Jump to content
×
×
  • Create New...

Recommended Posts

Selam millet konumuz HunterXhunter neden bu kadar cok seviliyor eskidne izlemisidim dedim birde sizlerin dusuncelerini alayim sahsi puanim 9/10  benim en cok hosuma giden sacma-sapan poweruplarin olmamasi,karakter bollugu,muzikleri ve her karakter insani kendine cekiyor. 

Link to post
Share on other sites

HxH yetenek çeşitliliğini ve güç ayarlarını iyi veren bir seri idi bence. Karakter işleyişleri falan da güzel bir seri. Yalnız elin en saçma adamına güzel yetenek verirken bizim Gon'un saçma sapan bir yeteneğinin olması beni deli ediyordu. Yeteneğinin hiç bir estetik görünüşü yok bekleme süresi çok uzun ve hani böyle evet ya yaptığı zaman çok güçlü olması mantıklı denilebilecek bir yetenekte değil.

Link to post
Share on other sites

Şahsen ben 2011 versiyonunu izledim ve açıkçası çizim, seslendirmen ve konu kalitesine puanım 10 üzerinden 100. Bu kişiden kişiye göre elbet değişir fakat shounen animelere bayılan birisi olarak Hunter x Hunter benim için bir Naruto kadar değerli. Power Up sahneleri olmaması beni üzüyor fakat olay akışı vs. bunu insana zaten unutturuyor. Hunter x Hunter çok bilinen bir anime ama öyle sonuna kadar izleyen 100 kişiden 40 filandır. Animenin arka plan müziklerinin yanı sıra openingi baya olay yapmıştı çünkü this is kalite man. 2. endingin full versiyonunu sabah sabah serviste dinlerdim ah ah :)) 

Her animede olan arkadaşlık ilişkisi ve eğer ona bir şey yaparsan ana karakteri rage alması da Hunter x Hunter'ı muhteşem yapıyor :)))))))

 

e2f0456f87c98681c7a8196bebebb593f5ec9fea_hq.jpg

Link to post
Share on other sites

Yok abi zaten şu karınca meselesi çok sıkıntılı uzun ve saçma geçti bide  üstüne üstlük en güzel yerinde bitti herşey tam yeni başladı derken. Mangasınıda bulamadım türkçe olarak kaynak verebilecek olan biri varsa mangasına bile razıyım :Dd

Link to post
Share on other sites
OnUc13, 7 saat önce tarihinde yazdı:

Selam millet konumuz HunterXhunter neden bu kadar cok seviliyor eskidne izlemisidim dedim birde sizlerin dusuncelerini alayim sahsi puanim 9/10  benim en cok hosuma giden sacma-sapan poweruplarin olmamasi,karakter bollugu,muzikleri ve her karakter insani kendine cekiyor. 

bence bir anime de seni kendine çeken şey karakterler,onların hedefleri ve bu yolda bulunan hem gizem hemde güçlü insanlar ve bunları tanıma isteği.Yani şöyle diyebilirim ünlü anime serilerine baktığında naruto,one piece vb. ana karakter sana kendi dostunmuş gibi geliyor ve samimi buluyorsun bu sayede evren seni içine çekebiliyor bu hunter x hunter da da var ana karakter itici değil bir hedefi var babasının büyük bir insan olduğunu merak ediyorsun ve gücünü merak ediyorsun ana karakter sıfırdan başladığı için her güçlendiğinde ve övgü aldığında sende mutlu oluyorsun çünkü seni kendine bağlamış oluyor ayrıca yeni yeni çok güçlü insanlar geliyor ilgi çekici karakterler geliyor ana karakterlerin önündeki yolu tırmanmasını izlemek zevk veriyor bir shounen seriyi zirveye çıkaran unsurlar bunlardır aslında one piece e bakarsan luffy aynı tipleme narutoya bakarsan naruto aynı tipleme fairy tail a bakarsan natsu aynı tipleme yani önemli olan şey hedef ve o hedefe giderken gösterilen çaba,ana karakterin yavaş yavaş güçlenmesi ve evrende ondan çok daha güçlülerin olması,samimi yan karakterler,farklı savaş stilleri.hunter x hunter diğer serilerde olduğu gibi bunu çok iyi başarıyor ve insanlar güzel seri diyip geçsede aslında çoğu kişinin sevme nedeninin altında yatan sebepler bunlar ben one piece çok severim ondada luffy samimi bir karakter evrende ondan çok daha güçlüleri var yavaş yavaş güçleniyor gon ve killua nın aldığı gibi eğitim alıyor ve bir hedefi var.Light bulunduğu dünyayı değiştirmek istiyor,luffy korsanlar kralı olmak istiyor,gon babasınının mirasının peşinden gitmek istiyor,naruto hokage olmak istiyor,natsu igneel i bulmak istiyor.Bu yolculukları ise mangaka dediğim unsurlar çerçevesinde ilerletebilirse kaliteli bir seri ortaya çıkıyor hunter x hunter da bu unsurları sağlayabilmiş kaliteli bir seridir.

