Jump to content
×
×
  • Create New...

(Mass Effect Fanfiction) Stardust [FF] [9. Bölüm/ 28.06.2020 Güncellendi]


Recommended Posts

Stardust

 

328429324_0fea9802840e1acc20989633dc8b92f0(1).jpg.91da8571faad62bc8e18552974b1494a.jpg

 

1. Bölüm

 

Spoiler
Garrus elindeki plakete baktı. Soğuk metalin ellerini uyuşturduğunu hissetti. Plaketin üstünde sevdiği, değer verdiği tek kadının ismi yazıyordu. Kalbinin acıdığını hissetti. Derin derin nefes almaya başladı. 'Sessizlik... beni çıldırtıyor.'
 
Arkasında Normandy mürettebatı tek sıra halinde dizilmişti. Joker kendini tutamamış ağlıyordu. Garrus, Shepard'ı son görüşünü hatırladı.
 
 
***
 
 
*Catalyst'e ulaşmak için birlikte akın ediyorlardı. Catalyst'i koruyan *Reaperlar ise sürekli ateş ediyordu. Her şey kargaşa içerisindeydi. Bir an Reaper, Shepard'ın yakınındaki bir tanka ateş etti ve tank uçarak Shepard'a doğru gelmeye başladı. Shepard ustaca ondan kaçındı ardından arkasına dönerek baktı. Tank Garrus ve Liara'nın üstüne doğru gidiyordu. İkisi de zamanında çekilse de tank yere değer değmez patladı ve patlamanın etkisiyle ikisini de yaralandı..
 
Not: Catalyst kısaca Reaperlar'ı yok etmelerini sağlayacak silah. Reaper ise yapay zekalı sentetik yaşam formları. Amaçları yeryüzündeki tüm canlıları silmek. 
 
Shepard aceleyle onlara doğru koştu. Garrus'u kolundan destekleyerek güvenli sayılabilecek bir yere doğru çekti. Kulaklığını tutarak bağırmaya başladı.
 
"Normandy duyuyor musun? Yardım gemisine ihtiyacım var. Hemen şimdi!"
 
"Burada ağır kayıp veriyoruz, Komutanım." Kulaklığından gelen birkaç cızırdamayla sinyal kesildi. Shepard sağına soluna bakıyor, ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Joker'in sesi kulaklığında duyuldu.
 
"Buradayız, Komutanım." 
 
Gemi yaklaşınca Shepard tekrar Garrus'un kolunu boynuna attı ve onu gemiye doğru sürükledi.
 
"Hadi!"
 
Gemi alçalıp kapıları açıldığında Liara içeri doğru koştu. Arkasını döndüğünde Shepard'ın içeri girmediğini gördü ve Garrus'u Liara'ya doğru itti.
 
"İşte al onu."
 
Garrus durumu anlayıp hemen itiraz etti. "Shepard!"
 
Shepard onu duymazdan geldi. "Buradan hemen gitmen gerekiyor."
 
"Ve sen de benimle dalga geçiyor olmalısın." Garrus ayakta zor durabiliyordu. İleri atılmak istese de tökezlemeden edemedi.
 
 Shepard kararlı bir şekilde konuştu. "İtiraz etme, Garrus."
 
"Sonuna kadar bunun içindeyiz." Garrus'un sesi sefil ve ıssız geliyordu.
 
Shepard ileri doğru bir adım attı ve sesindeki tonlamayı değiştirdi. Nazik bir şekilde konuştu. "Burada ne olursa olsun seni sevdiğimi bil. Daima seveceğim de." Ellerini Garrus'un yanağına koydu ve sanki kaybetmek üzereymiş gibi onun gözlerine baktı.
 
"Shepard, ben... de seni seviyorum."
 
Shepard gözlerini Garrus'un üzerinden ayırmadan yavaş yavaş geriye doğru çekildi. Arkasındaki Reaper'a baktı. Reaper'a kıyasla bir karıncadan daha küçüktü. Eğer şimdi Reaperlar'ı durduramazlarsa galaksideki tüm organikler, tüm yaşayan ırklar yok olacaktı. Arkasını döndü ve bir anda bağırdı. "GİT!"'
 
 
***
 
 
Garrus inanmak istemiyordu... Ölü bir Shepard'a inanmak istemiyordu... Shepard daha ölemezdi. O ki, *Saren'i durdurup *Konseyi kurtarmış, *Quarianlar'ın ana vatanına geri dönmesini sağlamış, *Genophage'i iyileştirmiş ve turian ordusuyla kroganların birlikte çalışmasını sağlamıştı. Tüm galaksinin başına gelmiş en iyi şey şimdi ölmüş müydü? 
 
Not: Saren ilk oyunun kötü adamı. Konsey, Citadel meclisi Quarian bir ırk. Quarianlar zamanında Geth adlı bir yapay zeka geliştirdi. Geliştirdikleri yapay zekanın çok gelişmiş olduğunu fark edince onu kapatmak istediler ancak Geth'ler bunu istemedikleri için savaş çıktı. Quarianlar ana vatanlarından kovuldu. Shepard iki ırk arasında barışı sağladı ve Quarianlar'ın ana vatanlarına geri dönmesini sağladı. Genophage, kroganlarda kısırlığa sebep olan genetik bir hastalık. Turianlar ile kroganlar savaşırken Turianlar, salarian bilim adamlarıyla birlikte Genophage'i geliştirdiler. Shepard, Genophage'i iyileştirdi ve krogan ile turian arasındaki düşmanlığı düzeltti.
 
Etrafındaki herkes elindeki plaketi anıt duvarına asmasını bekliyordu. Shepard'ın sevgilisi olarak bu görev onundu. Garrus duvara bir daha baktı. David Anderson'un ismi orada asılıydı. İçinden düşünmeden edemedi. 'Bu savaşta çok fazla kayıp verdik.'
 
Herkesin başı öne eğikti. Savaş bitmişti. *Reaper yok edilmiş olsa da şu anda kimse zaferin sevincini yaşayamıyordu. Gelecek nesiller Shepard'ı bir kahraman olarak hatırlayacaklarsı ancak bu tek bir insanın başardığı bir zafer değildi. Tehdit altındaki tüm organik yaşam formları hayatta kalmak için ellerinden geleni yapmıştı. Bu zaferde her bir ırkın imzası vardı. Gethlerin bile... 
 
Not: 3. oyunun sonunda üç farklı son var. Burası biraz spoiler'e giriyor fakat anlaşılması için yazmam gerekiyor. Sentez, kontrol ve yok etmek. Sentez sonunda canlı organizmalar ile sentetik yaşam formlarının birbirlerini anlayabilmesi için birbirlerinden parça alıyorlar. Yani artık hem insanlar tamamen organik değil hem de yapay zekalar tamamen mekanik değil. Bu son bana göre en iyi sondu ancak bu sonu almak için Shepard hayatını feda etmesi gerekiyordu. Kontrol sonunda Shepard yine kendini feda etmesi gerekiyor ancak bunda anıları sonsuzluğa karışıyor ve Reaperlar üzerinde mutlak kontrolü sağlıyor. Yok etmek sonunda Shepard Catalyst'i patlatması gerekiyor. Bunda sağ kalma olasılığı var yalnız oluşacak patlama çok yüksek derecede olduğu için olasılık pek yüksek değil. Bu FF yok etme sonunu baz alarak hazırlanmıştı. 
 
Garrus elindeki plaketi sanki asmaktan vazgeçerek indirdi. Arkasını döndü ve mürettebata hitaben konuşmaya başladı.
 
"Ben inanmıyorum. Shepard ölmüş olamaz."
 
Liara da onunla aynı fikirdeymiş gibi kafasını sallarken gözyaşlarını sildi. "Shepard güçlü bir komutan olmasının yanı sıra iyi bir asker de... Hayatta kalmanın bir yolunu bulmuştur."
 
Joker kendisini biraz sakinleştirdi. "*Crucible aktifleştiğinde oluşan patlamayı unuttunuz mu? Shepard bile olsa o patlamadan sağ çıkmasının hiçbir yolu yok." Joker ne kadar reddetse de içinde bir ümit çoktan yeşermişti. Ya Shepard gerçekten hayattaysa?
 
Not: Catalyst silahın tetiğiyse Crucible da namlusu.
 
Tali biraz daha rasyonel bir öneri ileri sürdü. "Eğer yaşıyorsa acele etmemiz gerekmez mi? Sonuçta onu bizden başka kim kurtarabilir?"
 
Joker çoktan Normandy'e doğru yürümeye başlamıştı. Şapkasını başına tekrar taktı. Arkasını dönerek Garrus'a parmağıyla işaret etti. "Ben Jeff "Joker" Moreau, Normandy'nin pilotu olarak Garrus Vakarian'ı Normandy'nin geçici kaptanı olarak atıyorum."
 
Garrus şaşırmış gözüküyordu. "Ama bu bir Birlik gemisi."
 
Joker bir anda kahkaha attı. "Etrafında Birlik'ten birini görüyor musun? Tamam Kaidan olabilir-"
 
"Hey!" Kaidan bu durumdan hoşnut değildi. 
 
"-ama hepimiz Shepard'ın mürettabatıyız değil mi?" Joker arkasını dönerek mırıldanmaya başladı.
 
Garrus onun ne kadar garip biri olduğunu düşünmeden edemedi. Artık sıra bozulmuştu ve herkes Normandy'ye doğru yürüyordu. Garrus'un yanından geçerken de onun sırtına vuruyorlardı. Takımın morali aniden yükselmişti. Garrus elini kalbine götürdü ve içten bir şekilde diledi. 'Shepard lütfen yaşa.'
 
 
***
 
 
Dünyanın ekseninde Catalyst'in içi kokuşmuş kanlı cesetler ile doluydu. İçerisi karanlık ve aşırı soğuktu. Ama Catalyst'in kontrol panelinden gelen hafif bir ışık etrafı loşlaştırıyordu. Her şey hareketsiz gözükse de dikkatli bir izleyici bir şeyin inip kalktığını görebilirdi. 
 
Eğer hareket eden şeye yaklaşırsa onun bir N7 zırhı olduğunu fark ederlerdi.

