Jump to content
Türk Anime TV Forum

Önerilen İletiler

Nintoba bizzat kendi hikayemdir, resim büyük geldiği için karakterlerin resmini koyamadım,

hikaye biraz uzun gelebilir 2 yıl emek verdim, okuyanlarda zevk alsın isterim, lütfen okurken kendinizi zorlamayın, kafa karıştırıcı yerlerde sakince ve sindirerek okuyun, iyi eğlenceler

 

Hikayeye hazırlık açıklamaları

NİNTOBA


Güzel güneşli bir gün sabahı insanlar kendi halinde yaşıyorlardı, birden dünya sallanmaya başladı, insanlar yerden yavaşça 25 metre kadar yükseldi ve dünyadaki topraklar bir tarafa toplanıp karışmaya başladı, aynı şekilde sularda bir tarafa toplandı ve karıştı ve dünya yarısı su yarısı toprak bir hal aldı ve barut, sülfür, Petrol, virüs ve bakteri dünyadan kayboldu, su kısmına yaklaşılamıyordu çünkü su seni hızla çekirdeğe kadar çekip parçalayacak kadar fazla derinliğe ve basınca sahipti, toprak taraf ise 6 ya bölünmüştü, hepsi eşit yüzey alanına sahipti ve hepsinde bitmeyen bir su kaynağı vardı, ortada suyun yapışmadığı siyah bir kumdan oluşma ve siyah gövdeli koyu mavi yapraklı ağaçları olan yusyuvarlak bir alan ve etrafında 5 ayrı bölüm vardı, en kuzeyden saat yönü sırasıyla tamamen çölden oluşan bir bölge, sonra tamamen kayalık ve dağlık olan bir bölge, sonra ormanlık çimenlik ve akarsuların olduğu güneşli bir bölge, sonra tamamen karlarla kaplı bir bölge ve en son olarak hep fırtınalı ve rüzgârlı bir bölge vardı ve birden gökyüzünden “NİNTOBA” diye bir gürleme duyuldu, sonra da havadan 2 cm yarıçapında hiçbir şekilde kırılmayan 6 ayrı renkte top yağmaya başladı ve insanlar ışınlanarak birbirleri ile yer değiştirmeye başladılar, zenciler beyaza dönüştü, Yahudiler yok oldu, diller birleşti insanlar dinlerini, ibadet şekillerini, adlarını ve arkadaşlarını dahi unuttular, sadece bu olayla birlikte dünyaya düşen kırılamaz taş sütunlarda yazan “Sizi Allah yarattı, ondan başka ilah yoktur” yazısını biliyorlardı ve din hakkında başka fikirler düşünme yetenekleri yok olmuştu, karışan milletlerin birbirleri ile evlenmesiyle din, dil ve ırk farklılığı ortadan kaybolmuştu, biryandan da insanlar sesten dolayı nintoba olarak adlandırdıkları bu topları keşfetmeye başlamışlardı, her nintoba sarı: ışık, siyah: karanlık, mavi: su, yeşil: rüzgâr, kahverengi: toprak ve kırmızı turuncu sarı karışımı: ateş olmak üzere hızla sallandığında ya da sıkıldığında kendi elementinden oluşturuyordu ve oluşturulan elementler 15 dk içinde tekrar kayboluyordu, nintobalar kolayca eritilebiliyordu ve erimiş nintobalar çeşitli metal şeylerle birleştirilip elemental güçleri olan zırh ve kılıçlar yapılabiliyordu, aynı zamanda erimiş nintobaların bazıları birbirleri ile birleşip yeni nintobalar oluşturuyordu ve bazı yeni nintobalar sadece bir kere yapılabiliyordu, bunlara nadir nintobalar deniliyordu, çok geçmeden 6 ayrı bölgede 6 ayrı krallık kuruldu bu krallıklar en kuzeyden saat yönüne sırayla büyücü, samuray, şövalye, Viking, kılıç ustası ve ortada Ninja krallıklarıydı, nintobalarla beraber nadiren çok zeki ve çoğunlukla da farklı saç renkli insanlar doğmaya başladı, nintobaları sadece onları kabul eden sahipleri onları reddetmedikçe kullanabiliyordu, sahibi ölünce ya da nintobayı reddedince nintoba yine aynı bölgeye gökten düşüyordu, fakat bunları toplamak uzun sürdüğü için ülkeler büyücü kralına başvurdular ve nintoba enerjisini kendi krallıklarının başkentlerine yaptıkları depolara bağlamasını ve nintobanın gökyüzüne değil depoya dönmesini istediler, ama büyücü kralının kuralları vardı ilk olarak her ülke 1 milyon asker barındırabilecek ve olası bir savaş durumunda bir taraf kazanana kadar barış olmayacaktı, ikinci olarak komutan ve askerleri kendisi kadar düşman yenerse 1 kendinin 2 katı düşman yenerse 2 nintoba alacak ve askerlerin isimleri normal halktan ayrılabilsinler diye Japonca, İngilizce ya da antik dilde lakaplar olarak verilecekti, ayrıca büyücülerin hazırladığı ordu, rütbe, şehir ve savaş aletleri yapım düzenine uyulacaktı ve bütün krallıklar bunu kabul etti, artık nintobaları her seferinde tekrar toplamak zorunda kalmayacaklardı, fakat artık herkes savaşın çok yakında ve kaçınılmaz olduğunu anlamıştı

Bölüm 1

şimdi gelelim asıl hikâyemize bu hikâye aşırı zeki doğan iki prensin hikâyesidir. Prenslerimiz lolard ve kirinin IQ su küçükken yapılan IQ testinde 500 ve 490 çıkmıştı, bu yüzden çok kolay ezberleyip hiçbir şekilde unutmuyorlardı, bunun üzerine babaları Ninja kralı moku, ağbi lolardı 4, küçük kardeş kiriyi de 3 yaşında sıkı bir eğitime başlattı 9 yıl boyunca matematik, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya gibi derslerin yanında ninjutsu, taijutsu, karate, kung fu, tekvando, judo, aikido, kickboks, boks, güreş ve diğer dövüş sanatlarında en üstün bir tık aşağısına kadar öğrenmiş suikast, gizlenme, kaçma, tırmanma ve iz sürme gibi askeri dersleri tam puanla geçmiş ve her gün 1 saat vücut çalışarak 9 yılda vücut dâhil her alanda muazzam seviyelere ulaşmışlardı, babaları onları ileride çıkacağına kesin emin oldukları bir dünya savaşı için hazırlamıştı ve onlar 9 yıl sonra eğitimi bitirip askerliğe başladıkları günde savaşın başlangıcıydı, her ülke diğerini gafil avlamayı düşünüyordu ama bütün krallıklar ülkelerinde savunmaya bıraktıkları 200 bin asker hariç 800 bin kişilik ordularıyla henüz yola çıkmamış Ninja ordularının bulunduğu Ninja krallığı topraklarında karşılaşınca 4800 bin kişilik dev elemental bir yıkım gerçekleşti ve bir dünya savaşı başladı, fakat bu savaşta lolard ve kiri anneleri yuki barayı kaybetmişlerdi, bunun üzerine lolard 3 gün konuşamadı, daha sonra babaları moku normal insanlar askerliğe başlarken 2 nintoba aldığı halde onlar prens olduğu için onlara 6 nintoba vererek askere başlatacağını söyledi ve onu neşelendirdi. Savaşın başlamasından bir hafta sonra


Kiri: (içeri girer) lolard ağbi, çalışmaların nasıl gidiyor
Lolard: (masanın üstündeki kâğıdı karalarken) hala düşünüyorum, bir nadir nintoba yapmanın bu kadar zor olacağı aklıma gelmezdi
Kiri: tabi ki, elinde hiçbir veri yok ve sadece varsayımlarla bir nadir nintoba yapamazsın ki
Lolard: elmas nintobası yapmak istiyorum
Kiri: ama ağbi elmas nintobasının olup olmadığını bile bilmiyoruz, hem varsa başkası da yapmış olabilir ve nadir olduğu için sen yine yapamazsın, hem kimse bulmamış olsa bile hangi nintobalarla yapılacağının bilmiyorsun 52 nintoba ile 2 üzeri 52 den 4.503.599.627.370.496 farklı kombinasyon var bilinen 52 nintobayı çıkar 4.503.599.627.370.444 farklı kombinasyon var
Lolard: biliyorum ama birkaç fikrim var
Kiri: (masanın karşısına oturur) lütfen anlatır mısın
Lolard: artık askerlere nintoba kitapçığı diye bir kitapçık dağıtılıyor, içinde nintobaların yapılışını ve çeşitli kullanımlarını yazıyor
Kiri: evet bana da verdiler
Lolard: bende o kitapçıktan baktım ve bak ne buldum
Kiri: ne buldun
Lolard: lav nintobası toprak ve ateş nintobalarının birleşimi ile oluşuyor, cam nintobası ise kum ve ateş nintobalarından oluşuyor, kömür nintobası kaya ve karanlık nintobalarından oluşuyor, kaya nintobası ise toprak ve toprak nintobasından oluşuyor
Kiri: eee ne olmuş yani ben bir şey anlamadım, tamam doğru bunlarla oluşuyor ama bundan sen ne anladın
Lolard: dikkat edersen fark edebilirsin, lav gerçektende toprak ve toprak türlerinin erimesi ile oluşur, erimeyi burada ateş temsil ediyor, aynı cam için kumun eritilmesi gibi nintobaların yapılışları da gerçek oluşumlarına benziyor
Kiri: ama kömür nintobası kaya ve karanlıktan oluşuyor bunun mantığı ne
Lolard: kömür siyah bir kaya gibi görünüyor, burada oluşumu değil görünümü benzetilmiş, kaya oluşumunda ise geriye sarma var, normalde kayaçların fiziksel ve kimyasal çözünmeleri ile toprak oluşur ama burada sanki kırık parçalar toplanıp tekrar eski haline getiriliyormuş gibi toprak ve toprak birleşip yeniden kaya oluşuyor
Kiri: tamam bunu anladım, peki bunun elmas nintobası ile alakası ne
Lolard: ben nintobaları bu şekilde sınıflandırdım, oluşumu benzeyenler, görünüşü benzeyenler ve geri sarma ya da birleştirme ile oluşanlar
Kiri: yani
Lolard: yani elmas nintobası varsa bunlardan birindedir, elmas kırılarak ya da işlenerek başka bir madene dönüşmediğine göre bence elmas nintobası oluşumu ya da görünümü benzeyenlerden olacak, oluşumu benzeyenlerden ise, elmas gerçekte kömürün aşırı basınç ve sıcaklığa maruz kalması ile oluştuğu için bana kömür, basınç için toprak, kum ya da kaya, yüksek sıcaklık için de lav ya da ateş lazım, eğer görünümü benzeyenlerden ise bana görünüşü için cam, parlaklığı için ışık, o kristal şekli için de lazer ya da ışın lazım anladın mı
Kiri: lolard ağbi sen müthişsin, IQ nun benden 10 daha yüksek olması çok normal
Lolard: neyse ben nintoba deposuna gidip nintobaları alacağım ve deneyeceğim, olmazsa iade edip diğer nintobaları alırım, umarım teorim doğru çıkar
Kiri: kesin başaracaksın
Lolard: sende benimle gelsene
Kiri: yok ben nintobalarımı aldım, 6 temel nintobanın her birinden bir tane aldım, ben biraz antrenman yapacağım ve yeni nintobalarımı nasıl kullanacağım hakkında düşüneceğim
Lolard: o zaman görüşürüz, ben nintobayı yapmayı başarırsam sana haber veririm
Kiri: tamam, hadi görüşürüz
ve ayrılırlar ertesi gün lolard koşarak kirinin yanına gelir
lolard: (elindeki buz mavisi üstünde antik harflerle elmas yazan topu göstererek) buldum buldum, kiri teorim doğru çıktı elmas bir oluşumu benzeyen nintobaymış kömür, lav ve kaya nintobası gerekti, tam da 6 nintoba etti
kiri: harika, nereye ekleyeceğine karar verdin mi, çünkü ben hala karar veremedim, sanırım hiç birleştirme yapmadan her zırha bir nintoba düşecek şekilde giyeceğim
lolard: ben henüz karar vermedim, sanırım elde fırlatarak kullanacağım
kiri: neyse ben nintobalarımı eritmeye gidiyorum, oradan çorbacıya uğrayıp halk yemekleri nasıl oluyormuş ona bakacağım, oradan da askeri üniformalarımı almak için zırh fabrikasına, sonrada nintobaları eklemek için askeri demirciye gideceğim
lolard: o zaman görüşürüz, bende halkın oynadığı beysbol diye bir oyun varmış, onu denemeye gidiyorum
kiri: görüşürüz
ve ayrılırlar, kiri erlenlerdeki(erlen, içine karışımların konulduğu konik biçimde bir deney tüpü) erimiş nintobaları rafa koymuş çorba içerken lolard da beysbol sahasında atıcılık yapıyordur, fakat lolard arkasından yanlışlıkla beysbol topunu değil de yeni bulduğu elmas nintobasını alır ve hızla fırlatır nintoba hava da hız kazanırken vurucunun hızlı darbesiyle yön değiştirir, nintoba çok hafif olduğundan çok uzaklara kadar yol alır ve kiri tam çorbayı kafasına dikerken hızla rafa çarpar ve erimiş nintobaların çorbaya akmasına sebep olur, çorba metal türü olmadığı için nintobalar birleşmeyerek ayrı kalırlar ve kiri fark etmeden tek yudum da içer, kiri aşırı derecede sıcak olan erimiş nintobayı ancak boğazı ve midesi yanmaya başlayınca fark eder ve can havliyle yuvarlanmaya başlar, o sırada elmas nintobası raftan sekmiş üçgeni tamamlayacak şekilde tekrar lolarda yönelmiştir ve yeterli hıza ulaşan nintoba elmas üretmeye başlar, nintoba elmastan bir mızrak halinde lolarda saplanır, lolard ne kadar kaslı ve dayanıklı olsa da nintoba yarın santimlik bir kısmı dışarıda kalacak kadar derine girmiştir ve ikisi de hastaneye kaldırılır, kral moku olayı haber alıp hastaneye koşar
Moku: doktor, durumları ne yaşayacaklar mı
Doktor: ne yazık ki bu kadar derin yaralara karşı bir şey yapamayız, yaşama ihtimalleri sıfır
Mokunun aklına bir şey gelir ve hızla saraya gider iki tane hapı masadan alır ve hastaneye geri gelir
Doktor: bu nedir
Moku: mucit köyü diye tarafsız bir köy var Ninja, Viking, kılıç ustası krallıklarının birleştiği yerde bir köy, nintobalar kullanılarak yapılmış çok başarılı icatları var, bu gün bana oradan bir elçi geldi, yeni ürettikleri bu hapları denememiz için getirdiğini söyledi yan etkisi her şey olabilir sakatlık, psikolojik sorunlar, bitkisel hayat, ölüm bile olabilir, ama eğer işe yararsa her tür özellikleri 2 ye katlanacak, madem ölümleri kaçınılmaz, bence denemeye değer, bu hapları serumlarına koyun
Doktor: emredersiniz ekselansları
haplar işe yarar ve kiri ile lolard kısa zamanda iyileşir, fakat elmas nintobası lolardla birleşmiş ve onu elmas adama dönüştürmüştür, erimiş nintobalar kirinin içinde soğuyarak midesiyle birleşmiş ve enerjisi ile karışarak kiriye vücudundan element oluşturma gücü vermiştir

Bölüm 2

ertesi sabah kral moku ve kardeşi kiiro sarayda çay içiyorlardır


Kiiro: lolard ve kirinin başına gelenleri duydum geçmiş olsun
Moku: sağ olasın ama çok şükür hayatta kalmayı başardılar ve inanılmaz güçler kazandılar
Kiiro: bence bunların hepsi onlara fazla yüklenmenden, onlara bu kadar sıkı bir eğitim vermek yerine en azından çocukluklarını yaşamalarına izin verseydin bütün bunlar olmayacaktı
Moku: sen de kızın reni 3 yıllık askeri dojo eğitimine yollamadın mı
Kiiro: bunu onun savaşta hayatta kalabilmesi için yaptım, biliyorsun ki askerlerin %30 u ilk 3 savaş içerisinde ölüyor ben onu bu akıbetten korumak için askeri dojoya yolladım ama bu eğitime onu 9 yaşında başlattım, yani o şuan kiri ile yaşıt olmasına rağmen çocukluğunu yaşamış ve askerliğe psikolojik olarak da hazır bir çocuk
Moku: kiri ve lolard da askerliğe hazır, onlar çocukluğun eğlencesini savaş alanında yaşayacaklar, bir ufak talihsizlik oldu diye onları bu yoldan geri alamam, hem bu olay sayesinde normalden daha güçlü oldular, onları savaşta asla yenilmeyecek her şeyde usta ve çok güçlü bireyler olarak yetiştirdim, sen nasıl kızın renin ölmesini istemediğin için ona 3 yıl eğitim verdirttiysen, bende kiri ve lolardın ölmesini istemediğim için onlara 9 yıllık en ağır eğitimi verdirttim, çünkü onlar benim çocuklarım olmalarının yanı sıra birer prens ve gelecekteki dünyanın hükümdar adayları, onların yaşaması benim için ve bütün Ninja krallığı için her şeyden önemlidir, haksız mıyım
Kiiro bir iç çeker ve “haklısın” der
Moku: gelelim seni buraya neden çağırdığıma
Kiiro: ne için çağırdın
Moku: kiri ve lolarda her türlü eğitimi verdim bir şey hariç, nintoba eğitimi, ve bunu da onlara sen vereceksin
Kiiro: ben mi, niye ben, ve nintoba eğitimi de ne
Moku: sen nintoba ve savaş stratejileri hakkında bilgili yetenekli bir savaşçısın, senden askeri kitapçıktaki şeyleri öğretmeni istemiyorum, nintobalar nasıl oluşur nereye eklenirse ne özellik verir, gibi şeyleri zaten onlar ezbere biliyorlar, senden onlara nintoba ile savaş nasıl yapılır eğitimini vermeni istiyorum, kimin hangi ülkenin askeri olduğunu nasıl tanıyacaklarını, hangi nintobayı hangi nintoba ile yeneceklerini ve nintobalar ile nasıl savaş stratejileri oluşturacaklarını, senden onlara bunu öğretmeni istiyorum
Kiiro: ama benim, askerliğe başladığı dönemde kızımın yanın da olmam lazım
Moku: biliyorum, yarın kiri ve lolardla birlikte bir göreve gideceksin, sırf kiri ve lolardın yeteneklerini gör diye, çünkü sende kabul edersen kiri ve lolard ile senin kızın reni bir takım yapıp başına seni koymayı düşünüyorum, böylece nintoba eğitimini sadece kiri ve lolarda değil kızın rene de vermiş olursun, başlarında olup onlarla savaşlara katılacaksın, yaklaşık bir yıl kadar onlarla olacaksın, ta ki onlar güçlenip kendi ordularını yönetecek duruma gelinceye kadar, böylece kendi kızının güvenliğinden de emin olursun
Kiiro: epeyi iyi düşünmüşsün, ben varım
Moku: bu arada biliyorsun ki büyücü kralı ile olan anlaşmamız gereğince, onun hazırladığı askeri sisteme uyacağız ve seni de 1000 başı olarak göreve başlatıyorum
Kiiro: cömertliğin için teşekkürler, peki bizim gibi başka guruplar da var mı
Moku: sadece bir tane, yine 3 kişilik bir gurup, hepsi zengin ailelerin 4 er yıl eğitim almış zeki ve yetenekli çocukları, gerçekten gelecek vaad ediyorlar
Kiiro: peki başlarında kim var
Moku: doku naifu, kendine has dövüş tarzı, bizzat kendi icat ettiği süper bıçağı ve onu her saldırıdan kaçıran ayakları ile yenilmez bir savaşçı, onu da teğmen lideri yaptım, yani kendinden altta olan üsteğmen, teğmen, asteğmen, 1000 başı lideri, 1000 başı, 100 başı, 10 başı, kıdemli er ve er rütbelerinin hepsinin komutanı
Kiiro: çok yetenekliymiş, o rütbeyi hak ediyor sanırım
Moku: evet
Kiiro: peki ben göreve ne zaman başlıyorum
Moku: hemen yarın, bu gün ben bütün takım üyelerine diğer takım da dahil birbirleri ile tanışsınlar diye parkta buluşmalarını söyledim, zaten ilerde birbirlerine çok işleri düşecek gibi, hem onların önceden tanışık olması sana da kolaylık olur (çayın son yudumunu içer ve fincanı masaya koyar)
Kiiro: öyle olsun (çayını bitirip fincanı masaya koyar)
ikisi de ayağa kalkar
Moku: hadi yarın ki işinde bol şanslar, senden büyük işler bekliyorum
Kiiro: teşekkürler, ben artık gidiyim
Moku: kendine iyi bak
Kiiro: sende
Moku: görüşürüz
Kiiro: görüşürüz
Kiiro saraydan çıkar ve malikânesine doğru yol alır

Bölüm 3

o sırada kiri ve lolard da parka gidiyorlardır


Kiri: sonunda hiç görmediğimiz kuzenimizle tanışacağız
Lolard: heyecanlı mısın
Kiri: evet, aynı zaman da bizim gibi bir gurup daha varmış, 4 er yıl eğitim almış çok yetenekli insanlarmış
Lolard: evet, öyle diyorlar
Kiri: kuzenimiz renle ilgili neler biliyorsun
Lolard: sadece ismini biliyorum, bir de senle aynı yaşta
Kiri: gerçekten mi
Lolard: evet ama dikkatli ol, insanların aklını çelmekte bir numaraymış, seni oyuna getirmesin
Kiri: lolard ağbi, bazen kiminle konuştuğunu unutuyorsun sanırım, benim gibi bilge birinin aklının çelinmesine imkân yok, ben bana zararı olacak bir şeyi asla yapmam
Lolard: biliyorum ama bir numara denilince böyle işte içimde bir şey oldu
Kiri: sen rahat ol ağbi sonuçta kuzenimiz ve kim bir prensin aklını çelmeye yeltenebilir ki
Lolard: haklısın (karşıda parkı görür) bak işte park orada hadi gidelim
Kiri: tamam
Parka geldiklerinde 2 tane kız yanlarına gelir, kızıl saçlı konuşmaya başlar
Ren: kiri ile lolard olmalısınız
Lolard: evet ben lolard
Kiri: bende kiri, peki hanginiz ren
Ren: benim
Lolard: (pembe saçlı kıza döner) peki sen kimsin
Haru: ben diğer Ninja gurubundan, haru yajirushi
Lolard: peki diğer gurup arkadaşların nerede
Haru: kesin dojoda bir şeye takılmışlardır, neyse burada biraz konuşak ta, olmazsa sonra dojoya gidip sizi onlarla tanıştırırım
Lolard: iyi olur, hem askeri dojo nasıl bir yer görmüş olurum
Haru: bilmiyor musun
Lolard: hayır ben ve kardeşim 9 yıl sarayda eğitim gördük
Haru: doğru siz prenssiniz o yüzden size biraz fazla yüklenmişler
Lolard: fazla mı bence bunların hepsi gerekli şeyler, sen ve arkadaşların 4 yıl eğitim aldınız değil mi, peki yaşlar kaç
Haru: ben ve takım arkadaşım iruka 13 üz, diğer takım arkadaşım hari yoroi ise 12, peki siz
Lolard: ben 13, kiri ile ren de 12
Ren: peki bir şey soracağım, 9 yılda hiç saray dışına çıktınız mı
Kiri: hayır, ilk defa çıkıyoruz, sizlerde annemiz dışında gördüğümüz ilk karşı cinslersiniz
Ren: eee nasılmış dışarısı
Kiri: bence epeyi iyi
Lolard: bence de
Ren: kiri, senin vücudun çok pürüzsüz gözüküyor
Kiri: evet, başımıza gelen kazayı duymuşsunuzdur, o olay sayesinde kazandığım yeteneklerimle saçım ve kaşım hariç bütün tüylerimin kökünden ateş çıkararak yaktım, biliyorsunuz nintoba sahibine zarar vermiyor, tüylerin çıktığı delikleri doldurdum ve pürüzsüz bir cilt
Ren: delikleri doldurdum derken
Kiri: tüm hücrelerimin içinde mikroskobik toprak iplikler oluşturuyorum ve onunla DNAmın içindeki nükleik asitlerin yerlerini değiştirip o hücreleri bölünerek o delikleri kapatacak şekilde programlıyorum
Ren: wow, kendi DNAn ile oynamak ne güzel, öyle bir yeteneğim olsa kendimi dünyanın en güzel kızına çevirirdim
Kiri: neden çirkin misin ki
Ren: ne hahahaha, çok komiksin kızlar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, neyse ben sana bir ara öğretirim
Kiri: nasıl banyo yaptığımı görmek ister misiniz
Haru: (şaşırır) ne nasıl yani
Kiri: hayır yanlış anlamayın, bak (vücudundan buharlar çıkar) işte banyo yaptım
Haru: bu nasıl banyo
Kiri: derimden su üretiyorum, vücudumdaki tüm kiri alıyor, sora onu derimden 3 cm yukarı kaldırıp buharlaştırıyorum ve tertemizim, hem giysilerimi bile yıkamış oluyorum
Haru: çok iyi yetenekleriniz var
Lolard: evli misiniz
Haru: hayır değiliz o işleri savaş bittikten sonrasına bıraktık, peki siz
Kiri: normalde 12 yaşına giren herkes evlenebilir, 15 yaşında da yetişkin olur, aslında eğitimi bitirince evlenecektik, ne yazık ki savaş yüzünden ertelendi ama savaşmak da eğlenceli olacaktır eminim
Haru: düğününün ertelenmesi moralini bozmadı mı kiri
Kiri: hayır, zaten bunu telafi etmesi için babamdan bana cariye olarak 14-18 yaşlar arasında bir kız şövalye askeri getirmesini istedim ama zırhı ile beraber, şövalye zırhlarını severim

Ren: hahahahah
Haru: neden gülüyorsun
Ren: (harunun kulağına eğilir) kızı zırhlarıyla beraber istemiş
Haru: (renin kulağına eğilir) sen ona öğretirsin
Ren: en iyi eğitim uygulamalı eğitimdir
Haru: bana bak, sakın kirinin aklına garip şeyler sokma
Ren: (sırıtarak) sen orasını bana bırak
Haru: sen bir manyaksın
Ren: teşekkürler
Haru: artık dojoyu ziyarete gidelim mi, geç olmadan
Lolard: olur gidelim
Ren: (kiriye yandan sarılır) biz burada kalabilir miyiz, kiriye bazı özel şeyler öğretmeliyim(haruya göz kırpar)
Kiri: bizi yalnız bırakabilir misin ağbi
Lolard: emredersiniz kiri-sama(sama japonca efendim anlamına gelen ek)
Haru: (lolardın kulağına eğilir) dikkatli ol bu kız kiriyi kibirli, sapık, sinir bozucu bir tipe dönüştürebilir
Lolard: neye dönüşüp dönüşmeyeceği kirinin bileceği iş, öyle görünmeyebilir ama çok bilge bir insandır
Haru: çok garip insanlarsınız
Lolard: neyse, dojoyu ziyarete gidiyor muyuz
Haru: evet, hadi yola koyulalım beni takip et
Haru ile lolard askeri dojoya doğru ilerlerler

