Jump to content
Türk Anime TV Forum

Arama yap

'AnimeFantastica' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Etiketler, virgülle ayrılır
  • Yazara Göre Ara

İçerik türü


Kategoriler

  • Duyuru & Kurallar
    • Forum Kuralları & Yardım
    • İstek, Şikayet ve Öneri
    • Tanışın Kaynaşın
    • Türk Anime TV Etkinlikleri
    • E-dergi
  • Türk Anime Çeviri Ekibi (TAÇE)
    • Tamamlanan Projelerimiz
    • Devam Eden Projelerimiz
    • Gelecek Projelerimiz
    • Askıya Alınanlar
    • TAÇE Duyuruları
    • Üye Çevirileri
  • Anime GENEL
    • Anime Genel
    • Anime Geyik
    • Animeler & Karakter Anketleri
    • Anime Tanıtım ve İncelemeleri
    • Anime Serileri Bölüm Tartışma Alanı
  • Manga GENEL
  • Fansub Takımları
  • Anime Manga Live-Action Download
  • Fan Kulübü
  • Japonya
  • Program Deposu
  • Konu Dışı
  • Roronoa Zoro's Roronoa Zoro Kimdir?

Günlükler

Sonuç yok

Sonuç yok


Sonuçlar içinde bul...

Sonuçlarda bul...


Oluşturulma tarihi

  • Start

    End


Son yazılan

  • Start

    End


Filter by number of...

