Jump to content

Klips [FF] 4/4


veritas
 Share

Recommended Posts

Çok acayip bir şey yazdım. Öyle ki ben bile hala şoktayım :D Nasıl özetleyeceğimi bilmiyorum o yüzden ne yaptığımı anlatayım. Öncelikle birazda FF yazmak için ilham getirsin diye çeşitli oyun, anime, film, dizi vs gibi yerlerden özlü söz tadında cümleler topluyordum. Sonra nedense araları doldurmaya başladım ve ortaya bu çıktı. Eh dolayısıyla ortada bir geçmiş, net bir olay ya da bir gelecek yok. Hani gavurların bir lafı vardır "origin" derler, işte o yok. Sadece "şu an" var. Söylenen sözler mutlaka bir yerlerden tanıdık gelecektir çünkü dediğim gibi toplama bir hikaye :D Her paragraf birbirinden neredeyse bağımsız zaman ve mekanları temsil ediyor. Böyle bir amv gibi bir havası olduğu için -zaten amv dinlerken yazdım dolayısıyla bazı sahneleri orada gördüğüm şeylerden aldığımı itiraf ediyorum :D- ismi "klip" :)

BÖLÜM 1 - Adalet

"İnsanların doğmalarında bir amaç var mıdır?"

Göğsünde bir delik vardı. Boynundan asılmış gencin.

"Şimdi düşündüm de...Kendilerine verilmiş bir görev? İnsan olmanın getirdiği bir görev var mıdır?"

Hastanede her tarafı sargılı yatıyordu genç adam.

"Bunun cevabını bulmak, tanrı tarafından verilmiş bir özgürlük müdür?"

Nefesi sıklaşırken etrafındakiler bir hamleyle göğsünü tutup yere düşmekte olan savaşçıyı tutmak için hamle yaptı.

Alacakaranlığa süzülen kartalın geçtiği hizada yerde kapşonlu bir adam önündeki durgun sulara karşı duruyordu. Gözyaşlarına boğulmuştu ve kafasında bilgece, tok bir ses yankılanıyordu.

"İntikamı düşünmekten vazgeç. Kaderinin intikam almak olduğunu düşünmek bile korkunç...

Gözlerinin önüne alevler içinde öldürdüğü insanlar gelirken kafasındaki ses konuşmaya devam etti.

"Bu uğurda bulacağın tek şey şimdikinden daha çok acı çekmek olacak. Amacına ulaşınca da geriye sadece boşluk kalacaktır, oğlum."

Büyük bir masa etrafındaki hararetli tartışma sırasında şimdiye kadar kimsenin dikkatini çekmeyen birinden bir ses yükseldi. Bütün terli, çıkarcı, takım elbiseli adamların arasında sesi ancak duyuluyordu.

"Sonuç olarak bir başkasına güvenemiyoruz. Eğer insanlığın dünyaya bakışı buysa o zaman bir geleceğimiz yok demektir.

Uzun namlulu bir altı patlar ile karşısındaki herşeyi kestiği söylenen lazerle bilenmiş kılıca sahip samuray birbirlerine son darbeyi vurmuşlardı. Arkasındakini korumak isteyen tabancalı adamın kafası bedeninden ayrılmış sanki ağır çekimde uçarken katiliyle gözgöze geldi ve son konuşmalarını anımsadı.

"Kuralları koyan açgözlülerin "doğru" dedikleriyle karşılaştırıldığında, kötü adamlar çok daha onurlu görünüyor. Eğer bir pislik kuralları koyarsa sadece daha fazla pislik ortaya çıkacaktır. Bunu bile anlayamıyormusun?"

Gökyüzünde, uzaklarda bir tür buluta sarılmış bir kadın göze çarpar. İlk bakışta anlaşılmıyordur. Ama oradadır. Aşağıya bakıyor ve kendi kendine mırıldanıyordur. Sesi ahenkli ve ilkbahar yağmuru kadar yumuşak çıkıyordu. Ancak konuşmasında ince, zalim bir hava vardı.

