Jump to content
Türk Anime TV Forum
Phryne

Umut Penceresinden [Kibou no Madobe] (Through The Window of Hope) (Üçüncü Bölüm Eklendi!!!)

Önerilen İletiler

 Umut Penceresinden

İyi bir zaman olabilirdi ama en kötü zamanlardan biri oldu.

Umutların yeşerdiği bir ilkbahar mevsimi olabilirdi ama hayal kırıklıklarının doğduğu bir kış oldu.

İnsanlar birbirini sevebilirdi ama sonunda ellerinde kalan sadece nefret oldu.

Ya da, belki de sevginin tohumları o zamanlarda bile bir yerlerde saklı kalmıştır.

Aslında, Güneş ve Ay'ın düştüğü o gün; insanların elinde kalan tek şey aşk olacaktı...


 

Umut Penceresinden-Kış Üçgeni_Bölüm 1:

  

 

12 Aralık 2032, Pazar, Chihiro

_Chihiro!..

_Hım…

_Chihiro! Bugün Kaoru ile buluşman yok muydu senin?

_Ne..?

_Ah…

_Ah!

_Neden daha önce uyandırmadın ki?!

_Seni neredeyse 10 defa uyandırdım.

_İnsafsız gıcık şey…

 

  Merhaba! Ben Yoshioka Chihiro. 16 yaşındayım. Lise birinci sınıf öğrencisiyim. Abimle yaşıyorum. Annem ve babam ben çok küçükken bir kazada ölmüşler. Onları hatırlayamıyorum bile. Bu yüzden aile olarak sadece abim ve ben varız.

  Bugün günlerden 12 Aralık 2032. İnsanlık 2020’den beri arttırılmış gerçeklik ve ileri düzey teknoloji sayesinde gelişmiş hizmetler alabiliyor. Bir yerlere gitmek için sanal görüntülerimizi kullanabiliyoruz, evimizden hiç çıkmadan istediğimiz şeyleri yapabiliyoruz. Ne istersek. Buna rağmen: İnsanların ruh sağlığının eskisinden daha iyi olduğunu söyleyemeyiz gerçi.

  Bense böyle bir zamanda bu teknolojiyle beraber:

  Okulun sınavlarını atlatmaya çalışıyorum… Tipik bir öğrenciyim işte. Ne bekliyorum ki kendimden...

 Çok eğlenceli bir yaşamım olduğunu söyleyemem. Abim orduda görev yaptığı için sabah ve akşam yemekleri haricinde pek konuşmayız. Zaten beraber yediğimiz akşam yemekleri parmakla sayılır. Abimle ya da başka bir kişiyle de çok önemli hatıralarım yok. Sadece, hiç unutamadığım bir hatıram var;

 Bu ben 6 yaşındayken olmuştu. Tanegashima’ya NASA’dan bazı araştırmacılar gelmiş ve bir mekiği incelemeye başlamışlardı. Haberlerde görmüştüm. Sanırım sergi benzeri bir şeydi. Abimin anlattığına göre o zaman oraya annem ve babamla gitmişiz ama ben hatırlamıyorum. "Hatırlayamıyorum" desek daha iyi olur.

  İzlemekten sıkılmış ve binadan çıkıp sahile gitmiştim. Sessizdi. Sadece rüzgarın ve denizin sesi vardı. Huzur bulmuştum. Her ne kadar gökyüzünün sevsem de, o mekik beni ürkütmüştü. yanına yaklaşmak istemeyince de kendimi sahilde bulmuştum tabii. Öyle bir yerin sahile kıyısının olması tesadüf değildi.

  Benden çok uzakta biri olduğunu görmüş ve durmuştum ama o bana doğru gelmeye başlamıştı. Benim boylarımda biri olduğunu görünce ben de ona yaklaşmaya başladım.

_Adın ne?

_Chihiro.

  Sessizlik olmuştu. Korkmuştum. Yabancı birine benziyordu. Sarı saçlar... neredeyse renksiz denecek kadar sarı saçları vardı. Belki de bu yüzden ürkmüştüm. Sonunda adını sorabilmiştim.

_Senin adın ne?