Üyelik tarihi

  • Start

    End


Grup


Hakkımda


Outlook


Web Sitesi


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Konum


İlgi Alanları


IPB Sürüm

38 sonuç bulundu

  1. Korsan Manga Paylaşımı Yapan Mangapanda Elemanlarına Tutuklama Şoku Japonya’da korsan manga paylaşımı sebebiyle yapılan tutuklamalara bugün bir yenisi daha eklendi. Kyoto Polisi, Eiichiro Oda’nın ünlü serisi One Piece’i popüler bir İngilizce manga sitesine yükleyen 3 Çinli erkeği tutukladı. Ayrıca olaya karıştığı tespit edilen bir Japon teslimat görevlisi de tutuklandı. Japon gazete sitesinin paylaştığı bilgilere göre 69 yaşındaki Hidaka Takehisa, 2 Kasım’da raflarda yerini alacak olan Shonen Jump dergisinin bir kopyasına dergi daha çıkmadan birkaç gün önce sahip oldu. Daha sonra dergide yer alan o haftaki One Piece bölümünü arkadaşlarına verdi ve onlar da 29 Ekim’de o sayıyı siteye yükledi. Bunun üzerine soruşturma başlatan polis, korsan paylaşım yapan suçluları tespit etti ve tutukladı. Dört adamın da suçlarını reddettiğini belirten polis, teslimat görevlisinin “Ben sadece kitapları taşıma görevimi yerine getiriyordum” savunmasını yaptığını da açıklamalarına ekledi. The Wall Street Journal’ın verdiği bilgiye göre bu manga paylaşım sitesi hepimizin çok iyi bildiği “Mangapanda”nın ta kendisi. Sitede 4000’den fazla manga yer alıyor ve bu mangaların da büyük bir çoğunluğu lisanslı. Çeviriler her ne kadar hayranlar tarafından yapılıyor olsa da nihayetinde mangaların lisansı olduğu için korsan içerik grubuna giriyor. Japonya’daki korsan anime ve manga tutuklamalarına artık alıştık, ancak bu seferki tutuklama biraz farklı. Önceki tutuklamaların hepsi Japon sitelerde paylaşılan korsan içeriklerle ilgiliydi, ancak ilk defa yabancı bir korsan sitesinin çalışanları tutuklanıyor. Zaten birçok ihtar alan Mangapanda’nın bu olayla birlikte artık çok daha tehlikede olduğu kesin. Kaynak: Animefantastica Yabancı Kaynak: AnimeNewsnetworks
  2. Anime Tanıtım Hotarubi no Mori e Tür: Dram, Romantik, Doğaüstü Yayınlanma Tarihi: 5/09/2013 Bölüm Sayısı: 1 Süre: 44 dakika Yönetmen: Takahiro Omori Manga: Yuki Midorikawa Animasyon – Dizayn: Akira Takada Firma/Stüdyo: Brain’s Base Müzik: Makoto Yoshimori Küçük bir kız olan Hotaru, hakkında efsaneler anlatılan Yamagami Ormanı’nın içinde kaybolmuştur. Yolunu bulmaya çalışırken bir oraya bir buraya koşuşturmaktan yorulur ve sonunda olduğu yere oturup, ağlamaya başlar. Tam bu sırada yüzünde maske takılı bir genç (Gin) onu görür. Ormanda biriyle karşılaştığına çok sevinen Hotaru birden Gin’e doğru koşar fakat beklediği sevgi dolu karşılamayı göremez. Gin bir Youkai’dir (ruh) ve eğer ona bir insan dokunacak olursa yok olacaktır. Gin, eli yerine bir odun parçasını Hotaru’ya uzatır ve onu ormandan çıkartır. Hotaru, ona yardımcı olduğu için Gin’e karşı minnet duyar ve yarın bir hediyeyle geleceğini söyleyerek yanından ayrılır. Böylece Hotaru bütün yaz mevsimi boyunca her gün Yamagami ormanına Gin’i görmeye gelir. Yaz bittiğinde ise ayrılık vakti gelip çatmıştır. Hotaru’nun tatili bitmiş artık evine dönme zamanı gelmiştir. Gin’in yanından ayrılırken, ona her yaz geleceğine dair söz verir. Bu şekilde yaz, ikisininde dört gözle beklediği bir mevsim haline gelir. Yıllar boyu sürecek olan bu arkadaşlık Hotaru genç bir kız olunca çok daha derin duygular yaşamasına sebep olacaktır. Peki bu ilişki ne zamana kadar devam edecekti? One-Shot mangadan uyarlanan bu anime kısacık sürmesine rağmen insanın kalbini ısıtacak türde bir hikayeyi anlatıyor. Başarılı çizimleri, animasyonları ve harika müzikleri beni gerçekten derinden etkilemiştir. Eğer şöyle bir 45 dakikanız varsa mutlaka bu anime için ayırın ve izleyin. Pişman olmayacaksınız… İyi seyirler. ___________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/hotarubi-no-mori-e
  3. 2014 sonbaharından müjde. Weekly Shonen Jump dergisi Yu-Gi-Oh! animesine “Yu-Gi-Oh! Arc-V” adında bir devam serisinin geleceğini duyurdu. Beşinci anime serisi olacak bu yeni seri, 2014 sonbaharında başlayacak. Aynı zamanda Yuuya Sasaki adında yeni bir ana karakterimiz olacak. Seriye ait diğer anime projelerinde de yeni ana karakterler ve canavarlar tanıtılmıştı. Weekly Shonen Jump’ın ve V Jump dergisinin sonraki sayılarında seri hakkında daha ayrıntılı bilgi verilecek. _________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/yu-gi-oha-yeni-tv-serisi-geliyor
  4. Ev Yapımı Totorolar... Ormanın ruhunu evinize getirmeye ne dersiniz? Bilindiği üzere Tonari no Totoro çoğu anime izleyicisinin severek izlediği ve beğendiği yegane Miyazaki filmlerinden olup, insanı alıp götüren o sihirli dünyasıyla gönüllere taht kurmuş; 1988 yapımı olmasına karşın bugün bile popülaritesini koruyan bir yapım. Bu güzel yapıma has bir sanat olarak Japonya’da birçok kişi meşe palamutlarını kullanarak filmin büyülü dünyasını evlerine taşıyor. İşte ev yapımı yılbaşı çelengi, süs veya kapı süsü olarak kullanabileceğiniz çeşitli çalışmalar… Peki ya siz bu büyülü Ghibli dünyasını evinize taşımayı, kendi figürlerinizi oluşturmayı istemez misiniz? O zaman basitçe nasıl Totoro yapılacağını kısaca paylaşalım sizinle; Eğer yaşadığınız muhitte palamut ağaçları var ise şanslısınız; bulabildiğiniz kadar olgunlaşmış meşe palamutu toplayın. Topladıklarınızı güzelce yıkayın. Ardından iyice kurulayıp beyaz boya ile (oje de kullanılabilir) palamudun bir kısımını boyayın. Yine gözleri için de beyaz boya kullanın. Daha sonra siyah mürekkep ile aşağıdaki gibi karakterin klâsik görüntüsünü çizin. Tabi hayal gücünüzü kullanarak farklı yüz ifadeleri oluşturabilirsiniz. Tasarladığınız bu figürleri değişik alanlarda zevkinize göre kullanabilirsiniz. Hatta bu yılbaşında eşe dosta, sevdiklerinize farklı şekillerde kombine ederek süs eşyası şeklinde armağan edebileceğiniz güzel birer hediye olabilir. Aman yağmurlu havalarda yağmurdan kaçınabileceği küçük bir yaprağı da kendisinden eksik etmeyin. _________________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/ormanin-ruhu-evlerinizde