"Akan kanlar daha fazla kan dökülmesini sağlıyor, nefret nefreti çağırıyor. Dünya bu şekilde ilerledikçe dökülen kanların getirdiği sonuçları hakediyorlar. Tarih ne kadar tekerrür ederse etsin asla öğrenmiyorlar. İnsanlar aptal, zavallı yaratıklar. Ah İnsanlar, oh çok saflar."

Kan ter içinde bir odanın kapısını hışımla açtı. Oldukça genç, uzun saçlı bir oğlandı bu. Odaya girince nefes nefese etrafına bakarken odanın ilerisinde yanık ışığı gördü. Karanlık oda da loş ve rahat bir hava oluşturuyordu. Ancak kanlar içindeki oğlanın yüzü gerildi. Işığın altında yüzünde tuhaf bir gülümseme olan bir adam vardı.

Elinde köşeleri loş ışıkta parlayan bir kitap göze çarpıyordu. Oğlan nefesini koyuverip birşey söylemeye çalışırken karşısındaki adam kitaptan gözlerini ayırmadan sanki yarım kalmış bir konuşmaya devam eder gibi konuşmaya başladı.

"Peki kim neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirliyor ki?"

Kitabı kapatıp huşu içinde karşısında gergin bir şekilde hareketsiz duran gence baktı. Gerginliğinden kurtulup nefeslenmeye başlayınca sanki bir cevap gelmiş gibi devam etti.

"Gerçek? Peki o gerçek dediğin şeyi nereden öğrendin? Bütün dünya kirli düşünceli insanlar tarafından yönetiliyor. Belki de bu sayede isteklerimiz doğrultusunda gerçeği kendimize göre algılamayı öğrendik ve asıl gerçeği görmezden gelir olduk. Bu durumda bu bahsedilen gerçekler kendi kafandan uydurduğun saçmalıklar oluyor."

"kendi kafandan uydurduğun" derken kekelemişti adam. Ancak hiçbirşey olmamış gibi devam etti konuşmasına.

"Bu saçmalığa gerçek demek birbirine uymayan iki yapboz parçasını birleştirmek istemene benziyor."

Kalabalık bir asker taburu bir çok ateş yaktıkları bir alanda oturmuş dinleniyorlardı. Hava karanlık ve mevsimlerden kıştı. Bu ateşlerden birinin başındaki yakışıklı delikanlı konuşmasına hiç durmadan devam etti.

"Tek bir insanın yapabilecekleri bellidir. Bu yüzden ben sadece yakınımdakileri koruyacam."

Kafasını kaldırdı ve yanındaki nispeten kaslı kıza baktı. Bandajlı olduğu için üstünde çok bir şey yoktu bu yüzden bedeni oldukça seçiliyordu. Çocuk kaşlarını daha da çattı ve kara gözleri önündeki alevle daha da parlarken konuşmasını bitirdi

"Çünkü elimden gelen bu."

Komutan dedikleri adam gülümsüyordu. Ancak yanındaki adamlara bakınca hepsinin gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Kendi de korkuyordu. Tekrar komutana döndü. Bu düşmanı yenemezlerdi.

"Hiç savaş görmemiş çocuklarla savaşın içinde doğmuş çocukların değerleri farklıdır."

dedi kendisiyle gözgöze gelince. Sonra ileriye, düşmana bakarak daha delice bir tebessümle devam etti.

"Adalet mi kazanacak dedin? Elbette! Kazanan adalet olacak!!!"

"Adalet benim!!"

Elindeki kitle imha silahına baktı. Bir strateji oyunu oynar gibi görünüyordu. Ama tabiri caizse "namlu ucundaki canlar" gerçekti.

"Zayıfları kötülerden kurtararak dünyayı olması istenilen şekile sokuyorum! Ve bunu yapmamı engellemeye çalışanlar gerçek kötülerdir!"

"Sen sadece cinayetlerine kılıf bulmaya çalışıyorsun!"

Eskiden takım arkadaşı olduğu adama olanca gücüyle pençe şeklindeki elini savururken bunu diyerek içindekileri de dışına vurmuştu düzgün bir lisanda konuşan canavar.

