Jump to content

monster animesi ve bolum için'deki gizli mesaj'lar ( bu konu üzerin'den tartışalım )


Recommended Posts

  • deadman7646 changed the title to monster animesi ve bolum için'deki gizli mesaj'lar ( bu konu üzerin'den tartışalım )

Bu konuda aklıma gelen ilk şey Johan'ın yaptığı ve söylediği şeyler arasında nihilizmle alakalı bir paralellik olması. Youtube da bir videoda görmüştüm ve ondan sonra ancak bu animenin sonunu tam manasıyla anlayabilmiştim. 

Hiçbir duygu, hiçbir his ve hayata dair hiçbir bağlantı hissetmeyen Johan'ın hayatın ne denli manasız ve boş olduğunu etrafına gösterip kendi kendini öldüreceği büyük bir plan yapmasından bahsediyorum. Başlangıçta amacı bu değildi ancak o isimsiz canavarın olduğu kitabı okuduğunda Kinderheim öncesi anılarını hatırlamasıyla amacı Nietzsche'nin ubermensch kavramına ulaşmaktan çıkıp büyük bir intihar fikrine dönüşmüştür. Başta amacı onu çatısı altına alan Neonazileri kullanarak dünyayı kaosa sürüklemek olan Johan sonrasında isimsiz canavarın olduğu kitap ile bu planından vazgeçmiştir. Bu hikayede hiçbir zaman Johan'ın motivasyonları tam manasıyla anlatılmadığı için serinin birden çok defa tekrar izlenip Johan ile ilgili bütün detayların incelenmesinden sonra ancak hikayedeki alt metinleri tam bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Özellikle benim için Johan'ın gösterdiği o çatıda yürümeli intihar oyunu bunun muhteşem bir göstergesidir. O oyunun aynısın Johan aslında çok daha büyük bir çerçevede oynuyor. Sürekli ölüme hazır ve ona ulaşmaya çalışıyor. Ölüme hep hazır olduğunu Johan'ın yüzde yüz öleceğinden emin olduğu zamanlarda elini alnına götürmesinden anlayabilirsiniz. Başka bir deyişle Johan burada o çatıda yürüyor ve ölüme yakın bir an yaşıyor. Genelde bu anlardan kurtuluyor bu yüzden de oyuna tekrar devam edip o ölüme hazır olduğunu ana dönüp dolaşıp kendini geri getiriyor. Bu animedeki başka bir olay da Johan'ın nihilistik felsefesi ile Tenma'nın herkes ve her şey yaşamayı hak eder felsefesinin çatışmasıdır. Bu çatışma aslında hikayenin ana temasıdır. Sonunda Tenma'nın Johan'ı bile kurtarması onun felsefesinin kendince hep tutarlı olduğunu ve herkesin yaşamayı hak ettiğini gösterir. Johan'ın yatağının boş olması ise Johan'ın artık kendi felsefesinden vazgeçtiğini ve dünyada yaşamanın boş bir nihilistik düşünceden ibaret olmadığını anladığını simgeler. Sonunun ucunun açık bırakılması ve Johan'ın motivasyonlarının anlatılmaması sebebiyle çoğu kişi bu animeyi anlayamaz ve anlayamayıp hikayeye sinirlendiği için de çoğu kişi hikayeyi araştırıp anlamaya da çalışmaz. Bu yüzden günümüz animeleri kadar popüler değildir. İzleyicisi yetişkinler olması sebebiyle çoğu animeseverin radarına düşmez ancak hayatında bu animeyi görüp duyup izleyen ve hikayeden keyif alanlar için "şaheser" kelimesinin anime dünyasındaki karşılıklarından birine dönüşür.

Link to post
Share on other sites
Fkrnkrt, 22 saat önce tarihinde yazdı:
Antianimecisilkenruh, 17 saat önce tarihinde yazdı:

sonunun açık bırakmalrı normal ilk blade runner film no country for oldman gibi

 

 

knizel, 2 saat önce tarihinde yazdı:

bu anime detailı izlemelik bir anime

  İçeriği Görüntüle

bu onlar'dan ki dabbe huddam değil bu bir no country for oldman gerilimi ve blade runner snowpiercer gibi mesaj'ları var ve yani hakkını veriyor

 

 

Edited by deadman7646
eklem
Link to post
Share on other sites

Monster dizisi, çok özel bir dizi; bir diziden daha fazlası, temelinde felsefi ögeler bulunduran, gerek dizinin tamamı, gerekse karakterleri yorumlamadan geçilmemesi gereken bir dizi. Ama ben, sadece Johan'ın üzerinde durmak istiyorum.