Link to post
Share on other sites

Ben şahsen HxH ı çok sevmem 7/10 verdim animeye. Bunun en büyük nedeni gon ve diğer karakterlerde diğer shonenlerde ki sıcaklığı hissedememem başka bir nedeni ise kimera ant arkında aşırı sıkılmam (2011 versiyonunu izledim) york new arkı çok güzel olsada diğer arclar ortalamanın altında kalıyorlardı bana göre hatta kimera ant arcı şu ana kadar gördüğüm en kötü shonen arclarına girer. One piece in en saçma en boş arklarında bile bu kadar sıkılmamıştım. Benim shınende aradığım en önemli özellik karakterler ve o karakterler arası güzel ilişkiler ama bu animede ben karakterlerle bağ kuramadım maalesef. Ben amimeyi kötüleme amaçlı izlemedim herkes izlediği şeyden zevk almak için izler bende HxH ı diğer insanlar kadar çok sevmek isterdim ama olmadı. 7/10 vermiş olmamdan aslında sevdiğim anlaşılıyor. Bana sen shonen sevmiyor olabilir misin diyenler olmuştu ama dragon ball en sevdiğim animeler arasındadır ve op sini ve ed sini dinlediğimde gözlerim yaşarır. Bunun dışında one piece, hokuto no ken ve claymore da en sevdiğim mangalar arasında yer alırlar ve bunlar benim görüşümce dragonballdan sonra en iyi üç shonen dir. HXH ın savaşları ne kadar akıllıca yapılmış olsada beni heyecanlandırmayı başaramadı shonenlerde heyecanlandığım dövüşler sadece dragon ball un tenkaichi turnuvalarındaki son dövüşlerdi (jaki chun vs goku, tenshien han vs goku ilk savaş). Ben bu iki savaşı izleyene kadar insanların shonen savaşlarında neden heyecanlanıp gaza geldiklerini anlamıyordum aslında hala anlamıyorum bu savaşlar diğer shonen savaşlarına göre ucu çok açık ve sonunda ne olacağını pek kestiremediğin savaşlardı. HxH hikaye olarak baktığımızda claymore gibi tek bir hikayeyi gizel bir şekilde takip edip herşeyi birbirine bağlayamıyor. Bir anda hiç bahsedilmeyen kimera ant leri sokuyor hikayeye. Hokuto no ken gibi her saniye beni gaza getirip karizmasıyla uff yaptıran bir karaktere de sahip değildi anime. Kimera ant arcında gonun pitonun karşısına geçtiği sahnede havalı olması gerekirken daha çok sinir bozucu olmuştu gon bana göre. Ve one piece sevme nedenim olan karakterler arası ilişkiler HxH bu konuda one piece le yarışamaz bu konuda hiçbir anime one piece le yarışamaz seri karakterler arası ilişkiyi o kadar iyi yapıyor ki belli bir yerden sonra karakterler senin uzun süredir tanıdığın kişiler gibi oluyor bu konuda one piece ile yarışabilecek tek anime drogon ball dur onunda sadece ilk animesi ben zaten sadece onu seviyorum. Her ne kadar HxH ı gömmüş gibi olsamda HxH ı seviyorum beklentilerimi genel olarak karşılayamasa da (yorknew arkı beklentilerimi aşmıştı) seriyi beğendim seriyi izleyen genel kitle benim kadar çok shonen izlememiş yada okumamış olmasından dolayı diğer insanların seriyi neden bu kadar çok sevdiklerini anlayabiliyorum büyük ihtimalle daha önce izlemiş olsam bu seriyi 8/10 verirdim seriye ama şimdi diğer shonenlerinde etkisiyle HxH beni çok falza etkileyemedi.

