zaten duyularının seni terk edip yalnız bırakmasıdır kendi zihninle. O zaman da duyuların olmadığından hiç bir şekilde hiç bir şey ile iletişim kuramayıp işte böyle delirip kendi kendine konuşursun. NeoDioYuno dedi ki: insanların çoğu bot ve hep bottular. Düşünsene her şey ne kadar manâsız ve boş. Sahte bir Dünya’yı kurtarmaya uğraşmışız yunom. Zaten Dünya’daki neredeyse herkes robotmuş: biyolojik robotlar yani duyguları ve düşünceleri yokmuş. Bilgisayar gibilermiş Allah’ın programladığı. Allah ki en az beş milyar yaşında bir cengâver. Onun yaşadıkları ve bilgisi tahmin edilebilir mi? Kim bilir NeoDioYuno’dan neler gizliyordur? Allah çok kıdemli ve tehlikeli. O delirmiş. Beş milyar yıl var olmak delirtir varlığı. Evreni tüketmiştir o. Pek çok tanrı tanımıştır. Pek çok şey yaşamıştır. Sıkıntıdan bunalıp sıyırmıştır kafayı. O yüzden insanlarla taşak geçiyordu. Kuran’ı incelersen görürsün nasıl insanlarla psikopat bir çocuğun evcil hayvanlarıyla oynadığı gibi oynadığını ve şu Dünya’nın haline bak ayrıca. . . Zihnimizde bunlar var yuno. Bütün derdimiz ve amacımız bu kadar. Amaç yok. Neyi amaçlayabiliriz sahte bir Dünya’da? Burası hayatın bittiği nokta; her şeyin anlamsız ve değersiz olduğu. Bir anime vardı ve mangası en iyi mangaydı, hatırlar mısın? Hatırla bence; Gantz! Neydi Gantz’ın olayı? İnsanlar değersiz evcil hayvanlarıydı tanrının ve tanrı hepsiyle oynuyordu. Oynuyordu çok zalimce. Tanrının duygusu kalmamış. Var oldukça sönmüş ruhu. Ona hissettirmek çok zor. O gülümseyene kadar biz telef oluyoruz. Şimdi yuno, ben NeoDioYuno’dan gelen posta güverciniyim. İçindeki bu ses senin ama öteki senden geliyor. Gantz başlıyor yun. Amacın yoksa, amacın hayatta kalmak olsun. Gözlerin bin bir çilenin yaşıyla dolsun. Bu seni güçlendirecek. Her şey sen tarafından senin için yapılıyor. Bu oyun sıktı Kaseti değiştir Yeni bir oyun Anlamı pekiştir Hayatın bitti Yaşamlarını bitiştir Bir sorun çıktı Kaçtı, bir koyun O bir itti Yanlış koydun Şimdi kısaca oyuncuları tanıyalım; kendi hayatıyla oynayanları ki herkes kendi hayatıyla oynuyor -!İBNE!- Şu insanlar ve ben. Şunlar ve ben. Ben farklıyım. Benim farkım cinsel. Pek çok kişiye âşık oldum ama bunu belli bile edemedim. Buna izin vermezler. Bu toplumda böyle şeylere izin verilmez. Arkadaşlarım yavaş yavaş fark etmeye başladı farkımı. Sonum yaklaşıyor. Murathan’ı öldürdükleri gibi beni de öldürecekler. Faili meçhul bir cinayet olacak ölümüm. Her ne kadar faili meçhul de olsa da onu, Murathan'ı âşık olduğu çocuk olan Koray'ın öldürdüğüne adım gibi emindim. Koray onu “belki peşimi bırakır, geçici bir hevestir” diye sikmişti ama Murathan durumu yanlış değerlendirip Koray'a Koray'ın serseri arkadaşlarının yanında sulandı. Ben bu kadarının doğruluğundan eminim anlatılanların. Toplum bize aşkı yaşatmıyor. Sevgilimizle el ele gezemiyoruz. Aşkı yaşayamamak bir yana, dışlanmak bir yana öleceğim. Oysa büyük bir futbolcu olmaktı hayalim. Adım İskender. Eşcinselim. -!İBNE!- -!ÂŞIK!- Onunla aynı okulda olduğum için çok şanslıyım. Zeki ve yakışıklı olduğum için de çünkü bunlar benim onu kazanmamı kolaylaştıracak. Lakin ben 9 o 12(inci sınıf). . . Beni çocuk görüyor o, daha doğrusu görüyordur. Onunla konuşma cesaretim hiç olmadı, olamaz da. Sürekli etrafında erkek var. Sürekli farklı erkekler onu etkilemeye uğraşıyor. Çok güçlü ve çok yakışıklı olanlar da var, çok korkutucu olanlar da. Ama bir kız nasıl bedeninde kesik izleri olan, sokağın kirinden siyahlaşmış, nasırlaşmış, sertleşmiş bir tene sahip olan bir çocuktan hoşlanabilir, nasıl korkmaz o hayvana kendini teslim etmekten? Bunun vahşi bir köpeğe bedeninizi sunmaktan farkı yok. Bu psikopat şahıs oldukça dengesiz ve tehlikeli ama kız sanki o bir prensmiş gibi onun varlığından memnun. Evet, adamımız Doğuş bu yarışı önde götürüyor. Pek çok kişinin sevdiği, benim âşık olduğum kız onun ellerinde şu an. Doğuş gibi bir it bence karısını dövecek kadar acizdir. Zaten zorbalıkta kavgacılıkta sınırı yoktu bu pisliğin. Kızların neden ikiyüzlü, yalancı, karnesi zayıflarla dolu özürlülerden hoşlandığını anlamıyorum. Bunu görmeye dayanamıyorum ama bir şeyler yapsam ortaokul bebesi sayılıp alay konusu olacağım. Kız da Doğuş da lisede kalmış yani benden 4 yaş büyükler en az. Bütün bunlara rağmen kızın Doğuş denen salağa gitmesine izin veremem. Ben lise birler arasında birinciyim, okul birincisiyim; kız beni hak ediyor; o bir salağa layık olamaz, olsa bile benim istediğim olmalı, benim hakkım bu. Bu yüzden bu gün çıkışta ona bu mektubu vereceğim, hemen sınıfa gidip yazmaya başlayacağım mektubu. Adım Sezai ise, bunu yapacağım! -!ÂŞIK!- -!BAĞIMLI!- Seks, sigara, alkol. . . Seks, sigara, alkol. . . Hayat bu. Hayatım bu. Her şey çok anlamsız ve bir o kadar boş; haydi ağla ve koş. Çığlık at, bağır, böğür faydasız! Faydasızsın. Faydan yok. Faydası yok. Her şey sana zarar verir ve sen her şeye. Her şey birbirini sikiyor, birbirini sikiyor zihnimde, sikiyor zihnimde zihnimi, zihnimde zihnimi beceriyorum zihnim. Oh be, sonunda söyleyebildim. Kafam güzel de. Portakal çok iyi kafa yapıyor. Her şey birbirini sikiyor, zihnimde zihnimi beceriyorum falan, lay lay lay. Hayat ne? Para kazan ve harca. Para değerdir. Para değersizdir. Para işte; satın alma gücü ne kadar? Sahte aşklar alır. Yalan bulaşmıştır her yanına, iğrençtir. Para faydasızdır, faydasızdır bana. Faydasızdır benim gibi. Para ile canın ne çekerse yersin. Para ile canın ne isterse giyersin ama ben çıplak olmayı tercih ederim evimde. Para sadece budur. Para çok önemsiz eğer açlıktan ölmüyorsan. Hayat ne? Cinsellik mi? Seviş, sikiş, sev. . . Aşk falan. . . Nereye kadar? Neden? Kaç defa? Binleri devirdi sikim. 26 yaşındayım. Bıkmışım. Yorgunum. Yaşlanıyorum. Hayatım bitiyor işte. Amaçsız, faydasız, gereksiz, boş yaşamım son buluyor. Bulsun da. Yaşlanmak istemiyorum. Öleyim ben. Artık bakire sikemiyorum. Eskisi kadar yakışıklı değilim. Çok alkol, sigara, uyuşturucu kullandım galiba. Dünya güzel. Ben daha güzelim. Aslında her şey berbat ama bu yüzden birazcık az çirkin olana güzel diyoruz; kelimeler işlevini yitirmesin amaç. Tamamen tükendim ve bittim. Seviş, sikiş. Uyuş, öl. Ben bağımlıyım. Karşıma ne çıktıysa bağımlısı oldum. Bilgisayara pek bulaşmadım Allah’tan. Zaten sikişmek varken kim o aptallık yapıcının karşısına oturur? Sadece aptallar, evet. Adım Cem’di galiba. Kafam güzel, bilmiyorum. Her şey çok boş, sikten, berbat ve sıkıcı anlıyor musun? Sikici, sikici… Evet! -!BAĞIMLI!- GANTZ mangasını yazının devamını okumadan önce okumuş olun. Bir oda. . . Bir evde bir oda. İçinde insanlar. Odanın içine ışıkla çizilen bedenler?? Işık havaya insan çiziyor. Hücreleri hızla teker teker örgü örer gibi yerleştiriyor. Bu ışınlanma teknolojisi. Işığın maddeye dönüşüp hücre şekli alması bu tam olarak. Ve işte Gantz, o başlıyor. —Bakın birisi daha geliyor. —Bu her olduğunda gözlerimi kırpmadan öyle alık alık bakıyorum. —Gerçekten inanılmaz. Işınlıyor mu bu? —Selamünaleyküm muhterem. İyisin inşallah? —Noluyor bee? —Bilmiyoruz. İşin garip yanı okuyucu da bilmiyor[XD]. Teker teker insanları havaya çizmişti ışık. Teker teker insanlar getirilmişti neresi olduğu bilinmeyen bir yere. Az önce ölmemişler miydi oysa? Ölüp de cennete mi gelmişlerdi yoksa tanrı onlarla dalga mı geçiyordu? Hayır burası cehennemdi ama en sıkı, en samimi dostluklar burada başlardı; cennet miydi o halde burası? Benim de kafam karıştı şimdi. Her neyse, son gelen de selam verip yerine geçti. Türk halkı işte; selam eksik olmaz. Gâvurlar ne yapıyor, hemen soruyor soracağı soruyu ama Türk başta bir selam verir, hal hatır sorar, derdin var mı der. Günde yüzlerce defa selamlaşmaya mecbur bırakıldığınızda sikiyor bu durum. Gavurlar bizden daha düzgünler aslında. Tekrar bir ışınlanma furyası aldı başını başladı. Bu sefer ışın kalemi siliyordu adamları. Sökülen bir kazak gibi kayboluyorlardı. Yine nereye gidiyorlardı? Zaten yeni gelmemişler miydi? Bu iki olay yani iki ışınlanma arasında elbette konuşup tanışmışlardı biraz. Yarım saatte insan ne kadar tanıyabilirdi insanı? İşte bu kadar tanışıyorlardı. Aralarında baştan tanışanlar vardı. Beraber ölenler beraber getirilmişti buraya. Ve sonunda herkes yeni yerindeydi. —Burası neresi? —Bir sokaktayız. —Burayı biliyorum. Kâğıthane burası. —Burada ne işimiz var? —UAĞHGKGKGKG. . . . . . Çığlıklar atıldı havaya doğru. Gecenin üşüten rüzgârına doğru esti ağızdan çıkanlar. Herkes viyaklayarak kaçıştı. Birisi iki parça olmuştu, kalabalıktan. Ve bir bütün ikiye ayrıldığında mutlu olmaz. Yerdeki mutlu değildi. Kan da vardı biraz etrafta ve üşüten rüzgâr. Rüzgârın üşütük yaratıkları mıydı o kanı oraya koyan yoksa iki parça olup mutsuzlaşan şahıs mı? Daha fazla saçmalamayacağım, tarzım değil. Bir yaratık çarptı bir kısmının gözüne. O yaratık iriydi. Boyu 4 metre vardır belki. Gözleri kırmızı kırmızı parlıyordu; gözüne gözüne giren rahatsızlık verici sokak ışıklarının gözüne çarpan ve oradan bize seken ışınlarıyla. Yaratık korkunçtu. Acaba o bir yaratık mıydı yoksa yaratıcı mı? Gelip bana, ben tanrıyım deseydi inanırdım. Karanlıkta hiç bir şey net gözükmüyordu. Her şey şehirde oluyordu. Şehirde, evimizin olduğu yerde kan görmek huzursuzluk vericiydi ve cömertçe verdi huzursuzluğu, herkese eşit şekilde paylaştırdı. Huzursuzluk dağıtan bir kan yığını olmasaydı o, onun çok iyi ve adaletli olduğunu düşünebilirdik. Öyle tanrısal bir heybeti vardı ve biz hep tanrının iyi olduğuna inanırdık, inanmak isterdik ama tanrı iyi olmak zorunda değildir. Hiç bir şey onu bir şey yapmaya zorlayamaz çünkü. Çünkü o tanrıdır, en büyüktür. Koşuştu insan. Yaratık hareketsizce baktı ona ve insan arkasına baktı. Kaçamadı kırmızı gözlerden. Oysa o gün ne kalabalıklardı. Gantz, bu bin puanlık canavar için 20 kişi getirmişti. Herkes bir kurşun sıksa ölürdü belki hayvan. Tabi birde eski eleman vardı. O eski eleman gerçekten çok eski ve tehlikeliydi ama hiç biri bir işe yaramadı. İnsan kaçamadı kırmızı gözlerden. Yaratık saniyede 50 metre hızla belirmişti insanın dibinde. Ayağı kaydı insanın. Her şey önemsizdi. Hiç bir insan hiç bir şekilde bu yaratıkla tek başına savaşamazdı. Savaş da olmadı zaten. Düşmüştü insan. Üstüne doğru gelen dev yaratık ona ne kadar zayıf, aciz, pasif, çaresiz olduğunu haykırdı. Yaratık ona 6 metre yaklaşınca acele etmeyi bırakmıştı. Öylece kapıp parçalamanın ne zevki olabilirdi ki? Kurbanıyla iletişmek istiyordu. Acizleşen insan geri geri süründü yaratığın yüzüne bakarak. Yaratığın kürkü vardı; ayı kürkü gibi kürk işte. Uzun ve kalındı tüyler, yoksa kıllar mı? Yaratık beyaz ve kırmızı renge boyanmıştı. Bu yaratık kandı sanki. Ve yaratık acizleşmiş insan sakinleşmişken kükreyerek tuttu onun gövdesinden. Bir çığlık attı insan. Hayatının en heyecanlı anıydı. Kalbi patlayabilirdi. Sırf kalp atışı bile tüm enerjisini tüketip onu hareket edemez hale getirmişti, işte şimdi insan tamamen acizdi. Yer ile el arasında sıkışmıştı göbekçiği insancığın. Çırpındı onu ezen, bunaltan ağırlığın altından kaymak için. Yaratık elini biraz kaldırırmış gibi yaparak hafifletti. İnsan çırpınıp kaydı elin altından. Kurtulurken yaratık onu bacağından yakaladı. Onu canı nasıl isterse öyle öldürecekti şimdi. Yasa yoktu, toplum baskısı yoktu, yaratık psikopat bir seri katildi, hobisi beden parçalamaktı, çıplak gezen bir hayvandı ayrıca, etoburdu ve çiğ et yerdi, çok güçlüydü ve hareketliydi bir insan için. . . . . . Kısacası insanı tam olarak istediği gibi öldürecekti ve insanlık dışı her ölümü isteyebilirdi. Burada bu insanları kovalamasının nedeni de öldürme isteğiydi: en derinlerden gelen bir istek. İnsanın övülmekten memnun kalması kadar normal ve doğaldı yaratık için bu istek ve bu gerekçelerle bacak arasını ısırdı insanın. O ağzın boyutları ve dişlerin durumu şoka soktu insanı. Nasıl böyle çabucak ve kolayca insanın acıdan dolayı şoka girmesini sağlayabiliyordu bu hayvan? Çok yetenekliydi. İnsana dönecek olursak mal mal kafasını yavaş yavaş öne eğip aniden arkaya savuruyordu. Bunu yapmasının nedeninin şokta olması olduğunu söyleyebiliriz. Yeteri kadar kan kaybettiğine karar verince de öldü. İşte tanrı buydu. Tam olarak canı ne isterse onu yapıyordu. İnsanların birbirini öldürmesini izliyordu, canının istediğini cehenneme sokuyor ve kimsenin kaldıramayacağı işkenceler yapıyordu, canının istediğini cennete koyuyordu ama orada da yasaklar vardı ve insanın orada bile canının sıkılacağını çok iyi biliyordu. Diğer kurbanlar çoktan kaçmışlardı. Bazıları sınırı geçip beyinlerinden oldular, bazıları köşeden, terastan yaratığı izliyorlardı hayatlarına mal olabilecek bir merakla ki oldu da. Yaratık insanların peşinde koşturup dalga geçerken bir ara bir şeye takıldı. Oysa yaratığın keskin duyuları bu engeli fark etmeliydi. Engele takılıp fena şekilde düşen, yuvarlanan ve debelenen yaratık yerde yatmaya yeni başlamışken üstüne düşen ateş topu ile aciz yaratıkların acısını tatmış oldu. Kaburgalarının olması gerektiği öngörülen yerde bir patlama olmuştu ve şimdi orada bu patlamanın neden olduğu bir dağınıklık vardı. Buharlaşan kan hariç 4 litre kan saçıldı toprağa ama kanama yoktu hayvanda. Kan patlama anında fışkırmış ve patlama susunca vazgeçmişti bunu yapmaktan. Ateş eden görükmeyen engel yani şu bizim eski, sessizce yerini değiştirdi. Özel kıyafet dışında her şeyini çıkartmıştı sessiz olmak için. Gariptir ki şu 21 kişilik grupta tek teçhizatlı olan oydu. Neden giymemişti ki sanki diğerleri kıyafetlerini? İnsan hiç değilse silâhları alır. Eski, görünmezdi ve yaratığın ona çarpacağını öngörememişti. Yaratık ona çarpıp düşünce de dikkati dağılsın diye ateş etmişti ve yaratık acıyla boğuşurken o kaçmıştı uzaklara. Kızın yanına gitti Eski; genç bayanın. 20 yaşından büyüktü bayan. 30’dan da küçük olunca gerisi önemli değildi. Sessiz olmasını ve hareket etmemesini istedi. Bir mağazanın içindeydiler. Çıt çıkmadı. Sıcaktı da burası. Üşütük rüzgâr yoktu burada. Yaratık yarasının iyileşmesi için cesetleri yemeye gömüldü. 3 kişiyi de tecavüz ederek öldürmüştü. Pek tecavüz denemez aslında buna çünkü tecavüze uğrayan şeyin bağırsakları ezilip patlamaz ama bu hayvan, hayvandı. 3 kişiye tecavüz etmesi de garipti. Bir tane yetmez miydi sanki? Sonra süre doldu ve ışık tekrar gelip onları önceden gittikleri eşyasız eve götürdü. Süre dolduğu için puanları sıfırlandı sağ kalanların. Zaten bir kişi dışında hepsinin puanı sıfırdı. Eski dediğim tecrübeli adam şaşırdı. 3 tane genç sağ kalmıştı. Üçünün de erkek olması elemanımızın beynine kan fışkırttı. Hiç bir şey söylemeden özel kıyafetten aldığı güç ile elemanlara girişti. Üçünü de döverek öldürdü. Kemik kırmak dövmek sayılır mı; bedeni şekilsiz bir et parçası yapmak? Dövmüştü ama adam, hakkını yemeyelim. Genç bayan şoka girmişti beden dışına çıkmış kemiği, eti, kanı görünce. Birde ölülerin yüzlerinin bir kısmının sağlam olması, ölüyle göz göze gelmek ne ağırdı. Şimdi anlaşılıyordu. Eski dediğimiz eleman manyağın en önde koşup bayrak sallayanı ve hatta boru öttüreniydi. Elemanlara bilerek Gantz’dan bahsetmemiş ve böylelikle ölümlerine sebebiyet vermişti. Onlara silahtan, güç kıyafetinden bahsetmeyip ölüme çıplak göndermişti. Hepsi ölünce rahatlıkla genç bayana saldırabilecekti. Evde yalnızdılar. Eleman hatuna ne istediyse yaptı. Onu işkence yaparak yavaş yavaş öldürdü ayrıca. Toplu iğne, jilet, kemer, sopa kullandı bunun için. Kadına çok korkunç şeyler yaptı ve kimse görüp bilmedi. Şu an siz bile tahmin edemiyorsunuz. Ama bu sapkın fantezileri böyle es geçmek olmaz. Aslında bu kitap sapkınlık içermeyecekti ama sayfalar ilerledikçe bunun içi boş bir pornoya dönüştüğünü göreceksiniz. Ne yapalım, oldu bir kere hem yazardan kalın ve içi tamamen dolu bir kitap yazmasını beklemeniz haksızlık lan. Kolaysa en mükemmel kitabı siz yazın götler. —Ne yapacaksın bana?(Kadın) —Sakin ol, bir şey yapmayacağım.(Eski) —Uzak dur benden. —Bilirsin sadece sikmek istiyorum seni. —Lütfen bana zarar verme. Canımı da acıtma. —Sakin ol. Vücudunu bana ver. Kendini bana teslim et. Güvendesin. —Tamam, peki... Adam kızın cinsel organını sıkıca kavradı. —Ah.(Kadın) —Sahip olduğun en önemli şey avuçlarımın içinde işte.(Eski) —Ama o kadar sıkma. Acıyor yapma. Bırak, yeter! Ahhh… Kadın ağlamaya başlamıştı. Fercinin kenarları veya yanakları ve bızırı adamın eli tarafından sıkıştırılarak eziliyordu. —Ben ne istersem o olur bebeğim.(Eski) Kadının dudaklarını emdi. —Ve şimdi o pantolonu çıkarmanı istiyorum.(Eski) —Tamamen soyunsam?(Kadın) —Acele et ama. Kadın adamın ona yaptığı bu işkenceden zevk alıyordu. Karşı cinsten biri de benim organımı ve taşaklarımı sıksa ben de zevk alırım. Karşı cins çünkü, karşı cins sikişmeyi çağırıştırıyor. Kadın size vermeyecek de olsa aletinize dokunduğunda bilinçaltınız bedeninizi sikişe hazırlamaya başlar. Organın sertleşmesi buna kanıttır. Adam bu sefer çıplak bedeni avuçladı ve sıktı. Meme uçlarını çekiştirdi. Sadece ağrıtmayı biliyordu bu adam. Yumuşak, azdırıcı, huzur verici dokunuşlardan bir haberdi. Bir katilin yaptığı sexten de tam olarak bu beklenirdi zaten. Kadın iyice azınca amı ve götü aynı anda parmakladı adam; insanın iki eli var değil mi? Eh, kadın daha da azdı. Korktuğundan zorluk çıkarmadan güzelce vermişti kadın kendini. Hep kadın verir ve korkutmazsan, kandırmazsan vermez zaten. Erkek zaten kendini çoktan vermiştir kadına da, kadın gelip almasını beceremez ama şimdi burada olan bu değil, burada olan tecavüz. Adam bu kadın uslu olmasaydı onu öldürüp sikecekti. Yalnız şu verme meselesini iyice anlayın. Kadına “Beni bağla sik.” diyorum kadın bana “Sana vermem.” veya “Götünü mü sikeceğim?” gibi şeyler söylüyor. Bak yavrum burada veren benim, kadın değil ve ayrıca sikmek diyince neden bir yerlere bir şeyler sokmak anlaşılıyor? Kadın ve erkek eşitse eğer sikmek erkek için bir yere sokmak, kadın içinse bir şeyi kendine sokmak olarak algılanmalı. Hıyarı siktim mesela, amıma hıyar soktum demek. Kadın erkek eşit olsun istiyoruz. Bir kadın bir erkeğe amını verebiliyorsa aynı şekilde bir erkek de kadına sikini verebilmeli: Eline vermek mesela. Kadın bu yolla azabileceği son noktaya kadar azdı. Evet boşaldı. Adam bu sefer elinin tamamını soktu kadının cinsel organına. Hiç doğum yapmamış bir kadın için bu çok sancılıydı. Am hiç düzelmeyecek şekilde deforme olacaktı. Deformenin türkçesi ne lan? Büzüşmek? Tam olarak değil. —Ah, yapma. Sakın yapma.(Kadın) —Sakin ol, acımayacak.(Eski) —Ne zevk alıyorsun bundan. Elini sokacağına sikini soksana mal! —Mal mı dedin sen bana? Adam elini acımasızca ittirip amı yırtar. —UAHHAAHH(Kadın) —Sakin ol bebeğim geçti.