Bölüm 4

Lolard: askeri dojoda ne gibi dersler görüyorsunuz


Haru: ninjutsu, gizlenme, kaçma, suikast ve silah kullanma eğitimi
Lolard: hangi silahlar
Haru: hemen hemen hepsi ver, sen hangisini seçersen onun eğitimini veriyorlar
Lolard: peki sen hangi silah için eğitim aldın
Haru: ok ve yay bide hançer, çünkü büyücü kralının belirlediği kurallara göre ok ve yay kullananlar kılıç taşıyamazlar, en fazla bir hançer onun için yakın dövüşte iyi olmazsak kolayca ölebiliriz
Lolard: demek ki çok güçlü ve yetenekli olmayanların okçu olması tehlikeli, geriye sadece çok yetenekli okçular kalıyor, çok mantıklı
Haru: peki sen hangi silahın eğitimini aldın
Lolard: ben ve kardeşim her silahta ustayız, her tür kılıç, mızrak, ok ve yay, kaplan pençesi(tekagi), fırlatma bıçağı, balta, kedi pençesi(shuko), bıçak ve diğer her tür savaş aletini kullanabiliriz
Haru: inanılmazsınız 9 yıl boşa değilmiş desene
Lolard: demiştim
Haru: 9 yılda hiç boş zamanlarınız olmadı mı
Lolard: oldu tabi, her cumartesi pazar sadece 1 saat vücut çalışıyoruz kalan zamanlarda serbestiz
Haru: peki o boş zamanlarda neler yapıyorsunuz
Lolard: çeşitli oyunlar ve yarışmalar
Haru: ne gibi
Lolard: bazen boş zamanlarımızda demircilik, marangozluk ve çarklı makineler yaparak geçiriyoruz, oyunlar olarak ta mesela en iyi kılıcı yapma yarışması, yaptığımız makineleri savaştırma, kale savaşı gibi oyunlar
Haru: kale savaşı ne oluyor
Lolard: iki tarafta kendine bir kale inşa ediyor, zırhını silahını falan yapıyor, kuşatma silahları hazırlıyor ve kalenin içine ve etrafına ölümcül tuzaklar hazırlıyor, amaç kalenin içindeki parşömeni almak
Haru: bütün bunları yapmak uzun sürmüyor mu
Lolard: evet, genelde bu 6 ayda falan hazırlanıyor, her hafta sonu azar azar hazırlıyoruz
Haru: peki ölümcül tuzak dedin o nasıl oluyor, ölme tehlikesi yok mu
Lolard: var tabi, hatta savaşlarımız bile ölümüne, kiri benden 1 yaş küçük olmasına rağmen benle hemen hemen eşit güçte, o yüzden birbirimizi hiç öldüremedik ama birbirimizi yaralamışlığımız var, aslında hep savaş hazırlığı
Haru: ama ölebilirsiniz
Lolard: eğer orada ölürsen, zaten savaş alanında hiç yaşayamazsın, biz bu şekilde büyüdük
Haru: savaşta sizi çok merak ediyorum
Lolard: bir gün sende görürsün
Haru: bu arada sen geçirdiğin kazada elmas adam olmamış mıydın
Lolard: evet, hala öyleyim
Haru: ama normal insan gibi görünüyorsun (lolardın yanağını sıkar) hatta öylesin
Lolard: cebinden kunai çıkarır(kunai Ninjaların kullandığı bir tür bıçak) yanağımı tekrar sık ve aynı zamanda koluma kunaiyi saplamaya çalış
Haru: ama bir şey olmasın
Lolard: sen merak etme
Haru: (lolardın yanağını sıkar oldukça normal ve yumuşaktır ve kunaiyi hafifçe lolardın koluna değdirir kunai delemez, tüm gücü ile saplar ama kunai kırılır, sonra lolardın kolunu tutar ama kolu çok normal ve ettendir) nasıl
Lolard: iki halim var, birincisi bu, her tür özelliğim insan gibi fakat dayanıklılığım inanılmaz derecede, ikinci halim ise (elmasa dönüşür) tamamen elmas olurum ve yemeye, nefes almaya ve hiçbir insanı şeye ihtiyacım olmaz, ayrıca ağırlığım 15 ton olur, savaşta beni bu halde kolay kolay yenemezler (tekrar normale dönüşür) anladın mı
Haru: harika bir özellik
Lolard: evet
Haru: lolard
Lolard: efendim
Haru: sende babandan cariye istedin mi
Lolard: hayır ben o işleri savaş sonrasına bıraktım, peki sen haru savaş olmasa evlenmeyi düşündüğün biri var mıydı
Haru: sır tutmayı bilir misin
Lolard: ne demek bir prense güvenmiyor musun
Haru: hayır da, gene de, neyse kimseye anlatmayacaksan anlatıyorum
Lolard: dinliyorum
Haru: aslında evlenmeyi düşündüğüm biri vardı, hala da düşünüyorum
Lolard: adı ne
Haru: aslında şuan ona gidiyoruz
Lolard: takım arkadaşın mı
Haru: evet adı iruka, çok zeki bir çocuktur, yaptığı bir deney sonucu eline buz nintobası eklemeyi başardı
Lolard: nasıl, normalde ellerinin erimesi gerekirdi
Haru: sana çok zekidir demiştim, meraklandın mı onunla tanıştığında sana anlatır
Lolard: gerçekten meraklandım
Haru: bir de kendine has bir dövüş tekniği var alışılmadık bir teknik
Lolard: bunu da meraklandırmak için mi söyledin
Haru: evet, gerçekten zekisin
Lolard: teşekkürler
Haru: ikisinin de yukarıya doğru böyle alev gibi saçları var çok ilginç insanlar
Lolard: iruka ve hari yoroinin mi
Haru: evet hari de ilginç çocuktur
Lolard: ne gibi
Haru: nintobalarla çalışan bir icat düşünüyor, eğer yeterli nintobayı toplarsa savaş alanında fırtınalar estirir
Lolard: nasıl bir icat
Haru: şimdi biraz meraklan, oraya varınca hari sana anlatır
Lolard: oraya varmak için sabırsızlanıyorum
Haru: vardık sayılır
Lolard: öyle mi şu anda görülüyor mu
Haru: evet bak, şu karşıdaki 6 katlı geniş bina var ya o
Lolard: hadi gidelim
Haru: tamam
Askeri dojoya girerler

Bölüm 5 (uzun ve kafa karıştırıcı kısım, sindirerek okuyun)

içerisi epeyi büyüktür


Lolard: amma büyükmüş peki arkadaşların nerede
Haru: onlar burada değil, burası sabah eğitim yapmak için onlar arka bahçedeki kulübedeler
Lolard: kulübe mi
Haru: evet kulübe, bu askeri dojoda yatılı kalanların bahçede kendilerine ait kulübeleri var her kulübede üçer kişi kalıyor, bende hari ve irukayla beraber o kulübede 4 yıl geçirdim, neyse gidelim
Lolard: tamam
Arka bahçeye gelirler ve eski tek katlı ahşap bir kulübeye girerler, içeride biri sarı diğeri buz mavisi alev gibi saçları olan iki çocuk vardır
Haru: merhaba millet, bakın size kimi getirdim
Buz mavisi saçlı çocuk döner
İruka: kimi getirdin
Haru: hani bizimle beraber göreve başlayacak diğer gurup vardı ya onlardan lolard
İruka: lolard mı, prens lolard mı
Haru: evet
İruka: (hemen sağ dizini yere koyar ve sol dizini diker, sağ elini yumruk yapıp sağ dizinin yanına diker ve sol kolunu sol dizinin üstüne koyar) çok üzgünüm efendim, bilmiyordum saygısızlık ettim
Lolard: tamam tamam, bu kadar resmi olmana gerek yok, bende senle yaşıtım bana lolard de yeter
İruka: peki lolard-san(san japonca saygı eki)
Sarı saçlı çocuk elini uzatır
Hari: memnun oldum lolard-san, ben de hari yoroi
Lolard: (harinin elini sıkar) memnun oldum
Hari: sizin gibi bir insanın böyle bir yerde ne işi olur ki
Lolard: hem diğer takımın üyeleri ile tanışmak, hem de hikâyelerinizi dinlemek için geldim
Hari: hikayelerimiz derken
Lolard: önce senin şu nintobalı icadını, sonrada irukanın nasıl ellerine buz nintobası eklediğini ve şu kendine has dövüş tekniğini görmek isterim
Hari: tabi ne demek, benim için bir onudur
Lolard: o zaman anlat
Hari: (eski masanın üstünden üzerinde çizimler olan birkaç kâğıt alır) lolard-san ışık nintobalı bir ayakkabının özelliğini söyleyebilir misiniz
Lolard: elbette her 2 dk da bir 0-50 metre arası bir yolu 1 saniye de gidersin ve giderken nesnelere dokunabilirsin ama yön değiştiremezsin
Hari: evet doğru peki bunu 2 dk beklemeden her saniyede yapabilseydin kimse seni durdurabilir miydi
Lolard: hayır böyle bir güç, yani bunu durdurabileceklerini hiç sanmıyorum peki nasıl çalışacak
Hari: bu icat çivilere ve yaylara dayanıyor, bir nintobanın harekete geçmesi için ne gerekir
Lolard: hızla hareket etmesi, iyice sıkılması ya da gerginlik kazandırılıp serbest bırakılması gerekir
Hari: işte ben bu gerginlik kazandırma ile harekete geçirmeyi düşündüm, olay şu, 2 tabanlı bir ayakkabı düşün üstte çelik taban, altta kauçuk taban, çelik tabana 3 cm lik çivilerin 3 cm lik kısalıp uzayabilen bakır çubuklarla bağlandığını ve bu çubukların üstünde 3cm lik kalın bakır yayların olduğunu düşün
Lolard: tamam
Hari: işte şöyle olacak çivilerin yaylı çubuklara bağlı kısmında yarım cm lik çivilere monteli halkalar olacak ve çivinin yüzeyine tam oturacak, bu halkalara mıknatıs nintobası ekli olacak, çivilere ise ışık, ben halkalardaki mıknatıs nintobasını aktifleştirdiğimde mıknatıs bakırı çekmediği için direk ayakkabının o çelik tabanını çekmeye çalışacak, koca tabanı çekemeyeceği için kendisi ona gidecek ama çiviye monteli olduğu için aradaki kısalıp uzayabilen bakır çubuk kısalacak ve mıknatısı tabana yaklaştıracak, bu arada çubuğa sarılı yay iyice bir sıkışacak, sonra ben her bir mıknatıs nintobasını durdurduğumda yay çiviyi itecek ve gerginlikten kaynaklı olarak çivideki ışık harekete geçecek ve çivi yere değdiğinde aynı ışık ayakkabısı gibi etki gösterecek, böylece bir çivi inerken diğeri kalkacak ve durmadan bu özellik kullanılabilecek
Lolard: inanılmaz da, tabanı hesaplasan 2 ye 4 ten 8 çivi olur, her biri için mıknatıs ve ışık çok fazla nintoba eder
Hari: ama bana bir ışık ve bir mıknatıs yeterli olacaktır
Lolard: nasıl
Hari: çünkü çiviler ve üstlerine monteli halkalar, kendi aralarında bakır ipliklerle bağlı olacak, birine nintoba eklersen o bağdan hepsine eklenecek, sadece boyunun iyi ayarlanması gerekiyor, hareket halinde kopmasın koparsa eşya kırılmış gibi nintoba geri depoya döner ve gidip tekrar almak zorunda kalırım, işte böyle bir icat
Lolard: tebrikler gerçekten inanılmaz bir icat yapmışsın
Hari: teşekkürler, ateş ve hava elektrik eder, 3 tane toprak da çelik, birleşirlerse mıknatıs, etti 5 nintoba birde ışık 6 nintoba tam yetiyor, ben bu icadı yarın yaparım, sonra sana da gösteririm lolard-san
Lolard: teşekkürler, neyse şimdi birazda iruka ile konuşalım, bu deney ve icat işleri gerçekten ilginç
İruka: efendim lolard-san
Lolard: öncelikle ellerinin tamamen erimesi gerekirken, nasıl oldu da ellerine bir şey olmadan buz nintobası eklemeyi başardın, onu anlat
İruka: nasıl isterseniz, öncelikle ellerime hiç bir şey olmadan birleştirebilmiş değilim, zamanlamayı tam tutturamadığım için elimi biraz yaktım ama birkaç haftaya geçecek hafif yanıklardı
Lolard: yani bu bir zamanlama işi mi
İruka: evet 1 milisaniye daha erken davransaydım, şuan ellerim olmazdı
Lolard: nasıl oluyor peki
İruka: efendim yaptığım çalışmalar sonucu nintobalar ile ilgili ilginç şeyler öğrendim, bunların en ilginci ise nintoba soğumasıydı
Lolard: o da nedir
İruka: nintobalar erimiş halde yüksek sıcaklıkta bulunuyor, fakat bir şeye eklemek için erimiş nintoba kullanılınca önce o şeyin üzerini sarıyor, sonra sıcaklığı hızla 0 dereceye geliyor ve bir ışık gibi parlayarak nintoba ekleneceği nesnenin içine giriyor, fakat bunların hepsi 1 saniyede gerçekleşiyor, asıl iş bu nintobanın 0 derece olduğu anı yakalamak
Lolard: bu neredeyse imkansız
İruka: evet, benim bunu tutturmam şansıma ve daha önceki deneylerimden kalan gözlemlerime dayalıdır herhalde
Lolard: peki, şimdi işi tam olarak bir anlat
İruka: öncelikle bu 0 derece işi sadece nintoba bir nesneye eklenirken oluyordu ama nintoba bir şeye eklenirken, onu başka bir şeye ekleyemezdim
Lolard: sen ne yaptın
İruka: bize gereken bir buz, bir hedef ve bir geçit kapısı nintobası ile bir çelik eldiven, hedef nintobası sayesinde çelik eldiven ile geçit kapısı nintobasını birbirine bağladım, biliyorsunuz ki hedef nintobası bir nintobaya emir vermeye yarar ama emir değiştirilemez, emir şu “geçit kapısı nintobası, çelik eldiveni başka bir yere ışınlasın” ben hedef nintobasını aktifleştirdiğimde, oda bağlı olduğu geçit kapısı nintobası sayesinde onun bağlı olduğu çelik eldiveni başka bir yere ışınlayacaktı, bir de erimiş buz nintobamız vardı, hari o erimiş nintobayı çelik eldivenlere dökecekti fakat ben o sırada eldivenleri giyiyor olacaktım, tam nintoba birleşirken 0 derece anında ben hedef nintobasını aktifleştirecektim ve eldiven başka bir yere ışınlanacaktı, eklenecek şey ortadan kalkınca 0 derecedeki nintoba eldivenin altındaki ellerime eklenecekti ve bende zarar görmeyecektim, galiba tam 0 derce olmadan eldiveni ışınlamışız ki ellerim biraz yandı ama buna da şükür deney başarılı oldu ya
Lolard: peki o kadar nintobayı nereden buldun, bakalım buz nintobası, su ve havadan oluşuyor, hadi onu yaptın diyelim geçit kapısı için karanlık ve ayna lazım, ayna için petrol ve cam, petrol için karanlık ve su, cam için kum ve ateş, kum için kaya ateş ve su, kaya için 2 tane toprak lazım, bir yığın nintoba eder, birde bunun hedef nintobası var, ateşle ışığı birleştir lazer nintobası yap, lazerle ışığı birleştir tarama nintobası yap, tarama ile lazeri birleştir hedef nintobası yap, bu kadar nintobayı bir askerin alması yıllar sürer
İruka: efendim insanlar nintobalar hakkında çok az şey biliyor ve deneyleri tehlikeli olduğundan pek fazla kişi yanaşmıyor, benim böyle bir deney yapacağımı duyunca, babanız deneyden sonra buz nintobası hariç diğer nintobaları geri vereceğim şartıyla, seve seve yardım edebileceğini söyledi, çünkü insanlar nintobaların daha güçlü kullanılmasını ve ülkelerinin en güçlü olmasını istiyorlar
Lolard: yani sana borç nintoba gibi bir şey verildi ve sende onları hayal kırıklığına uğratmadın
İruka: evet efendim, bakın(elinden buzdan çeşitli şekiller oluşturur daha sonra onları yok edip elinde buzdan bir kılıç oluşturur ve yok eder)
Lolard: gücün harbi kullanışlı, istediğin an düşmanı tek bir hareketle dondurarak öldürebilirsin
İruka: evet efendim
Lolard: istersen bir de senin şu dövüş tarzını görelim
İruka: aslında bir dövüş tarzı olarak pek sayılmaz efendim, ben zekâma ve reflekslerime çok güvenirim o kadar
Lolard: nasıl yani
İruka: efendim, tehlikede iken daha iyi düşünüyorum, bunun için direk düşmanın içine en tehlikeli yerlere atlıyorum ve bir anda kendimi onları yenmiş buluyorum, atlayışımı yunusa benzettikleri için bana Japonca yunus anlamına gelen iruka ismini koydular
Lolard: peki diğerlerinin isimleri
İruka: (bir zırh standı göstererek) şu an zırhlı değil ama hari bu çivili zırhları giyer, zırh giyen nadir ninjalardandır, onun için ona hari yoroi yani Japonca çivili zırh adını verdiler, haru ise kendi icat ettiği yayından attığı ok, saplandığı yerde bir sakura(japonyadaki pembe yapraklı kiraz çiçeği ağacı) ve etrafında çimenlerle çiçekler oluştuğu için ona haru yajirushi yani Japonca bahar oku adını verdiler, biliyorsunuz ki asker olduğumuz anlaşılsın diye isimlerimiz Japonca ya da antik dilden olmak zorunda
Lolard: biliyorum, bende küçükten beri elmaslara hayran olduğum için bana lolard, antik dilde elmas adını verdiler, şansa bakın ki ben elmas adam oldum, kardeşim ise küçükten beri iyi gizlenen, kılıç gibi delici ve kesici aletleri iyi kullanan biri olduğu için ona Japonca sis, kılıç, matkap, kesmek ve kesici alet anlamına gelen kiri ismini verdiler, diğer arkadaşımız ren ise biliyorsunuz ki antik dilde sevimli demek, yakın zamanda onlarla da tanışırsınız zaten, bu arada iruka, bir gün seni dövüşürken görmek isterim
İruka: umarım bir gün görürsünüz
Lolard: haru, bana hiç yayından bahsetmemiştin
Haru: kendimi övmeyi pek sevmem de
Lolard: olsun, sen anlat
Haru: yayım üç bölümden oluşuyor, bir tuttuğumuz kısım, ona hedef nintobası ekli ve ikinci kısım yayın gerildiği esnek kısmı, ona çimen nintobası ekli ve üçüncü esnek kısmı saran dayanıklı kısım, ona ağaç nintobası ekli bunlar hedef nintobası ile birbirlerine bağlı ve ben bir ok atınca gerginlikten kaynaklanan enerji sayesinde nintobalar oku efsunluyor, bu sayede okun atıldığı yerde bir sakura ve etrafında düşmanların ayaklarını sarıp yakalayan çiçekler ve çimenler oluşuyor, ağacın sakura olması çimlerin arasında çiçeklerinde olmasını falan hep hedef nintobası sağlıyor, biliyorsunuz ki hedef nintobası bazı nintobaları değiştirebiliyor ağaç nintobasında ağacın türünü seçmek kavak, sakura, çam gibi, kaya nintobasında kayanın türünü seçmek ametist, obsidyen, mermer gibi, çelik nintobasında metal türünü seçmek civa, galyum, magnezyum gibi, birde hedef ile beraber tarama nintobası varsa bunların arasında istediğin gibi seçimini değiştirebiliyorsun, önce magnezyumla saldırır, sonra civaya çevirirsin mesela
Lolard: çok ilginç şeyler bunlar
Haru: icadımın patentini aldım ben
Hari: ben de
Lolard: patent tam olarak ne oluyor
Haru: büyücü kralı 24 ayar bir külçe altın karşılığında sana bir patent parşömeni verir, buna icadının çizimini kullanılan nintobaların enerjisinden bir parça ve birkaç damla kanını koyuyorsun ve o da onu mühürlüyor ve geri alıp saklıyor, sonra sadece sen ve senin izin verdiklerin bu icadı yapabiliyor, mesela ben bunun patentini aldım artık kimse böyle bir yay yapıp ona nintoba ekleyemez, hatta bu şekilde yapıp farklı nintobalar da ekleyemez, ayrıca bir kılıç falan yapıp onda ağaç ve çimen kombinasyonunu kullanamaz, hem şeklin, hem nintoba kombinasyonunun, hem de icadının patentini almış oluyorsun
Lolard: ya birisi yapmaya kalkarsa
Haru: nintobalar birleşmiyor, zamanında nintobaları sahibi onu reddedince, eklendiği eşya kırılınca ya da sahibi ölünce göğe değil depoya ışınlanması için enerjisini bağlayan büyücü kralı, bu şekilde nintobaları insanlara da bağlayabiliyor
Lolard: peki büyücü kralı neden bütün nintobaları kendi deposuna ışınlamıyor
Haru: büyücü kralı dünyada görebileceğin en adaletli ve şefkatli insandır, asla hileye ve eşitsizliğe başvurmaz, o bu savaşta en iyinin kazanıp dünyayı en iyi insanın yönetmesini istiyor
Lolard: inanılmaz peki kimmiş bu büyücü kralı
Haru: Büyücü azizi kin-sama(sama japonca efendim anlamına gelen ek) nadir bir nintoba olan altın nintobasını bulduğu ve kullandığı için ona kin Japonca altın adını vermişler
Lolard: patent alırken büyücü kralını gördün mü
Haru: evet, böyle oyulmuş mermerler ve süslü granitlerden oluşma devasa bir sarayı vardı, diğer büyücülerden farklı olarak, krallık işareti vardı, her bir kulağını üstünde küçük ve her bir kürek kemiğinde büyük altından kanatları vardı, bu kanatlar sayesinde büyücülerin enerjisini keserek onları öldürebilir bu yüzden kimse büyücü kralına isyan edemez, zaten öyle bir krala isyan etmezler, kralın altın işlemeli desenleri olan, beyaz ipekten giysiler giyen, altından vücuda sahip hizmetçileri vardı, o kadar ihtişamlıydı ki
Lolard: inanılmaz, ileride onunla tanışmayı çok isterim
Haru: eğer yüksek rütbelere gelirsen belki savaşta karşılaşırsın
Lolard: evet, umarım
Haru: bu icatlar ve vücuduna nintoba eklenmiş insanlar az değil, hepside yüksek rütbelerde, zamanla onları da görürsün
Lolard: sabırsızlanıyorum(pencereden dışarı bakar) vakit geç oluyor, ben yavaştan eve gideyim artık, sizinle tanıştığıma çok memnun oldum
Haru: yolu kendi başına bulabilir misin
Lolard: evet her şey için teşekkürler
Lolard dışarı çıkar ve askeri dojoyu arkasında bırakarak saraya doğru yürümeye başlar

Bölüm 6

ertesi gün kiri ve lolard ilk görevleri için amcaları kiiro ile buluşmaya giderler, kiiro onları görünce yüzünde şaşkın bir gülümseme belirir


Kiiro: kiri, lolard, bunlar siz misiniz, çok büyümüşsünüz
Lolard: siz amcamız kiiro olmalısınız
Kiiro: evet ama yani sizi en son gördüğümde 3 ve 4 yaşlarındaydınız, koskoca 9 yıl geçmiş, neyse bugün sizi bir eğitim görevine çıkaracağım, eğer sizi yeterince başarılı bulursam kızım ren ile gurup olmanızı ve size ders vererek kaptanınız olmayı kabul edeceğim ama sakın eğitim diye kolay bir görev beklemeyin, sadece üçümüz olacağız, yapabilirsiniz değil mi
Kiri: sorun değil amca, sen bize görev ne onu söyle
Kiiro: 10 kişi
Kiri: ne
Kiiro: 10 kişi başkente sızmış ve hedeflerinde nintoba deposunun olduğunu düşünüyoruz
Lolard: neden
Kiiro: çünkü bir ülkenin nintoba deposuna sızmak demek o ülkeden çuvallarca nintoba çalmak demektir
Lolard: çuvallarca mı
Kiiro: evet, sonuçta diğer ülkelerden çaldığın bir nintobayı da pekâlâ kullanabilirsin, onun için onları kesinlikle durdurmalıyız
Lolard: hangi ülkeden olduklarını biliyor muyuz
Kiiro: elimizdeki istihbaratlara göre kılıç ustası krallığındanlar
Kiri: sizce depoya sızabilirler mi
Kiiro: biraz zor, karşımızdakilerin ustalığına bağlı, çünkü hiçbir zaman nintoba deposu gibi önemli bir yer savunmasız değildir
Kiri: peki depoyu ne koruyor
Kiiro: depoyu daha önce görmüşsünüzdür dev bir ağaçtan, tek parça, yontma dev gibi bir bina, bu bina kendisine değen her tür kötü şeyin enerjisini emer, gerek insan olsun gerek kılıç olsun hatta kılıç yoluyla insanın enerjisini bile emer, 2 dk da insan bayılır ve ona değen 3 dakika ölüm demektir
Kiri: peki, nasıl böyle güçlü bir savunma mekanizması yapıldı
Kiiro: babanız yaptı
Lolard: babamız mı
Kiiro: evet biliyorsunuz ki babanız ağaç nintobası kullanan birisi ve en güçlü ağaç kullanıcılarından olduğu için zaten adı moku(moku Japonca odun)
Lolard: tamam ama ağaç nintobası böyle bir şey yapamaz ki
Kiiro: uzun ve farklı bir hikâye, bunu eve gidince babanızdan dinlersiniz, şimdi biz kendi işimize bakalım
Lolard: tamam, peki şimdi depoya mı gidiyoruz
Kiiro: evet, kılıç ustaları oraya tahminen 2 saat içerisinde varacak, onlardan önce gidip ağaçların arasında pusu kuracağız
Lolard: tamam, o zaman yola çıkalım
Kiiro: hadi
Depoya giderler ve pusu kurarlar, o sırada kapüşonlu pelerinler giymiş 10 kişi deponun önüne gelir, her biri çifter katana taşımaktadır
Kiiro: (saklandığı yerden kiriye fısıldar) bunlar onlar
Kiri: (fısıldayarak) tamam, harekete geçelim mi
Kiiro: (başını sallayarak onaylar) evet
Kiri, lolard ve kiiro birden ortaya çıkarlar ve 10 kılıç ustası rahat dövüşmek için pelerinlerini çıkartır, sonra kiri, lolard ve kiiroya saldırırlar, kiri ve lolard yumruklarıyla kiiro ise katanasıyla saldırır
Lolard: (tek yumrukta bir tanesinin kafasını parçalar) biri gitti
Kiri: (ayaklarından ışık çıkararak hızla birinin yanına gider ve elinden ateşler çıkararak yumruklarını sallamaya başlar, adam dirense de kısa sürede kılıcının, kaburgalarının ve kolunun kırılması ile yere serilir ve kiri son darbeyi kafaya geçirir) biri daha gitti
Kiiro: (ışık ekli kılıcı ve eldiveni sayesinde 4 kat hızlı kullandığı kılıcıyla ard arda saldırılar yapıyordur, ne yazık ki karşısındakinin de aynen kılıçları ve eldivenleri ışık eklidir ve kılıç kullanmakta usta olan kılıç ustası iki katanası ile hem savunma hem de karşı saldırı yapmakta ve kiiroyu köşeye sıkıştırmaktadır) olamaz
Lolard: (kiiroyu zorlayan adamın zırhını tek darbede parçalar, ikinci darbe kılıçları kırar ve üçüncü darbe final olmuştur) merak etme amca bizi durduramazlar
Kiiro: (soluk soluğa) teşekkür ederim
o sırada bir kılıç ustası katanalarının kabzasının sonundaki yuvarlak ve hilal şekillerinin birleştirerek katanalarını iki tarafı kesen bir bir mızrağa çevirir ve ortadaki iki kabzadan tutarak döndürmeye başlar
kılıç ustası: savunma formu 1 sanzen sekai(sanzen sekai Japonca üç bin dünya)
kılıçlar o kadar hızlı çevriliyordur ki kılıcı çevirenin gözükmesine bile izin vermiyorlardır
kiri: (vücudunu kat kat toprak ile güçlendirip dönen kılıçlara doğru atlar ve bir yumruk savurur, kılıçlar kısa sürede toprak tabakayı, Ninjaların askeri üniforması olan kemerli deri ceketi ve birkaç tabaka deriyi parçalar ve kesik kesik eder fakat buna aldırmayan kiri hızlı yumruklarla kılıçları çatlatır ve kırar sonrada adamı öldürür) bu garip tekniklerde ne
kiiro: (başka bir kılıç ustasıyla savaşırken) bunlar kılıç ustalarına özel teknikler, onlardan iyi kılıç kullanan yoktur, bu yüzden adları kılıç ustası
lolard bir kılıç ustasının üstüne yürür
kılıç ustası: savunma formu 2 kurosu sekushon(kurosu sekushon Japonca çapraz bölüm)(sağ eliyle sol katanasını sol eliyle de sağ katanasını tutar, tam lolard yaklaşırken, soldaki katanayı sağa, sağdaki katanayı sola doğru çekerek kınından çıkarır ve bir hamlede katanaları elinde bir kez çevirip sağdaki katanayı sağa, soldaki katanayı sola, tekrar kınına sokar ve böylece lolardın vücudunda sağ omuzdan sol leğen kemiğine, sol omuzdan sağ leğen kemiğine doğru bir çarpı ve omuz başlarından koltuk altlarına kadar da dik çizgiler oluşur ama lolard elmastan olduğu için etkilenmez)
lolard: (bir yumrukta adamı indirir) normal insan olsaydım kollarım kopmuş, vücudum 4 parça olmuştu bunlar çok tehlikeli teknikler
o sırada 2 tane kılıç ustası deponun bir duvarının karşısına geçmiş katanalarını sol omzunun üstünde, uç kısmı sağ omzuna doğru olacak şekilde tutuyorlardır
kılıç ustaları: saldırı formu 1 kaze dama (kaze dama Japonca rüzgâr güllesi)(katanaları döndüre döndüre ellerini sırta doğru indirir, oradan sağ omuza doğru ve en son başlarının üstünde kılıçları son kez çevirip başlarından ileriye doğru iki kılıcıda hızla indirirler, iki kılıç ustası da bu sayede rüzgârların durmadan daireler çizdiği bir küre oluşturur ve depoya fırlatırlar, deponun duvarı çatlar ve bir kez daha kaze dama fırlatılınca deponun duvarında insan kadar bir delik oluşur)
lolard: ( bir tanesine bir tekme atar adamın kılıçlar kırılınca da ikinci tekmeyi sallar ve öldürür) inanamıyorum, kılıçlarla uzak dövüş yaptılar, hem de bir mancınık kadar güçlü
kiri: (ağzından hava ile ateşi destekleyip daha güçlü olarak bir ateş olarak üfler ve bir tanesini yakarak öldürür) rüzgârı top haline getiren bir teknik, bu adamlar gerçekten çok ilginç
bir de bakarlar ki aralarında kılıç ustası komutanının da olduğu kalan son üçlü, iki tane çuvalla kaçıyorlardır
kiiro: (biz diğerleri ile ilgilenirken depoya sızmışlar diye düşündü ve onlara doğru hızla koşmaya başladı) kaçamazsınız
o sırada kirinin gözüne bir şey takılır
kiri: (hızla koşar ve amcasına omuz atarak onu yere düşürür, daha sonra tüm gücüyle çuvala ateş üfler, çuvallar bir anda patlar ve onları taşıyanlar yok olur, komutanları ise son anda kaçmıştır) bunlar nintoba değil, barut nintobası ekli eldivenlerle barutlaştırılmış topraklar
kiiro: (şaşkın bakışlarla soluk soluğa)teşekkürler, eğer yanlarına gitseydim kesin ölmüştüm
lolard: iyi fark ettin kiri, demek ki çuvallar aslında patlayıcı tuzaklarmış
kiiro: her neyse de, komutanları ortada yok
herkes bir anda şaşırır, gerçektende komutan ortada yoktur, ilk akla gelen yer olarak depodaki deliğe yönelirler, komutan bir çuvala nintoba dolduruyordur, hemen üzerine atılırlar
kiiro: (bir kılıç darbesiyle komutanı ikiye böler) işte
birde bakarlar ki ne çuval nede komutan ortada yoktur, yerde sadece parçalara ayrılmış kayalar
kiiro: (şaşkın bir halde) ne
kiri:ışınlandı ve yerine kayadan kopyasını mı bıraktı
lolard: kask, zırh, eldiven ve ayakkabıya aynı nintobalar ekliyse toprakta topraktan, kayada kaydan, çelikte de çelikten heykellerini oluşturabilirsin, demek ki bu adam kaya nintobası eklemiş bu dördüne de
kiiro: (endişeli ve sinirli bir şekilde) asıl sorun, heykel buradayken kendisi nereye gitti
o sırada komutan kirinin arkasından çıkar ve bir tekmede kiriyi fırlatır ama kiri üstün teknik bilgisi sayesinde, yere düşecekken elleriyle yere tutunur ve taklalar atarak düşmekten kurtulur, komutan hemen yanındaki lolarda ard arda kılıçlarının geçirir ama lolarda işlemez, bunu gören komutan şaşkınlıktan donakalır
lolard: (daha ne olduğunu anlamasına müsaade etmeden tek yumrukta işi bitirir ama bakar ki vurduğu yerde sadece parçalanmış kayalar vardır) yine mi ama nasıl
komutan başka bir yerden çıkar
murasaki: tekniğimi çözmeden beni, kılıç ustası murasaki(Japonca mor ve menekşe) yi yenemezsiniz ve inanın bu ismi daha çok duyacaksınız
kiri: o zaman sende beni yani kiriyi ve ağbim lolardı unutma, çünkü buradan kurtulabilirsen isimlerimizi çok duyacaksın
birde bakarlar ki karşılarında kayadan bir heykel vardır
lolard: ne ara yok oldu, hiç bir şey göremedim
murasaki arkasından çıkar ve ard arda katanalarını lolarda sallar ama katanalar lolardı etki etmiyor sadece çizik atıyordur
murasaki: katanalarım ballastandır(ballas elmas kesmeye yarayan, sanayide kullanılan 3 sanayi elmasından biri) seni neden kesemiyorlar
lolard: (elmasa dönüşür) çünkü ben aslında elmastanım ve senin ballas katanalarının gücü bu kadar büyük bir elması kesmeye yetmez
murasaki: o zaman siz ikiniz, söz konusu kazayı yaşayan prensler olmalısınız
lolard: (bir darbe indirir ve bir katanayı çatlatır) evet
murasaki: haklısınız, gerçektende isimlerinizi ileride çok duyacağım galiba
lolard: (bir darbe daha indirir ve diğer katanayı da çatlatır) bunda da haklısın
murasaki: bu kılıçlar kolay yapılmıyor, en iyisi kırılmadan ben kaçayım
lolard: (bir darbe indirir ve bakar ki kırılmış taş parçaları) ne ara
kiri: (aklına bir şey gelir) bir dakika(ayakkabılarını toprakla kaplar) toprak ayakkabısı bastığın yerlerde kendi boyuna göre delikler açar ve yerin altında çok hızlı bir şekilde hareket edersin(yerin altına girer)
ileride murasaki yerden fırlar ve düşer, altından kiri çıkar
kiri: ne yaptığını anladım, hızla yerin altına girerken yerine kayadan kopyanı bırakıyorsun ve o düşmesin diye açtığın deliği kaya ekli eldivenlerle oluşturduğun kaya ile tekrar kapatıyorsun, o kadar hızlı yapıyorsun ki biz göremiyoruz
murasaki: tebrikler ama tekniğimi bilmen, beni yeneceğin anlamına gelmez
kiri: (bir tekme atar) ama eskisinden daha fazla şansım var demektir
murasaki: o zaman kim daha hızlı görelim(yerin altına girer)
kiri: öyle olsun(yerin altına girer)
kiri yer altındaki tünellerde murasakiyi kovalarken, bir anda tünelin iki yanından iki kılıç ustası çıkar ve katanalarını kiri ye saplar, sonrada murasakiyle beraber hızla kaçarlar
kiri: (tekrar yüzeye çıkar ve kendini yere atar) ilk başta çuval taşıyan ikili ölmemişler, yer altına girip tuzak kurmuşlar, murasakiyi kovalarken bana katanalarını sapladılar (yaranın olduğu yerlerde kesilen damarları topraktan sahte damar parçaları kullanarak tamir eder ve diğer yerleri de toprakla kapatır) kanamayı durdurdum
kiiro: artık geri dönelim o zaman
lolard: peki, depodaki yarık ne olacak
kiiro: dönünce babanıza söylerim, tamir eder
kiri: (soluk soluğa) peki görev, başarısız mı olduk
kiiro: hayır, görev başarılı
kiri: ama yarım çuval nintoba çalındı
kiiro: ama 10 çuval alamadılar, ayrıca sadece üçü kurtuldu
kiri: demek öyle
kiiro: hem benim hayatımı az kurtarmadınız, doğrusu görevin bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim
lolard: öyleyse dönelim
kiiro: ama önce(depoyu işaret eder)
lolard: ne
kiiro: her başarılı görev 1 yeni nintoba
lolard: ama ben bu haldeyken, sanırım başka nintobaya ihtiyacım yok
kiiro: zaten öyle, bazı askerler çok güçlenirse ya da nintoba ekleyecek yeri kalmazsa, diğerlerine de kalsın diye ona nintoba verilmesi durdurulur
lolard: anladım
kiiro: ama burada asıl kahramanımız kiri
kiri: ben mi
kiiro: evet beni patlamadan kurtarman, murasakinin tekniğini çözmen ve görev için canını tehlikeye atman bunların hepsi büyük kahramanlıklar, bunun için sen 2 nintobayı hak ediyorsun
kiri: gerçekten mi
kiiro: evet sence de hak etmedi mi lolard
lolard: evet bence de hak etti
kiiro: o zaman buyur kiri
kiri: (yarıktan 2 tane toprak nintobası alır) teşekkürler amca
kiiro: sorun değil, hadi eve dönelim, gücünüzü tekrar toplayınca kızımla beraber ilk görevinize çıkarsınız, size kaptanlık etmekten gurur duyarım
birlikte eve dönerler