_Assel.

_Nereden geliyorsun?

_Bilmiyorum. Sen?

  Uzak da olsa görünen mekiği işaret etmiştim.

_O mekiği incelemek için buraya gelmişiz. Ben burada yaşıyorum.

  Assel mekiğe boş gözlerle bakıyordu. Daha sonra bana döndü.

_O mekik bugün kalkacak ama.

_Ne? Kalkmayacak. Onu inceleyecekler. Biz de sergi için buraya geldik.

_Kalkacak.

_Ne?

Bir süre onunla beraber öylece durduk. Sonra o kıyı boyunca yürümeye başladı. Arkasından hafif adımlarla onu izledim. Gürültüyü duyana kadar.

Gerçekten mekik kalkıyordu. Ben panik olmuştum. Ne oluyordu? Ben buraya seyretmek için geldiğimiz sanıyordum. O an, Assel bana döndü.

_Kolundaki ne?

_Bunu bana abim verdi.

_Bende de bir tane var. Bana babam bugün verdi. Değişelim mi?

  Hiç düşünmeden bileklikleri değiştirmiştik. Neden değiştirmiştik? Bu bileklikler bize aitti ve birbirini yeni tanıyan iki çocuk için hiçbir şey ifade etmiyordu. Ama düşünmemiştim o an... İçimden gelmişti sanki... Hissetmiştim sanki... Bir gün tekrar değişeceğimizi o bileklikleri...

_Senin ailen nerede?

_Babam o mekikle gidiyor. Annem yok, öldü. Yalnızım.

_Korkmuyor musun?

  Neden böyle sormuştum ki? Asıl sorulması gereken belki de neden o mekikte insanların gittiğiydi. Belki her şey çok farklı olurdu.

_Hayır. Korkmam için bir sebep yok. Babam ölecek. Bunu hissediyorum. Ama ölümden korkmak için bir sebep yok.

   Ölümü bu kadar kolay dile getiren başka birini o ana kadar hiç görmemiştim. Babasının öleceğini nereden biliyordu? Bir çocuk neden ölümü düşünüyordu? Neden bakışlarında hayat yoktu?

   Değiştirdiğimiz bilekliklere bakmıştım. İkimizin de bilekliklerinde adımız yazıyordu. Ben bilekliğimin içine doğum tarihimi de yazmıştım. Doğum günümde verilmişti çünkü.

 Bir süre orada öylece oturduğumuzu hatırlıyorum. Daha sonra abim yanıma gelmişti, gözü yaşlıydı. Ona ne olduğunu sorduğumda anne ve babamızın artık olmadığını söylemişti.. Ama ben hiçbir şey anlamamıştım. Ne zaman olmuştu bu? Neden? "Olmamak" demekle neyi kastetmişti?

  O gün benim doğum günümdü. Abimin söylediğine göre öyleydi. Ama bunu kimseye söylememem gerektiği için doğum günümü hep 13 Aralık'ta kutlardık.

  O günden beri Assel’i bir daha görmedim.

  Ortaokula geldiğimde, 17 Aralık 2022'de kalkan mekiğe ne olduğunu araştırmıştım ama herhangi bir kaza haberi bulamamıştım. Abime bu konuyu sorduğumda ağzını bıçak açmazdı, hâlâ da öyle. Ebeveynlerimizin gerçekten öldüğünü bile bilmiyorduk, onlara ne olduğunu bilmiyorduk ve sonunda bir daha bu konu hakkında konuşmamaya karar verdik. Zaten bilmenin bir imkânı yok artık. Nasıl olsun ki? Nereye baksam ya bir yasakla karşılaşıyorum ya da abimden azar işitiyorum. Ulaşamıyorum. Geçmiş beni itiyor. Sanki, gelecekte daha önemli şeyler olacak der gibi. Sanki her şeyi biliyor da, beni bu anlaşılmaz olaylar zincirinden dışlıyor gibi. Ama neden?

Ben bilekliğin dışlanmış halkasıyım. Çözülemeyen bir düğümün ucundayım... Yaşadığımız dünyanın gökyüzünde bir sis var. Görülemiyor, hissedilemiyor. Ben de bu sis içinde kaybolan bir su damlasıyım. Hayatımın grisinde kaybediyorum kendimi.