 

 

2. Bölüm

Spoiler
Kontrol merkezindeki kaptan konumundan galaksi haritasına bakıyordu. Her zamanki mekanı olan Ana Batarya'yı çoktan özlemişti. 'Benim gibi bir teknoloji uzmanı kaptanlık yapmaktan ne anlar?'
 
Ama şimdi bunları düşünmenin zamanı değildi. Şimdi Shepard'ı kurtarmanın zamanıydı. Catalyst etkinleştiğinde Normandy var gücüyle kaçmıştı bu yüzden ilk yapmaları gereken şey şu anki konumlarını belirlemekti ancak GPS bir türlü işlevini yerine getirmiyordu.
 
Köprüden geçerek Joker'in yanına geldi. "Radarlar aktif mi, Joker?"
 
"Hemen hazırlıyorum, Kaptan."  Garrus'un bir an göz bebekleri küçüldü. Joker duruma çok hızlı adapte olmuştu. 'Yoksa ben mi çok yavaşladım? Kendine hakim ol, Garrus.'
 
Radarlar çalışmaya başladıktan sonra bir sinyal geldi. Sinyal eski bir yakıt istasyonun kalan parçalarını işaret ediyordu. İncelemeleri için bir takım gönderdikten sonra şimdilik işleri bitmişti. 
 
"Dr. Chakwas'ı durum ile ilgili bilgilendirmem gerekiyor. Sonra tekrar uğrayacağım."
 
Joker önünde ışıl ışıl parlayan konsola baktıktan sonra koltuğunun yanındaki camdan uzay boşluğuna dalıp gitti. Garrus tam ayrılmak üzereyken kısık sesle konuştu.
 
"Onu özleyeceğim."
 
"O ölmedi, Joker."
 
"Shepard'dan bahsetmiyorum. Tabii ki o ölmedi. EDI'den bahsediyordum."
 
Garrus bir an ne söyleyeceğini bilemedi. Reaperlar'ın yok edilmesiyle tüm sentetik yaşam formları da ortadan kalkmıştı. Bu geminin yapay zekası EDI'yi de kapsıyordu. "Onların fedakarlıkları unutulmayacak, Joker."
 
"Biliyorum ama..."
 
Joker cümlesinin devamını getirmedi. Garrus'un ise söyleyecek bir şeyi yoktu bu yüzden sessizce köprüden ayrıldı ve Mürettebat Yaşam Alanı'na asansörle indi ve revire doğru yürüdü.
 
Toplanma alanında sohbet eden askerler artık yoktu. Hepsi Dünya'da şehit düşmüş olmalıydı. Revire vardığında otomatik kapıdan içeri girdi. Gördüğü manzara karşısında dili tutulmuştu. Dr. Chakwas'ın önündeki Serrice Buz Brendi'nin kapağı açıktı ve şişenin yarısı boştu. Dr. Chakwas ona yavaşça döndü. Reflekslerinin yavaşlığına bakılırsa şişenin yarısını tek başına içmiş olmalıydı.
 
"Ah, GARRUS! Yeni kaptanımız. Komutanımızın erkek arkadaşı... Hık..."
 
Garrus buraya gelmek için yanlış bir zaman seçtiğini hemen anladı. Ama hiçbir şey söylemeden de ayrılıp gidemezdi bu yüzden söyleyeceğini hemen söylemeye karar verdi.
 
"Reviri Shepard'ın dönü-"
 
Konuşmaya devam edecekti ki Dr. Chakwas onu sözünü böldü.
 
"Ah, SHEPARD! Biricik komutanımız... Onunla senin hakkında ne dedikodular ederdik..."
 
Garrus bir an durumun kendi lehine kullanmanın daha uygun olacağına karar verdi ve sağındaki tabureye oturarak bacak bacak üstüne attı. "Ne dedikodusu?"
 
"Oops!" Dr. Chakwas ağzını kapatarak geriye çekildi. Gözlerini Garrus'dan kaçırarak işin içinden kıvrılmaya çalıştı. "Demek istediğim onunla çok hoş sohbet ederdik. Her şey hakkında konuşurduk." 
 
Garrus biraz didiklese ilginç şeyler bulacağını fark etse de fazla üstelemek istemedi. "Sana Shepard'ın dönüşü için reviri hazırlaman gerektiğini söylemek için gelmiştim."
 
Dr. Chakwas eliyle reviri göstererek gururlu bir şekilde konuştu. "Benim işimi halletmeden mola verdiğimi ne zaman gördünüz?" Aynen dediği gibi. Revir tamamen hazırdı. Garrus içi rahatlamış bir şekilde ayrılacakken Dr. Chakwas onu durdurdu.
 
"Garrus sana bir şey anlatmak istiyorum. Bu Shepard ile aramızda geçen bir muhabbetti ama bilmenin sana iyi geleceğini düşünüyorum." Bunu söyledikten sonra Dr. Chakwas anlatmaya başladı.
 
 
***
 
 
Shepard revire girer girmez Dr. Chakwas konuşmaya başladı. "Shepard anlaşmamızı hatırlıyor musun? Her yıl bir kere Serrice Buz Brendi'si açmaya söz vermiştik ve alma sırası bendeydi."
 
Shepard şaşkınlıkla ekledi. "Ama daha bir yıl olmadı."
 
Dr. Chakwas gözlerini kaçırdı. "Şey... evet... İçimden bir ses bundan sonra birkaç ay böyle bir şey için vaktimizin olmayacağını söylüyor bu yüzden sabırsızlığımı görmezden gel."
 
Shepard hınzırca gülümsedi. "Sen bardakları kap, ben şişeyi açıyorum."
 
İkisi de bir süre içtikten sonra Dr. Chakwas konuştu. "Shepard... biliyorsun, şimdi fark ettim de... beni hiç ilk adımla çağırmadın."
 
Shepard kıkırdadı. "*Sen de beni."
 
Not: Bu kısım çok önemli. Üç oyun boyunca kimse Shepard'ı adı ile çağırmadı. Hatta hikayenin başında Garrus'un elinde tuttuğu plakette 'Komutan Shepard' yazıyordu. Yazık be... 
 
Dr. Chakwas kafasını salladı. "Ve asla çağırmayacağım da. Sen Komutan Shepard'sın, Citadel Kahramanı, Toplayıcıları yenen ve galaksinin kurtarıcısı! Senin ilk adını kullanmak savaştığın her şeye saygısızlık etmek demek, ölü ya da canlı."
 
Shepard sarhoş halde dalga geçti. "Pfft! Bu tam bir saçmalık."
 
"O zaman bir bayanın imtiyazı olarak düşün. Gel kadeh tokuşturalım."
 
Shepard bardağını kaldırdı ve ileri uzattı. "Arkadaşım olarak çağırmaktan gurur duyduğum kadına! Yanımda sen olduğun için çok şanslıyım, Karin."
 
Dr. Chakwas'ın gözleri dolmuştu. O da bardağını kaldırdı. "Ve sana sevgili arkadaşım. Seninle bu yolculuğu paylaşmam benim için büyük bir onur, Komutan Shepard. İyi talih daima bizimle olsun."'
 
 
***
 
 
Dr. Chakwas anlatmasını bitirdi ve kendisine bir bardak daha alkol doldurdu. Garrus'a mesajı aldı mı diye bir göz attı. Garrus düşünceli gözüküyordu. Hemen ardından müsaade isteyerek revirden ayrıldı. 
 
Dr. Chakwas revirde yalnız kaldığında boş sedyelere baktı. Sessizliği bir süre dinledikten sonra kısık sesle dua etti. "Shepard, lütfen ölme." 

 

3. Bölüm

 

Spoiler
Garrus revirden kafası düşüncelerle dolu bir şekilde ayrıldı. Revirin yanındaki köprüden geçerek Ana Batarya'ya girdi. Geminin çalışan makinelerle dolu bu odasında normal şartlar altında kalibrasyon yapıyor olmalıydı.
 
Ara sıra Shepard gelir, onunla konuşmak isterdi. Ona kaç kere "Şimdi değil." dediğini saymamıştı. Gerçekten o yaptıktan sonra yine EDI'nin kontrol edip düzelteceği kalibrasyonları yapmak Shepard'dan daha mı önemliydi? Onunla daha fazla vakit geçirmediği için pişmanlık hissediyordu. 
 
Onu son görüşünü tekrar hatırladı. 'Onunla gitmeliydim... Hayır, Garrus. O ölmedi.'
 
Garrus ilk defa Ana Batarya'ya bu kadar yabancı hissetmişti. Burası anılarla dolu bir yerdi. En özel anısı da buradaydı. Shepard ona burada itiraf etmişti. O günleri hatırlayınca Garrus kıkırdadı. İkisi de duruma ayak uydurmak için ortadaki en büyük problemi görmezden gelmeye çalışmıştı.
 
Garrus özellikle bu konuda çok stres yapmıştı. Hayatında hiç bir insan dişisiyle çıkmamıştı ve bu işi nasıl yapacaklarını ikisi de bilmiyordu.
 
Anıları bir anda gözünde canlanmaya başladı.
 
 
***
 
 
Garrus'un C-Sec ekibine ihanet eden *Sidonis'i Citadel'de avladıktan sonra Garrus'un intikam hedefi gerçekleşmişti. Bu olayın hemen ardından Shepard Ana Batarya'ya gelmişti.
 
Not: Mass Effect 2'deki Garrus'un loyality görevi. Mass Effect serisinde ilk oyunda sadece Kaidan, Liara ve Ashley ile aşk yaşayabiliyorsunuz. İlk oyunda Garrus takım arkadaşı olsa da romantik seçenek olarak erişebilir değildi. İkinci oyunda loyality görevini yaptıktan sonra erişebilir oldu. Bu yüzden hiç istemesem de ilk oyunda Kaidan ile aşk yaşadım. En büyük pişmanlığım.
 
"Shepard. Bir şeye mi ihtiyacın var?" Garrus önündeki kalibrasyon cihazını bırakarak arkasını döndü.
 
"Bir dakikan var mı?"
 
