Jump to content
×
×
  • Create New...

Recommended Posts

            1. Bölüm -içimizdeki çiçek-

 

   *saat 07:00  alarm sesi*

 

Gözlerimi açmamla yeni güne uyandığımı idrak etmem bir oldu. Sabah güneşi... kimi ne umut, kimi ne kaygı. Sahi her yeni güne başladığımızda  umut'lanmalımıyız? Güneş bize, dün kü o karanlık gecenin bitip, yeniden aydınlık ve umutlu bir güne başladığımızı hatırlatmalımı? Ya bugünün gecesi? Gene fazlaca düşündüğümü farkedip yataktan kalkmak için hamle yaptım. Günlük rutinlerimi hallettikten sonra üstümü değiştirmek için tekrar odama döndüm. Son sınıf'ı okuyan bir lise öğrencisiyim. Haliyle (kendimce beni yoran) bir sürü sorumluluğum var. Ve bunlardan bir tanesi de okul'a gitmek. Çantamı hazırlarken çekmecenin üstündeki kol saat'imi fatkettim.              -Aybüke'nin hediyesi...- diye düşünmeden edemedim. Bence bir insan'a verilebilecek en güzel hediye zaman. Saat'e her baktığımda zaman'ın benim için ne kadar değerli olduğunu hatırlıyorum. Ve bu (her ne kadar yanımda olamasada) verdiği hediye ile idrak etmeni saylayan dostum sayesinde oluyur.

 

 

Annem ve babam çalıştığı için, genelde haftaiçi dışarıda ve aybüke ile kahvaktı yapardım. Ama bugün aybüke okula gelmeyecekti. Bende evde kahvaltı yapmayı uygun gördüm. Nedense zor bir gün geçirecekmişim gibi bir hisse kapıldım. Telefonumu alıp -en azından bir günaydın yazmalıyım- diye düşündüm. GÜNAYDIN! Peki ya içimiz?

Daha fazla oyalanmadan okul'a doğru yol aldım.

 

 

Daha 2. ders'te olmamıza rağmen düşüncelerim beni esir almıştı. Ders'te olmasam kitap okurdum. Okumak her zaman daha cazip gelmiştir bana. Zira okumak geliştirir, düşünmek ise yorar. Telefonuma  gelen mesaj titreşimiyle kendime gelmem bir oldu. Hoca'ya çaktırmadan mesaj'a bakmaya çalıştım.

 

GÖNDEREN: aybüke

 

Sanada günaydııııın bayan DÜŞÜNEN.

Bir adet beyaz tavşan hastane'ye doğru yol almış durumda T-T 

Aaa bu arada aceba okul çıkışı bir şeyler mi yapsak?

 

 

Aybüke'nin yazdığı mesaj ister istemez gülümsetmişti beni. Bana adımla hitap yerine  bayan düşünen demeyi tercih ediyordu. İlk zamanlar saçma gelsede şuan bizim için fazla anlam yüklü iki lakap haline gelmişti. Daha fazla bekletmeden cevap verdim.

 

GÖNDERİLEN: aybüke

 

Bu görüş mantıklı bulundu^-^ okul çıkışı kapıda beyaz tavşan'ı bekleyeceğim. Yalnız fazla beklemem haberin ola.

 

GÖNDEREN: aybüke

 

Ok. Dakik bir tavşan olarak seni bekletmeyeceğim.

 

Sanırım telefonu cebime atmanın zamanı geldi.

 

*okul çıkışı -saat 15:05*

 

Tam kapıdan çıkmıştım ki, aybüke'nin kaldırımda oturduğunu gördüm. Dikkatle yeri izliyordu. Her zaman ki hüzün dolu bakışlarıyla. Her şeyi gizleyebilirsiniz fakat, gözlerinizdeki hüznü gizleyemezsiniz.

 

Ben 'aybüke' diye seslenmemle gözlerini yerden çekti. Ve gülümseyerek bana baktı. 

 

Aybüke 'sonunda geldin. 15 dakikadır seni bekliyorum. Ağaç oldum, kök saldım' diyip somurttu.

 

Ben 'iyi ya işte en azından bir işe yararsın. Ağaç olmak çok faydalı bir şey. Odun da olsan kağıt'ta olsan işe yararsın' diye bir karşılık verdim.

 

Aybüke 'Aşırı güzel espiri yapıyorsun gene. Ama şuan bunları kaldıramayacağım. Az daha dikilirsek ayakta, açlıktan öleceğim.' Diyerek mızmızlandı. Daha fazla aylakca konuşmadan direk yürümeye başladık.

