Jump to content

SonOfDark

Kayıtlı Üye
  • Content Count

    10
  • Joined

  • Last visited

About SonOfDark

  • Rank
    Level 1

Recent Profile Visitors

The recent visitors block is disabled and is not being shown to other users.

  1. Sağ ol. Şey diyecektim? Mimarlık dışardan okunabiliyor mu?
  2. Yazdığım metne yorum yazdığın için teşekkür ederim.

  3. Kanımızı donduran soğuk havaların ardından havalar ılımaya başlamıştı ve artık yeni bir okul yılına geçiş yapmıştık! Artık liseli olabilecektim! Gerçi liseli olmak umrumda değildi! Sınıfta tek yapacağım sıramda yatmak olacağı için en yakın arkadaşım Yuuta gibi heyecan içinde değildim! Yuuta okulların başlamasından bir hafta kadar önce zorla beni dışarı çıkardı ve gideceği zengin züppelerle dolu paralı lisesine getirdi! Burada bulunmaktan hem nefret ediyordum, hem de bayılıyordum! Hayranı olduğum Xerta silahları eğitimi veren bir okul olduğu için çok hoşuma gidiyordu, ama paralı olduğundan ve ben de fakir biri olduğumdan buraya giremeyeceğim için sinirliydim! Neden diğer zengin züppelerin çocukları gibi Xerta Kullanıcısı olamıyordum ki?! O kadar da bilgi sahibi olmama rağmen? Eminim onlardan daha iyi kullanabilirdim, ama sırf fakirim diye kullandırtmıyordular! Lanet olası pislikler işte! Ah, her neyse! Yuuta ile etrafı gezerken omzumdan sarmasıyla durdum ve Yuuta: -Bak, Dante! Bedava yazıyor! Hadi, dene! -Ha? Neden öyle bir şey yapayım? Nasıl olsa öyle bir şeyi alacak parayı bulamam! -Yine de denemek istiyorsun, değil mi? Xerta gibi harika bir makinenin içinde olmayı yani? Hem bedava… Kaybedecek bir şeyin yok!, dediğinde kabul etmemi çok isteyen gözlerle gözlerimin içine bakmaya başladı. Ben de “Ne kaybederim ki?” diye düşünerek “Tamam” dedim ve bu okula girecek olan zengin züppeler ile Xerta silahını merak eden birkaç gençle sırada beklemeye başladım. Sessizliğe daha fazla dayanamayan Yuuta: -Belki bilmiyorsundur diye söylüyorum! Şuan kullanacağın Xerta prototipi E Seviyesinde olup on dakikalık bir enerji sağlayabilir! Kullanabildiği teknikler de sınırlıdır! Ateş Kılıcı, Yüksek Kalkan, Ani Çıkış gibi basit teknikleri kullanabilirsin! -Ben bunları zaten biliyorum! Neden tekrar söylüyorsun ki? -Çünkü: Hiç konuşmuyorsun! -Daha ne konuşacağız? Yol boyunca tatilde yaptığın her şeyi, en ince ayrıntısına kadar anlattın ve ben de anlattım! -Yine de konuşulacak tonlarca şey var!, dediğinde sıra bana gelmişti. “Özür, ama bunu daha sonra konuşalım!” diyerek görevli kızı takip etmeye başladım. Benden hafif kısa, uzun kestanemsi saçlı, sportif bir bedene sahip bir kızdı. Gerçi bu okulda her kız, erkek sportif vücutlu olmak zorunda, ama neyse… Kızı takip ederek onlarca teknisyenin Xerta çalışması yaptığı atölyeye geldik. Karşımda durup “Bunun nasıl kullanıldığını biliyor musun?” diye duygusuz bir ifade ve ses tonuyla sordu. Ben de “Evet…” deyince “Giyinmeni bitirince yolu takip edip arenaya çık!” dedi ve elindeki Xerta cihazını bana uzattı. Elindekini alıp “Teşekkür ederim…” dediğimde kız çoktan gitmeye başlamıştı. Ben de buna takılmayıp üstümdeki kıyafetleri sadece şort kalıncaya kadar çıkardım ve cihazı kalbimin tam üstüne koydum. Cihaz kalp ritimlerinin, kan damarlarının, elektriksel akımın güzergahında tüm bedenimi, yüzüm hariç, ince simsiyah bir şeyle kapladı. Ardından da kafamı koruyan sert kask oluşturup, katman katman iyice kaplayarak merminin bile geçemeyeceği kadar sert şekle girdi. “Harika bir şey bu!” diye kendimce sevinmiştim! İlk defa hayalini