Ne zaman ailemi ya da hayatımı düşünsem, aklıma renklere benzetmek geliyor olayları. Halbuki ben sadece sesleri renklere benzetirim. Demek ki hayatım da sese benziyor. Ama bu bir melodi mi? Nasıl bir melodi? Yıldızların melodisi gibi mi? Güneş'in melodisi mi? Ay'ın mı? Hayır. Benim melodim bu. Peki benim melodimin rengi gri mi? Hayat benim için gri mi gerçekten? Grinin anlamı nedir ki?

 O zamandan beri Assel’in bana dediği her şeyi unutmaya çalışıyorum ama bu mümkün değil. Ailem o mekiğin içinde miydi? Şu an yaşıyorlar mı? Neredeler? Ben o gün neden Assel ile tanıştım? Neden bileklikleri değiştirdik? Neden artık Assel yok? Nerede? Bu düşüncelere daldığımda Assel'den nefret ediyorum. Sanki, her şeyin sorumlusu oymuş gibi...

  Yine de bazen, Assel’i görmek istediğimi düşünüyorum. Yüzünü bile hatırlamıyorum ama öyle bile olsa, eğer bir gün onunla karşılaşırsam, o kişinin Assel olduğunu kesinlikle bileceğim. Bilmekten öte, hissedeceğim.

  Assel’in bilekliğini halen takıyorum.

 

Umut Penceresinden-Kış Üçgeni_Bölüm 2:

 

 



13 Aralık 2032, Pazartesi, Chihiro

Pazartesi...
Neden? Neden doğum günümde o rüyayı görmek zorundaydım ki? Assel ile karşılaşıyorum; konuşuyoruz, sonra ortadan kayboluyor, ben ağlıyorum ve sesini duyduğum anda uyanıyorum. Klişe... Yani benim için öyle. Sanki sesini duysam, bana her şeyi anlatsa, üzerimden bir yük kalkacakmış gibi. Kesinlikle bir şeyler biliyordu. O zamanki duygusuz bakışlar boşuna değildi. Biliyorum. Ama artık bir anlamı yok. Ben şimdiki hayatıma alıştım. Ve artık ne kadar düşünürsem düşüneyim, Assel'i bir daha göremeyeceğim ve duyamayacağım; muhtemelen. O da eğer yaşıyorsa, şu anki hayatından memnundur herhalde. Benim gibi birini kimsenin özleyeceğini de sanmıyorum. Özlenecek bir şey de yok ortada.

Ama bunlar, doğum günümde düşüneceğim şeyler değildi. 13 Aralık... 13 sayısını uğursuz bulanlar vardır ama ben aynısını düşünmüyorum. Doğumumu uğursuz bulmak gibi olurdu benim için. Yine de, doğum günümün ayın 13'üne denk gelmesinden çok, pazartesi gününe denk gelmesi evrenin bana "keşke doğmasaydın" demesi gibi oldu. Acaba ben doğmasaydım her şey daha iyi olur muydu? Bir filmde görmüştüm. Biri, "Kimse bu dünyaya yedek parça olmak için gelmemiştir." diyordu. Belki bu söz sayesinde yaşamayı seviyorum şu an. Ama gerçekten doğru mu bilmiyorum. Şu ana kadar kimse bana ihtiyacı olduğunu söylemedi çünkü.

Düşüncelerimden sıyrılıp ağır ağır okula yoluna koyuldum. Yoldan geçen arabalar, insanlar önemli değildi benim için. Sadece karşıma çıkan kedilere, kuşlara, hayvan dükkanındaki hayvanlara ve bitkilere günaydın diyordum. Onlar insanlardan farklı olarak yüzünüze gülüyordu çünkü. Her daim, saf bir halde.

Okula geldiğimde, geçmiş sınav haftasının şerefine verilecek olan parti çoktan başlamıştı. Açılmamış kocaman bir kola şişesini aldım ve kendime zimmetledim. Sevdiğimden değil, sıkıntıdan. Ama doğum günüme rastlayan bir parti, her ne kadar benim için olmasa da sevindirici bir şeydi.