 

Yol boyunca sıradan şeylerden konuştuk. Olabildiğince psikolog konusu açmamaya çalıştı. Aybüke'nin bugün okula gelmemesinin sebebi psikolog randevü'sü olmasından dolayıydı. Aslında aybüke'nin büyük bir sorunu vardı. Aile'si. Hatta en başta annesi. Daha fazla bu sorunun altından kalkamayacığını anlayınca, annesinden gizli psikolog tedavisi almaya başladı. Aybüke'nin sesi ile düşüncelerimden sıyrıldım.

 

Aybüke 'baksana büşra, bugün bizim evin orda bir kedi gördüm. Sanırım hasta, yani boğazıma bir şey takılmış gibi. Kötü öksürüyordu. Senle birlikte o'nu veterinere götürsekya?  Malum ben tek başıma yapamam.

 

Aybüke küçüklüğünden beri kedi ve köpeklerden korkardı. Bu yüzden bana teklif etmesine şaşırmadım.

 

Ben 'olur. Ama ilk önce kedi çantası bulmalıyız. Elde taşımak bir hayli zor olur.

 

Aybüke 'o iş sende canım. Boşuna mı sana açtım konuyu?' 

 

Daha lafını bitiremeden telefonu çaldı. Meraklı bakışlarımla adeta kim? diye soruyordum. O'da bunu farketmiş olacak ki ANNEM! diye cevap verdi.

 

Aybüke = efendim anne?

 

.....

 

Aybüke =neyden bahsediyorsun? Cidden anlamadım. Şuan büşra ike kafede otururuz. Bir sorun mu var?

 

......

 

Aybüke= bu konuyu gelince konuşalım anne! 

 

Dedi ve telefonu kapattı. Yüzüne bakan bir insan her şeyi anlaya bilirdi. Belli ki bir şeyler ters gitmiş.

 

Ben 'ne oldu? Dememle gözlerini tam gözlerimin içine dikti. Hüznü ve endişe saçan gözlerle...

 

Aybüke 'annem... psikolag'a gittiğimi öğrenmiş. Ve sanki hiç suçu yokmuş gibi bana küstahça -ne zaman delirdinde bizim haberimiz yok- diyip azarladı beni.

 

Hani bazen olur ya o kısacık bir zamanda, o ölümcül cümleyi duyarsında, hiç bir şey yapamazsın. Içindeki tüm çiçekleri soldurmak için tek bir cümle yeter. Affı ve geri dönüşü olmayan tek bir cümle! Ve bugün bir kez daha fark ettim hepimiz bir "GÖKALTI  HAPİSHANESİN"DE  yaşamaya çalışıyoruz.

 

                1. Bölüm sonu 

 

Link to post
Share on other sites
  • Forum Admin

Konu yanlış yerde yanlış şekilde açılmıştır. Örnek konuya göre düzenlemezseniz yarışmaya dahil edilemeyecektir.

 

Konuyu uygun yere taşıyorum.

Link to post
Share on other sites
Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

Bir çok imla hatan var bunlari minimize etmek sana kalmış.

Buna istinaden FF yarışmasının amacı anime -manga içeriğindeki bir karakterin tema ve hikayesine göre yeniden uyarlanılarak yazılması ancak senin ki biraz roman usulü oldu. Eline emeğine sağlık.

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

 -Aybüke'nin hediyesi

''Aybüke'nin hediyesi''

Öncelikle merhaba emeğin için seni takdir ediyorum ancak bölüm düzenlemelerini etkilili bir şekilde yapman ve tekrar editlemen gerekli.

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

  1. Bölüm -içimizdeki çiçek-

Fan Fiction yarışması katılım şeması yani örnek hazırlanmış metinlere bakar isen bu bölüm ayrımları nasıl olacağına dair bir taslak bulabilirsin.

 

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

haftaiçi

Hafta içi

 

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

aceba

Acaba

 

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

aybüke'nin

Aybüke

 

Deftersizkira, 22.06.2020 - 17:36 tarihinde yazdı:

o'nu

Onu

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Content

    • By Vega
      YOO Minnaaaaa!
       
       

       
      Yarışma başvurularımız bittiğine göre sıra geldi oylamaya, bundan sonra iş değerli jürimize kalıyor. Kolay gelsin onlara...
       
      Yarışmaya katılan FF leri okumak için aşağıda linkli listeyi paylaşıyorum. Katılan arkadaşlara emekleri ve katılımları için çok teşekkür ederiz. Kaleminize sağlık.
       