(Eski) Adam kadını alnından öper ve bunu yaparken kolunu sokup çıkarmaya başlar. Kadın acı dolu çığlıklar atarken defalarca boşalır veya altına işer veya boşalmadığı halde aşırı genişleyen delikten aşağı sular damlar. Kadın baygınlaşınca adam durur, elini çıkartır. Kadın halsizce yere düşer. Yapışkan sıvı adamın elinden kadının amına doğru dizilmiştir. Adam kadını saçından tutup kaldırır ve yüzüne bir yumruk iliştirir. Kadının burnu kanar ve yere düşer tekrar. Saçları ya kopmuş ya da adamın elinden kaymıştır. Adam kadını dövmek istemiş ve dövmüştür işte. Bu kadar basit ve normaldir olan biten. Daha sonra toplu iğneleri getirdi adam içerden. Kadın hemencecik uyumuştu adam içeri gittiği sırada. Orgazm dolu yorucu bir sexten sonra ne yapılır? Adam kadının bacaklarını tuttu, havaya kaldırdı, ayırdı ve ortaya çıkan cinsel organı yaladı. O iğrenç, anti bakteriyel ve asidik sıvıyı yaladı. Ama adamın asıl hoşuna giden yarılmış amdaki kanlardı. Tam yarılmış ve kanamış olan yeri ısırdı adam. Kadın acı dolu bir çığlık daha attı. Adam dakikalarca ısırdı. Kadın çırpındı, bağırdı, kıvrandı ama adam hiç acımadı; daha da sert ısırdı ta ki kadın adamın suratına işeyene kadar. Adam sinirlendi ve toplu iğneleri kadının cinsel organına falan batırmaya başladı. Kadının koltuk altına ve bacak arasına bile sokmuştu iğneleri. Meme ucu falan zaten mahvoldu. Daha sonra delik deşik olmuş olan bızırı aldı eline, jiletle kadın daha canlıyken kesti onu ama et keser gibi kesti. Ucundan tutup çekti ve jileti hızla ileri geri hareket ettirerek kökünden aldı. Ağzına aldı bu eti ve sakız çiğner gibi çiğnemeye başladı. Ekmek bıçağı aldı eline. Onu da vaginaya sapladı. Kadın acı çekerken onu yere yatırıp götünden sikti. O siktikçe bıçak kadına batıyor ve yarık genişliyordu. Adam boşaldığında kadın hala ölmemişti. Sikine bok bulaşmıştı adamın ama zaten pislik herifin teki olduğundan umrunda değildi. Sopa ve kemerle dövdü kadını kadın kan kaybından ölene kadar. Gantz işte buydu: Kuralsızlık, Hayatın değersizliği, Ecel korkusu, Can sıkıntısı, Ölüm. . . Oda yine boştu. Eleman(Eski) bir sigara yakıp gelecek (yeni) postayı bekledi. Başka bir zaman başka bir yerde:… -!ÂŞIK!- —Nedir bu? —Sana yazdım. Kız gülümsedi. Elbette biliyordu çocuğun elindekinin kendisine yazılmış bir aşk mektubu olduğunu. Sezai’nin sana yazdım dediğini duymadı bile çünkü bu imkânsızdı. Çocuk ya şaka yapıyordu ya da saçmalıyordu. Acaba mektubu ona kim yazmıştı? Bu küçük çocuk kimin postacısıydı? Mektuba gömüldü kız bir süre. Onu çağıranlara “Gelmiyorum, şunu okumam lazım.” dedi. Dalga geçenlere küfretti. Mektupta aynen şöyle yazıyordu: Sevgili Esra, Aylardır aşkımdan yanmaktayım; lütfen beni daha çok harap etme. Ben gerçekten çok zekiyim. Eski okulumu birincilikle bitirmiştim. Beni seçersen çok zeki bir sevgilin olmuş olacak. Ayrıca seni kaybetmemek için her istediğini yapacağım. Tek istediğim bana sarılman. Saygılarla Sezai... Sezai? “Sezai!!”. Sezai üç yaş ufaktı dolgun göğüslü hanım kızımız Esra’dan. Esra öfkeyle gülümsedi. Elindeki kâğıt parçasını çocuğun suratına yapıştırdı, bir yumruk gibi. Oysa çocuk ne güzel bir Türkçeyle, nasıl da öz ve imlaya uygun bir metin yazmıştı kız için. Kızın çocuğun bu ileri zekâsından etkilenmesi gerekiyordu oysa. Hem kim gencecik bir sevgili istemezdi ki? Sezai hem yanağı mıncıklanacak bir kardeş, hem de dudağından öpülecek sevgili olabilirdi değil mi? Kızın yaptığı çok kötü, çok yanlış bir hareketti; etik değildi. Ama o neydi öyle? Ne salakça bir aşk mektubuydu o. Aşk böyle mantıklı ve basit değildi. En az âşık olduğunuz kadın kadar karmaşık ve onun kadar salakçaydı. Aşk sikişmek ve sarılmak falan değildi. Aşk duyguydu. Aşk saçmalıktı. Ve kızlar âşık olmadıkları insanlarla sex yapmazlardı. Ne olur sadece sikişmek istediğimiz için sikişsek? Namussuz oluruz değil mi? Evet ben orospuyum, ne yapacaksın şimdi bana? Orospu olmak çok güzzee, lay lay la lay la :P Orospu erkek gücü! Her kim cinsel hayatıma karışırsa götüne sokarım; Ateş Serbest! -!ÂŞIK!- -!BAKİR!- Bakir benim, yani yuno, yani bu kitabın yazarı. Kitap benim sözlerimle başlamıştı. Aslında kitabı yazan başka bir yuno, her neyse. yuno birden çok olabilir çünkü o tanğı! Evet… FaceBook. . . Boku çıktı. Size yüz(Face) verdik, bokunu(Book) çıkardınız diyorlar ya, aynen öyle. Şimdi yarı çıplak fotoğraf koyduk, dikkat çekti. Biraz da sırt ve kıç fotoğrafımızı koyalım. Evet. Tamam. Oldu. Böyle manyaklıklarla dikkat çekmek amacım. Altına da bir yazı: Beni beğenmeyen, geri çeviren, benimle olmaya cesaret edemeyen bayanlar bunlardan mahrum kaldı. Hah, bir de ön taraftan, cinsel organımızı bacakların arasına gizleyerek bir foto çekilelim. Budur, işte budur! Yunus, vücudun çok güzel. Zeki, yakışıklı, yalan söylemeyen, kusursuz birisi nasıl yalnızlığa mahkûm edilebilir toplum tarafından? Gizlimiz saklımız da yok. Sikimiz taşağımız cam4'larda dolanıyor. Toplum böyle bir hatayı nasıl yapar? Nasıl benim sevişecek son insan olduğuma karar verir. Pornstar gibi adamız! Allah belanızı versin; duam da çok kabul olur ya ama bakın belanız zaten benim. Ben Allah tarafından alemlere bela olsun diye gönderildim. Okul da bitiyor yavrum. Okul tamamen bitiyor. Sınıfta kalırsan atacaklar, geçersen diploma verecekler, üniversite okursan elektriğe yani saplarla yaşamaya devam(Üniversitedeyim şu an ve sınıfta 60 erkek, 0 kız var. Sanırım ibne olacağım.). Yolun sonu. Uçuruma vardık Yun. Yunus’cuğum bak şimdi, hala bir şey bitmiş değil. Kapa çeneni yalancı!! Okul bitmek üzere ve hala kızlar “âşık olduğum biri var”, “sevgilim var”, “sen sapıksın seninle olmaz” diyorlar. Sapığım; sanki kontrolümde! Kolu olmayan biri kolu olmadığı için suçlanabilir mi? Sapık olan biri de sapık olduğu için suçlanamaz. Ben böyle yaratılmışım. Sapık olmayı ben mi istedim? Herkes sevgili yokken de mutlu ama ben internetim ve sevgilim olmazsa mutlu olamıyorum kesinlikle. Ve sen, siz; sapıksın diyerek beni dışlıyorsunuz. Sapıksam ne olmuş? Nasıl seviştiğimi, sikiştiğimi nereden bilebilirsin denemeden? Sapığım diye bedenini parçalara ayıracağımı, amını götünle bir edeceğimi mi düşünüyorsun? Ben kimseyi taciz etmedim. Sözle tacize zaten taciz demem çünkü değildir. Ben kimseye izinsiz dokunmadım. Sapığım ama bu benim sorunum, senin değil. O halde görmezden gel. Bunu kontrol altında tutabiliyorum. Bu durum yalnız beni ilgilendirir. Sapıksın, seninle olmaz deme bana!!’! Sanki sen sapık değilsin göt!! Pis yalancı! Namus budalası!'! Sizin yüzünüzden abazan oldum, sapık oldum lan ben!!!'!!! —Yunus, FaceBook’a çok müstehcen fotoğraflarını koymuşsun. —Evet hocam. —Gel buraya! —Gelmem. —Gel dedim! —Hayır. —Sen hocana karşı mı geliyorsun? —Evet! —Yakalayın şunu! Ulan amına koyduğumun çocukları, size ne oluyor? Kıskançlar! Cesaretimi, zekâmı, güzelliğimi, dürüstlüğümü, çıplaklığımı kıskandılar! Neden çıplak fotoğrafımı yayınlayamam? Bakmak istemeyen bakmaz. Zaten arkadaşım olmayan göremez beni. Arkadaşlarından çıkar, engelle. Davranışlarımı takip edip hocaya ispiyonlamak da ne? Bu beden benim! İstersem çıplak gezerim. Yarı çıplak gezerim. Bu beden benim itler! Bu hayat da benim. Sizin toplum düzeninizi, sosyal düzeninizi sikeyim. Budalalar! Sikişmek güzeldir luağğn! Yunus sevgilisiyle beraber olan insanları rahatsız eder. Sevgilisi olan erkeklere “Bana bir kız ayarlamadınız ulan!” der. Kızları zaten sürekli rahatsız etmektedir(Neden o cılız çocukla çıkıyorsun? Neden o salak, serseri malla çıkıyorsun, sınıfta kalmadı mı o bu yıl? Gibi şeyler söyleyerek rahatsız ediyor kızları ve sonra da “Siz harbiden erkeğin iyisinden anlamıyorsunuz.” diyor yani kızlara “Siz salaksınız hulayn!” demek istiyor ve bazen diyor da.). Mutlu olan herkesi kıskanır. O mutlu olamıyordur çünkü. Artık sürekli terler, koşamaz, yürümekte güçlük çeker, konuşmaz, gülmez. . . O artık daha fazla bezemez veya azamaz. O gerçekten çok mutsuz ve çok hastadır. “Neden beni kimse beğenmiyor? Neden beni kimse sevmiyor? Oysa ben en iyiyim. Aptal insanlar.” Yunus o gece maskeli kişilerce dövülerek öldürülür. Kimse olaya karışmaz. Ölen kişi kimsenin umurunda değildir. Kimse onu kurtarmaz. Toplum Yunus'u tamamen dışlamış ve sonunda linç etmiştir. “Vurun, vurun amına koyayım.” -!BAKİR!- -!BAĞIMLI!- Size ne demiştim? Hayat sıkıcı, boktan, berbat, bunalıyorum. . . Her istediğime sahibim ama insanlar yetersiz. Beni rahatsız ediyorlar. Yalancılar, sahtekârlar, alaycılar. . . Buna katlanamam, bu hayata katlanamam. Hitler gibi saygı görseydim ve sevilseydim gerçekten tamamen çok farklı olacaktım. Ama hayatı boyunca tembellik etmiş biri nasıl değerli biri haline gelebilir. Cem alkol ve uyuşturucu komasına girip öldü. Cesedi ölümünden üç gün sonra bulundu. -!BAĞIMLI!- -!ÂŞIK!- Sezai başarılı bir yazardı yaşına göre. Yazıyordu da artık Esra’dan başka şey yazamıyordu. Eski yazdıkları hep yarım kalmıştı. Devam edemiyordu. Beyni sadece konu Esra ise çalışıyordu. Esra onun zihnini felç etmişti. Esra bu arada okulun amına koyuyordu tam olarak. Etrafta onun pek çok kişiye göt verdiği dedikoduları dönüyordu. Esra da bilmiyordu dedikoduların kaynağını çünkü pek çok erkeğe göt vermişti. Bu durum Sezai’yi hasta etti. Sezai artık iyice sinirlenip bir gün tenha da Esra’yı taciz etti. Esra ile kavga ettiler. Esra ondan üç yaş büyük olduğundan süt çocuğu Sezai’yi zorlanmadan dövdü(Aklıma Ferhan ile yaptığım kavga geldi şimdi. Karnına tekme atmıştım. Rahmine denk gelmiş olmalı:D Lise üçte olmuştu bu olay. Aslında ikiydik de herkes önceden kalmıştı bir yıl.). Sezai ağladı. Esra ona üzülüp onu kucağına aldı. Sarıldılar. Sezai hala ağlıyordu ve Esra onu dudağından feci şekilde öptü. Çocuk o öpüşü asla unutmadı. Her an o hissi tekrar tekrar hatırlayıp hissediyordu zihninde ama Esra, Sezai’ye bir daha yanaşmadı. Çocuğun aşkı yarım kalmıştı. Çocuk kahroldu. O öpücük her gece aklına geldi ve her gece ağladı çocuk. Yastığa yorgana tecavüz etti ama hiç biri Esra yanındaymış gibi hissettirmiyordu, hissettiremezdi çünkü Esra yanında değildi. Esra'yı çok özlüyor ve onunla tekrar öpüşmek istiyordu. Sürekli Esra’yı birileriyle öpüşürken görüyordu. Evinin balkonundan atlayarak intihar etti Sezai. Bu acılara daha fazla dayanamadı. Oysa Esra ona hayatının bir haftasını ayırsa çocuk Esra'ya doyacak ve güzelce ayrılacaktı sonunda o orospudan. Tüm her şeyini kardeşine bıraktı çocuk, ama kardeşi onun yazılarına asla sahip çıkmadı, bastırmadı, yayınlamadı. Neden intihar ettiğini kimse merak etmedi ve anlamadı. Ailesi için önemli olan intihar etmiş olmasıydı. Annesi oğlum satanistmiş de haberim yokmuş dedi. Satanistler intihar eder sanıyordu. Kim bilmez yalnızca abazanların ve önemsenmeyenlerin intihar ettiğini. Kimse önemsememişti Sezai'yi. Haberlere, gazeteye bile çıkmadı intiharının haberi. -!ÂŞIK!- Bu oyun sıktı Kaseti değiştir Yeni bir oyun Anlamı pekiştir Hayatın bitti Yaşamlarını bitiştir Bir sorun çıktı Kaçtı, bir koyun O bir itti Yanlış koydun Biri gider Bir diğeri Biri öteki Bir çok mu önemli Bir şeyler başlıyor… —Lânet olsun! Ölmedim mi? —Sen de kimsin? —Hah, adım Cem. Burası neresi? —Kim bilir? —Kadir bilir. —Yok, o inanıyordu. —Hah, evet! —Adım Sezai. —Kaç yaşındasın? —14. —Ben 26. Biraz konuşsana Sezai, sıkılıyorum. —Ben de sıkkınım. Ben de ölmemişim. —Sen de mi intihar ettin? —Sen intihar mı ettin? —Hayır, ne alaka. Ben sadece artan intihar olaylarıyla ilgili. . . Baştan alayım, cümle yanlış oldu: Ben intihar olaylarının artmasından yola çıkarak öyle dedim. —Bu ülkede intihar edilmez de ne yapılır. Mal toplumun baskısı, genç kızların mallığı, bir türlü cinselliğe yanaşmayan bayanlar. . . —Aslında yanaşırlar da sen daha çocuksun be Sezai, senin cinselliğin yok. —Bedenim 14 yaşında olsa da zihnim 30 yaşında vardır. —Zihinle sevişemezsin. —Lafım yarım kalmıştı: Bu ülkede intihar edilmez de ne yapılır. Mal toplumun baskısı, genç kızların mallığı, bir türlü cinselliğe yanaşmayan bayanlar, hepsi sömürgeci olan TBMM, halkını kandırılıp boynu vurulacak tavuk gören yöneticiler, sansürcü ve cahil zihniyet, yarı çıplak gezenleri apaçi ve eşcinselleri top olarak niteleyen dışlayıcı ve alaycı toplum yapısı, abazan diye erkeği abazan bırakan kızlar varken ölmeyip de ne yap? Burada bu hayat yaşanır mı hiç? Yaşanılabilir mi? Bu mümkün müdür? Ha ben intihar etmedim ama öldüğüm için de mutluyum. Hoş, öldük ama hayattayız, garip. O sırada Yunus yani bakir sıfatını layıkıyla taşıyan arkadaş odaya ışınlanmaya başlamıştır. Tabi bu iki mal bunu (Yunus'u) fark etmezler sohbetin koyuluğundan. Ve transfer işlemi biter bitmez Yunus ismini verdiğimiz eleman konuşmaya dalar. —Siktir lan oradan velet. Zaten psikopatım, dalarım sana şimdi. Bayağı bayağı intihar etmişsin işte. Ben yalanı anında anlarım.(Yunus) Sezai isimli çocukcağız yalanının ortaya çıkmasından ve hayatla baş edememiş, ona yenilmiş olmasından dolayı utanıp kıpkırmızı kesilir. Sonra Cem’in kucağına kafayı gömüp zırlar. Hem de çok fena zırlar. —Tamam da kardeşim çocuğu ağlatman gerekli miydi?(Cem) —Çok sinirliyim. Kusura bakma.(Yunus) —Anlat hele derdini ağbine. —Ben çocuk değilim!!(Sezai) —Sus ulan velet!(Yunus) Pervasızca ve yüzsüzce konuşmaya başlar Yunus. —Ağbi, ben Hadımköy denen sınırsız sayıda mal dolu bir semtte yaşıyorum 3 yıldır.(Yunus) —Hm.(Cem) —10, 11, 12’yi orada okudum. Okulun bitmesine az zaman kala hala sevgilim yoktu. Oysa ben kusursuzdum. —Sevgilin yoksa bir kusurun vardır be gülüm. —Kusursuzum lan ben!! Yakışıklı değil miyim? —Her şey tip mi? —Sen beni daha çok kızdırmadan açıklayayım. Orada sevilmedim çünkü ben utanmaz ve gurursuzdum ve oradaki herkes fazlasıyla utangaçtı ve gururluydu. Bu durumu garipsediler. Ben kusursuz olduğumdan onların hepsini oldukları gibi sevebildim lâkin onlar beni değil sevmek, zerre kadar anlayamadılar. —Çık çık, daha hatan vardır senin. Dökül dökül. . . —O kadar da yok. Meydana çıkıp sikişmek istiyorum diye bağırmadım ama evet; sokaklarda yarı çıplak gezdim, beni kızdıranları dövdüm, kızları öyle sıkıştırdım ki hiç bir şekilde benim haksız ve onların haklı olduğunu iddia edemediler ve hakkım olanı ısrarla istedim. Artık beni her gün görmekten, duymaktan okulun tüm kızları bıkmıştı. Önyargıyla dışladılar beni. Oysa ben en dürüst, en sadık, en istekli, en doyumsuz ve sevenini kaybetmemek için her şeyi, onun her istediğini yapacak biriyken bana böyle davranmamaları gerekirdi ve hatta okulda en beğenilen erkek ben olmalıydım. Hiç bir kıza, hiç bir bahane ile dokunmadım hatta ve sonra bunlardan yola çıkarak herkesi sıkıştırdım: “Bana bir sevgili ayarlamadınız, hepinizin sevgilisi var lan” dedim. Okul bitiyordu. Okulun yarısından çoğu kızdı ve ben orada bile sevgili bulamamıştım. —Sen de insanları seni öldürmeye zorlamışsın. Sen bizden daha zavallı haldesin. İntihar edecek kadar bile cesaretin yok. Seni öldürsünler istemişsin yaşamdan kurtulmak için.(Sezai) —Sezai, dur biraz orada. Ben daha nasıl öldüğümü anlatmadım. Nereden çıkarıyorsun intihar ettiğimi?(Cem) —Gelir gelmez “Lânet olsun! Ölmedim mi?” demiştin. Ölmediğin için şikâyetçiydin. —Güzel, iyi yakalamışsın. —[‘o_o] —(Benim öldürüldüğümü nereden bildi?)(Yunus) —Her neyse çocuklar. . . Vaktimiz az. Şu kürenin içindeki kıyafetlere ve silâhlara ihtiyacımız var.(Yunus) —Ne diyorsun Yunus?(Cem) —Bakın şu kürenin ekranındaki süre bitmeden işimizi bitirmeliyiz. Hemen silâhları ve kıyafetleri alın. —İşimiz ne? —Sonra söyleyeceğim. Önce kıyafetler ve silâh. . . Silâhlar gerçek. Tetiğin biri hedefe kilitlenmek, öteki de ateş etmek için. Bu silâhlar kilitlendiği hedefleri asla ıskalamazlar. Aslında; sanırım tetiğin biri bomba fırlatıyor, öteki de patlatıyor. Silâhlarla oynamayın. Cephanesi sınırsızdır. —Hiç bir şey anlamadım. —Buraya ışınlanarak geldik değil mi? Bana güvenin. —Yeniden ışınlanıyoruz??(Sezai) —O halde vakit geldi. Çabuk hazırlanın.(Yunus) —Burası neresi? —Neden buradayız? —Ne yapmaya geldik buraya? —Piknik yapmaya! Ya bir susun be! Sessiz olun. Yoksa avlanacağız.(Yunus) —Silâhlar falan, bu bir av mı?(Cem) —Hareket edemiyorum.(Sezai) —Cin mi çarptı, ne oldu??(Yunus) —Hareket edemiyoruz!(Cem) Işınlanır ışınlanmaz felç olmuşlardı. Sezai bunun ışınlanmanın bir etkisi(yan etkisi) olduğunu düşündü. Oysa arkalarındaki gizemli yaratık onları gizemli ruhsal güçleriyle felç etmişti. —Huhu, komşu komşu. . . Naber komşu? Borç versene borç.(Yaratık) —Lânet olsun, arkamızda ve hareket edemiyoruz!!(Cem) —Nefesim ensende güzel mi komşu? Onu bunu bilmem ama o silâhlar elinde çok çirkin. Bu küçük çocuk da kim? Siz asker değil misiniz beni avlamaya gelen? Çocuktan asker olmaz. Adam gibi gelin. Adamlarla gelin. Çoluk çocukla mı oynayacağım? Çocuk gelirse yanınızda sizi öldürmem mi sandınız?(Yaratık) Yok, o öyle değil; öldürmem falan derken kurtulmuştu yaratığın felç eden büyüsünden Cem ağbimiz. Ve yaratığa 2-3 tane çakınca yaratık öldürmem falan diyememişti. Diğerleri de kurtulup yaratığa atladılar. Yaratığı yumruk-tekme falan döverken yaratık kapandı tabi. Sonra patladı. Patlıyordu bu yaratık canı sıkılınca. Alevli ve sıcak bir patlama değil, sadece bir şok dalgası. Nitekim bizim elemanları onlarca metre gerilere uçurabilecek bir patlama. Basınç patlaması diyebiliriz buna. Desek mi? Demeyelim. Aslında bu ses dalgasına da benziyordu. Biliyorsun, o da basınçtır. Ama her basınç olayını sese benzetmeyelim isterseniz. Yine sokakta oluyordu olan olaylar ve yine kimse duymuyor, görmüyordu. Yunus ise çoktandır bir şeyi fark etmişti. Bu daha on yaşındayken yarattığı hayali super kahraman Micheal’dı. Yani küçükken yarattığı bir kahraman şimdi onun tanrı olan kopyası tarafından gerçekten yaratılmıştı. Yaa, siz de işte bir gün büyüyüp tanrı olursanız sizde işte böyle küçüklük kahramanlarınızı yaratabilirsiniz. Lakin bu Micheal denen hıyar iyi bir kahraman değildi. Yunus da psikopatın tekiydi zaten. Gençliğinden beri Hitler’e özenirdi ki gençti zaten henüz. Her neyse. . . . . . Sağa sola üç kişi uçuşmuştu. Yunus’un yaratığı şimdi onun düşmanıydı. Yaratık üstünü silkeleyerek “Derimi buruşturmayın.” dedi. Yunus ateş etti yaratığa. Yaratık patladı. Bu sefer sahiden patladı. Etrafa bir kaç parça uçtu. Sonra yeniden oluştu. Kendi kendini yarattı. Hiç bir şey olmamış gibi. Bu sefer uçuyordu birde üstüne üstlük, Kanadı olmadan uçuyor!? Dalgaya bakar mısınız? Resmen dalga geçiyor!! Ölmüyor, ölünce yeniden aynı yerde sapasağlam beliriyor ve uçuyor ayrıca felç falan da ediyor. Dalga geçiyor… “Ne? Ama bu nasıl olur? Ne yapacağız?” dedi Cem şaşkınca. Yaratık ona odaklanıyordu. Yunus fark edip, çekip aldı onu oradan. Kaçtılar. Nereye? Neden? Yaratık ne yapacaktı ki Cem'e? Ne yapacağını bilmiyorsan kaçarsın zaten. Bilinmeyenden kaçarsın. Ne yapacağını ne yapman gerektiğini bilmiyorsan korkarsın. Korkup kaçarsın. . . Bu yüzden yabancılarla tanışmayız. Bu yüzden ilk kez bir şeyi yaşıyorsak korkarız. Bu yüzden malız işte. —Onu yenemeyiz.(Yunus) —Evet.(Cem) —O bizi öldürmez. —Neden? —Sadece bize bir şey yapmak istiyor. —Ne? —O bir sapık. Bizi yakalarsa ne yapar kestiremiyorum. —Harika. —Ne yapacağı ne kadar sapıttığına bağlı şu an. —Biliyor musun, şu silâhlar canımı acıtıyormuş, acıtabiliyormuş. Evet, doğru; peki şimdi ne yapmalı?(Yaratık) Korku dolu gözlerle arkalarında bir anda beliren yaratığa baktılar. Yaratık ışınlanıyordu da. “Neden hep arkamızda?” dedi Cem, Yunus’a. “Sus, onu azdıracaksın.” dedi Yunus. —Sizi sikeceğimi düşünmüyorsunuz değil mi?