Bölüm 7

lolard: biz geldik baba


moku: hoş geldiniz, görev nasıl geçti
lolard: epeyi bir zorlandık açıkçası ama çok kez de amcamızın hayatını kurtardık, ne yazık ki yarım çuval nintoba çalındı
moku: can sağ olsun
lolard: ama kiri sayesinde kazanmayı başardık, yeteneğiyle adamın tekniğini çözüp bizi kurtardı, bu yüzden amcam ona 2 nintoba verdi
moku: aferin kiri, böyle giderse epeyi güçlü insanlar olacaksınız
kiri: teşekkürler baba, o değil de sen şu deponun sırrını bize anlatsana
moku: pekâlâ, madem merak ediyorsunuz anlatayım, öncelikle o bina hedef ve ağaç nintobası sayesinde tasarlanıp yapılmış bir bina, bu yüzden tek parça yontma bir bina, normalde o kadar büyük bina tek parça yontma yapılamazdı
kiri: anladıkta, bunun o müthiş savunmayla alakası ne, sen binanın nasıl yapıldığını anlatıyorsun
moku: tamam şimdi oraya geliyorum, yapılışını anlatmamın sebebi, bu savunmanın her şeye eklenebileceğini anlatmak içindi, gördüğünüz gibi yapılışta bir şey yok savunma sonradan ekleniyor
kiri: peki nasıl ekleniyor
moku: işte zurnanın zart dediği yer burası, bu dünyada güçler sadece nintobalarla sınırlı değil
kiri: gerçekten mi
moku: evet, nintobanın yağdığı günün gecesi bazı maddesel kırılmalar oldu ve bazı insanlar aynı lolard gibi nintobalarla birleşti, bazıları yaşlandı ve bazıları da öldü
kiri: bunlardan hiç haberim yoktu
moku: ama sadece bu olmadı, bazı insanlarda uyandıklarında farklı güçleri olan antik kılıçlarla, bazıları ise benim gibi limerlerle uyandılar
kiri: limerler nedir
moku: (omzunun üstünde ortasında parlak mücevherimsi bir şey olan ve ondan uzanan 4 tane metal kolu olan, yaklaşık 20 cm lik makinemsi bir şey oluşur) limerler bunlardır, uyandığımda yanımdaydı istediğim zaman görünmez olabiliyor ve özel güçleri olan bir makine, eğer sahibi isterse başka birinin olabiliyor ve güçleri de değişiyor, benim limerimin gücü bir şeye özellik eklemek örneğin enerji emme, yanmama, görünmez olma türü
lolard: inanılmaz, sen çok güçlüymüşsün baba, ben senin sadece ağaç nintobası kullanan bir Ninja olduğunu sanıyordum
moku: eğer öyle olsaydım, ülkemizin kurucusu büyük eternal chikara( Japonca sonsuz güç)-sama kendisinden sonra hükmetmesi için neden beni seçsin
lolard: baba, bize eternal chikarayı anlatsana, nasıl bir gücü vardı
moku: o, nadir nintobaların arasından beklide en güçlüsünün sahibiydi, berimer nintobası
lolard: berimer mi
moku: evet, bu nintobayı yaparken her temel nintobanın 3. halini kullandı, biliyorsunuz ki her temel nintobanın kendisi ile birleşerek oluşturduğu 3 hali var toprak, kaya, çelik; ateş, alev, yangın; su, dalga, okyanus; hava, rüzgâr, fırtına; karanlık, gece, gölge; ışık, güneş ışığı, kozmik güç, işte bunların hepsinin 3. Halini birleştirip berimer nintobasını yaptı, size söylediğim o maddesel kırılmalar esnasında, berimer nintobası ile birleşti henüz 10 yaşındaydı
lolard: 10 mu
moku: evet, berimer nintobasının oluşturduğu şey, berimer denilen saydam cam gibi bir maddeydi, nintobalarla beraber dünyaya gelmiş yeni bir elementti ve sadece bu nintoba onu üretebiliyordu, işin ilginç tarafı, berimere hiçbir şey çizik dahi atamıyordu, şuan dünyanın en kesici ve dayanıklı şeyleri olan ballas, obsidyen gibi maddeler, hatta mancınık gülleleri bile ona zarar veremiyordu, ama o her şeyi hiç zorlanmadan kesebiliyordu, bu nintobayla birleşince eternal chikara-sama hiç zarar almayan ama her şeyi yok edebilen, 100 tonluk ağırlığı bile kolayca kaldırabilen bir adama dönüştü, Ninja krallığını kurdu ülkenin işleyişini, askeri sistemini ve yasalarını oluşturdu, askeri dojolar ve kraliyet demircileri yaptırdı, askeri eşyaların yapıldığı fabrikayı hazırlattı ve diğer krallarla beraber büyücü kralı kin ile anlaşma yapıp nintobaları depoya topladı, hatta depoyu yapma görevini bana verdi ve eklediğim özellikleri görünce beni kendisinden sonraki hükümdar seçti ve 100 yaşında öldü
lolard: 100 mü ama nintobalar yağalı sadece 13 sene oldu
moku: bu, berimer nintobasının lanetiydi, yaşadığı her gün hayatından 3 yıla bedeldi ve 1 ay içinde 90 yıl yaşlanıp 100 yaşında öldü, eğer yaşasaydı Ninja krallığı kesin savaşı kazanmıştı
lolard: sahibi ölünce nadir nintoba tekrar yapılamıyor mu
moku: ne yazık ki hayır
lolard: olsun, sonuçta geriye güçlü bir ülke bırakmış
moku: evet, bizim görevimiz bu ülkeyi daha da güçlendirmek
lolard: bunun içinde çok çalışmalıyız
moku: evet
lolard: neyse, anlattığın için teşekkürler baba, ben odama çıkıyorum
moku: iyi dinlenmeler lolard
lolard: teşekkürler, hadi kiri birazdan yatma vakti gelecek
kiri: tamam, geliyorum
yukarı odalarına çıkarlar
lolard: kiri, aldığın o iki toprak nintobasını ne yapacaksın
kiri: bende tam onu söyleyecektim ağbi, şuradaki raftan benim erlenlerimi versene(erlen, içine karışımların konulduğu konik biçimde bir deney tüpü)
lolard: (uzanır ve 3 tane erleni alıp kiriye verir) birleştirip kaya mı yapacaksın
kiri: doğru bildin, ağbi bide orada benim ispirto ocağım vardı
lolard: (rafın köşesinden ispirto ocağını alır ve kiriye verir) buldum işte burada
kiri: (ispirto ocağını yakar ve üzerine 1 erleni koyup içine 1. toprak nintobasını atar, 1-2 dk içinde nintoba erir, sonra erimiş nintoba dolu erleni masanın üstüne koyar ve diğer erleni ispirto ocağının üstüne koyar, sonra da içine diğer toprak nintobasını atar, o da 1-2 dk ya erir ve onu da masaya koyar, sonra içi erimiş nintoba dolu iki erleni alır ve içindeki erimiş nintobaları boş erlene boşaltır, erimiş nintobalardan bir ışık çıkar ve erlenin içinde kaya nintobası oluşur, sonrada kaya nintobasının olduğu erleni ispirto ocağına koyar ve onu da eritir, sonrada erimiş kaya nintobası dolu erlenin tıpasını tıkayıp erleni rafa kaldırır ve ispirto ocağını söndürür) işte oldu
lolard: kaya nintobasını niye erittin
kiri: bir fikrim var, bunun için yanımda erimiş kaya nintobası olması lazım, daha sonra eritmeye uğraşmayayım diye şimdi erittim ama önce yarın sabah kraliyet doktoruna gitmem lazım
lolard: kraliyet doktoru mu neden
kiri: yarın sabah benimle beraber gel, sende öğrenirsin
lolard: tamam bende geleceğim, şimdi yatalım da
kiri: tamam
yataklarına girerler

Bölüm 8

ertesi gün kahvaltıdan sonra


kiri: baba ağbimle ben kraliyet doktoruna gidiyoruz bir fikrim varda doktora danışmam lazım
moku: tamam akşam bana da anlatırsınız olur mu
kiri: tamam baba
kraliyet doktoruna giderler
doktor: kiri-sama, lolard-sama bir sorun mu var, neden buradasınız
kiri: sorun yok doktor sadece midemi inceletmeye geldim
doktor: midenizi mi
kiri: evet midemi midemin tam olarak ne durumda olduğunu öğrenmem gerek
doktor: nasıl isterseniz bir bakalım (üzerinde bir dev bir göz olan demir çubuğun yanına gelir ve elini şıklatır göz birden açılır ve gözden çıkan ışınlar kiriyi taramaya başlar sonra doktorun gözleri bir anlığına parlar) ağzınızın içi, yemek borunuzun içi ve midenizin iç duvarı berimerle sıvanmış, bütün nintobaların enerjisi orada toplanmış ve vücuttaki enerjinin merkezi olan mideden vücuda yayılıyor
kiri: berimerle mi sıvanmış hani şu hiçbir şeyin zarar veremediği berimerle mi
doktor: evet ve aynı nintoba gibi enerji üretiyor, zaten araştırma sonuçlarına göre nintobalar elemental enerji üreten kaynakların berimerden toplara hapsedilmesi ile oluşmuş şeyler, onun için hiç kimse nintobaya zarar veremiyor
kiri: yani şuan asit içsem bana hiçbir şey olmaz mı
doktor: evet efendim olmaz
kiri: bende bunu istiyordum
doktor: bir planınız mı var efendim
kiri: evet gücüme güç katacağım(erlenin tıpasını çıkarır ve erimiş kaya nintobasını içer)
lolard: inanılmazsın kiri bu gerçekten işe yarayabilir
kiri: (ellerini kayadan eldivenlerle kaplar) işte bu demek ki her bir nintobanın gücüne ayrı ayrı kavuşabilirim
doktor: evet ama önce onu oluşturan nintobaları içmelisiniz ki onu kullanabilesiniz, yani kaya ve toprak nintobanız olduğu için ilerde çelik nintobasını içip çeliği de kullanabilirsiniz
kiri: teşekkürler doktor ve sana da garip gözlü alet, ağbi ben babamın yanına gidiyorum
lolard: sen git ben biraz doktorla konuşmak istiyorum
kiri: tamam(koşarak dışarı çıkar ve saraya gider)
lolard: doktor bu alet nasıl çalışıyor
doktor: bu aslında basit bir makinedir sadece tarama nintobası, hedef nintobası, ceset nintobası, iskelet nintobası, kemik nintobası, kan nintobası ve ışın nintobası ile çalışıyor
lolard: gerçekten çok basitmiş
doktor: tarama nintobası ile hasta taranıyor ve bilgiler doktora aktarılıyor gerekirse hedef nintobası ile bölge belirleniyor kan nintobası ile kan durduruluyor bazen de hastaya kan veriliyor sonra eksik yada kırık bir şey varsa ışın nintobası ile buharlaştırılıyor ve yerine kemik, iskelet yada ceset nintobası sayesinde yeni parçalar takılıyor ayrıca bu nintobalar hala yaşayan şeyler üretiyor, yani ceset nintobası ile yapıp hastaya naklettiğiniz bir böbreğin aslından hiçbir farkı olmuyor ve tek gereken hastanın her an o karaciğere biraz enerji vermesi oluyor, bu yüzden hasta daha hızlı yoruluyor, bu işlemin çok tekrarlanması hastayı yorgunluktan yatalak hale getirebilir, bundan dolayı çok büyük parçaları tekrar oluşturmak yerine nintoba ile çalışan robotlarını takıyoruz sadece hastanın biraz fazla nintoba vermesi gerekiyor, zaten bu hastanelere sadece askerler gelebilir buralar onlar için kurulmuştur
lolard: ama bu hastanelere fazla nintoba gitmiyor mu
doktor: ama zaten ülkedeki nintobalararın %20 si ülkedeki ışıklandırma, su tesisatı, silah ve zırh fabrikaları, demirciler ve hastaneler için ayrılmıştır normalde her askere 10 nintoba düşerken bu yüzden 8 nintoba düşüyor
lolard: peki neden herkese 8 nintoba vermiyorlar da savaş kazanana 1 tane veriyorlar
doktor: çünkü bazı insanlar çok yetenekli ve fazla nintoba ile çok daha güçlü olacaklardır aynı kardeşiniz gibi ama herkese 8 nintoba verseniz yeteneklileri kısıtlamış olacaksınız ve ülkeyi kalkındırıp zafere götürecek kişilerde zaten o yetenekli ve rütbeli insanlardır
lolard: teşekkürler doktor, gerçekten çok bilgilisiniz izninizle şimdi saraya dönmem lazım
doktor: ne demek efendim, ne zaman isterseniz gelebilirsiniz
lolard saraya doğru yol alır o sırada sarayda
kiri: baba, artık her savaşta biriktirdiklerimle yeni nintobalar yapıp kendime ekleyeceğim ve çok güçlü olacağım
moku: böyle inanılmaz bir gücün olduğu için şükretmelisin, herkese nasip olmaz böyle bir yetenek
kiri: haklısın baba, ağbim de bende gerçekten çok şanslıyız
moku: evet, bu arada yarın yeni bir görev için yola çıkıyorsunuz bu sefer yanınızda ren de var
o sırada içeriye lolard girer
lolard: ren mi, ne olmuş rene
kiri: hiç, sadece yarınki görevde bizimle olacakmış, onu söylüyordu babam
lolard: ha o mu, neyse ben antrenman yapmaya gidiyorum, kiri geliyor musun
kiri: evet geliyorum, yarın için hazır olmalıyız
moku: iyi öyleyse, siz gidin ben sizi yemek vakti çağırırım
kiri: tamam baba
lolard: hadi gidelim
birlikte antrenman sahasına doğru giderler antrenmandan sonra gece olmuştur ve yemek yiyip yataklarına uzanırlar
kiri: ağbi, acaba biz bir çizgi film, anime veya romanın baş kahramanı olsaydık nasıl olurdu
lolard: çok farklı olurdu
kiri: neden ki
lolard: normalde bir başkahraman sıradan olur, halkın içinden olur ve salaklıkla eziklik arasında gidip gelir, sonra gökten zembille bir güç gelir, şansa da bunu bulur, bu da gücü alınca süper kahraman olur herkese yardım eder ve iyilik timsali olur, en sonda da bu çocuk sevdiği kızın kalbini kazanır ve mutlu son, bu bizde asla olamayacak bir şey
kiri: bence bizim gibi biri de başkahraman olabilir sonuçta zekiyiz, bilgiliyiz, güçlüyüz, mantıklıyız ve duygularımızın etkisinde kalmadan karar verebiliriz
lolard: bu söylediklerin hükümdar sıfatları başkahraman değil, başkahraman dediğin insanlarca hor görülür ve sonra bu herkesin sevgisini kazanır, biz dışarıda dolaşsak herkes emrimize amade
kiri: bence sorun bunların yapımcılarında, çocuk eziğin teki, bir güç kazanıyor süper savaşçı oluyor, küçücük çelimsiz kızlar, dev gibi silahlar kullanıp iri yarı adamları dövüyor, insanlarda bunları seviyor, biz burada her gün antrenman yapıyoruz, canımızı dişimize takıyoruz, şurada yarın ölecek miyiz belli değil, millete sorsan onlar bizden daha iyi
lolard: boş ver en azından canımızı koruyacak kadar yetenekli ve güçlüyüz, asıl şanssız olanlar her gün ölen binlerce asker
kiri: neyse hadi uyuyalım, bakalım yarın neler olacak
lolard: iyi geceler
kiri: iyi geceler
uyurlar

Bölüm 9

yarın sabah gitmek için hazırlanmaya başlarlar


moku: kiri lolard size bir sürprizim var
kiri ve lolard hızla babalarının bulunduğu ahıra gelirler
kiri: ne sürprizi baba
moku: (yanındaki iki atı göstererek) bakın işte size yol arkadaşı
kiri: bu atlar bizim mi
moku: evet hem de bunlar savaş için özel yetiştirilmiş safkan atlar bunlardan iyisini bulamasınız
kiri: teşekkürler baba, siyah olan benim
lolard: o zaman beyaz olan da benim
kiri: atına ad verecek misin
lolard: verelim mi
kiri: verelim zaten muhtemelen bunlar hayatımız boyu bize arkadaşlık edecekler
lolard: olur o zaman bu güzel parlak beyaz atın adı diamond olsun
kiri: bende bu soylu cesur siyah ata obsidian diyeceğim
eşyalarını atlarına yüklerken sarı bir atın üzerinde kiiro ve kahverengi bir atın üzerinde ren gelir
kiiro: hazır mıyız çocuklar
ren: merhaba kiri nasılsın
kiri: iyiyim sen nasılsın
ren: bende iyiyim, babam görevdeki kahramanlıklarından bahsetti gerçekten çok iyisin
kiri: teşekkürler, gerçekten kahraman mıyız onu bu görevde anlayacağız
ren: ben sana inanıyorum
lolard: biz de hazırız amca, yola çıkabiliriz
kiiro: o zaman hadi gidelim
lolard: görüşürüz baba
moku: görüşürüz kiri, lolard kendinize iyi bakın
kiri, lolard, ren ve kiiro ülkenin dışına doğru at sürerler iki sokak öteden bir geçit kapısından geçerler ve ülkenin sınırına ışınlanırlar, at sürerken
lolard: amca bu ülke içi ışınlanma işi nasıl halledildi
kiiro: şimdi biliyorsun ki 6 ülke var ve bunların hepsinin yüz ölçümü eşit yani Ninja ülkesi dünyanın 6 da 1 ini kaplıyor, bu kadar büyük bir ülkede merkezden sınıra kadar gidip diğer ülkelere saldırmak çok zor onun için geçit kapısı nintobası sayesinde ülkenin her yerine ışınlanma ve hızlı yol alma sağlanıyor, başka bir geçit kapısı nintobası ile yer altına ışınlanıp orada birleştirilen çelik borular ve dev çelik halkalar ülkenin altını tamamen kapladı ve ona geçit kapısı nintobasının eklenmesi ile her sokakta geçit kapısı oluştu, hatta ülkenin dış halkasındaki köylerde bile geçit kapısı açıldı artık herkes kolayca ülke içinde seyahat edebiliyor
lolard: demek öyle, vay vay iyi akıl edilmiş
kiiro: ülkelerdeki su sistemleri de bu şekilde yapılmıştır hedef, tarama ve su nintobaları yer altındaki boru hatları ile birleştirildi ve her ülkedeki nintobaların yağışıyla beraber oluşmuş sınırsız su kaynağı bu sayede her eve istendiği anda iletilebiliyor
lolard: bütün bunlar her ülkede var mı
kiiro: evet, bunlar zamanında büyücü kralı kin ile yapılan anlaşmada kinin her ülkede olmasını şart koştuğu şeyler, bunun üzerine bir de zırh ve kılıç yapım fabrikası ile askeri demirciler de her ülkede aynı çalışan yapılardır
lolard: savaşta her taraf eşit neredeyse
kiiro: evet büyücü kralı herkesin eşit olmasını bu sayede en çok hak edenin savaşı kazanmasını istiyor
lolard: onunla tanışmayı çok istiyorum
kiiro: bir gün sende tanışırsın
kiri: amca bu arada sormayı unuttuk, görevimiz tam olarak ne
kiiro: geri getirme görevi
kiri: geri getirme mi
kiiro: evet, şimdiki teğmen lideri doku naifudan önce başka bir teğmen liderimiz vardı, kılıçların şahı maren (maren antik dilde kılıç) kendisi büyük savaşta fırtınalar estirmişti, kolluklarından, bacak korumalarından ve eldivenlerinden çıkabilen ballastan toplam 30 tane ince kısa kılıcı çok rahatça kullanıyor, ışık nintobaları sayesinde çok hızlı bir şekilde hareket ediyordu, bir gün bir noktaya yapılacak sürpriz kale kuşatmasının ve tuzakların planlarını ana orduya götürmesi gerekiyordu, yaklaşık 1000 kişi ile beraber yola çıktı şövalye krallığının istihbaratı bunu bir şekilde öğrenmiş ve 5000 kişilik şövalye ordusu bunları kıstırdı, yenilgi kaçınılmazdı maren düşündü eğer plan onların ellerine geçerse hem kale kuşatması başarısız olur, hem tuzaklar açığa çıkar hem de ana ordu çok büyük bir yenilgiye uğrardı, belki askerleri savaşırken planları kurtarıp kaçabilirdi, o da öyle yaptı, askerleri orada bırakıp kendisi tek olarak kaçtı ülkesine döndüğünde durumu rapor etti, fakat olayı öğrenen asker aileleri çocuklarını ölüme terk ettiği için marene hayatı zehir ettiler, her gün hakaretlere maruz kalan evi taşlanan, insanların selamı sabahı kestiği maren, durumu babanıza anlatıp bir çözüm bulunmasını istese de hiçbir çaba sonuç vermedi, ölen 1000 askerin aileleri ve akrabaları yaklaşık 7000 kişi ediyordu, asker akrabaları hakaretlerini ve saldırılarını arttırınca maren daha fazla dayanamadı, onu savaş alanında ünlendiren hızı ile o gece kendisine saldırıda bulunan bütün insanları öldürdü, ortalığı kan gölüne çevirdi, sonrada hızlıca ülkeyi terk etti
kiri: onu mu geri getireceğiz
kiiro: tam olarak geri getirme denemez ama onu yakalayıp askeri mahkemede yargılanmasını sağlayacağız, hatta mahkemede babanız, ben, kızım ren ve sizde olacaksınız, ilk tecrübeniz olur hem
kiri: o zaman adamı öldürmemeliyiz demektir
kiiro: öldürebileceğinizi pek sanmıyorum ama
kiri: bakalım ne olacak ama şimdi akşam oluyor sanırım kamp kurmalıyız
kiiro: evet sanırım, lolard, ren kamp eşyalarını hazırlayın, kiri hadi sende git onlara yardım et
kiri: tamam
kamplar kurulur yatma vakti gelir herkes uyuyunca ren kirinin yanına gelir
ren: (uykulu bir şekilde) kiri senin yanında yatabilir miyim
kiri: (uykudan yeni uyanmış, şaşkın ve uykulu bir şekilde) ha şey evet tabii, ama baban kızmaz mı
ren: ben o işi hallettim sen merak etme inanılmaz bir kozum var sen sadece sus ve yat
kiri: nasıl istersen (yatar)
ren: (çadıra girer, yanına yatar ve uyur)
ertesi gün olur
ren: uyandın mı kiri
kiri: evet ama senin çadır babanın çadırının hemen önünde değimliydi, baban nasıl anlamadı
ren: evet ama benim çadırda hazırladığım tahtadan bir kukla vardı, aynı bana benziyordu, onun gölgesini görüp benim uyuduğumu sanıyordu
kiri: nasıl hazırladın onu, samuray krallığı topraklarındayız her taraf kayalar ve taşlar etrafta ağacı nereden buldun
ren: dün sana dedim ya, görev sırasında göstereceğim bir kozum var
kiri: o değil de, dün gece sen neden bir anda çadırıma gelip yattın
ren: yalnız yatmayı sevmiyorum, ayrıca her yer kaya, yerler çok soğuk, canım sıkıldı bende gelip senin yanına yattım, bu gün yine bütün gün at süreceğiz galiba, çünkü kılıçların şahı marenin nerede olduğunu tam bilmiyoruz, tek bildiğimiz samuray krallığının Ninja krallığına bakan dış halkasında olduğu, bu da epeyi bir yer ediyor
kiri: evet daha çok arayacağız galiba (rene dikkatle bakar renin teni çok pürüzsüz, yumuşak, parlak ve tüysüz görünüyordur) ren senin vücudun biraz değişmiş sanki
ren: fark ettin demek ama bu güzel vücudu nasıl yaptığımı sana şimdi anlatmayacağım, bu güzel haberi zaten görev sırasında öğreneceksin
kiri: şu görev bir an önce başlasa da meraktan çatlayacağım
ren: meraklandırmayı seviyorum ama bende bir an önce sana bu müjdeyi vermek istiyorum
kiiro: ren kızım ne yapıyorsun
ren: yola çıkacağız diye kiriyi uyandırıyordum
kiiro: ha öylemi hadi toparlanın, kahvaltıdan sonra yola çıkacağız
ren: (kiriye göz kırpar) hadi artık kalk, yola koyulacağız birazdan
kiri: (vücudundan buharlar çıkararak banyo yapar) tamam kalkıyorum
kiri, lolard, ren ve kiiro mareni arayarak ve samuraylardan kaçarak 3 hafta geçirirler