  5. Anime Tanıtım Hal Tür: Trajedi, Romantik Yayınlanma Tarihi: 08/06/2013 Film Süresi: 60 Dakika Yönetmen: Makihara Ryoutarou Firma/Stüdyo: Wit Studio Müzik: Michiru Oshima Başlıca Seiyuular: Yoko Hikasa, Yoshimasa Hosoya, Mamoru Miyano Romantik hikâyemiz; olası uzak bir gelecekte robotların insanlarla iç içe yaşadığı bir zamanda geçmektedir. Mutlu bir hayatları olan Kurumi ile Hal’ın talihsiz bir uçak kazası sonrası hayatları altüst olur. Kazadan sonra sevdiğini kaybeden Kurumi büyük bir travma geçirir ve kendini insanlardan soyutlayarak günlerini hep evde geçirir. Kurumi’yi hayata yeniden bağlamak içinse Q01 adlı robot görevlendirilir. Q01, Hal’ın yerine geçerek Kurumi’nin yaşadığı küçük Japon kasabasına gider. Robot Hal, insan duygularından bir haber olduğu için Kurumi’yi nasıl ikna edeceğini bilemez. Tam da bu noktada herkesin elinde dolaşan rübik küpler sayesinde bir şeyler yapabileceğini anlar. İnsanlar bu küplerin üstüne gerçekleşmesini istedikleri dilekleri yazarlar ve bu bulmacayı çözdüklerinde de dileklerinin gerçekleşeceklerine inanırlarmış. Robot Hal bu rübik küpler sayesinde Kurumi’nin geçmişte kendisi ve Hal için dilediği şeyleri çözerek Kurumi’ye yavaş da olsa yakınlaşmaya başlar. Konu bir çiftin hüzünlü aşk hikâyesi ve ölen kişinin ardından hayatta kalan kişiyi hayata döndürmek içinse bir insanın yardımı yerine robottan faydalanılıyor. Japonların şimdi olmasa bile böyle bir şeyi gelecekte yapacaklarına kesinlikle inanırım açıkcası. Tabii hisleri olmayan bir makine sizi nasıl anlayabilirse artık!? Robot Hal bunu çok iyi başarabiliyor hem de o kadar başarılı ki Kurumi’yi saklandığı dolaptan çıkarmayı başarıyor ve onun gizemli dünyasına giriyor. Kurumi adlı kızımız ise Robot Hal’ın gelmesine ilk başta sinirlenmiş olsa bile onun kendisi için yaptıklarını gördükçe önyargıları azalıyor ve ona Hal ile yaşadıkları anıları anlatıyor. İşte bu noktada Kurumi ve Hal’ın mutlu, ama arada tartışmaları da olan bir ilişkileri olduğunu görüyoruz. Ayrıca Hal’ın geçmişi bir o kadar da karmaşıktır. Her ne kadar teknoloji harika bir hızla gelişmiş olsa bile hâlâ kasabalarda yaşayan insanların küçük eski evleri ve dükkânların aynı şekilde var olduğunu görmek aslında biraz ilginç geliyor. Yani hayat aynı şekilde ve aynı tarzda devam ediyor. Burada yeni olan tek şey insanların arasında artık robotların da var olduğudur. Gerek karakter gerek arkaplan çizimleri oldukça güzel görünüyor. Hele bazı sahnelerde oldukça gerçekçi çizimler hoşunuza bile gidecektir eminim. Aynı şeyi müzikleri için de söyleyebiliriz. Romantik bir seri için rahatlatıcı müzikler seçilmiş. [ İyi Seyirler ] _____________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/hal
  6. Sıcak Sıcak Anime Tanıtım Noragami Tür: Aksiyon, Macera, Shounen, Doğaüstü Güçler, Komedi Yayınlanma Tarihi: 05.01.2014 Bölüm Sayısı: 12 Yönetmen: Tamura Koutarou Senaryo: Akao Deko Firma/Stüdyo: Bones Başlıca Seiyuular: Kamiya Hiroshi (Yato), Uchida Maaya (Iki Hiyori), Kaji Yuuki (Yukine) Mangaka: Adachi Toka Açılış: Goya no Machiawase – Hello Sleepwalkers Kapanış: Heart Realize – Tia Noragami, konusunu Japonya’nın milli dini olan Şintoizm’den alan bir diğer anime yapımıdır. 8 milyon Tanrı’nın var olduğuna inanılan din akabinde birçok efsaneyi de beraberinde getirmiştir. Yine Tanrılardan ilham alınan hikayemizde ise ana karakter başıboş bir Tanrı olan Yota. Gerçek dünya ve ahiret arasında kalan ruhların bir kısmı Tanrılara hizmet ederken bir kısmı ise ayakashiye dönüşerek insanların işlerine burnunu sokmaktadır. Yota, 5 yen karşılığında insanların dileklerini yerine getirerek bu huzursuz ruhları kovmaktadır. Başıboş Tanrı Yato’nun amacı para biriktirip kendine bir tapınak inşa ettirebilmek ve saygınlık kazanmaktır fakat işler istediği gibi gitmez. Ayakashileri yok etmek için kullandığı kutsal silahı (Shinki) görevinden istifa etmesiyle savunmasız kalan Yato günün geri kalanını ruhlardan kaçarak geçirir. Bir diğer ana karakter olan Iki Hiyori ortaokullu, sevimli bir kızdır. Kayıp bir kediyi arayan Yato ile yollarının kesişmesiyle kaderi değişir. Yato’yu kurtarmak isterken kendi kaza kurbanı olan Hiyori iki dünya arasında sıkışıp kalır. Ne tam insan ne tam ayakashidir. Başıboş ve eşofmanla gezen bir Tanrı olsa da Yato’dan eski haline dönmesi için dilekte bulunur. Dileği kabul edilen Hiyori ve Yato ikilisinin bundan sonraki maceralarını izleyerek göreceğiz. Aylık Shounen Dergisinde 2010 yılında yayınlanmaya başlayan Noragami, Bones stüdyosu tarafından anime serisi olarak yayınlanmaya başlamıştır. Hem animasyonları hem de karakter tasarımları çok güzel. İlk bölüm itibariyle gözüme itici gelen bir şey olmadı. Müzikleri de oldukça başarılı. Kapanış şarkısı “Heart Realize” supercell grubundan Tia’nın sesine pek bi yakışmış. Ses demişken seiyuu ekibine bakacak olursak Levi’nin seiyuusu olan Kamiya Hiroshi (Kami? Bu da mı tesadüf?) Yato karakterini seslendirmekte. Kamiya Hiroshi’nin hem Levi gibi aksi bir karakteri hem de Natsume Takashi gibi nazik bir karakteri seslendiren başarılı bir seiyuu olduğunu düşünüyorum. Hikaye ilk bölüm tanışma-kaynaşma olaylarını eğlenceli bir şekilde ele aldı. Şayet senaryodan şaşmazlarsa Noragami, 2014 yılının ilk başarılı yapımlarından biri olabilecek kapasitede. [ İyi Seyirler. ] ________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/noragami
  7. Bakalım kim, hangi rolde? Son dönemin sevilen shoujo anime ve mangası Sukitte Ii na yo‘nun live-action filmine uyarlanacağını duyurmuştuk. Geçtiğimiz günlerde filmin oyuncu kadrosu belli oldu. Baş rollerde Mei Tachibana’yı Haruna Kawaguchi, Yamato Kurosawa’yı Sota Fukushi oynayacak. Çekimleri yeni başlayan filmin şubat ayında tamamlanması plânlanıyor. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini ise Asako Hyuga üstleniyor. [ Haruna Kawaguchi ve Sota Fukushi ] Genç oyuncu Haruna: “Mangadaki o pırıltılı okul hayatı beni çok etkiledi. Kendi lise hayatımda hiç böyle şeyler yaşamadığım için hikayedekileri biraz kıskandım. Bana göre Mei-chan’dan cesaret alabileceğiniz bir film olacak.” şeklinde yorumda bulunurken Sota ise “Serinin hayranlarının beklentilerini karşılamam gerek. Bu yüzden okulun en yakışıklı erkeği olarak Yamato rolü için elimden gelen yapacağım.” sözlerini ekledi. Filmde yer alacak diğer oyuncuların listesi ise şöyle; Tomohiro Ichikawa (Kai Takemura)Rika Adachi (Aiko Muto)Tasuku Nagase (Kenji Nakanishi)Rima Nishizaki (Asami Oikawa)Ryosuke Yamamoto (Masashi Tachikawa)Arisa Yagi (Megumi Kitagawa)Yapım ekibi, izleyicilerin öpüşmek ve âşık olmak isteyeceği bir film yapmayı istediklerini bu nedenle de öpüşme sahnelerinde oldukça özenli davranacaklarını belirtti. Filmin önümüzdeki yaz vizyona girmesi plânlanıyor. _________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/sukitte-ii-na-yonun-oyuncu-kadrosu
  8. Anime Tanıtım Space Dandy Tür: Bilim kurgu, komedi Yayınlanma Tarihi: 04.01.2014 Bölüm Sayısı: 26 Yönetmen: Shinichirō Watanabe (Cowboy Bebop, Samurai Champloo) Firma/Stüdyo: Bones Başlıca Seiyuular: Junichi Suwabe (Dandy), Uki Satake (QT), Hiroyuki Yoshino (Meow) Açılış: Viva Namida – Yasuyuki Okamura Kapanış: X Jigen e Youkoso – Etsuko Yakushimaru Aylardır anime dünyasının gündemini oluşturan Space Dandy nihayet başladı. Cowboy Bebop, Fullmetal Alchemist, Soul Eater ve Samurai Champloo gibi başarılı animelerin arkasındaki önemli isimler Cowboy Bebop ve Samurai Champloo’nun yönetmeni Shinichirō Watanabe’nin yönetiminde Space Dandy için bir araya gelmişti. Toonami’nin büyük yatırımlarıyla başlayan Space☆Dandy için dolayısıyla da beklentiler oldukça büyüktü ve dünya genelinde belki de hiçbir animede yaşanmayan bir rekabeti yaşattı. Acaba Space Dandy bunca rekabete ve beklentiye değen bir anime olabilecek miydi? Sen misin Dandy’e göz kırpan? Uzaylı avcısı olan Dandy, geçimini farklı gezegenlerden bilinmeyen uzaylı türlerini yakalayıp kayıt altına alarak sağlamaktadır. Geçinmek zor iş tabi. Animenin başında her erkeği yaşamı boyunca en büyük kararsızlığa(?) iten kadınlarda göğüs mü kalça mı sorunsalına karşı tavrını koyan