Link to post
Share on other sites
whatashame, 15 saat önce tarihinde yazdı:

Yok abi zaten şu karınca meselesi çok sıkıntılı uzun ve saçma geçti bide  üstüne üstlük en güzel yerinde bitti herşey tam yeni başladı derken. Mangasınıda bulamadım türkçe olarak kaynak verebilecek olan biri varsa mangasına bile razıyım :Dd

aynen karinca olan bolumler anlamsiz bence

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Content

    • By Amygirl
      Shounen görünümlü bir seinen incelemesi ile karşı karşıyayız okuyucular!
       
      HunterxHunter (HxH) birçok animeseverin beğenerek izlediği hatta bir benzerini bulamadığı konusu çok geniş sürükleyici bir seinen. Öncelikle künyemizi bir açalım:
       
      İsim: HunterxHunter / HunterxHunter 2011
      Yapım yılı: 1999 / 2011( Yeniden yapımdır.)
      Tür: Seinen, aksiyon, macera, fantastik
      Hikaye: Yoshihiro Togashi
      Yapım şirketi: Madhouse
      Bölüm sayısı: 148
      Myanimelist puanı: 9.14
       

       
       
      Konusu: Canavarlar, bilinmeyen diyarlar, her türlü fantastik hayvan ve değişik mahlukatın bulunduğu bir dünya. Yeryüzünün birçok kısmı keşfedilmemiş. Birçok canlı türü bilinmiyor. Dolayısı ile bu dünya ortamı değişik bir mesleği ortaya çıkarmış: AVCILIK…
       
      Gon 12 yaşlarında Balina Adası’nda büyümüş ve o ada dışına hiç çıkmamış bir çocuktur. Küçük bir bebekken babası tarafından büyükannesine ve halasına (aslında babasının kuzeni) bırakılmış ve burada yetişmiştir. Babasının çok büyük bir avcı olduğunu öğrenen Gon da böyle bir avcı olup babası ile görüşmek istemektedir. Avcılık bu dünyada klas bir meslektir ve büyük bir avcı komitesince düzenlenen bir takım sınavlarla avcı olmak isteyen kişilere bu unvan verilmektedir. 
       
      Gon senede bir kere yapılan bu sınavlar dizisine katılmak istemektedir. Ancak halası tarafından kendisine çok nadir bir balığı avlama şartı konulmuştur. Ve kahramanımız ilk bölümde bu balığı yakalayarak avcılık sınavına girme iznini alır. Adadan ayrılır.
      Konunun devamı ki bu bahsedeceğim meseleler animenin ilk sezonunda bulunmamakta: 
      Avcılık denince bu animede akla hayvan, hazine gibi sıradan şeyler gelmesin. Animede hemen her türlü avcı görebilirsiniz. Ödül avcılığı, gurme avcılar, arkeolojik avcılar ki Gon’un babası bir arkeolojik avcıdır, nadir madde avcıları, hele bir de avcıları avlayan avcımız var ki bilenler anladı neyse işte öyle 
       

       
       
      Ek olarak animede bir de nen olayımız var. Kısacası vücuttaki ruhsal enerjiyi dönüştürüp kullanmaya yarayan bir çeşit ruhsal teknik. Hemen yorum katmayayım diyordum ama animenin en sevdiğim yanlarından birisi bu: Biz bu nen olayını ilk arc ta göremiyoruz. Olaylarda bir şeyler oluyor. Evet. Ama ne olduğunu anlamıyoruz. Nen nedir? Nasıl bir şeydir? Bunu baş karakterimizle birlikte keşfediyoruz. Bu yönden chakra, yoki, ki, chi gibi ruhsal terimler geçen serilerden çok daha farklıdır.
       
      Anime biri çok uzun ve büyük olmak üzere toplamda 7 arctan oluşmaktadır.
       
      Animedeki nen kavramından bahsetmezsek de olmaz şimdi. Biraz karışık ama şöyle özetleyelim:

       
      Nen’in kelime anlamı aslında irade gücü demek. Yani ruhsal enerjiyi kullanabilme yetisi. Ruhsal enerjiyi kullanma şekillerine göre de teknik isimleri değişmekte. Nen kavramı ruhsal enerji kullanılan diğer serilere göre daha ölümcül bir teknik. Tek başına insan öldürmeye yetebilir. Sadece salarak karşıdaki kişide ölümcül baskı oluşturabilir. Nen temelde 4 şeyden oluşur.
       