"Artık durun! Bırakın tüm bu savaşı! İnsanlara çöp muamelesi yapıyoruz!"

Küçük bir kız çocuğunun kılıçların sesinden duyulmayan bağırtısı gelir kulağa

"Durun!"

Ardından kanlar içinde bir askerin elindeki tüfekle ölmeleri için sıraya dizilen köylülere ateş emri verildiğindeki bağırışı.

"Durun!!"

İki ruhsal oluşumun arasında henüz canlı bedenden yeni çıkan cılız bir ses büyük bir çığlığa dönüşür.

"Durun!!!"

Daha yeni tanışmasına rağmen kendine hiçbir çıkarı olmadan yardım eden kadının bilinçsiz bedeni uçurumdan aşağı bir yılan tarafından atılmadan önce genç adam, kendisinin dev bir yılan tarafından sarmalanması umrunda olmadan bağırır.

"Durun dedim!!!"

Bölüm 2 - Sevgi

Mermi bedenine saplanırken sanki zaman yavaşlamıştı. Her bir kırıntıyı duyar, her bir ayrıntıyı görür olmuştu sanki. Hatta üstüne gelen mermideki cılız barut kokusunu bile. Peşinden bir mermi daha geldi, bir tane daha ve bir tane daha. Peş peşe bedenine mermiler saplanıyordu.

"Fark ettim ki, en acı şey bu histi. Bu his...Hiç kimsenin sana hiçbir şekilde ihtiyacının olmaması."

Mermiler devam ederken durumun düşündüğünün tam aksi olması sebebiyle gülümsemeye başladı. Hayatında ilk defa böyle geniş, derinden ve samimi gülümsüyordu.

Şapkasını taktı ve her zamanki disiplinli sert bakışını takınarak konuştu.

"Asla emirleri sorgulama.

Asla açıklama bekleme

Sadece yap.

Askerliğin doğası budur!"

son sözleri söylerken sesinde her zamankinden daha tok ve daha yüksek bir tını vardı.

Bir tür kamuflaj giysisi içindeki adam elindeki kitapla ağaçta asılı dururken yanındaki 3 tecrübesiz yardımcısı da çevreyi gözlemliyordu. Karanlıkta hepsi birbirine benziyordu ancak konuşunca birinin kız olduğu ortaya çıktı.

"Merak ettim de..."

dedi fısıldamakla normal konuşmak arasında gidip gelen sesiyle. Kitap okuyan adam başını kaldırıp baktığında kızın utana sıkıla kıpırdandığını gördü. Gülümsedi. Ancak gülümseyişi maskesinden anlaşılmıyordu. Bu yüzden anlamlı bir ses çıkardı.

"Hm?"

Kız bundan cesaret alarak konuşmaya devam etti.

"Bir asker gerçekten kendisine söylendiği şekilde mi asker olmalı?"

Adam kitabında kaldığı yere parmağını yerleştirip kitabı kapattı ve kafasını kaldırdı. Yukarıya, açık gecedeki yıldızlara bakıp hafifçe bir iç çekti. Sonra yavaşça, tane tane konuşmaya başladı.

"Askerler neden var olduklarını bilmelerine ihtiyacı olmayanlardır. Sadece bir alet olarak var olmaları gerekir."

Bunun üzerine gözlem yapanlardan bir diğeri dürbününü indirdi ve konuşmaya döndü.

"Gerçekten bu demek öyle mi?...Ben…bunu...sevmedim!"

Adam maskesinin ardından kaşlarını kaldırdı. Basit bir reddedişti ama kendisine çok şey ifade ediyordu.

"Hmmm. Evet bende. Bu yüzden bütün dünya farkında olmadan bundan acı duyar. Tıpkı o...son düşmanlarımız gibi."

Küçük kız yaşlıca bir adamın yanına bir serçeymişçesine sekerek gelir. Yüzünde çocuklara özgü samimi ve sımsıcak bir gülümsemeyle sallanan sandalyesinde gazetesini okuyan yaşlı adamın etrafında bir tur atarak onu süzer.