Space Dandy soluğu Boobies’te alır. Nasıl bir yer olduğu adından belli olan Boobies breastoranlar (evet, çok yaratıcı bir isim) zincirinin bir parçasıdır. Dandy’nin en büyük hayali de bu breastoranlara sahip olmaktır. Her animede ana karakterin amacı dünyayı kurtarmak, en güçlü olmak ya da dostlarını korumak olacak değil ya. Breastoranlar varken gerek yok böyle amaçlara. Meğer bu meşhur sahnede bizim Dandy kamuflaj oluyormuş. Böyle kamuflaja can kurban. İlk bölümü hem İngilizce hem de Japonca olarak izledim. Öncelikle animelerde İngilizce dublaj konusunda çağ atlandığını söyleyebilirim. Öyle duygusuz bir seslendirme söz konusu değil ve karakterlere oldukça yakışan sesler tercih edilmiş. Ian Sinclair ve ekibi tebrik etmek lazım. Demek ki istenirse İngilizce olarak da iyi işler çıkarılabiliyormuş. Space Dandy anime serisinin orijinal dili hem İngilizce hem Japonca. Hatta İngilizce olarak daha önce hazırlandı ve şu an Japonya bile animeyi daha sonra seyretmek durumunda. Seiyuulara yani Japonya tarafına gelecek olursak Grimmjow’u seslendirdikten sonra rol aldığı her animede gözlerin üzerinde olduğu Junichi Suwabe’nin performansı tek kelimeyle muhteşem. Yıl sonunda bu rolüyle ödül alırsa şaşırmamak gerek. Seiyuu olarak pek bir tecrübesi olmamasına rağmen 9nine grubundan şarkıcı Uki Satake de Dandy’nin yoldaşı QT’ye sesiyle hayat verip, şirin mi şirin bir karakter yapmış. Ayrıca haberlerimizi takip ettiyseniz konuk seiyuu kadrosunda da çok büyük isimlerin olduğunu görmüşsünüzdür. Her ne kadar çok büyük ilerleme olsa da İngilizce seslendirmeyi muhteşem seiyuu performanslarının konuştuğu Japonca seslendirmeyle karşılaştırmak büyük bir hata olur. Karşı cins ona göz kırpıyorsa Dandy’nin gözünü açma zamanı gelmiş demektir. Müzikler için ayrı bir paragraf açmak gerek. İlk olarak animenin açılış şarkısı Yasuyuki Okamura’nın “Viva Namida” adlı parçası da animenin kendisi gibi Japonya’da aylar öncesinden oldukça popüler olmuştu. Kendisi daha önce de City Hunter 2 ile anime severlerin karşısına çıkmıştı. Tek diyebileceğim bu animeye yakışan harika bir açılış parçası olduğu. OST’lere baktığımızda Space Dandy, Yoko Kanno’nun sayesinde, Cowboy Bebop’ın yolundan ilerliyor gibi görünüyor. Animenin eğlenceli yapısına ve atmosferine uygun müzikler kulağa hitap etmekle kalmıyor, seriyi izlerken aldığınız zevki de arttırıyor. Sadece ilk kapanışı pek beğenmedim, ama o kadar da olur artık. Space☆Dandy’nin oldukça renkli bir dünyası var. Animasyon ve çizim yönünden oldukça iyi bir çizgide. Dandy’nin sık sık değişen komik surat ifadeleri oldukça iyi çizilmiş ve tebessüm ettirebiliyor. Animeyi sevip sevmemeniz biraz Dandy karakterini sevip sevmemenize bağlı. İlk bölümde Dandy’nin peşindeki düşmanları biraz görsek de hikayede neyin ne olduğunu tam olarak anlayamıyoruz. Zaten Dandy de olaylardan bihaber, adamın olayla alakası yok sanki. O, daha çok kadınlara ve mesleği gereği farklı uzaylılara ilgi duyuyor. Dandy’nin her bakışına bir numara versek sayılar yetersiz kalır. Toparlayacak olursak Space Dandy vadettiği eğlenceyi izleyiciye sunabiliyor. Görsel açıdan çok iyi, işitsel açıdan harika bir yapım var karşımızda. Animenin hemen hemen her noktasında ayrı bir kalite kendini hissettiriyor. Daha çok eski anime severlerin bu kaliteyi hissedeceğini düşünüyorum. Burada en belirleyici unsurlardan biri, 26 bölümlük anime serisinin hikaye olarak nasıl ilerleyeceği ve bölümlerin ne kadar doyurucu olduğu olacak. Bu, dönüşünde de bekletiyor ha. Space Dandy çok büyük bir potansiyele sahip. Bu potansiyelin tamamını kullanırsa klasik olur, kullanamazsa yazık olur. Belki Shingeki no Kyojin kadar geniş bir kitleye hitap etmiyor ama Space Dandy’e bir şans tanımalısınız. Belki sizin için de bir sonraki bölümün merakla bekleneceği bir yapım olur, ben öyle yapacağım. See you Space Dandy… Ayrıca ,Space Dandy'nin ilk 10 dakikası: -http://www.animefantastica.com/space-dandy-ilk-10-dakika __________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/space-dandy
  9. Sword Art Online 2 ne zaman geliyormuş? İkinci sezon haberiyle hayranlarını bir hayli sevindiren serinin yayımlanma tarihi 2014 Dengeki Oyun Festivali’ndeki Sword Art Online panelinde duyuruldu. Yapılan açıklamaya göre Phantom Bullet temasıyla karşımıza çıkacak Sword Art Online II, Temmuz 2014′te ekranlarda yerini alıyor. Duyurunun yapıldığı etkinlikte yayımlanan yeni görsel. Serinin yönetmen koltuğunda ilk sezonun da yönetmenliğini de yapan Tomohiko Ito oturuyor. Karakter tasarımları ise yine ilk sezonda serinin orijinal karakter tasarımlarına el atmış Shingo Adachi’ye ait. Sword Art Online II, Reki Kawara’ya ait orijinal roman serisinin beşinci ve altıncı cildinde yer alan Gun Gale Online bölümünü kapsıyor. Animede ana karakter Kirito’yu yine ilk sezondaki seiyuusu Yoshitsugu Matsuoka’dan seslendiriyorken, Miyuki Sawashiro Sword Art Online: Infinity Moment PSP oyununda ses verdiği Sinon karakterine animede de eşlik ediyor. KAYNAK : AnimeFantastica
  10. OTOYOMEGATARİ Tür: Komedi, Dram, Tarihçe, Romantik, Seinen, Hayattan Kesitler Mangaka: Mori Kaoru Yayınlanma Tarihi: 14 Ekim 2008 Baş Karakterler: Karluk Ayhan, Amira Hengal, Henry Smith Cilt Sayısı: +6 Bölüm Sayısı: +35 Yayınlandığı Dergi: Fellows!, Harta Doğu kültürüne küçük bir yolculuk yaparak kendi kültürümüzü yeniden keşfetme olasılığı bulduğum bir manga olan Otoyomegatari’nin, küçük bir sözlük yardımıyla anlam olarak İngilizce’deA Bride’s Story, Türkçe’de ise Bir Gelinin Hikayesi adını alıyor. Hikayemiz 19.yüzyıl sularında Asya’nın içeri taraflarındaki küçük klanlardan oluşan bir grup insanı konu almaktadır. Daha detaylı bir şekilde konusuna bir açılım yapmak gerekirse; ana karakterimiz olan Karluk Ayhan adındaki 12 yaşındaki küçük bir çocuğun kendisinden 8 yaş büyük olan 20 yaşındaki güzel, tatlı bir bayan olan Amira Hergal ile bizim Türklerin deyişiyle görücü usulü evlenme olayını gerçekleştirmeleriyle beraber günden güne kendilerine saygı göstererek tanımalarını ve büyüyen aşklarını konu edinmektedir. Ana karakterimiz Karluk, küçük bir yaşta olmasından ve görünüş itibariyle olgun kelimesinin yetersiz kalmasından dolayı hikayemizde birtakım sorunlara yol açmasına rağmen içsel benliğindeki yetişkin aklının, kararlılığının ve cesaretinin çoktan kökleşmiş olması sorunlarının çözümlerine birer artı kazandırıyor ve gelişmesine, daha da çiçek açmasına yardımcı oluyor. Tabii ki bunları karısı Amira olmadan yapması biraz daha zor dilebiliriz yani her erkeğin başarısının arkasında bir bayan vardır misali. Amira olgun bir bayan olarak gayet başarılı, güçlü,enerjik ve zeki bir karakterdir, bu da demek oluyor ki doğu kadınının güçlü ruhunu yansıtan bir çeşit sembol konumuna gelmiş insandır. Ayrıca hikayenin bir başka kolunun ana karakteri olan Henry Smith adındaki uzak kültürleri araştıran ve gezgin olan bir adamdır. Arada bir değişik taraflarını da görebileceğimiz farklı tonda bir insan. En çok değinmek istediğim ve yazmama asıl sebep olan detay ise çizimleri oldu. Mangakanın ince eleyip sık dokuduğu gerçeğini gün yüzüne vurmasını çizimlerden rahatlıkla algılayabiliriz.Verdiği detaylar sanki gerçeklerden birer parça koparmışcasına sahici, canlı ve ilgi çekici ki göz dolgunluğu kavramını yaşıyabiliyorsun. Kıyafetlerindeki detaylardan tutun oyulmuş bir tahtanın güzel mi güzel işlenmiş kısımlarına kadar bu konuda herşeyi dört dörtlük halletmiş durumda. Görsel zenginlik diyebiliriz. Başlarda biraz daha evlilik kavramının kokusu yayılırken hikayemizin ilerleyen kurlarında çevredeki karakterlerden kısa birer hikayeler, olaylar hatta yeni evlilikler bile göreceğiz. Ana hatlarıyla romantizm odaklı olmasına rağmen insan kafasını etkileyen ideolojik katmanlar ve kültürel çalkantılar hikayeyi daha çok hayatın gerçekçi yönüne çekmişe benziyor. Eğer ki tarihsel öğelerin bulunduğu bir manga arayan ve küçük detaylara dikkat eden biriyseniz size bunu okumanızı tavsiye ederim. Okuyarak keyif aldığım sayılı serilerden bir tanesidir Otoyomegatari. AnimeFantastica