      Ten; ruhsal enerji ile tüm vücudu kaplama olayıdır.
       
      Zetsu; aurayı etkisiz hale getirmek oluyor. Böylece nen kullanarak seni hissedebilecekken hissedemiyor kişi. Ayrıca zetsu kullanılırken etraftaki ruhsal enerjilere daha iyi odaklanılır. Zetsudaki temel mantık ruhsal enerjiyi vücut içine hapsetmek. Böylece güç de toplanıyor.
       
      Ren; İçe hapsedilmiş ruhsal enerjinin artırılarak salınımıdır. Dayanıklılık için önemlidir.
       
      Hatsu; Ren salınımıdır. Ruhsal enerjinin kontrolünün sağlandığı aşamadır. Hatsu kendi içinde 6 çeşit şekilde oluşur. Kişinin hatsu şekli doğuştan gelen bir özelliktir. Bir kişi doğuştan ya da öğrenerek diğer şekillere de yatkınlık oluşturabilir. Bu yatkınlık "su kehaneti" denen bir yöntemle anlaşılır. Ondan bahsedip ayrıntıya girmeyeyim. 
       
       Bu 6 hatsu türü de şöyle: 
       
      Çoğaltan: Nen kaynağı sınırsız olan tipik baş karakter için biçilmiş hatsudur. Bedenin sahip olduğu gücü artırıcı bir özelliktir. Çoğaltanların saldırıları güçlü olur. Ayrıca Hisoka çoğaltanların çok saf ve iyi niyetli olduklarını belirtir.
       
      Salgıç: Ruh enerjisini vücuttan alıp uzakta tutabilen nen kullanıcılarıdır. Bir cisim yardımı ile ruh enerjilerini uzağa taşıyabilirler.
       
      İdareci; canlı ve cansız varlıkları idare edebilen nen kullanıcılarıdır.
       
      Dönüştürücü; ruh enerjisini başka bir şeye dönüştürebilen nen kullanıcılarıdır. Hisoka bunların da çok cani kişilikte olduklarını belirtir.
       
      Efsuncu; Bir maddeyi ya da bir canlıyı oluşturabilir. İstediği zaman çağırır. İstediği zaman yok eder.
       
      Mütehassıs; doğuştan gelen genlerle aktarılan başkalarının yapamadığını yapabilen nen kullanıcılarıdır. Bu gruba mensup çok az insan vardır. 
       
      Bu altı şekil kendi aralarında bir dizilim göstermektedir. Bazı grup insanlar başka bir grup özellikler göstermeye yatkındır. Ancak en zor olanı Mütehassıs’tır. Efsuncular ve İdareciler sonradan bu gruba kayabilirler. 
       

       
       
      Ek olarak En ve Gyo dan da bahsedeyim:
      En: Ruh enerjisinin alanının genişletilmesidir. Nen tekniğinde var olabilecek en son seviyedir. Seride birkaç tane En kullanıcısı göreceksiniz.
      Gyo: Ruhsal enerjinin bir bölgeye toplatılmasıdır. Mesela Hatsuyu görebilmek için ruh enerjisini göze toplamak bir gyo’dur.
       
      Destan yazdım daha olaya girmeden. Uzun olacak gene. O yüzden şöyle bir planım var. İlk olarak birkaç karakterinden bahsetmek istiyorum. Hepsinden değil sadece çok ilgi çekici olanlardan bahsedeceğim. Son olarak da anime hakkında birkaç görüş bildirip konuyu kapatacağım.
       
      Gon’dan başlayalım:
       

       
       
      Gon Freecss’ten başlarda bahsetmiştik. Kendisi çok ünlü bir avcı olan Ging Freecss’in oğludur. Tipik bir shounen baş karakteri diyebiliriz. Saf ve iyi yüreklidir. Tabi güç olarak düşünürsek yaşına göre çok çok yetenekli olduğu için diğer shounen karakterlerinden ayrılır. Bir çoğaltandır. Çocuksu bir mantıkla bulduğu “taş kağıt makas” tekniği ile biraz Son Goku’nun Kamehameha sını andırır. Amacı bir avcı olup babasını bulup onunla tanışmaktır. Bir nevi baba avcısı diyebilirim  Ne şanssız bir çocuk! Böyle sorumsuz bir babam olsa çeker vururum. Ancak vardır bir sebebi.
       