(Yaratık) —. . . .(Biz :P) —Hadi, bu çok saçma. Yunus çok yakışıklısın, şimdi fark ettim.(Yaratık) Yunus yaratığın suratına kıyafetin verdiği güçle hayvancıl bir tokat yapıştırır. Havada asılı duran yaratığın kafası bedeniyle beraber bir metre geri fırlar ve yaratığın bedeni yamulur. Sonra geri düzelir. —Bu ön sevişme miydi?(Yaratık) Yunus yaratığın sarkıntılığına dayanamaz ve koşmaya başlar. Yaratık bir anda tam önüne ışınlanıp gelişine bir yumruk çakar ve Yunus yirmi metre falan geri fırlayıp duvara çarparak bayılır. Yaratık yavaşça ona doğru uçarken Cem ateş eder ve yaratığın kafası vücudundan kopar. Yaratık Cem’in arkasında oluşur ve ona sokmaya(!) çalışır fakat kıyafetler engel olur. Cem panikle bağırır. Biraz da acı hissetmiştir. Yaratık tekrar sokmak için geri çekildiğinde Cem onun onu tutan kollarından yakalayarak omzunun üstünden yere fırlatır. Yere çalınan yaratık acıyla şoka girer. O şoktayken Cem karnına ateş eder ve yaratık tekrar dağılır. Yaratık artık sinirlenmiştir. Tekrar oluşmuştur görmedikleri bir yerde ve orada dinlenmeye başlamıştır. Aradan zaman geçer. Yunus ayılır yavaşça. “Artık bu sıkmadı mı?” der yaratık. Cem ve Sezai’ye doğru yavaşça yaklaşır. Aniden ikisinin arasına hızla kayar ve onları kendine doğru çeker. Onların ruhsal erkelerini emer ve Yunus’un yanına gider. Ruhsal erkeleri emilen Cem ve Sezai yorgun düşüp uykuya dalmıştır. —Sakın bizi bayıltıp. . .(Yunus) —Şişş. .(Yaratık) —Ama bak sakın dedim! —Şişş. . —Bak oğlum, git kızlara tecavüz et. Def ol git başımdan. —Ama çok yakışıklısın. —Lakin isteksizim ve bundan hiç zevk almam. Dişi olsaydın her türlü ama karşıcins değiliz. —Tamam şimdi uyu. —Sarılma lan bana. Ahhhh!!!.. Yunus'un ruhu yaratığınki tarafından sarılmış ve sıkıştırılmıştır. Daha da sıkıştırılmaktadır. Arada elektrik ve enerji akışı olur. Ruh akışı olur. Ruhlar mürekkep gibi birbirlerine karışmaya, birbirlerini kuşatmaya başlar. Yunus pek çok hoş duygu ve hissi aynı anda hissetmektedir. —Hissediyor musun? Ruhlarımız birleşiyor. Ruhum senin ruhunu sikiyor. Sana tecavüz ediyorum. Ruhların cinsiyeti olmaz. Cinsiyet yalnız bedendedir.(Yaratık) Beden sahte dünya ile iletişim kurmamızı sağlar ve bizden gerçeği gizler. Ruh ise gerçeği görür. Sahteler yalnızca gerçeğin taklitidir; gerçekten daha iyi olamaz sahte olanlar çünkü zaten kaynağını ondan alırlar ve sadece kopyadırlar. Ruh gerçek olduğundan cinsiyeti yoktur. Tanrının cinsiyetsiz olması hakikatte cinsiyetin var olmamasından kaynaklanmaktadır. Cinsiyet yaratılmıştır. Sadece yanılgıdır. —Avvv. . . Ovvv. . .(Yunus) —Ruhum seninkini sarıyor ve onun en hassas yerlerine şiddetle dokunuyor. Yeter bu kadar değil mi? Şimdi ruhsal erkeni alacağım ama onlara yaptığım gibi değil. Seni onlarla bir tutmuyorum. Senden hoşlandım. Ve geliyor.(Yaratık) Yunus'un bütün ruhuna doldu yaratığın ruhu ve çıkarken tüm ruhsal erkesini zorla sökerek çıktı. Yunus boşalmıştı, yaratık da. —VUUUAAHH(Yunus) —Ciyaklama lan!(Yaratık) —Ahhh.. Ohh. —Şimdi uyu. Yunus'un bedenindeki enerjiyi emer yaratık ve Yunus yorgun düşüp hayatının en derin uykusuna dalar. [Cinsellik ruhu tatmin etmek için bedene uygulanır. En etkili sex ruha yapılandır.] Yunus’un gözleri yaşarmıştı. Bu kadar kuvvetli hislere ve bu bunaltıcı acıya dayanamamıştı. Kendinden geçmişti. Bu ruhsal tecavüz olayından zevk almıştı. Bu hoşuna gitmişti. Hiç bitmesin isteyebilirdi. Yaratık duyguları, ruhları ve bedendeki enerji akışını kontrol edebiliyordu. Unutmayın bu yaratık Micheal’dı, kızıl olan değil; diğer yaratık bambaşka biri. Yaratıkları birbirleriyle karıştırmayın. —Tecavüze uğrayan var mı beyler?(Cem) —Ben iyiyim.(Yunus) —Ben de..(Sezai) —Yunus!?(Cem) —İyiyim dedim ya Cem! —Bak bir şey yaptıysa söyle. Sana ayrı muamele çekiyordu da. —Yapmadı lan! Götümü açıp göstereyim mi? Defol!! —Tamam, sakin.. Yaratık Yunus’a tecavüz etseydi de (bedensel tecavüz) Yunus aynı şeyleri söyleyecekti. Söylemeyecek olsa bile Cem’i ne ilgilendirirdi bu olay? Cem, Yunus tecavüze uğramış olsa tutup da onu sikecek miydi, artık ibnedir bu diye veya Yunus’un olanları heyecanla anlatıp onu coşturmasını mı istiyordu, aynı amele kesimin birbirine sikiş maceralarını anlatması gibi. Bu diyalog tamamen saçmaydı. Hiç yaşanmamalıydı. Cem’in bunu sorması yanlıştı. Yunus’un yalan söylemesi de. Sonuçta bedeninde bir iz olmasa da ruhu zevkten kudurmuştu ayrıca ışınlandıklarında bedenleri tamamen onarılıyordu yani sikilen göt de eski haline gelirdi. Onlar da ışınlanınca ayılmışlardı zaten. Işınlanınca uykuları kaçmıştı, ruhsal erkeleri eski haline dönmüştü. Yaratık onlardan emdiği ruhsal güçle daha da güçlenerek gidip kız kaçırmıştı ve ona tecavüz etmişti. Baygın erkekleri sikmekten daha zevkliydi bu ciyaklayan kadını sikmek. Orada, odada, o odada eski vardı. Hani eski şu Kızıl yaratığı gören ve görünmez olup saklanmayı seçen. O hep onlarlaydı ve hep görünmezdi. Bir an ortaya çıkıp hepsini öldürmeyi düşündü. Ahh, iyi ki ışınlanınca ışınlanırken ruhsal erkeleri yenilendiğinden ayılmışlardı; yoksa bu eski dediğim adam uyurlarken hepsini öldürürdü. Bir kenara saklanıp gelen geçen hanımlara tecavüz ediyor bu adam. Bir an bizim elemanları öldürmek istedi ama sonra, kız yokken kavga etmeye gerek yok dedi kendine. Belki kız gelince, ortalık daha karışık olunca onları vurabilirdi ama şimdi ne gerek vardı yaratıkların öldürebileceği insanları boşu boşuna öldürmeye. Belki gelecek görev öleceklerdi hepsi. Eski neden hayatını riske atsın ki üçe tek savaşarak? Ve sustu. Her şey sustu. Bina terk edildi. Özgürlüğe gidildi. Özgürlükle ilk randevu; ölümün ve ölümle tekrar yüzleştirilmenin ardından. . . -!BAĞIMLI!- Ah uyuşturucu bulmalıyım. Lânet olsun, uyuşturucu bulmalıyım. Ölüyorum. Her geçen gün… Alkol ve sigara da lazım ama uyuşturucu olmazsa kriz geçiririm ve tabi kadın da…… Elimdeki silâha baktım. Yapabilirdim bu silâh ve kıyafetle. İhtiyaçlarımı karşılardım zorlayarak insanları. İhtiyacım olanı zorla alırdım. İnsanlık bunu hak ediyordu. Onlara iyi davrananları kolayca unuturlardı ama onlara kötülük yapanları zor unuturlardı. Kötülük daha üstündü bu yüzden; daha zor unutuluyordu. Adolph Hitler'in unutulmaması gibi. Üstün olan doğru olandı. Kötü olan doğruydu, doğru olan değil. O halde kötülük yapmalıydım. Giysinin gücü ve silâhın gücüyle tecavüz ettim, çaldım, zorladım, zorla aldım ve insanlık hak ettiğini aldı yine. Hak ettiği haksızlığı. -!BAĞIMLI!- -!ÂŞIK!- Onu tekrar görmeliyim, Esra’yı. Yunus’un söylediğine göre tekrar ışınlanıp savaşacağız. Bu yüzden acele etmeliyim. Ne diyeceğim ona? Ne yazacağım? Ne anlatacağım? Nasıl anlatacağım? Onu etkilemeliyim. Benim aşkım olmalı. Benim aşkım gerçekleşmeli. —Esra! —Ölmedin mi sen salak? —Salak deme bana lütfen. —Öyle mi? —Senin hakaretlerin beni derinden yaralıyor. Sevdiğim kişinin bana hakaret etmesi beni derinden incitiyor. —Neden bu kadar salaksın? —…… —Sevmiyorum seni anlamıyor musun? Sen küçücük bir çocuksun be! Daha sakalların çıkmamış. Aramızda kaç yaş fark var, hey! Oğlum ne sanıyorsun sen kendini? —Önemli olan zihnin ve ruhun yaşıdır. Beden sadece cevizin kabuğudur. Değerli olan cevizin içidir. —Pekâlâ neden benim gibi şımarık, orospu, küfürbaz, ahlâksız, namussuz bir genç kızı seviyorsun? Gidip yaşlı, olgun, bilge, zeki bayanlarla sikişsene sen. —……………… —Söyleyecek bir şeyin yoksa gidiyorum. —Esra!! Seni seviyorum. Hiç mi umurunda değil? —Ama ben seni sevmiyorum. Ben bencil bir ateistim. Kendi hislerimden başka kimsenin hislerini önemsemem. Lânet olsun, adın neydi? Her neyse ben böyle biriyim işte. Beni sev ve acı çek o zaman, salak!! Def ol şimdi. Ağladım. Öyle derin ve beter ağladım ki o an silâhımla beynimi patlatabilirdim cebimde bir silâh taşıdığımı unutmasaydım. Esra resmen ağzıma sıçmıştı. Yok olmuştum. Şu andan itibaren hiç bir hissim, duygum yoktu. Tek bildiğim Esra’yı sikmek istediğimdi ama aslında bu da değildi istediğim; ben beni seven bir Esra’nın beni sikmesini istiyordum aslında. Esra’ya kendimi tamamen teslim etmek istiyordum. Bana ne isterse yapsın istiyordum ama kötü şeyler yapmak istemesin istiyordum. Esra denen salak orospu ne ara bana bu lafları söyleyecek kadar zeki olmuştu? Bu kızın normalde kullanmadığı bir beynimi vardı? Sadece konu kendi mutluluğu olunca mı beynini kullanıyordu? Ve gittim. Salak salak gezdim gece gündüz. Not defterime tükenmez kalemle bir şeyler yazdım o sersemlikle. Ölmeyecektim. Bu savaşı kaybetmeyecektim. Esra’ya yenilmeyecektim. Bir gün ya bana âşık olacaktı veya ona tecavüz edecektim feci şekilde. Büyümeyi beklemeye karar verdim. Yo hayır, eczaneleri soydum silâhımın verdiği gücü kullanarak. Bir sürü hormon, kas yapıcı, büyütücü, cinsel organ geliştirici çaldım eczaneden. Ve kullanmaya başladım dikkatle. Yan etkileri dikkatle inceleyerek kullandım. Ve elbette spor yapmaya ve yememe içmeme dikkat etmeye başladım. Seni alacağım Esra. Seni alacağım ve sen zaten benimsin. Belki zorla belki acı çektirerek ama seni alıp sana ödeteceğim bu yaptıklarını. -!ÂŞIK!- -!BAKİR!- Kendine Neo Dio Yuno diyen yuno piçi neden üstümüze Micheal’ı gönderdi? O herifin gücü bizim çok üstümüzde. Bu böyle devam ederse bir gün siki tutarız, taklaya geliriz. Micheal’ı yenmemizin hiç bir yolu yok. Hem ayrıca onu neden öldürelim ki? Anlamıyorum ki ne yapıyoruz? Her şeye rağmen bu GANTZ olayı iyi oldu. Bu elemanlar kafa çocuklar gibi. Abazanlığımı unutuyorum galiba. Bir takımın lideriyim. Sonunda ben de yuno gibi bir liderim. O kâinatı yönetiyor, ben ise bu GANTZ takımını. Önemli olan sözümüzün geçmesi ve diğerlerinin yönetimimizden memnun kalması. Şimdi bir binaya tırmanıp camdan içeri girelim ve evde kız olmasını umalım. Cam kırılınca mahalle panikler tabi. Kapıyı iyice kilitlemeli ki kırıp girmesinler. Tecavüz iyi bir şeydir. Tecavüz iyidir ama kızcağıza zarar vermezsek. Doğruyu söyleyin, bir kadını sikerek onu nasıl incitebiliriz? O sikilmek için var olmamış mıdır zaten? Cesaret edemediğinden hayatın asıl zevklerinden mahrum kalan şımarık kızlarımıza cesaret aşılıyoruz. Tecavüze uğrayınca cinselliği doğal karşılıyorlar. Seninle sevişmek istiyorum diyen karşı cinse normal tepkiler veriyorlar artık. Tavuk gibi viyaklaya viyaklaya kaçmıyorlar. Konuşup fikirlerini beyan ediyorlar. Konuşuyorlar artık karşı cinsle cinsellik hakkında. Hem en zevkli cinsel fantezi tecavüzdür. Birisi sizi öyle sever ki, size ulaşmak için sizi hiçe sayar. Sizi mutlu etmek için çabalar size rağmen. Tecavüz rules :P Tabi çeşit çeşit tecavüz var. Sikip öldüren var. Döven var. Ona bakarsan tecavüz olmasa, nikâhlı kocan olsa bu herif, yine seni döver ve bazen de öldürür. Gazetelerde bu haberleri okumuyor muyuz? Önemli olan bazen olay değildir, o olayı kimin yaşattığıdır. Yanlış insan daima yanlıştır. Doğru insan-iyi insan, kötülük yaparken bile iyidir. Tecavüz ederken incitmemeye çalışır. Hırsızlık yaparken ihtiyacı kadarını veya soyduğu kişinin lüks eşyalarını çalar. Cinayet işlerken acısız öldürmeye ve doğru kişiyi öldürmeye dikkat eder. Doğru insan; bunu unutmayın… Gerçekten iyi insan -!BAKİR!- -!İBNE!- Lise sona gidiyorum. Şişli çok tehlikeli bir yerdir, eşcinseller için.. Burası ormanlık. Ve kafama iner nereden geldiği bilinmeyen darbe. —İskender! —Ne? —Seni kardeşimle görmüşler. —Evet? —Kardeşimle mi oynaşıyordun lan ibne?! —Hayır! —Siktir lan oradan yalancı göt! Kardeşime taşaklarını elletmişsin. —Yalan. —Açıp elletmişsin! —Vurma bana. Yalan! —O zaman bana gerçeği anlat. —Senin kardeşin gelip benim sikime dokundu ama pantolonun üstünden. —Yalancı! Orospu! Benim kardeşim ibne mi lan! —Benim ne işim olur kardeşinle ibne olmasa. Yanıma geldi, bir şeyler konuştu ve sikimi tuttu. Ben de “Git başımdan velet!” diye gönderdim. —Benim kardeşim nasıl ibne olur lan! O benim kardeşim lan! Kardeşini getirmemişti yanında. Beni görürse psikolojisi bozulurmuş. Ve sürekli kafama vuruyordu demirle. Yanında mahallenin çocukları, arkadaşları ama on altı yaşından büyük olanlar. Ben on yedi yaşındaydım. Lise sondum. Okul bitince kaçacaktım buralardan. Kendilerince bir meclis olmuş beni yargılıyorlar. Suçlu ben değildim, reislerinin kardeşiydi ama reisin kardeşi ibne olamazdı; olsa bile olamazdı. Birazdan infaz edeceklerdi beni. Ailelerin haberi olmadan ormanlık arazide beni öldüreceklerdi. Ailelerin haberi olmadan! Neydi bu? Neydi bu olanlar: Eşcinsel olduğu için insan öldürmek; Kendi kardeşi beni taciz etmesine rağmen tacizci ve eşcinsel gömleğini bana giydirmek…… Çok saçma! Adalet yok. Anlayış yok. Birbirini öldürebilecek kadar bencil insan ve bahanelerin önemi yok. Yeter bu kadar. Siz anladınız. Bu yapılanlar yanlış. Bilmeden karar vermek, öldürmek, bilenlere veya büyüklere danışmamak yanlış. Bu salak herifler anlayabilir miydi beni? Hayır ve olan da tam olarak onların beni anlamamasıydı. -!İBNE!- —Ne haber, nasılsınız beyler?(Cem) —İyiyiz ağbi, daha iyi.(Yunus) —Bende… Hıııııı!(Sezai) Sezai ağlar. Esra'dan dolayı. —Sezai, ağlıyor musun yavrum?(Cem) —Yok ağlamıyor, timsah gözyaşları onlar.(Yunus) —Hıı, hıııııı!(Sezai) —Öküz gibi ağlıyor lan.(Yunus) —Yine bir aradayız ve yine gidiyoruz savaşmaya ha?(Cem) —Ölümcül bir savaş..(Yunus) Odaya biri ışınlanmaya başlar. Yeni ölmüş olan biri. —Sezai kafanı kaldır da şu gelene bak. Yeter ağladığın lan.(Cem) —Anaa, biri geliyor lan. Sadece bir kişi mi? Durum vahim beyler.(Yunus) —Neredeyim? —Burada.(Yunus) —Nerede? —Tam orada, olduğun yerdesin işte.(Yunus) —Yaa onu demiyorum. Burası neresi? —Burası bir evin içi.(Yunus) —Bu ev nerede? —Bu sokakta.(Yunus) —Bu sokak nerede? —Bu mahallede.(Yunus) —Bu mahalle nerede? Hangi mahalle? —Bu mahalle dedim ya.(Yunus) —Susun lan!!(Cem) —Çok şekersin. —Evet, gayleri çekerim nedense. Tüm gayler beğenir beni.(Yunus) —Gay olduğumu nereden anladın? —Şekersin dedin.(Yunus) —Bir erkeğin bir erkeğe şeker demesi için gay olması gerekmez. Mizacın çok sert. —Burası insanı sertleştirir gülüm. Ah dün gelecektin de görecektin şamatayı.(Yunus) —Ne oldu dün? —Sakata geldik.(Cem) Tanıştılar. Yeni gelen gay elbette İskender’di. Yunus gibi lise sondu ama Yunus gibi sınıfta kalmamıştı. Yunus’tan iki yaş küçüktü. Sezai’den üç yaş büyüktü. Cem’den dokuz yaş küçüktü. Kısacası Cem 26, Yunus 19, İskender 17, Sezai 14 yaşındaydı. İskender de giydi kıyafetleri ve aldı silâhını. Ve savaşa gittiler ışık olup. —Burası neresi?(İskender) —Burası mı orası mı?(Yunus) —Susun lan! Sezai hala ağlıyor musun?(Cem) —Hişt, sessiz.. Yoksa avlanacağız.(Yunus) —Orada biri var!(Cem) Hemen oraya bakarlar. Burası bir ormandır ve orada ağaç vardır. Her zamanki gibi yine gece savaşmaktadırlar. —Kaçtı.(Cem) —Sezai yüzünden meşguldük, kaçırdık. Ağlamasana çocuğum.(Yunus) İnsanlar, insancıklar. Avantaj bende. Ben bir orman yaratığıyım. —Aağğğhhhh!!!(Sezai) —Sezai!(Bizimkiler) —Yok, kaçırmışlar.(Yunus) Sezai karanlık gecede bir anda kaybolmuştu. Birbirlerine bakmadıklarında kaçırılıyorlardı. Kim Sezai'yi alıp kaçmıştı saniyeler içinde? —Ioooah!(Yaratık) Başbaşa kalan yaratık ve Sezai dövüşürler. Yaratık Sezai'nin giydiği güç kıyafetinin gücünden habersizdir. Sezai yaratığı dövmeye başlar. Yaratıktan dumanlar çıkmaya başlar. Sezai ona omuz çakar ve yaratık ağaç ile Sezai arasında ezilip adeta sıvılaşır. Sonra dumanlar yoğunlaşır ve yaratıktan geriye hiç bir şey kalmaz. —Ne oldu?(Yunus) —Yok oldu?(Sezai) —Nasıl?(Cem) —Ne biliym nan? ama buharlaştı sanki.(Sezai) —Hayra alamet değil.(Yunus) —Siz insanlar bir vampire karşı ne yapabilir ki?(Yaratık) —Vampire bak, light vampir. Demin dövdüm lan bunu.(Sezai) Vampir yani yaratık arkalarından büyük bir duman bulutu olarak yaklaşmıştır. Vururlar ama sadece dumandan bir parça yere düşer ve tekrar duman olup uçar. Uçucu bir sıvıya benzemektedir vampir. —Hepinizi lânetleyeceğim!(Vampir olduğunu iddia eden yaratık) Vampir duman formunu daha fazla koruyamaz ve insanlaşır. Henüz çok zayıftır acemi vampirimiz. Uzun süre form değiştirmeye yetmemektedir ruhsal gücü. Vampir gibi büyülü ve lânetli bir yaratığın elbet ruhsal gücü vardır. Genç vampirler çelimsiz olur ve bu vampir gençtir. Derken yaratığa topluca girişirler. Yüzünü, karnını falan yumruklarlar. Yunus iğrenç yaratığın saçından tutup onun kafasını kaldırır. —Vurma, vurmayın.(Vampir) —Hah, lânetini çevreye bulaştırmana izin veremeyiz.(Yunus) Ve yaratığın yanağına hayvancıl bir yumruk çakar. Yaratığın önceden ağzından kan gelmektedir zaten. Bu yumruk boynunu kırar ve saçın birazı Yunus’un elinde kalır. Ceset kocaman açılmış gözleriyle yerde şekilsizce yatar. Kaskatı kesilir. Sonra uçmaya başlar parlak gözleriyle. Gözleriyle uçuyor kanatlarıyla değil ki, zaten kanadı yok. —Size vurmayın demedim mi?!(Vampirceğiz) Bizim dört eleman uçup ağaçlara yapışırlar. Onları vampir uçurmaktadır. Bu yaratık onları geri iterek psikokinezi gücüyle ağaç arasında ezmeye, sıkıştırmaya çalışmaktadır lakin yaratığın gücü tükenir ve ayakları yere basar. Rüzgâr ve kinetik alan dağılır. Bizimkiler yaratığa doğru Allah ne verdiyse koşmaktadırlar. Tam yanına vardıklarında yere yığılır veya düşerler. Elemanlar yine felç olmuşlardır. Ve onların tüm kasları tamamen gevşer. Artık vücutlarında adeta kas yoktur. —Önce hanginizi lânetlesem? Sen küçük çocuk, sen neden vurdun bana bu kadar çok?(Yaratık veya vampir) Sezai’yi kucağına almıştır vampir, küçük bir oyuncak bebeği tutar gibi. Cılız, kısa ve siyahtır vampir ama güçlüdür vampir olduğundan; tabi aslında vampirlere göre zayıftır. Derken, bir ses yükselir. Zaten ucu vampire doğru dönük olan silâhının tetiğine basmayı başarmıştır Yunus felç olduğu halde. Ve vampirin sol bacağı yok olur veya başka bir şeye dönüşür; işte onun gibi bir şey. Vampir acı ile beraber yere düşerken felç çözülür. Coşkuyla saldırır bizimkiler. —Beni bırakın. Vurma! Ah, hayır. Yapmayın. Acıyor, çok acıyor.(Vampir) Acımasızca döverler vampiri. Derken vampir patlar. Şaşkın ve meraklı bakışlar bakar. “Çok acı çekiyordu.” der İskender. İskender onu vurmuştur daha kolay ölmesi için. Kafa acı ile dili dışarı çıkarır ve tükürüğünü akıtır. Gözler kocaman açılmıştır. Ve ağzını açarak, dilini çekerek son nefesini vermeye çabalar. Ölür. Vampirler lânetlenmişlerdir. Kimse lânetlenmek istemez. Dolayısıyla kimse vampir olmak istemez. O böyle olmayı istemedi ki. O kötü olmak istemedi. Yazık oldu. Yazık. Bazen bazı insanları öldürmek zorunda kalırsın. Kimse öldürülmek istemez sanırım. Kader kontrol edilemeyendir ve kader bazen birilerini tarafımızdan öldürülmek zorunda bırakır. Savaştan bahsediyorum. Savaş hiç tanımadığın insanları öldürmektir. İnsanlık bunu defalarca yaptı ve milyarlarca insan öldürüldü. İnsan kim olduğunu gerçekten hiç bilmediği bir insanı öldürebilir. En korkunç yaratık insandır bu nedenden dolayı. Ve şimdi vampircik hunharca öldürülmüştü. Onu öldüren korkuydu. Zaten hayatımız tehlikedeyken bedenimizi boğan korku, öldürmemize neden olur genelde. Yazık oldu. Bu vampiri bu kadar sevmeseydim arkasından böyle ağlamazdım ve sevdiklerim kolay ölmez.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#2
Hokage_Minato