 

Monster, dört dörtlük bir cerrah olan Dr. Tenma'nın ''Her insanın hayatı birbirine eşit değildir,'' ideolojisini yıkmak için bir valiyi değil de, sıradan bir çocuğu tedavi etmesiyle başlıyor. Tedavi ettikten sonra da, manevi açıdan rahatlıyor. Bu manevi rahatlamanın getirdiği sorunlar büyük oluyor.

 

 Yedi yıl sonra, tedavi ettiği çocuğun, Johan'ın, bir katil, bir ''canavar'' olduğunu anlıyor; anladıktan sonra da bu canavarı durdurmaya çalışıyor, dizi bu şekilde devam ediyor...

 

Zaten dizinin konusu, Tenma'nın ''Her insanın hayatı birbirine eşit değildir'' ideolojisiyle Johan'ın ''Hayat boştur, hayat anlamsızdır,'' ideolojisinin çatışması. Albert Camus'ün absürdizmi veya Nietzche'nin nihilizmi gibi, Johan da hayatı anlamsız buluyor dizi boyunca, Tenma da dizi boyunca Johan'ın tezlerini çürütmeye çalışıyor. 

 

Bunu bir kenara bırakalım ve bazı soruların cevaplarını  arayalım: Her insanın yaşamı birbirine eşit midir? İnsanlar, yaşar ve ölürler. Bu bu kadar basittir. Ama yaşarlarken birbirlerinin hayatlarını da kontrol ederler. Peki ''yöneten'' insanlar, ''yönetilen'' insanlardan daha mı değerlidir? Tutun ki yönetenler aptal, yönetilenler akıllı olsun. Bu adil midir? Johan'ın sisteme başkaldırmasının bir sebebi de budur: Akıllı insanların yönetilecek kadar aptal olması. ''Neden bu böyledir?'' diye sorgular kendi kendine Johan, ardından nihilist düşünceler gelir aklına... Johan'ın kafası şüphesiz dünyadaki en karışık kafalardan biridir. Ayrıca bir akıllı ve bilinçli bir katilin neden bu işi yaptığı, büyük bir gizemdir.

 

Peki, Johan, neden insanları öldürür, neden bir ''canavar'' olmayı seçmiştir, neden nihilizme kendini sarmasına izin vermiştir? Bunun ilk nedenlerinden biri Johan'ın çocukluğudur. Johan, çocukluğunda kardeşinden insanların, insanları öldürdüğünü gördüğünü ve onun daha birçok anısını dinlemiştir, böylece içinde bir ''acı boşluk'' oluşmuştur, bu boşluğa, o, ''canavar'' demiş ve ablasının anılarını kendi anılarıymış gibi benimsemiştir. Ablasının anılarından önce Çekya'daki savaştan kaçmış, savaş psikolojisini ve dünyanın anlamsızlığını, daha çocuk yaşta, iliklerine kadar hissetmiştir. Tabii daha sonra ''Kinderheim 511''e gitmiştir. Orada da bir deneye tabi olumuş, yine insanların ölümüne şahit olmuş ve oradan da sağ çıkmıştır, böylece canavar tamamlanmıştır.

Johan'ın yaratılması, şüphesiz, insanoğlunun işidir. ''İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir,'' der Ahmet Hamdi Tanpınar. İnsanoğlu, kendi canavarını yaratmak için, o canavarın ruhunu ilk önce savaşla besler, sonra iki kez deneye tabi tutar, gittikçe ruhu beslenir ve ortaya ''canavar çıkar''. Bu canavardan dolayı birçok insan ölür, birçok insanın da hayatı mahvolur (Nina, Tenma gibi). Ama, denek olarak, sadece Johan'ın hayatı mahvolmaz, o deneylere tabi tutulan tek kişi o değildir, deneylerden ''sağ'' çıkan bir tek odur.

