Jump to content
×
×
  • Create New...

Endiret

Kayıtlı Üye
  • Content Count

    17
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    1

Endiret last won the day on June 1 2015

Endiret had the most liked content!

About Endiret

  • Rank
    Level 1

Profil Bilgileri

  • Cinsiyet :
    Not Telling
  • Konum :
    Kahramanmaraş
  • İlgi :
    Basketbol, Resim, Yazarlık, Elime geçen şeyleri parçalamak :D
  1. ilk bölümleri okudum bence gayet güzel ve akıcı yazmışsın eline sağlık. Sadece oyun yapısı hakkında biraz daha ayrıntıya girebilirsin.
  2. Peki kardeşim beğendiğine sevindim önerilerini dikkate alacağım teşekkürler.
  3. Bence Naruto-Sasuke Sasuke canavarkenki dövüşleri
  4. Konu gayet güzel kardeşim inşallah hikayeyi bir sona erdirirsin bizde güzelce okuruz. :)
  5. İtiraf ediyorum bilgisayarı yedi kez ben bozdum :D ama hep diğer kardeşlerime suç attım baba duy sesimi.
  6. Teşekkür ederim yorumun için hoşuna gitmesine sevindim inşallah devamını en kısa sürede yayınlamayı planlıyorum. :D
  7. Yakın çekim Erza, alttan çekince Lucy benceeee :D
  8. Hepinize teşekürler :) Ayrıca hikayem yayınlandı imzadan ulaşabilirsiniz.
  9. Hoş bulduk! Ayrıca hikayem eklendi imzadan ulaşabilirsiniz...
  10. Hoş bulduk! Ayrıca hikayem eklendi imzadan ulaşabilirsiniz...
  11. Hoş bulduk! Ayrıca hikayem eklendi imzadan ulaşabilirsiniz...
  12. [ Merhaba minna-sama! Bu benim ilk hikaye yazışım olacak, yorumlarınızı bekliyorum! Tanıtım: Büyülü bir dünya da, büyü gücünden yoksun bir çocuk! Böyle bir dünya da böyle bir lanet... Bu lanetin sebebi nedir ? Hiç bir ipucu olmadan Gizemli diyarlarda büyü gücünü arayan çocuğun destansı hikayesi!... Bölüm-0 Güneşli, güzel bir sabahtı. Baharın etkisi her yerde hissediliyordu. Enroy yemyeşil çimlerin arasındaki toprak yolda olabildiğince hızlı koşuyor bir yandanda annesinin verdiği sandviçi yiyordu. En sonunda okula vardı. Okul kasabadaki tek başlangıç okuluydu ama kasabanın nüfusu çok olmadığı için sorun olmuyordu. Enroy kapıyı çaldı ve içeri girdi “ Geç kaldığım için özür dilerim” diyerek yerine geçti.Bu okul sıradan bir okul değildi bu okul Seboydaki diğer başlangıç okulları gibi öğrencilerine büyünün temellerini öğreten bir okuldu. Bu okullarda büyü öğretilmesi yasaktı, sadece öğrencileri büyücülük için fiziksel ve zihinsel yönden hazırlıyorlardı. Şimdi, Seboy’un ne olduğunu merak edeceksiniz. Seboy; büyüyle dolup taşan bir diyar, bu diyarda konuşan hayvanlar, uçan adalar gibi çeşit çeşit şey var! Enroy; derslerinde başarılı, arkadaşları tarafından sevilen, zeki ve güçlü bir çocuk. Sınıfındakiler gibi 12 yaşında ve bugün başlangıç okulundaki son günü olabilir tabi yarınki final sınavını geçebilrse. Final sınavı; zeka, fiziksel güç ve dayanışma olmak üzere üç aşamadan oluşuyor ve sadece üç sınavıda geçebilen adaylar büyü okullarına gitme hakkı kazanıyor. Öğretmen dersi bitirdikten sonra öğrencilerine tavsiye veriyordu “Çocuklar yarın ki sınav için size şunu söylemeliyim ki dostluğunuza ve arkadaşlarınıza güvenin! Tek başanıza başarabileceğiniz bir sınav değil” Enroy çok heyecanlıydı, okul bittikten sonra hemen eve gitti. Yemekten sonra annesiyle beraber masayı toplarken, annesi Enroya oturmasını söyledi ve elini iki avucunun arasına aldı. “Enroy, oğlum sana güveniyorum.” Derken gözyaşlarına engel olamadı. Enroy dugulanmıştı “Teşekkürler… anne!” Annesi, Enroy’u göğsüne bastı, bir süre