"Elbette. Sadece zaman öldürüyordum. Sana Sidonis konusundaki yardımın için tekrar teşekkür etmek istedim. Hangisi arkamızdan gelirse gelsin, *Toplayıcılar, Reaper ya da başka bir şey işlerini bir şeklide halledeceğini biliyorum."
 
Not: Toplayıcılar ikinci oyunun düşmanı. Oyunun evreni hakkında bir şey bilmeyenlere nasıl açıklayacağımdan emin değilim ama bir çeşit insan kaçakçılığı yapan uzaylılar. İnsan kolonilerine saldırıp onları kaçırıyorlar.
 
Shepard gülümsedi. "Gerçekten Toplayıcılar ve Reaper'dan daha kötü bir şey bulacağımızı mı düşünüyorsun?"
 
Garrus kollarını yana kaldırdı. "En kötüsünü beklemeyi severim. Gerçekten şaşırmam için ufak bir ihtimal kalır."
 
Shepard kollarını arkasında birleştirdi. "Sensiz yapamazdım, Garrus."
 
Garrus mesajı hiç almadan direk cevap verdi. "Elbette, yapabilirdin. Zarif bir şekilde değil tabii ki. Bir intihar görevine insan gemisinde gitmek garip. Sizin insanlarınız yüksek riskli görevler turianların hazırlandığı şekilde hazırlanmıyorlar."
 
"İnsan gemisinde yüksek riskli operasyonlara alıştığını düşünmüştüm. Demek istediğim, *Ilos'daki Saren'i izlediğimizi düşün." Shepard ilerleyerek bir kutunun üstüne oturdu.
 
Not: İlk oyunda final görevlerden biri. Ilos bir Prothean üstü. Saren Reaperlar'ı uyandırmaya çalışıyor. Shepard'ın dediği gibi imkansıza yakın zor bir görevdi. Oynarken üç-dört kere öldüm.
 
"Elbette ancak o çok hızlıydı. Oraya ulaştık, karaya çıktık, birkaç geth patlattık ve galaksiyi kurtardık. Bu sefer *Miranda ve Cerberus var ha bir de sürekli neye karşı olduğumuzu söyleyip duran bir *AI. Sanırım kör iyimserliği tercih ederim."
 
Not: Cerberus bir çeşit illegal kuruluş. İkinci oyunun başlangıcında Shepard'ın gemisi Toplayıcılar tarafından saldırıya uğruyor. Shepard orada ölüyor. Fakat Cerberus akıl almaz meblağda paralar harcayarak Shepard'ı tekrar diriltiyor. Nasıl olduğunu sormayın. Açıklamayı ben de isterim ama buraya sığmaz. Cerberus ile Shepard, Toplayıcılar'ı durdurmak için birlikte çalışmaya başlıyorlar. Ama Cerberus kötü. Shepard onlara sadece insanların iyiliği için yardım ediyor. Miranda'yı Cerberus'un temsilcisi gibi düşünün. AI derken burada EDI'den bahsediyor. İkinci oyunda EDI'nin fiziksel bir bedeni yoktu.
 
"Dürüstçe söyle, Garrus. Kazanma şansımız hakkında ne düşünüyorsun?"
 
Garrus omuzlarını kaldırdı. "Dürüstçe? Toplayıcılar seni bir kere öldürmeye çalıştı, tek yaptıkları şey seni sinirlendirmek oldu. Bu sefer seni durdurabileceklerini hayal bile edemiyorum. Fakat haritasız bir alan, ileri teknoloji ve Toplayıcılar? Adamlarımızı kaybedeceğiz. Başka yolu yok. Mutlu bir sonuç değil, biliyorum. Fakat endişelenme. Bunu yaymayacağım. Ne olursa olsun seninleyim, Shepard."
 
"*C-Sec ya da Turian ordusundan ayrıldığına hiç pişman oldun mu?
 
Not: C-sec bir çeşit polis organizasyonu.
 
"Bir an bile olmadım. Her şey sakinleştiğinde, Shepard, çok iyi bir turian olduğumu düşünmüyorum. İyi bir turian kötü bir emir duyarsa ona itaat eder. Şikayet edebilir ama daima yerini bilir. Ben sadece sessiz kalmanın veya nazik olmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Galaksi yıkılmak üzereyken değil."
 
Shepard istediği cevabı almıştı şimdi gerçekten sırıtıyordu. Birkaç saniye sonra kendini toparladı ve başka bir soru sordu. "Turian mürettebatı yüksek riskli bir göreve nasıl hazırlanıyor?"
 
"Şiddetle genellikle. Turian gemileri sizin Birlik gemilerinizden daha çok operasyonel disipline dayalı fakat daha az kişisel kısıtlama var. Komutanlarımız bizi sıkı tutar ancak bizim de patlamaya ihtiyacımız olduğunu bilirler. Turain gemilerinde egzersiz için kullanılan antrenman odaları var. Odalarda savaş simülasyonları, antrenman maçları yapılıyor. Çoğu turian stres atma için bunu kullanıyor."
 
"Demek istediğin turian gemilerinde savaşa hazırlanmak için birbirinizle savaşıyorsunuz?"
 
"Denetimli bir şekilde, tabii ki. Kimse görevi bölebilecek bir yaralanma istemez. Ayrıca bu kini de barışçıl bir şekilde çözmemizi sağlıyor. Bir görev öncesini hatırlıyorum. Batarian korsan filosunu vurmadan hemen önceydi. Çok riskliydi. Keşif kolu ve ben birbirimizin boğazındaydık. Çoğu gerginliktendi. Ringde çözmemizi önerdi."
 
"Sanırım onu nazikçe yendin?"
 
"Aslında ben ve o ikimizde gemideki üst sınıf uzmanlardık. Ona ulaştım ancak o çok esnekti. Acımasızdı. 9 tur sürdü ve sonunda hakem beraberlik ilan etti. Antrenman odasındaki birçok bahisçi çok mutsuzdu. Onun konutunda rövanş maçı yaptık. Ona ulaştım ancak o çok esnekti. Stresi atmanın birçok yolu var sanırım."
 
Shepard kafasını iki yana salladı. "Kulağa çok gerilmişsin gibi geliyor. Belki ben sana yardım edebilirim."
 
Garrrus şaşırmıştı. "Ben, ah, senin antrenman maçı yapmak isteyeceğini düşünmemiştim, Komutanım."
 
"Ya direk rövanş maçına geçersek?  Senin ulaşmanı... ve benim esnekliğimi test edebiliriz." Shepard ayağa kalkıp masaya oturmuştu.
 
Garrus şaşırmıştı. "Oh. Yapmadım... Hah. Yüzünde *yara olan adamlara ilgin olduğunu hiç bilmiyordum."
 
Not: İkinci oyunda Shepard Toplayıcılar üssüne saldırmadan önce bir takım toplaması gerekiyordu. Yukarıda da yazdığım gibi ikinci oyunun başında Shepard öldü. En azından herkes onu iki yıl ölü bildi. Bu yüzden eski takım üyeleri kendi yoluna gitti. Bunlardan biri de Garrus. Garrus, Omega'da vigilante olarak çalışmaya başladı. Omega'da çalışırken yüzünden yaralandı.
 
Shepard gözlerini kısıp Garrus'a baktı. 
 
Garrus ilk şaşkınlığı üstünden atmıştı. "Peki, neden olmasın? Tüm galakside senden daha fazla saygı duyduğum kimse yok. Ve yapmanın bir yolunu bulabilirsek o zaman... evet. Kesinlikle." Shepard onayını aldıktan sonra ayaklandı ve kapıya doğru Garrus'un hemen yanından geçerek yürüdü. Geçerken de ona baktı.
 
 
***
 
 
Garrus bu olanları hatırlayınca o zamanki haline güldü. Ne kadar da gerilmişti.
 
Ana Bataryadan ayrılıp Mürettebat yatakhanesine doğru yürüdü. İşte o an köşede onu izleyen Kaidan'ı gördü. Kaidan ona doğru yürüdü.

 

4. Bölüm

 

Spoiler
Garrus yaklaşan Kaidan'ı ilk önce görmezden gelmek istedi. Kaidan başta çekingen gözükse de ileri atılmadığı sürece istediğini alamayacağını anladı ve Garrus'a seslendi.
 
"Garrus, bir dakikanı alabilir miyim?" Garrus tereddüt etti. İşin uzamasını hiç istemiyordu bu yüzden kollarını bağlayarak Kaidan'a baktı. "Dökül, Kaidan."
 
"Fazla uzun sürmeyecek. Sana demek istediğim... bence de Shepard yaşıyor."
 
Garrus'un eğer kaşları olsaydı şu anda çoktan kalkmıştı. Onunla dalga geçti. "Bu konuda fikir birliğine varmıştık önceden."
 
Kaidan kafasını iki yana salladı. "Yaşıyor olabileceğinden bahsetmiyorum. Gerçekten yaşıyor olduğunu söylüyorum. Onunla bir geçmişimiz olduğunu biliyorsun ve bu bir içgüdüden fazlası..."
 
Garrus bakışlarıyla sanki Kaidan'ı delmek istermiş gibi bakıyordu. 'Bu adamdan gerçekten nefret ediyorum.' Şimdi kavga çıkarmanın zamanı değildi ama Kaidan kendisi kaşınmıştı.
 
"Hangi geçmişten bahsediyorsun Kaidan? Horizon'da Shepard'ı terk ettiğin, ona güvenmediğin geçmişten mi?"
 
Kaidan yine her zaman yaptığı gibi tek düze şekilde savunması için bahaneler üretti. "O zaman Shepard Cerberus için çalışıyordu. Cerberus için çalışan birine güvenemezdim."
 
Garrus küçümser bir şekilde Kaidan'a baktı. "İşte aramızdaki fark bu Kaidan. Sen ona sebebini bile sormadan güvenemiyorsun ben ise sadece o olduğu için ona güveniyorum. Bundan sonra mümkün olduğunca gözüme gözükmemeye çalış. Mürettebat yatakhanesinden de ayrılıyorum. Shepard'ın odasında kalacağım."
 