Bölüm 10

daha sonra marenin çevrede görüldüğüne dair söylentiler duyunca hızla söz konusu yere geldiler ve bir anda karşılarına biri çıkar


maren: benim için mi geldiniz(kiiroyu görür) ooo sarıcık ta buradaymış(kiiro Japonca sarı demek) beni yenmek için çok büyük bir kozunuz vardır umarım, yoksa sadece benimle sohbet etmeye mi geldiniz
kiiro: seni geri götürmeye geldik
maren: geri götürmek mi ne için
kiiro: hak ettiğini vermek için
maren: öylemi ne hak ediyormuşum
kiiro: bunu orada göreceğiz
maren: eğer gerçekten hak ettiğimi alacak olsaydım, seve seve gelirdim, ne yazık ki hak ettiğimi değil uygun gördüğünüzü alacağım için gelmeye hiç de istekli değilim, en iyisi siz geri dönün
kiiro: buraya rica etmeye gelmedik, gerekirse seni zorla götürürüz
lolard: maren-san normalde her Ninja kendi saç renginde üniforma ve zırh giyer ama sizin saçınız ve üniformanız siyah olmasına rağmen sarı zırh giyiyorsunuz
maren: biliyorsun ki o günden sonra hayatım çok değişti, şunu unutma ki siyah ve sarı yeniden doğuşun simgesidir
lolard: vay vay, bak bunu yeni öğrendim
maren: (kiri, lolard ve rene bakar) siz bu görev için biraz küçük değil misiniz
kiri: eğer gerçekten savaşacaksak bizde çok sürprizler göreceksin
maren: ben sadece huzurlu bir hayat istiyorum ama eğer yakamı bırakmayacaksanız savaşırız
kiiro: eğer kendi isteğinle teslim olmazsan, saldırmak zorunda kalacağız
maren: (kolluklarından ve bacak korumalarından 5 er ballas ince kısa kılıç çıkarır aynı şekilde her bir parmağından da 1 er tane çıkarır) benden korkmuyorsanız korkuturum
kiiro: kiri, lolard, ren saldırın(kendisi de saldırır)
maren: (lolarda saldırır ama sadece çizmeye gücü yetiyordur) bu da ne
lolard: (elmasa dönüşür) bizde çok sürprizler var demiştik
maren: gerçekten bir kozunuz olduğunu bilmiyordum
kiri: (elini tabanca şeklinde tutup parmağının ucundan kayadan mermiler fırlatır) bakalım ne kadar dayana bilirsin
maren: (hızla kendisine çarpan kaya mermilerinden eli yüzü kan içinde kalmıştır birden davranıp elini parmaklarındaki kılıçlarla beraber kirinin karnına saplar) benden korkmanız gerektiğini size söylemiştim
kiri: (yere düşer ve soluk soluğa) gene de bizi yenemeyeceksin
ren: (katanasını marene doğru sallar maren tam kaçarken kunaisini alır ve marenin bacağına atar) bizden asla kurtulamazsın
maren hızla renin arkasına geçer tam kılıçlarını rene saplayacakken kiiro katanasını sallar ve marenin bacağından sıyrık alır
kiiro: bence artık pes etmelisin maren
maren: (kendi etrafında hızla dönerek kılıçlarını her yöne sallamaya başlar ve kiironun vücudunda sayısız yara açar sonrada kiiroya bir tekme atar ve onu yere yığar) bana diyeceğine kendine bak kiiro, size beni rahat bırakmanızı söyledim, bana karışmanın cezasını çekeceksiniz
ren: baba, hayır (katanasını marenin karnına saplar ama zıhtan dolayı pek bir hasar veremez)
maren: (elini bir pençe gibi kullanıp renin vücudunda 5 tane kesik açar) yanlış kişiye bulaştın velet
ren: ( yere düşer, bayılmamak için kendini zor tutuyordur) kiri, baba iyi misiniz
lolard: (arkadan hızla bir yumrukla mareni yere yığar sonrada ard arda yumruklarıyla marenin bacak korumalarındaki toplam 10 ballas ince kısa kılıcı kırar) asıl sen yanlış kişiye bulaştın
maren: (lolardı bir tekmede üstünden atar) bir tek seni yenemedim, olmadı diğerlerini öldürür kaçarım
lolard: (bir yumrukta marenin bir kolluğu ile beraber 5 kılıcını kırar) o zaman sen onları öldürmeden ben senin kılıçlarını kırarım
maren: daha 15 tane kılıcım var(hızla kiriye döner) önce senden başlayalım
kiri: (maren kılıçlarını tam kirinin boğazına saplayacakken kiri kendini kayadan bir zırhla kaplar, sonra hızla marenin ayağını bileğinden yakalar ve elini ateşle kaplayarak marenin ayağını yakar, maren acıdan yalpaladığı anda alevli kayadan yumruğunu marenin karnına geçirir ve zırhını parçalar) ben hala ölmedim
maren: nasıl, karnına 5 tane kılıç geçirdim, bilincinin yerinde olması imkânsız
kiri: kayadan yeni damarlar ve etler oluşturarak zararı yok ettim
lolard: (arkadan marene saldırır maren savuşturur ama diğer kolluğu ile 5 kılıcını kaybeder) vazgeç maren
maren: (yerde yatan kiironun yanına gider) o zaman sen öleceksin
ren: (maren kiiroyu tam öldürecekken ren yerden hızla kalkar ve marenin suratına tekmeyi geçirir, sonrada kunaisini marenin bacağına saplar ve mareni yere fırlatır) bende ezik değilim maren
maren: (bir çelme ile reni yere yapıştırır ve kılıçlarını renin sırtına geçirir ama bir de bakar ki renin sırtında 15 cm lik kalın bir zırh vardır) bu da nereden çıktı
ren: (üzerindeki zırh yok olur ve marenin etrafını kalın sarmaşıklar sarar ve onun hareket etmesini engeller, sonra ren marenin kaskını çıkarıp hızla marene kafa atar ve maren bayılır) sanırım iş halloldu
kiri: görev başarılı diyebilir miyiz yani
lolard: (kiironun yaralarını sarıyordur) Allahtan fazla derine girmemiş gene de çok fazla yara almış
ren: (mareni zincir ile bağlar ve zırhlarını çıkarır) hadi akşam oluyor kampları hazırlayalım
kiri: (atlardan malzemeleri indirir) tamam ben kampları kurarım
akşam olur herkes yemeklerini yemeğe başlar
lolard: (mareni çözer ve ona bir tas çorba verir) buyur maren-san
maren: (çorbayı alır) sağ olasın delikanlı, ama neden bana böyle iyi davranıyorsun
lolard: çünkü sen ülkeyi büyük bir yenilgiden kurtardın, planlar şövalye krallığının eline geçseydi kale kuşatması başarısız olur, hazırlanan tuzaklar yok edilir, yaklaşık 20000 kişilik ana orduya büyük bir pusu ve tuzak kurulur kolayca ordu yenilirdi, ana ordunun bu yenilgisi savunmada büyük açık oluşturur ve şövalye krallığı ülkeye girerdi, daha sonrada diğer ülkelerin saldırısıyla ülke hemen çökerdi
maren: gerçekten çok zekisin ama gene de askerin halinden anlamayan, aptal halkın önyargılarını ve isyanlarını durduramazsın
lolard: sabredin maren-san, askeri mahkemede bizde olacağız size adaletin yerini bulacağı konusunda söz veriyorum, hak etmediğiniz hiçbir şey almayacaksınız
maren: teşekkürler evlat, umarım ileride çok büyük bir insan olursun
lolard: sağ olun maren-san, neyse yatalım artık
maren: tamam
herkes uyur, 2 hafta içinde gurup ülkelerine geri döner

Bölüm 11

kiri: merhaba baba, biz geldik


moku: kiri, lolard hoş geldiniz duydum ki görev iyi geçmiş
kiri: evet baba, çok iyi geçti
moku: onlardan memnun musun kiiro
kiiro: evet, onlar gerçekten yetenekli
kiri: bu arada ren, bize bir şey anlatmayacak mıydın
ren: ha evet evet, hadi herkes şöyle otursun anlatacağım
herkes oturur ve reni dinlemeye başlarlar
ren: şu an dünyanın en mutlu insanı belki de benim, çünkü kolay kolay kimseye nasip olmayacak bir şeye kavuştum
kiiro: nedir o dediğin şey
ren: bir nadir nintoba
kiiro: ne nadir nintoba mı
ren: evet, yeni bir nintoba bulur muyum umuduyla rastgele nintoba birleştiriyordum, derken karanlık ve ışığın birleşmesi ile oluşan illüzyon nintobalarından iki tanesini denedim, normalde birleşmeyen nintobaları istesen de birleştiremezsin ama iki illüzyon birleşti, yeni nintobanın üzerinde antik harflerle gerçek illüzyon yazıyordu, çok şaşırdım hemen denedim ve oluşturduğu şeylere dokunabiliyordum, bende bunu nasıl en iyi şekilde kullanabileceğimi düşündüm ve kraliyet doktorunda ameliyat oldum
kiiro: ameliyat mı
ren: evet göz merceklerimi aldırdım, daha sonra onlara bu nintobayı eklettim ve onları geri taktırdım, sonrada ceset nintobası ile tekrar montelettirdim, şimdi nintoba gözlerimde ekli ve bakın ne yapabiliyorum(10 saniye içerisinde yan tarafında bir tahta koltuk oluştu) neyden yapılıyorsa ve ne kadar büyükse ona göre uzun sürüyor ama 15 dk lık maddesel şeyler oluşturabiliyorum, zaten bir nintobanın oluşturduğu şeyler sadece 15 dk dayanabilir
kiiro: aferin sana ren, umarım bu sayede çok büyük bir savaşçı olursun
ren: bu nintobanın size göstermediğim bir gücü daha var ki o da zihin okumak
kiiro: zihin okumak mı
ren: evet, mesela şuan size bakarak bütün düşüncelerinizi ve geçmişinizi görebiliyorum
moku: seni kiri ve lolardın gurubuna aldığım için kendimle gurur duyuyorum, neyse artık dağılalım, sizde yarın ki mahkemede neler söyleyeceğinizi bir düşünün, hepiniz orada olacaksınız şimdiden önerilerinizi hazır edin
lolard: tamam baba, hadi kiri odamıza çıkalım
kiri: tamam
kiri ve lolard yukarı, odalarına çıkarlar ren ve moku ise malikânelerine giderler
ve ertesi gün askeri mahkeme kurulur, herkes yerini almış marenin getirilmesini bekliyordur, maren getirilir ve sanık sandalyesine oturtturulur
başhakim: sanık kılıçların şahı maren, 7000 sivili öldürmüş ve ülkeden kaçmıştır, sanığın bu durumda söyleyecek bir şeyi var mı
maren: evet var, öncelikle ülkemi koruyabilmek için ölüme terk etmek zorunda kaldığım 1000 asker sebebi ile bana yapılan çeşitli hakaretlere ve saldırılara tam 1 ay sabrettim, kralımız mokuya bu konudaki şikâyetlerimi dile getirdim ama ne yazık ki hiçbir şey yapılamadı, ben sıradan bir insan değildim ben koskoca teğmen lideriydim, emrimin altında binlerce askerim vardı ben sadece bana istedikleri gibi saldırabileceklerini ve benden üstün olduklarını sanan, kendilerine hiçbir şeyin olmayacağını düşünen, kendilerini gece gündüz koruyan ordunun yüksek bir rütbelisine saldıran, bu lanet ve geri zekâlı halka biraz terbiye verdim, bu gibi insanlar sadece kaosa neden olurlar, kangren olan kısım koca bir kol dahi olsa kesilmelidir, bende öyle yaptım 7000 kişi bile olsa herkes sadece hak ettiğini alır
başhakim: kralım, size başvurduğu halde hiç bir şey yapmamışsınız, bu konu hakkında ne söyleyeceksiniz
moku: evet yapamadım, çünkü söz konusu 7000 kişi, o kadar kişiye durmalarını söylesen nasıl ikna edeceksin, askeri güçle karşı koysan, bu sefer kral halka güç uyguluyor diye olaya dahil olmayan diğer kısımda ayaklanırdı, bundan yararlanıp diğer ülkeler bizi kolayca yıkarlardı, bu yüzden elimden hiçbir şey gelmedi, gerçekten çok üzgünüm
başhakim: diğer rütbelilere söz vermeden önce söz almak isteyen hakim var mı
hakim: izninizle, başhakim marenin ne gibi bir nedeni olursa olsun 7000 tane sivili öldürmesini haklı bulamayız, her kafasına esen adam öldürse memlekette insan kalmaz
başhakim: doğru söylüyorsun, söz almak isteyen başka hakim yoksa sözü prenslerimize veriyorum
lolard: sayın hakimler, marenin dediği gibi ölümü engellemek için yani burada ülkenin çöküşünü engellemek için kangren olan kol dahi olsa kesilmelidir, yani burada 7000 kişilik halk oluyor ki bence bu çok doğru, şu ana kadar sadece 2 görevde bulundum ama askerliğin ne kadar tehlikeli olduğunu anlamama yetti, bu kadar asker ülkeyi korumak adına gece gündüz çalışırken, halkın değil teğmen liderine bir ere bile hesap sormaya, hakaret etmeye hakkı yoktur, bu ülkede kendilerini koruyan askere ihanet eden insanlara ihtiyaç yoktur, bu gibi insanların devlete ihanetten idam edilmesi gerekir, fakat devlet bu kadar insanı idam ederse babamın söylediği gibi isyan çıkar, diğer devletler ülkeyi yıkar, bu gibi bir durumda aslında maren devlete iyilik ederek sorunu çözmüş, milletin tepkisini üzerine çekmiş ve sorunu çözmüştür, beraat etmesi gerekir
lolardın bu konuşması mahkeme salonunda büyük tepkilere yol açmış, her bir kafadan ayrı bir itiraz çıkmaya başlamıştır
başhakim: cevap vermek isteyen
hakim: lolard-sama, 7000 sivilin katilini böyle aklayamazsınız
lolard: nedenmiş o
hakim: ne gibi bir gerekçe olursa olsun, kimse bir sivili öldüremez, ki burada 7000 kişiden bahsediyoruz
lolard: sivil olmaları onları ölümsüz yapmaz, geçerli bir gerekçe varsa öldürülebilirler
hakim: ama burada geçerli bir sebep yok
lolard: ne demek yok, devletin 4 büyük rütbesi olan kral, orgeneral, teğmen lideri, 1000başı lideri rütbelerinden biri olan teğmen lideri, aynı zamanda 1000başı liderinin üstündedir, kral başkentin, 2 orgeneralin her biri 2 şehrin, teğmen lideri orta halkanın, 1000başı lideri de dış halkanın yönetiminden sorumludur, ayrıca kraliyet yetkileri olarak kral %100, orgeneral %75, teğmen lideri %50, 1000başı lideri %25 yetkiye sahiptir, yani bu adam ülkenin orta halkasından sorumlu %50 yetki ile yarı kral sayılabilecek bir adam, böyle bir adama karşı gelmek ülkeye ihanet değil de nedir ve hainler ölüme mahkûmdur
hakim: ama
kiri hiddetle kalkar
kiri: aması maması yok, bende ağbimin dediğini onaylıyorum, o kendini savunmaktan aciz halk kim oluyor da devlete ihanet ediyor
ren: kiri öyle diyorsa, bende öyle diyorum
kiiro: kızım ren kiriye katılıyorsa, bende katılıyorum
moku: madem bütün kraliyet ailesi bu görüşte, o zaman bende onlara katılıyorum
başhakim: peki lolard-sama, marene ne yapılmalı sizce, biliyorsunuz ki halk şu anda mahkeme salonunun önünde birikmiş bekliyor, maren idam edilmezse halk köpürür, onlara bunu nasıl açıklayacaksınız
lolard: öncelikle maren beraat etmeli, fakat hali hazırda bir teğmen liderimiz bulunduğu için o konuda düello öneriyorum, kim yenerse o teğmen lideri olsun diğeri ise kazananın onayı varsa bir üst rütbeye tuğ generalliğe, onayı olmazsa bir alt rütbeye üst teğmenliğe getirilsin
başhakim: madem kraliyet ailesi bu görüşte, karar verilmiştir, fakat lolard-sama bunu halka nasıl açıklayacaksınız
lolard: orasını bana bırakın ama yanımda babamla kardeşimde olsun, dışarıya bir sahne kurun bir de kürsü, oraya çıkıp olayı anlatacağım
başhakim: nasıl isterseniz
dışarıya sahne ve kürsü kurulur kiri, lolard ve moku yerini alır halk kral ve prenslerin kürsüye çıkışını alkışlıyor, idam kararının açıklanmasını bekliyordu
Lolard: sevgili halkım, beni seviyor musunuz
Halk: (hep bir ağızdan) evet!!!
Lolard: aranızdan bir gurup bana hakaret edip, saldırılarda bulunsa onlar ne hak eder
Halk: (hep bir ağızdan) ölüm!!!, ölmelidirler!!!, hainler!!!
Lolard: o zaman size bir şey haber vereceğim, kılıçların şahı marenin beraatına karar verilmiştir
halk hep bir ağızdan itiraz etmeye başlar
Lolard: maren dediğiniz adam, kralın yarısı kadar yetkiye sahip, devletin orta kuşağının yöneticisi, bir adam, bana saldıranlar ölümü hak ediyorsa yarı kral sayılabilecek bir adama saldıranlar, ölümü neden hak etmesin
halk itirazlara devam eder ama lolardın kurduğu mantığı nasıl çökerteceklerini bilemezler
Lolard: bu adam, eğer planları korumak için askerlerini terk etmeseydi, planlar şövalyelerin eline geçecek ve şu anda bu sokaklarda şövalye askerleri dolaşıyor olacaktı öyle olsa hayatta kalabileceğinizi mi sanıyorsunuz, hiç acımadan sizi öldürür ya da köle yaparlardı bunlar olmasın, ülke çökmesin diye bu adam orada 1000 askerini feda etti, keyfinden mi ölüme terk etti sanıyorsunuz
Halk: (hep bir ağızdan) ama 7000 sivil öldürdü, bu nasıl affedilir
Lolard: biz askerler, her savaşta bu ülkeyi korumak için canımızı dişimize takıp, gece gündüz çalışıyoruz, çoğu asker daha 3 savaşını tamamlamadan, ölüyor bu kadar çabaya hakaret ve saldırılar ile mi karşılık verilmeli, savaşta her gün yüzlerce asker ölüyorken, üzülüp ağlamak kendi çocukları ölünce mi akıllarına gelmeli, bu yaptıkları devlete ihanetten başka bir şey değildir, ve bu hastalıklı düşünceyi yayan ve ortaya koyan kesim idama mahkûmdur
halk susmuş lolardı dinliyordur
lolard: (fısıldayarak) baba, kiri ihtiyacım olduğunda bana destek çıkın diye sizi yanımda istemiştim ama sanırım gerek kalmayacak(sonra tekrar halka seslenmeye başlar) artık bu ülkede askerler normal halktan 1 derce üstün sayılacak, çünkü ülkeye yaptıkları iyilikler sadece onlara verilen nintobalar ve maaşlarla ödenebilecek kadar küçük değildir, aynı zamanda şu an görev yapan bir teğmen liderimiz olduğu için bu işi düello şeklinde halledip kimin rütbeyi kapacağını belirleyeceğiz, sakın unutmayın ki ikisi de ülkemizin değerli ve güçlü askerleridir, bu adamların amacı sizin güvenliğinizi sağlamak, lütfen bir gurup insanın akılsızlığı yüzünden kendinizi, sonu kaosla bitecek bir işe sokmayın, şimdi kılıçların şahı mareni yanıma çağıracağım, birde o size konuşsun
ortalık sessizliğe büründü, herkes bir zamanların efsanesi kılıçların şahı mareni bekliyordu, acaba ne diyecekti, gerçekten kendisinin idamı için bu kadar istekli olan bu halka, hala sevgi besliyor olabilir miydi
lolard içeri girer
lolard: maren-san, hadi herkes seni bekliyor
maren: sorun olmaz değil mi evlat, onların gözünde sadece bir katilim
lolard: merak etme, elbet gerçekleri anlayacaklardır
maren: nasıl isterseniz
kürsüye çıkarlar
maren: ee merhaba, biliyorum son zamanlarda pekiyi şeyler yapmadım ama inanın çok sabrettim, 1 ay dayanması bile gerçekten çok zordu, evimi yaktıkları zaman artık canıma tak etmişti, gene de gerçekten çok üzgünüm, hepinizden özür diliyorum, benim tek amacım ülkenin bekası ve milletin güvenliğiydi, o olaydan sonra terk ettiğim askerlerimin her birini rüyamda gördüm, bana kendimi üzmememi ülkeyi korumaya devam etmemi söylüyorlardı, onların hatırına beklide 1 ay dayanabildim bu ağır hakaretlere ve saldırılara, ama inanın ne bundan önce, ne de bundan sonra ülkeme hiçbir şekilde zarar verecek bir şey yapmayı kendime yakıştırmam, tekrardan sizden özür diliyorum, eğer beni affedebilirseniz tekrar askerliğe dönüp devletimi ve milletimi korumaya devam etmek isterim
Halk: (hep bir ağızdan) affettik bile!!! affedildin!!!
maren affedilir ve tekrar askerliğe döner, ayrıca yakın zamanda tekrar zırhlarının yapılıp, nintobaları ile beraber ona geri verilmesine, ardından da şu an ki teğmen lideri doku naifu ile düello etmesine karar verilir, ayrıca kalabalık olaysız bir şekilde dağılır, kraliyet ailesi de yorucu bir günün ardından odalarına çekilir

Bölüm 12

kiri, lolard, ren, kiiro ve moku birkaç gün dinlendikten sonra marenin düellosuna giderler


lolard: sence kim kazanır kiri
kiri: hadi maren tamam da, doku naifuyu daha önce hiç görmedik bile ama galiba bizim haricimizdeki diğer gurubun eğitmeniymiş aynı bizim amcamız gibi
lolard: (etrafa bakınmaya başlar) harbi mi, o zaman diğer gurup ta buralarda olabilir
karşıdan diğer gurubun üyeleri gelir
haru: merhaba lolard, kiri, ren sizde mi düello için buradasınız
lolard: evet, ha bu arada kiri, bunlar iruka ile hari yoroi, hari senle aynı yaşta yani 12 iruka ise 13 yaşında
kiri: memnun oldum ben yüce kiri
hari: yüce mi
kiri: hah hah evet yüce, bir prens için iyi durmadı mı, aslında özellikle benim gibi biri için
hari: nasıl isterseniz, yüce kiri-sama
kiri: tamam tamam şaka yaptım, bana sadece kiri de yeter, bana saygı göstermesi gerekenler halktır, askerler ise istediklerini söyleyebilirler ne de olsa asker arkadaşlarım
hari: çok enerjik ve espritüel buldum sizi, sebebini sorabilir miyim
kiri: çünkü mareni yakalama görevi bize verilmişti ve şimdi onun düellosu var, zorlu bir görevin ardından böyle eğlenceli şeyleri izlemek çok güzel, insanların yarışmasını izlemeyi çok severim
hari: ben de, ama ustamız doku naifu kesin kazanır, çok yetenekli bir askerdir
kiri: göreceğiz bakalım, bu arada irukaydı değil mi
iruka: evet kiri-san
kiri: bu çocuk çok saygılı ve terbiyeli gibi duruyor
lolard: evet gerçektende öyle, bunun gibi insanları ne yazık ki pek fazla göremiyoruz
iruka: teşekkürler efendim
lolard: iruka, senin kökenin tam olarak ne
iruka: babam Fransız annem ise İspanyol
lolard: ya senin hari
hari: babam Alman annem ise İngiliz
lolard: peki senin haru
haru: babam Boşnak annem ise Çinli
iruka: peki siz lolard-san
lolard: bizim babamız Türk annemiz ise Japon
ren: benimde babam Türk annem Rus
lolard: neyse madem tanıştınız, düello sahasına gidelim her halde marenle, doku naifu oradadır
o sırada moku ile kiiro konuşarak sahaya geliyorlardır
kiiro: bence maren alır, adam geçekten çok güçlü eğer 4 kişi olmasaydık ölebilirdik
moku: bence doku naifu alır, çünkü şu ana kadar ona vurabilen kimse olmadı
kiiro: ne olmadı mı nasıl
moku: biliyorsun ki mucit köyü dayanıklılık haplarından her ülkeye 3 tane yolladı, bunların 2 sini çocuklarıma 1 ini de doku naifuya verdim, o zamanlar sadece kendi icadı olan bıçağı vardı, o bu hapın kiri ve lolardı nintobanın aşırı sıcağından koruduğunu öğrenince hemen kendi üstünde denedi, erimiş hedef ve tarama nintobalarını ayaklarına döktü ve hapı içti biraz zorlandı ama 2 hafta içinde muhteşem bir güce kavuştu, etrafı tarayıp tehlikeyi anlayan ayakları hedef nintobasının enerjisi ile onu başka yere kaçırıyor
kiiro: ama hep kaçarak dövüşemez ki
moku: zaten koşarak kaçmıyor, ayağı kayıyor
kiiro: ayağı mı kayıyor
moku: dövüşte görürsün
kiiro: peki icat ettiği bıçağın gücü ne
moku: patentini aldığı bu bıçak, iki parçadan oluşuyor iç kısmının ince uzun çivileri var ve bu kısma zehir nintobası ekli, dış kısmın ise iç kısmın çivilerine tam uyacak delikleri var ve bu parçaya asit nintobası ekli, iki parça birleştirilince çiviler deliklere tam oturuyor ve normal bir hançer gibi görünüyor ama o çiviler sayesinde içteki zehir dış yüzeye ulaşıyor ve hançeri zehirli hale getiriyor, öte yandan dış kısımdaki asit nintobası bıçağı asitle kaplıyor etleri ve zırhları kolayca eritip kesebilecek hale getiriyor
kiiro: vay vay, gerçekten çok güçlüymüş, bakalım bizim maren ne yapabilecek, bu arada mucit köyü o haplardan kendilerine kaç tane ayırdı
moku: 6 tane
kiiro: 6 mı daha fazla üretemezler mi
moku: ne yazık ki yapılışında çok fazla elmas kullanılıyor ve elmas kolay bulunmuyor, diğer ülkelerle yaptıkları alışverişlerde topladıkları tüm parayla, bir elmas madeni almışlardı
kiiro: elmas madeni mi
moku: evet, epey bir para birikmiş anlaşılan ama bu elmas madeni şu anda tükendi bile
kiiro: nasıl, o kadar elması ne yaptılar
moku: haplara kullandılar tabi ki 24 hap için koca elmas madeni gitti yani anlayacağın bir daha üretmeleri neredeyse imkânsız
kiiro: çok ilginçmiş ama bence biz düelloya odaklanalım birazdan başlar
moku: tamam, aha işte geliyorlar
marenle doku naifu arenaya gelirler, seyirciler düellonun başlamasını merakla bekliyorlardır
doku: marendi değil mi, eğer beni yenersen teğmen liderliğini sana bırakacağım ama beni yenemezsen alacağın rütbe için şuna ne dersin, bana bir kez vurabilirsen senin yeterliliğe karar vereceğim ve tuğ general olacaksın ama eğer bana hiç vuramazsan yetersizliğine karar vereceğim ve bir alt rütbede üst teğmen olacaksın var mısın
maren: yani seni yenemesem de sana bir kez vurmak bile bana rütbe verecek, hiç yoktan iyidir ama bence kendine fazla güveniyorsun, benim hızıma yetişebilen şu ana kadar pek çıkmadı
doku: o zaman, hadi düello başlasın
maren: tamam
düello başlar
maren: (hızla doku naifuya doğru ilerler ve kılıçlarını durmadan çevirmeye başlar) hadi bakalım
doku naifu hiç zorlanmadan saldırılardan kurtuluyordur, geri geri giderek saldırıları savuştururken tam o sırada ayağı kayar ve yere düşer gibi olur, maren bunu fırsat bilip saldırıya geçer ama doku naifu düşmez, bir anda yerde dönerek kayar seyirci ne olduğunu anlamadan doku naifu marenin 6 metre ilerisine geçmiştir ve tam yerde kayarken marenin bacağına iki kesik atmıştır, maren ne zaman saldırmaya kalkışsa doku naifunun ayağı kayıyor ve maren ıskalıyordur, dahası doku naifunun ayağı kayarken düşmeyip kayarak daire çiziyor acayip hızlı ve garip hareketlerle tahmin edilemez bir yol alıyor ve marenin yanından her geçtiğinde ona bir kesik daha atıyordu ve düello 5 dk içinde doku naifunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştı, doku naifu bir kere bile darbe almamıştı
doku: merak etme maren, bıçağımdaki nintobalar aktif değildi, yoksa zaten kolunu bacağını tek hamlede koparmış olurdum
maren: (yaraları sarılırken) gerçektende bu rütbeyi hak ediyorsun ama olsun gene de yeniden orduya döneceğim için mutluyum, her ne kadar üst teğmende olsam sonuçta 4000 askerim var demektir
düellodan sonra herkes evlerine gider, lolard direk antrenmana gitmiştir, kiri ise birkaç saat ren ile takılmış sonrada ağbisiyle beraber antrenmana katılmıştır ve yorucu bir günün ardından herkes yataklarına girer