 

Peki Johan, neden bunu yapıyordu? Johann, nihilizmin pençesindeydi. Ki, her insan, biraz da olsa, nihilizmin pençesindedir, bazı zamanlar hayatı anlamsız bulur. Ama yine de, Grimmer'ın dediği gibi, İnsanlar yemeklerden tat almayı bilmeli. Hafta sonları piknik yapmayı beklemenin heyecanını tatmalı. İnsanlar, kendi çocuklarını gömmek zorunda kaldıklarında kalplerinin derinliklerinden üzülmeyi, gerçekten üzülmeyi bilmeli. Hiç kimse, hissiz olmamalı, hiç kimse, yoğun bir nihilizmin baskısı altında kalmamalı. Karanlık bir dünyada yaşıyoruz: ''Burası evcilik oynayacak, cilveleşecek bir dünya değil, / Burunlar kanamalı, kafalar kırılmalı, / Herkes bunların gerçek olduğunu kabul etmeli,'' diyor Shakespeare. Polyanna da olmamalıyız tabii, ama yine de hayatın keyfini çıkartmalıyız. Bir diziyi izlemenin, bir kitabı okumanın keyfine varabilmeliyiz.  Johan gibi, kendimizi, kendi benliğimizi kaptırmamalıyız.

 

Johan, şüphesiz eşsiz bir ikon. Şahsen ben, ''hissiz'' insanları incelemeyi seviyorum çünkü, hayatımızda teknoloji çok büyük bir yer kapladığı için, artık ne sevebiliyoruz, ne nefret edebiliyoruz, ne kızabiliyoruz, ne konuşabiliyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz. Kendimizle bile konuşamıyoruz bazen! Tabii her insanın hissiz olmasının başka bir nedeni vardır ama, bu hissiz insanların psikolojisini daha iyi kavramak benim için her zaman çekici olmuştur. Bu yüzden, dediğim gibi, Johan eşsiz bir ikon, onun hissizleşmesinin nedeni insanlar ve insanlar bunu yapmaya hâlâ devam ediyorlar, günümüzde böyle insanlar hâlâ var ve dünyadan hiçbir tat alamıyorlar: Onları daha fazla anlamak lazım.

 

Tabii bu ''hissiz'' insanların psikolojik tanımları da vardır: Şizoid denir onlara. Başkaları tarafından duygusal olarak soğuk, yalnız, duygu ifadesinden yoksun olarak görünürler. Başkalarına karşı samimiyet, şefkat ve öfke gibi duyguları gösterme yetenekleri sınırlıdır. Sosyal durumlarda övgü ve eleştirilere karşı kayıtsızdırlar. Aktivitelerinde yalnızdır ve sevgisizdirler. Diğer insanlarla duygusal veya cinsel ilişkiye girmeye az ilgi gösterirler. Yakın arkadaşlıklar için isteksizdirler ve çoğunun arkadaşı yoktur. Johan da, tıpkı böyle bir karakter.

 

Ama Johan'ın, başka insanları, özellikle çocukları, nihilizmin etkisiyle intihar etmeye zorlaması, çok korkunç bir şey. Zaten Tenma ve diğerleri de, bu korkunç olayları önlemek için hayatlarını öne sürüyorlar.

 

Dizinin sonunda, Johan'ın yatağından kalkmış görünmesi, tıpkı Gogol'ün Portre ötküsündeki gibi, ''canavarların ve kötülüklerin'' bu dünyada asla yok olmayacağının bir göstergesi. Bazıları Tenma'nın ''Her insanın hayatı birbirine eşit değildir'' felsefesinin kazanması olarak görüyor bu sonu, öyle de bakılabilir ama, ben böyle bakıyorum. Dedim ya, Johan bir ikon diye, o bir kötülük ikonu, aslında, herkeste kötülük var ve herkes bir ''canavar''. Johan, sadece kendini öne sürerek bir ikon olmayı seçiyor... Bu muhteşem alıntıyı, yine, yeni, yeniden, vermek istiyorum:

 

''Gökler kızmış insanoğlunun ettiklerine,
Yıkacaklar neredeyse kanlı dünyasını.
Saate baksan gündüz şimdi:
Ama karanlığa boğulmuş göğün lambası.
Ya gecenin zaferi bu,
Ya da gün utanıyor doğmaktan.
Karanlıklar sarmış dünyanın yüzünü
Diri aydınlıklar öpecekken.''
-William Shakespeare, Macbeth

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.