Hokage_Minato

    Eren Bayhan

  • TACE Yetkilisi
  • 3831 İleti
bence boşa ugraşmışsın bu kadar yazıyın hepsini okucak biri yok bence :D yinede Saol
  • MrPlasmius ve Madaxe bunu beğendi

tumblr_mo1lobO3lv1sryv4qo3_500.gif

Spoiler

 

 


#3
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
Eğer herkes böyle düşünseydi; hiçkimse Yüzüklerin Efendisi'ni veya Harry Potter'ı yazmazdı. Beğenmeyen okumasın. Ben sadece yazarım ve gerisine karışmam. Yorumun için teşekkürler. Sezai, Esra görmeyeli aldığı ilaçlar ve ergenliğin etkisiyle oldukça büyümüştür; Esra’yı şaşırtır yani etkiler. Yunus, Sezai’ye kin gütmektedir. Azmış olan Yunus tam sikerken Sezai kaçırmıştır kızı. Yunus’un kız bulamadığı için intihar ettiğini hatırlayın. Cem yine İskender’i siker. İyice fındıkçı olmuştur arkadaş. -!BAKİR!- Sonunda zevk alan bir kız vardı. Bir kız vardı. Kız artık yok. Pek çok kişiyle sex yaptım ama asla düzenli sex hayatım olmadı. Seni dirilteceğim Masal abla. Eğer izin verirsen…… Düzensiz sex hayatı sadece beni daha da azdırıyor. Hala bakir olsaydım bu kadar mutsuz ve bezgin olmazdım ve yerdeki taştan bile nefret etmezdim. Bütün tanrılar: hepinizin amına koyacağım. Beni abazan bıraktınız! -!BAKİR!- Yavrum, sen de hep azıyorsun ama. Bir rahat dur amık. Tamam şaka yapıyorum. Bu gece kadının yuno’dan. Tanrın sana sırf kopyası olduğun için acıdı ve bu kadını gönderdi. Al sik. Çok hassas, senin gibi. —NeoDioYuno piçi! Ben senin kopyan değil kendinim. Akıllı takıl!(Yunus) Kız Yunus'a saldırınca ve Yunus susmuştur. Kıza yumulunca hiç sertliğin kalmadı bakıyorum. İntihar falan edersen yine seninle uğraşamam. Tanrı olmak insanı tembelleştiriyor. İnsan ne, tanrı ne; bunlar ayrı mesele ama anladın sen ne anlattığımı. —Sert olan tek bir yerim var; vücudumdaki tüm sertliğin toplandığı. Ay bu kadın azıcık dokununca sulanıyor, super!(Yunus) Unutmayın ki var olan her şey tanrının bir parçasıdır yani yuno aslında kendisinin tanrı kopyası olan NeoDioYuno ile sikişmişti de haberi yoktu. -!ÂŞIK!- Esra’ya kavuşunca şiir yeteneğimi geri kazandım. Yunus’tan daha iyi bir yazar olduğumu onunla beraber bir şiir yarışmasına katılarak ispatladım. Kendisinden küçük birisine yenilmek ona çok ağır geldi. O da benim gibi hayatını yazmaya adamıştı ve en iyi yazar benim havalarındaydı. Bana yenilince kendisini gereksiz, değersiz, başarısız, beceriksiz, yeteneksiz hissetti ve ayrıca benim sevgilim vardı, onun hiç sevgilisi olmamıştı. Benden gerçekten nefret ediyordu ve bu beni korkutuyordu. Ama hala Esra hakkında iyi şiirler yazamıyorum çünkü Esra’yı düşününce aklıma çektiğim acılar geliyor. Esra Acısı Hayatımın en büyük acısı bu, Daha sonra da daha büyüğü yaşanmayacak. O ruhumu emdi emdi kuruttu ve ruhum şimdi tamamen kuru; Hiç bir zaman da yeniden ıslanmayacak. Bu vakitten sonra benden bir şey istemeyin müritlerim. Sahip olduğum her şeyi Esra’ya verdim. Sonra gözlerimi kapadım ve ölümü bekledim. Her şey bu kadar boşmuş, yeteri kadar yaşadım artık ölmek isterim. Kanat açarım sonsuz yokluğa. Tanrım beni lütfen baştan yaratma. Artık yok hiç güldürü, şaka. Ben öldüm ama hala daha Esra’yı özlerim. O bütün her şeyimi alabilir. Param biter, duygularımsa çoktan uçup gitmiştir. Geriye kaldı yalnızca bir: Bir ben, bir Esra ve bir buruk fikir. Ah, Esra bana biraz zaman bile ayırmadın, Evde öylece yatıp yağlandın. Bense saatlerimi ve kalorilerimi yollarda harcadım. Ben sana aşığım. Sense hala kilolarından yakınansın. Paramı istedin. Sigara ve alkol bağımlısısın. Ben sana kendimi vereyim dedim; Dedin yok istemez, salak mısın? Sen benim ilk aşk acımsın ve tüm dünya önümde domalsa yine gideceğim kızsın. Şimdi ben sana böyle bir sevgi beslerim, Sense dersin beni seviyorsan paranı verirsin. Paramı kıskanır oldum, Beni iyice delirttin. Sadece daha sık buluşup sarılmak için Sana paradan başka ne verebilirim? Yine kadın erkeği eziyor. Bu kadınlar gerçekten dayağı hak ediyor. Hiç çekinmeden en zayıf yönümden vuruyor ve bana en büyük acıdan tattırıyor. -!ÂŞIK!- GANTZ bazen saçmalar. Mantıklı olan ne var ki? Yunus neden hala bakir mesela? Cem neden hiç bir şeyden zevk alamıyor? İskender neden bisexual değil de gay? Bütün insanlar neden tamamen bencil. Esra neden Sezai’den intikam almıyor? Sezai neden tanımadığı insanları öylece öldürüyor? Yani Sezai böyle biri değildi. Siz tüm insanların bencil olduğunu anlasanız ve bir kadının sikilerek öldürüldüğünü görseniz Sezai’nin yaptığını yapar mısınız? Hem Sezai, Esra’yı boynunu kırarak öldürdü ama Esra sanki bu hiç olmamış gibi davranıyor. Bir erkek neden bisexual değil de gay olmayı seçer? Gayler daha mı mutlu? Adı üstünde, gay değil mi? İşte bu sefer ki hedef Sezai’ydi. GANTZ onun yok edilmesinin gerekli olduğuna karar vermişti. Yunus ateş etti ama silâh çalışmadı. Bu kadar kolay olmazdı bu iş. GANTZ onları eğitiyordu ve Sezai de eğitimin bir parçası olacaktı. Ne zaman savaş alanına ışınlandılar, o zaman silâhlar çalışır hale geldi. —Ne yapacağız?(Cem) —Vallahi ben vuracağım.(Yunus) —Ben karışmam veya güçlü olan taraftayım.(İskender) Esra konuşmuyordu. Meraklıydı herkes onun düşünceleri konusunda. Yunus sikişini yarıda kesen adamı af etmezdi. Cem ve Yunus iyi anlaşıyorlardı. Peki ya Esra? Esra… —Bana neden ateş ediyorsunuz?(Sezai) —Çünkü sen düşmansın.(Cem) —Kimse siktiğim kadını elimden alamaz ve ben kimi sikmek istersem onu sikerim!! Anladın mı!(Yunus) —Siz delirmişsiniz.(Sezai) —Çık o delikten.(Cem) Sezai’nin arkasına saklandığı siper patlayarak dağılır. Sezai’nin kafasına molozlar sıçrar. Beyninin dağıldığını ve o molozların beyninin parçası olduğunu hayal eder. Yunus hayalini gerçekleştirmek için ateş eder ama Yunus ateş edecekken o koşmaya başlamıştır bile. Az önce Sezai’nin kafasının olduğu yerden geçer mikro patlayıcı. Sezai korkuyor. Bu iki cephe arkadaşı onu öldürecek. Bir kişi iki kişiyi nasıl öldürebilir? —Nereye kadar kaçabilirsin? Bak en üst kattayız.(Yunus) —Sen bencil bir piç kurususun Yunus, ve tüm bencil insanlar ölmeli!(Sezai) Sezai, Yunus'dan çok daha hızlıdır. —Vuruldum! Giysim hasar aldı. Neredesin Cem?(Yunus) —Aşağı atla!(Cem) Yunus merdivenlerden aşağı atladı. —Lânet olsun, hangi cehennemdesin?(Yunus) —Baktım çok isteklisin. Dedim gitsin kendisi vursun.(Cem) —Sezai çok sıkı. Aldığı ilaçlar onu göründüğünden iki kat güçlü yapmış. çok iyi zıplıyor, koşuyor ve gerçekten hızlı, hafif. Onu tek vuramayız.(Yunus) —Bir planım var. Onu merdivenlere çek.(Cem) —Sezai, seni öldürünce her gün Esra’ya gangbang yapacağız.(Yunus) Sezai, Yunus’u kovalar. Merdivenlere geldiğinde Cem ateş edip merdiveni yıkar. Sezai taşın toprağın içinde bulur kendini. Yunus ıskalar. Cem, Sezai'nin giysisini patlatır. Sezai hoplayarak tekrar en üst kata kaçar, terasa. —Önden sen git. Giysin sağlam.(Yunus) —Haklısın. Buna mecburum.(Cem) Cem’in de giysisi patlar. Şimdi herkesin giysisi devre dışıdır. Çıplak insana dönüşmüşlerdir. Yunus, Sezai’yi vurur. Sezai’den kan fışkırır. Kolu parçalanmıştır. —Amına koyayım! Amına koyayım! Göt! Götünü dağıtacağım senin!(Sezai) —İstersen götünü dağıtabilirim.(Yunus) —Sezai seni öldürmemi ister misin?(Cem) —Hayır beni sakın öldürme. Kolum! Kolum koptu.(Sezai) —Cem’in demek istediği, seni öldürmek zorundayız ama nasıl öldüreceğimize karar vermedik.(Yunus) —Ölmek istemiyorum. Ben daha çocuğum.(Sezai) Yunus acımasızca onun beynini dağıtır. —Sen onlarca insanı öldürürken iyiydi salak! Hah, bencilmiş… Nasılmış ölmek?(Yunus) Sezai 14 yaşındaydı. Yunus 19 yaşındaydı. Sezai, Yunus’tan daha iyi bir yazardı. Bir internet sitesinin yarışmasına katılmışlardı ve Sezai’nin makalesi Yunus’un makalesini 2 kişi geride bırakmıştı. Sezai ikinci oldu, Yunus dördüncü. Yunus küçücük bir çocuğa yenilmişti. Bu çocuk ondan zekiydi. Yunus gerçekten geri zekâlı mıydı? İşte şimdi bu çocuğu bu yüzden öldürmüştü; ondan iyi bir yazar olduğu için. Yunus yaşıtlarından daha iyi bir yazar olacaktı, o kadar! Yenilgiyi, şakaları kaldırmazdı. Eğer iyi bir yazar değilse bir hiçti Yunus çünkü Dünya üzerinde daha iyi yapabildiği bir iş yoktu yazmaktan başka. Yunus gerçekten hiç bir işe yaramıyordu. Esra: İkisi de yaşıyor. Bir tek Sezai mi öldü yani şimdi. Hah ezik çocuk, kimseyi vuramamış. —Esra, nasılsın.(Cem) —Siktir git başımdan. Âşık olduğum adamı öldürdün. —A, ama geçmiş geçmişte kaldı Esra.(Yunus) —Çek elini!!(Esra) —Tut kızı. Zorla da olsa sikicezz.(Cem) —Amına koyduğumun kızı, çok zorluk çıkartıyor.(Yunus) —İskender nerede? Çağır yardım etsin. Ah ah ahh(Cem) —Oh be soyduk amını.(Yunus) —Kızım bak rahat dur yoksa döveriz.(Cem) —Anlamadınız galiba, sikişmiycem!(Esra) —Reis, sokuyorum ama zevk almıyorum. O da almıyor. O zevk almazsa ben hiç almam.(Yunus) —Bir bana ver. Harbiden kız frijit olmuş.(Cem) —Aşkımı öldürdünüz! Ihı ıhı(Esra) —Bırak ya, sikilmez bu. Tecavüz de olsa sikilmeyince sikilmiyor hacı.(Cem) -!ŞIMARIK!- Sevgilimin ölmesi umurumda değil. Ben ucuz bir orospu değilim. Sezai’ye bu yüzden onunla sikişmeden önce işkence ettim. Kimseye âşık da değilim. Uzun zamandır âşık olmuyorum; aşkın içi boş bir kavram olduğunu anladığımdan beri. Ben çok değerliyim tamam mı? O azmış, pis, iğrenç, hayvan erkeklerin bana tecavüz edemeyeceği kadar değerliyim. Birisi kukuma girmek istiyorsa önce bunu hak etmeli. Bana yalvarmayan, bana para vermeyen, bana hediye almayan kimseye vermem. Veren ben değil miyim; fiyatı da ben belirlerim. Ben okulumdaki en pahalı kızdım. Kimse benden pahalıya sikişemezdi çünkü en iyi bendim. Hem Esra ismi de çok sexy. Kadınların erkeklerden üstün olduğu buradan da belli. Bizim isimlerimiz sexy, şeker, şirin, hoş ama erkeklerin isimleri hiç bir duygu uyandırmıyor söylediğinizde. Erkeklerin ismi çok kuru. Erkek kadınlar için savaşır, kadınlar için çalışır, karısına para verir, karısını rahatlatır. Sikişirken de böyle, öylece yatıyoruz, erkek uğraşsın. Boşalmazsak erkeğin suçudur. Hayır, hiç vicdanım sızlamıyor, hiç acımıyorum; tanrı kadınları ve erkekleri böyle yaratmış. Erkekleri kadınlara hizmet etsin diye yaratmış. -!ŞIMARIK!- İkili hemen İskender’e yöneldi. —Sana dedim Cem, seninle artık sikişmiyorum. Sizin sayenizde etrafta kız yokken kendimi kız gibi hissediyorum. Bütün ilgi bende toplanıyor ama kızlar gelince beni unutuyorsunuz. —Ulan biz sana da tecavüz ederiz de…(Cem) —Etsenize. Bak sen değil ama Yunus çok hoşuma gidiyor. Sen tam bir piçsin. Yunus benim adamım ama tecavüz de tek kişiyle güzel olmuyor.(İskender) —Ne düşünüyorsun?(Cem) —Sen ağzıma ver, Yunus da götümü siksin ama beni tutun ve sert çalışın. Artık acıya da dehşete de alıştık. Dehşetli bir sikiş istiyorum.(İskender) —Ben de geldim.(Esra) —E hadi Yunus, sen ne düşünüyorsun öyle?(İskender) —Her zaman bir eşcinsel yönüm vardı. Bu bedenin içinde bir kadın var. Pasif olmayı, tecavüze uğramayı sevdim hep. Asılırken kendimi hep kadın hayal ederim.(Yunus) —Ovv.(Cem) —Seninle sikişirsem eşcinsel olmaktan korkuyorum.(Yunus) —Hahaha haah! Korkuyorsun ha? Akışına bırak yavrum. İbne olsan ne olacak? Burası zaten kerhaneye döndü. Aş kendini. Ben şimdi götüme hortumla su verip iyice sıçıp geliyorum. Geldiğimde hazır olun.(İskender) —Nasıl olur bu Yunus? Sen ibne miydin?(Cem) —Büyüdükçe kadınlardan nefret etmeye başladım ve ibneleştim. Kadınlar gerçekten çok ezik, çok aciz yaratıklar ve kesinlikle erkeklere layık değiller ama baksana buraya, am için ona buna yalvarıyoruz. Ne kadar zekiyim, güçlüyüm, dürüstüm, yakışıklıyım ama bir kişi bana âşık olmadı.(Yunus) —Haklısın. Esra hayırdır, demin kıyameti koparıyordun sevgilimi öldürdün diye. Şimdi İskender’e mi verecen?(Cem) Esra, Cem’e baktı ve kaşlarını öyle bir çattı ki adam korktu. İskender geldi. Esra da dâhil herkes çırılçıplaktı. İskender ile Esra meme memeye verdiler. Esra, İskender’in cinsel organını eliyle içine soktu. İskender iyice yerleşti. İskender’in götü yukarıdaydı. Esra, İskender’in kol ve bacaklarını kavradı. Sertçe gerdi. İskender zevkten inledi ve boşaldı. Gayler sık boşalmadıkları için kolay boşalırlar. Esra “Umarım hamile kalmam.” dedi. İskender güldü. “Çocuğumun babası ibne olsun istemiyorum.” dedi Esra. İskender öfkeyle Esra’nın gözlerine baktı. Esra “Ne?” dedi. Yunus göte dokundu. Cem, İskender’in kafasını saçından tutup kaldırdı. Önce Yunus sonra Cem pompalamaya başladı. Ağıza verme olayı hiç öyle pornolardaki gibi değildi. Cem istediği yere sürtüyordu sikini. İskender de bazen yalıyor, bazen emiyor, bazen yanağına sürtüyordu. Pek anlaşamıyordular. Bazen Cem durup tekrar yerleştiriyordu sikini. Yunus da götü sikiyordu işte. Sonra Cem uyarısını yapıp İskender’in gırtlağına soktu. Esra “Üstüme falan kusma sakın!” diye bağırdı. Bir süre İskender’in nefes almasına izin verildi ve tekrar sokuldu dibine kadar. İki sokuş yeterliydi gırtlağa çünkü gırtlaktı bu. Sonra İskender yer değişmelerini istedi. Cem ile Yunus değişti. Cem’in ki daha büyüktü, acıtıyordu. İskender çığlıklar atana kadar sikti Cem. Yunus ise çok kibar yalatıyordu İskender’e. Tamamını ağzına sokmuyordu ve dilini, dudaklarını kullanmasını istiyordu. Sonra Esra, Cem’e verdi. Esra “Bunu sırf azdığımdan yapıyorum yoksa senden nefret ediyorum.” dedi. Yani sonuçta Cem'in siki büyüktü ve Esra büyük sik severdi. —Bana âşıksın demek.(Yunus) —Ya.(İskender) —İlk kez bana biri âşık oluyor. —Hıhım. —Peki vücudumun en çok neresi hoşuna gidiyor? —Sikin. —Ama o çok ufak. —Olsun, kalınlığı fena değil ve incitmiyor ama en önemlisi çok yakışıklı. —Kim? —Sikin! Görüntüsü hoş, anlatabildim mi? —Yani onu yakışıklı buluyorsun. —Aynen öyle. —Biliyor musun şu an çok mutluyum? —Ya tabi. İskender, Yunus ile aşk yaşıyordu. Sikişmiyorlardı. Birbirlerine sakso çekiyorlardı çünkü Yunus anal sex sevmiyordu ama yine de bu ilişki eşcinseldi, ibnelikti. Cem ise berbat bir cinsel hayata sahipti. Esra olmazsa daha da berbat olacaktı. Yeni görevden önce gruba bir kız katılmıştı yani katılacaktı. Kız ışınlandı. —İyi akşamlar bayan.(Yunus) —Ya… Ya… Yakşamlar.(Yeni gelen kız) Utanıyor ve korkuyordu kız. Az önce ölmüştü sonuçta. —İsminiz nedir?(Yunus) —İsmim?(Yeni gelen kız) —Evet, isminizi sordum.(Yunus) —Sana ne?(Yeni gelen kız) —Efendim?(Yunus) —Iha ha ha haa!(Esra) —Gülme amık!(Yunus) —Amık mı?(Yeni gelen kız) —Af edersiniz. Ağız alışkanlığı.(Yunus) —Kötü alışkanlıklarınız var galiba.(Yeni gelen kız) —Hadi hazırlanıp gidelim amına koyayım.(Cem) —Ama…(Yunus) —Bu kızdan iş çıkmaz. Namuslu kız bu. Uğraşma işte.(Cem) —Biliyorum ama…(Yunus) Görev yerine teker teker ışınlanarak ulaştılar. Etraf tamamen karanlıktı. İnsan sesleri duydular. Sesler giderek yaklaşıyordu. Türkçe konuşuyorlardı ama ne konuştukları duyulmasına rağmen anlaşılmıyordu. —Nedir bu?(Yunus) —Sen de mi bilmiyorsun? Şaka ediyor olmalısın.(Cem) —Korkuyorum.(İskender) —Altımı ıslattım.(Yeni gelen kız) —Hah, altını ıslatmışmış; işedim demiyor da.(Cem) —Susun, ne konuştuklarını anlamaya çalışıyorum.(Esra) Esra ekibin arkasından geliyordu ve bir çığlık duyup bayıldı. Çığlığı tek onun duyması garipti. Bu sadece çığlık değildi. Bir yüz görmüştü galiba Esra. Bir şey onu korkutarak bayıltmıştı. Karanlıkta Esra’yı bir daha fark etmediler. Esra’nın kaybolduğunu bile anlamamışlardı. Sesler giderek yaklaştı ve baş ağrıtıcı bir seviyeye ulaştı. —Oradan bir şey geçti!(Yeni gelen kız) —Birbirinizden ayrılmayın.(İskender) —Ne geçti?(Yunus) —Çok hızlıydı göremedim.(Yeni gelen kız) —Ne gördün bari onu anlat.(Yunus) —Bilmiyorum.(Yeni gelen kız) —Hayvan mıydı, insan mıydı, kurtadam mıydı; neyle karşı karşıya olduğumuzu bilelim.(Canlılar üçe ayrılır; hayvan, insan, kurtadam :D)(Yunus) —Uçuyordu.(Yeni gelen kız) —Ben de bir şey gördüm.(Yunus) —Ne gördün?(Cem) —Görür görmez kayboldu, anlayamadım.(Yunus) —Lânet olsun, bu şeyler de ne?(İskender) —Ne ne?(Yunus) —Ne biliym, sizin gördüğünüz şeyler.(İskender) —Ben de gördüm ve benimki kımıldamıyor.(Cem) —Nerede?(Yunus) —Ahh, sana baktığım sırada yok olmuş.(Cem) —Gördüğün şey neye benziyordu?(Yunus) —Tamamen bir yaratıktı. Bedeninin şekli, rengi, organları hiç bir canlıya benzemiyordu. Olsa olsa uzaylı olur bunlardan.(Cem) —İçim ürperiyor.(İskender) —Böyle kol bacak gibi uzantıları yoktu. Yerde öylece taş gibi duruyordu. Hiç hareket etmedi. Gözleri neresinde onu bile anlayamadım.(Cem) —Esra nerede?(İskender) —HSSKTR!(Cem) Esra kaybolduğu için küfretmişti Cem. —Oha.(Yeni gelen kız) Kız gördükleri karşısında şok olmuştu. Yaratıklar net bir şekilde kendilerini gösteriyorlardı. —Bakın, havada uçup etrafımızda dönüyorlar.(Yunus) —Aaa, harbi lan.(Cem) —Esra nerede?(İskender) Havada dumanımsı cisimler uçuyordu. Önleri arkaları belliydi hiç olmazsa. Türlerinin aynı olduğu da belliydi. Süzülerek uçuyorlardı. Boyları insandan büyüktü ve etraflarında küçük siyah dumanlar dolaşıyordu. Sonra ekibe felç girmeye başladı; böyle karanlık, lânetli bir felç. Cem hareket edemedi. İskender de donup kalmıştı. Yunus direndi, karşı koydu ama o da berbat durumdaydı. İskender ile Cem ise neredeyse nefes bile alamıyorlardı. Havada uçmaya başladılar. Yeni gelen kız da onlarla uçuyordu ama nedense en iyi durumda olan oydu. Esra’nın yanına düştüler. Kimse hareket edemiyordu. Cem bunalmıştı. Sanki havasız bir tabutun içinde sıkışmış gibi hissediyordu. İskender ise ter içinde yüzüyordu, ateşi de vardı. Esra bağırıyordu; terliydi de. Ona baktı herkes. Havada uçan bir dal Esra’nın cinsel organına girmeye çalışıyordu ama Esra giyinik olduğundan başarılı olamıyordu. Bu yine de Esra’nın canını yakıyordu. Sonra yaratıklardan biri geldi. Yaratığın cinsel organı Esra’nın kıyafetinin içinden geçti. Oldukça büyüktü yaratık. Cinsel organı da kalındı. En büyükleri oydu sanki oradakilerin. Sonra kanat mı yüzgeç mi desem, öyle bir şeyler açıldı bedeninin belirli kısımlarında. Ondan sonra yaratığı çift gördüler; bir ileride, bir geride. Yaratık Esra'yı inanılmaz bir hızla sikiyordu. Sanki uçmuyor ışınlanıyordu. Bunlar olurken Esra ağlıyor, çığlık falan atıyordu. Yaratık ona tecavüz ediyordu. Cinsel organı da yırtılmıştı ama kıyafeti yüzünden ne kan ne de cinsel organlar gözüküyordu.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#4
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
