Jump to content

Masashi Kishimoto ve Eiichiro Oda Röportajı


Berker51

Recommended Posts

Naruto Sergisi İçin Masashi Kishimoto ve Eiichiro Oda Röportajı

 

Şu sıralar anime ve manga dünyasının gündeminden düşmeyen Japonya’daki Naruto sergisinde serinin gizemli karakterlerinden Kakashi maskesiz olarak ilk kez resmi bir şekilde gösterilmişti. Bu olay konuşulmaya devam ederken elbette sergiye gitme fırsatı bulanlar bundan çok daha fazlasını elde edebiliyorlar. Bunların arasında en önemlilerden biri ise kuşkusuz sergi başlamadan önce duyurulan Naruto’nun mangakası Masashi Kishimoto’nun, One Piece’in mangakası Eiichiro Oda ile birlikte gerçekleştirdiği sergideki kılavuz kitabında bulunan uzun röportaj.

Şimdiye kadar hep rakip olarak görülen, shounen dünyasına damgasını vuran iki büyük mangakanın, birbirlerinin eserleriyle ilgili yorumlarını ve aralarında geçen diyalogları merak ediyor musunuz? Sözü fazla uzatmıyoruz ve manga tarihine geçen bu röportajın Türkçe çevirisi ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

 

kishimoto-oda-roportaj.jpg?resize=650%2C

 

 

Ne zaman tanışmıştınız?

 

K: Sanırım ben daha işimde yeniyken. Jump’ın yeni yıl etkinliğinde.
O: Öyle miydi ki?
K: Sanırım. (gülüyor) O zaman, müthiş ve ünlü bir sensei olduğunu düşünüyordum.
O: Ne diyorsun sen... (alaycı bir şekilde gülümser) (Oda arkadaşça ‘benimle kafa buluyorsun’ diyor.)
K: Oda-san’ın serisi benimkinden iki yıl önce başlamıştı. Gerçekten de müthiş bir insanın ortaya çıktığına inanıyordum. Daha sonra kendisine Oda-sensei diye hitap etmeye başladım ama öyle bir saygı ifadesi kullanmamamı söyledi (yalvarır gibi).
O: Aynı yaşta olduğumuzdan onu zaten kabul ettim. Benimle konuşurken ne diye sensei diyesin ki…
K: İşi yapanlar biz olmasak bile, erkenden bir alana adım atanlara hayran olmamak elde değil. (gülüyor)
O: Kendisi daha yeniyken bile Kishimoto’yu takip ediyordum. Çok iyi çizer. Belli bir dereceye kadar aynı çizim tarzına sahip olduğumuzu hissetmiştim.
K: Ne tarzı… (utangaç bir şekilde gülümsüyor)
O: Senin de Kamesenryu’nun gi’sine sahip olman hissi gibi. (gülüyor) Başından beri saldırı pozisyonundaydım ben. (Oda, Kishimoto’ya karşı kazanmak istemişti)
K: Anlıyorum, kararlılığa o zamandan beri sahiptin. (gülüyor)
O: İkimizde manga işinde olduğumuz için, mecburen bir galip ve bir mağlup olacaktı. Ancak, kendisiyle kişisel olarak görüştüğümde gerçekten iyi ve kibar bir adam olduğunu anladım. Bir anda sonuçların önem arz etmediğini düşündüm. Öyle bir adamla mücadele edemezdim. Düşüncelerim bu şekildeydi.
K: Bunun sebebi birbirimizin sıkı çalışmalarını anlıyor olmamızdı sanırım.
O: Böyle söylediğine sevindim. Siz elinizden geleni yapıyorken, sizin ve işinizin hakkında kimin ne dediği çok önem kazanıyor. Benimle aynı bakış açısına sahip olan senin nasıl hissettiğimi bilmesi gerçekten de iyi bir şey.
K: Evet, nasıl hissettiğini biliyorum. (gülüyor) Ancak üzerinde daha az baskı olan benim. Oda-san, sen her zaman zirvedesin. Sıkı çalışman ve onun verdiği acı normal olmamalı (sıradan insanların katlanamayacağı derecede). Senin yerinde olsaydım sanırım aşırı baskıdan midem ve bağırsaklarım delinirdi.
O: Rakibimin Naruto olması gerçekten harika bir şey. Şanslıyım ki bana eksiksiz zaferi tattırmadın. Aslında haftalık seride hiçbir zaman tam zaferi elde edemedim, bunun yanı sıra yabancı ülkelerde Naruto, One Piece’ten daha popüler. Bir yanım bu gerçeği kabul etmemekte ısrar etse de aynı zamanda minnettar olduğumu da belirtmem gerek. Çünkü böyle bir eserin dünyada eşi ve benzeri yoktur.
K: Aynısı benim için de geçerli. Hedefimde “One Piece vardı” demektense, “One Piece’i mağlup etmek istiyordum” desem daha doğru olur. Gerçekten de öyle düşünüyordum. (Devamı Spoiler içindedir Uzun olduğu için)