En sonunda yanaklarının iyice şişmesine neden olacak şekilde kocaman gülümseyerek bulunduğu yere otururken yaşlı adamda gazetesini yavaşça katlayıp kenara koyar. Aradan geçen kısa süre içinde konuşmaları yaşlı adamın bilgece verdiği bir öğüde gelir.

"Kanayan yaralar acı verici görünür. Ama bu yaraların acısı zamanla geçer. Hatta ilaç kullanırsan acı daha çabuk bile kaybolabilir. Ancak asıl sorun olan yaralar kalbindekilerdir. Bu yaralar iyileşmez ya da çok zor iyileşir. Bu yüzden genelde insanlar onlarla nasıl yaşanacağını öğrenmek zorunda kalır."

Bir başka yaşlı amca elinde piposuyla genç bir delikanlıya nasihat veriyordur. Piposundan derin bir nefes çeker ve ağzından büklüm büklüm duman çıkarırken konuşmasına devam eder.

"Bu dünyada mutluluk ya da acı diye bir şey yoktur. Sadece bir olay karşısında çıkardığın sonuç vardır, o kadar. Örneğin ölümle karşılaşsan hayatının her anını zevk alarak geçirebilirsin belki de."

O sırada küçük kızın sallanan sandalyede ki adamla konuşması devam etmekteydi.

"Kalpteki yarayı iyileştirmenin belki bir yolu vardır. Bunun sonucunda ya daha derin bir yaraya kavuşursun...ya da iyileşirsin."

"Pekiiiii pekiiii nedir o ilaç?"

Yaşlı adam sandalyesinde geriye yaslanır ve yüzünde olabilecek en tonton gülümsemesiyle cevap verir.

"Heh... Aşk"

Tek kaşını kaldırarak karşısındakine sorgulayıcı gözlerle muzip bir gülümseme atar üniversitedeki delikanlı. Sonra da karşısında kendisine öfkeyle bakan kıza cevap verir.

"Biri senin için önemli diye o kişinin iyi biri olması şart değildir. Hatta onun kötü biri olduğunu bilsen bile bunu yalnız kalmaya tercih edersin."

Gözlerinden yaşlar akarken boş oda da bağırır ölüm mahkumu suçlu.

"Bununla savaşmak için güç istiyorum..."

Çevresinde yanardağlar patlarken elindeki sıvılaşmış kayayı rakibine doğru fırlatır. Rakibi de elini bir mızrak gibi ileri uzatarak gerisingeri bütün dağları ovaları ve akarsuları donduracak bir güç salar ortaya. Bu iki zıt ve muazzam gücün ortaya çıkardığı patlama bulundukları yerde orta büyüklükte bir gölet açarken dövüşün sebebi gelir kulaklarına

"Sevdiğin her şey bir anda elinden alındığında, bütün düşünebildiğin öfke ve intikamdır. Ve kimse seni kurtaramaz."

Savaş naralarının ulaşmadığı yerlere yıkıcı güçleri ulaşıyordur.

"Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için..."

3 adam ellerindeki silahları kaldırır. Biri gümüş saçlı atletik olduğu kadar agresif bir büyücüdür. Elini kaldırdığında parmak uçlarından çıkan şimşekler avuç içinde toplanıyordur. Bir diğeri boyu kadar bir kılıç kaldırır. Kabzası geniş demir kısmı yataydır. Bir kılıçtan ziyade düz, büyük bir demir parçasına benziyordur. Sonuncu adamın elinde bir tabanca vardır. Merminin çıktığı kısmı geniş, şarjör yeri parlak bir ışın silahıdır.

Uzuvları olan grimsi bir yaratığın önünde alnının tam ortasından akan kana aldırmadan duruyordur gözlüklü savaşçı. Rakibinin uzuvlarından biri bir tür orak şeklini alıp üstüne doğru gelmeye başlayınca gözleri verdiği kararla parlar ve kaşlarını çatarak düşünür.

"Bir adamın yenileceğini bilse de savaştan kaçamayacağı anlar vardır."

Temas ettiklerinde ortaya çıkan ışık patlaması sonucun görülmesine izin vermez.