Kaidan duyduklarına itiraz etmek istiyordu. Fakat en iyi o biliyordu ki Garrus haklıydı. Kaidan Shepard'ı terk etmişti. Mars'da Shepard'ın ona söylediklerini düşündü. İkisi arasındaki her şeyi tek cümlede bitirmişti ancak yaralandığında hastaneye ziyarete de gelmişti. Bu Kaidan'a biraz ümit verse de gemide Garrus ile olan ilişkisine tanıklık ettikten sonra en ufak şansı olmadığını hemen anlamıştı. 
 
Garrus onu parçalamak istermiş gibi bakıyordu. Kaidan geri çekildi. "Evet... Kaptan."
 
Garrus artık Kaidan'dan rahatsız olmak istemediği için kafasını dağıtmayı düşündü. Hangara gitmek için asansöre bindi. Hangarda Shepard'ın ona hediye olarak aldığı yeni keskin nişancı tüfeği Black Widow onu bekliyordu. Birkaç atış yapmanın ona iyi geleceğini hissetmişti. 
 
Atış yaparken saatlerin nasıl geçtiğini hissetmedi ve mola vermek için ayrılırken *James'ı fark etti. Gözlerini daralttı. İçinden düşünmeden edemedi. 'Neden tüm insan erkekleri Shepard'la flört etmek zorunda. Hepsinden kurtulmanın bir yolunu bulmak isterdim.' 
 
Not: Üçüncü oyunda James gördüğü her kadına yazıyordu. Shepard da dahil. Yazık çocuğa...
 
Gemiye ilk bindiği zaman EDI, James'in sürekli Shepard ile flört etmeye çalıştığını söylemişti. Hatta onu *'Lola' diye bile çağırmıştı. Garrus bunu duyduğu anda koşarak Hangar'a gitmeye çalışmış, EDI ise yaptığı hatayı fark etmişti. Garrus sakinleşene kadar Ana Bataryanın kapısını kitli tutmuştu.
 
Not: Lütfen... Shepard'ın adı tabii ki de Lola değil. 
 
"Hop! Hoop! Sakin ol koca oğlan. Senin olan bir şeye göz dikmişim gibi bakıyorsun. Beni öldürmen bir şeyi değiştirmeyecek. Zaten senin olan bir şeyi alamam değil mi?"
 
James haince sırıttı. "Bu arada sana daha önce söylemek istemiştim ama fırsat olmamıştı. Citadel'deki tangonuz efsaneydi." 

 

5. Bölüm

 

Spoiler
Garrus James'in neden bahsettiğini çok iyi biliyordu. Citadel'de *Cerberus'un ürettiği Shepard'ın klonunu yendikten sonra onunla Silversun Stip'teki barda buluşmak istemişti.
 
Not: İkinci oyunda Cerberus, Shepard'ı tekrar yaparken onun bir klonunu da yapıyorlar. Bu olay üçüncü oyunun ikinci yarısında gerçekleşiyor.
 
***
 
Shepard kişisel terminalinde Garrus'dan gelen mesajı okudu. Mesajda Garrus'un onunla barda buluşmak istediği yazıyordu.
 
Shepard hemen gardırobuna yöneldi ve üstündeki askeri üniformasını çıkardı. Tek elbisesi olan siyah deri elbiseyi giydi. Aynada birkaç dakika oyalandıktan sonra dairesinden çıkıp Casino'ya doğru yürümeye başladı. 
 
Cadde rengarenkti... Ve gürültülüydü de. Arcane'nin ve Savaş Simülasyonu'nun önünden geçti. Casino'nun alt girişinden içeri girip merdivenlerden yukarı çıktı. Bası damarlarında bile hissedebiliyordu. Bara doğru yürüdü ve yaslandı. Garrus'un gelmesine daha birkaç dakika vardı.
 
Bir süre sonra bekledikten sonra gelen Garrus'u gördü. Garrus dişi bir turianın önünden geçerek Shepard'a doğru yürüdü. Dişi turian Garrus'un arkasına dönerek baktı.
 
Shepard gözlerini kısarak dişi tuirana dik dik bakarken Garrus'a seslendi. "Yani bir turian kara izninde. Buraya sık sık gelir misin?" Cümlesini bitirdikten sonra da dişi turiana bakarak tek kaşını kaldırdı.
 
Bunu gören dişi turian bakmaktan vazgeçti ve az ilerideki sahnede dans etmeye başladı.
 
Garrus anlamamış olacak ki durumu anlamak için sordu. "Bu bizim konuştuğumuz ilk randevu şeyi mi?"
 
Shepard sırıtarak bir jest yaptı ve Garrus'un yanıt vermesini bekledi.
 
"Anladım. Evet. Evet. Oh, buraya sık sık gelirim.  Kafayı dağıtmak için güzel bir yer.  Manzara da hiç fena değil." Son cümlesini söylediğinde arkasını dönüp dans eden dişi turiana bakmıştı.
 
Shepard'ın kaş çattığını görünce onu daha fazla kızdırmadan ona bakarak ekledi. "Ancak önümdeki manzara çok daha iyi."
 
Shepard dalga geçti. "Bu bir kızın kalbini mi eritmeli?"
 
"Hayır, fakat bu ses eritmeli. Ben Garrus Vakarian. Kod adı: Archangel. Tam anlamıyla turian kötü çocuğu ve insafsız galakside adaletin dağıtıcısı." Shepard kaşlarını kaldırdı hemen ardından Garrus ekledi.
 
"Ayrıca senin yanında Reaperlar'ı da öldürebilirim. Ve sen?"
 
Shepard bunu duyduğunda her zaman verdiği cevabı verdi. "Komutan Shepard. Birlik Donanması."
 
"Hmm... Shepard, ha? Senin hakkında bir şeyler duymuş olabilirim."
 
"Oh? Aydınlat beni."
 
"Diyorlar ki sen zeki, seksi ve güçlüsün. Ayrıca sen de Reaparlar'ı öldürüyorsun."
 
Shepard zafer kazanmış gibi bir ses çıkardı. "A-hah. Ve çoğu kız buna düşer?" Bu sırada gece kulübünde bir tango müziğinin ilk notaları çalmaya başlamıştı. 
 
Garrus Shepard'ı ikna etmeye çalıştı. "Şey, elbette. Biliyorsun, bu ses... ve ah. Burada takılıyorum, Shepard."
 
Shepard kısık sesle onu cesaretlendirdi. "Bir şeyler uydur. Hatırla, daha yeni tanıştık."
 
Garrus tekrar çabaladı. Müziği çoktan fark etmişti. "Doğru, demek istediğim... Evet çoğu kız buna düşer. Sana göstermeme izin ver..." Shepard'ı kolundan yakaladı ve sahneye sürükledi.
 
Shepard itiraz etti. "Ne yapıyorsun?"
 
"Eğlenceli olacak." Shepard'ı çoktan ayağı kaldırmıştı.
 
Shepard itiraz etmeye devam etti. "Oh, hayır. Hayır-hayır-hayır-hayır.... Hayır!"
 
Garrus Shepard'ı döndürdü ve dans pozisyonuna getirdi. Arka planda tango müziği ile dans etmeye başladılar.
 
Garrus öz güvenli bir şekilde konuştu. "Yan tarafta dersler alıyorum."
 
Shepard'ın sesi sertti. "Bunu sonra ödeyeceksin."
 
Garrus Shepard'ı döndürdü ama Shepard gerçekten uyum sağlayamıyor gibiydi çok garip dans ediyordu.  Bir anda Garrus kontrolü ele geçirdi ve onu yönlendirmeye başladı.
 
Shepard'ın kulağına yaklaşarak fısıldadı. "Söz veriyorum."  Shepard bunu duyunca Garrus'un ayağına çelme taktı ve Garrus düşecek gibi oldu ancak diğer taraftan da Garrus'u tuttu.
 
İkisi de duruma yavaşça adapte olmaya başladılar ve bir ritmi yakaladılar. Bir anda Shepard bacağını yukarı kaldırdı ve etraftaki izleyicilerin onlara dönerek bakmasına neden oldu. Seyircilerin bir anda nefesleri kesilmişti. Garrus bir adım geri attı ve izleyicilere taktir edilesi bir görüntü sundu. 
 
Kendince dans edenlerin dikkati artık bu ikiliye yoğunlaşmıştı. Etraflarında bir seyirci topluluğu oluştu. İşte o an kenarda içmekte olan James onları fark etti. Kaşlarını çatarak onlara doğru yürüdü. 
 
Bu sırada Shepard kendini tamamen dansa vermişti ve kıkırdadı. Garrus memnundu. "İşte şimdi oldu."
 
James seyirci kalabalığının önüne geçti ve ikisini çatık kaşlarla izlemeye başladı. Kollarını bağlamıştı.
 
Garrus, Shepard'ı son bir kere daha döndürmek istedi. Shepard'ı bıraktığında o dönerek James'in önünde durdu ve burun burunaydılar. Tekrar seyircilerin nefesi kesildi. James de onaylar bir şekilde başını sallayarak sırıttı. 
 
Tam o sırada Garrus arkadan gelerek Shepard'ın kolunu çekerek kendisine döndürdü ve seyirciler bu durumda kahkahalara boğuldu.
 
Shepard ile Garrus dans etmeye devam etti. Müziğin son notalarıyla Garrus Shepard'ı arkaya yatırarak dansı bitirdi.
 
Seyircilerden alkış gelirken Garrus sordu. "Söyle bana: Bir kız buna düşer mi?"
 
Shepard doğruldu. "Kesinlikle evet. Ulaşma ve esnekliği iyi bir şeyler için de kullanabildiğini görüyorum."
 
Garrus Shepard'ın kulağına fısıldadı. "Biliyorsun. Yatakta denediğinde daha da iyi oluyor."

 

6. Bölüm

 

Spoiler
Garrus eski anılarına dalıp gitmişti. James ona seslendi. "Normandy'den Garrrus'a. Hala orada mısın?"
 
Garrus düşüncelerinden sıyrılıp kendine geldi ve eliyle onaylar şekilde jest yaptı. "Sorun yok, buradayım."
 
"Hmm... Shepard gemideyken buraya hiç gelmezdin. Hala güvertedeki tartışmamızı hatırlıyor musun? Sanırım son görevle sen kazanmış oldun. Sen ve Liara ikiniz de daima Shepard'ın favorisiydiniz."
 