 

 

Naruto’nun bittiğini öğrendiğinizde ne hissetmiştiniz, Oda-sensei?

O: Demek zamanı geldi. Elbette ki bir yalnızlık hissettim. Daha önceden haberim olmuştu ama bitmesini beklemiyordum.
K: Seri bittikten sonra, Oda-san’a bir mesaj gönderdim. Zaten birbirimizle sürekli konuştuğumuz için özel bir şey değildi. Fazla abartsaydım utanç duyardım. (gülüyor)

 

Jump’ın 2014/50. sayısında Naruto bitti. Naruto’yu temsil eden One Piece kapağı ve diğer bazı şeyler büyük ses getirdi.

O: Kishimoto-san’ın medya editörü önceden benim editörümdü. Bu yüzden Naruto sona erdiğinde böyle bir şey yapabileceğimizi düşünmüştük.
K: Ah, şimdi anlaşıldı. Bunu bilmiyordum.
O: Ama o editör ortaya bir fikir atmadı. (gülüyor) O sırada Naruto ile ilgili her şeyi çizmek istemiştim.
K: Anlıyorum. Kolay değil.

Kapakta menüdeki ilk heceleri sırayla yazınca “ナルとおつカレ三でした” mesajı ortaya çıkıyor. Bu da “Sıkı çalışman için teşekkürler, Naruto!” anlamına geliyor.

 

naruto-one-piece.jpg?resize=476%2C252

 

O: Bir ramen dükkanı çizip oraya bir şeyler saklamak istemiştim. Kimse fark etmeseydi, Kishimoto-san’a kendim söyleyecektim. Ancak kısa sürede görmüş herkes.
K: İlk başta fark edememiştim ben. Erkek kardeşim beni aradı ve menüyü dikkatlice incelememi söyledi. Ben de inceledim, vay canına. (gülüyor)
O: Ben aslında iyi gizlediğimi düşünmüştüm ama okuyucular hepsini bulmuş.

 

“Roka salatası”ndan yola çıkarak bulmuş okuyucular.

O: Luffy’nin (rufi) ru’sunu içeren bir yemek bulmuştum ama ufak restoranlarda onu görmek pek mümkün değil galiba. (gülüyor)
K: O kapaktan söz açılmışken, ramen yiyen Luffy ve et yiyen Naruto çok hoştu.
O: Luffy’ye etini paylaştırmak zor oldu. (gülüyor)
K: Ayrıca o bölümün başlığı olan ‘SMILE’ bende çok farklı bir etki yarattı. Okuyucular arasında büyük tartışmalara sebep olsa da, sanırım o mutluluğu bir tek ben hissettim.
O: Başlangıçta sadece kapakta değil de ana hikayede de bir yerlere Naruto ile ilgili bir şeyler saklamayı düşündüm. Ancak o sıralar Corazon’un geçmişini işliyordum ve Luffy ortalıkta değildi. Arka plana Naruto’nun simgesini eklemeyi ve Luffy’nin yüzüne Naruto’nun kıllarını eklemeyi düşündüm. Ancak Naruto bittiğinde, geçmişi anlatan bölümler daha bitmemişti.
K: Ah-ha. (gülüyor) O kapağı gördüğümde biraz daha devam edebilseydim güzel olurdu diye düşünmüştüm.

 

Naruto’nun final bölümünde Kishimoto-sensei, Naruto’ya hasır şapkaların simgesini eklemişti.