Bölüm 3 -Gerçekler

Loş ışık odayı yavaşça aydınlatmaya devam ederken göz yaşları içinde bir feryat kopartır kanlar içindeki genç. Artık bedeni son raddesine gelmiştir. Karşısındaki adam elinde hala kitabı tutuyordur.

Kitabı açıp sayfalarını karıştırır huşu içinde. Sonra bir yerde durur ve parmağıyla okuduğu yerin üstünden geçerken okumaya başlar.

"Rakibine bütün cesaretinle saldırmanda bir sakınca yok. Ancak, bir kez kılıcını çektin mi onu geri koymakta bir cesaret örneğidir. Bu korkudur ancak korku kötü değildir. Korktuğun şey sana zayıflığını gösterir.

ve Korkutuğun şeyi bilerek ilerlemek seni güçlendirdiği kadar iyi ve nazik biri de yapar.

İki tane kapşonlu adam bir çatı üstünde duruyorlardı. Yüzleri tam olarak seçilemiyordu. Üzerlerinde gri ve beyaz tonlarında ki giysi açık havadaki güneşi yansıtmalarını sağlıyorken ve içlerine ustaca yerleştirilmiş ufak zırhlar ancak usta bir göz tarafından seçilebiliyordu.

Aşağıdaki askerlerden oluşan kalabalığa bakıp doğru anın gelmesini beklerken yaylarını hazırladılar ve kalabalıkta elleri bağlı 2 kişiyi hedeflediler. Oklar ıslık çalarak ilerlemeden hemen önce ki o kısa anda geçen konuşmada tereddütlerinden kurtulmuşlardı.

"Düşünüyordum da, Suçlanması gereken şey nedir? Öldürmek için sahip olunan güç mü? Bu güce ulaşan herkes mutsuz olur. Bu gücü nasıl kullandığı farketmeksizin, Başkalarının ölümü üstüne gerçek bir mutluluk inşaa edemezsin."

Elinde kocaman bir kılıçla zar zor ayakta durarak ilerlerken etrafındaki yangından kaynaklanan sıcaklığı neredeyse hissetmiyordur bile. Kılıcı ağır geliyordu. Kesici kısmını yere sürterek ilerliyordu. Aklında öğrendiği gerçek vardı sadece. Kafasında her zaman tekrarlayan kelimeleri tekrarladı yeniden.

"Hayatta hiçbirşey asla gerçek ve ya yalanlar olarak tanımlanmamalıdır.

Sadece acı gerçekler vardır.

Maalesef, Yaşayan herkes buna inanır. Oysa ki sadece kendilerini kandırıyorlardır.

Çünkü yaşamak için başka yol bilmezler.

Peki gerçek nedir biliyormusun?..."

"Gerçeklerden kaçamazsın!"

Yer sallanıyor. Magmanın sıcaklığı eksili derecelerdeki soğuğa karışıyordu. Tekrar bağırdı.

"Eğer birşeyleri değiştirmek istiyorsan önce kendin değişmelisin. Sonsuza kadar kaçamazsın. Özellikle unutmak istdiğin şeylerden..."

Uzaktaki ateşin başında bulunan yaralı kadın askere baktı. Sonra da yanında oturan gözleri çakmak çakmak olmuş erkek askere. Kışın soğuğunda ağzından çıkan buharla birlikte elleri bölük başından beklenen bir sertlikle arkada bağlamış yanındaki en iyi adamına bakmadan konuştu.

"Bu savaş geleceğin nasıl olacağına dair bir örnek. istemediğin şeyleri bir kenara attığın bu dünya da mutluluk olmaz."

Sonra yavaşça adamına döndü.

"Bir gün ben...bu dünyayı değiştirecem."

"Şu an yaptığım görev Tanrının isteği"

Kendisine vuran pençeyi rahatlıkla geri ittirirken konuşmaya başladı.

"Kes sesini!"

Karşısındakini duymamazlıktan gelip konuşmaya devam etti.

"Dünya çürüyor. Çünkü çok fazla çürümüş insan var. Biri birşeyler yapmalı. İnsanları öldürmenin suç olduğunu biliyorum. Ama yapacak başka bir şey yok!"

