Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'ff yarışması'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Forums

  • Duyuru & Kurallar
    • Forum Kuralları & Yardım
    • İstek, Şikayet ve Öneri
    • Tanışın Kaynaşın
    • Türk Anime TV Etkinlikleri
    • E-dergi
  • Türk Anime Çeviri Ekibi (TAÇE)
    • Tamamlanan Projelerimiz
    • Devam Eden Projelerimiz
    • Gelecek Projelerimiz
    • Askıya Alınanlar
    • TAÇE Duyuruları
  • Anime GENEL
    • Anime İstek ve Öneri Bölümü
    • Bilinmeyen Animeler ve Karakterler İçin Yardım Bölümü
    • Anime Genel
    • Anime Geyik
    • Animeler & Karakter Anketleri
    • Anime Tanıtım ve İncelemeleri
    • Anime Serileri Bölüm Tartışma Alanı
  • Manga GENEL
  • Fansub Takımları
  • Anime Manga Live-Action Download
  • Fan Kulübü
  • Japonya
  • Program Deposu
  • Konu Dışı
  • Roronoa Zoro's Roronoa Zoro Kimdir?

Blogs

There are no results to display.

There are no results to display.


Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Konum :


İlgi :

Found 3 results

  1. YOO Minnaaaaa! Yarışma başvurularımız bittiğine göre sıra geldi oylamaya, bundan sonra iş değerli jürimize kalıyor. Kolay gelsin onlara... Yarışmaya katılan FF leri okumak için aşağıda linkli listeyi paylaşıyorum. Katılan arkadaşlara emekleri ve katılımları için çok teşekkür ederiz. Kaleminize sağlık. Katılmak isteyen ama bir sebepten dolayı katılamayan arkadaşlarda üzülmesin elbet bir gün yine yaparız ama ne zaman bilinmez... Fan Fiction yarışmasına katılan hikayeler; 6 Saniye Aşk Uğruna Bahardan Sonra Bilinmeyenin Hikayesi Butterfly Corona'ya Saldırı Erratic Simian İsimsiz JJ: Ushinawareta Karanlığın Elçileri Lanetli Sur Mr. ans Mrs. Walker Multi-Player Ruh Bağı Scout Bar Sessiz Çığlık Soul of The Little Flower Stardust Sunset Süper Deney YN: Yeni Dünya *Okumak için fare ile üstüne tıklamanız yeterlidir, sizi konuya götürecektir. Keyifli okumalar, yorumlarınızı bırakmayı unutmayınız.
  2. 1. Bölüm -içimizdeki çiçek- *saat 07:00 alarm sesi* Gözlerimi açmamla yeni güne uyandığımı idrak etmem bir oldu. Sabah güneşi... kimi ne umut, kimi ne kaygı. Sahi her yeni güne başladığımızda umut'lanmalımıyız? Güneş bize, dün kü o karanlık gecenin bitip, yeniden aydınlık ve umutlu bir güne başladığımızı hatırlatmalımı? Ya bugünün gecesi? Gene fazlaca düşündüğümü farkedip yataktan kalkmak için hamle yaptım. Günlük rutinlerimi hallettikten sonra üstümü değiştirmek için tekrar odama döndüm. Son sınıf'ı okuyan bir lise öğrencisiyim. Haliyle (kendimce beni yoran) bir sürü sorumluluğum var. Ve bunlardan bir tanesi de okul'a gitmek. Çantamı hazırlarken çekmecenin üstündeki kol saat'imi fatkettim. -Aybüke'nin hediyesi...