O: Ah, o mu… Bölüm yayımlanmadan önce Kishimoto beni aradı ve bunu söyledi. Hasır şapkaların sembolünü çocuk karalaması gibi çizmenin uygun olup olmayacağını sordu. Elbette ki sorun olmaz. Ama nihayetinde Naruto’nun son bölümüydü, bu yüzden Naruto hayranlarının buna sinirleneceğinden korkmuştum.
K: Sorun değil. (gülüyor) Sembolü oraya koyunca büyük bir tartışma çıkacağı belliydi.
O: Ama o kadar büyük olacağını tahmin etmemiştim. (gülüyor) İnsanlar aynı dergideki farklı mangakalar arasındaki ilişkilerin mücadele yüzünden pek iyi olmayacağını düşünür genellikle ama aslında bu doğru değil. Biz çok iyi arkadaşız.
K: Doğru. Aslında, herkes birbiriyle iyi geçiniyor.
O: Jump’ta aynı anda iki tane savaş mangasının yayımlanması Kishimoto-san’ın katkılarıyla oldu.
K: Ne diyorsun…
O: Aynı özelliklere sahip olan ve beraber yayımlanan mangalar, okuyucu elde etmek için kolayca savaşabilirler. Ancak Kishimoto-san bundan iyi bir şekilde kaçındı ve Naruto ile One Piece’i çakıştırmadı.

 

Etkilendiğiniz mangalar var mı?

K: Akira Toriyama-sensei’nin müthiş bir etkisi olduğu bir gerçek. Dragon Ball’dan bahsetmeye gerek bile yok (çok iyi), Dr. Slump’ı da çok seviyorum ben. Ayrıca Katsuriho Otomo-sensei’nin Akira’sı da sevilmeyecek gibi değil.
O: Kishimoto-san’ın çizimlerini ilk gördüğümde, Otomo-sensei’nin etkili renklendirmeleri aklıma gelmişti.
K: Demek fark ettin. (gülüyor)
O: Bir mangaka, başka bir manganın çizim tarzına ve hikayesine bakarak esin kaynaklarını söyleyebilir.
K: Şahsen hikaye konusunda Dragon Ball’dan esinlendim. Shounen tarzı, heyecan verici hikaye gelişimi. Goku’nun bir bebeğinin olması filan, sevdiğim tür. Ayrıca Toriyama-sensei’nin çizimlerinde siyah ve beyazı oranlaması inanılmaz derecede güzel.
O: Şimdi bile baktığımda Toriyama-sensei’nin çizimleri hiç eski moda gibi durmuyor. Mükemmel tasarımlara sahip.

 

Mangakalar dışında başka kimlerden etkilendiniz?

K: Birçok animasyon tasarımcısından.
O: Kishimoto-san ile birlikteyken, daha önce ismini duymadığım birçok animasyon tasarımcısını tanıma fırsatı elde ediyorum. Naruto animeye dönüştürüldüğünde Kishimoto-san animasyon yapımcısını kendi seçmişti, değil mi?
K: Evet. (gülüyor)
O: Animasyon konusunda bir dahi olan Kishimoto-san dışında hiçbir mangaka bunu yapamaz.
K: Benim seçtiğim yapımcı daha önce Fransa gibi yabancı ülkelerde tanınmış birisi idi. Daha manga çizmeye yeni başladığım sıralarda bile eğer Naruto bir gün animeye uyarlanırsa onun yapımcı olmasını istiyordum. Yapımcının yurt dışında tanınmış olması, Naruto’nun da yabancı ülkelerde popüler olması anlamına geliyordu.
O: Naruto’nun dünyada popüler olacağı belliydi zaten.
K: O zamanlar ‘keşke gerçek olsa’ diye düşünüyordum sadece.
O: Kishimoto-sensei gerçekleşmeyecek bir hayal olduğunu söyledi ama o zamanlar Naruto başlayalı daha 2-3 yıl olmuştu. Normalde bir mangaka o kadar ilerisini düşünemezdi. (Oda bunun inanılmaz bir şey olduğunu söylüyor.)

 

naruto-one-piece-manga.jpg?resize=370%2C

 

Bu hayalin gerçekleşmesi güzel bir şey, peki ya sizi kim etkiledi, Oda-sensei?