  11. İki insanın kaderi birbirine bağlıydı, kopmayacak bir iple… ‘’Denizler, ülkeler, adını bilmediğim caddeler, hiç yürümediğim yollar, belki yemyeşil, belki tuz kokan, belki de adımlarımla sayıp ulaşabileceğim bir yer. Serçe parmağıma bağlı olan kader ipliğimin bir başka parmakta son bulduğu bir yer. Göremediğim bu ip, senden uzaklaştıkça esneyecek, yaşadıklarıma ya da yaşadıklarına göre kördüğüm olacak ama yeri, zamanı, yaşanan başka aşkları anlamsız hale getirene dek yani buluşmamıza kadar asla kopmayacak, parmaklarımızda ki bu kırmızı ip, başka kader ipleri gibi gözükse de her zaman onlardan farklı olacak, onların arasına karışıp, kaybolmayacak’’ Kaderin Kırmızı İpliği… Kaderin Kırmızı İpliği, Çin mitolojisi kaynaklı olan bir inanıştır. Zamanla tüm Uzak Doğu için bu iplik önemli bir imge haline gelmiştir. Efsanelere göre Evlilik ve Ay Tanrısı olan Yue Xia Lao, birbirlerinin ruh eşi olan insanları, ayak bileklerinden, görünmez kırmızı bir iplikle bağlar, sonunda bu kişiler evlenirmiş. Çin mitolojisindeki ayak bileklerine bağlı olan ip inancı, Japon mitolojisinde kendini serçe parmaklarına bırakmaktadır. İpin serçe parmaklarına bağlı olması açıkçası insan üzerinde daha güzel bir etki yaratıyor. Japon mitolojisine göre Tanrı, ruh eşi ve bir gün evlenecek olan çiftleri, serçe parmaklarından, görünmez kırmızı bir iplikle bağlarmış. Kaderin kırmızı ipi inancında, ipin bağlı olduğu yerler ya da hikâyeler değişse de, değişmeyen şey iki insanın kaderini birbirine bağlaması ve asla kopmamasıdır. Hayatın boyunca kaç kişiye âşık olursan ol, ip seni kaderindeki insana, gerçek aşkına götürecektir. [ Kaderlerindeki kırmızı iplik, onları bir araya getiren Kushina’nın kırmızı saçlarıydı ] Kaderin kırmızı ipliği sadece mitolojide ya da inanışta kalmamıştır. Anime ve mangaların birçok sahnesine konu olmuş hatta video oyunlarında da yer almıştır. Duyguya şarkılarda da önem veren Japonlar, bu inanışı müziğe de dökmüşlerdir. Kırmızı ipliğin hikâyesi: Bir gece, çocuk eve yürürken, ay ışığının altında duran yaşlı bir adam görür. Adam çocuğa yaklaşarak, kırmızı bir iplikle kaderindeki kadına bağlı olduğunu söyler. Evlilik ve Ay Tanrısı olan bu yaşlı adam daha sonra çocuğa ileride karısı olacak kızı gösterir ve bunun kaderindeki kişi olduğunu söyler. Genç ve bir eşe ilgisi olmayan çocuk bu durum karşısında yerden bir taş alır, kıza atar ve kaçar. Yıllar sonra çocuk büyüdüğünde, ailesi onun için bir düğün yapar. Geleneklere göre gelinin yüzü bir örtüyle kapatılır. Düğün gecesi, gelin yüzünü çevreleyen örtüyle kocasını yatak odasında beklemektedir. Adam odaya geldikten sonra, karısının yüzündeki örtüyü kaldırır ve gördüğü güzellik karşısında memnuniyet duyar fakat karısının tek kaşında takılı olan süs dikkatini çeker. Adam merak içerisinde neden bu süsü taktığını sorar. Kadın, küçükken bir çocuğun ona taş attığını ve taşın kaşına isabet edip, iz bıraktığını söyler. Kadın bu izi kapamak için kaşına süs takmaktadır. O gece minik çocuğa gösterilen ve çocuğun taş attığı küçük kız şimdi eşi olmuştur. _______________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/kaderin-kirmizi-ipligi Not: Ayrıca profil başlığımdaki "運命の赤い糸" kelimeleri de "Kaderin Kırmızı İpliği" anlamına gelir. Not2: Forumda bulamadığım bir konu olduğu için bu konuyu açtım ,varsa lütfen söyleyin.
  12. Sıcak Sıcak Anime Tanıtım Nisekoi Tür: Komedi, Romantik, Shounen, Harem Yayınlanma Tarihi: 11.01.2014 Yönetmen: Tatsuwa Naoyuki Senaryo: Shinbou Akiyuki, Tou Fuyashi Firma/Stüdyo: Shaft Başlıca Seiyuular: Uchiyama Kouki (Ichijou Raku), Touyama Nao (Kirisaki Chitoge), Hanazawa Kana (Onodera Kosaki) Mangaka: Komi Naoshi Açılış: CLICK – ClariS Nisekoi, bu dönemin en çok dikkat çeken romantik komedi serisi. Mangası 2011 yılından beri düzenli olarak devam eden seri kış sezonunda animasyon olarak sevenleriyle buluştu. Ichijou Raku, normal bir hayat sürmek isteyen, normal şartlar altında bir üniversiteye girmeyi amaçlayan ama normal olamayan liseli bir gençtir. Raku, bölgede söz sahibi olan yakuza ailesinin tek çocuğu ve mirasçısıdır. Yakuza ailesinde büyümesine rağmen olaylara hiç ilgisi yoktur. Bir an önce üniversiteyi kazanarak evden uzaklaşma derdindedir. Bu sevdası yüzünden öğrencilik hayatı boyunca sürekli ders çalıştığından hiç sevgilisi de olmamıştır fakat bir çocukluk aşkı vardır. Adını ve yüzünü hatırlayamadığı bu çocukluk aşkıyla 10 yıl önce birbirlerine büyüdüklerinde evleneceklerine dair bir söz verirler. Bu sözün anahtarı kızda, kilidi ise Raku’da kalır. Gelecekte birbirlerini tekrar bulduklarında kilidi açarak evleneceklerdir. Raku bu sözünü unutmamıştır ama kızın hala böyle bir sözü hatırlayıp hatırlamadığından emin olamaz. Raku bu düşünceler içerisinde, normal saydığı günlerden birinde okula geç kalan Kirisaki Chitoge ile çarpışması sonucu hayatı tam bir karmaşaya döner. Kirisaki Chitoge çarpışmanın etkisiyle Raku’ya bir güzel tekme atar. Daha sonra Chitoge’nin sınıflarına transfer olan yeni öğrenci olduğunu öğrenir. Chitoge ve Raku karşılaştıkları ilk andan beri kelimenin tam anlamıyla kedi köpek gibidirler. Karşılaştıkları her anda kavgaya tutuşan ikilinin birbirlerine tahammülleri yoktur. İkili tartışırken aynı zamanda şehirde çete olayları boy göstermiştir. Yakuzaların bölgesinde olay çıkaran gangster çetesi ve yakuzalar ortalığı birbirine katmaktadır. Savaşa son vermek adına yakuzaların ve gangster çetesinin patronu bir karar varır; çocuklarını sevgili yapmak. Gangster çetesinin kızının Chitoge çıkmasıyla ortalık iyice karışır. Birbirlerine tahammül edemeyen bu ikili artık sevgili gibi davranmak zorundadırlar, sahte sevgililer gibi. Anime tam anlamıyla bir romantik komedi. Sürükleyici ve keyifli bir izlenim sunuyor, ne zaman başladı ne zaman bitti anlamadım bile. Çok fazla gizlisi saklısı yok gibi görünüyor. İlk bölümden önemli olan karakterleri ve ilişkilerini tanıttı. Onodera Kosaki’nin olayıda az çok ortaya çıktı. Onodera, kendisini 10 yıl önce Raku’nun söz verdiği çocukluk aşkı sanıyor fakat o durum da biraz karışık. Animenin kapanış şarkısında gördüğümüz üzere ortada bir kilit ve iki anahtar mevcut. Kimin çocukluk aşkı olduğu belli değil. Çocukluk aşkı Onodera olsa bile Raku bu sözünü ne kadar tutabilecektir? [ Raku vs Chitoge ] Manga vari animasyonunu pek beğendiğimi söyleyemem, arka plan olayını tamamen bitirmiş seri. Görsellik açısından çok bir şey beklemeyin. İlk bölümde duyduğumuz üzere şimdilik ortada bir tane şarkı var. Onunda açılış mı kapanış mı olduğu belli değil, ikinci bölümde anlarız ne olduğunu. Seiyuu ekibinde ise birçok animeden tanıdığımız başarılı seslendirmenleri var. Kısaca anime izlemeye değer. Harem sevmeyen bir kişi iseniz konusu ve eğlenceli karakterleri için bir şans vermenizi öneririm. Nisekoi, 2011 yılından beri devam eden mangasının yanı sıra tek bölümlük bir mangası daha ve iki bölümlük kitap serisi de bulunmakta. [ İyi Seyirler. ] http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=WLXW5JIqkBg _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/nisekoi