sessizlik oldu. “Seni böyle görse baban da çok sevinirdi.” Diyerek alnından öptü “İnanıyorum ki sende baban gibi bu sınavı geçeceksin…” Enroy, heyecanlıydı sonunda o gün gelmişti. Sabah erkenden annesiyle vedalaşıp, sınav yerine,okula, gitti. Her yer çok kalabalıktı, etrafta daha önce yüzünü görmediği insanlarda vardı. Enroy etrafa bakınırken, arkadaşı Alula “Merhaba!” diye seslendi, Enroy tanıdık bir yüz gördüğüne sevinmişti. Alula sarı saçlı, orta boylu, zayıf bir kızdı, gözleri açık kahverengiydi. Her zamankinden farklı olarak dizini geçmeyen pembe bir etek giymişti. “Merhaba Alula!” Enroy gözlerini Alula’dan alamıyordu. “Burada neden bu kadar insan var ?” Alula zoraki bir gülümsemeyle “Bende bunu merak ediyordum!” diyerek kollarını iki yana bıraktı. “Çünkü, daha önce sınavı geçemeyenlerde burada!” diye bir ses duydular. Bu çocuk siyah saçlı, uzun boylu gayet şık krem rengi bir kabanı ve kabana uyumlu bir şapkası olan sıradan denemeyecek bir çocuktu. Enroy ve Alula şaşkın şaşkın bu çocuğa bakarken, çocuk elini Enroy’a uzattı “Ben Leandro!” Enroy şaşkınlığından kurtulurken Leandro’nun elini sıkarak “Bende Enroy!” dedi. Alula’nın eli havada kalmıştı. “Kızlarla el sıkışmıyorum!” Alula sinirlenmişti, kızaran yanaklarını saklamaya çalışırken, Enroy merakla Leandro’ya “Seni daha önce buralarda görmemiştim…” Enroy sözünü bitirmeden Leandro “Ben diğerleri gibi ikinci kez sınava girmiyorum! Okulu olmayan Fiorina adlı bır kasabadan geliyorum.” Deyiverdi. Enroy bir anda hareketlenmişti “Hey orada ne oluyor ?” İki tane dev cüsseli çocuk, zayıf bir çocuğu sıkıştırıyorladı “Senin gibi küçük bir çocuğun burada ne işi var ?” “Hadi annenin kucağına dön ve sütünü iç!” Enroy’un sesini duyunca, ona döndüler ve hiç tınlamadan çocuğa dönüp dalga geçmeye devam ettiler. Bir anda Leandro “Hey size diyor!” diyerek çocuklardan birini itti. Ortamın gerildiğini farkeden Sınav sorumlusu ortamı yatıştırarak “Olayı büyütmeye devam ederseniz hepinizi diskalifiye etmek zorunda kalacağım” dedi. Alula, Enroy’u tutup bir köşeye çekti ve sakın olmasını ve yanlış bir hareket yapmamasını söyledi. Sonunda zamanı gelmişti! Sınav sorumlusu yüksekçe bir yere çıkarak “Final Sınavları Başlıyorr! Birinci aşamaya hepiniz hoş geldiniz!” diye bağırdı… Bölüm-1 ''Aaah bu yol hiç bitecekmiş gibi gözükmüyor. Yakınlarda bir kasaba olduğunu duymuştum ama ... Acıktımda, şu tepenin ardına çıkabilirsem belki...'' diye düşünürken Enroy sanki evleri üst üste yığılmış ortasında bir su kaynağı olduğu belli olan kasabayı görmüştü. Kasabaya girdiğinde aklına ilk gelen çölden geçen her yolcu gibi su oldu. Enroy bu kadar ıssız bir çölün ortasında bu kadar hareketli bir kasabanın olmasını beklemiyordu. Etrafta eli bıçaklı aç sırtlanlar gibi geleni gideni dikizleyenleri görünce hızlıca gördüğü ilk hana girdi direkt tezgahın karşısına geçti ve bir sandalyeye oturdu ''Bir bardak su alabilir miyim'' diye seslendi tezgahtar sese doğru döndü ve ''Buralarda su pağlı olur çocuk paran varmı ?'' Enroy cebindeki paraları şıngırdatarak ''evet var'' dedi. Suyunu içtikten sonra gece kalmak için han sahibiyle uzun bir pazarlığa girdi fiyatta anlaşır anlaşmaz odasına çıkıp sabaha kadar yattı. Sabah erkenden kalkıp biraz ekmek yiyip kurutulmuş kabaktan olan matarasına biraz su koyup kasabadan ayrıldı. Enroy kafasına sardığı bir parça bezi matarasındaki son suyla ıslatmıştı ama yinede sıcaklığı