Bölüm 13 (uzun ve kafa karıştırıcı kısım, sindirerek okuyun, bu bölümü okumazsanız pek birşey kaçırmazsınız)

gurup kiironun vereceği ders için sınıfta toplanır ve kiiro içeri girer


kiiro: merhaba çocuklar
lolard: hoş geldin amca
kiiro: bu gün size krallıkları anlatacağım
lolard: peki amca
kiiro: öncelikle bildiğiniz gibi 6 büyük krallık var ve bunların her birinin kendilerine ait bazı özellikleri var, örneğin üniforma ve zırhları, önce bundan başlayalım krallıkları zırhlarına göre ayırırken en belirgin özellik kasklarındadır eğer kaskını takmamışsa o zaman zırhına göre ayırırız öncelikle kendi krallığımızdan başlayalım, Ninjaların kaskı hepiniz bildiği gibi bezden bir kar maskesi üzerine burnu, ağzı ve yanakları kapatan çelik bir maskeden ibarettir, sadece gözleriniz açık kalır, üniformamız ise kemerli deri ceket ve kunailerimizle patlayıcı kâğıtlarımızı koymak için cepli pantolondur, biliyorsunuz ki onun cepleri epeyi fazla ve büyük, sırada büyücüler, büyücüler anlaşılması en kolay olanlarıdır çünkü kask giymezler aynı şekilde zırhta, onları ellerinde yılanbaşlı asalarından, küçük kuru kafalarla tutturulmuş pelerinlerinden, geniş ve göğüslerinin yarısını kapatmayan giysilerinden, şalvarlarından yada kel kafalarından tanıyabilirsiniz, sonra sırada samuraylar, eski çağlardaki samurayların kasklarına benzeyen kasklar takarlar, yalnız kaskın en önünde metal boynuza benzeyen kısım yoktur ve tek renktir, zırhları ise kalın geniş minik kalkanlara benzeyen güçlü omuzluklar ve 4 tabakalı eğildikçe iç içe giren gerildikçe açılan zırhlardır, samurayların zırhlarından aynı zamanda rütbelerini de anlayabilirsiniz, onların zırh rengi bizdeki gibi saç rengine göre değil rütbesine göre verilir, 1000başı lideri ve tebaası yani 1000başı, 100başı, 10başı, kıdemli er ve er sarı zırhlar giyer, teğmen lideri ve tebaası yani üst teğmen, teğmen ve as teğmen mavi zırhlar giyer, kral ve generaller yani or general, kor general, tüm general ve tuğ general kırmızı zırhlar giyer, buna göre dikkatli olun, sıra geldi şövalye krallığına onları da kolayca ayırt edebilirsiniz çünkü kaskları diğer bütün kasklara göre farklıdır yuvarlamsı değil silindir şeklindedir, üstünde saçlarının renginde bir püskül bulunur, onlarda rütbeye göre zırh rengi verirler 1000başı lideri ve tebaası mavi giysiler üzerine beyaz zırhlar, diğerleri yani as teğmen ve üstündekiler mavi giysi üzerine sarı zırhlar giyerler, yani eğer mavi giysi üzerine beyaz yada sarı zırhlar giyiyorlarsa kesin şövalyedirler, şimdi sıradaki kılıç ustaları, eski Osmanlı kaskının çelik bir maske eklenmiş haline benzer, zırhları ise samuray zırhları ile aynıdır yalnız samuraylar gibi geniş güçlü omuzluklar yerine şövalye krallığının boyun korumalı sade omuzluğunu kullanırlar, renkleri ise tamamen kendi tercihleridir, gelelim son krallık olan Vikinglere onların kaskları kâseye benzer ve çeşitli süslemeleri vardır, bazılarında yanak ve çene korumaları olabilir ama hepsinin kasklarında boynuzlar vardır, ayrıca bütün Vikinglerin uzun gür sakalları vardır zırhları ise genelde kürklü deri ceketler,deri pantolonlar ve deri eldivenlerdir oralar çok soğuk ve karlı olduğu için maden bulmak gerçekten zor, buluyorlar mı evet ama herkese yetmiyor gene de aralarında zırhlı Vikingler görebilirsiniz, zırhlarının ve üniformalarının renkleri ise aynı bizdeki gibi saç renkleri ile aynıdır, buraya kadar anlamadığınız ve sormak istediğiniz bir şey var mı
lolard: eğer Vikingler kürklü deri ceketler giyiyorlarsa nasıl zırhlarına nintoba ekliyorlar
kiiro: biz nasıl kemerli deri ceketin tokası çelik olduğu için oraya ekliyorsak onlarında kürklü deri ceketlerinin düğmeleri çelikten, oraya ekliyorlar
lolard: eklenme alanına göre güç artıp azalıyor mu
kiiro: hayır, başka soru yoksa devam ediyorum sırada krallıklar ve silahları öncelikle biz Ninja krallığı, silahlarımız neler az çok biliyorsunuz yay, katana, çift uzun hançer, kaplan pençesi, bıçaklar ve her ninjanın en temel silahı kunai, bunun yanında yapışkan patlayıcı kâğıtlarımız da savaştaki en büyük yardımcılarımız, ayrıca unutmayın hiçbir ülkede okçular kılıç taşıyamaz, okçular en fazla bir hançer taşıyabilir, onun için pek ön safta olmazlar, büyücü krallığı ise biliyorsunuz ki gerçek büyücü değillerdir, sadece enerji savaşçısı dediğimiz insanlardır, enerjiyi kontrol edebilirler ve bunu asalarına ekledikleri nintobların enerjisi ile birleştirip elemental enerji oluşturuyorlar, bu gücü kontrol etmek için büyücü olmak gerekiyor, büyücü olmak için insanlar büyücü kralının ayinine katılıyorlar ve askere giriyorlar, insanın enerjisi kıllarından dışarıya doğru akar, bu ayinde kişinin kaşları hariç tüm kılları yok olur, bu sayede de kişinin enerjisi vücudunda hapis olur ve enerjinin yoğunluğu artar, sonra tek çıkış yeri olan kaşlardan çıkan enerji kişinin görüşünü ve sezgilerini büyük oranda arttırır, ayrıca içindeki bu yoğun enerjiyi kullanarak kişi savaşabilir ve büyücü olur, her büyücü sadece bir tür nintobayı kontrol edebilir, bu da kaşlarının renginde bir nintoba olmalı yoksa kontrol edemez, her asker bir tür nintoba kontrol edince ülkenin ferahı için harcanabilecek çok fazla nintoba kalıyor, bu yüzden de büyücü krallığı çok hayat dolu bir yerdir, büyücüler savaş kazandıkça nintoba almazlar enerji kapasitesi ve enerji hâkimiyeti alırlar, bu sayede daha kolay ve daha çok elemental enerji kontrol edebilirler, hatta belli bir seviyeye gelince elemental enerjiyi çıplak ellerle kontrol etmeye başlarlar, sırada samuraylar var, onların sadece iki silahı vardır yay ve katana ama samurayların süvari birlikleri olan roninler kargı da taşırlar, aslında ronin eski çağlarda efendisiz samuray demekti ama yeni samuray krallığı süvari birliklerine ronin ismini koyunca anlamı değiştirildi, şu anda samuray süvarisi anlamına geliyor, şimdi şövalyelerde sıra, onların silahları çok fazladır öncelikle uzak dövüşten bahsedelim arbalet, şövalye krallığının uzak dövüş silahıdır ama onların okçuları yanlarında hançer yerine kısa kılıç taşırlar, yakın dövüş silahları ise çift elliler ve tek elliler olmak üzere ikiye ayrılır çift elliler, uzun kılıç, büyük balta, balyoz gibi çift elle kullanılanlardır, tek elliler ise bir kalkanla beraber kullanabileceğiniz tek elle kullanılabilen silahlardır, örneğin Avrupa düz kılıcı, kısa kılıç, savaş baltası, gürz, topuz gibi ve şunu unutmayın şövalyeler asla katana kullanmazlar, ayrıca şövalyelerin en büyük silahlarından birisi de süvari mızrağıdır, at üstünde kullanılan bu güçlü mızrağın özelliği at hareket edip sallandığı müddetçe kendine ekli olan nintoba aktifleşir ve birikir, birine vurduğu ya da durduğu anda bu biriken güç birden açığa çıkar ve saldırı gücü normal bir nintobanın 10 kat fazlası güçte olur, sıradaki krallığımız kılıç ustası krallığı, bu krallığın silahı çok basittir çünkü sadece tek tip silahları vardır çift katana, şimdi son krallığımız Vikingler, onların yakın dövüş silahları sarkaçlardır bir çubuğa ya da bir boruya bağlı olmayan bir sarkaç olduğunu ve onun o çubuğa ya da boruya bağlı olması gereken yerde tutma yeri olduğunu düşünün, işte böyle bir silahları var, fırlatma silahları ise daha ilginç yaylar ve çarklarla yapılmış bir ufak makine, içine ufak bir fırlatma baltası konulabilecek şekilde yapılmış, baltayı yerleştirip tetiğe basarak fırlatıyorlar ve normalden daha hızlı ve iyi gidiyor ayrıca bu makineye ekledikleri nintoba ile atılan baltaları efsunlayabiliyorlar, buraya kadar bir sıkıntı var mı
lolard: herkes anladı sanırım
kiiro: o zaman şimdi sırada son anlatacağım ders krallıkların yetenekleri, bizim krallığın özel bir yeteneği olmadığı için geçiyorum, direk büyücülerden başlıyorum, onların elemental enerjiyi kontrol etmesinin yanında birde silahsız ve nintobasızken doğal elementsiz enerjiyi kontrol etme güçleri vardır, mesela elleri ile enerji topu atabilirler, pek hasar vermese de morartabilir, ayrıca kişinin büyü gücü çok yüksekse tahtaları ve belki kayaları bile parçalayabilir ve bir de yaklaşık 10 dk lık bir konsantrasyon ile oluşturdukları yuvarlak bir biçimde onları saran elementsiz enerji duvarı vardır, dayanıklılığı kişinin büyü gücüne bağlı olarak değişir, aynı zamanda kişinin büyü gücü çok fazlaysa bu kalkanı 5 ya da 3 dk içinde yapabilir, ayrıca büyücüler uçabilir ama en güçsüz büyücüler sadece 3 metre uçabilir, büyü gücü arttıkça maksimum yükseklikte artar ve beklide en önemlisi büyücüler tehlikeyi ve düşmanlığı sezerler, onları kılık değiştirerek kandıramazsınız, onlara gizlenerek saldıramazsınız ve onları uykularında bile gafil avlayamazsınız, sırada samuraylar var samurayların iki yeteneği vardır askerden önce eğitimde bunları öğrenirler, birincisi 2 kat bir hızla düşmana doğru atılmak ve katanasını kınından o sırada çıkarmak suretiyle yapılan jetto giri(Japonca jet kesiş) karşıdaki önceden hazırlıklı değilse hemen ikiye bölünür, ikinci özellik ise silahsızken kullandıkları bir tekniktir, tek dizlerinin üzerine çöküp bir kollarını yukarı ve yana doğu açarlar, sonra yerden hızla kalkıp koşarak kollarını savururlar ve kolları aynı bir kılıç gibi önlerindeki nesneyi keser, şimdi sırada şövalye krallığı var ama onların bir özelliği olmadığı için atlıyorum, gelelim kılıç ustalarına onların teknikleri katanalarını hızlı kullanmaya dayalı saldırı ya da savunma teknikleridir, bunların arasında en çok kullanılanları savunma formu 1 sanzen sekai(üçbin dünya) birbirine kenetlenmiş katanaları hızla çevirerek hiçbir şeyin aradan geçmesine izin vermeyen bir teknik, sonra savunma formu 2 kurosu sekushon(çapraz bölüm) katanaları tersten çekip havada sallayarak düz olarak tekrar kınına koyma tekniği ve karşıdakinin kollarını kesip vücudunu çapraz olarak 4 e böler, bundan kaçmak için zıplarsanız bacaklarınızı, sağa ya da sola kaçarsanız bir bacağınızı ve kolunuzu kaybedersiniz, bundan tek kaçma yöntemi alttan kaymaktır, ama dikkatli olun genelde kılıç ustası ordularının en ön safı bu tekniği kullanırken arkalarındaki 2. Saf savunma formu 1 i kullanıp durmadan kılıç çeviriyor ve alttan kayanları dilim dilim doğruyor, bu yüzden bu tekniklere karşı çok dikkatli savaşın son teknik, saldırı formu 1 kaze dama(rüzgâr güllesi) katanaları sallayarak rüzgârın yönünü sürekli değiştirip rüzgârı bir daire şekline hapsetmeye dayalı bir teknik yapması en zor olan tekniktir ama gücü bir mancınık güllesine eşdeğerdir, son krallığımız Viking krallığı tam bir yetenek mi bilmiyorum ama çok güçlü ve dayanıklılardır, kolay kolay kılıç geçmez ayrıca birkaç yumruk ya da tekme ile zırhları ve kılıçları kırabilecek kadar güçlülerdir, neyse benden bu günlük bu kadar hadi serbestsiniz, bir sonraki görevden sonra yani yaklaşık iki, üç ay sonra görüşürüz
gurup dağılır, lolard haru yajirushi, iruka ve hari yoroiyi saraya çağırır onlara demircilik ve marangozluk atölyelerini tanıtıp yaptığı şeyleri göstermek istiyordur kiri ve ren ise şehirde dolaşıp konuşuyorlardır
ren: ne kadar güzel bir ülkemiz var değil mi
kiri: evet etrafta ne kadar fazla insan var, her biri de farklı görünüyor birbirlerini seviyorlar mı
ren: seviyorlar mı derken
kiri: bu kadar fazla insan varken kiminle evleneceklerini nasıl seçiyorlar, o kadar fazla güzel kız ve yakışıklı erkek var ki
ren: insanların eşlerini nasıl şetçiklerini mi soruyorsun
kiri: evet
ren: erkeklerin neye göre kız seçtiklerini anlatamam, zaten işine yaramaz, bu benim tekniğim olarak kalsın, kızların nasıl erkek seçtiğine gelince o konu çok karmaşık genelde kızdan kıza değişir
kiri: peki sen neye göre seçiyorsun
ren: ben mi aaa bakalım ben genelde pek seçici değilim genelde yüzü normal, göbeği olmayan ve aşırı kıllı olmayan herkes olur benim için, biraz da kaslı olsa iyi olur ama sende hepsi fazlasıyla var, seni zaten bu yüzden seviyorum
kiri: teşekkürler
ren: şimdi ye yapalım
kiri: bir şeyler yiyelim mi
ren: olur döner yiyelim mi
kiri: tamam, bildiğin bir yer var mı
ren: evet var hem de bizim gibi Türk, oraya gidelim çok güzel döner yapar
kiri: olur hadi gidelim
o sırada sarayda
lolard: işte burası benim atölyem, kiriyle ben burada demircilik ve marangozluk alıştırmaları yapıyoruz, mesela ben her yıl yaptığım en iyi kılıcı seçip buraya asıyorum, bakın 10 tane kılıç var, her biri de farklı kılıçlar(yamuk yumuk ufak bir hançer gösterir) bu ilk yaptığım hançer, bakın yıllar geçtikçe kılıç daha sağlam ve düzgün oluyor(en sondaki çift elli şövalye kılıcını alır) bu benim 9 yıllık demircilik tarihimde yaptığım en sağlam ve en dayanıklı kılıç ve ben eminim ki şu an askerlerin kullandığı katanalardan kat kat güçlü
iruka: nasıl bu kadar eminsiniz lolard-san
lolard: malımı tanırım(irukaya katana atar) yakala bakalım hangisi daha dayanıklı
iruka: efendim ben kılıç kullanmakta pekiyi değilim
hari: (katanayı alır)ben senin için kullanırım
lolard: hadi biliyorsun bu hız ve çeviklik testi değil kaçmaya gerek yok kılıçlarımızı çarpıştıracağız ama yumuşak olma
hari: tamam başlıyorum(hari katanayı hızla lolarda doğru sallar ama lolard iki eliyle kılıcını kavrayıp hızla çevirir ve harinin katanası ikiye bölünür) ne inanılmaz bir güç
lolard: insan pratik yapa yapa gelişiyor, bir ustamız yoktu, zaten sadece eğlencesine yapıyorduk ama çok büyük bir yol kat ettik, kılıç için en uygun malzeme nedir, nasıl vurursak kılıç daha keskin olur, malzemeler nasıl daha hızlı ve daha dayanıklı katlanır, kılıcın şeklinin denge ve ağırlık merkezine etkisine bağlı olarak verdiği avantajlar, gibi şeyleri deneme yanılmayla öğrendik ve ben gerçekten de demircilik yaparken çok eğleniyorum, çünkü kendin bir şey yapıyorsun, böyle kendi yaptığın yemeğin daha tatlı gelmesi gibi o kılıcı falan bir başka seviyorsun
haru: 9 yılda gerçekten çok gelişmişsiniz
lolard: teşekkürler, bir ara isterseniz sizinle eğlencesine demircilik yapabiliriz, gerçekten dünyanın en eğlenceli şeyi
hari: ben çok isterim, bir ara yapalım
iruka: bence de olur
haru: iyi tamam da demircilik sanki bana biraz şey yani
lolard: niye olmasın ki, demircilik çok eğlencelidir, neyse sen evde bir düşün, daha sonra kararını söylersin
haru: tamam
hari: (ayağa kalkar)hadi biz gidelim artık
iruka: izninizle
haru: görüşürüz
lolard: görüşürüz
haru yajirushi, iruka ve hari yoroi evlerine dönerler akşama doğru kiri de gelir, akşam yemeğini yerler ve yatarlar

Bölüm 14

ertesi sabah


moku: (bağırarak) kiri iki dakika aşağıya gelir misin
kiri: (koşarak aşağıya iner) geldim baba
moku: ha kiri sana söz verdiğim hediye geldi, askerler senin istediğin gibi bir kız bulmuşlar
kiri: gerçekten mi görebilir miyim nerede
moku: bahçede seni bekliyor
kiri koşarak bahçeye çıkar, bahçe de parlak beyaz zırhlı yeşil saçlı biz kız durmaktadır
şövalye: (sağ dizini yere koyar ve sağ yumruğunu sol omzunun üstüne koyar) siz yeni efendim olmalısınız
kiri: sonunda seninle görüştüğüme sevindim, seni özgürlüğünden ettiğim için beni bağışla ama demek ki bizim askerler seni yakalamışlar, şans işte
şövalye: sorun değil efendim, bundan sonra hayatımı size adamaya hazırım
kiri: ben kiri, Ninja krallığının küçük prensiyim, senin adın ne
şövalye: ne yazık ki isim koymaları için gereken belirgin bir özellik göstermediğim için henüz bir ismim yok
kiri: o zaman sana knight diyeceğim sorun olur mu
şövalye: gurur duyarım efendim
kiri: ayağa kalkabilirsin, hadi odana çıkalım benim odamın hemen yanında sana bir oda hazırlattım
knight: emredersiniz efendim,
birlikte knightın odasına çıkarlar
kiri: nasıl odan güzel mi
knight: evet gerçekten güzel
kiri: zırhın içi çok sıcaktır, istersen üstünü değiştirebilirsin(gardırobu açar) burada senin için pek çok giysi hazırlattım, hangisini istersen giy
knight: (gardıroptan bir elbise alır) çok teşekkür ederim
knight giyinirken konuşmaya devam ederler
kiri: esir alınmadan önce rütben neydi
knight: 100 başı
kiri: ben henüz eğitimde sayılırım, bu yıl ağbim, ben ve kuzenim amcamın komutasında göreve çıkıyoruz, seneye rütbeli bir asker olarak göreve başlayacağım
knight: eğitim zor mu
kiri: normal askerlik gibi, yalnız başımızda amcamız var ve sadece 4 kişiyiz, normal insanlara göre epeyi zor sanırım, peki rütbe atlamak zor mu
knight: ülkeden ülkeye değişir sanırım, şövalye ülkesinde savaşta senden yüksek rütbeli bir kişiyi yenersen o rütbeye gelirsin, kendi rütbende 2 kişi yenersen 1 rütbe atlarsın
kiri: evet sanırım ülkeden ülkeye değişiyor, çünkü bizde senden yüksek rütbeli bir kişiyi yenince aranızdaki rütbe farkının yarısı kadar rütbe atlarsın, yani kendinden 1 rütbe yüksek 2 kişiyi yenmelisin ki 1 rütbe atlayasın, kendi rütbende ise 4 kişi yenersen 1 rütbe atlarsın
knight: tabi orduyla değil mi
kiri: evet tabi mesela sen 1000 başının bir eri olsan karşı tarafın 10 başısını öldürsen rütbe atlayamazsın, kendi ordunla başka bir orduyla savaşman gerek savaşta hiçbir şey yapmasan da senin ordun olduğu için rütbe atlarsın, kendi ordusu olmayan erler ve kıdemli erler ise daha farklı bir şekilde rütbe atlıyor erin katıldığı savaş kazanılırsa er, kıdemli er olur kıdemli er ise katıldığı savaş kazanılırsa 10 başı olur ve kendi 10 kişilik ordusunun başına geçer
knight: erler ve kıdemli erlerin rütbe atlaması sanırım her ülkede aynı şekilde, çünkü bizde de öyle oluyor
kiri: en güçlü ülkeler hangileri
knight: savaş başladığından beri ülkelerin toprak ele geçirme hızı ve zafer sayılarına göre yapılan sıralamada en üstte Ninja krallığı var, yani en güçlü ülke şu an Ninja krallığı
kiri: sonra kim var
knight: Ninja krallığından sonra büyücü krallığı var, ondan sonra samuray krallığı, ondan sonra şövalye krallığı, ondan sonra da kılıç ustası krallığı ve en altta da Viking krallığı var
kiri: şövalye krallığı 4. sıradaymış neden bu kadar aşağıda
knight: bu sadece zaferlerin bir istatistiği unutmayın lütfen, her krallık güçlüdür yoksa zaten bu savaş hemen kazanılırdı
kiri: haklısın bu arada yaşın kaç
knight: 17 yaşındayım efendim
kiri: demek öyle, seni arkadaşım ren ile tanıştırayım mı
knight: nasıl isterseniz efendim
kiri: sen daha yeni geldin, sen bugün dinlen, yarın ben seni onunla tanıştırırım
Knight: tamam efendim
ertesi gün beraber kirinin amcası kiironun malikânesine giderler
kiri: (kapıyı çalar) bakar mısınız
hizmetçi: (kapıyı açar) buyurun kime bakmıştınız
kiri: acaba ren içerde mi
hizmetçi: evet içerde
kiri: sana zahmet çağırabilir misin
hizmetçi: kim gelmiş diyeyim
kiri: kiri gelmiş deyin o anlar
hizmetçi: tamam efendim (içeriye doğru seslenir) hanımım, kiri sizi kapıda bekliyormuş
ren: (merdivenlerden hızla inerek) ne kiri mi, hemen geliyorum
ren kapıya gelir
ren: hoş geldin kiri içeri gelsenize
kiri: nasıl istersen
kiriyle knight içeri girip otururlar
ren: ee kiri bizi tanıştırmayacak mısın, kim bu güzel kız
kiri: kendisi benim ilk cariyem knight-san
ren: he demek öyle, nasıl, benden daha iyi mi
kiri: (düşünerek) hiç bilmiyorum, bence ikinizde çok güzelsiniz
ren: peki sen knight-san, kiri den memnun musun
knight: kiri gerçekten çok nazik ve zeki bir insan, esir alındığımda başıma ne gelecek diye çok korkmuştum ama efendimin 12 yaşında biri olduğunu öğrendiğimde gerçekten nasıl biri olduğunu merak etmedim değil, ama kiri 12 yaşında olmasına rağmen çok güçlü bir savaşçı gibi görünüyor efendimin onun gibi biri olması beni gerçekten mutlu etti aslında
ren: evet kiri gerçekten öyledir, çok tatlı değil mi, birde onu savaşırken görmelisin, sana özel yeteneklerini gösterdi mi
knight: özel yetenekleri mi
kiri: ilk geceden fazla şaşırtmayayım demiştim
ren: ne kadar düşünceli değil mi ama bence kızı fazla meraklandırma da göster
kiri: tamam birkaç numara göstereyim bari diğerlerini akşam gösteririm(kayadan bir kılıç oluşturur) bak bunun gibi
knight: inanamıyorum, bunu nasıl yaptınız
kiri: akşam anlatırım sana ama bunun gibi pek çok yeteneğim var
knight: sanırım efendim siz olduğunuz için şimdi daha da mutluyum
ren: bu arada yaşınız kaç knight-san
knight: 17 efendim
ren: epeyi gençsin, ben de 12 yaşındayım beraber çok iyi anlaşırız sanırım
kiri: neden olmasın, beraber eğlenirsiniz, knight-san sana ablalık yapar
ren: doğru, aslında knight-san bizden büyük ama çok terbiyeli biri, bize bile saygıda kusur etmiyor
knight: bu şekilde yetiştim efendim, ayrıca esir alındığımda kendimi yeni efendime adamaya hazırlamıştım
ren: demek öyle, ne güzel, peki savaşta iyi misin
knight: iyi savaşırım ama genelde teke tek savaşlarda iyi değilim, çünkü pek kaslı biri olmadığım için karşıdaki genelde bana göre daha üstün oluyor
ren: niye normalde öyle ağır zırhlar giydikleri için şövalyeler istemese de kas yaparlar, sende niye yok
knight: ben pek antrenman yapmadığım için kaslarım sadece savaş alanında kazandığımla kaldı
ren: karın kasların nasıl, kaç baklavan var
knight: yarı belirgin 4 kadar
kiri: ren senden 5 yaş küçük ama senden güçlü anlaşılan, çünkü renin tam 8 tane baklavası var
knight: gerçekten mi
ren: evet bak(karnını açıp kaslarını sıkar 8 tane karın kası oluşur) tabi biz Ninjalar durmadan hareketli olmamız gerektiği için kaslı olmalıyız
knight: gene de gerçekten çok güçlüsünüz
ren: teşekkürler(ayağa kalkar) ha bu arada ben size atıştırmalık bir şeyler getireyim
kiri: teşekkürler, sonra da knightla ben saraya döneriz
ren: nasıl istersen, ama ara sıra knightı da getir de konuşalım
kiri: tamam
bir şeyler atıştırdıktan sonra kiriyle knight saraya dönerler, kiri ona güçlerini nasıl kazandığını anlatıp yeteneklerini gösterir sonra da yatarlar