kurduğum Xerta makinesinin içindeydim ve harika hissediyordum! Sanki kafeste yıllarca kalmış bir kuşun dışarı çıkıp özgürce kanatlarını sonsuz gökyüzüne doğru çırpıyormuş gibi hissettiriyordu! Kıyafeti giydikten sonra içine yüklenen program “XP32 prototipine hoş geldiniz! Ben bu kısa sürüşte size eşlik edecek olan bilgisayar programı Lena…” diyerek kendini tanıttı. Sonra da “XP32 prototipini çalıştırmak için isminizi söyleyip gerekli olan şeyleri yapınız!” dedi. Ben de “Ben XP32 Kullanıcısı Ayuzawa Dante!” diyerek kendimi tanıttım ve ardından kitaplardan öğrendiğim bilgiler doğrultusunda makineden bedenime iğneleri sokturup “Kan Yolunu” oluşturdum! Hafif acıttı, ama o kadar da kötü değildi! Sonra da kendime kısa bir şok verdirip “Elektriksel Yolu” oluşturdum! O sırada Lena “Güç sistemi devrede… Kan Yolu oluşturuldu! Elektriksel Yol oluşturdu! Kan basıncı stabil… Kalp atışı stabil… Oksijen alınımı kabul edildi!” dedi ve gözenekleri açılarak içine oksijeni doldurdu. Kıyafeti baya bir hafifletti, ama buna gerek yok! Biraz övünmek gibi olacak, ama baya güçlüyümdür! Neyse… Kıyafet iyice hafifledikten sonra Lena “Yetkiler devredildi! Güç Seviyesi E... Güç Sınırı E... Enerji Kullanımı E... Enerji Miktarı E... Tüm sistemler açık ve aktif... Genel seviye E... Tahmini kullanma süresi on dakika...” diyerek kontrolü bana bıraktı. Ben de derin bir nefes alarak yolu takip ettim ve kocaman arenaya çıktım! Tribünler okulda okuyan ikinci, üçüncü sınıflarla ve dövüş seyretmek için para ödeyen seyircilerle doluydu! Karşımda da kapalı durumda bekleyen on robot vardı. “On tanecik mi?” diye hüzünlenmişken her yeri inleten bir kız sesi: -Evet, hanımlar ve beyler! Sırada dövüşecek olan kişi XP32 prototipini kullanacak olan Ayuzawa Dante… Hangi sevide dövüşmek istersin, Ayuzawa-san?, dedi. Ben de hiç düşünmeden “S Seviyesi…” deyiverdim. O an tribünler sessizleşti ve kız sesi: -Yanlış mı duyduk, yoksa sen S Seviyesinde mi dövüşmek istedin? -S Seviyesinde dövüşmek istedim! -Affedersin, ama o seviye sadece bu okulun üst seviye öğrencileri tarafından kullanılabilir! S Seviyesinde ciddi yaralanmalar alabilirsin! -Hadi, ama… İlk defa bu makineyi kullanma fırsatı buluyorum! Bari en zor seviyede dövüşeyim! -İlk defa mı? Kesinlikle kabul edilemez! Ölme ihtimalin bile var! -Merak etme! Hepsini saniyeler içinde yere sereceğim! -Sen kafayı yemiş olmalısın, ama öz güvenine hayran kaldım! Bir ayrıcalık yapıp S Seviyesinde dövüştüreceğim!, dediğinde robotlar hareket etmeye başladı ve gözleri kırmızıya dönüştü. “Lena! Silah formu 13’e dönüş ve güç sistemini tamamen kapat!” dedim ve o da “Anlaşılmıştır!” diyerek Silah formu 13’e, yani tüm bedenimi kaplayan siyah şeyleri sadece kollarıma kaplatarak iki elimde kanımdan bıçak oluşturdu! Tüm tribündekiler bana “Ne yapıyor bu?” dermişçesine bakarken robotlar ateş güçlerini kullanarak manyak hızlı bir şekilde üstüme gelmeye başladılar. Ben ise annemden öğrendiğimde Beş Metre Sınırımı kullandım. Bu bana beş metre çapımdaki her şeyi yavaş çekimdeymiş gibi hissettirecekti! Öyle de yaptı zaten… Robotlar sınırımın içinde farklı yönlerden farklı şekillerde saldırmaya kalkıştılar, ama ben birini ortadan kesip aralarından çıkıp sahanın ortasına geldim. “Kaldı dokuz…” . Bir robot elinde ateşten kılıçlar oluşturup kendi etrafında çok hızlı dönerek hortum gibi saldıracakken havaya zıplayıp ileri doğru taklalar atarken bıçakları kafasından soktum. Enerjisini kaybedene kadar onunla manyak bir hızla döndüm. Enerjisini