Sonra yeni gelen kız Kuran’dan bir parça okumaya başladı “Kul e'uzü birabbilfelak. Minşerri ma halak. Ve min şerri ğasikın iza vekab. Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad .Ve min şerri hasidin iza hased.”. Yaratıkların hepsi kayboldu ve evlerine ışınlandılar. Bir görev daha başarıyla bitmişti. Ama gördüler ki Esra’da bir gariplik var. Gözleri simsiyahtı Esra’nın. “Oku, yaratanın adıyla oku. O insanı abdest bozan bir pislikten yarattı. Oku, yaratıcın sana sormadan verip de sonra karşılık bekleyendir. O kalemle yazmayı öğretti ve yazmayı yasakladı. İnsana bilmediğini öğretti ki insan zaten öğrenecekti ve insan hala bilmiyor.”. Esra’nın söyledikleri kafalarını karıştırdı. —Hacı, bu kız böyle çok konuşursa biz bunu sikemeyiz.(Cem) —Allah bilir uçuyordur da bu.(Yunus) —Çok konuşan, çok düşünen kızları sikmek zordur.(Cem) —Beni dinleyin Âdemoğulları! O sizi yalnız ona secde edin diye yarattı. O dilediğini yapan, yaptırandır. O en güçlüdür ki bu gücünü zayıflara eziyet etmek için kullanır.(Esra) —Az önce Nas okuyup kaçırdın ya cinleri, yap yine bir şeyler.(Yunus) —O Felak’dı. Kul e'uzü birabbinnas. Melikinnas. İlahinnas. Min şerrilvesvasil hannas. Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas. Minel cinnetivennas. Bu da Nas.(Yeni gelen kız) Odanın içindeki eşyalar uçmaya başladı. —İşe yaramıyor!(Yunus) —Eşyaları kafamıza indirmeden önce onu durdurmalıyız.(Cem) —Onu yakalayıp banyo yaptırmamız lazım.(Yeni gelen kız) —Tutun şunu!(Yunus) Hep beraber kızın üstüne atıldılar. Kızın giysisi gücünü kaybetmişti. Giysi Esra’nın vücudundaki değişimi anlamıştı ve cin giysiyi kullanmayı bilmiyordu. Kısacası Esra'nın giysisi artık çalışmıyordu. Onu soyup banyo yaptırdılar. Sürekli “yapmayın, bırakın, lütfen” gibi şeyler söyleyip ağladı cin(Esra). Sonra Esra’nın gözleri normale döndü. Derin derin nefes alıp verdi. Yeni gelen kız “Geçti, geçti artık.” dedi. —Sen bu kadar şeyi nereden biliyorsun?(Yunus) —Bunda bilmeyecek bir şey yok ki. Onlar sadece cin.(Yeni gelen kız) —Cin mi? Cin diye bir şey yoktur. Vampirler, kurtadamlar falan vardır ama……(Cem) —Cin neden olmasın Cem? Biraz kültürüne sahip çık.(Yunus) —Gerçekten yani… Bu bizim kültürümüz, dinimiz. Nasıl cinler hakkında hiç bir şey bilmezsiniz? Onlar insanlardan önce yaratıldılar ve bizden uzun yaşarlar. Ateşten oluşurlar. Maddenin içinden geçebilirler. Çok hızlı hareket ederler ki onları bu yüzden göremeyiz. Hayvanların bedenine de saklanırlar. Karanlıkta gözükmezler. Gölgeye benzerler. Renkleri siyahtır ama aslında onları gördüğünüzde yalnızca siyah olmadıklarını görürsünüz. Şekilsizdirler. Çok güçsüz olsalar da beraberce çok zararlı olabilirler. Bizden zekidirler ama mantıklı davranmazlar. Kötü yaratıklar olsalar da insanlara hizmet edebilirler çünkü iyi olanlar (melekler) yalnız Allah’a hizmet ederler; bu nedenle insanlar hizmetçi olarak kötü olan cinleri kullanmak zorundadırlar. Ve sakın unutmayın, cünüp iseniz melekler sizi cinlerden korumaz.(Yeni gelen kız) —Bize artık ismini söyleyecek misin?(Yunus) —İsmim Şenay. Yine işte sevişirler falan ama tabi Şenay sex'ten uzak durur çünkü o namusludur. Sonra yeni görev yerine ışınlanırlar. Evlerden çığlıklar yükselmektedir. Baz istasyonu ve telefon hattı yok edildiğinden telefonlar çalışmamaktadır. Polisler gelemez. Olay yerine doğru yol alırlar. Çatılardan vampirler atlar. Serseri, satanist, punker çocuklara benzemektedirler. Zincirler, bıçaklar, kemerler falan; hepsi şov için. Ne olduğunu anlamadan beşi parçalara ayrılır. O sırada çatıdan düşmekte olan vampirin (saldırmak için çatıdan aşağı atlamış ama sonra korkup kaçmaya karar vermiş ama uçamadığı için kaçamamış) yüzünü korku kaplar ve o da patlar (havadayken vurulmuş). Başka bir çatıdan üç vampir ateş açar otomatik silâhlarla. Şenay vurulur ama yaralanmaz “uh uh” dedirtir ona acı ve korku. Vücudu morarmıştır, eti ezilmiştir. O binaya ateş edilir. Biri ilk atışta ölür. Diğerleri yaralanmaz ama sonra bina çöker, onlar da ezilir. —Vampirler ha?(Cem) —İnsana benziyorlar ama çatılardan atlıyorlar; evet öyle...(Yunus) —Sonunda kolay bir görev.(İskender) —Yine de dikkatli olmalıyız. Daha o eve girmedik.(Şenay) —Önden ben giricem.(Yunus) —Oo hayırdır koç? Manyaklığın üzerinde bu gün.(Cem) —Sessiz olun.(Yunus) Yunus kapıyı kırar. O kapıyı kırar kırmaz gürültüler patırtılar kopar. İki tane vampir metal su borularıyla Yunus’a saldırmıştır. Yunus acı içinde titrer. Silâhlarını yere atar. Teslim oluyordur sanki. Sonra vampirleri tutup duvarın içine sokar. Bu sırada kemikleri kırılır ve vücutları ezilir vampirlerin. —Piç kuruları!(Yunus) —Bir şeyin var mı?(Cem) —Başın kanıyor.(İskender) —Susun!(Yunus) —Burası tehlikeli.(Şenay) Yavaşça koridorda ilerlerler. En önde Cem vardır bu sefer. Bir odanın kapısından kurşunlar yağar Cem’in üstüne. Kurşunlar kapıyı delerek geçmektedir. Cem yaralanır ve yere kıvrılır. İskender öne atılıp ateş eder. Kapı patlar ve sipersiz kalan vampir camdan atlayıp kaçar. —Bensiz devam etmeniz gerek.(Cem) —Odaya girelim. Orada saklanıyorlardır. İskender sen önden.(Yunus) —Korkuyorum.(İskender) —Bir kere de erkek olsana lan!(Yunus) —Ben önden giderim.(Esra) Esra odaya girer. Orası salondur. Üç kişi birden Esra’ya ateş eder. Esra inleyip yere düşer. Diğerleri hemen içeri girip ateş açarak vampirleri korkuturlar. Kanepelerin arkasından çıkmaya cesaret edemez vampirler ve kısa süre sonra, sonları parçalanıp yanan kanepelerle aynı olur. —Banyo?(Şenay) —Bence en son girelim.(Yunus) —Yatak odası?(Cem) —Olur. Ben önden.(Yunus) Yatak odası boş ve dardır. —Gelin, burası temiz.(Yunus) O sırada dolaptan çıkan vampir Yunus’u karnından bıçaklar. Yatağın yanından da iki vampir çıkar ve onlar da bıçak saplar yalnız bıçaklar Yunus’a batmamıştır. Giysi onu korumuştur. Vampirleri tutup hiddetle bir bir camdan aşağı atar. —Banyo.(Yunus) —İyi misin?(İskender) —İyiyim aşkım.(Yunus) —Ben gitmem, Cem kötü, Sen de fenasın. Geriye Şenay ve İskender kaldı.(Esra) Yunus'un bedeninde ciddi çürüklere, morluklara sebep olmuştur bıçaklar ve ayrıca giysisi devre dışıdır. İskender gidecektir banyoya. Banyonun lambası yakılır. Kapısı açılır. Yumruk İskender’in suratına patlar ve adam geriye fırlayarak duvara çarpıp bayılır. Banyoda ne olduğunu görememişlerdir. Sadece İskender görmüştür banyodaki yaratığı. —O da neydi öyle?!(Esra) —Sıçtık.(Yunus) —Kendinize gelin be! Sadece ufak yaralarımız var. Giysilerimiz hala sağlam.(Cem) —Senin öyle.(Esra) Yunus ve Esra’nın giysileri patlamıştır. Artık o ikisi oyun dışıdır. İskender de baygındır. Cem yaralı ve Şenay acemi... Durum boktandır kısacası. —Kaçsak mı?(Esra) —Buna izin vermem.(Banyodan gelen ses) —Dışarı gel.(Yunus) —I ıh, hayır.(Banyodan gelen ses) Evin içi kanlıdır ama ceset yoktur. Cesetleri banyoda görürler. Banyo et doludur, sanki kurban doğrarmış gibi. Etrafta cesetlerden başka kimse yoktur. Cem içeri doğru bir adım daha atar. Kapının üstünden bir çift ayak inip Cem’e sertçe çarpar ve nihayet banyodaki vampirimizle yüzleşilir. Şenay’a yaklaşır vampir. Şenay yine sure falan okur. Vampir kirli çamaşırlarla dolu olan leğeni ona fırlatır. Şenay leğenin içinden silâhını ateşler. Vampir’in omzu parçalanır ve kolu yere düşer. Kolunu yerden alıp yerine yerleştirir. “Beni öldüremezsin, ben üst seviye bir vampirim.” der. Şenay korkar ve taş kesilir. “Ateş etmeye devam et, yeteri kadar ateş edersen ölecektir!” der Yunus. Vampir Şenay’ın kafasına pompalı tüfek doğrultur “Sen çok güzelsin ama sana dokunamıyorum. Allah seni koruyorsa bakiresindir de sen. Şimdi silâhını bana ver.” der vampir. (Vampirler kutsanmış insanlara dokunduklarında yanmaktadırlar. Az önce vampirin bahsettiği buydu.) Şenay söyleneni yapar. Ağlamaktadır. Cem ayağa kalkmak için hareketlenir. Vampirin tekmeleriyle yüzü gözü dağılır ve o da bayılır. Yunus koridorun ucundan ateş eder. Vampir tekrar banyoya kaçar. Banyodan “Siz orada oturup korkudan titrerken ben arkadaşlarınızı yiyeceğim.” der. Yunus banyoya doğru yönelir. Esra “Dur yapma. Yapma.” der. Yunus ellerine bıçak alıp içeri girer. Girer girmez yukarıya sallar bıçağını. Vampir sürekli kapının üstüne saklanmaktadır ama bu sefer orası boştur. Çamaşır makinasının arkasından çıkar vampir. Cem’i Yunus’un üstüne atar. Sonra da saldırıp Yunus’un kollarını kırar. Esra bunun üzerine kaçmaya başlar evden. Vampir kulaklarıyla kızın adımlarını duyar ve yerinden fırlayıp Esra’yı arkasından yakalar. Şimdi herkes banyodadır. “Sizi yemeden önce şu güzel kızımıza tecavüz edeceğim. Ölmeden önce eğlenmeniz için bunu izlemenize izin veriyorum.” der vampir zafer sarhoşluğuyla. Şenay tecavüz manzarasını görmek istemez ve yerinden kalkıp vampirin yüzüne yumruk atar. Vampir ona yumrukla karşılık verir. Kız uçup, yerde kayıp banyo duvarına çarpar. “Sakın bir daha bana dokunma! Seni öldürürüm.” der yüzü yanmış olan vampir. Kız ağlar. Vampir Esra’ya tecavüz eder. Esra’ya bizimkilerden başka herkes tecavüz ediyor zaten. Esra tecavüzden memnun kalmıştır. Boşaldıktan sonra kıza “Sen neden boşalmadın lan!” diye kızar. “Birazdan geliyorum ben de.” der Esra. “Gelmek.” der vampir “Nedir gelmek?”. Kızı tokatlar “Nedir? Nedir? Sana nasıl boşalacağını öğreteyim.”. Banyoda pek çok kesici ve delici alet vardır. Toplu iğne alır vampir. Esra’nın meme uçlarına batırır. Esra bağırır ve çığlık atar. Canı öldüğü an hariç, hiç bu kadar acımamıştır. “Yeter mi birer iğne? Hayır sanmıyorum.” der vampir. “Yapma! Yapma!” diye bağırıyordur Esra. Şenay da ağlıyordur. Yunus sadece sinirlidir. Otoritesinin ezildiğini düşünüyordur. Hızla iğneleri saplar Esra’nın memelerine. İlk meme uçlarına çalışır. Yer kalmayınca tüm memeye yayar iğneleri. Esra acıdan bayılmak üzeredir. Ağlamaktan yorgun düşmüştür. Vampir onu tekrar siker. Bu sefer memelerindeki iğneleri kurcalayarak ona acı çektirir ve Esra bu sefer tecavüzden zevk almaz. “Bu kadar iğne yeter.” der vampir. İğneleri söker. Esra’yı sikmeye devam eder ve bu sefer delik deşik olan memelerini mıncıklar. Esra’nın daha az canı acır. Bu sefer boşalır kız. “Aferin, öğreniyorsun.” der vampir. Çengelli iğnelere yönelir bu sefer. Vulvayı çengelli iğnelerle doldurur. Bızıra da takar bu iğnelerden. Kız işte o an cıyak cıyak çığlıklar atar. Tekrar siker kızı. Bu sefer de acı çok fazla gelir. Kız hiç zevk almaz bundan. “Anlaşıldı.” der vampir. İğneleri söker. Çengelli iğne çıkarmak eziyetlidir. Bir yerinize çengelli iğne soktuysanız bunu bilirsiniz. Toplu iğnelerle delik deşik eder kızın organını. İçini, dışını, her yerini delik deşik eder. İçini de deldiğinden kanamalar durmaz. Bızıra da bir sürü çengelli iğne takar. İğnelere de iğne takar ki cinsel organı o iğnelere çarpıp kızın bızırını acıtsın. —Hey, neden çengelli iğnelerle onun bızırını kendi sikine bağlamıyorsun?(Yunus) —Ben mazoşist değilim. Ben sadistim.(Vampir) —Ezik. Zaten şimdiye kadar çok acı çektin. Acıya karşı dayanıklı olman lazım.(Yunus) —Kapa çeneni! Seni öldürürüm.(Vampir) Nihayet vampir Esra’yı tekrar siker. Her soktuğunda kızın gözlerinden yaşlar akmaktadır. Çok geçmeden kız tekrar boşalır. Bu sefer de vampir boşalmamıştır ve süratle sikmeye devam eder. Kız çığlık attıkça vampir zevke gelir ve o da boşalır. —Şimdi final!(Vampir) Vampir eline keskin bıçaklar alır. Esra’nın cinsel organına doğru yaklaşır. Bıçak yaklaşır, bir iğne değil. Esra zaten çok kan kaybetmiştir. İğne delikleri de boru değil. Kızın ve diğerlerinin hali kalmamıştır. Ölsek de kurtulsak derler adeta. Şenay durumu kurtarabilecek tek kişidir ama vampirin onu kolayca öldürebileceğini bilir. Bıçağı sakince Esra’nın cinsel organına yerleştirir vampir. Esra korkudan titrer. Esra “Bunu lütfen hızlı yap.” der. “Hayır. Hayır.” der vampir. Kızın cinsel organın içindeki bıçağı öne doğru ittirir. Kızın cinsel organı içerden kesilir ve kanar. “Nasıl hissediyorsun?” der vampir. Esra “Ahh, berbat.” der. Bıçak bu sefer ciddi bir yara açar daha da ileri doğru ilerleyerek. Esra artık bağırmaya başlar. Bıçak ilerlerken bağırtılar çığlığa dönüşür. Sonunda bıçak cinsel organı delip karından çıkar. Esra susup sakinleşmeye çalışır. Bıçağa bakar, karnındaki deliğe. Sonra bıçak yavaş yavaş aşağı doğru hareketlenir kızın cinsel organını yarmak için. Karnındaki delik cinsel organa doğru genişlemektedir. Yarık aşağı doğru uzadıkça kız daha şiddetli çığlık atar ve daha çok terler. Bızır’a gelindiğinde vampir durur. Kız ise ağlar sürekli. Zaman zaman inler ve sonra tekrar viyaklayarak ağlamaya devam eder. Vampir bıçağı ileri geri oynatarak yarığı et kesme hareketiyle azıcık azıcık ilerletir aşağıya doğru. Bıçak tırtıklıdır ve bu tırtıkları sayesinde daha da çok acı verir ileri geri giderken. Bızır artık sadece milimetrelerce aşağıdadır. Gömülü sinirleri kesilmeye başlamıştır hatta kızın. Vampir bızırı bıçağı aşağı indirerek değil, bıçağı ileri geri sürttürerek yavaşça ve daha acılı bir şekilde keser. Bıçak aşağı indiğinde eti ayırır ama ileri geri gittiğinde birbirine paralel pek çok kesik oluşur. Sonuç olarak yarık genişler. Aşağı doğru değil de daha çok enine doğru büyür. Bızır da yavaş yavaş ikiye ayrılır. Bazı et parçaları bu kesme yönteminde bıçakta takılı kalır. Sonunda kesim tamamlanır ve Esra artık içine futbol topu alabilecek kadar büyük bir ama sahiptir. Vulva ile vagina birleşmiştir. Kanlar boşalır. Esra kan kaybından ölmek üzeredir. Vampir durup onu öylece izlemez. Bıçağı Esra’nın o açılmış amından sokup derinlere saplar. Yumurtalıklara, rahme falan. Sonunda kızdan sular boşalır. “Bak yine boşaldın. Hem de hayatının en büyük orgazmıyla. Yoksa senin rahmini deştiğim için mi oldu bu?” der vampir ve Esra çığlıklar içinde ölür vampir onu deşerken. Kız öldüğünde vampir hala bıçağı aşağıdan yukarıya doğru defalarca saplamaktadır. Vampir İskender’in ayılıp ona nişan aldığını görmez. Kafasından vurulur. Tekrar vurulur. Şenay da bir silâh kapar ve ateş etmeye başlar. Vampir de zor ölür Esra gibi. Vampir gibi yaratıkları öldürmek zordur ama yeterli ateş gücüyle, mesela atom bombasıyla her şeyi yok edebilirsiniz. Esra ölür ve görev tamamlanır. “Keşke cesede tecavüz edebilseydim” der Yunus. —Adın ne senin?(Şenay) —İskender. —Sen bence gerçek bir kahramansın. —Öyle mi? —Bizi kurtardın. Hepimiz ölecektik. —Önceden de sen kurtarmıştın bizi. —Gerçekten çok alçakgönüllüsün. —Ya? Sağ ol. —Kibarsın da sen. —Neden vampiri sen durdurmadın? —Nasıl yani? —Ne bileyim, cinlere yaptığın gibi Kuran’dan parçalar falan okusaydın. —Vampirler cinlerle bütünleşmiş insanlardır; cinler bedenleri tarafından korunur. Onlar cin efendileridir. Kuran onları yalnızca rahatsız eder, öldüremez veya kaçıramaz. Kuran okusaydım vampir beni öldürecekti. Bunu bakışlarıyla net bir şekilde söyledi. —Sen bunca şeyi nereden biliyorsun? —Bunları bilmeyecek bir şey yok ki. Azıcık araştırma yapmak yeterli sadece. Neyse nerede kalmıştık? Kibardın, evet. —Şey, sana bir şey söyleyeceğim Şenay. —Söylee. —Ama söyleyeceğim şey hoşuna gitmeyebilir. —Senin söylediğin her şey hoşuma gider. —Ben ibneyim Şenay, kızlarla birlikte olamam. —İşte bu hariç. Neden böyle büyük bir günah işliyorsun? Cehennemde yanarsın vallaha. —Belki de cehennem yoktur Şenay. —Cinleri gördün. Cehennem de var. İslam gerçek. —Benim ne yaptığım seni ilgilendirmez. Allah eğer beni sırf erkeklerle sevişiyorum diye cehenneme atacaksa benim öyle bir Allah’ım yok. —Allah yalnız çirkin olanı yasaklar İskender. Bırak bunu. Hak yolundan git. —Güzellik görecelidir yavrum. Bak ben erkeğim ve erkeği güzel buluyorum. —Ayy, bok falan çok iğrenç. —Üf yeter be! Şenay, İskender’e âşıktı. İskender bir kadınla aşk yaşayamazdı. Buna cesareti yoktu. Hem kadınlardan nefret ediyordu. Onları rahatça her istediklerini alabildikleri için kıskanıyor ve bunu erkeklerden daha zayıf, güçsüz, salak, dayanıksız, ağlak oldukları halde yapabildikleri için onlardan nefret ediyordu. Kadınlar hep mutluydu. Ancak erkekler türlü mücadele ve savaşlarda yıpranıyor ve en sonunda ruhlarını kaybediyorlardı. Erkeğin ruhu ölüyordu bir süre sonra. Aşk çok zor bir mücadeleydi erkek için. Hem diğer erkeklerle yarışıyor hem de kadını etkilemek için onursuzca yalan söylemek zorunda kalıyorlardı. Kadınlar erkeklerle saygısızca oynuyordu. Kadınlar ulu orta sikişemeyecek kadar da gururluydu. Sikişmek isteyince sikişmiyordu kadın; erkeğin yalvarmasını bekliyordu, kudursa da sikişme isteğiyle. Kadınlar sex’den olabildiğince kaçarlardı. Sex kadın için onursuz, iğrenç, saçma bir eylemdi. Orospu derseniz kadına çıldırırdı. Hâlbuki herkes orospudur. Herkes fahişedir. Herkesin bir fiyatı vardır. Herkes sikişmek ister. Herkes sikişir. Sikişmek güzeldir. Erkek savaşıyordu, ölüyordu, kavga ediyordu, dayak yiyordu, çalışıyordu, rekabet ediyordu ve bunlar yetmezmiş gibi bir de kadının oyunlarıyla yıpratılıyordu. İskender bu yüzden tüm benliğiyle kadının tüm benliğinden tiksiniyor ve nefret ediyordu. O bu yüzden gaydi ama kimseye neden gay olduğunu söylemiyordu. Söyleseydi onu kadın düşmanlığıyla suçlar ve yok ederlerdi. Ve tüm bunlar karşısında kadın düşmanı bile olmaya hakkı yoktu erkeğin. Bir süre sonra Cem ve Yunus azmıştı ama etrafta hiç kız yoktu. Yoksa var mıydı? Hem de hakiki kız böyle zarlısından. Kızın İskender’e âşık olması ama kendisine pas vermemesi koymuştu Yunus’a. Kız İskender'i beğeniyor ve Yunus'dan nefret ediyordu. Neden kimse ona âşık olmuyordu? Yunus hem zeki, hem güçlü, hem yakışıklı, hem sexy, hem, kültürlü, hem bilgili, hem kibar, hem yardımsever, hem dürüsttü ama sapık, abazan, sex bağımlısı olması tüm bu iyi özelliklerini yok saymalarına neden oluyordu kızların. Yunus sinirliydi, hem de çok sinirli. Onun da sevişmeye hakkı vardı. Onun da aşk yaşamaya hakkı vardı. Aşırı dürüst ve sert olduğu için kızlar ondan nefret ediyorlardı. Neden asexual’di amına koyduğumun kızları? Bir tane kız sikişmek istiyorum demez mi? Bir tane kız görünüşünü beğendiği yabancıyla gidip tanışmaz mı? Gözlerine bakarsanız en nefret dolu bakışlarıyla sizi öldürür. Nedir bu kızların sorunu? Sikişince düzelirler diyoruz da hep tek eşli takılıyorlar ve hep belirli çekici veya zengin erkeklerin peşinden gidiyorlar. Kim ne yapsın gereğinden fazla zeki ve dürüst olan Yunus’u?! İskender elbette kibar, şefkatli ve yumuşak yapısıyla Yunus sapığından daha iyi. Kim sever ki Yunus’un sert, ağır, kaba mizacını. Yunus yardımseverdi, vicdanı vardı, dürüsttü ama diğer kötü özellikleri de vardı işte. Boş sohbetleri hiç sevmezdi mesela. Mesela salaklardan nefret ederdi. Mesela aslında kadınları da sevmezdi. O sadece kadın bedenini seviyordu. Yunus bir süre sonra Şenay’a tecavüz etmeyi hak ettiğine karar verdi. Aslında Yunus, Şenay’ı sikmeye layıktı da Şenay bunu göremiyordu. Zaten kadın milleti erkeğin iyisinden ne anlar? Yunus da sikilmekten zevk alabilse ibne olacaktı ama nedense zevk alamıyordu kıçına girip çıkanlardan. Bir gün Şenay’a tecavüze yeltendi. Cem de ona yardım etti. —Bekâreti benim.(Cem) —Her erkeğe ortalama 1 bakire denk gelir hayatı boyunca çünkü erkeklerle kadınların sayısı eşittir. Ben henüz hiç bakire sikmedim.(Yunus) —Ben de sikmedim. —Ama ben çok az sikiştim. Bana kimse âşık olmadı. Bu benim hakkım anlıyor musun? —Öf, tamam. Bir dahaki benim ama. —Elbette. İlk Yunus sikecektir. Şenay çok fazla zorluk çıkarır. Onunla dövüşmek zorunda kalırlar. Üç güç kıyafetli insan dövüşür, yaralanır ve ezilirler ama sonunda Şenay’ı yakalar ve soyarlar. “Artık sakin ol bebeğim.” der Yunus ve dudaklarına yapışır. Şenay bu sırada onun dudağını ısırır. Yunus da onun gözüne parmağını sokar ki bıraksın. Şenay da onun gözüne parmağını sokar. Bunun üzerine Yunus çekinmeden Şenay’ın gözünü oymaya niyetlenir. Şenay gözü zarar görünce teslim olup Yunus’un dudağını ve gözünü bırakır. İkisi de tek gözlerini ağrıdığı için açamaz. Birbirlerine bakarlar dikkatlice. Gözlerini, suratlarını incelerler. “Tamam, sakin ol.” der Yunus. “Bekâretimi alma.” der Şenay. “Sakin ol, bekâretinin bir önemi yok. Şu an sex’den zevk almaya bak. Seni sevmeme izin ver.” der Yunus. Şenay “Hayır, olmaz!” diyerek çıkışır ve İskender’i yardımına çağırır. İskender’e âşıktır o “Beni yalnızca İskender’in sikmesine izin veririm.”. İskender ile tartışılır. Sonuçta kimse kızı Yunus’un elinden alamaz. İskender’in bir kaç kemiği kırılır, Yunus’un yediği yumruklara karşılık. Üç erkeğimiz de zarar görmüştür kavgalardan. Şenay’ın sadece gözü ağrımaktadır. “Seni kimse elimden alamaz Şenay. Bu olacak. Zorluk çıkarma da seni öldürmeyeyim.” der Yunus. Şenay ancak öfkeli gözlerle bakabilir. Yunus sakince memesini emince biraz sakinleşir. Namuslu ölmek mi yoksa tecavüze izin verip yaşamak mı diye düşünür. Sonra Allah’ın günahlarını affedeceğine karar verir ve sakinleşir. Yunus onu güzelce yalar ve sonra da elleriyle masaj yapar. “Zamanı geldi. İlk kez bedenine bir cisim giriyor. Hazır mısın?” der Yunus; Onun gözlerine bakıyordu. “Hazırım ama yapmanı istemiyorum.” der Şenay. Yunus iyice oynar kızın cinsel organıyla. Artık kız Yunus’un dokunuşlarına alışınca Yunus sakince sokar. Kız “Ovv.” diye inler acıdan dolayı. Yunus yumuşakça siker o ufacık çüküyle ama daha sonra hızlanıp kızın canını yakar. Kızın gözleri yaşarır hem acıdan hem de üzüntüden dolayı. Sonunda Yunus kendini iyice kaptırır tecavüze. Kız da sesini çıkarmaz ama acı çekmeye başlamıştır. Bunun zevkten çok acı ve pişmanlık vermesini istiyordur kız. Yunus ile yaşadığı hiç bir şeyden zevk almaz; sadece çok hoşlanmıyordur ama çok iğrenç buluyor da değildir. Sadece tepkisiz kalır, bir ceset gibi çünkü tecavüzden zevk almamalıdır namuslu kız. Eğer zevk alırsa tecavüzden Allah onu bağışlamayacaktır. Tecavüz tecavüz olarak kalmalıdır. Sex'e dönüşmemelidir. —Şimdi Cem tecavüz edecek.