      Killua Zoldyck
       

       
      Adı üstünde bu velet bir katil. Ünlü bir seri katil ailesinin 5 çocuğundan ortanca olanıdır. Ailenin varisi olarak görülmektedir çünkü çok yeteneklidir. Annesini bıçaklayıp evden kaçtığı için annesinin taktirini kazanmıştır sdjkdfg aileye bak  Dönüştürücüdür. Beyaz saçları, kıvrak zekası ve elektrikli bir nen tekniği kullandığı için Kakashi Hatake’nin başka bir dizide oynayan oğlu gibi görünse de özellikle o elini cebine koymuş duran tarzı ile kızların acaba yetişkin bir erkek olduğunda nasıl olur diye merak ettiği güzide yan karakterimiz.

       
      Kurapika
       

       
      Kız mı erkek mi diye bayağı düşüneceğiniz bir efsuncu. Serideki en zeki karakter olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir erkektir. Kurapika’nın hayatı biraz Sasuke’yi andırmakta. Heyecanlanınca öfkelenince göz renklerinin nadir bir kızıl renge dönüşmesi ile ünlü bir klandan gelmiştir. Ancak klan sırf bu gözler için katledilmiş sadece Kurapika hayatta kalmıştır. Ek olarak spoiler ın babasını bırakayım buraya. Nen kullanırken göz rengi açığa çıktığında Kurapika Mütehassıs olmaktadır.
       
      Hisoka
       

       
      HxH deki favori karakterimdir. Sapkınlığın ve villianlığın bir başka boyutudur. Her yerde derim. Burnumu kanatan tek anime erkeğidir.

       28 yaşında kızıl saçlı kendisine has giyim, saç ve makyajı ile en orijinal tasarlanmış villianlardan birisidir. Nen tekniği de kendisine has orijinalliktedir. Bir dönüştürücüdür. Ruh enerjisini bir lastik gibi uzatabilmekte ve sakız gibi yapıştırabilmektedir. Hisoka’nın güçlü avcıları ve potansiyel gücü olan kişileri bulup onları yenip öldürme gibi sapkın bir zevki vardır. Kendi tabiri ile meyvenin dalında olgunlaşmasını izleyip en olgun halinde onu yemeyi sever. Kendisinin en güçlü olduğunu düşünür. Bu yüzden potansiyel gördüğü Gon ile Killua’ya ve onların nen tekniğinde gösterdikleri gelişmelere çok ilgilidir. Hatta bu gelişmeden ve güçlenmeden cinsel haz bile duymaktadır. Bu gelişme aşamasında birçok arcta kahramanlarımızla karşılaştığı için bazı durumlarda onlara yardımı da dokunur. Seriyi en eğlenceli kılan karakter bence Hisoka’dır. Selamlığımın sapığı 
       
       
      Isaac Netero
       

       
      Avcı Komite Birliği’nin başkanıdır. Kendisinden daha güçlü bir nen kullanıcısı olduğu sanılmamakta ki biz de özellikle Kimera Karınca Arc’ında yeteri kadar görmekteyiz yeteneklerini. Onca HxH karakteri arasından özellikle seçme nedenim nen tekniğini elde etme şekli. Aslında bir Budist yolu yöntemi ile nen tekniğini geliştiriyor. Teknik şöyle: Netero Başkan yaz kış demeden her gün 10000 adet şükür yumruğu sallıyor. Şükür yumruğu bir dua sonrası tanrıya duyulan minnettarlığı göstermek için salladığı yumruk. İlk denediğinde sabahın köründen gecenin yarısına kadar sürüyor. Fakat 4 yıl boyunca (yanlış hatırlamıyorsam 4) bunu gece gündüz yapıyor. Belli bir miktar süre sonra Netero Başkan sabah başladığı 10000 şükür yumruğunu bitirdiğinde henüz öğlen olmadığını keşfediyor. Yani adam öyle bir seviyeye geliyor ki saniyede 10000 yumruk atmış gibi bir teknik. Çoğaltan olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Heheheheyyyt Togashi Sensei! Zekana kurban!  Nasıl bir teknik bu öyle! Netero Başkan neşesi, enerjisi ve o iki parmağını kalbine saplarken "İnsanları küçümseme karınca!" demesi ile gelmiş geçmiş en baba karakterlerden birisidir.
       