      Katılmak isteyen ama bir sebepten dolayı katılamayan arkadaşlarda üzülmesin elbet bir gün yine yaparız ama ne zaman bilinmez...
       
      Fan Fiction yarışmasına katılan hikayeler;
       
       
      6 Saniye
      Aşk Uğruna  Bahardan Sonra  Bilinmeyenin Hikayesi Butterfly Corona'ya Saldırı Erratic Simian İsimsiz JJ: Ushinawareta Karanlığın Elçileri Lanetli Sur Mr. ans Mrs. Walker Multi-Player Ruh Bağı Scout Bar Sessiz Çığlık Soul of The Little Flower Stardust Sunset Süper Deney YN: Yeni Dünya
      *Okumak için fare ile üstüne tıklamanız yeterlidir, sizi konuya götürecektir.
       
      Keyifli okumalar, yorumlarınızı bırakmayı unutmayınız.

    • By Zelpus
      6 Saniye 

      Hikayemiz en baştaki açıklamadan da anlayabileceğiniz üzere 6 saniye öncesine gitme gücüne sahip fakat bunu kontrol edemeyen bir genç. Bunu okuyan herkes bunu Erased ile benzetse de, şunları açığa kavuşturayım, Erased ile aynı evrende değil ve bu fikri Charlotte'tan çıkardım. Geçtiği evren ise Tenki no Ko evreni. Bu kadar çok yağmur yağmasından anlayabilirsiniz de :D Elimden geldiğince hızlı güncelleyip hikayeyi sona getirmeye çalışacağım vee umarım seversiniz. Ha bir de şey, bu hikaye hakkında farklı bir planım olduğundan bir kapağı da var, boşa gitmesin istediğimden onu da koyuyorum.
       
      Birinci Bölüm:
       
       
      İkinci Bölüm:
      Not: Bakış açıları arasında gidip geleceğim çünkü bazı yerleri birinci kişi ile anlatmakta yetersiz kalırken bazı yerleri hakim ile anlatma zorlanıyorum.
       
      Üçüncü Bölüm: 
       
      Dördüncü Bölüm:
       
      Final Bölümü: 
       
      Dipnot: 
       
       

    • By Ari01
      ATTACK ON TİTAN
      LANETLİ SUR
      0. Bölüm
       
      1. Bölüm
       
      2. Bölüm
       
      3. Bölüm
       
      4. Bölüm
       
      5. Bölüm
       
      6. Bölüm
       
      7. Bölüm
      SON
    • By baypanda
      1.BÖLÜM    UÇURUM
      2.BÖLÜM Ölüm ve Yaşam
      3. Bölüm    Acaba…
      4. Bölüm  İntikam
       
      5. Bölüm  İblisin insan yanı ( final)
       
        SON
    • By WSIS
      Yüzyıllardır bu sorunun sorulmasını istiyordum kimse sormadı, ben yapyıom... yav... he
      Öncelikle WSIS isimli bir manyağın kültünden başlayım. WSIS adlı kişi ırkçı, tarikatçı ve zeki bir adamdır. 
      bu adamla herhangi bir kavgaya girmek kıç ister doğrusu. Amerika/Montana'da basit bir kiliseyi takipçilerinin parasıyla satın alır ve git gide büyür. 800 Kişilik bir tarikat üyesine ulaşır. Onları eğitir, büyütür ve kendi bayrağını asmaya başlar. Bu kilisenin etrafınıda parayla satın alınan Montana'nın 8/6 lık bir kısmını saniyeleştirir ve artık orada eski Nazilerin bayrakları, Alman imparatorluğunun bayraklarını asmaya başlar.
      Ruslardan katiyen nefret eder ve hepsini toplatıp öldürtür öncelikle. (WSIS'ın nasıl göründüğü hakkında fotoğraf atacam) takipçilerini de kendisi gibi boyar, boyardan kastım suratlarını kız erkek fark etmeden bi suda yıkar. Böylece bu 800 kişi git gide artar. Gümüş ay adlı bir ideolojik semböle git gide bağlanıp olup bu sembolu her yere asan ve artık kendi bayrakları, 'nasyonal Liberalizm' adlı kendi ideolojileri ile yıllarca mutlu mesut yaşarlar. WSIS manyağın tekidir, köle kampları, toplama kampları, kiliseler(ibadete kapalı tamamen toplantı veya silahlı eylemler için mekan olarak) ve Auswitzchler yaptırır. Ayrıca koca Montana'yı saniyeleştirir, artık tank üretme kapasitesinde hale getirir. halk orda dışardan izole, kendi kendi yaşamaya başlar. 
       