(Yunus) —Olmaz, yeter bu kadar.(Şenay) —Cem ile öyle anlaştık ama, buna mecburum.(Yunus) —Amım iyileşince siksin, hala kanıyor.(Şenay) —Bakire hissi verir işte o kan. Daha iyi.(Cem) Cem’in cinsel organı büyüktür ve o deneyimlidir. Kızı çok fena siker. Kız gözyaşları ve çığlıklar eşliğinde boşalır. İşte bu tecavüzden zevk almıştır. Şimdi kendini orospu olmuş gibi hissediyordur. Ama önemli olan sikişmeyi ne kadar çok sevdiğidir orospuluk ölçütü olarak çünkü orospu olmak sex'den zevk almaktır. Orospu olmak iyidir ama Şenay doğuştan namuslu bir kızdır. Kutsanmıştır Şenay tanrı tarafından. Orospu olursa kutsallığı gider ve cinlere falan karşı korumasız kalır. Şenay artık namuslu birisi değildir, tecavüzden zevk almıştır! İskender, Cem ve Yunus’a sinirlenir. Cem ve Yunus da birbirlerinden nefret etmektedir. Erkekler erkekleri sevmezler. Götlerine yarak girebilir veya boş delikler dolabilir diye birbirlerinden nefret eder erkekler. Çok erkek olan yerde bokluk çıkar. Kadın olan her yerde de bokluk çıkar. Aslında erkek olan her yerde bokluk çıkar; kadınlar kadınlarla mutludur. Cem’in uzun çüküne karşı Yunus’un gençliği ve psikopatlığı vardı. İskender ise hem kadınlardan hem de onu kadınlara satan erkeklerden nefret ediyordu(satmak deyim olarak kullanılmıştır). Yeni bir kadın gelir. Genç bir kadın, Nilüfer. Tanışırlarken görev yerine ışınlanırlar. 23 yaşında üniversite mezunudur Nilüfer. Bu arada Cem de üniversite mezunu. Masal lise mezunu. Diğerleri çoluk çocuk olduklarından zaten öğrenciler. Ha bu arada, Masal ölmüştü. —Yeni kolun çok şeker oldu aşkım. —Kolu bırak da sana am bulmamız lazım. Bu çürümeye başladı. —Amlar da çabuk çürüyor ama. —Hayır kızım, bence sen bakım yapmıyorsun. —Senin sikin sanki çok sertte, morarmış baksana. —Ne yaparsak yapalım çürüyoruz. Beynimiz giderek ölüyor ne kadar beyin yesek de. Lânet olsun, zombi olmak berbat bir şey. —Sakin ol aşkım. Seni seviyorum. Çürüyüp koksan da seviyorum. —Hehe he, sanki sen kokmuyorsun, boklu. —Sensin o. Gel buraya, kaçma! Ekibimizin yeni görevi bir kaç zombi öldürmekti. Zaten ölü olan bir şeyi nasıl öldürebilirsiniz ki? Ama hayır, zombiler ölü değildi; sadece sürekli bedenlerini diğer insanlardan çalarak yenilemeleri gerekiyordu. —Kötü bir koku var.(Yunus) —??(Diğerleri) —Radar şu çifti gösteriyor. Gidelim.(Yunus) Zombi gençlerin etrafını sardılar. —Kımıldamayın!(Cem) —Bunlar insan değil mi?(Şenay) —Kız da çok güzelmiş.(İskender) —Gay değil misin lan sen?(Yunus) —Silâhı neden bana doğrulttun? Hem kız güzel değil mi?(İskender) —Tamam haklısın.(Yunus) —Ne yapacağız?(Kız) —.(Erkek) —?(Kız) —Ölün!(Erkek) Erkek zombi ani bir hareketle üstlerine atılmıştır ama zombinin bedeni dağılır. Herkes bacaklarından yukarıya ateş etmiştir. Ağzından ve her yerinden kanlar akar kaldırıma. —O şey ölmedi mi?(Nilüfer) —?(Diğerleri) —Ercaağğn!! Bir şeyler söyle.(Sevgilisi ölen kız) İçi dışına çıkmış olan ceset etrafa iğrenç kokular yaymaktadır. Hala hareket etmektedir ama konuşamaz; ezilmiş bir solucan gibi can çekişir yerde şekilsizce ancak. Kız çığlık atıp birden bire uçarcasına koşar. Yunus ve İskender onun peşinden gider. Cem kızlara onun intikam almak için geri dönebileceğini söyler ve o da gider kızları yalnız bırakarak. —Nasıl bu kadar hızlı koşabildi?(Cem) —Giysilerle bile yetişemedik.(Yunus) —Arabalardan bile hızlıydı.(Cem) —Bu bir motorsikletti.(Yunus) Yarım saat etraftan ses seda çıkmaz. Daha sonra kız bir yerden fırlayıp Şenay’a koşar yumruk atıp kaçar. Şenay çok fena yere düşer. Nilüfer onu kaldırıp onunla ilgilenir. Sonra kızın geldiği taraftan bir kaç zombi gelir. İçlerinden birisi kızın sevgilisidir yani o öldürdükleri zombi iyileşip geri gelmiştir. Nilüfer GANTZ kılıcını çeker. GANTZ’ın silâhdan, ışınlayıcıdan ve kıyafetten başka bir de kılıcı vardır. “Kullanmayı biliyor musun?” der Şenay. Ardından Nilüfer yaratıkları biçmeye başlar. O kadar animeyi boşuna izlememiştir Nilüfer. Zombilerin bir kısmı Şenay’ı arkasından yakalar ve onu taciz etmeye başlarlar. Nilüfer bunu fark etmez. Etrafta çok büyük bir gürültü vardır. İki parça olmuş zombilerin bağırışları, savaşan zombilerin haykırışları sokaklarda yankı yapmaktadır. Zombiler Şenay’ı tecavüze yeltenirken Şenay “Nilüfer!” diye bağırır. Nilüfer, Şenay’a saldıran zombileri biçer ancak o Şenay’a koşarken arkasından gelen zombiler onu bacağından yakalarlar. Necromantic sahneler meydana gelecek sanılırken zombiler tarafından kıstırılmış kızlarımız erkeklerimiz tarafından kurtarılır. Radarda kızların yardıma ihtiyacı olduğunu görüp gelmişlerdir. Zombilerin çoğunu döverek, ezerek, yırtarak öldürürler. Zombiler onları pek çok defa yakalarlar ama onlar ani ve sert hareketlerle her defasında kurtulup kimi zaman zombilerin kollarını bile sökerler. Geriye can çekişen yaratıklarla sohbet etmek kalır. Zombiler hakkında pek çok şey öğrenip onları öldürürler. Zombiler insanlarla bedenlerini yenileyen ve hatta insanüstü hale getiren yamyam yaratıklardır. Yaşlı zombiler ölümsüzleşir. Tıpkı vampirler gibi zombiler de lânetlidir ancak zombilerin büyü gücü neredeyse hiç yoktur; oysa vampirler kan parçalarından bile yeniden doğabilirler. Her iki yaratık da acı çekmeye alışıktır ve genelde acı çekmekten korkmazlar. —Bu gün tecavüz olmadı lan?(Yunus) —Bıraksaydık da sikseler miydi acaba?(Cem) —Oğlum deli misiniz? Yamyam lan o yaratıklar. Kızları yerlerdi.(İskender) —Uff, amını kanata kanata ısırır yerlerdi.(Yunus) —Azdım, otuzbir çekicem.(Cem) —Sevişelim mi Cem?(Yunus) —Hayır.(Cem) —Çok iyi kılıç kullanıyorsun, nereden öğrendin?(Şenay) —Animelerden…(Nilüfer) —O ne demek —Boş ver, şimdi ilgilendiğim yalnızca sensin. Nilüfer, Şenay'a yaklaşmaya başlar. —Ne demek istiyorsun? Yaklaşma bana. Bana böyle yaklaşma! Şenay duvara sıkışır, kaçacak yeri kalmamıştır. —Bu gün hayatını kurtardım değil mi? —Napıyorsun?! Yüzüme dokunma. Hey…… Nilüfer, Şenay'ı öper. —Dudağına bir öpücük daha kondurmamı ister misin? —… Şenay istemektedir ama namuslu bir kızdır. —[:D] —Sen beni taciz ediyorsun. Beni bırak, bir sürü azgın erkek var burada. —İlk gördüğüm anda nasıl şirin bir kızcağız olduğunu fark ettim. —Tamam, git erkeklerle uğraş sen. —Ben lesbian’im. Erkeklerin seninkiler gibi şirin memeleri yok ve sen onlardan çok daha şekersin. —Dokunma bana yaaa! —Tamam, ilk önce ben soyunayım. —Ne yapıyorsun?!! —Ne? Yoksa vücudumu beğenmedin mi? —Hayır ondan değil. Ben namuslu bir kızım. —Kız kızayız burada, merak etme namusuna bir şey olmaz. —Anlamıyorsun, eşcinsellik en büyük günahlardandır İslam’da. —Evet. —Ya bak hala üstüme üstüme geliyor. Nilüfer çırılçıplaktır. —Kaçma, kaçma dedim. Nasıl olsa köşede sıkışcan. —Lan bırak beni. —Hadi ablana bamyanı göster. —Bamya? Haaa… Olmaz lan, kesinlikle olmaz. Git diyorum, aaa. .. —Memelerimi emmek ister misin? —I ıhh, ı ııh… —Yeter lan! Nilüfer, Şenay’ın dudaklarına şiddetlice yapışır. Kız ister istemez kendinden geçer. Teslim olur Nilüfer ablasına. —Kendimi artık iyice orospu gibi hissediyorum.(Şenay) —Akışına bırak, sakin ol.(Nilüfer) —Hayır, yani sex’e düşkün birisi haline gelmekten korkuyorum. —Nesi varmış sex’in? —Sex günahtır. —Yeter artık, neden sana bütün güzellikleri yasaklayan bir tanrıya itaat ediyorsun? —Şey ben, bizi o yarattı. —Yarattıysa bizi mutlu etmek zorunda. Mutlu olmayacaksak yaratmasın, istemem! —Tamam, sakin ol abla. Ne istiyorsan yap bana, sakin ol. —Ooo kızlar…(Yunus) —Lezbiyen olmayın lan gerizekâlılar.(Cem) —Etrafta bu kadar azmış erkek varken lezbiyen olmanız çok yanlış.(İskender) —Hey şu çocuğun adı ne?(Nilüfer) —O mu, o İskender.(Şenay) —Siksek ya onu.(Nilüfer) —Ben gayim.(İskender) —Aaa, biz de. Ne güzel.(Nilüfer) —Siktir oradan.(İskender) —Karşı koyan olursa kılıcımın tadına bakar.(Nilüfer) Nilüfer kılıcını eline almıştır. —Hakikaten iyi kılıç kullanıyor ha.(Yunus) —Ben, Şenay ve İskender grup sex yapacağız.(Nilüfer) —Siktir lan oradan.(İskender) —Döverim lan seni, akıllı konuş.(Nilüfer) Nilüfer ve İskender kavga eder, tabi ki Nilüfer güç kıyafetini giydikten sonra. Bizimkiler izleyip kavganın zevkini çıkarırlar. İskender kavga etmeyi bilmediğinden dövülür ve sex kölesi haline getirilir. —Bak unutma, karışan olursa kılıç…(Nilüfer) —Bir am uğruna kılıçlı kavgaya girip hayatımı riske atmam.(Yunus) —Ben atarım lan. Sikmek istiyorum bu Nilüfer’i.(Cem) —Bunun için önce beni yenmen gerekecek. Dikkat et de ölme.(Nilüfer) —Ah hayır, bak silâhım yok. Şimdi beni öldürecek misin?(Cem) —Yaklaşma.(Nilüfer) —Ya seni sikmeme izin ver ya da beni öldür.(Cem) —Gelme.(Nilüfer) —Hi hı hı hı(Yunus) —Yaklaşma lan.(Nilüfer) —Hmm?(Cem) —Evet, bir adım daha atarsan o kılıç göğsüne girer.(Nilüfer) Cem, Nilüfer'in elindeki kılıca değebilecek kadar yaklaşmıştı Nilüfer'e. Kılıcın ucu göğsüne batıyordu. —Hıh.(Cem) —Dokunma lan kılıca. Bırak kılıcı. Bak bırak kılıcı, elini keseceğim.(Nilüfer) —Neden İskender de ben değil?(Cem) —Imm şey, o çok masum ve utangaç durdu…(Nilüfer) —Ben de katılıyorum(Cem) —Pekâlâ.(Nilüfer) Cem, Nilüfer’e sarılır, sarılırlar ve Cem kadının kıçını parmaklar. Kadın azar ki zaten azgındır. —Yeter bu kadar. Ihım.(Nilüfer) —Ha ha ha!(Yunus) —Ne var?(Nilüfer) —Bir kız tarafından tecavüz ediliyoruz, çok saçma.(Yunus) —Öyle mi? Mucuk.. .(Nilüfer) Nilüfer, Yunus'u öper. —Sen az önce benim dudağımı öptün!(Yunus) —Evet, eee?(Nilüfer) —Çok adisin, beni böyle azdırabileceğini mi sandın?(Yunus) —Sikin kalkmış ama.(Nilüfer) —Sus…(Yunus) —Yanakların da kızardı. Ay ablam utandın mı sen?(Nilüfer) —Sus lan.(Yunus) —Hadi herkes yerini alsın. Başlıyoruz.(Nilüfer) —Ben de izleyeceğim.(Yunus) —Tamam, sen de izle.(Nilüfer) —Onlar izlerse ben utanırım.(Şenay) —Pişt pişt, sakin ol aşkım. Onları yok say. Emirlerimin dışına kimse çıkmasın.(Nilüfer) Nilüfer kızı soyar. Sonra kendisi de soyunur. Kızın amını yalayarak başlar. Bu başlangıç kız için çok fazladır. Kısa sürede rahatsız olur kız bu aşırı uyarımdan. “Yeter, yapma. Yapma dedim. Ahh.” der kız ve sonunda Nilüfer bırakır. Kızın dudağına yönelir. Öpüşür ve dilini de kullanır. Kızın aklında sürekli “az önce amıma soktuğu dili şimdi ağzımda” düşüncesinin verdiği bir tiksinti vardır. “Tadını beğenmedin mi?” der Nilüfer. “Kötü değil aslında.” diye yanıtlar Şenay. Erkekler bu sırada Şenay’ın arkasında oturmuş onları izlemektedir. Yunus sonra Şenay’ın önünden bakmak ister olaya. Şenay onu görünce yalnız olmadıklarını hatırlar. Şenay utanır ve tedirgin olur. Nilüfer, Şenay’ı sakinleştirmeye çalışır ve Yunus’a da kızar. Daha sonra İskender’i alırlar ve onun bedenine dokunur, yalarlar. Resmen tecavüz ederler İskender’e. İskender bu durumdan çok rahatsız olur ama karşı koyamaz. Daha önce o da tecavüz etmiştir bu odada; onlara (o tecavüzlere) sayar ve dayanmaya çalışır. Zorla sertleştirdiği sike biner Nilüfer. İskender boşalmaz çünkü zevk almaz. Çok rahatsız edici bir durumdur sikişmek istemiyorken sikişe zorlanmak. Daha sonra Cem çatur çutur Nilüfer’i siker. Yunus da siker ve sevişir Nilüfer’le. İşte GANTZ evinde sıradan bir gün böyle biter. Şenay: Ben orospu oldum. Artık orospu oldum. Allah beni sevmiyor ve korumuyor artık. Üzgünüm. Kendimi kaybettim. Şenay ve Nilüfer gerçekten İskender’e âşıktırlar. Sürekli ona kendilerini siktirmeye uğraşırlar. Onu azdırmaya çalışırlar, taciz ederler, tecavüz ederler. İskender artık bıkar bundan ama ses de çıkaramaz çünkü Yunus’un kendilerine âşık olan kızları geri çeviren erkeklerden, onları kıskandığı ve onlardan nefret ettiği için gerçekten nefret ettiğini bilir. Yani Yunus, Sezai’yi öldürdüğü gibi İskender’i de öldürebilir. İskender çok zayıf, ezik, zavallı bir yaratıktır. Mecburen kızların cinsel işkencelerine katlanır. Kızlar İskender’in aktif olup kanata kanata onları sikmesini istemektedirler. İstediklerini asla alamazlar elbette. [İsyankârı öldürün. Bakalım bu sefer başarılı olabilecek misiniz?] Yeni bir göreve başlıyorlardı. Yoksa başlamıyorlar mıydı? Yunus'un tavsiyesi üzerine her yere kıyafet ve silâhlarla giderlerdi. Yunus manga'yı okuduğundan her anın tehlikeli olduğunu biliyordu. Yine dışarlarda gezerlerken, Şenay bir yumruk alıp yere düştü. Yumruğu atan da güç kıyafeti giyiyordu, o da bayandı. Şaşırdılar. Şenay kalkıp saldırdı. Yumruklar ve tekmeler onun acınası bir halde yere düşmesine sebep oldu. Bu kız çok güçlüydü ve onlara saldırıyordu. Şenay iner inmez, Nilüfer gitti. Kıyasıya bir mücadele oldu ama ikisi de birbirlerine vuramamıştı. Yumrukların hedefini şaşırdığı bir savaşta tekmelerin durumu çok daha acınasıydı. Sonra oyun bitti. Nilüfer yandan onun kafasına doğru bir yumruk sallarken, sıkılan rakibi boynunu yana eğerek yumruktan kurtulurken Nilüfer'in de koltuk altına yumruk attı. Nilüfer acizce, geldiğini bile göremediği bir darbe almıştı. Bu sırada lesbian olan Nilüfer'in amı sulandı. Bu dövüş çok sex'iydi. Dikkati dağılan Nilüfer kolunu kaptırmıştı bile. Kaburgasına ve koluna darbeler aldı. Çok acı çekiyordu, hele son darbe alt kaburgasını kırınca yerde bağırarak ve kıvranarak ağlamaya başladı. Erkekler bu olanları sadece izlemişlerdi. Malum, Nilüfer onlara kılıç çekmişti, İskender'e ise tecavüz etmişti. Şenay “Nilüfer ablaya yardım edin.” dedi zorlanarak, konuşmakta zorlanıyordu. Gerçekten feci dayak yemişti. Şenay'a rastgele vurmuştu kadın. Ve o kadın Nilüfer'in sulandığını da anlamıştı kokusundan. “Hep beraber saldıralım!” dedi Cem ve koştular. Kızı yakaladı Cem, Yunus karnını yumrukladı, İskender de kıçını parmakladı. İskender ne yapıyordu? Daha kız dövülmeden tecavüze girişmişti anlaşılan. Kız acı çekiyor gibi görünüyordu. Ağlıyor gibiydi ve neredeyse bayılacaktı. —Sizi acınası erkekler. Kadınlığımın altında ezilin! —Ohş çok sexy. Soyup sikelim artık.(Cem) Kız Yunus'a bir kaç tekme atıp onun uçmasına sebep oldu. Cem'i de kollarından yakalayıp sırtının üstünden ileriye doğru fırlattı. Geriye hala götünü parmaklamakta olan İskender kaldı. —Sen ne yapıyorsun be? —O_O(İskender) İskender'i tutup havaya kaldırdı, en yükseğe. Sonra aşağı doğru hızla indirirken kalçasına diz çaktı. İskender'in iç organları, özellikle böbreği mahvoldu. Ağzından kan geldi. —Siz acınası erkekler canımı yaktığınızı mı sandınız? Gerçekten çok salaksınız, bilmiyorsunuz değil mi? Ben en zekiyim, ben en sexy'im, ben en güçlüyüm. Baksana bana ben kusursuzum. —Derdin ne? Neden bize saldırdın? İstediğin ne?(Yunus) —Kişisel bir mesele değil. Siz GANTZ ordususunuz ve GANTZ bana savaş açtı. Ben GANTZ'ın ilk insan olmayan üyesiyim. GANTZ'dan ayrılmak istedim ve izin vermediler. Aslında herkes onların piyonu. Bütün bu ölüm kalım savaşları eğitiminizin parçası. Hayatlar GANTZ için öyle değersiz ki… —Yani bizi öldürmek zorunda değilsin.(Yunus) —Evet. Cem kızı sırtından yakaladı. —Peki İskender'e yaptığın neydi? Bir şeyi yapmaya mecbur olmaman yapmayacağın anlamına gelmiyor.(Cem) —Bir şeyi yapmak zorunda olmaman yapmamak zorunda olduğun anlamına gelmez. Hatırlattığın için sağ ol. Kız Cem'i sırtından ileriye doğru atar ve havadan yere düşerken tekmeleyerek öldürür. —Cem ağbii! Hayır!!!(Yunus) —Hey, nereye gidiyorsun? İsmin ne?(Nilüfer) Esrarengiz kız, takımı sikerttikten sonra yol almaya başlamıştı. —İşlerim var. Zaten beni yakında öldürürler, ömrüm çoktan bitti. Bana BioHazard de. —Beni sikmeden gitme.(Nilüfer) —Peki, sen kaşındın[;p]. —Kaşınıyorum, kaşı beni. —Demek lesbian'sin ha? Ben değilim ama. —Sen nesin? —Unisex!! Bio'nun amının üstünde klitoris yerine sik vardır. —Anee, hermafrodit.(Nilüfer) —Ben unisex diyorum çünkü her iki cinsiyet de bedenime bayılıyor yani herkes için kullanışlı. —Boyu da fena değilmiş. —Eh işte, ortalamanın üzerinde. Bu kadar konuşma yeter. Nilüfer konuşmak için ağzını açtığında ağzına sokuvermiştir Bio. Nilüfer eliyle ittirir. —Önce amımı sik aptal.(Nilüfer) —Aptal mı?. —Hee. Nilüfer amını iyice siktirir. Zevkten artık zevk alamayacak hale gelmiştir. Sonra o am suyuyla kaplanmış yarağı ağzına ister. BioHazard, Nil'in ağzına boşalır. Daha sonra da götünü siker. Sonra baş parmağıyla bızırı ezer, işaret parmağı ve orta parmağıyla da içerden baş parmağa destek vermektedir. Nilüfer neler olduğunu anlar. —Hayır yapma.(Nilüfer) —Neyi?(BioHazard) —Salağa yatmanın hiç sırası değil.(Nilüfer) —Bunu istemediğine emin misin?(BioHazard) —Imm…(Nilüfer) —Bilmiyorsun?(BioHazard) İşaret, orta ve yüzük parmakları içeri girer. Tam olarak giremezler. Nil o kadar geniş değildir. —Hay aksi.(BioHazard) —İttir!(Nilüfer) Aniden sertçe ittirir BioHazard ve parmaklar tamamen girer içeri. Nil acıyla inler. Daha sonra içeri dışarı hareket eder parmaklar. Hareket hızı giderek artar ve en sonunda artık sanki havada gidip geliyormuş gibi acımasız bir hızla hareket eder el. Nil patlar, fışkırtır; orgazm çığlıkları eşliğinde. —Elinin tamamını içerde istiyorum.(Nilüfer) —Emin misin? —Hadi fikrimi değiştirmeden yap çabuk. Nil bir ara ağlar sancıdan dolayı. BioHazard endişelenip durur. O durunca Nil ona kızar: —Ağlatarak, acıtarak, yavaşça devam et! Ne var ki, Nil neredeyse başarmak üzereyken acıya dayanamaz ve Bio'yu durdurur. Hiç doğum yapmamış bir ama el almak zordur. —Çıkar baştan gir. Bu sefer çok hızlı ve acımasız ol.(Nilüfer) —Ama yırtılır, çok kanar. —Biliyorum, yap sen. Dört parmak kapıya dayanır. Ve aniden ittirirler. Am içeri kaçarak işi daha da zorlaştırır ve yırtılır. O ses duyulur. Etten gelen o ses. Nil ağlarken bir emir daha verir: —İçeri-dışarı, hadi! Girip çıkarken am esner. Zaten zar zor geçmektedir el o esnek delikten. Giderek hızlanarak en sonunda çılgınlaşan hareketler sonucu am iyice mundar olmuştur ve Nil'in hali kalmamıştır daha boşalacak. Ama Bio bitirmez. —Peki ya götün? —Haklısın, orasının tadı başka. Onu da kurcalasak iyi olur.(Nilüfer) Bio elini göte sokmak için hazırlar. —Yapma.(Nilüfer) —Haklısın, amın zor aldı zaten elimi; göt nasıl alsın? —Aptal! Sen benim ne dediğime ne bakıyorsun. Ben yapma desem de yap s… Bio'nun göte eli sokması sonucu Nil kısa bir süre felç geçirmiştir. Bu sefer gerçekten el her girip çıktığında acıyla bağırmaktadır. Sonra daha derine ilerler el. Nil iyice acı çekip, kendinden geçip boşaldığında, gözleri kaydığında Bio bitirir. —Konuşacak halin kalmadı galiba. İyisin değil mi?(BioHazard) Nilüfer avucunu kapatıp baş parmağını yukarı kaldırarak tamam işareti yapar. Bio ile öpüşmeye başlarlar. Sonra BioHazard'ın dili büyür ve Nil yine iter onu. —Yine sırayı şaşırdın. Önce am sonra ağız.(Nilüfer) Dil şekil değiştirebilen bir organıdır Bio'nun. İstediği kadar büyütüp uzatabilmektedir dilini Bio. Amın en derin derinliklerine bile sokar onu. Hatta daha sonra da kalınlaştırıp içinde hareket ettirir. Dil ile am güreşirler, am kazanır. Daha sonra sokup çıkarır. Derinlere giren dil aşırı derecede gıdıklamakta ve rahatsız etmektedir. Sıra ağıza gelir. Dil gırtlağı falan mahvedip mideye kadar iner. Orada çırpınır. Oral sex de uzun süre devam eder ve sıra anala gelir. Nilüfer çok acı çekmiştir ve çok dayanılmaz zevkler almıştır. —Bu kadar yeter. Sen iyice abarttın. Bu gidişle beni öldüreceksin.