 

Yazımı beğendiyseniz, edebi eserler üzerine yayınladığım yazılara bakmak için ziyaret edebilirsiniz: http://feanorunyazilari.wordpress.com/

Link to post
Share on other sites
  • 1 month later...

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Content

    • By WLs
      Monster Musume, Naruto, My Hero Academia, One Piece, Tokyo Ghoul, Assassination Classroom, Jojo’s Bizarre Adventure, Food Wars!, Dragonar Academy, Akame ga Kill!
      New York Times gazetesi geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satan mangaları listeledi.
      Anime Önerileri
       
      Listeyi görmek için lütfen tıklayın.
      Kaynak: Anime Haber
       
    • By 908
      Yani 74/74 Bölüm olduğunu gördüğümde bi' duraksadım :p Biraz uzun bir anime gibi geldi.
      Başlarda Johann karakteri için başlamıştım ama konular çok yavaş ilerliyor (belki de bana öyle geliyor)
      En son 24. bölümü izlemiştim
      demek istediğim, bitirmeye değer bir anime mi? Anlayamadım ^-^
      Spoiler vermezseniz sevinirim.
    • By mert24214
      Anime Tanıtım
       
      Monster
       

       
      Tür: Gizem, Korku, Dram, Polisiye, Psikolojik, Gerilim, Seinen
       
      Yayınlanma Tarihi: 7 Nisan 2004  – 28 Eylül 2005
       
      Bölüm Sayısı: 74
       
      Yönetmen: Masayuki Kojima
       
      Senaryo: Tatsuhiko Urahata
       
      Firma/Stüdyo: Madhouse, VAP,  Shogakukan Production
       
      Başlıca Seiyuular:  Koyama Mami (Eva Heinemann), Noto Mamiko (Anna Liebert), Isabe Tsutomu (Heinrich Lunke), Kiuchi Hidenobu (Kenzo Tenma)
       
      Manga:  Monster                           Mangaka: Urasawa Naoki
       
      Müzik: Kuniaki Haishima
       
      Açılış: “Grain” – Kuniaki Haishima
       
      Kapanış: #1: “For The Love of Life” – David Sylvion (1-32. bölümler için )
      #2: “Make It Home” – Fujiko Heming (33-74. bölümler için)
       

       
      Tuhaf ve bir o kadar ilgimizi çeken bir yazı ile giriş yapıyoruz seriye. Aynı gizemi koruyarak bir bina görüyoruz. Hemen ardından binanın hastane olduğunu anlıyoruz ve ana karakterimiz dahi bir cerrah olan Dr. Kenzo Tenma ile tanışıyoruz. Başarılı bir ameliyattan çıkmıştır. O sırada hastane koridorunda bir kadın da ağlamaktadır.
       

       
      İlerledikçe ana karakterimiz Dr. Tenma hakkında daha fazla bilgi almaya başlıyoruz. Diğer bir ana karakter olan Eva Heinemann da hikayeye Kenzo’nun sevgilisi olarak giriş yapıyor. Eva aynı zamanda Dr. Tenma’nın çalıştığı Eisler Memorial Hastanesinin müdürü Dr. Heinemann’ın kızıdır. Dr. Heinemann ise Dr. Tenma’nın başarılı ameliyatlarını kendine yıkarak prim sağlamaktadır. Bu durumda Tenma’yı tutmak için kızı ile nişanlamıştır.
       

       
      Tenma’nın arkadaşları ise kendisini bu konuda uyarırlar ve Tenma bir huzursuzluk yaşamaya başlar. Bunun üstüne hastane koridorunda onu karşılayan bir kadın Tenma’yı oldukça etkiler. Dr. Heinemann, hastaneye gelen hastalara değerlerine göre öncelik tanımaktadır ve ünlü kişilerin ameliyatlarını Tenma’ya yönlendirmektedir. Dr. Heinemann ve kızı için insan hayatı aynı değerde değildir.
       