O: Gerçekten bir kişi söylemem gerekseydi, Hayao Miyazaki-sensei derdim.
K: Oda-san’ın harika bir özgünlüğü var. Başkaları tarafından etkilenmiş biri gibi gözükmüyor.
O: Çünkü çok fazla manga okuyan normal bir çocuktum. Şimdi düşünüyorum da iyi yapmışım. Ayrıca Jump’ın altın çağının ortasında doğduğum için şanslıymışım. Okuyunca eğlenebilecek yaşa geldiğimde okumaya başlamıştım.
K: Evet, aynen öyle. Hikaye şu yönde gelişmeliydi ki heyecan versin. Ciltleri toplu olarak satın alıp bütün bölümleri bir anda okumaktan farklıydı. Jump’ı haftalık olarak satın alırsanız ve haftalık olarak takip ederseniz derin bir biçimde hissedebilirsiniz.
O: Jump’ın kibrinden en çok bizim neslimiz keyif aldı. (gülüyor)

 

Kishimoto-sensei, One Piece’te yer alan hangi karakteri ya da hikayeyi beğeniyorsunuz?

K: Oda-san burada olduğu için demiyorum ama hepsi birbirinden güzel. Karakter olarak en çok Bellamy’yi beğeniyorum çünkü kişiliği de yeteneği de çok güzel. Ancak favorimi soracak olursanız Chopper derdim. Hiluluk’la tanışması ve kiraz yaprakları şeklindeki karlarla denize açılması epey dokunaklıydı.
O: Takdir ediyorum.
K: Ancak Chopper’ı sevsem de, kendisi oldukça ürkek, bu yüzden birçok alanda Luffy’den daha zayıf. Bu yüzden de gerçek patronun Chopper olduğunu düşünüyorum. (gülüyor)
O: Neden öyle düşünüyorsun?
K: Bakalım… Luffy sevilen bir baş karakter, ancak bunun sebebi Chopper’ın varlığı. Yani demek istediğim ikisi güçlü bir çoğalma etkisi yarattı. (Hasır şapkalarda) varlığın ve atmosferin büyük anlamı var. Aslında Chopper korsanlar arasında büyük bir yere sahip. Tatlı bir şey olmasına rağmen aynı zamanda bir canavar.
O: Chopper herkesin ardından kötü işler çeviriyor… Yapma ama. (gülüyor) Sana bir sır vereyim.
Chopper’ın büyüdüğü ortam acı dolu bir yerdi. İki ayakla yürüyen bir ren geyiği şeklinde önemli ve komik bir karakter olarak tasarlayacaktım. Ancak Luffy ve ilk arkadaşları o kadar popüler olmuştu ki Chopper’a bir yer bulamadım. Onu planladığım şekilde tasarlasaydım diğer karakterlerin gölgesinde kalacaktı (insanlar onun farklılığını anlayamayacaktı). Bu yüzden onu daha küçük ve tatlı bir halde tasarladım.
K: Gerçekten mi? Şahsen ben Chopper’ı bayağı kıskanıyorum.
O: Bunu daha önce de söylemiştin. (gülüyor)
K: Aslında ben de bir kez kurbağa tarzı maskot karakterler tasarlamıştım. Cildin kapağına ve Jump sayısına çizmiştim… Sonuç olarak hiç rağbet görmedi.
O: (gülüyor) Planlarda olmayan ama gerçekleşen şeyler her zaman vardır. Chopper bunlardan birisi benim serimde.

 

Seriye ilk başladığınızdaki düşüncelerinizden çok farklı bir hal alabiliyor hikaye ilerleyişi. Bu oldukça sık görülen bir durum.

O: Elbette. O fikirler ben daha 20 yaşlarındayken ortaya çıkmıştı. Bu yüzden artık daha ilginç fikirlerle okuyuculara hitap etmeliyim ve edeceğim.
K: Evet, bu doğru.
O: Geçmişteki bana kaybedemem. (gülüyor)
K: Çünkü yıllar sonra fikir konusunda çok daha fazla birikimin oluyor.

 

Çizmekte zorlandığınız özel bir alan var mı?

K: Ben kadınları pek iyi çizemiyorum. Oda-san her konuda iyi gibi görünüyor.
O: Evet, her konuda.
K: Aslında çizmek zor değil. Ancak çizimleri dergiye teslim etmek için belirlenen zaman yaklaştıkça çizmem gereken şeyi çizemiyordum. Çünkü zaman oldukça kısıtlanıyordu ve bu da çizdiğim karakterlerin duygularını yansıtmama engel oluyordu. Zaten başlarken ne çizeceğimi düşünmek bile bir sürü zaman alıyordu.
O: Aynen öyle. Ne istiyorsam onu çizerim sadece.
K: Çünkü bunu seviyoruz.
O: İşimiz olduğu için çizdiğimizi düşünenler yanılıyorlar.