bitirince yere yığıldı ve ben de havada taklalar atarak tekrar sahanın ortasına geldim. “Kaldı sekiz…” . Üç robot önden saldırırken üç robotta arkamdan saldırmaya başlamıştı! Ben de “Bu makine neler yapıyormuş bakalım?” diyerek tüm gücümü bacağımda toplayıp arenanın duvarına doğru etrafı tozutarak koştum ve duvardan güç alarak gökyüzüne doğru fırladım! Yerden üç yüz metre kadar havalanmışken “Sistemleri devreye sok ve Kızıl Şeytan formunu aktifleştir!” dedim. Lena da anında yaptı ve tüm bedenimi ince simsiyah şey kaplayıp ateşler sardırdı! “Kaldı iki…” diyerek ayaklarımın altında ateşi sıkıştırıp o altılının yanına şimşek hızıyla inip hepsini saniyeler içinde kesip yok ettim ve formasyonum hemencik bozuldu. “Enerjisi seviyesi %4… Lütfen, XP32 cihazını terk ediniz!” dedi Lena… Ben de “Makineye fazla yüklendim anlaşılan” diye mırıldanarak bıçakları elimde bir-iki çevirip havaya fırlattım ve tüm gücü tekrar bacaklarımda toplamaya başladım. Bu son hareket olacaktı! Robotlar üstüme doğru gelirken havaya attığım bıçaklar yerden bir metre yüksekliğe geldiğimde topladığım güçle ani çıkış yaptım ve bıçakları tutup kendi etrafımda dönerek iki robotu da param parça edip sahanın öteki tarafında ayaklarımı yere sürttürerek durdum. Lena “Güç sistemi devre dışı… XP32 kapatılıyor!” dedi ve üstümdeki cihaz eski, küçük halini alarak yere düştü. Ben de “Harikaydı be!” diye içimden geldiğince bağırıp gülümsedim ve yere düşen cihazı alıp çıktığım yere yöneldim. O sırada tribündekiler resmen ayağa kalkıp bana tezahürat yapıyordu ve o kız sesi: -İnanamıyorum! E seviye bir Xerta ile S Seviye on robotu hiç darbe almadan yok etti! Bunu Sunyalılar bile yapamıyor! Bu çocuk bir harika!, diyerek beni utandırdı. Ben ise sadece çok sevdiğim Xerta cihazını kullanma mutluğuyla dışarı çıktım ve Yuuta’nın yanına geldim. Yuuta “Her zamanki gibi harika ve kusursuz bir dövüştü! Sen muhteşemdin!” dedi. Ben ise “Öyle olsa bile bir daha onlardan birini kullanamayacağım! Sonuçta ben fakirim” diyerek gülümsedim ve onunla okulu gezmeye devam ettik!
  4. Öncelikle sizler gibi anime hayranlarının, tutkunlarının, aşıklarının arasında bulunmaktan büyük bir mutluluk ve zevk duyuyorum. Ben Emrullah Hundi. 17 yaşındayım. Denizle'de küçük bir evde oturuyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim. Animeye tam başlama yaşımı bilmiyorum, ama baktığım ilk anime Bakugan ya da Naruto olduğu için sekiz diyebilirim. Tabii o zamanlar anime nedir bilmezdim. Animeyi anime olarak bildiğim yaş on beşti. Tam olarak ise lise bire başlamadan önceki yaz tatilinde, 17 Temmuz 2013... O zamanlar bir pidecide garsonluk yapıyordum. Çalışma sırasında aklıma hep garip fikirler dolaşıyordu. Önceden köyde oyun oynamak için oluşturduğum senaryolar, Bakugandaki savaş sahneleri vs. O an hikaye yazmaya başladım. Hikayenin hemen ardından daha güzel fikirler bulmak için anime bakmaya başladım. Aklıma gelenleri animelerdeki bazı faktörlerle harmanlayıp bir sürü anime konusu olacak hikaye yazdım. Şuan amatör yazarlık, şairlik ve çizerlikle uğraşıyorum. Şairlik ortaokuldan, yazarlık liseden ve çizerlikte üniversiteden kalma olacak. Çünkü: Okuyacağım bölüm Mimarlık... Ne kadar güzel, değil mi? Çizimlerim biraz daha güzel olsa kendi başıma manga bile çıkartabilirim, ama ne yazık ki o konuda çok da yetenekli değilim. Ama üniversitede kendimi geliştireceğime inanıyorum. 