- diye düşünmeden edemedim. Bence bir insan'a verilebilecek en güzel hediye zaman. Saat'e her baktığımda zaman'ın benim için ne kadar değerli olduğunu hatırlıyorum. Ve bu (her ne kadar yanımda olamasada) verdiği hediye ile idrak etmeni saylayan dostum sayesinde oluyur. Annem ve babam çalıştığı için, genelde haftaiçi dışarıda ve aybüke ile kahvaktı yapardım. Ama bugün aybüke okula gelmeyecekti. Bende evde kahvaltı yapmayı uygun gördüm. Nedense zor bir gün geçirecekmişim gibi bir hisse kapıldım. Telefonumu alıp -en azından bir günaydın yazmalıyım- diye düşündüm. GÜNAYDIN! Peki ya içimiz? Daha fazla oyalanmadan okul'a doğru yol aldım. Daha 2. ders'te olmamıza rağmen düşüncelerim beni esir almıştı. Ders'te olmasam kitap okurdum. Okumak her zaman daha cazip gelmiştir bana. Zira okumak geliştirir, düşünmek ise yorar. Telefonuma gelen mesaj titreşimiyle kendime gelmem bir oldu. Hoca'ya çaktırmadan mesaj'a bakmaya çalıştım. GÖNDEREN: aybüke Sanada günaydııııın bayan DÜŞÜNEN. Bir adet beyaz tavşan hastane'ye doğru yol almış durumda T-T Aaa bu arada aceba okul çıkışı bir şeyler mi yapsak? Aybüke'nin yazdığı mesaj ister istemez gülümsetmişti beni. Bana adımla hitap yerine bayan düşünen demeyi tercih ediyordu. İlk zamanlar saçma gelsede şuan bizim için fazla anlam yüklü iki lakap haline gelmişti. Daha fazla bekletmeden cevap verdim. GÖNDERİLEN: aybüke Bu görüş mantıklı bulundu^-^ okul çıkışı kapıda beyaz tavşan'ı bekleyeceğim. Yalnız fazla beklemem haberin ola. GÖNDEREN: aybüke Ok. Dakik bir tavşan olarak seni bekletmeyeceğim. Sanırım telefonu cebime atmanın zamanı geldi. *okul çıkışı -saat 15:05* Tam kapıdan çıkmıştım ki, aybüke'nin kaldırımda oturduğunu gördüm. Dikkatle yeri izliyordu. Her zaman ki hüzün dolu bakışlarıyla. Her şeyi gizleyebilirsiniz fakat, gözlerinizdeki hüznü gizleyemezsiniz. Ben 'aybüke' diye seslenmemle gözlerini yerden çekti. Ve gülümseyerek bana baktı. Aybüke 'sonunda geldin. 15 dakikadır seni bekliyorum. Ağaç oldum, kök saldım' diyip somurttu. Ben 'iyi ya işte en azından bir işe yararsın. Ağaç olmak çok faydalı bir şey. Odun da olsan kağıt'ta olsan işe yararsın' diye bir karşılık verdim. Aybüke 'Aşırı güzel espiri yapıyorsun gene. Ama şuan bunları kaldıramayacağım. Az daha dikilirsek ayakta, açlıktan öleceğim.' Diyerek mızmızlandı. Daha fazla aylakca konuşmadan direk yürümeye başladık. Yol boyunca sıradan şeylerden konuştuk. Olabildiğince psikolog konusu açmamaya çalıştı. Aybüke'nin bugün okula gelmemesinin sebebi psikolog randevü'sü olmasından dolayıydı. Aslında aybüke'nin büyük bir sorunu vardı. Aile'si. Hatta en başta annesi. Daha fazla bu sorunun altından kalkamayacığını anlayınca, annesinden gizli psikolog tedavisi almaya başladı. Aybüke'nin sesi ile düşüncelerimden sıyrıldım. Aybüke 'baksana büşra, bugün bizim evin orda bir kedi gördüm. Sanırım hasta, yani boğazıma bir şey takılmış gibi. Kötü öksürüyordu. Senle birlikte o'nu veterinere götürsekya? Malum ben tek başıma yapamam. Aybüke küçüklüğünden beri kedi ve köpeklerden korkardı. Bu yüzden bana teklif etmesine şaşırmadım. Ben 'olur. Ama ilk önce kedi çantası bulmalıyız. Elde taşımak bir hayli zor olur. Aybüke 'o iş sende canım. Boşuna mı sana açtım konuyu?' Daha lafını bitiremeden telefonu çaldı. Meraklı bakışlarımla adeta kim? diye soruyordum. O'da bunu farketmiş olacak ki ANNEM! diye cevap verdi. Aybüke = efendim anne? ..... Aybüke =neyden bahsediyorsun? Cidden anlamadım. Şuan büşra ike kafede otururuz. Bir sorun mu var? ...... Aybüke= bu konuyu gelince konuşalım anne! Dedi ve telefonu kapattı. Yüzüne bakan bir insan her şeyi anlaya bilirdi. Belli ki bir şeyler ters gitmiş. Ben 'ne oldu? Dememle gözlerini tam gözlerimin içine dikti. Hüznü ve endişe saçan gözlerle... Aybüke 'annem... psikolag'a gittiğimi öğrenmiş. Ve sanki hiç suçu yokmuş gibi bana küstahça -ne zaman delirdinde bizim haberimiz yok- diyip azarladı beni. Hani bazen olur ya o kısacık bir zamanda, o ölümcül cümleyi duyarsında, hiç bir şey yapamazsın. Içindeki tüm çiçekleri soldurmak için tek bir cümle yeter. Affı ve geri dönüşü olmayan tek bir cümle! Ve bugün bir kez daha fark ettim hepimiz bir "GÖKALTI HAPİSHANESİN"DE yaşamaya çalışıyoruz. 1. Bölüm sonu
  3. スクリューボール (Strange Man/Garip adam) İlk olarak merhaba.Umarım severek okursunuz ^^ İyi okumalar ~ Tür: Romantizm, Dram, One-shot Kapak: Hikaye: Evin kapısını kilitledi ve tekrar arkasını döndü. Evet, hala kendini Kamin olarak tanıtan garip insan oradaydı. Sorun şu ki kendi ismi de Kamin'di... "Lütfen beni görmemezlikten gelme Kamin-chan." Okul çantasının kolunu sıkıca sıkan Kız Kamin derin bir nefes aldı. "İlk olarak bir anda odamın ortasında beliriyorsun, sonra seni bir tanrının gönderdiğini söylüyorsun ve sana aşık olmamı istiyorsun. Affedersin ama polisi çağırmadığıma pişman etmeyip buradan kaybolur musun?" Erkek Kamin, Kız Kamin'e kolunu attı ve onu apartmandan çıkardı. "Üzgünüm ama hayır, kaybolamam." Kolunu genç kızdan çektikten sonra yüzünü kıza dönerek geri geri yürümeye başladı. "Hem polisi çağırsan bile senin deli olduğunu düşünüp tımarhaneye atarlar." "Bence polisler kimin deli olduğunun farkına varacak kadar zekiler." "Beni sadece sen görebilirsin Kamin-chan. Bu yüzden bence baştan düşün." Genç kız tek kaşını kaldırdı. Şu an polisi aramadığı için cidden pişmandı. "Pekala..." dedi Kız Kamin ve elinde süpürgesi bulunan orta yaşlarda bir adamı gösterdi. "Eğer seni sadece ben görebiliyorsam şu adamı dürt ve orada bekle. Eğer adam seni fark etmezse sana inanacağım." "İnanmak dışında bugününü bana ayırıp neden burada olduğumu tam olarak dinleyecek misin?" Genç kız omuz silkti. Her türlü kendi kazanacağını düşündüğü için hiç düşünmeden teklifi kabul etti. "Tabi neden olmasın. Eğer seni sadece ben görebiliyorsam (!) benle okula gelirsin ve orada tartışırız." Erkek Kamin'in gözleri ışıldı. "Harika! İlk defa insan okuluna gideceğim!" Genç kız, oğlana garip bakışlar attı. Acaba oğlana kendisininde bir insan olduğunu söylemesine gerek var mıydı? Varsa bile önemli değildi. Sadece bu iş hızlı bir şekilde bitsin istiyordu o kadar. Erkek Kamin zıplayarak yaşlı adamın yanına gitti ve adamı omuzundan nazikçe dürttü. Yaşlı adam genç oğlanın olduğu tarafa döndü ama Erkek Kamin'i sanki görmemiş gibi işini yapmaya devam etti. Genç Oğlan bağırarak kıza sordu, "Tekrar denememi ister misin?" Kız kafasını olumlu anlamda salladı. Bunun üzerine oğlan yaşlı adamı baştan dürttü. Yaşlı adam yine arkasına baktı. Bu sefer sinirlenmiş olacak ki kendi kendine mırıldanmaya başladı. Genç kız korkmaya başlamıştı. Geri geri adım atarken oğlan onun yanına gelmişti bile. "Artık bana inanıyor musun Kamin-chan?" "KES SESİNİ!" Bu yüksek bağırışından dolayı sokakta bulunan herkes genç kıza baktı. Herkesin ağzından farklı cümleler çıkıyordu. "Yazık annesini kaybettikten sonra delirdi..." "Sokakta kendi kendine bağırıyor." "Polisi mi çağırsak?" "Zavallı kız..." Kız etrafında dönerken sanki tüm bu seslerin kulağında durmadan yankılandığını ve ses şiddetinin arttığını hissetti. O delirmiş olamazdı. Genç oğlan onu kolundan tuttu, "Kamin-chan... Sakin ol ve okula gide-" "BENDEN UZAK DUR!" Kız, oğlanın kolundan kurtulup okula doğru koşmaya başladı. Kulağında durmadan insanların ona zavallı ve buna benzer acıma duyguları içeren kelimeler söylediğini işitiyordu. Hayır, Kamin delirmemişti. Delirmiş olamazdı. Tuvaletin kapısını hızlıca açtı ve aynanın önüne geçti. Şanslıydı ki tuvalette ondan başka kimse yoktu. Zaten olması gibi bir şans çok azdı. Bu tuvalet okulun tenha köşesinde olduğu için genç kız kendi dışında başka kimseyi burada görmezdi. Aynaya, kendisine baktı. Şaşkınlık ve korkunun verdiği etkiden yüzü sararmıştı. "Benden neden kaçıyorsun Kamin-chan?" Kız aynada arkasında beliren oğlana baktı ve tam çığlık atacaktı ki genç oğlan eliylen kızı susturdu. "Daha ne kadar deli damgası yemek istiyorsun? Biraz sakin olup beni dinlesen?" Kız Kamin aldığı derin ve hızlı nefesleri normal haline getirtti. "Güzel... şimdi elimi çekeceğim ama bağırmak kesinlikle yok. Tamam mı?" Kız kafası ile onayladıktan sonra oğlan elini ağzından çekti ve mermerin üstüne oturdu. "Şimdi daha iyi misin Kamin-chan?" Kız eli ile gözleri ovuşturduktan sonra oğlana döndü. "Sen kimsin?" "Bunu sana odanda da söyledim... Ben, sizin tanrınız tarafından gönderildim. Bana aşık olman için." "Sana neden aşık olmam gerekiyor?" "Çünkü sen insansın!" Kız gözlerini büyülttü. "Ahh evet, gerçekten mi?" "Hayır, yani sadece biyolojik olarak değil ruhen de insansın." "Daha da açmanı istiyorum." "O zaman sana bir adet soru yönlendireceğim." Oğlan işaret parmağını kaldırdı ve kıza doğru yöneltti. "İnsanı insan yapan maddeler nelerdir?" Kız yüzünü buruşturarak cevap verdi, "Konuşmak? İrade sahibi olmak? Düşünmek?" Oğlan sanki istediği cevaplar bunlar değilmiş gibi elini sağa sola salladı. "Daha soyut şeyler istiyorum." "İrade ve düşünmek somut mu?" "Hayır değil ama ben duyguları baz almanı istiyorum. İnsanı insan yapan en büyük faktör duygulardır. Sevgidir." "Tamam... Evet sevgi de insanı insan yapan faktörlerden ama hala bunun senin kim olduğun ile alakasını anlamadım?" "Bu benim kim olduğum ile alakalı değil. Neden burada olduğum ile alakalı. Sana sevgiyi tattırmak için buradayım." "Teşekkürler ama bence benim buna ihtiyacım yok." "Annen öyle düşünmüyor." Kız annesi ile alakalı bir cümle duyunca duraksadı. Bunun onunla ne alakası olabilirdi? "Anlamadım?" "Annen, tanrınıza istekte bulundu. Senin eskisi gibi gülmeni ve sevgi dolu olmanı istedi. İnsanların arasına katılmanı görmek için can attığını belirtti. Yoksa annenin seni izlemediğini mi düşünüyordun?" Oğlanın dedikleri doğruydu. Genç kız annesi öldüğünden beri gülmüyor veya iletişimde bulunmuyordu. Yaşıtları gibi birilerine aşık olmuyor veya arkadaşlık kurmuyordu. Çünkü gerek duymuyordu. Birilerini sevmek çok külfetli ve acı doluydu. Elinde sonunda seni bırakıyorlardı. Kendi istekleri içersin de olsun veya olmasın. "Ben şu an bulunduğum halimden gayet memnunum." "O zaman neden gülümsemiyorsun?" "Gerek duymuyorum." Oğlan gözlerini kıstı. "Üzgünüm ama insansan biraz bunun hakkını verir misin? Eğer böyle yaşaman uygun görülseydi çim olarak yaratılırdın." Genç kız kaşlarını yukarı kaldırıp bilmiş bakışlar yolladı. "Üzgünüm ama nasıl yaşayacağım seni ilgilendirmiyor. Şimdi geldiğin yere geri gider misin?" "Hayır." "Neden?" "Bana aşık olman lazım." "Sana ne dedim benim öyle duygu-" "En azından benden kurtulmak istiyorsan öyle duygulara ihtiyacın var Kamin!" Oğlanın bağırması üzerine bir adım geriledi. "Anlamadım?" "Sen bana aşık olana kadar yanındayım. Özeti bu. Kurtuluşun yok." "Tipim bile değilsin! Nasıl sana aşık olmamı beklersin ki?" Oğlan yüzüne küçümseyici bir bakış ekledi. "Küçükken günlüğüne yazdığın ideal karakter tanıtımı öyle demiyor ama..." "Dediğin gibi küçükken..." Tamam, hala ideal tipi öyleydi ve eğer cidden annesi tanrıdan bunu istemiş ise annesi ideal tipinin gayet farkındaydı. "Eğer sana aşık olmazsam?" "Olacaksın." "Farz etki olmadım?" "Sen ölene kadar senleyim. Senle yaşlanıp senle bu dünyadan gideceğim." Kız şaka yapıyorsun bakışları gönderirken oğlan gayet ciddi olduğunu belli eden sinyaller gönderiyordu. "Peki, beni kendine nasıl aşık etmeyi düşünüyorsun?" Oğlan kafasını yana yasladı. "Siz insanlar farkında olmadan aşık olmuyor musunuz?" "Bu milyonda bir olan bir şey! Farkında olmadan hoşlanmaya başlarız... Yani çevremdeki gözlemlerim öyle... Bilemiyorum... Daha önce hiç aşık olmadım..." Oğlan yüzüne aptalca bir gülümseme ekleyip kahkaha atmaya başladı. Gülüşü o kadar sevimliydi ki kalbinin buzdan yapıldığını düşünen genç kızın içi ısındı. "Aslında senin de aşık olmak ilgini çekiyor değil mi Kamin-chan?" Genç kız karşılık vermedi.Onun yerine çantasını sırtlanıp tuvaletin kapısına yöneldi. "Her neyse... Derse geç kalıyorum. Geliyor musun?" Oğlan mermerden atladı genç kızın burnunu sıktı. "İstesem de istemesem de geliyorum." ♦ Kamin yüzünü ellerinin arasına aldı ve dizlerine yaslandı. Oğlanı izlerken aradan tam bir ay geçtiğini ve bir ay içersin de hala oğlana aşık olmadığını, oğlanın da genç kızı kendine aşık etmek için herhangi bir çabaya girmediğini düşünmeye başladı. "Hey... Tanrı Tarafından Gönderilidiğini İddia Eden Kamin-kun." "Bunu söylerken cidden üşenmiyor musun?" "Hala beni kendine aşık etmedin. Seni artık bana masraf amaçlı gönderildiğini düşünmeye başladım..." "O amaçla gönderilseydim kız olarak gelirdim." "Neden burada laf yemiş gibi hissediyorum..?" Oğlan kıza döndü ve yine o gülüşlerinden birini attı. Genç kız yalan söylemişti. Aslında oğlanın ilk gülüşünü gördüğünden beri ona karşı garip duygular hissediyordu. Buna aşk denir mi bilmiyordu ama ders sırasında onu düşünüyor veya yemek hazırlarken oğlanın sevdiği yemekleri hazırlıyordu. Birine aşık olunca böyle mi oluyordu? Ama eğer Kamin-kun'a aşık olsaydı... Kamin-kun'un kaybolması gerekmez miydi? "Hey Kamin-Kun?" "Efendim?" "Bir insan bir insana aşık olduğunu nasıl anlar?" Oğlan uğraştığı kitabı bıraktı ve kıza döndü. "Humm... Hep onu düşünürsün? Onu etkilemeye çalışırsın..? Aslında bunlar hoşlanmak veya ilgi duymaya girer. Eğer aşık olmuşsan onu kaybetmekten ölesiye korkarsın." "Bunları nasıl biliyorsun? Özellikle daha 1 aylık bir insanken?" "Çünkü ben sana aşığım Kamin-chan!" Bu lafın üzerine oğlan yüzüne yine o gülümsemelerinden ekleyince genç kızın kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Biri ilk defa onu sevdiği hatta sevmeyi geçin aşık olduğunu söylüyordu. "O zaman neden beni kendine aşık etmeye çalışıyorsun? Eğer sana aşık olursam ayrılmaz mıyız?" "Evet, ayrılırız. Ama aşık olmanın verdiği bir etki daha vardır ki sana söylediğim ilk maddeyi bile hiçe sayar. Eğer birine aşıksan ucunda onu kaybetmek olsa bile mutlu etmeye çalışırsın. Ben senin eskisi gibi gülümsemen için seni kaybetmeye hazırım." Genç kız dizlerini kendine doğru çekti ve gözleri görünecek şekilde yüzünü dizlerine gömdü. "A-Anlıyorum. Ama bunun sonuncunda ikimizde acı çekeceksek bana yararını tam çözemedim..." "Bunu öyle bir şey olduğunda anlayacağız. Ve bunun bize çok büyük bir yararı olacağına eminim. Acı dolu olsa da." Oğlan ayağa kalktı ve kızı kolundan tuttuğu gibi dışarı çıkardı. "Hadi biraz bana Tokyo'yu gezidir!" "17 yıldır burada yaşıyorum ve inan ki tek bildiğim yerler okul ile ev arasında bulunan yerler." Genç oğlan kıza boş gözlerle baktı. "Ciddi misin?" "Asosyol ve duygusuz olduğumu kendin söyledin! Ne bekliyordun ki?" "Yani öyle olduğunu kabul ediyorsun?" Oğlan yüzüne kazanmışım bakışlarını ekleyince genç kız gözlerini kırpıştırıp anahtarı eline aldı. "Dışarı çık Kamin, kapıyı kilitleyeceğim. "Hey kapıyı ben kilitliyim mi?" Kızın elinden anahtarı aldı ve kapıya ilerledi. "Hayır. Hayatında hiç kapı kilitlemeyen birine evimi kilitletmek istemiyorum. Ver anahtarı." "Ama hiç denemezsem öğrenemen!" "Umurumda değil. Ver anahtarı." "Kilitlemek istiyorum." Birbirlerinden anahtar kapmaca oynarken genç kız kahkahalar atıyordu. Oğlan böyle bir gülüşü sahip olan birisinin gülmemesini garip buldu. Bir yandan heyecanlanmıştı da. Anahtarı kıza verdi ve merdiven başına geçti. "Bu kadar güzel gülümserken somurtmak niye ki?" Genç kız yine gözlerini kırpıştırıp kapıyı eli titreyerek kilitledi. "O kadar da güzel değil." Oğlan omuz silkti. "Bir de benim gözümden bak." Genç kız bu lafın üzerine yanaklarının kızarmasına engel olmadı ve gözlerini oğlana çevirdi. "Utanmış bir adet Kamin-chan! Kawaii!" Oğlanı sırtından iterek dışarı çıkardı. Cidden bugün bu oğlan haddini fazla mı aşıyordu yoksa genç kıza mı öyle geliyordu? Yüzüne esen hafif soğuk rüzgar genç kızın domates gibi kızaran yüzünü eski haline getirdi. Bu tarz duygularını dışarı vurmaması lazımdı çünkü Kamin-kun bu tarz durumlardan çok güzel faydalanıyordu. Kız dediğin biraz nazlı olurdu. Bir dakika... Niye şimdi kafayı Kamin-kun'a naz yapmaya takmıştı ki..? Kafasını sağa sola salladı. Düşünmemeliydi düşünmemeliydi. Ama neden düşünmemeliydi ki? Zaten Kamin-kun'dan kurtulmak istiyordu? O zaman ona hemen aşık olup kurtulmalıydı! Ama neden olmuyordu. "Kamin-chan... Neden kendini tokatlıyorsun..?" Genç kız kafasındaki karışık sorular yüzünden kendini tokatladığını yeni fark etmişti. "S-Seni ilgilendirmez..." "Dehşet yakışıklı halime hayran kalıp dalmamak için mi yoksa!" Oğlan elini yumruk yapıp göğsüne vurdu. "İnan karşımda dehşet yakışıklı birini değil, dehşet egoist birini görüyorum." Zaten kafası karışıkken bir de bu çılgınla uğraşamazdı. Gerçi kafasını karıştıran bu çılgındı ama neyse... "Bak bu canımı acıttı işte." "Daha bir aylık bir insanın canı yanabiliyor muydu?" Genç kız bunu şaka anlamında demiş olsa da oğlanın canı cidden acımış olmalı ki olduğu yerde durmuştu. Kamin-chan buna anlam verememişti. Dediği doğruydu zaten değil mi? "Kamin-chan... Senin gözünde ben neyim?" Hala kafası karışık olduğu için sinirli olan kız elini gereksiz gereksiz konuşma dermiş gibi salladı. "Biliyorsun zaten. İnsan olduğunu sanan ama insan olmayan bir varlık." Aslında öyle görmüyordu ama o an ağzından öyle çıkıvermişti. "Anlıyorum." Genç kız arkasını dönüp nereye gidelim diye soracakken oğlanı görememişti. "Kamin-kun?" Etrafına baktı ama hala oğlan gözükmüyordu. Heyecanlanmaya başlamıştı. "Kamin-kun!" Etraf da hızlıca koşmaya ve önüne gelen herkese oğlanı tarif ediyordu. Kamin-kun'a daha aşık olmamıştı. Buna emindi. Tamam, aşık olmaya yaklaşmıştı ama değildi! Etraf da çılgınlarca oğlanın ismini yankılatırken kendini şehrin ortasında bulunan bir tepenin üstünde buldu. Şehrin mazarası buradan o kadar güzel gözüküyordu ki bir an duraksadı. Manzaraya bakan Kamin-kun'ı gördü. Hızlıca ona doğru koştu ve sırtına uçan tekme geçirdi. "Neredeydin?!" Yere devrilen Kamin-kun doğrulup çimenlere yattı. "Aslında hep senin yanındaydım sadece senin baktığın taraflardan düzenli olarak ışınlanıp kaçıyordum." Genç kız derin nefes alırken sordu, "Neden böyle bir şey yaptın?" "Yalan söylediğin için." "Ben yalan söylemem!" "Ama söyledin." Genç kız yumruklarını sıktı. Yine sinirleniyordu ama bu sefer kendini tuttu ve sıktığı yumrukları bıraktı. Kafası ile yalan söylediğini onayladı ve oğlanın yanına yattı. "Sana aşık olabilirim." "Evet. Olmama olasılığın olsaydı zaten yollanmazdım." "Ama eğer sana aşık olursam seni bırakmak istemiyorum..." Oğlan kıza doğru döndü ve yanağına bir öpücük kondurdu. "Zaten olmadın mı?" Genç kızın gözleri büyüdü. Evet, şu saliseler içersin de olmuştu. O öpücüğü aldığı andan itibaren Kamin-kun yeşil ışıklar saçmaya, Kamin-chan'da aşık olmaya başlamıştı. Kız hızlıca oğlana döndü ve sıkıca sarıldı. O kadar çok sıkıyordu ki Kamin-kun'ın ondan uzaklaşmasını istemiyordu. "Gitme..." Genç kızın göz yaşları akarken oğlan gülümseyerek ve gözlerini kapatarak sarılmasına karşılık verdi. "Hep gülümse, mutlu ol, geçmişi deneyim edin ve ilerle. Unutma bu dünya da ne yaşadıysan... İyi veya kötü, hepsi senin güçlenmem ve insan olduğunu hatırlaman içindir. Seni seviyorum." Genç kız bu sözlerden sonra boşluğa sarılmaya başlamıştı. Doğruldu ve bağırarak ağlamaya başladı. O kadar çok bağırıyordu ki büyük ihtimal bir hafta sesi kısık gezecekti. Önemli değildi. Artık her şeyi daha iyi anlıyordu. Duygular insanı insan yapan , ilerlememizi ve hayatı tanımamızı sağlayan en büyük faktördü. Bu yüzden üzülün, ağlayın, gülün, eğlenin, yaşlanın ve hayatın tadını çıkarın. ~SON~
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.