Bölüm 15

ertesi gün


moku: kiri, lolard kahvaltı hazır
kiri: (merdivenden iner) geldim baba
lolard da gelir ve yemeğe başlarlar
lolard: o değil de, görevden geldiğimizden beri 2 hafta civarı oldu yeni göreve ne zaman gideceğiz
moku: aslında bugün, gerçi pek görev sayılır mı bilmem
lolard: neden, görev değil mi
moku: görev ama tehlikesi biraz daha az
lolard: ha öyle, peki nasıl bir görev
moku: biliyorsunuz ki mucit köyü bize 3 tane dayanıklılık hapı verdi, neden çünkü biz bunların işe yarayıp yaramayacağını gözleyecektik, gerçektende işe yaradı, bu sayede çok güçlü savaşçılar oldunuz ama bu sonucu onlara rapor etmemiz gerek ve antlaşmamıza göre bizzat siz gitmelisiniz, onlar sizin üzerinizde hapın etkilerini izleyecekler
kiri: biz derken, amcam kiiroyla ren bizimle geliyor mu
moku: evet onlar da geliyor, hem olası bir düşman ordusuyla karşılaşma ihtimali için hem de mucit köyünün gelişmişliğini incelemek için sizinle gelecekler, fakat bu görev de biri daha sizinle o da diğer 3. hapı kullanan kişi, zaten tanıyorsunuz teğmen liderimiz doku naifu
kiri: aa ne güzel, o yanımızdaysa savaş olsa bile endişelenmemize gerek yok, ne de olsa teğmen lideri
moku: sanırım haklısın, hadi hazırlanın artık
kiri: tamam baba
kiri eşyalarını atı obsidiana, lolard da atı diamonda yükler, o sırada diğerleri de gelir ve yola çıkarlar, mucit köyünün bir sınırı da Ninja krallığına birleşik olduğu için oraya varmaları 1 hafta sürmez ama aynı zamanda mucit köyünü inceleme görevleri olduğu için mucit köyünün Ninja, Viking ve Kılıç ustası krallıklarına olan sınırların hepsini dolaşmaktadırlar ve o sırada geçtikleri yamacın altında bir Viking köyü görürler
kiri: Viking köyleri diğer köylere göre daha az gelişmiş baksanıza
doku: evet öyledir kiri, çünkü o kadar kar ve soğuğun içinde bir medeniyetin gelişmesi diğerlerine göre daha zor oluyor
kiri: demek öyle
o sırada atlarını hızla sürerek köye doğru ilerleyen 100 kadar şövalye görürler, diğer şövalyelerden farklı olarak kanatlı kask takıyorlardır, ayrıca miğferlerinde ve zırhlarının üstündeki örtüde birbirine geçmiş iki yeşil hilal vardır, şövalyeler hıza köye girerler ve önlerine çıkan herkesi asker sivil demeden öldürmeye evleri yakıp yıkmaya başlarlar
lolard: bunlar da kim, masumları da öldürüyorlar
doku: şövalye krallığının en güçlü birliklerinden biri, asit birliği, dünyada görebileceğin en acımasız insanlardan oluşmuş her yerlerine asit nintobası ekli şövalyeler
lolard: yardım etmeyecek miyiz, sivilleri de öldürüyorlar
doku: hiç bulaşma evlat, savaş her zaman acımasızdır
lolard nefret dolu gözlerle şövalyelere bakıyordur, aralarında tek farklı giyinen, muhtemelen liderleridir diye düşündüğü kişiyle göz göze gelirler, bir süre bakıştıktan sonra lolardlar yolarına devam ederler ve mucit köyüne varırlar
lolard: biz geldik, bu hapların etkilerini inceleyecekler kimler
mashin: merhaba ben mucit köyünün lideri mashin(Japonca makine demek)
loalard: sanırım siz bizi inceleyeceksiniz
mashin: evet sizi şöyle alalım
o sırada asit birliği köye girer ama gayet sakindirler
komutan: mashin-san biz geldik
mashin: hoş geldiniz
lolard: (kızgın bir ifadeyle) onların burada ne işi var
mashin: asit birliği lideri toxic kishi(toxic İngilizce toksik, zehirli kishi Japonca şövalye) şövalye krallığı için hazırladığımız bazı aletleri götürmek için geldi
lolard: tarafsız olduğunuzu sanıyordum
mashin: taraf tutmuyoruz ama neden alışveriş yapmayalım, hem şövalye krallığında çok iyi mucit dostlarım var, taraf tutmuyorum diye onlara sırtımı dönemem
lolard: tamam tamam, bizi bir an önce inceleyin de gidelim, daha fazla şu toxic kishiyi görmek istemiyorum
toxic: haddini bil velet, şu anda tarafsız topraklarda olmasaydık kelleni uçurmuştum
lolard: bir dahaki karşılaşmamızda bekliyor olacağım
toxic: öyle olsun o anı iple çekiyorum
malzemelerini alırlar ve giderler
mashin: hadi biz işimize dönelim
lolard: nasıl istersen
mucitler her birini iyice incelerler
mashin: tamam bize bu sonuçlar yeter, siz artık gidebilirsiniz
lolard: hadi gidelim amca
kiiro: nasıl isterseniz, zaten bende araştırmamı bitirdim, o değil de burası epeyi gelişmiş bir yer evler bile çelikten
doku: evet gerçekten ilginç bir yer
gurup ülkeye döner
kiri: baba biz geldik
moku: hoş geldiniz
knight: hoş geldiniz kiri-sama
kiri: hoş bulduk
moku: nasıl geçti
lolard: mucit köyü para karşılığı şövalye krallığına yardım ediyor
moku: ee ne var bunda
lolard: yolda asit birliğini gördük, o canilere birisi haddini bildirmeli
moku: alışırsın lolard savaş bu, eğitimini bitirip kendi orduna sahip olduğun zaman, istediğini yaparsın
kiri: aynen ağbi şimdi boş ver
lolard: haklısın neyse
kiri: hadi knight biz odamıza çıkalım
knight: nasıl isterseniz
lolard: bende biraz dinleneyim
akşama doğru herkes yatar

Bölüm 16

gece birisi sarayı gözlüyordur, yavaşça ve gizlice sarayın duvarına tırmanır, kiriyle knightın yattığı odanın penceresine yaklaşır, pencereyi kırarak içeri girer ve kılıcını kiririn boğazına dayar


kiri: (istese onu o an öldürebileceği halde ne olduğunu anlamak için beklemeyi tercih eder) sende kimsin, ne istiyorsun
adam: (knightı belinden kavrar) nişanlımı geri götürmeye geldim
knight: yoru(Japonca gece demek) sen misin
yoru: evet benim aşkım, seni esaretten kurtaracağım
kiri: çok üzgünüm ama knight benim ve senin onu götürmene de izin vermiyorum
yoru: knight mı
kiri: evet ona bu adı ben verdim
yoru: bak çocuk kargaşa çıksın istemiyorum, ben sadece nişanlımı götürmeye geldim uslu uslu dur, ben de seni öldürmeyeyim
kiri: knight sen ne düşünüyorsun
knight: (yoruyu hafifçe iterek geriye çekilir) çok üzgünüm yoru ama bir olay çıkmadan gitmelisin, yoksa seni canlı bırakmazlar
yoru: nasıl yani bu çocuğu nişanlına tercih mi ediyorsun
knight: sen onu tanımıyorsun yoru, onu yenemezsin, lütfen kendine zarar vermeden git
yoru: (knightın kolunu sıkıca tutar ve kendine çeker) saçmalama, bir çocuk bana ne yapabilir
knight: (yorunun elinden kurtulmaya çalışır) bırak beni esir alınsam da ben hala 100 başıyım, sen sadece bir 10 başısın bu bir emirdir bırak beni
yoru: ne olmuş 10 başıysam, benim babam korgeneral ve seni almadan dönmeyeceğim
knight: vazgeç yoru yoksa öleceksin
yoru: (sinirle) yeter artık, bunun yüzünden mi ölecek mişim(kılıcını kirinin boğazına saplar)
knight: (bağırarak) kiri(yandaki kılıcını kapar ve hızla yorunun karnına saplar)
yoru: (kan kusarak) bunu nasıl yaparsın, bana ihanet ettin(yere yığılır)
knight: (şok geçirmiş bir şekilde elindeki kanlı kılıca bakar) olamaz, ne yaptım ben
kiri: (ayağa kalkar) demek öldü
knight: kiri yaşıyorsun
kiri: boğazımı kayaya çevirdim, kılıç onu deldi sonra yerdeyken kılıcı çıkardım deliği kayayla kapattım, sonrada tekrar boğazımı normale çevirdim hiç bir şey olmamış gibi oldu, ve sanırım nişanlını öldürdün
knight: (hüzünlü bir şekilde) bir anda kendimden geçtim, böyle olsun istememiştim
kiri: izninle nöbetçileri çağırayım da cesedi götürsünler
knight: tamam
kiri: nöbetçiler, şunu götürüp gömün lütfen
nöbetçi: emredersiniz kiri-sama
kiri: hizmetçiyi çağırında o da şuraları bir silsin, her yer kan oldu
nöbetçi: nasıl isterseniz
kiri: çok yorucu bir gece oldu, istersen bir duş al knight
knight: evet sanırım bir duş alsam iyi olur
knight duş alır, duştan sonra
kiri: şimdi nasılsın
knight: biraz daha iyi, hadi yatalım
kiri: nasıl istersen
ve yatarlar ertesi gün sofrada
moku: galiba dün bir saldırıya uğramışsın kiri
kiri: evet baba, knightın nişanlısıymış
moku: demek öyle
kiri: ama knight onu öldürdü
moku: seni zorla mı nişanlamışlardı onla
knight: hayır ben kendim istemiştim
moku: onu seviyordun demek
knight: evet efendim
moku: öldüğü için üzgün müsün
knight: evet üzgünüm, işler böyle bitsin istememiştim, ama elden bir şey gelmez, hayat devam ediyor
moku: güzel bu düşünceni sevdim bu arada kiri sana iyi kız getirmişiz, aynı bir Ninja gibi düşünüyor aslında bundan iyi Ninja olurdu
kiri: olabilir ama sanırım knight şövalyeliği tercih ederdi
knight: evet, ayrıca soğukkanlı olmak bence sadece Ninja askerleri için değil diğer tüm askerler için de bir avantaj, çünkü savaşta her türlü vahşiliği görebilirsiniz
moku: sanırım haklısın
kiri: işin ilginç yanı neden nişanlısını almak için kendisi gelmiş, söylediğine göre kor generalin oğluymuş yerine birkaç yetenekli şövalye gönderebilirdi
knight: beni kendisi götürmek istedi herhalde
lolard: babası kor general miymiş
knight: korgeneral toxic kishi
lolard: toxic kishi mi
knight: evet
kiri: hey ağbi bu senin görevde tartıştığın adam değil mi
lolard: demek kor generalmiş(yumruğunu sıkar) o kadar kendine güvenmesine şaşmamalı
moku: bu arada fark ettiyseniz farklı krallıklardan askerler bir şekilde ülkemize sızıyorlar önce şu depo hadisesi, sonrada dün akşamki saldırı
kiri: aynen o kadar askeri, kaleyi aşıp nasıl koskoca başkente giriyorlar
moku: biz de bunu araştırıyorduk, başkent kanalizasyonun da bir tünel bulduk, görünen o ki bir şövalye kalesinden bizim kanalizasyona kadar uzanan koca bir tünel açılmış ve buradan başkente adamlar girebiliyor
kiri: ama bir dakika depoya saldıranlar kılıç ustasıydı
moku: evet sanırım bunları şövalyelerle anlaşmalı yapmışlar, kalenin sahibi depomuz ve şehrin güvenliği hakkında bilgi almak için onlarla iş birliği yapmış olabilir
kiri: peki tüneli kapatsak
moku: denedik tünelde çok uzağa ateş edebilen tuzak sistemleri var, tünelin girişinden çıkışına kadar her yer korumalı, tek çaremiz kaleyi ele geçirip oradan tüneli kapatmak olacaktır
kiri: peki kale savaşına bizde gidiyor muyuz
moku: evet, çünkü çok önemli bir savaş, hatta sizin takımla beraber diğer takım da gidiyor
kiri: ha o zaman iyi, çünkü o takımın başında teğmen lideri doku naifu var, o varken hiçbir düşman bizi yenemez, değil mi ağbi
lolard: bakalım kaledekiler ne kadar güçlü
kiri: peki sayısal olarak durum nasıl
moku: kalede 4000 asker var, bunun için biz 5000 kişilik ordu gönderiyoruz, ayrıca biliyorsunuz ki şövalye krallığı 4. Sırada biz ise 1. Sıradayız 1000 kişilik fazlalık yeterli olur her halde, ayrıca ordunun başında teğmen liderimiz doku naifu var
kiri: demek onu ordunun başına getirdiniz
moku: evet zaten teğmen liderinin 5000 kişilik ordusu oluyor normalde ama bir sorun var ki saldıracağımız kalede şövalye 1000 başı lideri var
kiri: 1000 başı lideri mi ama o teğmen liderinden daha alt bir rütbe, hem de şövalyeler daha kolay rütbe atlıyor yani arada çok fark var
moku: evet belki ama gene de onun karşısına olurda siz çıkarsanız dikkatli olun, sonuçta savaşta her zaman istediğin kişiyle dövüşmüyorsun
kiri: doğru söylüyorsun ha bu arada knight sen 1000 başı lideri hakkında bir şey biliyor musun
knight: adı chimei tensai(japonca ölümcül dahi) kendisini hiç görmedim ama hakkında pek çok efsaneler var, duyduğuma göre dünyada en fazla nintobaya sahip insan oymuş, kendi kurmuş olduğu 100 kişilik çark şövalyeleri birliğindeki her askeri en iyi şekilde donatırmış ve pek çok icadı varmış, hatta bazıları onun şövalye krallığındaki herkesten güçlü olduğunu söylüyor, kraldan bile
kiri: oha, o zaman niye hala 1000 başı lideri olsun ki hiç olmazsa or general olurdu, bence bunların hepsi uydurma, bence o sadece çok güçlü ve kahraman bir savaşçıdır, pek fazla görünmediğinden efsaneleşmiştir
lolard: pek çok icadı var demiştin değil mi
knight: evet
lolard: acaba mucit köyünün yöneticisi mashinin bahsettiği şövalye krallığındaki dostu o olabilir mi
kiri: belki de odur
lolard: neyse savaşta işin aslını anlarız her halde, peki ne zaman gidiyoruz
moku: yarın
lolard: (yemeğini bitirip sofradan kalkar) öyleyse ben gidip antrenman yapayım ve savaşa hazırlanayım
kiri: (yemeğini bitirip sofradan kalkar) bende biraz savaşa hazırlanayım, knight hadi sende gel hem belki sana da bir şeyler öğretmiş olurum
knight: (peşinden gider) nasıl isterseniz efendim
ertesi gün herkes atına atlar ve şehirde geçit töreni yapar gibi şehrin çıkışına ilerleyen kuşatma ordusuna katılır

Bölüm 17

2 hafta içinde kalenin karşısındaki tepeye varırlar çadırlarını ve mancınıkları kurar ballistalarını hazırlarlar, geceyi burada geçirip sabah saldıracaklardır, kaledeki askerlerde bunları görüp savaş hazırlığına başlarlar, ertesi gün, güneş doğmaya başlamıştır, askerler bir yandan kahvaltı yapıyor bir yandan da birkaç saat içinde başlayacak olan savaşın endişesini taşıyorlardı, fakat güneş tepenin ardından doğup kaleye ışıklarını vurmaya başlayınca, Ninja ordusunu büyük bir moral bozukluğu ve korku kapladı çünkü karşılarında diğer kalelerden farklı bir kale vardı, nintobalarla çalışan makineler kullanılarak yapıldıkları için kalelerin 50 metre yüksekliğinde olması doğaldı, fakat bu kale, kulesindeki merdivenden en ufak taşına kadar tamamen çeliktendi, ordunun zafer planları yerle bir olmuştu çünkü bu güne kadar hiç çelikten bir kale görmemişlerdi ve böyle bir kalenin ne kapısını ne de duvarını mancınıklarla ya da ballistalarla yıkamazlardı


kiri: inanamıyorum ağbi kale tamamen çelikten
lolard: böyle bir kale için ne kadar çelik gitmiştir, neden basit bir kale için bu kadar çelik kullanmışlar, çok mantıksız ve onları zarara sokacak bir hamle, çünkü biz bu kaleyi ele geçirirsek o kadar fazla çelik kayıpları olacak ki bunu telafi etmeleri yıllar sürer, ne planlıyor acaba şu 1000 başı lideri
kiri: kapıyı kırabilir misin
lolard: bana mı soruyorsun, hem zaten sende yumrukla çelik kırabiliyorsun
kiri: ama bu duvar çok kalın, nereden baksan 5 metre kalınlığında
lolard: kapıyı kırmalıyız o halde, o 1 metre kalınlığında
kiri: sanırım öyleyapacağız, çünkü mancınıklarımız bu kaleye karşı işe yaramaz ama merak etme bende sana yardım ederim
lolard: hadi bakalım, ilk kale savaşımızda ne olacak
kiri: saldırı başlamak üzere
o sırada ordunun komutanı doku naifu atının üzerinde bir konuşma yapıyordur
doku: askerlerim kalenin çelikten olması sizi korkutmasın, içindeki askerler yine etten, ayrıca burada sizinle birlikte prenslerimiz de var, onlar bu çelik kaleden içeri girmemizi sağlayabilirler, birbirimizi kolladığımız sürece kimse bizi durduramaz, biz ki şu anda en güçlü krallık olan Ninja krallığının askerleriyiz, biz çevik ve ölümcül suikasçileriz, ayrıca biz onlardan tam 1000 kişi daha fazlayız, burada sizinle beraber canlarını vermeye hazır olan prenslerimiz var, kralımız mokunun kardeşi kiiro ve kızı rende bizimle beraber, ve ben bizzat teğmen lideri olarak sizin önünüzde savaşa giriyorum, askerlerim cesaretinizi kaybetmeyin, bu savaş elbet bizim zaferimizle sonuçlanacaktır
askerler: (hep birlikte nara atarlar) heeeey!!!
doku: şimdi askerlerim, çelik duvarların bile bizi durduramayacağını kanıtlayalım, şövalyelere kaçınılmaz yenilgiyi tattırmak için ileri!!!
askerler: (hep birlikte nara atarlar) heeeey!!!
bütün askerlerin tüm gücüyle kaleye hücum etmesiyle kuşatma başlar, fakat sürprizler Ninja ordusunun peşini bırakmaz, normalde kalelerde ballista ve mancınıklar kullanılırken, bu kalede top arabaları vardır ve üzerlerine gülleler yağdırmaktadırlar
kiri: (tozlara ve şarapnellere karşı kolunu yüzüne siper ederek) nintobaların yağışıyla dünyada barut kalmadı sanıyordum, nasıl eskisi gibi toplar kullanabiliyorlar
lolard: galiba barut nintobası ekli eldivenle barut dolduruyorlar, nasıl olsa nintobayla oluşan şey 15 dk dayanabiliyor, topları kullanmaları için yeterli sanırım
kiri: bir an önce kaleye ulaşıp kapıyı kırmalıyız, yoksa bu toplar orduyu yerle bir edecek
yanlarına haru yajirushi gelir
haru: ben belki biraz oyalayabilirim 6 tane top var(bir ok atar ve topu tam içinden vurur ve topun içinden topu parçalayarak bir sakura ağacı çıkar) biri gitti
lolard: harikasın, sen topları hallet biz kapıya gidiyoruz
haru: tamam o zaman, çabuk olun yoksa ordumuz fazla dayanamaz
lolard: tamamdır(kiriyle beraber kalenin kapısına doğru giderler)
fakat tam kapıya ulaştıklarında beklenmedik bir şey daha olur, bütün kale bir anda parlar ve ışıldar sonrada parlak kürklerle kaplanır
kiri: (kapıya yumruk atar ama hiç etki etmez) bu da ne
lolard: sanki bütün kaleye nintoba eklenmiş gibi, bu parlaklık sanırım ayna nintobasının etkisi, kaleye saldıracak olan her tür plazma, enerji, ışık ve ışık saçan şeyleri 2 katı gücünde geri yansıtacaktır ve bu kürkler de kesin kürk nintobasının etkisi, yani saldırılarının etkisini %75 azaltacaktır ama o grimsi parlama neydi onu bilmiyorum
kiri: sanırım çelik yelek nintobası, kalenin dayanıklılığını 4 katına çıkaracak
lolard: bu durumda bu kaleyi ele geçirmemiz neredeyse imkânsız kapıyı kırmak için kaç ton güç gerekiyorsa onun 16 katı gerekiyor ki %75 ini kürk nintobası yok edecek 4 katı kalacak, çelik yelek nintobası da kaleyi 4 kat güçlendiriyor, bu sayede ilk baştaki eşitlik sağlanır ve kapıyı kırarız ama senle ben aynı anda vursak bile en fazla normalin 6 katı bir güç oluşur, 16 kata ulaşmamız imkânsız
kiri: (lolardı kolundan tutar ve koşar) bir fikrim var
lolard: nedir
kiri: görürsün(bağırarak) ayakkabısında toprak nintobası olan var mı, acilen 2 kişi lazım
2 asker gelir
askerler: emredin prensim
kiri: kalenin içine yer altından gireceğiz, ikiniz yer altında açacağınız, tünelleri birleştirerek ordunun geçebileceği bir tünel hazırlayacaksınız, sanırım bir birine bitişik 6 tünel işe yarar
askerler: emredersiniz 2 dk sürmez(hızla yer altına 3 kere girer çıkarlar) tünel hazır prensim fakat şövalyeler diğer uçta hazır bekliyor dikkatli olun
kiri: ilk giden biz olursak sorun olmaz(bağırarak) bütün askerler, bu tünelden kaleye gireceğiz, bu tek şansımız beni takip edin
bütün ordu kiri ve lolardın peşinden tünele girer, kiri ve lolard tünelden çıkar çıkmaz etraftaki şövalyelerin kılıç darbelerine maruz kalırlar, fakat kısa sürede onları yerle bir ederler
lolard: kiri, hadi çabuk olalım, etrafı biraz temizlersek gerisini ordu halleder
kiri: tamam(ağzından ateşlerle beraber kayalar atarak saldırmaya başlar)
lolard: (yumruklarıyla şövalyeleri birkaç darbede öldürüyordur) ordu da tünelden çıktı sonun da, iyi akıl ettin
kiri: hadi ordumuz savaşırken biz komutanın köşküne gidelim
lolard: tamam
köşke doğru hızla ilerlerler, o sırada karşılarına bir şövalye çıkar, kaskında ve zırhının üstündeki örtüde iki kızıl çark vardır ve kalkanının kenarları parlıyordur
lolard: bu knightın söz ettiği çark şövalyelerinden biri galiba
şövalye: demek chimei tensai-samayı yenebileceğinizi sanıyorsunuz ama önce beni yenmelisiniz
lolard: öyle olsun, kiri bunu bana bırak
kiri: nasıl istersen ağbi, ben orduya yardım edeceğim, işin bittiğinde beni çağırırsın
lolard: tamam(çark şövalyesinin kalkanına bir yumruk atar ama yumruğunda çatlak oluşur, kalkana ise hiçbir şey olmaz) nasıl bu imkânsız
şövalye: ayna nintobası darbeyi sana 2 katı olarak geri yollar
lolard: ama benim yumruğum plazma, ışık, enerji ya da ışık saçan bir şey değil, nasıl normal bir saldırıyı geri yollar
şövalye: efendimizin icatlarını hafife alma(ışın nintobası ekli testereli kılıcını sallar ama lolard elmasa dönüşünce elmas ışın nintobasının ışığını kırarak etkisiz hale getirir, sadece testerede lolardı kesmeye yetmez)
lolard: ışın nintobası ekli normal bir kılıç bile demiri kolayca kesebilir, bir de bunların kılıcı testereli en az 2 kat güçlü demektir, şu chimei tensai nasıl biri acaba
şövalye: (ışın nintobası ekli kaskından ve eldiveninden lolarda ışın atar ama elmas ışığı kırdığı için işlemez, o sırada şövalyenin kaskının iki tarafı yanlara doğru hafif açılır ve içindeki zehir nintobası ekli minik arbaletler zehirli minik oklar fırlatır ama bu da lolarda işlemez) lanet herif, nesin sen böyle(ayakkabılarının uç kısmından zehir nintobası ekli birer bıçak çıkarır ve lolardın bacağına vurur ama bu da işlemez)
lolard: hızla çark şövalyesine bir çelme takar ve tam göğsüne bir yumruk geçirir ama sadece zırh yamulur
şövalye: (ayağa kalkar) bilmiyor musun şövalyelerin zırhları 2 katlıdır
lolard: ama gene de bu kadar az hasar vermiş olamam
şövalye: çelik yelek nintobası zırhımın gücünü 4 kat arttırıyor
lolard: bütün bu icatları ve nintobaları chimei tensai mi veriyor size
şövalye: evet hepimizde aynı icatlar var ama çok güçlü bir birliğizdir(saldırılarının işe yaramayacağını anlayınca kalkanı ile lolarda vurur ve lolardı birkaç metre fırlatır)
lolard: gördüm, saldırıyı yansıtırken kalkanının kenarları parlıyor
şövalye: evet o kısma ışık nintobası ekli, sen vurduğun zaman o ışık üretiyor ve kalkandaki ayna nintobası o ışığı 2 katı olarak geri yansıtırken senide beraberinde itiyor, yani sanki senin vuruşunu yansıtıyormuş gibi oluyor
lolard: tebrikler, gerçekten güçlüymüşsün(göğsüne bir yumruk daha geçirir ve zırhı kırar sonrada bir yumrukta adamı öldürür) ne zorlu herifmiş be
kiri: (koşarak gelir) işin bitti mi
lolard: evet biraz zorladı ve elimi çatlattı ama hallettim
kiri: bende bir tane çark şövalyesi ile karşılaştım, ışınlı testere kılıcı ve her şeyi yansıtan bir kalkanı vardı, birde oradan buradan zehirli oklar, bıçaklar çıkarıyordu, bir kere zehirlendim ama kolumdan su fışkırtarak zehri attım, hadi köşke girelim
lolard: tamam ama bu kapı da çelikten
kiri: ama kale kapısı kadar kalın değil, en fazla 10 cm, belki birlikte saldırırsak kırabiliriz
lolard: denemeye değer
ikisi birden kapıya tüm güçleri ile geçirirler ama kapı sadece yamulur, ard arda birkaç saldırı sonrası kapıyı kırarlar, karşıda tahtın üzerine oturmuş bir çark şövalyesi görürler ama bu şövalyenin diğerlerinden farklı olarak kanatlı kaskı ve çift elli kılıcı vardır
kiri: bütün çark şövalyelerinin aynı olduğunu sanıyordum
lolard: galiba bu chimei tensai
chimei: hoş geldiniz, bu şerefi neye borçluyum, buraya kadar gelebildiğinize göre epeyi güçlü olmalısınız
kiri: bunu birazdan göreceğiz
chimei: benim değerli çark şövalyelerim sizi zorladı mı, çünkü onlarda zorlandıysanız beni yenmeniz imkânsız, ben ki şövalye krallığının en güçlü insanıyım
lolard: en güçlü mü, öyle olsaydın kral olman gerekirdi
chimei: kralımız ya da or generallerimiz ezik değiller ama ben farklı bir seviyedeyim ve eğer benimle savaşmaya kararlıysanız, ya siz kalemi alırsınız ya da ben sizin kellenizi ama eğer kaleyi ele geçiremezseniz kaçabileceğinizi zannetmeyin
lolard: tamam, savaş başlasın(nasıl olsa kalkanı yok gerisi bana sökmez diye düşünür)
kiri: (chimei tensaiye ağzından ateşli kayalar püskürtür ama ateşli kayalar zırha çarpınca hızla geri sekiyordur) yoksa
lolard: (chimei tensaiye bir yumruk atar ve eli biraz daha çatlar) evet, bu adamın bütün zırhı aynı diğer kalkan gibi, hiçbir saldırı işlemiyor
chimei: insanları şaşırtmayı severim(kılıcı kırmızı parlamaya başlar, kılıcını sallayınca hızla ileriye doğru bir ışın dalgası gider ve kirinin kolunu koparır ama kiri hızla kaydan damarlar ve kaslarla kolunu geri vücuduna bağlar) gerçekten güçlü kişilersiniz, sanırım benim kılıcımın da diğer çark şövalyeleri gibi ışınlı testere kılıcı olduğunu sandınız
lolard: gerçekten sürprizlerle dolusun
chimei: teşekkürler, aslında çalışma prensibi çok basit, gördüğünüz gibi kılıcımın iki keskin tarafında da boydan boya içeri doğru bir kesik var, bu kesik kılıcın içindeki çubuğa kadar ilerliyor, olay şu içerdeki çubuğa ışın nintobası, kılıcın diğer kısımlarında ise ayna nintobası ekli, içerdeki çubuk ışın üretince ayna nintobası bunu yansıtıyor ve tek çıkış olan kesiklerden dışarı fırlatıyor, kesik çok ince olduğu için ışın orada sıkışıp yoğunlaşıyor ve güçleniyor, yani normal ışının 3 katı gücünde bir ışını metrelerce uzağa fırlatabiliyorum
lolard: peki bunu bize niye anlatıyorsun
chimei: işte bu yüzden (ışın nintobası ekli eldivenlerinin parmak uçlarından iki ışın atar, biri lolarda çarpıp yok olur çünkü elmas ışını kırar ve yok eder, diğeri de kirinin bileğini deler ama kiri orayı kaya ile kapatır) gördün mü ikinizde çok güçlüsünüz ve ben de ölümsüz değilim, sizi de öldürebileceğimi sanmıyorum, onun için biraz sohbet edeyim dedim
lolard: ne yani kaçıyor musun
chimei: hayır, muhtemelen daha çok karşılaşacağız ama şu durumda ikimizde birbirimizi öldüremiyoruz, neden berabere saymıyoruz(bir düğmeye basar ve oturduğu taht yükselerek tavanda açılan kapağa gider)
lolard: kiri hadi, hemen yukarıya çıkmalıyız
kiri: tamam(kayadan bir merdiven yapar)
lolard: (merdivene tırmanır ve vurarak tavanı kırar) hadi ona yetişmeliyiz
kiri: geliyorum(merdiveni tırmanır)
kendilerini kalenin surlarında bulurlar
kiri: helal be, adam her şeyi düşünmüş
lolard: işte orada, doku naifu ve gurubunun yanında
kiri: onların arasından kaçamaz galiba
lolard ve kiri, chimei tensainin yanına giderler
lolard: görüyorsun değil mi chimei tensai, kalen çelikten de olsa, askerlerin çok güçlü de olsa Ninja ordusu hepsini yendi, aynı zamanda bir sürü çelik kaybettiniz
chimei: kalede sadece 5 çark şövalyesi vardı, diğerleri askerden bile sayılmaz bana göre, ayrıca iş yine benim dediğime çıktı, ya siz benim kalemi ya da ben sizin kellenizi demiştim madem siz kalemi aldınız bana gitmek düşer(hızla kuleye çıkmaya başlar)
kiri: ağbi kuleye çıkarak nereye gidebilir ki
lolard: bilmiyorum, aşağı mı atlayacak ki, aslında o zırh varken hiçbir şey olmaz ona, koş kiri yakalayalım
kiri: tamam ağbi(kuleye tırmanırlar)
lolard: dur chimei tensai, aşağı atlasan bile askerlere yakalanırsın
chimei: atlayacağımı kim söyledi
lolard: nasıl yani
chimei: balon aktif(kulenin üstü açılır ve içinden kocaman bir balon şişerek yükselir ve kulenin alt kısmıyla beraber chimei tensaiyi havalandırır)
lolard: askerler okları hazırlayın balonu patlatacağız
chimei: görüşürüz çocuklar(balonun tepesindeki çelik kısım ve balonun sepetinin kenarları parlar ve atılan tüm oklar hızla geri seker)
lolard: adam bunu da düşünmüş
chimei: bunu da düşündüm(balonun sepetinden bir top arabası çıkar ve komutan köşküne top atar)
kiri: ağbi kendi köşkünü vurdu
lolard: neden acaba
köşkün yıkılmasıyla kaleyi güçlendiren ayna, kürk ve çelik yelek nintobalarının etkisi yok olur, ayrıca kale taştan basit bir kaleye dönüşür
lolard: inanamıyorum, demek bunun içinmiş
kiri: askerler hemen güllenin düştüğü yeri araştırın, bu kaleyi güçlendirmek için her ne kullanıyorsa, az önce onu yok etti
teğmen lideri doku naifu gelir
doku: irukayla, hari yoroiyi aşağıdaki tüneli kapatmaları için gönderdim görev tamamdır
haru: chimei tensai kaçtı ama hem kaleyi ele geçirdik hem de düşmanın gücü hakkında pek çok bilgi edindik, ayrıca tünel de kapatıldı
lolard: doğru diyorsun, neyse ben köşkün oraya gideyim, bakalım bu chimei tensai neyi yok etmiş
kiri: bende geliyorum
köşke gelirler
asker: efendim, tahtın altında şöyle bir makine bulduk
lolard: (makineye bakar) basit dikdörtgen bir makine, kesin bunun bazı parçalarına nintoba eklidir ama her kalesine bu kadar nintoba mı harcıyor
kiri: belki başka bir numarası vardır
lolard: belki, eğer öyleyse onunla bir sonraki karşılaşmamızda kesin soracağım, zaten adam yaptıklarını anlatıp onlarla övünmeyi seviyor, kesin bize anlatır
kiri: neyse, madem görev bitti geri dönelim ağbi
lolard: hadi dönelim
doku naifunun ve kiironun gurubu beraber geri dönmeye hazırlanırlar
kiri: (kiiro ve reni görür) siz neredeydiniz, ben sizi hiç savaşta göremedim
kiiro: biz okçuların başındaydık
kiri: ha, demek o yüzden karşılaşmadık
kiiro: hadi yola koyulalım
kiri: tamam hadi
guruplar 2 haftaya ülkelerine geri döner