"Ondan geçmiş zaman kullanarak bahsetme. Onun hala favorisiyim." Garrus kollarını bağlayarak destek aldığı ayağını değiştirdi. James ellerini kaldırarak geri çekildi. "Ufak bir hata sadece, sakin ol koca oğlan."
 
Garrus güvertedeki James ile yaptığı tartışmayı hatırladı.
 
***
 
Garrus köprünün revir kısmındaki duvara yaslanmıştı. İki metre ötesinde mutfak tezgahına yaslanmış James durup gözlerini dikerek ona bakıyordu.
 
Garrus küçümser şekilde konuştu. "Bu oyunu oynamak istediğinden emin misin?"
 
James hemen cevap verdi. "Sorun nedir Vakarian, tavuk musun?"
 
"Onun ne olduğunu bile bilmiyorum... düşününce galakside onun gibi bir tadı duymuştum... Fakat korktuğumu ima etmeye çalışıyorsan Vega... Oyun başlasın."
 
"Önce yaşlılar."
 
"Tamam. C-Sec'deki zamanımdan bir büyük elçiye suikast düzenlemeye teşebbüs eden bir batarian casusunu tutuklamıştım."
 
James burun kıvırdı. "Lütfen, Omega'da tek elle bir ton kızgın *batarian ile dövüştüm. Onlardan bir tanesini üçüncü kattan atlarken iniş üssü olarak kullandım."
 
Not: Omega bir çeşit yeraltı gibi. Batarian paralı askerlerinden bahsediyor.
 
"Sadece ısınıyordum. Şimdi neyin var onu görelim. Saren adındaki adamın izini sürüp buldum. Üç yıl önce onu bir geth ordusu büyütmesini ve Reaperlar'ı üstümüze salmasını durdurdum."
 
James hemen itiraz etti. "Bu sayılmaz. Onu Shepard ile yaptın."
 
Garrus'un burnu kalktı. "Haklısın. Shepard'laydım. En başından beri."
 
"Bu sadece senin yaşlı olduğunu gösteriyor."
 
Uzaktan izleyen Shepard Garrus'a yaklaştı. Garrus ona göz ucuyla baktıktan sonra James'a dik dik bakmaya devam etti. "Bizi takma, Shepard. Sadece burada James'a gerçek bir askerin nasıl olması gerektiğini söylüyorum."
 
Shepard ikisine de kaşlarını kaldırarak baktı. Ortamın farkındaydı bu yüzden arkasını dönerek gidiyormuş gibi yaptı. Revirin arkasına geçerek ikisinin konuşmasını dinledi.
 
"Hala bunu kazanabileceğini mi düşünüyorsun, ha?"
 
"Bunu tüm gün yapabilirim, Yaralı."
 
Not: Burada James, Yaralı derken Garrus'un yüzündeki yaradan bahsediyor. 
 
"Bunu anman oldukça eğlenceli. Hiç Archangel ismini duymuş muydun?"
 
"Duymuş olabilirim."
 
"Duydun biliyorsun. Ben Archangel'ım."
 
"Belki bunun hakkında da bir şeyler duymuş olabilirim."
 
"Hmm... belki şunu da duymuş olabilirsin, bundan birkaç ay önce Omega'da suç oranı Archangel'ın yaptığı 'temizlik' sayesinde ciddi şekilde azaldı."
 
"Yani sen Omega'da temizlik işindeydin? Ben Fehl Prime'da bir çift *Harvester'ı açığa çıkardım ve onları öldürmek zorunda kaldım. Tek başıma."
 
Not: Harvester oyunda güçlü bir düşman. 
 
"İki solucan boynu... Bu neredeyse etkileyici."
 
James hemen ekleme yaptı. "Bu en iyi kısmı bile değil. Ölürken arkalarında bir yumurta bıraktılar. Yumurtadan çıkınca onu üzerinde uçmama izin verecek şekilde eğittim."
 
Garrus kıçıyla güldü. "Birlik mi sana böyle saçmalıklar uydurmayı öğretiyor yoksa sen tek başına mı öğrendin?"
 
"Bu bir yetenek."
 
James bir süre duraksadı. "Çok şey geçirmişsin, Yaralı."
 
"Vaz mı geçiyorsun?"
 
"Hayır, daha fazlası var. Sadece onlar hakkında konuşmak istemiyorum."
 
"Yeterince adil...Herkesin onun gibi bir anısı vardır."
 
"Sadece bir tane, ha?"
 
"Evet, her hikayenin mutlu sonu yoktur."
 
"Garrus Vakarian adlı bir turian ile takım olduğum hikaye hariç... Silahlarla arası iyiydi ancak kendinin bir çeşit dahi olduğunu düşünüyordu."
 
"Evet, Zeki kıçlı Jimmy Vega adlı subayı biliyorum. İsmi kulağa Omega'da direk dansçısı gibi geliyor. Her zaman sinirlerime dokunur. Fakat çocuk fena değildi. Silahlı halini de hesaba katıyorum."
 
James hemen ekledi. "Ve birlikte Genophage'i iyileştirdiler."
 
Garrus: "Cerberus'un Citadel'i ele geçirmesini durdurdular."
 
James: "Ve sonunda Reaparlar'ı galaksiden kovdular."
 
Garrus: "Arkadaşlarının biraz yardımıyla."
 
"Hayır sadece bizdik. Fakat çoğunluğu bendim." James bunu söyler söylemez ona yönelmiş öldürme arzusunu fark etti. Asker içgüdüleri hemen onu harekete geçirdi ve yaslandığı yerden doğruldu. Etrafına baktığında delici bakışlarla ona bakan Shepard'ı gördü.
 
Shepard ona doğru yürüyordu. "Vega senin N7 programı için antrenman yapıyor olman gerekmiyor mu? Yoksa programı bırakmaya mı karar verdin. Dövmeleri boşuna yaptırmış olmalısın."
 
James gelen tehditti hemen anladı ve hızlıca cevap verdi. "Hemen Hangar'a gidiyorum, Komutanım."
 
Garrus Shepard'a bakarak kıkırdadı. Shepard ona göz ucuyla baktı ancak burun kıvırarak döndü ve uzaklaştı.'
 
***
 
Garrus bu anıyı hatırlayınca morali biraz daha yerine gelmişti. "Sorun yok,çocuk. Sadece sinirlerim biraz gergindi. Keşif birliği gelmiş olmalı Joker'i kontrol etmeye gideceğim. Söylemek istediğin bir şey var mı?"

 

 

7. Bölüm

 

Spoiler
James sağına ve soluna hızlıca baktı. Etrafta onları dinleyen kimsenin olmadığına kanaat getirdiğinde Garrus'a doğru fısıldadı.
 
"Hey, Shepard ile uzun bir süredir çıkıyorsun değil mi? Demek istediğim çoktan... yapmış olmalısınız. Siz turianlarda da aynı şey var mı?" James son sorusunu sorduğunda gözlerini aşağı doğru kaydırmıştı. Neyi ima ettiği çok barizdi. 
 
"Lanet olsun James. Şu anda bunu sorduğuna göre bir tedaviye ihtiyacın olmalı. Dr. Chakwas'a revirde bir yatak daha hazırlaması gerektiği söyleyeceğim. Unutmadan söyleyeyim: Doktor etrafındakileri yemeyi düşünen bir krogan kadar sarhoştu." 
 
James utanmazca güldü. "Shepard'ın neden senden bu kadar çok hoşlandığını anlayabiliyorum. Eğer burada olsaydı bunu kaydetmemi isterdi."
 
"Ve şu anda burada olsaydı senin çalışmadığını görüp seni N7 programından atmakla tehdit ederdi. Vega, bence yapman gereken işlerin var."
 
James'in gülen suratı donmuştu lakin bu sefer Garrus sırıtıyordu. James bir şey söylemeden arkasını dönüp ağırlıkların olduğu yere doğru ilerledi. Garrus'un duyamayacağı mesafeye geldiğini düşündüğünde mırıldandı. "Sultan Papağanı!"
 
Garrus onu duymuştu ama neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri yoktu. Bu sayede James bir süre daha hayatta kalabilecekti.
 
Garrus asansöre doğru ilerlerken James'in sorusunu hatırladı. Aklında canlanan anılar onun aptalca sırıtmasına sebep olmuştu.
 
 
***
 
Shepard, Garrus'a açılalı uzun bir süre geçmemişti. Eski ekipten Tali'yi tekrar mürettebata dahil etmişlerdi. Garrus Ana Batarya'da her zamanki kalibrasyonlarını yaparken Shepard kapıyı açarak içeri girdi.
 
"Bir dakikan var mı?"
 
Garrus cevap vermeden etrafına bakındı. Sonra elini otomatik kapı düğmesine götürerek Shepard'ın az evvel girdiği kapıyı kapattı. Biraz çekingen gözüküyordu.
 
"Evet. Konuştuğumuz şeyler hakkında düşünüyordum. Kafa dağıtmak ve gerginliği rahatlatmak hakkında olanlar... Türler arası ilişkiyi hiç düşünmemiştim. Lanet olsun, bu şekilde söylemek de hiç yardım etmiyor. Şimdi kirli ve hasta hissediyorum." Garrus yerinde duramıyordu. "Sadece bunun hakkında düşündüğümüz için bile deli miyiz? Ben değilim... Bak, Shepard, evine biraz daha yakın birini bulabileceğini biliyorum."
 
Shepard kararlı bir şekilde cevap verdi. "Eve daha yakın birini istemiyorum. Seni istiyorum. Güvenebileceğim birini istiyorum."
 
Garrus hiç itiraz etmek istemiyordu bu yüzden kafasıyla onayladı. "Bunu yapabilirim. Biraz müzik bulacağım ve... bu işi nasıl yapmamız gerektiğini çözmek için araştırma yapacağım. Gecemiz ya bir hazine ya da türler arası korkunç abuk subuk bir şey olacak. Bu durumda Toplayıcılarla savaşmak hoş karşılanır bir oyalanma olacak. Yani biliyorsun, her türlü kazanç içindeyiz."
 