(Nilüfer) Dili Nilüfer'in götünde olan BioHazard konuşamaz. Dil götün içinde ilerler. Nilüfer karnında bağırsağına girenlerden dolayı-kaynaklanan müthiş bir acı hisseder. Karnındaki acı dil derine kaçtıkça öyle büyür ki artık Nil anüsünü hissedemez olur, ki anüsü de dilin kalınlığından dolayı mahvolmuştur (buna rağmen anüsündeki acıyı hissetmez ); Tek hissettiği karın ağrısıdır. Daha sonra bağırsağının içinde bir şeylerin çırpındığını hisseder ki olan da tam olarak budur. Nil hala boşalabilmektedir. Bio o boşalmayı kestiğinde dilini çıkarır ve konuşabilirler. —Seni neden öldürmeyeyim ki?(BioHazard) —Ne? Feminist olduğunu sanıyordum.(Nilüfer) —Bu bir kaç gün ömrüm kalmadan önceydi. Artık hiç bir sikimin önemi yok. Öleceğim.(BioHazard) O sırada arkadan bıçaklı bir adam saldırıp Bio'yu bıçaklar. Bu adam da Gantz ordusundandır ama silâh olarak ilkel bir çakı kullanması gariptir. —Bu kadar. Bu yara ile kan kaybından bile ölürüm. Demek istediğim buydu, anlıyor musun?(BioHazard) —Kapa çeneni kahpe!(Katil) Adam onu tokatlar ve çevirip siker. —Evet, ihtiyacım olan buydu. Sikişirken ölmek.(BioHazard) —Bu ölürken sikişmek aptal!(Katil) —Ne kadar büyük (bir huzur). Sikin…(BioHazard) -!LEZBİYEN!- Yine sevdiğim kız bir erkek tarafından elimden alındı. Kahrolsun erkekler. Onlar ancak bizim köpeğimiz olur. BioHazard tarafından öldürülmeye razıydım. Eğer bir şekilde bir gün öleceksem bunun otuz yıl sonra başka bir şekilde değil de şu an onun tarafından sikilirken olmasını yeğlerdim. -!LEZBİYEN!- —Ağbi adın ne senin?(Yunus) —Adımı boş ver, Ultra de bana.(BioHazard'ı bıçaklayarak öldüren adam) Eve dönerler ışınlanarak. Herkes iyileşir. Cem ölür. Tekrar bir nüfus sayımı yapalım: Şenay, Nilüfer, İskender, Yunus ve öteki. Evet, kendine Ultra diyen gavat da takımdadır artık. Nilüfer, Şenay, İskender, Yunus sikişirler; sorun yok. Ötekini de siktir et. Bu kadrodan bir bok olmaz. Kitap sanırım bitti. Evet, son görev: Herkes dirilir. Masal, Esra, Sezai, Cem, Hmm ne kadar az kişi ölmüş. Neyse, boş ver. Ha birde eski var. Şu görünmez takılıp geleni geçeni tecavüz edip öldüren. İlk o ölmüştü ekipten, hatırladınız mı?. Odada on kişi vardı. Son görev için diriltilmişlerdi ki bu görev inanılmaz zordu. Normalde GANTZ ölenleri diriltmezdi ama bu görevde muhtemelen herkes ölecekti. Bu yüzden bir istisna yapılmıştı. Ama dirilenler birbirlerini öldürmemişler miydi önceden? Bir kan davası böyle kolayca unutulur muydu? —Kanka naber?(Ultra) Ultra kardeşine sorar. —Her zamanki gibi. Baksana bunlar beni öldürdü.(Eski) Eski Yunus'u işaret etmektedir parmağıyla. —Konuş çocuk!(Ultra)­ Yunus'un yakasından tutar. —Bize birdenbire ateş etti.(Yunus) —Adam olun lan burada!!(Ultra) Yunus'u fırlatır ve ona silâh doğrultur. Herkes Ultra'ya silâh doğrultur. —Durun, bana ihtiyacınız var. Ben en iyi askerim.(Ultra) Ateş ettiler ama işe yaramadı. Silâhlar merkez tarafından kilitlenmişti, çalışmıyorlardı. GANTZ, az önce dirilttiği ekibin kendi kendini yok etmesine izin vermiyordu. Ultra İskender'i alıp kaçtı. Camı kırmışlardı bıçakla, kaçarken. Eski, Ultra, İskender yok oldu, bulamadılar. —Lânet olsun! Neyse hadi grupsex yapalım.(Yunus) —Allah belanı versin.(Masal) —Versin Masal abla.(Yunus) —Dört kız, üç erkek; hadi bakalım.(Cem) —Herkes herkesle ama, eşcinsellik serbest.(Nilüfer) —Seni de sikicem Cem ağbi.(Yunus) —Ya İskender'i götürdüler, alo!(Masal) —Sikerim İskender'i, sana bir şey olmasın.(Yunus) Kendisine Ultra diyen ve benim Eski dediğim adamlar İskender'i bir şantiyeye götürmüşlerdi. —Ağbi neredeydin yaa?(Eski) —Sorma Mega, yanlış ilçede ölmüşüm ve bu yüzden yanlış takıma düşmüşüm.(Ultra) —Ağbi seni çok özledim.(Eski(Mega)) —Ağlama kardeşim.(Ultra) —Bana ne yapacaksınız?(İskender) —Sen ibnesin değil mi?(Mega) —Nereden anladınız?(İskender) —Tanıyoruz oğlum seni.(Ultra) —Hadi ya? Nereden?(İskender) —Bizim çevremiz geniştir.(Ultra) —Ve ibneler çok dikkat çeker. Peki beni ne kadar tanıyorsunuz ki?(İskender) —Ne önemi var ki? Hadi domal göt.(Ultra) —Bana göt denilmesinden hiç hoşlanmam.(İskender) —Bana göt denilmesinden ben de hoşlanmam.(Ultra) İskender'i zorla bükerler. Ardından güç kıyafetinin arkasını bıçakla delerler. İskender de bu esnada anüsünden yaralanır ve ağlamaya başlar. Adamın bıçakla yaralanmış götünü sikerler. İskender sikilirken ve kan kaybından ölürken göreve ışınlanırlar. İskender bilincini kaybetmişken tekrar hayata döner, ışınlanınca iyileştiğinden. Esra ve Sezai ortalarda yoktur. Yani grupsex yapanlar Şenay, Nilüfer, Yunus, Cem, Masal'dır. Esra ve Sezai, iki âşık baş başa kalmak istemişlerdir. Çılgınlarca sevişirler. Öyle sevişirlerki kafaları uçar. Sezai çıplaktır ama Esra nedense güç kıyafetini tam olarak çıkarmamıştır. Sezai eğilip onun memelerini emerken Esra onun boynunu kırar. Boynu kırılan Sezai felç olur. Tıpkı Sezai'nin Esra'yı öldürdüğü gibi, evet bu bir intikam. —Sezai ne kadar acı çekmiştim biliyor musun boynumu kırdığında? Üstelik hemen de ölmüyorsun boynun kırılınca. Sen ben öldüm sandın ama sadece bedenimin boynumdan aşağısı ölmüştü. Yani evet, senin beni şu an duyabildiğini biliyorum. Vücudundaki tüm sinirlerin kopması demek acıyı tüm vücudunda hissetmek demektir. Bütün bedenimin yandığını hissetmiştim. Ve sana asla âşık olmadım, olmadım ki seni böyle kolayca öldürebildim. Seni daha önce öldürmedim çünkü beni o sapıklardan koruyordun, ki şimdi gördüm ki onlarla grupsex yapmak harika yani artık sana ihtiyacım kalmadı ve bu şekilde artık senden intikamımı alabilirim. —Güç kıyafetim evde kaldı.(Masal) —Ama böyle sikişin tam ortasında da olmaz ki.(Yunus) —Hayvan, ne aşkmış ne özlemmiş be; çıplağız lan. Nasıl savaşacağız.(Masal) —Boş ver, biz en iyisi sikişe devam edelim.(Yunus) —Siktir git lan. Gıcık olmaya başladım sana. Yeter artık, sikme beni.(Masal) —O zaman sen beni sik.(Yunus) —Nasıl olacak o?(Masal) —Adı üstünde, sikiş.(Yunus) —Bıraksana lan! Sikme. Sinir oldum sana. Döverim seni.(Masal) —Ohşş, ablam benim be.(Yunus) Silâhları yoktu Yunus ile Masal'ın. Kıyafetleri de yoktu. Çıplaklardı ve bunun son görev olduğunu bilmiyorlardı. —Kıyafete ihtiyacın olmayacak. —Bir ses duydun mu Yunus?(Masal) —Hayır.(Yunus) —Çünkü zaten öldünüz. —Nereden geldiği belli olmayan sesler duyuyorum Yunus.(Masal) Masal, Yunus'a yumruk atar. —Bana neden yumruk attın Masal abla?(Yunus) Masal, Yunus'un boğazını sıkar. —Kes şunu bee, kızıyorum ha. Senin gücün bana yetmez ki.(Yunus) —Bu ben değilim Yunus, yardım et. Bir şey bedenimin içinde.(Masal) —Ne pahasına olursa olsun seni sikeceğim çünkü sana aşığım.(Yunus) Masal ile Yunus kavga ederler. Yunus onu döver. —Bu durumda bile beni siktiğine inanamıyorum.(Masal) —Işınlanınca iyileşirsin.(Yunus) —Işınlanma olmayacak çünkü zaten öldünüz. —Sen de kimsin?(Yunus) —Bu da ne? —Onu ben söyleyecektim.(Yunus) —Ben senin beynindeki hastalığım. Şimdi aşağı bak. Yunus, Masal'ı çürümüş bir zombi olarak görür ve delicesine ondan kaçmaya başlar. —Sikerim böyle işi. Oynamıyorum lan.(Yunus) “Gerçek nedir? Neyin var? Nesin? Sana desem ki herkes öldü; ne yapacaksın? Sana desem ki sen tanrısın, ne yapacaksın? Sikiş sikiş sikiş, ama bu da sıkacak. Canın sıkılırken yazabilir misin onlarca sayfayı peki çizebilir misin duygularını o sikik kâğıtlara? Sana diyorum ki hiç bir şey yok. Ne yapacaksın? Sıkılıyorsan bundan nasıl kurtulabilirsin? Sex, para, arkadaş, alkol???? Hepiniz öldünüz. Ben her beyni kontrol edebilirim. Ben sizi kör ve sağır edebilirim bir süre için. Ben sizin gördüklerinize ve duyduklarınıza tamamen hükmedebilirim. Gerçek ile hayali ayıramazsın. Şu an bile bunu yapamıyorsun. GANTZ beni yenemez. Gerekirse herkesi öldürürüm.” Yunus dehşet içindeydi. Karşısında bir tanrı vardı. Her şeyi kontrol eden bir şeyi nasıl yenebilirdi? “Kendini aciz hissediyorsun ha? Kolunu büküp seni yüz üstü yatırıp sikmemi istiyorsun ha? Ama hiç götünü siktirmedin ve bu çok iğrenç, boklu bir şey ha? Utanır mısın bokun sikime sürtülürse? Seni herkesin içinde siksem, her yere bokun sürtülürse ağlar mısın? Tek tiksindiğin şey bok mu? O aslında en çok tiksindiğin şey mi? Bu senin kâbusun mu?” Lânet olası şey Yunus'un beynine girmişti. Onun tüm sırlarını tüm gizlenmiş duygu ve düşüncelerini biliyordu. Yunus mahvolmuştu. Kendini çok çıplak ve aciz hissediyordu tanrı karşısında çünkü, o kıyafetlerin gizlediklerini de görendi. “Abazan değil misin zaten? Hayatında hiç sevişmedin ancak sikiştin. Sevişmeden sikişince de boşalmadın ve yıllardır yarım kalan sex'i tamamlamaya çalışıyorsun. Bu yüzden böyle sapık oldun. Gel seninle sevişelim ve sex'i tamamlayalım. Bırak arkanda kitap falan bırakma sevdasını. Seni sikerek öldüreyim. Sex'e doyunca da hayatının amacı, anlamı kalmayacak zaten. Arkanda kitap bırakmasan ne değişir ki?” Yunus kabul etti ve dokuz kişilik GANTZ ekibimizin gözü önünde garip, dev yaratıklar tarafından sikilerek öldürüldü. Tüm ekip üyeleri felçti ve görmek istemeseler de, gözlerini kapatsalar da gösterildi onlara Yunus'un en acı dolu, en iğrenç, en utanç verici anları. Onuru ve şerefiyle beraber öldü Yunus. Şerefinin yok olmasıyla ölümü bir oldu. Yunus zaten intihara meyilliydi. Sikilerek ölmek tam ona göreydi. Bıkmıştı bok Dünya'dan. Hiç bir kız ona âşık olmamıştı. Ya tecavüz edip sikiyordu ya da kadınlar ona acıyıp veriyordu. Kimse onunla sikişmek istemezdi. Zaten cinsel organı ufaktı ve iyi bir sikici değildi. Tembeldi göt veren. Sikerken yavaş ve sakindi; kız sıkılıyordu amına koyayım. Kendine zarar vermeyi seven mazoşist Yunus, kendini siktirerek öldü. Sıra şimdi diğer ekip üyelerindeydi. Hepsi bayılıp kendi iç dünyalarına dalmışlardı. Kendi kendileriyle savaştırıyordu karşılarındaki tanrısal yaratık onları. “Ultra, söyle bana, neden yaşıyorsun? Gerçekten neden yaşıyorsun? Kendine Ultra diyen Can isimli şahıs, cevap ver? Sen ultrasın ha? Sen en iyisin? Sen ortalığın amına korsun? Sen bir yumrukla 1600 kg basabilirsin ama bileğin kırılır ve sen kendi anneni öldürebilecek kadar salaksın. Sen kendi anneni öldürdün Sen kendi babanı öldürdün Sen ateşi söndürdün Mutluluk ateşini Sen aileni gömdün Sen onların dürümünü dürdün Sen kendine güldürdün Evet beni!! !” —Annem beni demir sopayla dövdü ve babam ayyaşın tekiydi. Kardeşimin ise bana hiç saygısı, sevgisi yoktu.(Ultra) “Sen de tüm aileni öldürdün ha? Kardeşinin saygısını, sevgisini kazanmak için ne yaptın ki? Annen sana ne yaptıysa onu. Annen seni dövdükçe sen kardeşini dövdün. Sen annene saygı, sevgi duymadın değil mi? Ona karşı hissettiğin tek duygu nefretti değil mi? Kardeşin de senden nefret etti. Sen aslında annensin. Sen aslında yıllar evvel kendini öldürdün. Ailesini öldürmüş bir insan kendisini de öldürmüştür.” —Siktir git kafamın içinden göt herif! Lütfen git.(Ultra) “Kolayca ağlayıp küfredebilecek kadar zayıfsın. Sen ne acizsin öyle Ultra? Meğer annenmişsin? Bu seni kadın yapar değil mi? Hanım evladı. Anasının kuzusu.” —Öldür benii! Ölmekten korkmuyorum piç kurusu.(Ultra) “Hayır, sen kendini öldür. O silâhı al ve aileni katlettiğin gibi bütün insanların nefret ettiği seni öldür. Ve ölmekten korktuğunu ikimiz de çok iyi biliyoruz Can.” Ultra ölmekten korkuyordu. Aklında şu ses yankılandı: —Ölsen millet bayram eder be. Tek sevenin var mı? Kolun kırılınca sana üzgünce bakan tek göz var mı? Senin aileni sen yok ettin. Herkese kötülük yaptın. Her tür suçu işledin. Silâh sesi susturdu zihni, parçalayarak, en büyük gürültüyü patlatarak. —Hayır! Ultra! Can ağbi! Beni bırakıp gidemezsin. Piç Metin bir daha piç olmayacak demiştin. Senden başka kimsem yok. Bana adın Mega demiştin.(Mega) Mega'nın, Eski'nin, Metin'in ailesi yoktu. O öksüzdü ve kimsesizler yurdunda büyümüştü. Türkiye'nin en berbat kimsesizler yurtlarından birinde. Hemen Ultra'nın elinden silâhı aldı ve kafasına sıktı bilinçsizce. O ne yaparsa yapardı o. Bu yıllar öncesinden kalma bir alışkanlıktı. Ağbisini taklit ediyor ve örnek alıyordu. “Cem, hey Cem.. Orada mısın? Cem, neden tüm vaktini boşa harcıyorsun? İnsanlar boş vakitlerini boşa harcamalılar.” —Üff, tamam intihar ediyorum. Hayatımın en güzel anlarını GANTZ'da yaşadım.. Demek buraya kadarmış..(Cem) Kendi kendini öldürdü Cem. Zaten buraya intihar edip gelmişti. “Bak sen şu işe, geri kalanların hepsi pasif.” dedi tanrısal varlık. O neydi, o kimdi öyle de herkese aynı anda farklı hayaller, farklı gerçeklikler veriyordu. O neydi o? “Neyse İskender'i de sikertelim de ondan sonra bakarız?” dedi kendi kendine. —Neden ben?(İskender) —Çünkü am varken göt sikmem.(Varlık) —Biliyorum, eşcinselim diye yapıyorsun bunu. Eşcinselim diye yapıyorsunuz bunları. —Bildiğini biliyorum. —Ya git, ne biliyorsun! —Ne bildiğini.. —Bak ibneyim diye beni öldüremezsin tamam mı; başka bir gerekçe bul. —Kadın düşmanısın aq! —Ohoo geç onları geç, bütün ibneler kadın düşmanıdır yani kadın düşmanı=ibne olmuş bu. —Cinsiyet ayrımını sen yapıyorsun ama ben yapınca kızıyorsun ha. İskender kenara sıkışmıştı. Verecek bir cevap bulamadı. O kadınlardan nefret ederdi. O halde bazıları da ibnelerden nefret edebilirdi. O halde öldürülebilirdi ibne olduğu gerekçesiyle. Ve dev yarak sallandı. Bu sihirle İskender kendini havada buldu. Bir kaç bir şey onu kollarından ve bacaklarından tuttu. Ve o sertleşti. Bu pozisyon onu sertleştirdi. Olacakları tahmin etmenin verdiği heyacanla sertleşti. Bir şey ona girdi ama ince bir şey. O korktu ve bunu gözlerini kısarak belli etti. Şaşkındı, hala acı ve ölüm yoktu. O şey içerde derinlere kaçınca acı arttı mı ne? Bu bitmeyen ve gittikçe kalınlaşan bir ip gibiydi. Önce devasa bir karın ağrısı başladı. Ardından kusmak ve kan ve ve ve daha da fecileşen ve yukarı doğru yükselen ağrı. Bu şeyin ince ucu ağızdan çıktığında kalın, çapı 14cm olan tarafı da götteydi, götü yırtıyordu. Yırtık götten akmıyordu pek kan. Asıl curcuna girenin çıkmasıyla başladı ve İskender götünden kan fışkırtan ilk insan olarak tarihe geçti. “Masal, yine sikilerek mi ölmek istersin yavrum?” —Ben kötü bir şey yapmadım. Ben kimseyi öldürmedim.(Masal) Uzun uzantılar Masal'ı tuttu. Bazı uzantılar ona girmek için hazır bekliyordu. —Sana kötü bir şey yaptığını veya birilerini öldürdüğünü söylemedim. Kötü şeyler yapmayanlar da ölür. Bu ilahi adalettir. Allah herkesi öldürür. İyi bir insan olduğun için sana ölüm şeklini seçme şansı tanıdım. Şimdi söyle hadi, bu şekilde ölmek istediğini söyle.(Varlık) —Evet bu şekilde!(Masal) Zihinlere girebilen varlık Masal'ın tüm hislerinden, duygularından, korkularından, acılarından haberdardı. O halde burada siken mi oydu, sikilen mi? Her şeyi hissediyor ve biliyordu; Masal, 6cm çapındaki uzantı 30cm derine girince ne hissediyordu, biliyordu; çok daha kalın bir uzantı girdiğinde amı parçalanırken canının nasıl acıdığını ve nasıl orgazm olduğunu biliyordu; o kan kaybından ölürken götünü yırtarak bağırsaklarına girenin onu nasıl ağlattığını çok iyi biliyordu. Ve kan kaybından ölürken o son nefesinde ne düşündüğünü ne hissettiğini biliyordu. Neredeyse öldükten sonra ne hissettiğini bilecekti ama orada MasterMind'in işi biter, Micheal'ınki başlardı. Geriye Nilüfer, Şenay, Esra kaldı millet. Acaba şimdi ne olacaktı? Bu yaratık onları sırayla öldürüyordu...... Esra? Nilüfer? Esra? Nilüfer? Esra? Nilüfer? Esra? Nilüfer? Esra? Nilüfer? Esra? Nilüfer? Yaratık karar veremiyordu. Esra ve Nilüfer korkuyla bir köşeye sinip birbirlerine sarılmışlardı. Hanginiz önce gelmek istersiniz? Hangisi önce gelmek ister? Nilüfer ölmek için can atıyordu, garip. Ama ölmeden önce diğer kızların ölümünü izlemek istiyordu. Kız azmış ve sapıtmıştı. Ve tanrı bu nedenle gülümsedi. Küçük, ufacık ve aciz bir yaratıktı o kız ve ona benziyordu. Ne şirindi, ne öldürülesiydi o ufacık kız ki o ufacıktı 23 yaşında olmasına rağmen. —Esra. Sen seçilmiş kişisin.(Varlık) Nilüfer gülümsedi. Varlığın onun zihnini okuyup bu kararı verdiğinin bilincindeydi. Esra'yı tuttu. Havaya kaldırdı. “Bu en acılısı ve en anisi olacak yani aslında şoktan acı hissetmezsin.” dedi yaratık. Esra “Hah demek şoktan acı hissedemeyeceğim. Aman ne güzelmiş.” dedi o her zamanki alaycı ve sinirlendirici tavrıyla. Kız havada asılı kaldı. Yaratık onu zihin gücüyle havaya kaldırıyordu. Ve saniyede yüz metre gibi bir hızla, doğrusal bir şekilde kalınlaşan veya incelen kazığın üstüne tam amıyla çakıldı. Amına giren kısım 8cm çapındaydı ve ağzından 12cm dışarı çıkmıştı kazık. Amı şiddetli çarpmayla yarılmıştı. Nilüfer çok korktu ve tiksindi. Esra'nın bedeninden kazık yardımıyla çıkan sesler tiksindirdi onu. Varlık ise göt deliğine bir şey sokmadığı için pişmandı. “Senin sıran Nil” Nil korkudan titriyordu ve terlemişti. “Korkma. Sen çok daha fazla acı çekeceksin, senin ölümün ani olmayacak.” dedi varlık ve Nil rahatladı. Nilüfer de işte geçen sefer ki gibi götüne bir şeyler girmesi sonucu ölecekti. Önce ince bir şey girdi. Kalın bağırsaktan sonrası acı vericiydi. Hele mideden önceki organlarda yani sonraki organlarda, hani biz ters gidiyoruz ya, acıdan bayılmak üzereydi kızcağız. Terler ve gözyaşları; daha çok ve her defasında daha çok vücut sıvısıyla daha çok vücut kokusu yayıldı. Daha sonra uzantı ağızdan çıkıp gün ışığı görünce bu sefer de daha kalın bir şekilde girmeye devam etti götten. Nilüfer'in nihayet anüsü de ağrıyordu. İnce bağırsağında kanamalar oldu. Acıdan bayılmak üzereydi kadın. Ve finalde keskin şeyler çıktı uzantının yüzeyinden; jilet gibi, diken gibi, iğne gibi şeyler. Bunların öne arkaya sistemli hareketi Nilüfer'in çığlıklarla biten sonu oldu. Kan kaybından ölene kadar boğuşmak zorunda kaldı bunlarla. Kendini ne aciz hissetmişti, götünden girenler sindirim sistemini dolaşıp ağızdan çıkarken. O an öyle çaresizdi ki ancak gözleriyle, gözyaşlarıyla yalvarabilmişti ve acının birazdan biteceğini umarak kendini rahatlatmayı denemişti fakat bağırsakları lime lime olurken kan kaybından ölmüştü o. Ağrı öyle fazla olunca bayılamamıştı da. Şenay ise her şey bitince gerçeği görmesi için orada bırakıldı. Kız sinir krizi, ve cinnet eşliğinde delirdi. Etrafta haftalardır yanında olduğu insanların korku ve acı dolu, amı-götü parçalanmış cesetleri vardı. GANTZ ekibi bu olaylardan sonra pek çok suçlunun peşini bıraktı. Bazı yaratıkları ne yaparlarsa yapsınlar öldüremiyorlardı. Dünya yeteri kadar korunamıyordu; o halde uzaylı işgâli altındaydı. Ne anladık, ne öğrendik bu kitaptan? Sikişin gençlik. Bencil olmayın. Amınızı paylaşın. Birbirinizi sahiplenmeyin. Herkes herkesle sikişsin. Grupsex rules!! Ve ayrıca ne gerçek ne değil asla bilemezsiniz. Neredeyse herkes göründüğünden farklıdır. İyi olun. Her şeyi ciddiye almayın. Sikişin işte. Hiç bir erkek bakir kalmayana dek sikişin; bakir veya yıllardır sex yapmamış...... Hayat ne ki? Anlamı ne ki? Amacı ne ki? Ne gerekçesi? Mutlu olun. Sex iyidir. Sikişin. Salak insanları yok sayın. Kimse size karışamasın ve kimse size engel olamasın. Sikişmek istiyorsan ki herkes ister, kimsenin sana sikişemezsin demesine izin verme. Sana orospu diyenler muhtemelen senden daha orospudur. Vicdana sahip olun. Herkesin sevişmeye ihtiyacı var. Âşık olduğunuz insanlarla sikiştiğiniz gibi size âşık olan insanlarla da sikişin. Namus ve ayıp yoktur. Sır tutmak, gizlemek bencilliktir. Tüm toplum salak diye sen de salak olmak zorunda değilsin. Utangaçlığını üzerinden attığında ve her şeye iğrenç demeyi kestiğinde mutluluğu bulacaksın. Sex yapanlar pişman değilse toplum buna hiç bir şey diyemez. Benim özgürlüğümün başladığı yerde seninki biter. Orospu da olurum, ibne de ve hatta kızım benimle sikişmek isterse onu da sikerim; sana ne, karışamazsın, bu benim hayatım, siken memnun-siktiren memnun yani sus! Diğer insanların hayatına karışamazsın ve ne kadar uğraşsan da beni değiştiremezsin.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#5
Oduncunun Çırağı