       
      Tenma ise farklı düşünmeye başlar ve bu sefer bunu uygulamaya karar verir. Bir ailede trajik bir olay sonucunda geriye sadece şok içinde bir kız çocuğu ve durumu ağır olan ikiz erkek kardeşi kalmıştır. Tenma acilen ameliyata başlar. Bu sırada önemli bir vali de ameliyat edilecektir ve Dr. Heinemann valinin ameliyatına geçmesi için Tenma’yı ikna etmeye çalışır. Kararını veren Kenzo emire karşı gelerek ameliyatına devam eder. Ve her şey bu ameliyattan sonra başlar. Bir anda gizemli ölümler meydana gelir ve aynı şekilde Tenma’nın hayatı iyiye gitmeye ve mevki almaya başlar. Bu gizemli ölümleri araştırmak için diğer bir ana karakterimiz müfettiş Lunge olaylara dahil olur.
       

       
      Bu gizemli ölümlere sebep olan kimdir?
       
      Bu ölümlerin Tenma ile bağlantısı nedir?
       
      Birçok sorunun cevabını bulmaya çalışırız seri boyunca Müfettiş Lunge ile birlikte. En önemlisi ise; Monster nedir? Kimdir?
       

       
      Gerçekten çok sıra dışı bir açılış ve müzikten sonra, sıradan bir atmosfer ile hikayeye giriş yapılmış. Bu tezatlık birbiri ile çok iyi bir uyum sağlamış. İlk başlarda karakter ve özellikleri iyi bir şekilde aktarılıyor.
       
      Küçük küçük olaylar gösterilmesine rağmen her olayın seride çok büyük önemi var. Gereksiz neredeyse hiç sahne yok. Bu bakımdan önemsiz gibi görünen her olayı dikkatlice izlemekte yarar var.
       
      Seri, ilk başta insanda fantastik öğelerin hikayede yer aldığı izlenimi uyandırıyor. Daha ilk baştan ismi olan Monster’dan bile olayın içinde bu tarz öğelerin var olacağı düşüncesi insana yerleşiyor. Böyle düşünerekten arka plana atan varsa, hiç beklemeden başlayabilir seriye. Tam tersine bu serinin en büyük özelliği, tüm olayların bizim dünyamızın gerçekleri ile aynı olmasıdır. Neredeyse her seride görülen o olağan dışı durumlardan sıkılanlar içinde en iyi seçim.
       
      Diğer bir önemli özelliği ise hitap ettiği yaş aralığıdır. Yetişkin bireyler için en ideal serilerden diyebilirim. İçerisindeki karakterler, olaylar, durumlar ve bunların aktarılması, hiçbirinde en ufak bir çocukça durum yok. –İçerisindeki bazı çocuk karakterler hariç –
       
      Açıkçası seinen bir seri olmasından dolayı da 13 yaşından aşağıdakilerin izlemesini tavsiye etmem. Bunun nedeni, Elfen Lied ya da Gantz gibi bir durumdan dolayı değil; ancak içerdiği derinlik ve yoğunluk bakımından tam anlaşılamayacağı ve içerisinde geçen olaylar ile durumların küçük yaştakiler için rahatsız edici olabileceğindendir.
       

       
      Seri boyunca sürekli küçüklü büyüklü birbiri ile bağlantılı olaylar olmaktadır. Her bir olay sonrasında seyirci olarak bir yorum yaparız. Şöyle olacak, böyle olacak diye. Bu seri için bu varsayımlar neredeyse hiç tutmayacak. Ben izlerken ne beklediysem olmadı. Birçoğumuz izlediğimiz şeylerde klişe durumlar ile karşı karşıya kalırız. Bu düşünce ile olayları tahmin etmeye çalışırken, sürekli yanılacağımız bir seri.
       
      Tarih olarak 1986 yılında başlıyor hikaye ve günümüze kadar uzanıyor. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması olayı da önemli bir yer ediniyor seride. Almanya ve Çekoslovakya arasında geçtiği için hikaye, çevre de buna uygun tasarlanmış. Aynı zamanda, birçok etnik kökenli insanda hikayeye bir şekilde dahil oluyor.
       
      Değeri ve önemi çok geç fark edilmiş bir seridir. Bundaki en büyük etken de Türkçe’ye çevrilmesinin çok geç olmasıdır. Hani sürekli en iyi animeler olarak Code Geass, Death Note, FMA Brotherhood vb. sayılır ya… İşte bu üçlünün ya da sizin üçlünüzün hemen yanına gelebilecek kalitede bir seridir Monster.
       