hissedebiliyordu. O kadar uzun zamandır yürüyordu ki bacakları titremeye başlamıştı. Birden ufukta bir ağaç gördü ''Sanırım Allah beni koruyor'' diye düşündü. Ağacın altına girdi ve gölgesine uzandı biraz gücünü taparlayınca dışarı çıkmaya çalıştı ama başaramadı sanki bir bariyer vardı. Çıkamıyordu korktu ama yapacak bir şey yoktu ve uzanmaya devam etti. Enroy etrafını sarmış olan haydutların gülüşleriyle uyandı. Haydutlar birbirleriyle ''Size bu tuzağa birinin düşeceğini söylemiştim'' tarzında konuşuyorlardı ve aralarında biri devesinden inip ''Remove Barrier'' dedi ve ''Bu bir tuzak büyüsüdür genç adam ilk kez görüyorsun anlaşılan.'' diyip Enroy u sırtladı ve deveye bindirdi. Enroy susuz ve açtı tek yapabildiği olanları izlemek oldu. Haydut pis pis sırıtarak'' Mutlu olmalısın artık bir kölesin en azından yiyecek yemek ve içecek suyun var'' dedi. Enroy 1 gündür aynı hücrede kalıyordu artık işinin bittiğini sanıyordu. Hücrede ölmesin diye verilen yemekler ona gücünu yeniden kazandırmıştı. Akşam üstü bir ses duydu yattığı yerden doğrulup sese döndüğünde duyduğu mutluluk tarif edilemezdi'' Leandro! burada ne arıyorsun?'' dedi. Leandro sessizce ''Sus ses çıkarma '' dedi ve hücrenin kilidini açtı. Leandro Enroy'u alıp hızlıca haydut kampının olduğu yerden çıkarttı Leandro'' Buradan hemen gitmelisin. Çabuk defol buradan! '' diye bağırdı. Enroy şaşırmıştı ama yinede ''Kocaman çölde su ve yiyecek olmadan nasıl hayatta kalabilirim!'' diyebildi. Leandro Enroy a baktı ''Aah yapacak bir şey yok kampa geri dönüp biraz erzak almalıyız'' dedi ve geri döndüler. Herkes uyuduğu için rahatça depoya girebilmişlerdi. Depo baya kasvetliydi ama tavandaki lambanın altın ve gümüşlereden yansıyan ışığı biraz katlanılabilir yapıyordu. Enroy birkaç altını girer girmez cebe atmıştı. Su almak için arka taraflara gidince Enroy gümüs bir sandık gördü Leandro Enroy un sandığa baktığını farkedince ''O sandığa dokunmamalısın içinde lanetli olduğu söylenen bir kılıç var.'' dedi ama nafile Enroy hemen açtı ''çok güzel'' dedi elinde olmadan. O kılıç Enroyu oradaki altınların hepsinden daha fazla cezbetmişti. Enroy kılıci eline aldı ve sırıtarak ''Madem lanetli kimsenin işine yaramaz. Bunu ben alıyorum. '' dedi. Lendro ve Enroy istediklerini almış dışarı çıkarken sağ taraflarında loş ışığın altında tuvalete çıkmış haydutlardan birini gördüler ve birbirlerinin gözlerine bakakaldılar. Haydut'' kaçak var!'' diye bağırdı ellerini yere paralel şekilde birleştirip kendi ekseninde döndü ve ''Slaughter Fire''diyerek shiruken tipli dönen bir ateş yolladı . Leandro, şok olmuş Enroy'u itti ve kendi de kenara kaçtı ellerini sertçe yere vurarak ''İce Grass''diye bağırdı ve adamın altından buzdan dikenler çıkarttı. Adamın ayakları yaralanmıştı Enroyda bu arada kendini toparlayıvermiş adamın bir anlık dikkatsizliğini kullanarak dikenlerin üstünden zıplayıp adama bir yumruk atmış adamı bayıltmıştı. Leandro '' Kaç'' diye bağırdı. Kaçarlarken Leandro ''Lanet olsun seninle beraber olduğumu biliyorlar artık geri dönemem.'' diye şikayet ederken ''Sen niye burdaydın ki?'' diye sordu Enroy. Leandro Enroy'a baktı ve'' Haydut olduğum için'' dedi küçümserce sırıtarak ve ''Asıl sen burada ne yapıyorsun senin büyü okulunda olman lazım değilmi?'' . Enroy un yüzü asılmıştı bir anda ve Leandro nun beklemediği cevap geldi '' Atıldım!''.

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.