 

masashi-eiichiro-roportaj.jpg?resize=491

 

Kishimoto-sensei’nin yeni kısa serisi 27 Nisan’da başlayacak.

O: Süresi kaç hafta olacak?
K: Çizeceğim şey ne olacak…
O: Şaka mı yapıyorsun?
K: Tabii ki hayır. (gülüyor)
O: Yani demek istediğim, 15 yıllık bir tecrüben var, kısa seri çizmek zor olmasa gerek. Sen ve etrafındakiler buna pek dikkat etmiyorsunuz. Şimdi yeni bir seriye başlamak düşündüğünden çok daha zor olabilir.
K: Öyle mi?
O: Şu an benim haftalık olarak yayımladığımdan çok daha farklı.
K: Uzunca bir süre haftalık olarak çizmiyorum. Paslanmışım gibi geliyor.
O: Ayrıca insanlar Naruto’dan sonraki serini merakla bekliyor, bu yüzden aylaklık etmemelisin.
K: Haklısın.
O: Dinlenmedeki boş dönemin açık olacağını sayıyorum.
K: Bir günlük bir ara bile mangakanın işine dönmesini zorlaştırıyor.
O: Yılbaşında biraz dinlenmiştim. Üzerinden birkaç gün geçtikten sonra ellerimin yavaşladığını hisseder gibi olmuştum.
K: Öyle. (gülüyor) Aklımdan geçeni kağıda dökememiştim ve silgiyi normalden çok daha fazla kullanmıştım.
O: (Ellerim yavaşladığında) tek seferde çizmeyi başaramamıştım (ikinci kez düzenlemeden bitirmekten bahsediyor). Meşgul olduğumda daha iyi çizdiğimi duyan inanmakta zorluk çeker. (gülüyor) İnsan bir şeye yoğunlaştığında en iyisini yapıyor.

 

Manganız yayımlandığı sırada başınıza gelen en büyük sorun neydi?

K: Sırtımın ağrıması.
O: Korkunç olmalı. (gülüyor)
K: Bir keresinde akciğerlerim pek iyi durumda değildi. Yorgun hissettiğim anda sanki zatürreeymişim gibi durmadan öksürüyordum. Öksürdüğüm zaman da sırtım ağrıyordu. O kadar zor bir durumdu ki, Jump’ta bir süreliğine sadece kalem çizimi ile serimi yayımladım (ağrıdan dolayı). Bir sefer de merdivenlerden düşmüştüm…
O: Ne? Bu oldu mu gerçekten de?
K: Evet, 3 yıl önce. Ailem ile birlikte kaplıcalara gitmiştik, taş merdivenlerde oturup dalmışım öyle. Sonrasında da işte…
O: Tehlikeliymiş.

 

Hikayeyi mi düşünüyordunuz?

K: Hayır, sadece yorulmuştum.
O: Kimse merdivenlerde hikayeyi düşünmez. (gülüyor)
K: Yaralanmamıştım ama merdivenlerden düşerken öleceğimi sandım. (gülüyor)
O: Eğer o şekilde ölseydin, bir efsaneye dönüşürdün.
K: Öyle bir halde efsaneleşmek istemiyorum ben. (gülüyor)
O: Anlıyorum, efsane kelimesi o kadar da iyi gelmiyor kulağa. Ben ölmek üzereyken “eğer ölseydim efsane olurdum” diye düşünürdüm muhtemelen. Efsanemi belge üzerinde filan görmek istemezdim.
K: Vincent van Gogh gibi. Ancak övgü ve şeref ölümden sonra anlamsızlık kazanır, bu yüzden ölmeden önce duymak isterim. (gülüyor)

 

 

İngilizce Çeviri: rio / Oro Jackson

Türkçe Çeviri: zerolena / AnimeFantastica

Alıntı: Animefantastica

Edited by Berker51
Link to post
Share on other sites

İki üstadın tabi üstat demekte tam anlatamıyor iki mangakayıda,birbiriyle anlaşmaları çok iyi,sonuçta bir nevi rakipler ama çok iyi arkadaşlar. İki mangakanın geçimi bir anime-manga gibi,sanki röportajı ikisi eliyle çizmiş de bölüm olarak yayınlanmış gibi anime-manga tadı verdi hepsini okuyunca.

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Recently Browsing   0 members

    • No registered users viewing this page.
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.