Bölüm 18

kiri: selam baba, biz geldik


moku: hoş geldiniz, görev nasıl geçti
kiri: chimei tensai kaçtı
moku: demek öyle, peki hakkında bir şeyler öğrenebildiniz mi
kiri: evet, adam ölümsüz gibi bir şey
moku: ölümsüz mü
kiri: icat ettiği zırhı sayesinde ona değen her şey iki kat güçle geri dönüyor ve 3 kat güçlü ışını fırlatabilen bir kılıcı var, askerleri bile çok güçlü
moku: demek öyle, efsaneler gerçek galiba
kiri: efsaneyi bilmem ama mucit köyü lideri mashinin yakın dostunun o olduğuna eminim
moku: demek öyle
kiri: ayrıca baba, görevde kaleden içeri girmemizi sağladığımız ve chimei tensaiyi savaşı terk etmeye zorladığımız için bize 2 şer nintoba verilecekti ama zaten ağbim lolarda nintoba verilmediği için sadece bana verildi, ödülü tek ben aldığım için rica ettim bana 3 nintoba verdiler, çünkü lolard ağbimin bir planı var ve bunun için benim çelik nintobasına sahip olmam gerekiyor
moku: öyleyse 3 tane toprak nintobası alıp birleştirip çelik yapacaksın, sonrada içeceksin
kiri: evet
knight: (içeri girer) hoş geldiniz kiri-sama
kiri: hoş bulduk knight nasılsın
knight: iyidir efendim, asıl sizi sormalı
kiri: teşekkürler bende iyiyim(ayağa kalkar) hadi knight vakit geç oldu, biz odamıza çıkalım
knight: nasıl isterseniz efendim
kiri: ha baba, bu arada ağbim lolard seninle bir şey konuşmak istiyormuş(knightla birlikte yukarıya çıkarlar)
moku: öylemi lolard
lolard: (oturur) evet baba, sanırım yakın zamanda yine kiiro amcam bize ders verecek
moku: evet, haftaya ders verecek
lolard: işte ben o dersten sonrası için bir şeyler düşündüm
moku: nedir
lolard: son zamanlarda şövalyeler moralimi çok bozmaya başladı, gerek çark gerekse asit şövalyeleri ve 1000 lideri ve korgeneralleri son derece başımıza bela oldular, bende şövalye krallığına bizimle artık uğraşmamaları gerektiğini, bizi asla yenemeyeceklerini ve gerekirse onları hızlıca yok edebileceğimizi göstermek için, şövalye topraklarına büyük bir sefer düşünüyorum, kor general toxic kishiyle savaşabilmeyi umuyorum yaklaşık 12000 kişilik bir ordu gerekecek, savaşa bizim gurubun yanında diğer gurupta katılacak, tabi ki teğmen lideri doku naifu ve amcam 1000başı kiiro da savaşa katılacak
moku: peki orduyu kim yönetecek
lolard: orduyu teğmen lideri doku naifu, ben ve kardeşim kiri yönetecek
moku: peki, nasıl bir savaş stratejisi düşünüyorsun
lolard: toxic kishi bir kor general olduğuna göre, kalesi şövalye krallığının orta halkasında, gelişmiş, 6000 kişilik bir kale olacaktır, ama oraya varabilmek için önümüze en az 4 farklı kale çıkacak, onun için ordunun çok iyi hazırlanması gerekiyor, teçhizat, erzak, atlar, seyyar revir, doktorlar, tıbbi malzemeler, seyyar tamir ve demirci atölyeleri gibi pek çok şeyin eksiksiz olması gerekiyor, çünkü hızlı bir şekilde kaleleri ele geçirip asıl kaleye varmamız ve o kaleyi de almamız gerekiyor
moku: gerçekten çok büyük bir sefer düşünüyorsun
lolard: evet, peki bu hazırlıklar ne kadar sürer
moku: tahmini 2 ay kadar sürer
lolard: neyse, zaten 5 aydır durmadan görev yapıyoruz, 2 ay dinlenmiş oluruz, çünkü zaten bu planladığım sefer muhtemelen 4 ya da 5 ay sürer
moku: tamam öyleyse, ben emir vereyim hazırlıklar hemen başlasın
lolard: teşekkürler, neyse ben odama çıkıyorum
moku: tamam
lolard odasına çıkar, herkes yatar 1 hafta sonra kiironun dersi için gurup sınıfta toplanır
kiiro: merhaba çocuklar, bugün size nintobaların kullanımlarıyla ilgili bir ders anlatacağım, nintobalar genelde 3 e ayrılır, birincisi hepimizin bildiği normal nintobalar, ikincisi nadir nintobalar dünyada sadece 1 tane olabilen ve sahibi ölse de yapılamayan nintobalar, genel olarak normal nintobalardan çok daha güçlüdürler ve son olarak ikincil nintobalar, nintoba eklenmiş bir şeye eklenebilen nintobalar, ayrıca bir nesneye istediğin kadar ikincil nintoba ekleyebilirsin, bir sınırı yoktur, bu ikincil nintobalar şunlardır, hedef, tarama, lastik ve çelik yelek nintobası, bunların nasıl yapıldığını askeri kitapçıktan bulabilirsiniz, neyse şimdi ne işe yaradıklarına geçelim, hedef ve tarama nintobalarını az çok hepiniz biliyorsunuz en çok kullanılan nintobalardır, özellikle makineler ve icatlarda çok kullanılırlar, tarama nintobası çeşitli şeyleri tarayarak o şey hakkındaki bilgileri başka bir şeye aktarır, hedef nintobası ise nesneleri sahibinin emrettiği şekilde hareket ettirtmeye yarar, eğer eldivene, ayakkabıya falan ekli değil de bir makinenin parçasına ekliyse o emir değiştirilemez, bu yüzden o emri değiştirmek için tarama nintobası kullanılır, tarama nintobası bilgileri tarar ve ona göre hedef nintobasına emir verir, şimdi geçelim diğerlerine, lastik nintobası eklendiği şeye istendiği zaman elastikleşme yeteneği kazandırır, bu sayede çelik kadar sert ve lastik kadar esnek şeyler yapılabilir, ayrıca lastik ekli nesne çekilerek epeyi uzatılabilir, hatta hedef ve tarama nintobalarıyla otomatik olarak uzatılıp hareket ettirilebilir, ayrıca nesneye elastiklik kazandırdığı için nesne ezici saldırılara karşı da dayanıklı olur, şimdi geçelim çelik yelek nintobasına bu en basit nintobalardan biridir, çünkü yaptığı şey çok basit, eklendiği nesnenin dayanıklılığını ve gücünü 4 kat arttırır, buraya kadar anlamayan var mı
lolard: sanırım yok
kiiro: iyi öyleyse, bu günlük benden bu kadar dağılabilirsiniz
herkes dağılır, lolard 2 ay sonrası için antrenman yapmaya gider, kiri ise knight ve renle beraber dışarıda takılıyordur
kiri: knight, sana bir şey sorabilir miyim
knight: nedir efendim
kiri: âşık olmak nasıl bir şey
knight: âşık olmak mı(hafif kızarır) ee şey yani böyle bir kişiye karşı içinde böyle sevgi duymak, onunla olmak istemek, ee böyle nasıl desem
kiri: kardeş sevgisi gibi mi
knight: hayır, hayır öyle değil
kiri: arkadaşlık, dostluk gibi bir şey mi
knight: hayır onlardan daha fazla bir sevgiyle, ona ilgi duymak gibi
ren: (atılır) azmak gibi mi
knight: (kızarır) hayır, hayır anlamıyorsunuz, böyle huzuru onunla bulacağını düşünmek gibi
kiri: buldum barış antlaşması imzalamak
knight: efendim bence bu işi zamana bırakın, ileride öğrenirsiniz zaten
kiri: ren, beklide knight haklıdır, sanırım biz bunları anlamak için biraz fazla taş kalpliyiz
ren: Ninja olduğumuz içindir
kiri: neyse, hadi bir şeyler yiyelim, knight senin annenle baban aynı ülkeden değil mi
knight: evet, çünkü zaten ben Nintobadan önce 4 te doğdum, annem de babam da İsveçtir
kiri: peki hiç içli köfte ya da çiğ köfte yedin mi
knight: hayır
kiri: o zaman hadi lokantaya gidiyoruz, ren sen de yemekte bize katılırsın herhalde
ren: tabi ki katılırım
kiri: hadi gidelim
hep beraber Türk lokantalarından birine giderler, akşama doğru herkes yataklarına geçer

Bölüm 19

haftalarca süren antrenmanlar ve hazırlıklar sonunda, 2 ay bitmiş ve ordu büyük bir gururla sefere çıkmıştır


kiri: ağbi bu güzergâhta devam edersek karşımıza 4 kale çıkacakmış galiba, doğrumu
lolard: doğrudur
kiri: ya içlerinden biri chimei tensainin kalesi olursa
lolard: yine bir önceki savaş gibi alttan geçeriz
kiri: peki chimei tensaiyi, bu sefer yenebilecek miyiz
lolard: chimei tensainin bir sürü kalesi var, illa bizim gideceğimiz kalede olacak değil ya
kiri: ama ya kalede olursa
lolard: bir önceki seferki gibi savaşırız, nasıl olsa bu sefer çelik nintoban da var değil mi
kiri: evet
lolard: o zaman sorun yok
kiri: peki şövalye krallığında çark şövalyeleri ve asit birliği dışında başka birliklerde var mı
lolard: savaş için hazırlık yaparken bunları araştırmıştım, şövalye krallığında 5 tane birlik varmış, birincisi 1000 başı lideri chimei tensainin çark şövalyeleri birliği, ikincisi kor general toxic kishinin asit birliği, üçüncüsü kor general hagane kishi(japonca çelik şövalye demek)nin çelik birliği, dördüncüsü or general lili(antik dilde orman demek)nin orman şövalyeleri birliği, sonuncusu da or general tsubasa(japonca kanat demek)nın kanat şövalyeleri birliği, içlerinden en az karşılaşma şansımızın olduğu birlik çelik birliği, çünkü onlar başkentte kralın özel korumalığını yapıyorlar ve sadece ara sıra sefere çıkıyorlar
kiri: peki biz seferdeki bir şövalye ordusuyla karşılaşamaz mıyız
lolard: bizi görünce yollarını değiştirirler, çünkü 12000 kişiyiz, or generallerin bile 25000 kişilik ordusu var, yani ancak bir or general bize saldırabilir, o da çok küçük bir şans, diğer şekilde kimse bize kolay kolay saldıramaz
kiri: demek öyle, ya o değil de az önce fark ettim, her birliğe komutanının ismine benzer bir isim vermişler
lolard: birliğin ismini komutan seçiyor, kendine göre bir isim seçer herhalde
kiri: ha demek ondan, peki birlikleri sayarken or generalleri de saydın, or general 4 büyük rütbeden değil mi
lolard: evet 4 büyük rütbenin içinde kral hariç en önemlisi, kralın %75 yetkisine sahipler, inşallah bizde ileride or general oluruz
kiri: inşallah
lolard: ama 4 büyük rütbenin her birinden sadece 1 kişi olabilirken or generalden 2 tane olabilir, yani ileride ikimizde or general olabiliriz
kiri: evet
akşam olmuş, ordu durmuştur
lolard: burada kamp kuracağız galiba, hadi erkenden yatalım, daha gidecek çok yolumuz var
kiri: doğru diyorsun
ordu orada kamp kurar ve ertesi sabah erkenden yola çıkar, 2 hafta içinde çelikten bir kale ile karşılaşırlar
kiri: burası kesin chimei tensainindir
lolard: evet
kiri: o zaman ben hemen toprak ayakkabılarımla tünel açmaya başlayayım
lolard: tamam
kiri: (topraktan içeri girer sonrada çıkar) ağbi çok büyük bir sorun var
lolard: ne oldu
kiri: bu kalenin tabanı da çelikten, yani tünel kazarak içeri giremeyiz
lolard: (biraz düşünür) buldum, nasıl olsa koskoca orduda düşündüğüm nintobaya sahip birileri vardır (orduya bağırır) eldivenine geçit kapısı nintobası ekli biri var mı
bir asker gelir
asker: bende var efendim
lolard: tamam, şimdi sen ellerinde geçit kapısı aç
asker: (ellerinde geçit kapısı açar) tamam efendim
lolard: kiri sende ellerini o geçit kapısına sok, nintobaların ürettikleri 15 dk dayanır, 14 dk boyu çelikten bir küre üret, bende o sırada o topu fırlatabileceğimiz, önceden hazırladığım mancınığı kuracağım
kiri: tamam
lolard bir sopayı yere diker, sonrada ucuna tahta bir silindirle çevirme kolu monteler, sonrada silindirin bir kenarına ip bağlar ve ipin ucuna da ufak bir taş böylece çevirme kolu çevrildikçe silindir ve ona dış bağlı olan taşlı ip döner, bu sayede taşı çok hızlı bir şekilde döndürürler
lolard: askerler, biriniz şunu durmadan döndürsün
asker: emredersiniz efendim(kolu döndürmeye başlar)
lolard: (diğer askere döner) asker şu dönen taşa kilitlen 14 dk dolmak üzere, benim emrimle geçit kapısının içindeki o devasa çelik topu o taşa ışınlayacaksın
asker: tamam efendim
lolard: (taş tam gökyüzüne karşı 90 derece olmak üzereyken) şimdi!!!
asker çelik topu taşa ışınlar, taş çelik topun içinde kalır ve ip bu ağırlığı kaldıramayarak kopar, daha önceden kazandığı hızla çelik top kalenin kapısına doğru yol almaya başlar ve büyük bir güç ile kapıya çakılır kapı içeriye doğru iyice yamulur
lolard: kiri, bundan sonrası bize kalmış, kapıyı yumruklarımızla kırmalıyız
kiri: (kendini kalın çelikten bir zırhla ve çivili eldivenlerle donatır) tamam ağbi
ard arda 5-6 darbeden sonra kapı kırılır ve ordu hızla içeri girer
lolard: hadi, kalede 4000 kişi var biz onların 3 katıyız
kiri: ağbi chimei tensai kalede mi, ona bakalım
lolard: haklısın
hızla komutanın köşküne giderler, lolard birkaç vuruşla kapıyı kırar ve içeri girer, içeride bir çark şövalesi oturmaktadır
lolard: çok şükür ki chimei tensai kalede değil
kiri: bu adamı ben alırım
şövalye: (parmaklarından ışın atar ve kiriyi tam kalbinden vurur) beni hafife aldınız
kiri: (yarayı çelikten damarlarla ve etlerle kapatır) asıl sen bizi hafife alıyorsun(elinde çelik Ninja yıldızı oluşturup atmaya başlar)
şövalye: (Ninja yıldızlarını kalkanıyla geri püskürtmeye başlar) işe yaramaz(kalkanıyla saldırmaya kalkar)
kiri ağzından yavaşça çelik tozu üfler ve üflediği yerler çelik olur, kalkan onları 2 kat hızla geri püskürtse de üflenen şey toz olduğu için süzülerek geri kalkana konar ve kalkanın ışık saçan yerleri çelikle kaplanıp çalışamaz hale gelir, artık kalkan hiçbir şeyi geri püskürtemez ve kiri birkaç darbede adamı öldürür
kiri: bu tamamdır
lolard: sanırım kale bizim, düşmanların hepsi bitmiş bile
kiri: haber yollayalım da kaleyi devralmak için hazırlanan 6000 kişilik ordu gelsin kaleyi devralsın sonrada ondan 4000, 2000 falan diğer kalelere aktarırız
lolard: haklısın, o kadar ele geçirdik boşa gitmesin, hatta haber ver de ekstra 4000 kişi daha hazırlayıp yollasınlar, çünkü en sondakiyle beraber 5 kaleye 6000 kişi yetmez, o 4000 kişi en baştakileri korur, diğer 6000 bin kişiyi, daha içteki kalelere doğru hareket ettiririz
kiri: tamam, ben hemen haber yollayayım
lolard: tamam, bu geceyi burada geçireceğiz herhalde
kiri: hem kamp kurma derdi de olmaz, yarın sabahtan yola çıkarız
ordu o gece orada konaklar

Bölüm 20

ertesi gün erkenden yola koyulurlar


kiri: ağbi bu şövalye toprakları ne kadar güzel değil mi çimler, çiçekler, ormanlar, nehirler, göller bizim ülke tamamen simsiyah
lolard: ama bizim ülkede çok ilginç, bütün ülke siyah kumdan oluşma ama kum ıslanıp çamur olamıyor, bazı yerlerde meyve suyuna benzer parlak sarı su kaynakları var ve hiç bitmiyorlar, ağaçların yaprakları koyu mavi ve parlak sarı renklerde, ayrıca ağaçlar siyah renkte ve onlardan üretilen siyah odunlar normalden 4 kat daha dayanıklı ve güçlü, hem bizim ülkede koparılan çiçekler ve kesilen ağaçlar kendiliğinden tekrar oluşuyor, hem çiçek demişken hiçbir ülkede olmayan kara extol çiçeğimiz ve moril meyvemiz var, ülkemizin sırları hala çözülemedi ve bence biz böyle ilginç bir krallıkta olduğumuz için çok şanslıyız
kiri: haklısın, ama şövalye krallığının da tam huzur bulmalık manzarası var, insan rahatlıyor be
lolard: ben ondan çok nintobanın ve onun dünyaya getirdiği garipliklerin arka planını merak ediyorum, bu kadar düzenli gariplikler, sanki arkasında birileri varmış gibi
kiri: ben o kadar da heyecanlı değilim, zaten bu nintobaların nereden geldiği er geç ortaya çıkacaktır
lolard: neyse, biz sıradaki kaleye biran önce varmaya bakalım
kiri: haklısın gidelim
ordu 2 hafta içinde başka bir kalenin karşısına gelir, bu kale normal taştan bir kaledir
lolard: askerler bu kale çelikten değil kiriyle ben kapıyı kıracağız, hızla içeri girin
kiri: ben başlıyorum ağbi
lolard: geldim, geldim hadi kırak şu kapıyı
kiri ve lolard birkaç darbede kapıyı kırarlar, ardından askerler içeriye girmeye başlarlar, birkaç ufak çarpışmadan sonra kiri ve lolard komutan köşküne girerler, içeride normalden en az 10 cm daha kalın zırhları olan bir şövalye oturuyordur
lolard: yoksa bu bir çelik birlik şövalyesi mi
kiri: sanırım öyle, ama bunlar hani kralı koruyordu
lolard: bilemiyorum
şövalye: kralın özel muhafızlarıyız ama diğer zamanlar, ya hep birlikte seferdeyiz, ya da kendi başımızayız ve siz benim kaleme saldırdınız
şövalye görüntüsünden beklenmeyen bir çeviklikle yandaki devasa çift taraflı savaş baltasını kapar ve kiriye kaburga bölgesinden geçirir, fakat kiri kendini çelikten zırhla kaplayarak saldırıyı savuşturur
kiri: çok üzgünüm ama bizim elimizden pek kişi kurtulamaz
şövalye: benden de pek kişi kurtulamaz ama sizin ordu benimkinin 2 katı(baltasını kendisiyle beraber döndürmeye başlar ve önüne gelen her şeyi ikiye böler)
lolard: geçen seferkini sen öldürdün, o zaman bu da benim(havada iki takla atar ve tam şövalyenin kafasına hızla bir dönen tekme çakar, şövalyenin kaskı kırılır) normal bir şövalye olsaydı şimdiye kafası parçalanmıştı
şövalye: (baltayı hızla lolardın kafasına geçirir fakat balta çatlar, lolarda bir şey olmaz) bu da ne
lolard: (şövalyenin kafasına bir yumruk geçirir ve öldürür) iş bitmiştir, bakalım ordu kaleyi ele geçirmiş mi, hala düşman kaldıysa onlara biraz yardım edelim
kiri: tamam hadi gidelim
dışarıda savaş hemen hemen bitmiştir, lolardla kirinin yardımlarıyla, birkaç dk da kale ele geçirilmiştir
kiri: haber yolladım ağbi, diğer hazırlanan 4000 kişiyi ilk ele geçirdiğimiz kaleye, ilk kaledeki 6000 kişinin de 4000 ini bu kaleye yollamalarını söyledim
lolard: iyi etmişsin, bu gece burada kalır yarın erkenden yola çıkarız, askerlerimizden şimdiye kadar 1200 kişi öldü, 10800 kişilik orduyla 3 kale daha ele geçirmemiz gerekiyor
kiri: 2 kaleyi hallederiz de, sondaki kale sanki biraz zorlayacakmış gibi
lolard: bakarız, hele oraya kadar gelekte
kiri: doğru diyorsun, orada hepimizi ilginç olaylar bekliyor olacak
lolard: niye ki
kiri: (sırıtır) aklımda birkaç ilginç plan var da
lolard: orduyu tehlikeye atmada, ne yaparsan yap
kiri: tamam, ben gidip dinleneyim(gider)
lolard: nedir bunu bu kadar mutlu eden acaba, neyse sanırım ileride öğreneceğim
ertesi gün ordu tekrar yola çıkar, fakat 12 günden sonra etrafta artık yeşil çimenler değil kuru otlar vardır
kiri: ağbi bu doğal bir şey değil, sanki kasıtlı olarak kalenin etrafındaki otları kurutmuşlar gibi
lolard: doğru söylüyorsun, bir kale savunmasında kuru ot tek bir şeye yarayabilir
kiri: yakmak
lolard: demek ki kaleden ateşli ok falan atıp, bunları tutuşturacaklar
kiri: ama bunu sadece kuru otlarla yapamazlar
lolard: petrol kullanmaları gerekecek
kiri: acaba bir yerlerde petrol fışkırtacak makineler ya da adamlar mı var
lolard: buldum, kaleye 20 dk mesafe kalınca bir tepenin etrafını taşlarla çeviririz, sonra petrol nintobasıyla petrole bular yakarız, bu sayede taş çemberin içinde kuru ot kalmaz ve ordu orada bekleyebilir, sonra amcam kiiroyla beraber bizim gurup ve teğmen lideri doku naifuyla beraber diğer gurup toplanırız, toplam 8 kişi etti, biz kaleye saldırırız orduda kaleye ok atışı yaparak bize destek olur, sonra onlar otları yakmaya kalkışır ama ordu otsuz yerde olduğu için onlara bir şey olmaz, bizde başımızın çaresine bakarız, sonra biz geri çekilir orduyla buluşuruz ve orduyla beraber asıl saldırıya geçeriz
kiri: çok harika bir fikir ağbi, umarım başarılı oluruz
lolard: bakalım ne olacak
kaleye 20 dk kala aynen lolardın planındaki gibi otları yakarlar ve yakılan alana orduyu yerleştirirler, sonrada 8 kişilik gurup kaleye doğru yola çıkar, onlar kaleye yaklaşınca kaleden garip top arabaları çıkar ve dönerek etrafa petrol saçmaya başlarlar
lolard: dikkatli olun, petrol size gelmesin
ren: (yol boyu konsantre olmuştur 2 cm kalınlığında 1 metre yarıçapında çelikten bir kalkan oluşturur ve petrolleri engeller) ben hallederim ama birinin de zemini yanmayan bir şeyle kaplaması gerekiyor
kiri: (yerdeki otların üstüne 15 cm kayadan bir tabaka örter) tamamdır
kaleden ateşli bir ok atılır ve otların hepsi tutuşur, fakat 8 kişilik gurup kayanın üzerinde olduğu için tutuşmazlar, otarın tamamı yandığında, kiri orduya işaret verir ve ordu kaleye doğru hareket etmeye başlar
haru: o sırada bizde kaleyi oyalayalım(kapıya ok atar ve kapıdan kocaman bir sakura ağacı çıkar)
kiri: (ateş üfleyerek ağacı ve kapıyı yakar) işte böyle
kapı yanıp kömür olunca tek darbede kırılır ve içinden askerler hızla dışarı çıkarlar
ren elindeki dev kalkanı askerlere doğru fırlatır ve haru da onun tam arkasına bir ok atar ve yerden bir sakura ağacı çıkarak kalkanı arkadan askerlere doğru iter, böylece askerler tekrar kaleye girmek zorunda kalırlar, bir yandan da Ninja ordusu geliyordur ayrıca oklar atarak şövalyeleri geri tutuyorlardır, ordu iyice yaklaşınca 8 kişi kaleden içeri girerler ve savaşmaya başlarlar, teğmen lideri doku naifu hiç darbe almadan şövalyeleri ard arda öldürüyordur, aynı şekilde hari yoroi de hızlıca elindeki kaplan pençesiyle(kaplan pençesi, eldivenin üstüne takılan uzun bıçaklar namı değer, tekagi) şövalyeleri bir bir şişliyordur, iruka ise aynen zamanında lolarda anlattığı gibi bir anda şövalyelerin içine dalıyor, sonra bir anda hepsini yerden yere vuruyordur, haru oklar atarak ren ise oluşturduğu katanasıyla düşmanları bir bir öldürüyorlardır, kiiro onları koruyor, kiri ve lolard da ordu girebilsin diye kapıyı tutuyorlardır 2-3 dk içinde ordu içeri girer ve fazla uzun sürmeyen bir savaş sonrası kale ele geçirilir
kiri: planın harika işledi ağbi
lolard: evet peki şimdi askerleri nasıl konumlandıralım
kiri: ikinci kaledeki 4000 askeri buraya alalım birinci kaleye diğer 4000 kişi varmıştır, şimdi birinci kalede 6000 kişi var demektir oradaki 4000 askeri ikinci kaleye alalım, böylece birinci kalede 2000 ikinci ve üçüncü kalede 4000 asker olur
lolard: tamam o zaman, ben haberi yollayayım, sonrada yatarız
kiri: tamam, sen haberi yolla ben yatmaya gidiyorum(gider)
lolard: son iki kale kaldı, (iç çeker) neyse hayırlısı
ordu o geceyi orada geçirir