1.73 boyunda, kahverenginin soluk tonlarında gözlere, esmerin hafiften koyu halinde tene ve alabildiğine siyah saçlara sahibim. Ellerim bileklerime göre büyük olduğu için basketbolda iyi bir oyuncuyum, ama en sevdiğim spor Voleybol... Başka? Yemek konusunda pek seçici değilimdir, ama patlıcanlı yemek yiyemiyorum. Ne zaman denesem sonu kötü bitiyor. Genelde fantastik şeyler sevsem de gerçekçi olaylardan da etkilenirim. Felsefik konuşmalardan zevk alan ve olabildiğince felsefik konuşan biriyim. Animelerde genelde komedi-fantastik türlere bakarım, ama arada, nasıl söyleyeyim, kendimi kırılmış, incinmiş gibi hissettiğimde hüzünlü animelere baktığımda olur. Bunlar dışında oldukça fazla animeye baktım. Şuan kayıt altında tamamlamış olduğum 267 farklı seri, tamamlamakta olduğum 34 farklı seri mevcuttur. Çizim kalitesi bakımından en sevdiğim anime Absulote Duo, konu bakımından en sevdiğim Bakugan, komedilik bakımından en sevdiğim Seitokai Yakuindomo, karakterler bakımından en sevdiğim Kaichou Maid-Sama, gerçeklik bakımından en sevdiğim Zankyou no Terror, fantastik bakımından en sevdiğim -gereksiz bölümleri saymazsak- Bleach, ecchilik bakımından Shinmai Maou no Testament, hüzün bakımından en sevdiğim Ano Hana, saçmalık bakımından en sevdiğim ise Overlord... Ben farklı zevklerin bütünü olan bir mekanizmayım. Sadece bir tane anime en sevdiğim anime olamazdı. Bunlar dışında pek kitap okumam, ama okuma ilhamı gelince tek günde, uykumdan feda ederek, beş yüz sayfalık bir kitabı rahatlıkla bitirebilirim. Ama o ilham pek gelmiyor işte. Çok çalışmayı sevmeyen bir tipim. Dersi derste çalışan, evde hobileriyle zevk alan bir tipim yani... Görsel zekam normalin üstünde... Gördüğüm bir şeyi unutmam çok zordur. Zaten bu yeteneğe sahip olmasam sınıfta kalırım, ama neyse... Kendimle ilgili başka ne kaldı? Cana yakın bir tavrım vardır, her türlü bakış açısına sahibimdir. Bir olaya asla tek bakışla bakmam. Yani "Bunu yaptı, ama neden yaptı?" gibi olayı farklı ellerden alırım. Bu galiba hikayelerimden kazandığım bir alışkanlık... Başka? Toplu taşıt ve iş araçları dışındaki arabalardan haz etmiyorum. Hatta nefret ettiğimi bile söyleyebilirsiniz. Kendine edindiğim felsefe anlayışı "Hayat saçmalıkların meyve verdiği bir ağaçtır. Bu durumda yere düşürdüğü her şey saçmalıktan bıkmış olan gerçek düşüncelerdir". Bu felsefe anlayışı bana aittir. Belirteyim dedim. Galiba başka-- Ah! Neredeyse unutuyordum. Sevgilim yok, popüler sayılmam, ama bir giderim var, sevdiğim bir kız var, "r" harfini yumuşatarak söylüyorum istemeden, burnumdaki etten sürekli kafam ağrı içinde, bir gün yatıp bir gün yatmama taktiğini kullanıyorum, yüzme biliyorum, yüksekten korkmuyorum, karanlık yerleri severim, gece gezmelerine hastayım, gün batımını izlemeyi severim, okula bisikletle giderim, dersi dinlemekten çok hikaye yazarım, ama arada odaklandığım olur, makyaj yapan ya da modaya uymaya çalışan kızlardan nefret eder gibiyim, ama bazı istisna olanlar var, kafamdaki düşünceler her saniyede tam anlamıyla değişir, sadece uyurken ya da gözlerimi kapattığımda tek düşünceye odaklanabilirim, argo konuşmayı sevmesem de eskiden kalma olduğundan arada argoyla çıkıştığım olur. Başka bir şey kalmadı galiba... Biraz uzun oldu, ama kim takar ki? Herkese Merhaba! Ben yeni üyeniz EMRULLAH HUNDİ... İYİ GEÇİNELİM!!!
  5. Ne desem bilemedim. Konu güzele benziyor, ama ilk bölümden anneni öldürmek fazla acımasızca, değil mi? Azıcık daha yaşasa fena mı olurdu? Gerçi benim karakterlerimin de ailesi hemencik ölüyor, ama bu çok ani olmuş. Neyse...
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.