  13. Sıcak Sıcak Anime Tanıtım Pupa Tür: Korku, Fantastik, Shounen, Psikolojik, Dram Yayınlanma Tarihi: 9 Ocak 2014 Bölüm Sayısı: 12 Süre: 4 dakika Yönetmen: Tomomi Mochizuki Firma/Stüdyo: Studio Deen, Earth Star Entertainment Mangaka: Mogi Sayaka Başlıca Seiyuular: Shimazaki Nobunaga (Hasegawa Utsutsu), Kido Ibuki (Hasegawa Yume), Mikami Shiori (Arita Yuuhei), Noto Mamiko (Hasegawa Sachiko) Müzik: Ibuki Kido & Erii Yamazaki – PUPA Mogi Sayaka’nın mangasından, animeye uyarlanan Pupa sonunda izleyicisiyle buluştu. Pupa’nın hikayesine değinecek olursak: Yume Hasegawa ve Utsutsu Hasegawa birbirine çok bağlı olan iki kardeştir. Bir gün Yume yolda bir kadın görür ve kadın ona etrafta uçan kırmızı kelebeklere bakmasını söyler. Çok güzel bulduğu kelebekler Yume’nin hayatını değiştirir. Küçük kızın bedeni değişime uğrayarak bir yaratığa dönüşür. Kardeşini yolda baygın bulan Utsutsu, onun yaratığa dönüştüğünü görünce korkuya kapılır. Küçük kız abisinden şeker ve çikolata yerine artık ona daha lezzetli gelen taze etten isteyecektir. Üstelik bu insan etidir. Utsutsu, kardeşini kendi etiyle beslemeye başlar ve onu eski haline döndürmeye çalışır. Tanıtım videolarıyla bizde büyük bir beklenti uyandıran Pupa, açıkçası mangasının gölgesinde kalan bir yapım olmuş. Mangasını takip eden çoğu hayranının üzerinde 4 dakikalık bir video ne kadar doyum yaşatır orası bilinmez. Üstelik bu 4 dakika içine açılış ve kapanış müzikleri de dahil. Korku animesi sevenleri üzebilecek bir animasyona sahip. Hikayenin konusu her ne kadar güzel ve sıradışı olsa da özellikle korku animelerinde animasyon çok önemli. Her animede olduğu gibi Pupa’yı seven ve sevmeyen iki taraf olacaktır. Açıkçası ben buna, eksiklikleri bir kenara atarak, beklediğim sahnelerin ilerleyen bölümlerde nasıl olduğuna göre değerlendireceğim. Bölümler 4 dakika olsa bile olaylar bir anda gelişiyor. Bakalım ilerleyen bölümlerde karşımıza neler çıkacak? Özellikle Yume’nin beslenmekte olduğu saatler animeye nasıl yansıtılacak? [ Afiyet Olsun ] [ İyi Seyirler ] http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=bTsUfCeQB2o _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/pupa Not: Resimler çok büyük olduğu için ,düzeltilmiştir.
  14. Sıcak Sıcak Anime Tanıtım Witch Craft Works Tür: Aksiyon, Doğaüstü, Seinen Yayınlanma Tarihi: 05.01.2014 Bölüm Sayısı: 12 Yönetmen: Mizushima Tsutomu Senaryo: Yoshida Reiko Firma/Stüdyo: J.C. Staff Başlıca Seiyuular: Seto Asami (Kagari), Kobayashi Yuusuke (Takamiya), Matayoshi Ai (Ai) Mangaka: Mizunagi Ryuu Açılış: Fhána – Divine Intervention Kapanış: Witch Activity Takamiya Honoka klasik öğrenci sorunları olan bir öğrencidir. Her gün Kagari isimli, okulda prenses olarak anılan ve bütün öğrencilerin adeta taptığı kızla aynı otobüse biner ve diğerleri tarafından ezilir. Okulda sıraları yan yana olmasına rağmen hiç konuşmamışlardır. Aralarında en ufak bir şey olsa prensesin hayran kulübü Takamiya’ya eziyet eder. Günün birinde Takamiya okul bahçesindeyken okul binasının bir kısmı üstüne düşer. Öleceğini düşünen Takamiya’yı Kagari kurtarır. Ancak Kagari cadı kıyafetleri içerisindedir ve bir süpürgenin üstünde duruyordur. Ne olduğunu anlamaya fırsat kalmadan Takamiya’ya bu sefer de savaşçı tavşanlar saldırır. Onları da yakıp kül eden Kagari, Takamiya’ya artık kendisini gizlice koruması gerekmediğini, açıktan koruyacağını söyler. Böylece ikili arasındaki gizemli ilişki başlar başlamasına ama okuldaki diğerleri bundan hiç memnun değildir. Prensesi öyle bir kişiyle görmek istemeseler de prenses “efendisinin” yanından ayrılmaya niyetli değildir. En nihayetinde kedi kulaklı bir kız gelip Takamiya’yı götüreceğini söyler. Bu sefer yanında tavşan ordusu getirmiştir. Kagari yine Takamiya’yı kurtarır. Ancak karşı tarafın Takamiya’nın peşini bırakmaya niyeti yoktur. 5 kişiden oluşan cadı grubu Takamiya’nın sınıfına nakil olurlar. Böylece hikaye şekillenir. Yukarıdaki 1. bölümün özetini okuduysanız aklınıza şu gelecektir: “Klasik animelerden işte. Kötü taraf erkeğe merak salıyor, kız onu koruyor. Sonra da kızlar erkeğin etrafına toplanır, olur harem animesi.” Böyle düşünmekte haklısınız çünkü ilk bölüm bize tam olarak bu izlenimi veriyor. İleride ne türlü şeyler göreceğiz henüz belli değil ama şimdilik sıra dışı yönü olmayan bir seri. Animasyonlar iyi düzeyde. Renkler biraz parlak gibi dursa da animenin atmosferiyle uyumlu. Alev efektleri biraz daha iyi olabilirmiş ancak yine de gözleri şenlendiriyor. Söylemeden geçemeyeceğim; müzikler gayet hoşuma gitti. Karakterlerden ise baş karakterimiz Takamiya normal ve klişe bir karakterlerin özelliklerini taşıyor, ancak yine de eğlenceli bir yapısı var. Güzeller güzeli prensesimiz Kagari ise bu tür serilerde olduğu gibi büyük göğüslü ve yine ana karaktere en yakın olan kız karakterler gibi sessiz ve de sakin. Belirtmekte fayda var; Takamiya’nın seiyuusu sektöre yeni katılan Kobayashi Yuusuke. İlk rolü olmasına rağmen oldukça iyi bir iş çıkarmış. Seride çok tanıdık seiyuu yok ancak olanlar da işlerini gayet güzel yapmışlar. Son olarak, serinin henüz ne tür bir yola gireceğini bilmiyoruz. 12 bölüm olacak olması, mangasının da devam ettiği düşünülürse yarım kalacağını gösteriyor gibi. Yine de bu 12 bölümde konu ilgi çekici bir şekilde işlenirse 2014′ün en azından kış sezonunda kendisine iyi bir yer edinebilir. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=Pq4fPH-It5g __________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/witch-craft-works