Öğle arasında çatıya çıktım. Karnım toktu tabii ki. Tek istediğim oturup huzur içinde resim yapmaktı. aşağıya, bahçeye baktım. Sonra bu çatıya gece gelmeli diye düşündüm. İnsalar olmadan bakılırsa güzel bir resim çizilebilirdi. Adımın anons edildiğini duyduğumda, kafamda oluşan bahçe tablosu kayboldu birden.

Neden çağırdıklarını tahmin eder gibiydim. Sınav sonuçları. Büyük ihtimal dereceye girmiştim. Küçüklüğümden beri idealist abim beni sınavlara alıştırmıştı. Bana hayatın dönüm noktası gibi gelmiyorlar. Zaten öyle olmamalılar. Ama başka bir sebepten ötürü çağrılacağım aklımın ucundan geçmezdi.

"1-A sınıfından Ibara Chihiro-san. Lütfen en kısa sürede müdürenin odasına geliniz."

İçeri girdim. Sonrasını hayal meyal anca hatırlıyorum. Onu görmüştüm çünkü. O'ydu. Evet, ta kendisi. Tanıyacağımı düşünmezdim. Görebileceğimi, duyabileceğimi düşünmezdim, muhtemelen. Nasıl? Neden? Ne zaman? Ne için? Bir an zihnim boşaldı. Ellerimi hissedemez oldum. Bayılmışım.

Gözümü açtığımda halen müdürenin odasındaydım. Kendisi yoktu gerçi. Sadece o ve abim vardı. Abim mi? Abimin ne işi vardı okulda? Hiçbir şey düşünemiyordum. Hiçbir şey oturmamıştı.


 

Umut Penceresinden-Kış Üçgeni_Bölüm 3:

 

 

13 Aralık 2032, Pazartesi, Assel

Tertemiz bir sabaha uyandım. Gökyüzü o kadar berraktı ki ... Kış Üçgeni, Dünya'nın dışından bakıldığı kadar netti.

Kış Üçgeni, bilim insanlarının Güneş Sistemi'ndeki Meteor Kuşağının ardında bulunan gezegenlerde koloni kurma planlarını altüst etmişti. Tam da Dünya artık aşırı artan nüfusun getirdiği ekonomik ve sosyal yetersizliklerden kurtulabilecekken, bu gezegenlerin etrafında Güneş sisteminin etrafında bir yörünge çizen üç bebek yıldız bulundu. Bu yıldızlar, Yaz Üçgeni takım yıldızının olduğu bölgede görülüyor ve sadece kış mevsimi boyunca dünyadan görülebiliyordu. Bu yüzden adları Kış Üçgeni olarak kaldı.

2022'de ortaya çıkan bu takımyıldız, arttırılmış gerçeklik kullanılarak normal halktan saklandı. İnsanlar gökyüzüne baktıklarında kış üçgenini görmüyorlardı. Sonunda Birleşmiş Dünya Milletleri Uzay Araştırmaları Merkezi bu yıldızları incelemeye karar verdi.

Astronotların gittiği mekik, benim hayatımdaki tek dostum olan babamın gittiği mekik, takımyıldıza yaklaştığı sırada Dünya üzerinde görülmeyen türde bir radyoaktif dalga yüzünden infilak etmişti. O gün, ben, hayatımdaki tek dostumu kaybetmiştim. Ama hiçbir şey hissetmemiştim. Hissedememiştim...

Beyninizdeki duyguları kontrol eden lobun kimyasallar yardımıyla etkisiz bırakıldığını düşünün. Sevdiklerinizi görüyorsunuz ama onlar hakknıda ne ufak bir fikriniz, en ufak bir duygu bile yok. On yıl önce ben, işte böyleydim. Araştırmacılar için babamın feda ettiği bir denektim. Yine de babamı seviyordum. Çünkü her şeye rağmen o benim dostumdu.