Bölüm 21

ertesi gün tekrar yola çıkarlar


ren: (atıyla kirinin atına yanaşır ve kulağına fısıldar) şu anda hazır sayılır, bu kale ele geçirilince mi göstereceksin
kiri: (fısıldayarak) evet, bu kale ele geçirildiği gece hazırla ve yanıma getir
ren: tamam (hızlanarak ordunun ön taraflarına geçer)
lolard: ne oldu, sana ne söyledi
kiri: önemli bir şey değil, zaten önümüzdeki kaleyi ele geçirince sen de göreceksin, sana daha önce bahsettiğim ilginç olaylarla ilgili
lolard: umarım ne yaptığını biliyorsundur
kiri: (sırıtarak) tabi ki biliyorum, sen hiç endişelenme
lolard: bakalım neler olacak
2 hafta gittikten sonra kaleye varırlar
lolard: askerler, kapı kırılınca içeri girmeyin, önce okçularımız bütün oklarını direk içeriye atacak, sonra okçular arkalarını kollarken yakın dövüşle savaşanlar içeri girecek anlaşıldı mı
askerler: anlaşıldı
lolard: öyleyse ileri!!!
Kiri ve lolard kapıyı kırarlar, şövalye askerleri içerde savunma pozisyonunda bunları bekliyorlardır, fakat Ninjaların içeri girmediklerini görünce saldırmak için dışarı çıkmaya kalkarlar, işte o sırada Ninja okçuları bütün oklarını şövalyelerin üzerine boşaltır, ardından diğer Ninjalar da içeri girmeye başlar, fakat bir terslik olur, şövalyeler normalde dışarıya dökülen kızgın yağ kazanlarını 180 derece döndürüp tam kapının ağzındaki Ninjaların üstüne boşaltırlar ve pek çok Ninja kızararak can verir
lolard: kiri, sen surlardaki askerleri temizleyebilir misin, bende komutan köşküne gideceğim
kiri: nasıl istersen(merdivenlerden surlara çıkar ve ağzından ateşle çeliği birleştirerek sıcak çelikler fırlatmaya başlar)
lolard komutan köşkünün kapısını kırar ve içeri girer, içeride kimse yoktur, o sırada lolardın üzerinde bulunduğu taban bir anda yok olur ve lolard aşağıdaki sıvı betonun içine düşer, sonra bir adam kaskındaki buz nintobasını kullanarak azot üfler ve betonu hızlıca dondurur, lolard dev bir beton bloğunun içinde hapis kalır
şövalye: bunu beklemiyordun sanırım, ama diğer kaleleri nasıl bir bir ele geçirdiğinizi duymuyor değiliz, bende bir oyun hazırlayayım dedim
lolard: (elmasa dönüşüp betonu kırar ve çıkar) bunlar beni durduramaz
şövalye: nasıl olur
lolard: (tek yumrukta adamın kafasını parçalar) ama iyi tuzakmış
kiri surları temizlemiş, lolard da komutanı öldürmüştür, kale kısa sürede ele geçirilir
kiri: lolard, şimdi askerleri nasıl konumlandırmalıyız sence
lolard: bir dakika hele bir düşüneyim, şimdi ilk üç kalenin her birine 2000 kişi bıraksak geriye 4000 kişi kalır, onları da dördüncü kaleye alırız
kiri: iyi fikir zaten asıl önemli olan bir arkamızdaki kale, çünkü bize arkadan saldıracak bir ordunun önce o kaleyi ele geçirmesi gerekiyor
lolard: tamam o zaman, ben haber vereyim de hemen askerleri yönlendirsinler
kiri: bu arada sana söylediğim sürprizi gösterme vakti geldi
lolard: sürpriz dediğin, son kale savaşında yaşanacak ilginç olaylar değil mi
kiri: evet, ama şimdi sana göstereceğim o olaylara sebep olacak şey
lolard: nedir o
knight yanlarına gelir
knight: hazırım efendim
lolard: knightın burada ne işi var
kiri: sürpriz!!!
lolard: kiri bana bunu açıkla, knight neden burada
kiri: gerek orduyu korumak için, gerekse nişanlısı yorunun Ninja topraklarına yalnız gitmesine izin veren korgeneral toxic kişiden intikam almak için, toxic kishiyle savaşmak istediğini ve onu yenmek için bir planı olduğunu söyledi, bende izin verdim
lolard: bu bir Ninja ordusu, oysa bir şövalye
kiri: toxic kishiyi yenmemize yardım edecekse, samuray bile olsa kabulüm
lolard: ama kiri
kiri: yeter ağbi, seni daha fazla dinlemek istemiyorum, ben çoktan kararımı verdim
lolard: nasıl isterseniz kiri-sama
kiri gider
knight: neden siz daha büyük olmanıza rağmen kiriye efendim diye hitap edip onun her dediğini kabul ediyorsunuz
lolard: babam bizi hiçbir kurala bağlı olmadan yetiştirdi, bizim için bu dünyada her şey serbest, onun tek istediği, kurala uyanlar değil kural koyanlar olmamızdı çünkü gerçek krallar kural koyanlardır, eğer ben kiriye bağırıp bunu yapmasına izin vermediğimi söyleseydim, o kesinlikle bana itiraz etmezdi, fakat bu onu sınırlandırmam ve onun kendine olan özgüvenini azaltmam demektir, ben onun ileride gerçek bir yönetici olmasını istiyorum, ayrıca biliyorum ki kiri çok zeki ve bilgili bir insan, o asla gelişigüzel karar vermez
knight: öyleyse savaşa benim de katılmama izin veriyorsunuz
lolard: evet veriyorum ama planın nedir bir anlat bakalım
knight: ben zengin ve soylu bir ailenin kızıyım, askerler arasında sıkı dostlarım var, toxic kishiyi yenmek için onlardan yardım alacağım, bana bu görev için 12 tane nintoba verildi, toxic kishi gibi asit kullanan birini yenebilmek için en iyi nintoba lav nintobasıdır, kılıcıma, kalkanıma, kaskıma, zırhıma, eldivenlerime ve ayakkabılarıma lav nintobası ekledim ve içerdeki adamlarım da aynı şekilde lav nintobaları kuşandılar, bunlarla onu yenmeyi düşünüyoruz
lolard: iyi düşünmüşsünüz, umarım planın başarılı olur, neyse bu gece burada kalalım, yarın da kalan 7600 askerimizle son seferimiz için yola çıkalım
knight: öyleyse ben dinlenmeye geçiyorum
lolard: tamam gidebilirsin
knight: teşekkürler(gider)
ertesi gün ordu yola çıkar, o sırada toxic kishinin kalesinde
şövalye: hoş geldiniz efendim
toxic: haberi alır almaz geldim, demek büyük bir Ninja ordusu hızla kaleleri ele geçirip buraya geliyormuş
şövalye: evet efendim, tahmini 1 ya da 2 haftaya burada olurlar
toxic: demek öyle, peki bütün asit birliği kaleye geldi mi
şövalye: evet efendim, hepsi geldiler kışlada sizi bekliyorlar
toxic: öyleyse savaş için tuzakları hazırlayın
şövalye: emredersiniz
toxic: (kaşlarını çatarak ufka bakar) bakalım mucit köyündeki çocuklar, söyledikleri kadar yetenekliler mi
Ninja ordusu 2 hafta içerisinde toxic kishinin kalesine varır, doku naifu son savaş için orduya sesleniyordur
doku: ey Ninja krallığının cesur askerleri, hep beraber tam 2.5 aydır seferdeyiz ve tam 4400 arkadaşımızı bu seferde kaybettik, ama sonunda asıl hedefimize yani bu kaleye ulaştık, bu kaleyi almamız Ninja krallığı için çok önemli, çünkü hem şövalye krallığının korgeneralini yenmiş, hem 5 tane kale ele geçirmiş, hem de 2.5 ayda şövalye krallığının orta halkasının yarısına kadar dik bir şekilde geçmiş olacağız ve bunun şövalye krallığına gerçekten büyük bir gözdağı olmasını umuyoruz, şimdi ilerleyin ve kaleyi ele geçirene kadarda geri dönmeyin
askerler: (kaleye doğru hücuma geçerler) heeey!!!
lolard: kiri, dikkatli ol kalede tuzaklar olabilir
kiri: (yerden yavaşça dışarı çıkan asitleri gösterir) bunun gibi mi
lolard: (elmasa dönüşür) sanırım evet, askerler, lav nintobası sahipleri asitleri engellemek için nintobalarını kullansın
askerler asitleri lavlarla kapatırlar, lavlar soğur ve kayaya dönüşür, asit kayayı eritemeyeceği için girişteki tuzak engellenmiş, olur iruka kalenin giriş kapısını dondurur hari yoroi de parçalar böylece askerler içeri girmeye başlar, fakat girişte mevzilenmiş asit birliği orduyu yararak dışarı çıkmayı başarır ve ard arda Ninjaları öldürmeye başlar
lolard: kiri sen knightla beraber yukarı çıkmaya çalış, bunlar asit birliği, asit elmasa hiçbir şey yapamaz ben bunları hallederim
kiri: tamam, askerleri olabildiğince yukarı yollamaya çalış
lolard: nasıl istersen
kiri: knightla birlikte savaşarak yukarı çıkmaya başlarlar
lolard asit birliği şövalyeleriyle savaşmaya başlar
şövalye: (asitli kılıcıyla lolarda vurur fakat lolarda işlemez) nasıl olur
lolard: hepiniz aynısınız(tek yumrukta adamı indirir)
lolard birkaç asit birliği şövalyesini öldürünce şövalyeler yukarı kata doğru geri çekilmeye başlarlar, Ninja ordusu şövalyeleri hızla yeniyor, şövalyeleri geri çekilmeye zorluyordur
toxic: (asit şövalyelerinin bir bir öldüğünü görür) askerlerim, bu düşmanları yenemezsiniz, kaleden kaçın, çünkü size bir şey olursa çok büyük kaybımız olur
asit birliği şövalyeleri atlarına atlayıp kaleyi terk ederler, yaklaşık 88 kadarı kurtulmayı başarır
kiri: toxic kishi, asit birliğinde gittiğine göre sen tek kaldın, zaten 1600 kişi fazla olan Ninja ordusu senin diğer askerlerini kolayca yenecektir
toxic: benle savaşmak, senin için biraz zor olacaktır bence
kiri: onun için seninle knight savaşacak
toxic: (knightı görür ve oğlunun nişanlısını tanır) demek oğlum seni kaçıramadı
knight: ne yazık ki yoruyu öldürmek zorunda kaldım
toxic: öldürmek zorunda mı kaldın, o geri zekâlıya o kadar yerine başkasını gönder demiştim(yumruğunu sıkar) neyse boş ver ama madem onu öldürdün o zaman bende seni öldürmeliyim(kılıcını knighta sallar)
knight: (ağzından lav kusarak toxic kishiyi geri püskürtür) çok üzgünüm toxic kishi, ama seni nasıl yenebileceğimi biliyorum
toxic: demek öyle, öyleyse göster, çünkü beni asla yenemezsin
knight: (kılıcını lavla kaplayıp toxic kishinin karnına geçirir) üzgünüm ama yolun sonu
toxic kılıçtaki lavın soğumasıyla oluşan kayaları karnından çekip fırlatır, sonra karnında oluşan boşluğu asitler kapatır ve asitler ete dönüşür
toxic: (asit adama dönüşür) beni her damlama kadar yok etmeden, asla yenmezsiniz(bir yumrukta knightı yere fırlatır) ve bunu yapmaya hiçbirinizin gücü yetmez
knight: yanılıyorsun(ayağa kalkar ve ağzından lav püskürtür, sonrada tüm vücudunu lavla kaplayıp toxic kishiye doğru koşar ve çarparak onu yere yıkar, ardından arkadaki şövalyelere seslenir) şimdi!!!
şövalyeler ağızlarından toxic kishiye lav püskürtürler, tamamen kayalarla kaplanıp neredeyse tamamen buharlaşan toxic kishi, knightın son kez lav püskürtmesiyle tamamen ortadan yok olur
knight: (arkadaşlarına sarılır) başardık yaşasın!!!
kiri: (alkışlar) tebrikler knight
o sırada toxic kishi tekrar oluşarak yerden kalkar
toxic: bir damlamı bile toprağın altında saklayamayacağımı mı düşündünüz(kendisine ihanet eden şövalyelerin ağzından içeri asidini püskürterek onları oracıkta öldürür) sıra sana geldi knight, bu ihanetin bedenini canınla ödeyeceksin
knight: (telaşla etrafına bakınır) olamaz
toxic: (ellerini knigthın ellerine kenetler ve ellerinden asit çıkarak knightı eritmeye başlar) şövalye krallığı hainleri asla affetmez, küçük hanım
kiri: (el sallar) elveda knight
knightın acı dolu çığlıkları arasında toxic knightı bir dakika içerisinde tamamen eritir, ardından kiri elini kayayla kaplayıp toxic kishiye bir yumruk çakar ve onu yere yığar, o sırada lolard yukarı gelmiştir
kiri: ve kazanan korgeneral toxic kishi, ama vazgeçmelisin, ağbim tamamen elmastan ve ben kaya oluşturabilirim, ne ben seni öldürebilirim ne de sen beni öldürebilirsin, kaleyi terk et ve başkente geri dön, seninle savaşıp daha fazla askerimin canını tehlikeye atmak istemiyorum
toxic: öyle olsun, ben asıl istediğime kavuştum gücünüzü ölçtüm, asit birliğimi savaştan canlı çıkardım ve hainleri öldürdüm, artık gitsem de yenilmiş olmam, nasıl olsa şövalye krallığının içlerinde uzun süre duramazsınız, çok yakında bu kaleleri sizden geri alırlar(kaleden aşağıya atlar ve parçalanır sonra tekrar birleşir ve atına atlayıp başkente doğru yol alır)
lolard: hainleri öldürdüm derken ne demek istedi
kiri: knightı öldürdü
lolard: neden onu kurtarmadın
kiri: iki kişinin karşılaşmasına karışılmaz, knight onu yenebileceğini iddia etti, bende ona imkân verdim, fakat knight yenildi, elden bir şey gelmez
lolard: adam senin kaç aylık dostunu gözlerinin önünde eritiyor ve sen sadece izliyor musun, hiç mi vicdanın yok
kiri: ağbi ben dört şeyi yaparken mutlu olurum savaşırken, sevişirken, yarışırken ve yarışanları izlerken, knight, toxic kishiyi yenebileceğini iddia etti ama yenemedi, bu bir yarıştı ve toxic kishi kazandı, her gün binlerce insan savaşta ölüyor, her ölen için yas tutsaydık savaşmaya vaktimiz olmazdı, biz askeriz ağbi, aciz çocuklar değil
lolard: ama senin bu yaptığın çok farklı, büyük savaşta annemiz öldüğünde de hiç üzülmedin
kiri: gene mi aynı konu, daha kaç kez söyleyeceğim ağbi biz askeriz ve her ölene üzülecek karar vaktimiz yok, üzüntü ve keder bizi güçsüz kılar
lolard: bari sadece sana yardım edenler ve sana değer verenler ölünce biraz üzülseydin
kiri: bir yangını başlatmak için bir kıvılcım yeterlidir, eğer annem için üzülürsem bu beni zamanla duygusal ve güçsüz birine çevirir, hem diğer ölülere haksızlık yapmış olurum, ve şunu iyi biliyorum ki olmuş bitmiş bir şey için hayıflanmak ve geçici bir şeye bağlanmak, sadece zayıflık belirtisidir
lolard: nasıl istersen öyle olsun, neyse toxic kishi haklı buralarda fazla duramayız, yakında şövalye rütbelileri ard arda akınlar yapıp bu kaleleri bizden alırlar, buralarda durursak bizde kurtulamayız
kiri: haklısın, o zaman askerlere söyle kaledeki bütün ganimetleri toplamaya başlasınlar, yarın aynı istikametten geri dönüyoruz, diğer kalelere de haber ver onlarda bütün ganimetleri toplasınlar, biz her kaleye vardıkça o kaledeki askerlerle beraber ganimetleri de yanımıza alır birlikte eve geri döneriz
lolard: akıllıca bir fikir, ben haber vereyim de hazırlıklara başlasınlar
kiri: tamam, ben renin yanına gidiyorum, biraz dinleneceğim
kiri, renin yanına gider, haru yajirushi de lolardın yanına gelir
haru: sanki kiriye biraz fazla yüz veriyorsun gibi ha
lolard: boş ver, bırak istediğini yapsın, aslında haksız değil, askerlerin içinde en ideal olanı arkadaşları öldüğünde üzülmeyen, düşman öldürdüğünde vicdan azabı çekmeyendir ama işte ben onun kadar mükemmel değilim, benim vicdanım var
haru: bence her insanın vicdanlı ve merhametli olması gerekir, bir askerin bile, çünkü vicdan ve merhamet olmadan kişi insanlığını koruyamaz
lolard: kiri hariç, o korur, göreceksin birkaç gün sonra tekrar o neşeli, enerjik çocuğa dönüşür, sadece bu savaş stresi biraz gerilmesine neden oldu
haru: bence seninde gerilmene neden olmuş, hadi gel hari yoroi ve irukayla beraber bir çay iç, ben senin yerine diğer kalelere haber gönderirim, sonrada size katılırım
lolard: teşekkürler
Ninja ordusu 2.5 ay içerisinde geldikleri yoldan aynen geri döner ve geri dönerken her bir kaledeki bütün askerleri ve ganimetleri yanına alır, sonunda ordu ülkeye dönmüş ve pek çok ganimet getirmiştir, fakat bu sefer için hazırlanan kale muhafızlarıyla beraber toplam 22000 kişiden sadece 14000 i geri dönebilmiştir, yani savaşmak için hazırlanan 10000 kişiden sadece 4000 i sağ kalmıştır, halkın coşkulu tezahüratları arasında hüzün ve gururla karışık duygularla ordu şehre girer

Bölüm 22

kiri ve lolard saraya girerler


moku: hoş geldiniz, sanırım sefer başarılı geçti
lolard: evet, sanırım şövalyelere büyük bir gözdağı verdik
kiri: görevdeki başarılarımdan dolayı bana iki nintoba verdiler, onları birleştirip lav nintobası yapacağım
moku: toxic kishiyi yenebildiniz mi
kiri: knightın bir planı vardı ama toxic kishi vücudunu aside çevirebiliyormuş, sonuç olarak knight öldü
moku: demek öyle, kötü oldu, tam da yarın doğum gününüzdü
kiri: ben çoktan unutmuşum, doğru ya, yarın doğum günümüzdü
moku: evet, ayrıca eğitiminiz bitti ve yarından itibaren rütbeli birer asker olacaksınız, fakat eğitiminiz bitse de amcanız kiiro yine ara sıra size ders verecek
kiri: peki hangi rütbeden başlayacağız
moku: 10 başı olarak başlayacaksınız, 10 başı biraz düşük bir rütbe gibi gelebilir ama her şeyi ağırdan almak iyidir, bir anda yüksek bir rütbeye gelirseniz tecrübeniz yetmez 10 başılıktan başlayacak ve tecrübe kazanarak yavaş yavaş gelişeceksiniz, peki söyleyin doğum gününde hediye olarak ne istiyorsunuz
kiri: ben 36 tane nintoba istiyorum
moku: 36 tane mi biraz fazla değil mi, kiri
kiri: pek sayılmaz, aslında sadece 6 temel nintobanın 3. hallerini yapmaya yetecek kadar, çünkü 3. hallerini kullanabilmem için 2. hallerini de kullanmam gerek, 36 nintoba alıyormuşum gibi gelebilir ama bunlar yeni bir element oluşturmadığı için sadece saldırımın alanını biraz arttıracaktır, yani aslında ben, bakalım şu anda karnımda 11 yanımda da 2 nintoba var 36 yı da alırsam, 6 temel nintobanın 3. hallerine kadar yaparım 36 sı gider, kalan 13 te benim doğum günü hediyem olur
moku: öyle olsun peki sen lolard, sen ne istiyorsun
lolard: ben çok yetenekli bir öğrenci istiyorum, askerliğe yeni başlamış olsun ama inanılmaz birisi olsun, onunla beraber görevlere çıkmak istiyorum
moku: iyi fikir, yetenekli bir ninjanın senin gibi bir prensten öğreneceği çok şey olmalı sanırım
lolard: bende öyle düşünüyorum
moku: öyleyse siz odanıza gidin de biraz dinlenin, ben sizi akşam yemeğine çağırırım
lolard: tamam, hadi kiri yukarı çıkalım
kiri: tamam geliyorum(yukarı çıkarlar)
ertesi gün doğum günü partisi ve yeni yıl kutlaması için büyük salon süslenmiş ve hazırlanmıştı, partiye kiri, lolard, moku, kiiro, ren, haru yajirushi, hari yoroi, iruka, doku naifu, saray hizmetçileri ve saray muhafızları katılmıştı, kiri ve lolard konuşarak büyük salona geliyorlardır
lolard: ne kadar şanslıyız, doğum günümüzle nintobanın yağışı yani yılbaşı aynı gün
kiri: artık orduya katılıyoruz, zaman ne kadar hızlı geçiyor
lolard: işte, acısıyla tatlısıyla 1 yıl bitti, umarım geçen her bir yıl bir önceki yıldan daha iyi olur
---{SON}---

post-27109-0-39817900-1441005766_thumb.p

post-27109-0-21249700-1441005851_thumb.p

post-27109-0-92321500-1441006135_thumb.p

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Muhammed kardeşim, doğum günü vermediğin için nasıl hitap edeceğimi bilemedim kusuruma bakma. Hikayeni okudum diye yalan söylemeyeceğim ilk bölüme ve girişine baktım sadece. Şahsen daha iyi şeyler okudum da demiyorum çünkü bunu okumaya çalışarak okuyabileceklerim sıralamasındaki en tabana iniş yaptığımı düşünüyorum. Benim arkadaşlarımdan bazılarının kanına girip, kitap yazmalarını istemiştim ve her birini okumuştum. O acemi kitaplar bile bundan daha özgün takılıyordu ve daha iyi duruyordu.

İlk olarak bende acemi bir yazar olarak sana ne yapman gerektiği hakkında fazla bir şey diyemem. Ama bu yaptığını yapmamanı söyleme cüretinde bulunacağım. Başlayacak olursam paragraf kullan. Gözü yormuyor, daha güzel gözüküyor ve rahat bir kullanımı var. Tabi paragrafla beraber noktalama işaretlerine dikkat etmen gerektiğini söylemem lazım. Noktalama işaretleri kitaplar için bir tiyatro oyunundaki duygular kadar önemlidir. Koyacağın virgüller, ünlemler, soru işaretleri ve noktalar -ki bu yazının hiç bir yerinde bu işareti görmek nasip olmadı- yazına duygu katar. Hikayen için çok uğraştığını görebiliyorum ve bunu yaptığın çizimlerden, 22 Bölümden oluşan bol konuşmalardan anlıyorum. Ama ufak tefek mantık hatalarını buldum ve bir kitapta bunları görmezden gelemeyiz.

İlk gözüme çarpan şey çizimlerin oldu. İnceledim ve Krallıkların durumunu gördüm. Kuzeyde Çöllerin olup, Güneyde hem kar, hemde ormanın olmasının coğrafi olarak bir açıklaması yok. Eğer güneyde karla kaplı bir bölge varsa, etrafı da karla kaplı olur, bunu gözden kaçırmışsın. Bunun dışında gerçek dünyayı kullanman kötü olmuş benim görüşümce. Bunun yerine yeni bir dünya ortaya çıkarabilir ve bizim dünyamıza bağlayabilirdin. Mesela Narnia her ne kadar kısa ve doyurucu olmasa da güzel bir kitap.

Bunun dışında IQ denilen kavram'da üst sınır olarak 200 alınır. Bazı yabancı ülkelerde ise 1000 üzerinden değerlendirilir. Şahsen 500 alan bu iki prensimiz ya üstün zekalının da üstünüdür ki o zaman Lucy filminden çıkmış gibi olurlar; ya da sıradan bir zekanın altındadırlar ki sen öyle tasvir etmedin. Gerçek Dünyayı bu yüzden kullanmanın kötü olduğunu söyledim, güzel kardeşim çünkü gerçek dünya ile ilgili bir terimi kullanırken, şu anda nasıl kullanıldığını araştırman gerekiyor. Bunun dışında ufak bir ekleme yapacağım. Ninjutsu ve Taijitsu bir dövüş sanatı değil. Ayrıca insanlar her şeyi unuttukları halde Elmas'ın kömürün basınç altında kalmış hali olduğunu hatırlamaları ayrı bir ironi.

Yazını ve seni takdir ediyorum ama. Din'i karıştırmamayı unutmuşsun. Yinede "Sizi Allah yarattı, ondan başka ilah yoktur." Demen çok hoşuma gitti. 
 

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Muhammed kardeşim, doğum günü vermediğin için nasıl hitap edeceğimi bilemedim kusuruma bakma. Hikayeni okudum diye yalan söylemeyeceğim ilk bölüme ve girişine baktım sadece. Şahsen daha iyi şeyler okudum da demiyorum çünkü bunu okumaya çalışarak okuyabileceklerim sıralamasındaki en tabana iniş yaptığımı düşünüyorum. Benim arkadaşlarımdan bazılarının kanına girip, kitap yazmalarını istemiştim ve her birini okumuştum. O acemi kitaplar bile bundan daha özgün takılıyordu ve daha iyi duruyordu.

İlk olarak bende acemi bir yazar olarak sana ne yapman gerektiği hakkında fazla bir şey diyemem. Ama bu yaptığını yapmamanı söyleme cüretinde bulunacağım. Başlayacak olursam paragraf kullan. Gözü yormuyor, daha güzel gözüküyor ve rahat bir kullanımı var. Tabi paragrafla beraber noktalama işaretlerine dikkat etmen gerektiğini söylemem lazım. Noktalama işaretleri kitaplar için bir tiyatro oyunundaki duygular kadar önemlidir. Koyacağın virgüller, ünlemler, soru işaretleri ve noktalar -ki bu yazının hiç bir yerinde bu işareti görmek nasip olmadı- yazına duygu katar. Hikayen için çok uğraştığını görebiliyorum ve bunu yaptığın çizimlerden, 22 Bölümden oluşan bol konuşmalardan anlıyorum. Ama ufak tefek mantık hatalarını buldum ve bir kitapta bunları görmezden gelemeyiz.

İlk gözüme çarpan şey çizimlerin oldu. İnceledim ve Krallıkların durumunu gördüm. Kuzeyde Çöllerin olup, Güneyde hem kar, hemde ormanın olmasının coğrafi olarak bir açıklaması yok. Eğer güneyde karla kaplı bir bölge varsa, etrafı da karla kaplı olur, bunu gözden kaçırmışsın. Bunun dışında gerçek dünyayı kullanman kötü olmuş benim görüşümce. Bunun yerine yeni bir dünya ortaya çıkarabilir ve bizim dünyamıza bağlayabilirdin. Mesela Narnia her ne kadar kısa ve doyurucu olmasa da güzel bir kitap.

Bunun dışında IQ denilen kavram'da üst sınır olarak 200 alınır. Bazı yabancı ülkelerde ise 1000 üzerinden değerlendirilir. Şahsen 500 alan bu iki prensimiz ya üstün zekalının da üstünüdür ki o zaman Lucy filminden çıkmış gibi olurlar; ya da sıradan bir zekanın altındadırlar ki sen öyle tasvir etmedin. Gerçek Dünyayı bu yüzden kullanmanın kötü olduğunu söyledim, güzel kardeşim çünkü gerçek dünya ile ilgili bir terimi kullanırken, şu anda nasıl kullanıldığını araştırman gerekiyor. Bunun dışında ufak bir ekleme yapacağım. Ninjutsu ve Taijitsu bir dövüş sanatı değil. Ayrıca insanlar her şeyi unuttukları halde Elmas'ın kömürün basınç altında kalmış hali olduğunu hatırlamaları ayrı bir ironi.

Yazını ve seni takdir ediyorum ama. Din'i karıştırmamayı unutmuşsun. Yinede "Sizi Allah yarattı, ondan başka ilah yoktur." Demen çok hoşuma gitti.

Bu mesajı paylaş


Bu mesajın linki
Sosyal ağlarda paylaş

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Misafir
Bu konuya yanıt ver...

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Editör içeriğini temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


  • Bu sayfadaki üyeler   0 üye

    Şu an bu sayfayı görüntüleyen bir üye yok

×
×
  • Yeni Oluştur...