  15. Sıcak Sıcak Anime Tanıtım Toaru Hikuushi e no Koiuta Tür: Dram, Macera, Romantik, Askeri, Fantastik Yayınlanma Tarihi: 06.01.2014 Bölüm Sayısı: 12 Yönetmen: Suzuki Toshimasa Senaryo: Inotsume Shinichi Firma/Stüdyo: TMS Entertainment Başlıca Seiyuular: Hanae Natsuki (Kalel Albus), Yuuki Aoi (Claire Cruz), Taketatsu Ayana (Ariel Albus) Mangaka: Inumura Koroku & Morisawa Haruyuki Açılış: azurite – petit milady Kapanış: Kaze ga Shitteru – Akai Kouen Toaru Hikuushi e no Koiuta (The Pilot’s Love Song) açıkçası ben bu animeyi askeri ve savaş temalı diye izlemeyi planlıyordum fakat gerek birinci bölüm gerek kapanış şarkısı olsun romantizm ağırlıklı olacakmış izlenimi yaratıyor -Evet, ismine de sonradan dikkat ettim-. Sarışın ana karakter Kalel henüz bilinmeyen bir sebepten ötürü askeriyeye katılarak pilot oluyor. Üvey kız kardeşi Ariel ise onun yardımcısı olarak peşinden askeriyeye katılıyor. Askeriyerinin yerleşkesi olan Isla adası fantastik bir hikayesiyle birlikte havada süzülerek yol alıyor. Macera, Isla adasının zincirlerini kopararak bilinmeyene doğru yol almasıyla başlıyor. Animenin son dakikalarında da belirtildiği üzere bunlar daha iyi günleriymiş. İleride romantizmden sıyrılarak savaş sahneleri göreceğiz gibi. Romantizm olayı da pek bir aceleye getirilmiş. Kalel-Claire ikilisi tanıştı, birlikte bisiklete bindi ve aşık oldular. Ayrıca ikili arasındaki statü farkına hiç değinmiyorum bile bu yönden çok klişe bir romantizm olacak. Hikayenin merak edilen noktası soğuk tavırlarıyla dikkat çeken, beyaz saçlı Ignacio Axis karakterinin geçmişi ve prenses ile Kalel arasındaki ilişki. 12 bölüm gibi kısa bir anime olacağı için yakın zamanda merak edilen soruların cevaplarını alırız, korkum hikayenin çok aceleye getirilmesi yönünde. Grafikler açısından bakarsak daha iyi olabilirmiş. Görselliğin ön planda olduğu bir seri için grafikler sınıfta kalmış diyebiliriz. Ayrıca manzara ve uçak tasarımları orijinallikten çok uzak kalarak Laputa filmini anımsatıyor. Ortalama seiyuu ekibi, ortalama müzikler ve yine ortalama bir hikaye. Bu tarz yapımların takipçisiyseniz bu seriyi de seversiniz. Toaru Hikuushi e no Koiuta, roman serisi olarak Japonya’da 2009 yılında yayınlanmaya başlamış. Mangakası olan Inumura Koroku’nun bu seriyle aynı atmosferi taşıyan bir kitap serisi daha var ismi “Toaru Hikuushi e no Tsuioku”. Bu seferki ana karakteri prens yerine prenses ve hikaye 2011 yılında film olarak yayınlanmıştır. [ İyi Seyirler. ] _________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/toaru-hikuushi-e-koiuta
  16. Angela K anime filminde de karşımızda. GoRA’nın açıklamasına göre Angela, K anime serisinin devamı olan filmin açılış müziğini yapmak için seriye geri dönüyor. Daha önceleri Coppelion ve Asura Crying’den bildiğimiz ikili, temmuz ayında çıkacak olan K anime filminin açılış parçası için sahne alacak. Angela, K anime serisinde de boy göstermişti. GoRA grubunun resmi Twitter adresinden yaptığı açıklamada K anime filminin 12 Temmuz 2014′te sevenleriyle buluşacağı ve tema şarkısının Angela tarafından hazırlanacağı belirtildi. Aynı zamanda Angela 2014′te çıkacak olan başka bir anime olan Sidonia no Kishi ( Sidonia Şövalyeleri) adlı anime serisinin tema şarkısında karşımıza çıkacak. Anime serisinin açılış parçası: http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=0i--2RC-XBc __________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/k-filminin-acilis-parcasi-angeladan
  17. No blood, no bone, no ash Daha önce ortaya çıkan görselinde Mikoto Suoh‘un da görüldüğü K anime filminin çıkış tarihi açıklandı. Anime serisinin devamı olacak film, 12 Temmuz’da 31 sinemada Japonya’da gösterime girecek. Duyuru, animeye yeni eklenen karakterlerden Yukari Mishakuji’nin bulunduğu görselle birlikte gerçekleşti. ________________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/k-anime-filminin-cikis-tarihi
  18. Anime Tanıtım Gintama: Kanketsu-hen- Yorozuya yo Eien Nare Tür: Bilim kurgu, Komedi, Shounen, Samuray, Parodi Gösterim Tarihi: 6 Temmuz 2013 Süre: 110 dakika Yönetmen: Fujita Yoichi Senaryo: Hideaki Sorachi Seiyuular: Tomokazu Sugita (Gintoki), Rie Kugimiya (Kagura), Shinpachi (Daisuku Sakaguchi)… Müzik: SPYAIR- Genjyou Destruction Firma: Sunrise, Aniplex, Dentsu, Bandai, Tv Tokyo Gintama için teşekkürler… Yorozuya için, arkadaşlık için ve en önemlisi bizi bunca zamandır güldürdüğün için teşekkürler… Gintama söz konusu olunca teşekkür yazısı bile başta yer alabiliyor. Bu parodi animesini hayatımıza sokan hatta süt sevmiyorsak bile çilekli olanından içmemize bizi teşvik eden Hideaki Sorachi’ye ne kadar teşekkür etsek azdır. İhtiyacımız olan tek şey gerçekten kalsiyummuş, evet hem de bol kahkaha içeren kalsiyum. Gintama’nın hikayesine kısaca değinirsek: Japonya Edo döneminin sonlarını yaşamaktadır. Dünyayı ele geçirmek isteyen, Amanto adını verdikleri uzaylılarla, büyük bir savaş olmuş ve Amantolar savaşı kazanmıştır. Savaşta birçok samuray hayatını kaybetmiş, Amantolar yönetimi ele geçirmiş, kılıç kullanılmasını yasaklamışlardır. Oysaki kılıcı olmayan bir samurayın ruhu da yoktur, samuray ve kılıcı asla ayrılamaz. Peki ya tahta kılıçlı ve shonen jump okumak gibi alışkanlığı olan bir samuray? Bahsettiğimiz kişi öğretilerine hala bağımlı, eski bir samuray olan ve Yorozuya’yı işleten Sakata Gintoki. Yorozuya’nın diğer üyeleri ise gücüyle nam salan Yato Klanı’ndan Kagura ve basit bir karakter hatta gözlük olarak nitelendirilen Shinpachi. Yorozuya’nın altın kuralı ise para için her işi yapmak . ”Geçmiş yada gelecek için endişelenme, seninle birlikte olduğumuz şu an için savaş” Gintama animesi geçtiğimiz mart ayında birçok anime gibi ekranlara veda etti. Manganın devam ediyor olması, anime konusunda sevenlerini hala umutlandırıyor; ancak animenin devamı konusunda bir gelişme yok. Bunun yerine daha önce animenin finali niteliğini taşıyacağı söylenen ve hayranlarının sabırsızlıkla beklediği Gintama: Kanketsu-hen- Yorozuya yo Eien Nore, 6 Temmuz’ da Japonya’ da gösterime girdi. Filmin konusu ise: Gintoki isteğinin dışında zamanda yolculuk yaparak, kendisini beş yıl sonra, harabeye dönmüş Edo’da bulur. Dünya sebebi belli olmayan bir virüs tarafından karanlığa gömülmüş, çok sayıda insan yaşamını kaybetmiştir. Artık Gintoki ve dünyanın geleceği son bulmuştur. Sevdiklerinin ve dünyanın böyle bir gelecek yaşamasını istemeyen Gintoki, geçmişiyle ilgili büyük bir görev üstlenir. Filmi gerçekten çok başarılı buldum. Animeyle aynı çizgiyi yakalamayı başarmış. Gülüyorsunuz ama içinizi acıtan sahnelerde var. Özellikle Spyair’in parçasının çaldığı sahneler insanda inanılmaz bir duygu uyandırıyor. Animede de birçok parçası yer alan Spyair, filme de yeni şarkısıyla harika bir iz bırakmış. Bunun dışında film bizi zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Kagura ve Shinpachi’nin yaşadığı değişim açıkçası eski hallerini özletiyor. Çünkü "aruu aruu" diyen küçük kızı ve silik bir karakter olan Shinpachi’ye olan sevgi başka. Gintama’nın son filmi olması, animesinin bitişinden sonra ayrı üzüntü yarattı. Sadece geçmişi ve Gintoki’yi konu alan bir film görmek isterdik. Çünkü geçmişle ilgili, Shiro Yasha hakkında çok gizem var. Kızların ümitleri boşa çıkacak ama filmde Takasugi ufacık bir karede gözüküyor her ne kadar Kagura filmin başında uyarsa da. Gintama konusunda ümitlerinizi kaybetmemeniz dileklerimle… ______________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/gintama-kanketsu-hen-yorozuya-yo-eien-nare