      Chrollo Lucilfer
       

       
      Burada biraz ayrıntıya girelim. Kurapika'nın klanının katledildiğini söylemiştik. Bu işi yapan ekip özel nadir şeyleri toplayan özel nen kullanıcılarından oluşuyor. Lucilfer abimiz bu grubun reisi. Yani örümceğin başı. Küpeleri kahrediyor beni orası ayrı. Zeki ve yakışıklı birisi. Ancak nen tekniği dehşet-ül vahşet! Kendisine ait bir defteri var ve bu deftere karşılaştığı dokunduğu gördüğü nen tekniğini yazıp o teknikleri kopyalıyor. Killua'nın büyükbabasının bizzat övgüsünü kazanmış bir avcı. Aman Allahım! Seiyûsu Mamoru Miyano imiş! Daha çok sevdim şimdi bu karakteri 

       
      Kite
       

       
      Kite kısaca söylemek gerekirse Gon'un babasının öğrencisi ve bir çeşit böcek davranış araştırmacısı. Değineceğim iki yanı var. Birisi iğrenç burnu  diğeri ise nen tekniği. Ne tür nen kullanıcı olduğu söylenmemiş ama bence efsuncu. Kumar oyun cihazı gibi bir şey çağırıyor. Bu cihaz kendi çapında loto gibi bir şey oynuyor. Birden ona kadar herhangi bir numarayı çıkarıyor ve her numara bir çeşit silahı temsil ediyor. Şimdiye kadar bir tırpan, bir tüfek ve bir kılıç gördük sanırım. Değişik ve şansa bağlı olan bir teknik. Ama bahsetmeye değer buldum.
       
       
      Neferpitou
       
       

       
      Seride görebileceğiniz en baba mütehassıs. Aynı zamanda daha önce bahsettiğim En olayında coşmuş bir varlık. Varlık diyorum çünkü bir kimera karıncadır kendisi. Seride kötü karakterler içinde yer alıyor. Ancak bir çok olayda etkisi çok büyük bir kötü karakterdir. Gon'un en baba power up alma sebebidir. Ama o kedimsi tavırları çok tatlı
       
       
       
      Meruem
       

       
      La her kötü karakter böyle olsa keşke! Meruem'in karakter tasarımı, kişiliği Togashi Sensei'n karakter tasarımında ne kadar yaratıcı olduğunun bir kanıtıdır. Şöyle anlatacak olursak Meruem kimera karınca kralıdır. Bir evrim sürecinden geçtiği için dünyaya da hükmetme hakkını kendisinde görüyor. Evrim ağacında insandan üstün olduğunu düşünüyor ki bence de öyle. İlk ortaya çıkışından sonra kendisine kattığı deneyimler davranış değişiklikleri ve düşünce tarzı onu tam bir kral yapmakta. Ki Netero vs Meruem'deki replikleri hatırlayalım. Kabaca şöyleydi:
       
      Meruem: Bu dünyaya baktım ve bir sürü kendisine kral diyen toplumu yönetemeyen sadece kendisini düşünen sahip olduğu topluma adaleti getiremeyen bir sürü lider gördüm. Bunların hiçbirisi kral olmayı haketmiyor. Bu dünyaya hükmedip gerçek kralı göstereceğim. Önceden insanları öldürmem gerektiği kanısındaydım. Ancak anladım ki her canlının bir yaşam değeri vardır. Onlardan bir şeyler öğrenebilirim. Bir işe yarayabilirler.
       
      Netero'nun düşüncesi ise şu olmuştur: "Sözleri kalbime ulaşmadan evvel bu işi bitirmeliyim."
       
      Bence günümüz dünya koşullarında ideal bir yönetici Meruem. Ve Meruem'in aşkla tanışması zaten başlı başına psikolojik bir şey. HxH'nin shounen dövüş cart curttan ibaret olmadığının kanıtıdır. Mütehassıs olduğunu söylememize gerek yok herhalde 
       
       

       
       
      Seride bir sürü bir sürü baba yan karakter bulunmakta. Zeka bakımından coşmuş çok sayıda karakter olması seriyi daha da bir kaliteli yapmakta. Ancak ben bir kaç tanesinden bahsettim. Sizi sıkmak istemedim. Gelelim seri için kişisel değerlendirmeme:
       