Bir pençe saldırısını daha tutar ve ekler

"Bu bana verilmiş bir görev"

"Kes sesini!!"

"Onları ortadan kaldırmaktan başka şansımız yok. Gerçek barış diye bir şey yok. Umut diye birşey yok!"

Pençe saldırılarını yapan yaratık olanca gücüyle bağırırken kafasına son bir darbe alır.

"Kes sesini dedim!!!"

bölüm 4 Lider

Fırsatları olabilecek en iyi şekilde değerlendiren iki askerine baktı. Biri kadın biri erkek olan askerlerin ağızlarında çok küçük bir kırıklık duruyordu. Hallerinden memnun oldukları belliydi. Bu kadar zaman aynı savaşlarda emir komuta olarak farklı olsa da omuz omuza savaşmışlardı.

"Hiçbir canlı, Bir şeye güvenip itaat etmedikçe hayatta kalamaz. Bildikleri her şeyden daha büyük bir güce. Üzerlerindeki baskıya katlanamayanlar, diğerlerinden daha güçlü olanlar bile kendilerinden daha büyük bir güç arayışındadır. Böylece krallar doğar. "

Boyu kadar kılıcını yere saplayıp destek alarak soluklanmaya başladı. Diğer iki rakibinden tabancalı olanda bir yere yaslanmıştı. Diğeri ise hala ellerinden şimşekler çıkartarak ayakta duruyordu. Ancak yüzünde delice bir dövüş isteği vardı. Yorulmakla ilgili kendisinin söylediği şeylere karşılık uzaklardan gelen buz ve magmanın savaş şokuna aldırmadan konuştu.

"Bitti mi? Bitemez! Dövüş arıyorsan, güçlenmek istiyorsan bitemez!! Ama... Yoksa dövüşmek için sebep mi arıyorsun!?

Yanına kanlar içinde gelmiş uzun saçlı delikanlı yaraları sarılmış bir halde pencereden dışarı bakıyordu. İdama giden iki adamın bağlı ellerine inen oklardan bir an önce iki kapşonlu adamın karşıdaki çatıda olduğunu görmüş ancak hemen sonra gözlerini giysilerinden yansıyan güneş almıştı.

Tekrar baktığında aşağıda elleri çözülmüş adamlardan birinin ellerinin dev pençelere dönüşmüş bir canavar olduğunu gördü. Diğeri ise kelimenin tam anlamıyla yer altından bir kılıç çekmişti. Kılıç lazerle bilenmiş gibi herşeyi kesiyordu. O sırada kendisinin ürküten bir ses duydu arkasında. Elinde köşeleri ışıkta parlayan kitabı vardı.

"Bir kralla atı arasındaki fark nedir? Bana biri dört ayaklı biri ayaklı gibi saçmalıklardan bahsetme! Eğer ikisininde gücü, şekli ve yetenekleri aynı olsaydı, neden biri kralı taşırken diğeri savaşı yönetiyor!? Cevap basit. İçgüdü!!!"

Elinde piposuyla yaşlı adam göründü yanında. Tam kendisi burada ne işi var diye düşünürken bütün hayatını değiştirecek o sözleri söyledi kendisine

"Bir kral daha hırslı olmalı, daha yüksek sesle gülmeli, başkalarından daha hiddetli olmalı! Bu sayede başkaları ona gıpta eder ve boyunduruğuna girer. Bu yüzden herkesin içinde kral olma isteği yatar."

Gözlüklü savaşçı yanındaki uzuvları olan grimsi bir yaratık görünüşünün tam zıttı bir düzgünlükle konuşmaya devam etti.

"onur ve şan. Bu tür yanılgılar tarihteki kahramanlara atfedilmişti. Bu yolda sayısız genç şanını kanlarıyla yıkamıştır. Savaş alanında umut yoktur. Zafer dediğimiz şey sadece insan kıyımıdır. İnsan doğası taş devrinden beri bir adım bile değişmedi."

buz saldırıları yapan adam tam göğsünün ortasını yakarak delen saldırıyı yeni almıştı. Rakibi bağırarak konuştu.