Shepard bağladığı kollarını çözdü. "Biliyorsun, Garrus. Eğer bununla rahat değilsen, sorun değil. Üstünde baskı kurmaya çalışmıyorum."
 
Garrus hemen reddetti. "Shepard, bu batmış galakside geriye kalan tek arkadaşım sensin. İnsanlara fetişim varmış gibi davranmayacağım ama bu onun hakkında değil. Bu bizim hakkımızda. Asla beni rahatsız edip etmediğini düşünmemelisin. Gerginim, evet... ama asla rahatsız değil."
 
Shepard sırıttı. "O zaman ne zaman odayı ayırtmalıyım?"
 
"Eğer senin için sorun değilse beklemeyi isterim. Mürettebatı olabildiğince az karışıklığa itmek için... ve fırtınadan önce rahatlamak için son şans olarak... Beni biliyorsun daima soğutucu patlamadan son atışın tadını çıkarmayı severim."
 
Shepard kaşlarını kaldırdı. Hiçbir şey demeden Garrus'a baktı. 
 
"Bekle, bu mecaz korkunç bir yere doğru gitti."
 
Shepard geriye doğru çekildi. "İşine geri dönmene izin vereceğim."
 
"Çünkü ateşleme algoritmalarını optimize etmenin tam ortasındaydım."
 
İki gün sonra
 
Shepard Garrus'un da onunla birlikte olmak istediğini biliyordu. Hatta geçen gün Kasumi onu cesaretlendirmiş ve herkesin ikisini birlikte görmek istediğini söylemişti. 
 
Shepard tekrar Garrus ile konuşmak için Ana Batarya'ya gitti.
 
"Bir dakikan var mı?"
 
"Kesinlikle. Kafayı dağıtma konusu... bir tarafım bunu düşündüğümüz için bizi çılgın olarak görse de bunu seninle denemek istiyorum. Galaksinin iyiliği için kendimizi cehenneme fırlatmadan önce sadece ikimiz için birkaç an istiyorum."
 
"Ben de bunu istiyorum, Garrus."
 
"Bunu duymak güzel. Biraz... araştırma yapacağım ve bunu nasıl yapacağımızı... biliyorsun.. çözmeye çalışacağım."
 
Shepard, Garrus'u da istekli gördüğü için sevinçliydi. Yüzündeki aşık sırıtışıyla Ana Batarya'dan ayrıldı. Köprüden geçerek Mürettebat Yaşam Alanına geldi.
 
Onu gören askerler durup selam veriyordu. Shepard bunu görmekten hep memnun olurdu. Yemek masasına oturmuş iki askerin onu fark etmeden sohbetlerine devam ettiklerini gördü. Keyfi oldukça yerindeydi. Ana Güverteye gitmeden önce onlara kulak vermenin bir zararı olmayacağını düşündü.
 
"Duydun mu? Komutan Shepard, Garrus'a itiraf etmiş." Bunu söyleyen teknoloji takımından bir teğmendi. Büyük ihtimalle yemek molası vermiş, yemeğin hazırlanmasını beklerken de dedikodu yaparak zaman geçirmenin iyi olacağını düşünüyordu.
 
"Saren görevi sırasındayken Shepard'ın *Kaidan ile çıktığını duymuştum. Horizon'da Kaidan bize katılmayı reddetmiş. Konuştuğum çoğu kişi Garrus'un Kaidan'dan daha sadık olduğunu söylüyor. Ben Garrus'u destekliyorum."
 
Not: İlk oyunda Shepard, Kaidan ile çıktı. İkinci oyunda Shepard'ın ölüm haberinin yayılmasından iki yıl sonra tekrar ortaya çıktığında Horizon'da Toplayıcıların saldırısını durdurmaya çalışırken Kaidan ile karşılaştı. Kaidan, Shepard'ın Cerberus için çalıştığını duyduğunda onu terk etti.
 
Konuşmayı duyan birkaç askerde etraflarına dolaşarak şiddetle konuyu tartışmaya başladılar.
 
"Ama biliyorsunuz, Garrus bir turian. Galaksinin neresinde bir turian ile insanın çıktığı görülmüş." Bunu söyleyen diğerlerinden daha yaşlı bir askerdi. *İlk Kontak Savaşlarına katıldığı için turianlara normal bir şekilde bakamıyor daima onları düşmanı olarak görüyordu.
 
Not: İnsanlık ilk kez Yörünge Geçitler'ini bulduğu zaman ilk karşılaştığı ırk turiandı. İlk temas pek de barışçı değildi.
 
Kısa saçlı genç bir asker heyecanla reddetti. "Bu türler arası bir mesele değil. Bu Komutanımızın mutlu olmasıyla alakalı. Ben Garrus ile onun arasında inanılmaz bir kimya görüyorum. İkisi de birlikte mutlu olacaktır."
 
Erkek askerlerin bazıları imalarla daha özel şeylerden bahsetmeye başlayacakken Shepard öksürerek dikkatleri üstüne çekti. 
 
Bir anda tüm askerlerin nefesi kesildi. Shepard sorun olmadığını gösteren bir jest yaptı. "Afiyet olsun."
 
Bunu söyledikten sonra ayrıldı ama çoğu askerin gözü çoktan korkmuştu. Konuşmaya devam etmediler ve sessizce yemeklerini beklediler.

 

8. Bölüm

Spoiler

 

Garrus asansörden çıktığında Uzman Traynor onu asker selamıyla selamladı. Bir sekreter olarak görevini yerine getirerek Garrus'u hemen bilgilendirdi. "Shepard'ın kişisel terminalinde okunmamış mesajlar var, Kaptan."

 
Garrus mesajları okumaya karar verdi. Galaktik haritanın hemen yanında duran terminale doğru ilerledi. 4 tane okunmamış mesaj vardı. İlki Amiral Hackett'en geliyordu.
 
Catalyst'in nasıl aktive edildiğini ve onun durumu hakkında ayrıntılı bir rapor istiyordu. Garrus bu soruların hiçbirinin yanıtını bilmediği için cevaplamadan sonraki mesaja geçti.
 
Diğer mesaj Shepard'ın annesi *Hannah'dan geliyordu. Onun iyi olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Garrus'un buna da verebileceği bir yanıtı yoktu.
 
Not: Kullandığınız origin hikayesine göre bu bilgi değişebilir. Bu fanfic Spacer ve War Hero origin hikayelerini baz alarak hazırlanmıştı. Yani Shepard'ın iki ebeveyni de Birlik'de üst düzey uzmanlar. Uzayda yetişti ve yaşı geldiğinde Birlik için çalışmaya başladı. Ayrıca zamanında yaptığı kahramanca eylemler onun savaş kahramanı olarak tanınmasını sağladı.
 
Üçüncü mesaj Citadel'deki bir mağazadan geliyordu. Siparişin kargoya verildiğini ve üç gün sonra *Siversun Strip'deki apartmanına teslim edileceğini söylüyordu. Garrus Shepard'ın göreve başlamadan önce ne sipariş ettiğini merak etti ama mesaj bununla ilgili bir bilgi içermiyordu.
 
Not: Citadel dlc'si. Anderson dairesini kullanması için Shepard'a veriyor.
 
Son mesajın gönderen kutusu spam işaretleriyle doluydu. Mesaja tıkladığında sadece kısa bir cümle gördü.
 
"Sen doğru olanı yaptın Shepard. 
 
Legion"
 
Legion... 
 
Shepard, Quarianlar'ın ana vatanlarını Gethler'den geri almaya çalıştığı sırada Gethler'in kendisini güncellemesine izin vermiş ve onların birbirinden bağımsız kişilik sahibi birer yapay zeka olması sağlamıştı. Ancak Reaper teknolojisiyle yapılan bu güncelleme sırasında Legion tüm ırkı için kendini feda etmişti. Neticede Gethler ile Quarianlar birlikte yaşamaya başlamış ve barış sağlanmıştı. Ancak Crucible etkinleştiğinde tüm sentetik yaşam formları yok edilmişti. Bu Gethler de dahil... Legion sanki Shepard'ın omuzlarındaki yükü almak istermiş gibi onu teselli ediyordu. 
 
Garrus kafasını salladı. Duygusal olarak sarsılsa da kendini hemen bırakamazdı. Köprüden geçerek Joker'in yanına geldi.
 
"Keşif takımı bir şeyler bulabildi mi?" 
 
"Getirdikleri GPS bizim *Virmire'nin yörüngesinde olduğumuzu gösteriyor. Yakınlarda bir yörünge geçidi olmalı. Dünya'nın yörüngesine girmemiz iki saat sürebilir. Tali'den geminin GPS'ini düzeltmesini istedim. Başka sıkıntı olursa size iletir."
 
Not: Virmire ilk oyundaki Wrex'i ikna etmeye çalıştığımız gezegen. 
 
Joker bir süre duraksadı. Tekrar konuşmaya başladığında artık elleri komut konsolunda hareket etmiyordu. Ellerini başının etrafına sardı ve başını dik tutmak istemiş gibi dirseklerini bacaklarına batırdı.
 
"Biliyordu... EDI bunun olacağını biliyordu. Normandy'nin yapay zekası olarak her türlü sisteme erişim izni vardı ve Crucible etkinleşmeden önce kendisini sistemden ayırarak yeni bir yazılım yazdı. Bu yüzden hala hayattayız. Bu yüzden gemi hala hareket ediyor. Lanet olsun! Crucible etkinleşmeden önce kendisini çoktan silmişti."
 
Garrus, Joker'in EDI hakkındaki düşüncelerini önceden Shepard'dan duymuştu. Ama bu kadar ciddi olacağını hiç düşünmemişti. Joker'e baktı. Sevdiği kadını kaybetmenin nasıl bir his olduğunu anladığını düşündü. 
 
"Yaptığım kalibrasyonları hep tekrar kontrol ederdi. Çoğu zamanda hatalarımı düzeltirdi. Bana birkaç kere işimi bırakmamı söylemişti. Onunla zaman geçirmek eğlenceliydi."
 