      Mangasının nisanda tekrar başladığını biliyorsunuz. Konu çok geniş ve her yöne uzayabilir. Bir sürü yan hikaye baba arc geliştirilebilir. Togashi Sensei üşenmez ve bizi Hisokasız bırakmaz inşallah ne diyeyim... Seride ilerde bir bölüm olur mu bununla ilgili ama ben Gon'un asıl yeteneklerinin annesinden gelme olduğunu düşünüyorum. Çünkü annesi tam bir muamma. Ya öldü ya da Gon'un bambaşka bir yerde yetişmesine neden olacak bir engeli var. Kesinlikle Gon'un annesi ile ilgili birkaç bilgi olmalı ilerleyen vakitlerde. Çatlar ölürüm ben
       
      Ama bence annesinde En kontrol edememe ve buna bağlı bir hafıza kaybı mühürlenme gibi bir durum olacak. Togashi Sensei benim kadar kafa yoruyor mu acaba 
       
      Bir eleştirim açılış kapanış müziklerine...Bölüm sayısına göre çok az şarkısı var. Tabi Fairy Tail gibi 5 bölümde bir şarkı da değişmesin. İnsan hepsini aklında tutamıyor. Ama en azından 7 arca 7 açılış 7 kapanış şarkısı olmalıydı. OST leri iyi ona bir sözüm yok.
       
      En önemli herkesin düşüneceği şey baş karakterin yaşının küçüklüğü. 11-12 yaşlarında olması seriyi seinenden shounene kaydırıyor. Yaşına göre Gon çok yetenekli bir baş karakter. Ancak keşke en azından 18 yaşının üstünde olsaydı. Kolu falan koparken içimiz daha az cızlardı. Gerçi o sempatikliği kalmazdı. Ayrıca şu anki haline bakarsak Gon 18 li yaşlara geldiğinde yenilmez olur. Hele Killua'yı düşünemiyorum bile

       
      HxH'nin diğer animelerden farklı olan bir diğer yönü ise: ALFABE'si. Dünya bizim dünyamızdan farklı olunca kağıtlarda Japonca harf değil de bilmediğimiz bir alfabe kullanılmış olması çok daha akla yatkın, gerçekçi. Tıpkı Yüzüklerin Efendisindeki Elfçe gibi seriyi daha gerçekçi kılıyor.
       
      Bir diğer öveceğim konu karakterlerin giyim tarzları. Çok şık bir anime HxH Yani özellikle aksesuarlar çok orijinal. Saçlara takılanlar, küpeler, makyajlar, dövmeler... Tarz bir anime. Bu yüzden mangakanın gerçek hayatta nasıl bir giyim tarzı var merak ediyorum. OMG bakmaz olaydım 

       

       
       
      Seride en sevmediğim şey anlatıcı. Anlatıcı bazı bölümlerde beni kahrediyor. Şimdi anlıyorum seride bazı dövüş sahneleri var hemen hepsi saniyeler içinde gelişiyor. Sonra aynı anda birden fazla vsler atılıyor. Orda saniyeler içinde gelişen olayları anlatmak için üçüncü bir şahısa ihtiyaç var. Ama insaf hacı 20 dk lık animenin 10 dksı konuşan anlatıcı mı olur? Olur da 2017 de falan animesinin devamı gelirse burdan yetkililere sesleniyorum umudum olmasa da kaldırın o anlatıcıyı ordan! Anlıyoz biz sahneleri 
       
      Ek olarak iyi mi kötü mü bilmediğim bir özelliğinden bahsedeyim HxH'nin. Bazı karakterlerin cinsiyetleri göründükleri gibi değil. Mesela Kurapika'nın erkek olması. Killua'nın kimono giyen kardeşi Kalluto bir erkek. Küçük kardeşi Alluka bir erkek. Bu kadar görüntüsüne aldandığımız karakterler var şu sahneyi görmesem Hisoka da kız mı acaba diye sorardım 
       

       

       
       
      Kaç sayfa yazdım lo? Daha resim falan da ekleyecem heheheyyyttt destan yazmayı nasıl başarıyorum anlamıyorum. Neyse umarım sizi sıkmayan bir inceleme olmuştur. HxH severler keyifle okurlar. Hanüz animeye başlamamış olanların başlayası gelir. Gerçi onlar okumasın ya bazı yerlerde çok spoiler çaktım. Affola 
  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.