"Tarihe bak! Kraliyet ya da savaşçı farketmez, kontrolü elinde tutanlar hep azınlıktır. Sen yanlış bir şey yapmadın. İnsanlar aptallara karşı fazla hoşgörülü o kadar. Ama bunların hepsi değişecek. Bu sefer besin zincirinin üstüne yerleşecekler biziz!"

Kamuflaj giysileri içindeki üç tecrübesiz gençten kız olan sordu.

"Ama neden! Neden insanlar birbirini öldürmek zorunda!?"

Diğer kamuflaj içindeki genç devam etti

"Neden insanlar yönetmek ve yönetilmek zorunda?"

Sonuncu genç dürbününden kafasını çevirmeden mırıldandı.

"Neden herkesi kurtarmak mümkün değildir?"

"Neden nasıl yaşayacağımızı seçmek bizim elimizde değil?"

diye sordu küçük kız

"Neden çoğunluğa kaos getiren bu kadar olay var?"

diye sordu asker

"Neden insanlar birbirini incitmek zorunda?"

diye sordu elindeki tabancanın ışıltılı şarjörünü değiştiren savaşçı

"Neden insanlar başkaları için hayatlarını riske eder?"

dedi kendi kendine ateş başındaki yakışıklı asker

Kamuflaj içindeki maskeli adam bu kadar soru karşısında hafifçe ufladı. Kafasında diyeceklerini şöyle bir tartıp düzenledikten sonra sessiz geceyi bozmamak ister gibi ama anlaşılması için tane tane konuşmaya başladı.

"Şimdiye kadar savaştığımız kişilerin prensipleri ve hakları vardı.

Kuruluşları yıkmak

kuruluşları oluşturmak

saldırmak

savunmak

memleketi için

ailesi için

sevdiği kadın için

bağlı oldukları için

ve bir çok nedenden dolayı.

Hepimiz bunların önemli olduğunun bilincindeyiz.

Ancak ben tüm bunları birilerini öldürmeden ve ya can yakmadan da koruyabileceğimizi düşünüyorum."

Sallanan sandalyesindeki yaşlı adam sallanmayı bırakıp küçük kıza doğru eğildi

"Aile

arkadaş

sevgili

birbirini seven insanlar

birbirine güvenir ve yardım eder.

Bu insanlar arasındaki bağ paha biçilemezdir.

Bu bağ zamanla güçlenir."

Sanki buluta sarılmış gibi duran kadına süzülerek bir adam yaklaştı. Çevresinde mavimsi gözle görülür bir aura vardı ve bu neredeyse bütün görünüşünü değiştiriyordu. Kendisinin duyabileceğine kanaat getirdiği nispeten uzakça bir mesafeden konuşmaya başladı.

"Birini kurtarmak bir başkasını kurtaramamak demektir. Ancak kimse bizi kurtaracağımız kimseyi seçmeye zorlamaz. Biz kendimiz seçeriz. Çünkü onlar bizim için önemlidir."

Pençe saldırıları yapan canavarın kafasını sıyıran bir saldırı yaptıktan sonra gırtlağından tutarak insan üstü bir kuvvetle sıkarken konuşmaya başlar.

"Sevgi fedakarlık istediğinde bunun nefret takip eder. Böylece acıyı öğrenirsin.

idealler

din

özgürlük

gerçek

kin

aşk

Tutunduğun sebep farketmez. Seni harekete geçirmeye motive edecek herşey savaş başlatabilir."

Gırtlağını parçalarcasına sıkarken canavarın gözleri yukarı kaymaya başlamış istemsiz bir şekilde açtığı ağzından salyaları akmaya başlamıştı. Gözlerinin feri gitmeden duyduğu son cümleler ise şunlardı.

"Acıyı hisset

acıyı anla

acıyı kabullen

acıyı bil."

Her şeyi kesen kılıçla elindeki canavarı bırakan adama saldırır samuray. Son kestiği tabancalı adamın kellesi hala havadayken kılıcı temas etmiştir.

"Kimseyi incitmene izin vermeyeceğim!