      bunun sonucundan hiç korkmaz ve Amerikan hükümeti de buna pekte karışmaz. ama en sonunda kendi ordusunu yapmaya başlar. Askeri birlikler. 
      1200'ü aşkın ve birçoğu adam kaçırma, zorla kızların erkeklere, erkekelerin kızlara tecavüz edip ırzına geçmesinden artık bu WSIS topluluğu 2000lere kadar gelir. WSISlar ölümsüzdür. eğer WSIS olursanız artık ölümsüzsünürdür. o yüzden 'baba' WSIS olarak sıfatlandırılmış WSIS bu Japon-Türk-Alman-WSIS übermensch'nizme ven bunlardan başka tüm ırklarından nefret  eder bu nefret  güdüsüyle dolan WSIS dünyada global olarak sorun çıkartmaya başlar. Ana merkezleri Montana olan bu kült, İngiltere, Türkiye, Almanya, İsveç, Hindistan ve Japonya'da üs açar aynı 'satın al-inşa et' taktiği ile. 
       
      Kendi silahlarını üretmeye başlarlar ve tarikatlaşırlar. onlarca tane yüksek güçte Steinsler, onların altına Blitzhmenchler, Alman birlikleri, Sıradan askerler vs. diye tarikatlaşırlar. Hikayenin geçmişi bu böyle bir ortamda başlıyor hikayem.
      Ruslardan oluşan bir paralı asker birliği Hindistana kurulur ve orada da onlar tarikatlaşır. Baba WSIS ise onlara savaş(bu kişisel bir mesele, onların lideri ile sıkıntısı vardır) ve ölümüne dek sahip olduğu her şeyi kaybetme pahasına artık son gücüyle Hindistan Himayalara gelir ve orada karşısında nefret beslediği düşmanlarını yaptırdıklarıyla eski kafalı bir savaş taktiyle, savaşa başlar (not: Hindistan-Pakistan-Nepal ve çin sınırı günümüz Fransa-Belçika-Almanya sınırından daha büyüktür ve savaş zaten bunu esas alarak gerçekleşir, Almanların yıkıcı gücü ve taktiksel zihniyetine karşı itilaf devletlerinin zaten garip bir simülasyonudur bu savaş)
       
      Hikaye ise bu Rus-WSIS savaşını anlatır ve bu savaş öyle büyülü müyülü isekai'lı değil baya ciddi, tarihi ve korkutucu bir tonda ilerler. Kafayı sıyırmış ve herkesten, kendi topluluğu dışında herkesden nefret eden bu deli-manyak-ırkçı kişi acımasızca silahlanarak savaşa koyulur. Bu savaşta Otto Von WSIS, Kennedy W. ve tarihi şeylerin tekrarlanması ve WSIS 'ın aslında bir mesih kadar güçlü olmayacağı ve kendi yazdığı ideolojik kitabı 'Nasyonal Liberalizm' in dünyadaki her sorunu çözemiyeceğini görür, gücünü yavaş yavaş kaybeder. Tüm kült'ü kaybetme ve yükselme macerasını anlatan bu anime, 3 sezon olur ama eğerki siyasi boyuta ve hikayenin after'ını dahil edersek 5-6 sezonluk bir şeye dönüşür.(1.sezon kültün oluşumu, 2.sezon tarikatlaşma, 3.sezon bu savaş, 4.sezon Devrim edaları(buraya girmedim bile bura asıl eğlenceli ve önemli kısım aslında)5.sezon Kaiserreich(bunada girmedeim bu da çok önemli ama, Kaiserreich'ın kimin sahip olacağı hakkında, yeni kurulan ve devrimden sonraki Neu-Russia'mı, yoksa darbeyle başa getirilmiş kuzey-avrupa-alman bürosu hakkında)6.sezonsa fillerla geçirebilecek ya da dünya dominasyonu ve devrimi yaymayla ilgili olabilir. 6, genel olarak filler ya da ana senoryaya pekte katkısı olmayan ekstra olarak sayılabilir.
      Sizin bu hikaye, ve kendi yazmak istediğiniz hikayeleriniz nedir/düşünceleriniz nedir?
      (Resimler atılmıyor çok büyükler o yüzden hikayeyi merak edip görüntülü şekilde bakmak izlemek istiyorsanız şu hesabımdan resimlere bakabilirsiniz :) 
      https://www.pixiv.net/member.php?id=38384274 (bakmanızı öneririm)
  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.