      Bu serinin hiç mi kötü yanı yok diye sorarsanız, yapısı itibariyle -en büyük eksikliği- hiç gülemeyeceksiniz. Sürekli bir karanlık, ağırlık hakim seri üzerinde. O kadar değişik olaylar dönüyor ki, bir de bu olayların çoğu size yansıtılıyor ve öğreniyorsunuz. Diğer taraftaysa halen daha hiçbir şeyden haberi olmayanları görünce, biraz sabırsızlanabiliyorsunuz. Diğer bir eksikliği de sanırım görüntü kalitesi. Hd ve Full HD sürümleri yok maalesef ve 4:3 formatında.
       
         Hilte! Das Monstrum in mir wird explodieren!
       

       
      Felsefi değeri ve bize kazandıracakları bakımından da önemli bir seridir. İnsanlara bakış açımızı değiştirecek, günlük hayattaki davranışlarımızı sorgulamamızı sağlayacak niteliktedir. Topluma ve insanlara karşı daha duyarlı ve iyimser olmayı aşılamaya çalışmaktadır. Seri boyunca birçok farklı konuya değinerek, çevremize daha dikkatli ve inceleyici gözle bakarak toplumsal sorunların farkına varmamızı, en önemlisi de insanların ve insanlığın değerini bilmemizi sağlayacak bir yapım. İçerisinde barındırdığı birçok duygu ile kişiliğimizi sorgulayan, duygularımızı ve düşüncelerimizi daha iyiyi yönlendirmeye yarayan bir seri. Birbirinden farklı karakterleri olan ve kendimizi o karakterlerin yerine koyarak, empati kurmamızı sağlar. Temel olarak insan eşitliğini konu alsa da birçok önemli konu işlenmektedir.
       
      Müzik kısmında ise böyle bir seri için en uygun seçimler yapılmış. Açılıştaki müzik daha bölüm başlamadan insanın içine işleyerek, farklı bir duygu ve düşünce yapısına geçmesini sağlıyor. Aynı şekilde kapanıştaki iki parçada, bu durumu daha da irdelemektedir. Birçok seriden farklı olarak kapanışlarda sadece bizi etkileyen müzik yok. Aynı zamanda ilerleyen bir hikaye var ve bu hikaye gerçekten önemli. Kapanış müziğinin hemen ardından, bir sonraki bölümle ilgili 2-3 sahne gösteriliyor. Yine burası da çok kaliteli olmuş. Hikayenin geçtiği tarihinde etkisiyle, arkada rahatlatıcı bir müzik ile bildiğimiz eski bir televizyondan bakıyormuş gibi bir çerçeve kullanılarak, o eskiyi yansıtan temadan hiç çıkılmamış.
       
       
      [http://i.imgur.com/zlcKcI3.jpg]
       
       
       
      Animasyon kısmında ise Death Note ve Black Lagoon’daki gibi gerçeğe yakın bir çizim tekniği kullanılmış. Karakter detayları ve mimikleri çok iyi aktarılmış. Neredeyse hepsi günlük hayatta görebileceğimiz gerçeklikte. Aynı şekilde çok zengin bir çevre var. Bu çevrelerde aynı titizlikle güzel bir şekilde aktarılmış.
       
       
       
      [http://i.imgur.com/TF1wN3s.jpg]
       
       
      Seslendirme kısmında, kaliteli bir seiyuu takımı olduğu için seslendirmeler çok başarılı olmuş. Karakterler için seçilen seiyuular da tam yerinde olmuş. Zaten bu seiyuuları çoğunuz daha önce de dinlemişsinizdir. Mesela ana karakterimiz Tenma’yı seslendiren Kiuchi Hidenobu aynı zamanda Fullmetal Alchemist Brotherhood’daki King Bradley’i de seslendirmiş. Tenma için Bradley gibi adam deyimi de yerinde olur.
       

       
      Ayrıca HBO ve Guillermo Del Toro manganın diziye uyarlanmasında çalışmaya başlamıştır. Del Toro senaryo kısmında, Dr.Who ve Sherlock’tan bildiğimiz Steven Thompson ile çalışacaktır. Pilot bölümün Thompson tarafından yazılıp Del Toro tarafından yönetilmesi bekleniyor.
       

       
      ___________________________________________________________________________
       
      Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/monster-anime
  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.