Joker kıkırdadı. "Haklısın onunla zaman geçirmek eğlenceliydi. Sana hiç Shepard'ın aramızda çöpçatanlık yaptığını anlatmış mıydım? "
 
 
***
 
Shepard Citadel'in Meridian Place Pazar'ında sonraki görevleri için alışveriş yapıyordu. Bir anda tanıdık bir figür dikkatini çekti. Joker banklardan birine oturmuş EDI'yi izliyordu. 
 
EDI harika vücut kıvrımlarına sahip bir yapay zeka robotuydu. Shepard Joker'e yaklaştı ve yanına oturdu.
 
Joker onu yaklaşırken fark etti. Dalga geçer gibi konuştu. "Hey, Komutanım. Şuna bakın! Büyük haber: Yeni *Blasto filmi haftalık açılış rekorlarını kırdı. Ayrıca quasar turnuvasında hile, apartmanınızı nasıl daha büyük göstereceğiniz hakkında ipuçları ve ....ah, evet, Reaper istilası varmış." Kaşlarını çattı. "Bu insanların hiçbir fikri yok."
 
Not: Blasto filmini oyunu oynayanlar Citadel dlc'sinden hatırlarlar. Bir hanar Specter'ın Milky Way'deki maceralarını anlatıyor. Quasar turnuvasyonu da bir çeşit savaş simülasyonu oyunu.
 
"Galaksiyi büyük olaylar sarstığında insanlar onlara tanıdık olan şeylere sarılırlar."
 
"Bunun sanki iyi bir şeymiş gibi söyledin."
 
"Sokakları velveleye vermekten daha iyi."
 
"Sanırım sadece orta yolun bulunmasını istiyorum. Daha az bahçe düzenleme tavsiyesi daha fazla savaş hazırlığı."
 
"Bu olacak... onların yardım edebileceği bir şey olduğu zaman."
 
Joker konuyu değiştirmek için bir mağazada pazarlık yapan EDI'ye baktı. "Bu arada herkes *Presidium'un ortasında serbestçe dolaşan bir AI'yi görmezden geliyor."
 
Not: Persidium'u Citadel'in İstiklal Caddesi gibi düşünün. 
 
"Bir soruna sebep oluyor mu?"
 
Joker hemen reddetti. "Hayır, hayır o benim "hareket" asistanı makinem. *Vrolik sendromuma şükür yasal olarak onu her yere götürebilme iznim var. Bu sakatlığın sonunda kullanılabilir avantajı çıktı."
 
Not: Bir çeşit genetik hastalık. Joker bu durumdan yürüme zorluğu çekiyor.
 
"Eminim o da ilginç yerlerde dolaşabildiği için memnundur."
 
"Ah, sadece kısa bir kara izni kazandı."
 
Shepard ona burun kıvırdı ve kalkarak EDI'ye doğru yürüdü.
 
"Merhaba, Shepard."
 
"Bilgi topluyormuşsun gibi gözüküyorsun."
 
"Bu sağlam bir varsayım."
 
"Dünyayı sarsacak kadar büyük bir şeyler var mı? Evrenin sırrı? Nesnel gerçeklik gerçekten var mı? Ya da bunlar gibi şeyler?"
 
"Kafamda Jeff'in davranışlarını analiz ederken çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyordum." EDI, Joker'e doğru dönerek baktı ve Joker elini kaldırarak ona el salladı.
 
"Onun bana karşı sevecen bir bağlılığı olduğuna inanıyorum fakat bu konuyu kimseye daha belirtmedi. Shepard, sen ilk elden seksüel etkileşimde bulundun. Birinin romantik anlamda kuşatıldığını nasıl anlarsın?"
 
"Ahh, Bilmiyorum. Daima seninle konuşurken *sağ üst diyalog seçeneğini kullanırlar?"
 
Not: Mass Effect bir rol yapma oyunudur. Diyalog çarkında sağ üst seçenek kahramanca ve olumlu metinler içerir.
 
"Efendim??!"
 
"Yani... Genellikle seni düşünmeyi durduramadığına dair işaretler gösterirler. Biliyorsun, randevu için sorarlar, hediye verirler, belki müzik çalarlar..."
 
"Yazılım ve donanım dışında istediğin materyallerde eksiğim var. Çekirdek programım müzik çalmama izin vermiyor. Belki de Jeff'i  nasıl duygusal taahhüdünü vermesini sağlayacağımızı tartışmalıyız."
 
"Bu şekilde düşünmemelisin. Doğal bir şekilde gerçekleşmeli. Kimyaya ihtiyacın var."
 
"Anlıyorum. Ona arzu edilen duygusal durumu taklit edebilmesi için enjekte edebileceğim bir ton ilaç var."
 
Shepard derin bir nefes aldı. "Hayır. Demek istediğim rahatlamalı ve ikinizin de sevebileceği şeyler yapmalısınız. Örneğin ikiniz de komediyi seversiniz."
 
"Doğru. Citadel'de şu anda komedi eğlencesi türünde bir şeyler gösteriyorlar mı diye bakacağım. ARANIYOR... "Kendini Asan Adam"ı seveceğini düşünüyor musun? Aşık bir plastik cerrahı hakkında?"
 
"EDI, nereye gidersen git önemli olan şey iyi vakit geçirmek. Eğer sen eğleniyorsan muhtemelen o da eğlenecektir." Shepard bunu söylerken elleriyle karşısındaki yapay zeka robotunun metalik omuzlarına iki kere vurdu. 
 
"Yani diyorsun ki sonuç bilinmeyen bir gerçeklik ama her ihtimalde ben ona eşlik etmeliyim.    
 
Shepard omuzlarını kaldırdı. "Kimse biraz cesareti olmadan aşık olamaz."
 
"Anlıyorum. Şansımı arttırdığına inanıyorum. Teşekkürler Shepard."

 

9. Bölüm

 

Spoiler
Takımyıldızları ve nebulalar uçsuz bucaksız galakside kendi resimlerini çiziyordu. Herkes kendi kaderinde ilerliyor, herkes amacı için savaşıyordu. 'Sessizlik beni çıldırtıyor.'
 
Garrus, Joker ile biraz sohbet ettikten sonra Kaptan Odası'na çekilmişti. Şimdi sayısız kere Shepard'la paylaştığı yatakta tek başına yatarken uzayı izliyordu. Nasıl hissetmesi gerektiğinden emin değildi. Umutlu? Tedirgin? Üzgün? 
 
Shepard'ın kötü rüyalarından fırlayarak uyandığı zamanları hatırladı. Kollarında ağladığı, yükünün katlanılmaz olduğunu söylediğini... Shepard dışarıda sert ve acımasız biri gibi davranan içeride ise yastığı sırılsıklam olana kadar ağlayan küçük bir kız çocuğu gibiydi. En azından Garrus, Shepard için böyle düşünüyordu.
 
"Shepard..."
 
Garrus yataktan kalktı ve duvara gömülü olan akvaryuma doğru ilerledi. Shepard'ın bu balıklar konusunda ne kadar hassas olduğunu en iyi o biliyordu. Bir kere gecenin yoğun 'egzersizinden' sonra Shepard yataktan çıkmak istemediğini söylemişti. İkiside tüm gün uyuduğu için balıklar açlıktan ölmüştü. Shepard bu olayın ardından onunla bir hafta konuşmamıştı.
 
Balık yemlerini Shepard'ın ona öğrettiği şekilde akvaryuma bıraktı.
 
Arkasını döndüğünde Shepard'ın çalışma masasını gördü. Duvarda çeşitli gemilerin maketleri vardı. Shepard'ın hobilerinden biri de buydu. Silahları için düşmanları lootlayan, sınırsız parasıyla ise sadece maket alan deli kız. Ona Geth Gemisi Modeli'ni hediye ettiği zamanı asla unutamıyordu. O kadar mutlu olmuştu ki ona bir şekilde geri ödemek istemişti. Garrus bunun gerekli olmadığını söylese de onun ısrarını geri çevirememişti. 
 
***
 
Shepard onun resmini yapmak istediğini söylemişti. Ardından Garrus'un zırhını çıkarmaya başlamıştı. Garrus utanarak geri çekilmeye çalışsa da kararlı gözlerle ona bakmış ve onu beyninden vuran şu sözleri söylemişti. "Sana bunu söylemenin doğru yolunu asla bulamadım ama benim gidebileceğimi hiç fark ettin mi? Uzak bir yere... Asla bulamayacağın, asla erişemeyeceğin bir yere... Seni daima yanımda taşıyacağım." Sonra iki elini de yukarı kaldırmış. "Tabii ki buna daha çok var bu yüzden güven bana. Beni koruduğun gibi ben de onları koruyacağım ve biliyorum ki yalnız değilim. Daima benim yanımda beni izliyor olacaksın. Kader bizi ayırana kadar..."
 
Garrus bu cümlelerin karşısında ne diyeceğini bilememiş ve bu fırsattan istifade eden Shepard onu bir güzel soymuştu. Sanki önceden her şeyi planlamış gibi tabloyu ve boyaları çıkardığında ise hınzırca sırıtıyordu.
 
Garrus'un beş duyusu geri geldiğinde asıl sorması gereken soruyu sordu. "Peki bunu çıplak yapmak zorunda mısın?"
 
Shepard gözlerini ona sabitlemiş bir şekilde fırçasını kaldırdı. Oranları ayarlamaya çalışan usta bir ressam gözüküyordu. Şüpheye yer bırakmayacak bir kararlılıkta kendini belirtti. "Evet."
 
 
***
 
 
Garrus hafifçe kıkırdadı. Masada çerçeve içinde duran resme baktı. Bu Shepard'ın yaptığı resim değildi. Garrus'un C-sec günlerinde kullandığı sıradan bir vesikalık fotoğraftı. Bir zamanlar o çerçevede Kaidan'ın fotoğrafı yer alıyordu. Garrus, Kaidan'ı düşünmek istemiyordu. *Udina Olayı'nda Shepard hızlı davranmamış olsaydı büyük ihtimal çoktan onu öldürmüş olurdu. 'Shepard neden herkese bu kadar naziksin?' 
 