Göğsüne giren magmadan el yüzünden neredeyse bilincini kaybediyorken bir anda kendine gelerek

"Ne diyorsun lan! Arkadaşlarımı incittin! Köyümü yok ettin!"

bu sefer kendisi kanlar kusarken buzdan elini karşısındakinin göğsüne sokar.

"Geber!"

Bölük başı yeni iyileşmelerine rağmen en iyi adamıyla bu kadar iyi çalışan bu iki askeri ilk defa yanlarına çağırmıştı.

"Bu savaşı bitirmek için, bütün dünyanın kralı...Kralların kralı olacağım!"

Bunca savaşın ortasında gökyüzünden bir melek iner. Gözleri yaşlı olanca gücüyle bağırır

"Kavga etmeyin!"

kılıç sesleri yavaş yavaş kesilir ve en sonunda da en sert kalplilerin, en acımasızların bile durduğu huzurlu bir ortama sürükler dünyayı.

Link to comment
Share on other sites

  • Forum Admin

Merak ettiğim bir şey var Dark bu insanların hayatı kesişecek mi? Hani çok bazen çok farklı yaşamlardan bazen aynı insandan bahsediyormuşsun gibi geliyor :huh:

Her şeyden önce repliklerin çoğu ciks yakıyor :) Parça parça olduğu için anlamakta biraz zorlandım ama orijinal bir çalışma olmuş ve olacak gibi geliyor. Gerçi hastaneden nöbet arasında okudum yazıyı belki ondan zorlandım anlamak için...

Bir de teşekkür ediyorum imla ve noktalamaya dikkat ettiğin için :)

Not:FF ini evde sakin kafa ile bir daha okuyacağım :D

Link to comment
Share on other sites

en başta anlamakta zorlandım ama emelin yorumunu okuyunca çaktım olayı :D

yaratıcı orjinal bi çalışma bende emel gibi hayatlarının birleşip bierleşmiceni merak ettim :D

Merak ettiğim bir şey var Dark bu insanların hayatı kesişecek mi? Hani çok bazen çok farklı yaşamlardan bazen aynı insandan bahsediyormuşsun gibi geliyor :huh:

Her şeyden önce repliklerin çoğu ciks yakıyor :) Parça parça olduğu için anlamakta biraz zorlandım ama orijinal bir çalışma olmuş ve olacak gibi geliyor. Gerçi hastaneden nöbet arasında okudum yazıyı belki ondan zorlandım anlamak için...

Bir de teşekkür ediyorum imla ve noktalamaya dikkat ettiğin için :)

Not:FF ini evde sakin kafa ile bir daha okuyacağım :D

İşin aslı hayır kesiştirmemeyi düşünüyorum. Bunun ilk nedeni bu hikayede daha çok her paragrafın öncesi ve sonrasını okuyucunun hayal gücüne bıraktım. ikincisi başta da dediğim gibi "Her paragraf birbirinden neredeyse bağımsız zaman ve mekanları temsil ediyor." Bu hikayenin amacı -her yaptığım iş gibi :P- orjinal bir çalışma yapmak. Okurken FF okuyormuş gibi değilde bir tür klip izliyormuş gibi gelsin istedim ama bir yandan da içi boş olmasın bir mesajda taşısın/versin istedim. Sağdan soldan duyduğum özlü söz tadında şeyleri toplayıp aralarına klip sahnesini koyunca ortaya bu çıktı :)

edit: bir daha düşündüm de sanırım olayları bağlayacam. Ama açık açık bağladım demeyecem hangisi hangisinin devamı ya da öncesi ya da aynı yerde geçiyor size bırakıyorum :P

Link to comment
Share on other sites

3. bölüm de tamam hafta bitmeden son bölümü de yazıp bitirmeyi düşünüyorum. İlk mesajda dediğimin aksine hikayedeki anıları birleştirmeyi düşünüyorum. Ama böyle açık açık yapmayacam nasıl birleştirdiğimi anlamanız için biraz kafa yormanız gerekebilir ;D

Link to comment
Share on other sites

  • jans09 changed the title to Klips [FF] 4/4

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Share

  • Recently Browsing   0 members

    • No registered users viewing this page.
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.