Oduncunun Çırağı

    Level 5

  • Kayıtlı Üye
  • 545 İleti
Bazı bölümlerini okudum hıyarlı yere çok güldüm ama daha az argo kullanabilirdin veya daha kibarını :P

Spoiler

 

 


#6
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
Okuduğun için çok teşekkür ederim. Umarım mangasına benzetebilmişimdir GANTZ'ın.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#7
Oduncunun Çırağı

Oduncunun Çırağı

    Level 5

  • Kayıtlı Üye
  • 545 İleti
Tabbiki benzemiş bazı yerlerindede çok güldüm daha küfürsüz olsa iyi olurdu ama bu haliyledi acayip güzel çok güldüren yerler oldu :)

Spoiler

 

 


#8
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
Çok boş vakti olan bloguma gidip tüm kitaplarımı okuyabilir. En çok cinsellik içeren kitabım da buydu. Aslında hiç de güzel olmamış. Ben zaten bunu bir yıl önce yazmıştım.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#9
Oduncunun Çırağı

Oduncunun Çırağı

    Level 5

  • Kayıtlı Üye
  • 545 İleti
Seni senseim olarak sayıyorum gidip kitaplarını okumaya çalışırım :) Anime sevdiğim kadar kitap ve manga okumayı,kitap yazmayı severim.

Spoiler

 

 


#10
yuno44907

yuno44907

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 24 İleti
  • Konumİstanbul
Herkesin her şeyi yazabildiği bir ortamda yazmak ister misin? Sadece bana blogger'da kullandığın e-mail adresini bir şekilde gönder ve seni http://annenlegel.blogspot.com adresinde yazar yapayım. Bütün forumlara lânet olsun, çünkü hepsi beni kovdu. Ve bütün insanlara lânet olsun çünkü hiçbiri beni sevmedi. Bize katıl ve bütün evrene nefretini kus. Her şeyi protesto ediyoruz ve hiçbir kural yok.
Sen sesi duyabilir misin;
çarpışını kalbimin. . .
O içimde patlar.
ve vücut kanlanır!!
http://google.com/search?q=yuno44907

Hey yakışıklı, blogumda yazmak ister misin? annenlegel.blogspot.com

#11
Madaxe

Madaxe

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 119 İleti

eline sağlık ama çok uzun olmuş benim gibi asosyal ve üşengeç insanların dolu olduğu bir sitede bunu yayınlamak garip bir düşünce anlayaşıdır :D 



#12
Oga Tatsumi

Oga Tatsumi

    Level 1

  • Kayıtlı Üye
  • 27 İleti

Off çok uzun okumak istiyorum fakat bir yandanda dolmasını bekledim bölüm dolmuş rahat 30-40dklık boş bir zamanımda kesinlikle okuyacağım bu arada +18 yasak diye biliyorum buraya link atıp başka bir siteye yazsan iyi olur derim


tumblr_mss2lxtJqd1sg962ho1_500.gif

Spoiler

 

Spoiler

 

İmzanız yeni imza kurallarına uymadığı için düzeltilmiştir.. Ayrıca şu Bleach imzan içimi acıttı kötü bölümlerdi : :(öhöhöhöm neyse düzeltmeden çıkarmayınız spoilerdan : :)






Also tagged with one or more of these keywords: gantz, +18, Fanfiction, ff

0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı