Jump to content

Terörist Kasabasında Bela![TTT][2. Bölüm!] [Yeni Kız Karakter&Bonus Eklendi]


Bakabakashi!
 Share

Recommended Posts

Logo

2g3mAA.png

Konu

Daha iyi bir eğitim almak için Japonya'ya gelen bir Türk genci olan Erkan'ın şehiri ele geçiren Tokyo Terror adlı bir terör örgütünün zombi salgını başlatması üzerine arkadaşlarıyla verdiği hayatta kalma savaşı

Karakterler

Erkan[bay]

Kendi seçtiği kod adı: Sniper Murat/Shotdown

İyi bir fiziği olmakla beraber yakışıklı göründüğü söylenebilir.

Random bir Türk olarak siyah saçlı ve kahverengi gözlüdür.

Boşvermiş bir psikolojiye sahip olmakla beraber 2pac adlı rap şarkıcısının görüşlerini benimser, sürekli ondan örnekler verir.

Aşka inanmamaktadır, hayat eşinin güzelliğine değil, iç güzelliğine bakar.

Bu yeteneği nerden aldığı bilinmese de her türlü bıçak, silah kullanımında üst düzey yeteneği vardır.

Normalde iyi bir insan olsa da çok sinirlendiğinde neredeyse ağzında küfürden başka birşey çıkmaz

(bkz: anasının ****a tabancayı dayadığımın evladı, anasını ıslak mermerlere vururken şapırdatarak s****in veledi vs. vs.)

Din: Sünni İslam

Choumi[bayan]

Kendi seçtiği kod adı: Kawaii Girl

Kısa olmasına rağmen, saf bir kişiliğe sahiptir.

(Bu saflık bazen aptallığa varabilir)

Utangaç olduğu için kendini çirkin görse de, güzel bir yüzü vardır.

Sınıftaki kendi halindeki, dersini çalışan ama sosyal olmayan, hakkında bir espri yapıldığına yanakları kızaran bir kişidir.

Sarışın ve yeşil gözlüdür.

Din: Katolik Hristiyan

Misaki[bayan]

Kendi seçtiği kod adı: Fléx

Sarışın ve mavi gözlüdür.

Çoğu sarışının aksine akıllı ve zekidir, ayrıca sert bir mizaca sahiptir.

(Sarışınlarla ilgili bir espri yap ve gerisini sen gör)

Çok sosyal bir kişiliğe sahiptir.(Ortam girl)

Kibirli olduğu için Erkan ondan nefret eder.

Din: Din mi? Hmm...

Takashi[bay]

Takma Adı: Knight (Erkan bu lakabın başına Fallen eklemektedir)

Kahverengi saçı ve kahverengi gözleri vardır.

Okuldaki cinsel sapkın kişiler çetesinin başkanıdır.

Din: Hiç ihtiyacı olmadı

Soriiku[bay]

Kod Adı: Ryuu(Ejder)

Açık sarı saçlı mavi gözlü tüm kızların peşinde koştuğu sınıfta az muhabbet eden cool çocuktur.

Din: Katolik Hristiyanlık

 

Kagumi(Bayan)

Kod Adı: Glock ( Bu lakabı Erkan vermiştir)

Saçını mora boyar, asıl rengi kahverengidir.

Gözleri koyu mavi renktedir.

Din: Katolik Hristiyanlık

Sınıftaki random kızlardan biridir.

Karakterleri Temsil Eden Müzikler

Erkan:

Choumi:

Misaki

Takashi:

Soriiku:

https://www.youtube.com/watch?v=bmXumtgwtak

Kagumi

 

Chapter 1: Tanışma


 

Yepyeni bir pazartesi günüydü. En azından Erkan için. Yaşıtları şu an sıkıntıdan patlarken, o da biraz uyku ve heyecan karışımıyla yataktan kalkmıştı.

Birden çalan alarmlı saat, ödünü kopardı. İyi düşüncelerle uyansa da bu ses, onu çıldırtmaya yetmişti.

-Çalmasana lan itin doğurduğu yeter yeteeeeeeeeer!

Yanındaki kitabı fırlatmasıyla saat aşağı bir yerlere düştü ve sonunda sustu.

-Oooh dünya budur be.

Yataktan yavaşça kalkarak saati yerine koydu, yatağını topladı ve üstünü giydi. Lavaboya gidip yüzünü

yıkadıktan sonra, çantasını topladı. İçinde sadece 2 şey vardı, bir tükenmez kalem ve 7lik kocaman bir defter.

-Ooh şimdi bir kahvaltı yapayım...

Tezgahı açıp, altından tavayı aldı. birazcık yağ koyduktan sonra, ocağın altını açtı. O gelen cıss sesi ve Türkiye'den gelirken babaannesinin verdiği has tereyağı, tüm duyu organlarını açmaya yetmişti. 3 kırılan yumurtanın kabuklarını çöp poşetine fırlattı. Kesme tahtasına ihtiyaç duymadan kestiği sucukcuk (bu ismi ufak kardeşi takmıştı) da içine atınca, geriye kalan kaşıkla yavaş yavaş yayıp biraz beklemekti.

...

Sofrayı da topladıktan sonra, çantasını, evin anahtarını, telefonunu,cüzdanını ve Türkiye vatandaşlık kimliğini aldı. Evden ayrıldığında ona ilginç gelen şeyler olmuştu, mesela her tarafa yapıştırılan "çizgi film" afişleri. Ne kadar çocuk var demekten kendini alamadı. Bu kadar çizgi filmin hepsini yetişkinler mi izliyordu, saçmalıktı bu. Kafasını daha fazla yormadan, Tokyo'nun en bilinen liselerinden biri olan Tokyo Arustai lisesine doğru yürüyordu, biraz uzaktan da olsa gözükmüştü.

5 dakikalık bir yürüme sonrası, kapının önüne gelmişti, öğrenci işlerine gelip, kaydını yaptırdı. Türkiye seviyesine göre lise 3. sınıfta olsa da burada lise 2. sınıf olmuştu. Her gelen kabul edilmese de yıllar önce bir başarı testine girip 1 yanlış ile 130 soruyu bitirmişti.

Sınıfı belli olmuştu, G.

-Bir tavsiye ister misin?

-Tabi ki, buyrun?

- Sınıfın ismi işe yaramaz öğrencilerin tıkıştırıldığı bir yeri anımsatsa da, emin ol öyle değil. Okulun birinci sınıfı orası.

-Peki teşekkür ederim.

Garip bir kadındı memur. Saçını Eiffel kulesine benzetmeye çalışmış, kenarında Paris yazan bir gözlük takmıştı. Masasında ise Paris'te çekilmiş resimler vardı. Burası garip bir yer diye düşünerek hızlıca sınıfa yöneldi. Sınıfın kapısından giriyordu ki, kendini playboy sanan ve tipsiz bir çocuk, hızlıca kızların yanından uzaklaşarak onu durdurdu. Saçma sapan sorular sormaya başladı.

-Hey, sen kimsin?

-Ben senin babanım evlat.

-Hey, benimle doğru konuş, bana Kızların Sevgilisi Takashi derler ve burada senin ne işin var, neden buraya geldin, sen kimsin?

-Bana bak, sen Bay Holmes olabilirsin ama ben senin aradığın katil değilim.

Bu cevap üzerine sınıf kahkahalara boğuldu, ama Erkan, hiç bir duygu yansıtmayan yüz ifadesiyle önündeki zibidiyi iterek en arkadaki sırasına oturdu, dersin başlamasına daha 5 dakika vardı. O zamana kadar biraz düşüneyim derken zil çaldı. 5 dakika geç hesaplamışım dedi içinden. Bu sefer haklı değildi, garip memur her zamankinden 5 dakika erken çalmıştı zili. Tam o anda, yaşlı ve kızıl saçlı, elinde Matematik 10 yazan bir kitapla içeri bir kadının girmesiyle herkesin ayağa dikilmesi bir oldu. Bir kaç saniye geç kalkmıştı, ama bu, öğretmenin garip bakışlarını üzerine çekmesine engel olamamıştı.

-Sen kimsin?

-Gerekli cevap yoklama kağıdında var.

Kadın elindekileri kitapları hırçınca masaya bırakıp yoklama listesini eline aldı, listeyi tekrar gözden geçirmeye başladı.

19. sırada gördüğü yeni isim onu rahatlatmaya yetmişti, zira kanunsuzluğa tahammülü yoktu.

-Peki, söyle bize bakalım, 620 çarpı 98...

-609460!

Öğretmen başta olmak üzere tüm sınıf şok geçiriyordu o an. Her yeni gelen öğrenciye 3 basamaklı çarpma soruları sorup, sen bilemedin ben bilirim havalarına giren matematik öğretmeni, daha sorusunu bitirmeden, 2. sayının son basamağını söylemeden doğru cevabı bilen bu çocuğu pek beğenmemişti.

-Nereden geldin sen bu okula?

-Evimdeen?

Bu 2. yanıt öğretmenin karizmasını sıfırın altına indirmekle beraber sınıfta sabahtan beri üçüncü bir kahkaha patlaması yapmıştı. Öyle ki 2 dakikadır durmuyorlardı.

-Kesin sesinizi! Sen, ismin yabancı geliyor. Hangi ülkeden geldiğini sormak istemiştim.

-Hımm... Biraz düşünem... Hah hatırladım, Türkiye!

-Peki Japoncayı nasıl öğrendin?

-Dinleyerek?

Sınıf tamamen kontrolden çıkmıştı, gülmekten yerlere yatan da vardı, sırayı yumruklayan da.

-Yeter artık, yeteeeer! Komik olduğunu mu sanıyorsun!

-Yo, komiklik gibi bir derdim yok ama, derse geçmenin vakti gibi düşünüyorum.

-Peki sınıf, bu kadar espri yeter. Konumuz sinüs-kosin...

Zil çalmıştı. O sırasında oturmaya devam ederken, öğretmen sinirle eline kitaplarını alıp dışarı çıktı. Herkes sırasına toplandı, bu eğlenceli bir çocuktu.

Ama 2 kişi hariç.

Biri, sınıfa girerken ona gangsta'lık taslayan "zibidi", diğeri de sabahtan beri onu kızgın bakışlarla süzen uzun sarı saçlı, mavi gözlü, rahat bir karakteri olan bir kız. Sabahtan beri ona anasına sövmüş gibi bakmasının nedenini bir türlü anlayamasa da, bu onu çok meraklandırmıyordu.

-Peki, hangi müzik türünden hoşlanırsın?

-Ooo, biraz derin bir konu bu. Tabiki de RAP müzik.

Uzaklardan, onu süzüp duran kız, aniden bağırdı:

-Demek ki bir ****pu çocuğu daha aramıza geldi...

-Doğum mu yaptın?

Bu yanıt, ukala kızın yüzünü kızartıp, sınıfı terketmesine yetmişti.

Bu sefer kimse gülmemişti ama.

-Hey, o kızın kim olduğunu biliyor musun?

-İlk defa gördüm ama, okuldaki herkesin peşinden koştuğu, kendini çete sanan iki üç adam müsveddesinin bodyguard'lığını üstlendiğini, ***ü kalkmış bir ****pu olduğunu ve aynı zamanda aptalca aşk triplerine girdğini ilk bakışta anladım.

Bu yanıtı da onun, güçlü bir önsezisi olmaya yetmişti.

Herkes, işine gücüne gittiğinde, daha deminki kızın mini boyu, ama yeşil gözlüsü geldi.

-Selam, oturabilir miyim?

-Evet, buyur.

-Eee, diğer kızların tümü senden hoşlandı, ve erkekler de seni uzak durulması gereken bir kişi olarak öğrendi.

-Bunu ben de tahmin edebilirim, merak etme, henüz ahmak değilim.

-Ö-özür dilerim...

-Şaka yaptım, merak etme.

Chapter 2: Zor Günler

 

1 gün sonra
saat 8:20
Sabah kahvaltısını yaparken, televizyondaki bir haber dikkatini çekti Erkan'ın. Televizyon biraz eski de olsa renkliydi, zaten eşyalı olarak tuttuğu bu daire ona yeter de artıyordu.
-Tokyo'nun batısında kalan Kita semtinde silahlı isyanlar çıkmaya başladı, isyancılar kısa sürede batı tarafını ele geçirdi. Kendilerini Tokyo Terror olarak tanımlayan isyancılar, Tokyo'nun yaşanacak bir yer olmaktan çıkacağını, terörün her yeri saracağını söylediler. Atılan fosfor bombaları 3.000 sivili öldürdü, 5.000 sivil ise acil yardım bekliyor.
-Kına yakarsınız, mis gibi şehir işte, yakıp yıkıp nabıcan?
Okulun başlamasına daha 20 dakika vardı, ki zil çaldı.
-Lan kim bu saatte ya oof...
Masadan kalkıp kapıyı lanetler okuyarak açtığında karşısında mor saçlı, mavi gözlü, fiziği güzel bir kız durmaktaydı. Dikkat ettiğinde aynı okula gittiklerini de fark etmişti.
-Merhaba, Erkan-kun, beni hatırladın mı?
-Mor saç mı, saçını mı boyadın bakayım, dur bi...
-Ah! Saçımı çekiştirme lütfen, senpai!
-Ne biçim boya bu ya, bir türlü çıkmadı. Bu arada, senpai ne demek?
-Se-Senpai mi? Kusura bakma, ağzımdan kaçmış...
Kapının önündeki kız, nedense utanmıştı.
-Buyur, neden geldin?
-Eee, biliyorsun, aynı sınıftayız, dün görmüştün.
-Ha, evet, ne oldu?
-Eee, şey, biraz yürüyebiliriz diye düşünmüştüm, okula kadar yani...
-Yalnız, ben hazır değilim. Bu arada, evimin adresini nereden buldun?
-Eee, şey... Aynı güzergahta gidiyoruz ya, o yüzden geçerken gördüm, öyle yani...
-Peki o zaman, dışarıda kalma, içeri buyur.
İçerisi oldukça sadeydi, bir oda, bir salon, salonla birleşmiş mutfak ve tuvalet-banyo vardı sadece.
-Ben bir üstümü değiştirip geliyorum o zaman, sen de takıl kafana göre, bak orada demlik var, çay koyarsın...
-Peki, teşekkürler.
Bir dakika içerisinde üstünü değiştirip geldiğinde, tüm bulaşıkların yıkanmış, tezgahın silinmiş, ayrıca masanın da toplanmış olduğunu görünce şaşırmamıştı.
-Zahmet etmişsin ama teşekkür ederim. Ben hazırım, istersen gidelim?
-Peki, oluur.
Bu "oluur" kelimesi ufak bir tebessümle ve kafayı yana eğerek söylendiğinde nedense Erkan'ın aklına başka(!) şeyler gelmişti.
-Tööbe tööbe...
-Hı?
-Yok birşey, ben kapıyı kilitleyim geliyorum.
Kapı kilidenden gelen tıkırt sesi ile anahtarını cebine attı.
-Hadi gidelim.
Değişik bir meydan gibiydi okulun önü, okula giden yolun kenarına pembe yapraklı ağaçlar koyarak ergen Japon'ların aşk ihtiyacını gideriyorlardı ona göre.
-Hadi gidelim.
Beraber yürürlerken değişik konulardan konuşuyorlardı, ikisinin de ilgi alanları farklıydı.
-Peki, Erkan-kun, aşk hakkındaki düşüncelerin nelerdir?
-Büyük konuşmak istemem ama, ergenlerin "ben onu seviyorum, aşkım, öpüşmek" kelimeleriyle alakası yok. Aşk kızların işidir, sevmek ise erkeklerin.
-Demek öyle düşünüyorsun?
-Hı hıı...
-Peki, herhangi bir kız, örneğin ben, sana aşık olduğunu söylese, seni hayatı boyunca almak için gerekirse sana selam veren herkesi bile öldürmeyi göze alsa, yani, piskopatlık derecesinde aşık olduğunu söylese, ne yapardın?
-Bu biraz düşünülmesi gereken bir konu bence. Biraz düşünmem gerektiğini söylerim, ama senin için ufak bir ihtimal da olsa anında kabul edebilirim.
-Peki, seni benim gözünde farklı kılan ne?
-İlk izlenim diyebilirim.
-Peki ırkçı mısın, Türk ırkçılığı hakkında düşüncelerin nelerdir?
-Yeteri kadar ırkçıyım diye düşünüyorum.
Bu yanıttan sonra gelecek soruyu büyük bir patlama sesi böldü. Okulun üzerinden yükselen koyu mavi dumanlar, ortalığı karıştırmaya yetmişti.
-Şuradaki sokak bankının altına saklan ben geliyorum, can çekişirkenki bağırışlarımı duysan bile yerinden kıpırdama!
Tamam yanıtı alamadan aniden fırlayan Erkan, okulun önünü sarmış maskeli adamlardan birinin belindeki Glock-19C Generation 4 silahını alıp  beynini dağıttıktan sonra adamın AK-47 ACOG Scope silahını alıp, etrafa ölüm yağdırmaya başladı. Etrafı bir anda haberciler sarmıştı, CNN çatışmayı ve enkazı canlı yayında veriyordu.
-Evet, sayın seyirciler Ben CNN Türk'ten Arzu Okan. Şu an Japonya'da terör örgütünün bir okula baskın düzenlediğini görüyorsunuz, ama aynı zamanda bir sivil eline geçirdiği Kalashnikov model silahla teröristlere ateş açıp, 5 tanesi öldürmeyi başardı.
Aynı haber, dünyanın diğer CNN haber merkezlerinden canlı yayında verilirken, herkes bu cesur gencin kim olduğunu merak ediyordu.3 kişi hariç. İstanbul'un bir apartmanında canlı yayını ağızları açık izleyen görüntüdeki elinde AK-47 ACOG Scope ile ateş eden çocuğun, annesi, babası ve küçük kardeşi.
-Hey maşAllah kahraman oğlum benim, Japonya'da bile iyilik yapıyor, yakışıklı oğlum benim.
-Bir dakika, o AK-47 ACOG Scope kullanmasını nerden öğrendi?
-Aayy, sen de anca silah isimlerini ezberle. Şu çocuğun aklını sen bozdun zaten. Yaşıtları araba çizer, arkasına Asİ JoJuQqQ 34!1! yazar, bizimki silahlardan başka bir şey konuşmuyordu.
-Sen de ona hep mafyacı mı olacaksın, su testisi su yolunda kırılır derdin ama bak sen benim oğluma, heyyt maşAllah evladıma benim...
-Aay, bu muhabbet baydı artık, dur çekirdek getireyim güzel güzel izleriz.
-İyi, tamam. Çaydanlığı da getiir!
Sobalı bir evde bunlar konuşulurken, Japonya'nın en iyi liselerinden birinin önünde, son militan da ölmüştü. Siviller ve basın, onun etrafına toplandı.
-Sen bir kahramansın, ne söylemek istersin?
-Silah kullanma becerini kimden aldın?
-Silahın ruhsatı var mı?
Hiç bir soruya cevap vermeyen Erkan, birden arkasını döndü, ve tarihe geçecek bir cevap verdi:
-Masum insanların hayatını kaybettiği, her an kafanıza bir kurşun yeme ihtimalinizin olduğu bir yerde hiçbir silah ruhsatının geçerliliği kalmamıştır.
-Bari ismini söyle!
-Peki, bu son olsun ama. Erkan Altunkaya, Türkiye. Yardım etsenize! İnsanlar ölüyor burada!
-Evet sayın, seyirciler, canlı yayında öğrendiğimize göre, tecrübeli savaşçımız, Erkan Altunkaya isminde bir Türk'müş. Ona buradan saygı ve sevgilerimizi yolluyoruz, gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz, reklam.
Saat 9.13
Japonya/Tokyo
Çoğu kişi okuldan kurtarılmıştı, sadece 2-3 yaralı vardı. Nitrogliserin tecrübesizce yerleştirildiğinden pek etki yapmamıştı.
Erkan, Kagumi'yi de aldıktan sonra, bir iskemleyi meydana koyup üzerine çıktı.
-Japon Halkı, beni dinleyin!
Tüm gözler ondaydı şimdi.
-Şimdi, karşımızda tüm kenti ve ülkeyi yok etmek isteyen teröristler var, ve devlet müdahale edemiyor. Benimle, kim mücadele etmek ister? Öldürülen teröristlerin silahları hepimize yeter!
-Doğru söylüyor!
-Silahlanalım!
-Onlara günlerini gösterelim!
-Ama, galeyana gelmeyin! İyice örgütlenin! Ben, bu yaşımda babam yaşındaki adamlara emir veremem. Kendinize bir komutan seçin ve mücadele edin. Bu günden sonra Japon hükümeti hiçbir şey yapamaz.
Yere zıplayarak inip, yerdeki teröristlerden bir Glock-18, bir de AK-47 şarjörü aldı. bunları ceplerine sıkıştırdıktan sonra, Kagumi-chan'ın yanına geldi.
-Eee, Erkan-kun, bak, sınıftan bir kaç kişi buldum.
-Eee, yani?
-Beraber savaşalım! Ülkemizi korumak istiyoruz!
-Hmm... Savaşı severim, ayrıca hepinizden 2 yaş büyük olduğum için de rahatça emir verebilirim. Peki, şu andan itibaren aranızda askeri disipline hazır olmayan, anasının kucağını özleyen, ve benden emir almaktan hoşlanmayan varsa, hemen ayrılsın. Eğer sonradan sızlanırsa, sonu bok çukuru olur.
Kimseden ses çıkmamıştı.
-Kimse mi? Tamam. Gelin benimle. Herkesin silahı var mı?
-Evet!
-Peki o zaman. İlk önce yıkık bir eve girip plan yapalım.
1 gün sonra, saat 7:30
Erkan, açık televizyonun sesinden uyandı. Herkes sızıp kalmıştı. Ama devlet kanalı açık olan televizyon, kötü haberler veriyordu...
-Heey, uyanın! Kalk kalk kalk!
Hepsi homurdanarak kalksa da, birkaç dakika içerisinde hepsi gözlerini ekrana dikmiş, şok olmuşlardı.
-Türkiye Genelkurmay Başkanlığı, Japonya Devletinin yönetimine resmen el koymuştur.  En ufak isyan hareketleri, silahlı müdahale ile bastırılacaktır.
Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in konuşması, saniye saniye simültane tercüme ile ekranlara aktarıldıktan sonra, İstiklal Marşı ve Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'si, altyazılı tercüme ile ekrana verildi. 1 dakika sonra yayın kesilmişti.
-Kahretsin, n'apıyor bu beyinsizler?

 

Link to comment
Share on other sites

1.Bölüme göre çok hızlı geliştiğini düşünüyorum. Bazı şeylerin ayrıntısı tam verilmemiş. Mesela yemeğin yapılışını anlatıyorsun fakat yediğini pek anlayamıyoruz. Sonra Japonlar gerçek Japon mu, animeden fırlamış gibiler mi emin değilim. Kızıl saçlı, sarı saçlı, mavi gözlü falan. Hah, diyeceğim saçını boyatmış ama mavisi, yeşil gözlüsü falan var. :) 

 

Anlatım tarzın güzel fakat ana karakter fazla atarlı. Belki ben atarlı kişileri pek sevmediğim için böyle düşünüyor olabilirim. Yani demek istemem o ki ağzı bozuk bir karakter bile olsa birinin arkasında şöyle böyle konuşmamalı. Bu sadece onun kalitesini düşürür. Fakat ki biri gelip ona ihanet etse falan o zaman edebilir diye düşünüyorum.

 

Bu dediklerimi bir kötü yorum yerine, bir eleştiri olarak düşün. Bir insan ancak kendini eleştirilerle geliştirir. Tabi onu geliştirebileceği eleştirilerle. Bende bu yollardan geçtim, merak etme. Daha iyisini yapacağına inanıyorum, elinden geleni yapmalısın. ^^

Link to comment
Share on other sites

1.Bölüme göre çok hızlı geliştiğini düşünüyorum. Bazı şeylerin ayrıntısı tam verilmemiş. Mesela yemeğin yapılışını anlatıyorsun fakat yediğini pek anlayamıyoruz. Sonra Japonlar gerçek Japon mu, animeden fırlamış gibiler mi emin değilim. Kızıl saçlı, sarı saçlı, mavi gözlü falan. Hah, diyeceğim saçını boyatmış ama mavisi, yeşil gözlüsü falan var. :) 

 

Anlatım tarzın güzel fakat ana karakter fazla atarlı. Belki ben atarlı kişileri pek sevmediğim için böyle düşünüyor olabilirim. Yani demek istemem o ki ağzı bozuk bir karakter bile olsa birinin arkasında şöyle böyle konuşmamalı. Bu sadece onun kalitesini düşürür. Fakat ki biri gelip ona ihanet etse falan o zaman edebilir diye düşünüyorum.

 

Bu dediklerimi bir kötü yorum yerine, bir eleştiri olarak düşün. Bir insan ancak kendini eleştirilerle geliştirir. Tabi onu geliştirebileceği eleştirilerle. Bende bu yollardan geçtim, merak etme. Daha iyisini yapacağına inanıyorum, elinden geleni yapmalısın. ^^

Iyi yorumun için teşekkürler, 2. Bölümü bu akşam BELKİ yazabilirim, olumlu eleştirilerin İçin teşekkürler ^_^
Link to comment
Share on other sites

  • jans09 changed the title to Terörist Kasabasında Bela![TTT][2. Bölüm!] [Yeni Kız Karakter&Bonus Eklendi]

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Share

  • Recently Browsing   0 members

    • No registered users viewing this page.
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.