Not: Udina Olayı... Mass Effect 3'de Cerberus'un Citadel'e saldırmasıyla Konsey üyesi olan Udina Konseye ihanet eder. Kaidan bir Spectre (özel ajan gibi) olduğu için Konsey'i korumakla görevlidir. Udina'nın ihanetini bilmeden onu korumaya çalışır. Eğer Shepard, Renegade rotasında oynuyor ve Kaidan ile ilişkisi kötüyse Shepard onu vurabilir. Eğer vurmazsa Garrus vurur. Bu ayrıca Kaidan ve Garrus arasında aşk üçgeni olursa da olabilir. Bu kısım Kaidan ile iyi anlaşmış ama aşk üçgenine girmemiş Shepard'ı baz almıştır. Hikayeden de anlaşılacağı gibi Shepard, Paragon'dur.
 
Burada yapması gereken bir şey kaldı mı diye etrafına bakındığında duvardaki müzik setini gördü. Hayatındaki hem en garip hem de en samimi günü hatırlamadan edemedi. İlk gece...
 
 
***
 
Shepard soğuk duştan yeni çıkmış saçlarını kuruluyordu. Bir anda odasının kapısı açıldı ve elinde bir şişeyle Garrus içeri girdi.
 
"Hey, şarap aldım. Bir *vijilantın maaşıyla alabileceğimin en iyisi."
 
Not: Vigilante. Huzuru sağlamak için kurulan yasadışı örgüt üyesi.
 
Shepard kollarını bağlayarak duvara yaslandı. Garrus içeri koşarak girdi ve müzik setinden hareketli bir şarkı açtı. O, eli ayağı birbirine dolaşmış şekilde atmosferi ayarlamaya çalışırken Shepard onu sırıtarak izliyordu. Kafasını salladı ve ellerini alnına götürmemek için kendini zor tuttu.
 
Garrus akvaryumun önünde durdu ve ona doğru yaklaşan Shepard'a baktı. "Eğer bir turian olsaydın belini ve perçemlerini överdim. Bu yüzden...  senin, ah, saçın güzel gözüküyor ve belin... oldukça destekleyici." Kendini güvenini yavaşça kaybeden Garrus kısık sesle konuşmaya devam etti. "Umarım bunlar insan kültüründe ofansif cümleler değildir. Sıçtım. Birkaç video izlemem gerektiğini biliyordum. Ne yapmam gerektiğini söyle, Shepard."
 
Shepard ellerini kaldırarak Garrus'un ağzını kapadı. "Vay, beni baştan çıkardığını düşün, tatlı dilli. Şimdi kapa çeneni ve endişelenmeyi bırak." Shepard bunları yüzünde bir gülümsemeyle söyledikten sonra müzik setine ulaştı ve tek tuşla kapattı.
 
Garrus başını öne eğdi. "Ben sadece... Çok şeyin yanlış gittiğini gördüm, Shepard. C-sec'deki işim, Sidonis ile olanlar... Sadece bir şeylerin yolunda gitmesini istiyorum. Sadece bir kere. Sadece..." Shepard elini kaldırıp Garrus'un yüzüne dokunduğunda Garrus konuşmayı kesti. 
 
Yavaşça kafasını öne eğdi. Garrus da öne doğru eğildi. Alınlarını birbirine değdiği anda ikisi de kelimelerin tarif edemeyeceği bir bütünlüğü ve güveni aynı anda hissettiler.
 
"Önemli değil... Anlıyorum. Sen de beni anlıyorsun. Şimdi sadece kapa çeneni ve bedenlerimizin konuşmasına izin ver. Belki onlar bizden daha akıllıdır." Shepard yavaşça Garrus'un boynuna kollarını doladı. Garrus'un kulağına fısıldadı. "Merak etme. Ben videoları izledim. *Mordin'den de oldukça eğlenceli birkaç taktik aldım. Harika bir gece olacak."
 
Not: Mordin, ikinci oyundaki parti üyesi. Salarian bir bilim adamı.
 
Hemen yanındaki ışık butonuna bastıktan sonra oda yavaşça karardı. İkisi de acele etmeden yatağa ilerledi. Aceleleri yoktu. Artık tamamen birbirlerine aitlerdi. "Seni seviyorum."
 
"Ben de seni."
 
O gece Shepard'ın odası kıkırdamalar ve inlemelerle doluydu. Kimse onları rahatsız etmedi.

 

Link to post
Share on other sites

Öncelikle fanfic için teşekkürler ?Kalemine sağlık 

Bazı kelimelerin anlamlarını bildiğim halde oyunda verdikleri anlamlar ile benim düşündüğüm bir türlü bağdaşmıyor olay örgüsünden kopmama neden oluyor.

Mass effect oyunu ile ilgili hiçbir bilgim olmadığı için olsa gerek kurgudaki yabancı kelimeleri algılamakta oldukça zorlandım. Anlayacağın sürekli açık bir yan sekmem vardı bilmediğim kelimelere bakmam için.

Başlangıçta ya da kelimenin geçtiği yerde minik bir açıklama yaparsan daha güzel olabilir. Yarışmada bol şans?

Link to post
Share on other sites

İkinci oyunu 2 defa erkek karakter ile bitirdiğim için Garrus ile olan baştaki diyalog okumama engel oldu :D Yarışmada başarılar dilerim.

Link to post
Share on other sites
Huseyinekrem, 4 saat önce tarihinde yazdı:

İkinci oyunu 2 defa erkek karakter ile bitirdiğim için Garrus ile olan baştaki diyalog okumama engel oldu :D Yarışmada başarılar dilerim.

Oyunu oynamış birinin okumasına çok sevindim. :D Lütfen çok takılma ve oku. Youtube'dan Garrus ile olan sahnelere bakarsan erkek hayranların Garrus'a ne kadar sulandığını görürsün. Kendisi tamamen Shepard için yapılmış bir karakter ve serinin en iyi romantik karakteri. Kadın karakterle oynamadığın için ikisinin arasında geçen çoğu diyalogdan bihabersin. 3. oyunun final sahnesinde geçen şu diyalog serinin en duygusal anlarından biriydi. 

 

Alıntı

Garrus: James told me there's an old saying here on Earth--may you be in heaven half an hour before the devil knows you're dead. Not sure if Turian heaven is the same as yours, but, if this thing goes sideways and we both end up there--meet me at the bar. I'm buying.
Shepard: We're a team, Garrus. There's no Shepard without Vakarian, so you better remember to duck.
Garrus: Sorry, Turians don't know how. But I'll improvise. And Shepard, forgive the insubordination, but your boyfriend has an order for you--come back alive. It'll be an awfully empty galaxy without you.
Shepard: Goodybye, Garrus. And if I'm up there in that bar, and you're not... I'll be looking down. You'll never be alone.

 

51c2cf0a141cebdf4379674f177134e2.thumb.jpg.7336fd6222a11d36933568fb29b6ea1d.jpg

Link to post
Share on other sites
esmaderdi, 11 saat önce tarihinde yazdı:

Oyunu oynamış birinin okumasına çok sevindim. :D Lütfen çok takılma ve oku. Youtube'dan Garrus ile olan sahnelere bakarsan erkek hayranların Garrus'a ne kadar sulandığını görürsün. Kendisi tamamen Shepard için yapılmış bir karakter ve serinin en iyi romantik karakteri. Kadın karakterle oynamadığın için ikisinin arasında geçen çoğu diyalogdan bihabersin. 3. oyunun final sahnesinde geçen şu diyalog serinin en duygusal anlarından biriydi. 

 

 

Normalde her oyunu varsa dişi karakterle oynarım :D Bu sefer niyeyse erkek ile oynamıştım. Okuyayım o zaman.

Link to post
Share on other sites
  • 2 weeks later...

Oyunu oynamadığım için olsa gerek okuduğumdan hiçbir şey anlamadım :(

 

Bence bir özet geçirebilirdi. Bir spoiler daha oluşturulup sözlük şeklinde numaralandırılıp her terimde numara verip başta ya da sonda bunları detaylıca açıklansa daha güzel olurdu. Bana bu haliyle çok kopuk geldi üzgünüm.

 

Başarılar. Hayal gücüne sağlık.

Link to post
Share on other sites
Nones, 5 saat önce tarihinde yazdı:

Oyunu oynamadığım için olsa gerek okuduğumdan hiçbir şey anlamadım :(

 

Bence bir özet geçirebilirdi. Bir spoiler daha oluşturulup sözlük şeklinde numaralandırılıp her terimde numara verip başta ya da sonda bunları detaylıca açıklansa daha güzel olurdu. Bana bu haliyle çok kopuk geldi üzgünüm.

 

Başarılar. Hayal gücüne sağlık.

Yorumun için teşekkürler ama anlaşılmayacak kadar karışık yazdığımı düşünmüyorum.  Çoğu terimi açıklamak için not yazdım. Seriyi oynamamış biri tabii ki %100 anlayamaz ama dikkatli okursa olayın ne olduğunu hemen anlarlar. Sen hiçbir şey anlamadığın için sana kısaca özet geçiyim. Shepard evreni kurtarırken hayatını riske atıyor. İlk başta herkes onu öldü sanıyor ama ilk bölümde Garrus'un dediği gibi onu bulmaya Catalyst'e geri dönüyorlar. Sık sık flashback yazdığım için kafan karışmış olabilir ama hem karekter tanıtımı hem de kurguda sonra kullanacağım ek sahneler için gerekli flashbacklerdi. Hikayenin ana konusu Shepard'ı kurtarmak. Aklına takılan bir soru varsa lütfen sor. Hiçbir şey anlamadığına çok üzüldüm.

Link to post
Share on other sites

Öncelikle bir aşk hikayesi değil, bir kurtarma hikayesi bekliyordum. Hikayenin girişinden bu çıkarılıyor zaten. Ama gel gör ki bütün her şey flashbackler üzerinden anlatılıyor. Ben olsaydım hikayeyi normal anlatır, vurucu bir son olması açısından girişe yazdıklarını final yapardım. Değişik olmuş, ama benim zevklerime uymuyor. 4 sezon sürmesi gereken bir animenin 1 sezonda final vemeden bitirilmesi gibi bir tat bıraktı.

Yaşınızın genç olduğunu düşünüyorum, yazmaya devam ederseniz, giriş-gelişme-sonuç gibi temel kurallara bağlı kalırsanız çok hızlı gelişeceğinizi düşünüyorum.

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.