Babam öldükten ve Kış Üçgeni inceleme planı başarısız olduktan sonra deneklikten azad edildim. Ama bu lanet kafesten dışarı çıkmıyordum. Araştırma planının başındakiler, yeni bir plan üzerinde çalışırken benim birilerine ötmemi istemiyorlardı muhtemelen. O gün, o kızla konuştuğum gibi... Chihiro ile...

On yıl boyunca burada, sahte özgürlüğümle hapis hayatı yaşadıktan sonra nihayet bugün kurtulabileceğim. Onu görebileceğim. Bir yıl boyunca deli numarası yapmış olmam boşuna değildi. Chihiro'yu görünce, ona her şeyi anlatacağım. Vicdan azabı çekmekten bıktım artık.

Chihiro... Beni hatırlıyor mudur acaba? Eğer hatırlıyorsa beni suçluyor mudur acaba? Ailesinin nasıl kaybolduğunu merak ediyordur şimdi. Çocukluğunu özlüyor mudur acaba? Eminim benden iyi bir çocukluk yaşamıştır. Onu görmek istiyorum. Her şeyi hiç olmamış gibi başa sarmak istiyorum. Bütün olanlar benim yüzümden aslında. Keşke her şeyi unutturabilsem, unutabilse. Ama gerçekten unutmak istiyor muyum? Hayır. Anılarımı unutmak istemiyorum. Chihiro'nun da unutmasını istemiyorum.

Bugün beni gördüğünde, hatırlar umarım...




 

 


Yazardan;


Öhöm. Evet. Yazdan beri kafamda olan ama bir türlü toparlayamadığım hikâyemin ikinci bölümüyle karşınızdayım. :D Hikâyenin türü şimdilik Bilim-Kurgu ve Seinen ama ilerleyen bölümlerde dallandırmayı düşünüyorum :D Keyifli okumalar. Umarım hoşunuza gider. ^^ İmla hataları ya da zaman kayması gibi şeyler görürseniz yazmanızı rica ediyorum. Eleştirilere her zaman açığımdır. :D Ek olarak, konuşma çizgilerinin yerine alt tire koydum çünkü henüz hikayeyi yazmaktan konuşma çizgilerini düşünecek fırsatım olmadı :D Onlar konuşma çizgisiymiş gibi düşünün siz :D

 

İlgilenenlere;

Wattpad'de ben ^^

http://www.wattpad.com/59681769-through-the-window-of-hope-kibou-no-madobe-umut

Sena Al_Setsuna tarafından düzenlendi

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Bir an bilim kurgu ile başlayıp iş mekiğe bağlanınca hele ki mekik havalanınca mecha da gelecek diye bekledim... :D Eline sağlık...

Hatta birazcık Captain Earth hissettim :D Genelde benimkiler anime ve mangalardan enstantaneler taşır herkeste bunu arıyorum galiba :P

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Bir an bilim kurgu ile başlayıp iş mekiğe bağlanınca hele ki mekik havalanınca mecha da gelecek diye bekledim... :D Eline sağlık...

Hatta birazcık Captain Earth hissettim :D Genelde benimkiler anime ve mangalardan enstantaneler taşır herkeste bunu arıyorum galiba :P

 

Doğru tahmin etmişsin :d Mecha ya bağlamayı düşünüyorum ve bahsettiğin animeleri ben de izledim etkilenmişimdir muhakkak :P Okuduğun için teşekkür ederim ^^

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Değişik bir serüvene yol açıyoruz gibi, çok beğendim bir solukta okudum gitti :D devamını bekliyorum eline sağlık ^^

 

Teşekkür ederim :D Şimdi ben de devamını yazmaya koyuldum :P

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Hani nerde ya 2.bolumden sonra bisey yok nerde 3.bolum???? :)

《♡♥♡》Akame For Ever 《♥♡♥》

 :D Sen demeseydin öyle kalacaktı valla :D Yeni fark ediyorum 2 yerine 3 yazdığımı :D Ama 3. bölüm de bu akşam gelecek :D

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Misafir
Bu konuya yanıt ver...

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Editör içeriğini temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


  • Bu sayfadaki üyeler   0 üye

    Şu an bu sayfayı görüntüleyen bir üye yok

×
×
  • Yeni Oluştur...