  19. Anime Tanıtım Shingeki no Kyojin: Ilse no Techou Tür: Shounen, Aksiyon, Drama Yönetmen: Tetsuro Araki (Death Note) Manga: Shingeki no Kyojin (2009) (Attack on Titan) *OVA, manganın 12. cildiyle beraber çıkmıştır. Mangaka: Hajime Isayama Başlıca Seiyuular: Kamiya Hiroshi (Levi), Romi Paku (Hanji Zoe) En önemsiz, arka planda görünen karakterlerin de hayatları değerlidir; çünkü herkes kendi küçük dünyasının ana karakteridir. Şimdi anime serisinindeki olayları hızlıca bir hafızanızdan geçirin. Birçoğunuzun aklına yitirilen hayatlar, karakterlerin o son anlarındaki içinizi burkan bakışlar ve çaresizlik geldi, değil mi? Aslında Hajima Isayama tarafından hazırlanan bu serinin arkasında, mangakanın bir internet kafede çalıştığı zamanlarda, sarhoş bir müşterinin kendisinin yakasına yapışması, Hajime Isayama’nın iletişim kuramayacağını anladığı dev gibi birinin karşısında yaşadığı çaresizlik vardı. Serinin en güçlü yönlerinden biri dramatize edilmiş sunumuydu. Hatta zamanında Weekly Shonen Jump’ta başlayacak olan manga, uygun olmadığı gerekçesiyle bu dergide yerini alamamıştı. (İyi de olmuştu aslında, her şeye karışan Weekly Shonen Jump, seriyi bu haliyle yayınlatmazdı.) Peki bu okuduklarınızın OVA ile bağlantısı nedir? İşte seriden alışık olduğumuz gibi dramatik bir şekilde hayatını kaybetmiş bir asker olan Ilse Langnar’ın hikayesini konu alıyor Shingeki no Kyojin: Ilse no Techou (Attack on Titan: Ilse’s Journal). OVA, geçmişte yaşanan bir olayı işlediğinden Eren, Mikasa, Armin gibi karakterler, en baştaki hatırlatıcı kısım dışında görünmüyor doğal olarak. Burada ana karakter olarak Ilse dışında Hanji Zoe ön plana çıkıyor. Levi de bol bol göründüğünden OVA’da ana karaktere yakın bir role sahip. Bunun dışında Petra Ral, Oluo Bozado gibi karakterleri de yeniden animede görmek gözlerimizi yaşartıyor. Hikayenin detaylarını özellikle pek anlatmıyorum. Zaten açılış kapanışları çıkardığınızda 20 dakikanın altında bir OVA kalıyor. Açılış demişken, anime serisinin bu yıla damgasını vuran ilk açılışı Linked Horizon – Guren no Yumiya’nın kullanılmış olması herhalde herkesi sevindirecektir. OVA’nın çalışmalarına çok önceden başlanmıştı ve sizlere duyurduğumuz üzere ilk verilen çıkış tarihi 9 Ağustos’tu, sonradan yıl sonuna ertelenmişti. Dediğim gibi bu kısa bölümdeki olayları da anlatıp keyfinizi kaçırmaya niyetim yok. Ancak hikaye açısından da izlemenizde yarar var. Devlerle ilgili olarak, anime serisinde hiç görmediğiniz bir olaya şahit olacaksınız. Doğası gereği insanoğlu; bilmediği, anlam veremediği şeylerden korkar. Zaten bu olaydan sonra insanlar, düşmanı karşısında ne kadar cahil olduğunu ve bilgi toplaması gerektiğinin iyice farkına varıyor. Mangaların satış kampanyasını yapmak için hazırlanan onlarca içeriği boş OVA gibi değil Shingeki no Kyojin: Ilse no Techou. Sadece “Keşke biraz daha sürseydi.” dedirtiyor ve anime serisinin devamını şimdiden özlediğimizi bir kez daha bizlere gösteriyor. Anime serisini beğenen, özleyen herkese Shingeki no Kyojin: Ilse no Techou’yu tavsiye ediyorum. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=W9i8OUMZl7M _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/shingeki-no-kyojin-ilse-no-techou
  20. | Yamato'nun yüreği ,nerededir diye Ne zaman biri gelip ,sorarsa sana Tan doğarken ışıyan bir mekandır de Kiraz açan dalları hatırlat ona -Norinaga Motoori Dünyadaki ilk romanın bir Japon soylusu tarafından yazıldığını, hatta bu kişinin Murasaki Shikibu isimli bir bayan olduğunu biliyor muydunuz? Genji Monogatari isimli bu romanın tahminen 1021 yılında tamamlandığını peki? Dahası, bugün en önemli edebiyatçıların mensup olduğu Avrupa’da, edebiyat tarihi sadece 15-16. yüzyıllara, yani, Rönesans dönemine kadar gidiyor. Avrupa’daki ilk roman, Cervantes’in Don Kişot’u, 17. yüzyılda yazılıyor. Bu da Japonya’da edebiyatın Avrupa’yla kıyaslandığında ne kadar eski ve derin bir birikimi olduğunu gösteriyor. Japon popüler kültürüne olan ilginin artmasıyla beraber bugüne kadar Japonya’ya dair; yakın geçmişi, geleneksel ve/veya modern unsurları gibi pek çok konuda fikir sahibi olduk. Ancak böylesine köklü bir kültürün edebiyatı hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Bu noktadan yola çıkarak Japon edebiyatına dair küçük bir bakış açısı kazandırmak adına bu yazıyı hazırladım. 2000 yıllık bir geçmişe sahip bu edebiyatı anlatmaya öncelikle Japonlarda edebiyatın nasıl bir anlam ifade ettiğiyle başlamak doğru olacak sanırım. “文学” (bungaku) yani edebiyat kelimesi iki kanjiden oluşuyor. “文” (bun); bilgi, öğreti, kültür, cümle, yazın gibi anlamlar taşıyor. Kültür ve edebiyata dair pek çok kelime “文” kanjisini taşıyor. Örnek vermek gerekirse, “文化” (bunka) kültür demek ve “文明” (bunmei) uygar, uygarlık, medeniyet anlamına geliyor. Bu noktada Namık Kemal’in bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “İnsan topluluklarının gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır.” Namık Kemal bu cümlesinde, uygar topluma geçişte edebiyatın ne denli önemli olduğunu vurgular. Bu anlayışın Japonlar için de geçerli olduğunu sadece “文” kanjisini taşıyan kelimelere bakarak dahi söyleyebiliriz. “学” (gaku) kanjisi ise öğrenmek, okul ve bilim anlamları taşıyor. İki kanjiye bakarak, edebiyatın Japonlar için, bilgiyi öğrenme, bilgi bilimi gibi anlamlar ifade ettiğini söylemek mümkün. Gelelim edebiyatın Japon kültüründeki yerine… Bu konuda Shuichi Kato, ünlü eseri Japon Edebiyatı Tarihi’nin ilk cildinde şunları söylüyor: “Japonlar, tarihin her döneminde düşüncelerini soyut felsefi sistemlerden ziyade somut edebi yapıtlarla ifade etmişlerdir.” Buna karşılık Japon edebiyatı gibi uzun ve derin bir geçmişe sahip Çin edebiyatını incelediğimizde, Çinlilerin uzun bir felsefi sistemleştirme süreci yaşadığını söylebiliriz. Örnek vermek gerekirse, Konfüçyüsçü felsefe Japonya’ya Tokugawa döneminde Sung hanedanlığının bu felsefeyi “resmi eğitim aracı” olarak benimsemesiyle beraber gelmiştir ve bu felsefenin benimsenmesi adına pek çok eser ortaya konmuştur, ancak, sistemin adaptasyon süreci 300 yılı aşmıştır. Kato’ya göre, Japonlar felsefenin sistematik yanıyla ilgilenmekten çok onu yaşamlarına nasıl adapte edeceklerini düşünüyorlar. Hatta felsefenin mevcut sistematik yapısını parçalamak ve onu kendi toplumsal değerlerine indirgeyerek yavaş yavaş politik ve gündelik yaşama uygulamak Japonların ilk yaptığı şeydir diyor Kato. Bu noktada anlaşılıyor ki, Japonlar için önemli olan sistematik bir yapıdan öte bu yapıyı pratiğe nasıl uygulayabilecekleridir. Bu konuya bir diğer örnek ise Heian dönemi (794-1185). Heian edebiyatı kuşkusuz Japon edebiyatının en verimli dönemlerinden biridir. Bu dönemde, içinde Murasaki Shikibu’nun Genji Monogatari isimli romanının da yer aldığı, şiir ve roman alanında pek çok başyapıt verildiği halde felsefi anlamda hiçbir özgün yapıt verilmemiştir. Sonuç olarak Japonlar için felsefenin yaşamın bir parçası olarak edebiyatın sadece küçük bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Felsefeden öte yaşam bir bütün olarak edebiyata konu olmuş ve Japonlar bir kiraz çiçeğinin açışından saray entrikalarına kadar deneyimledikleri her şeyi bazen bir haiku, bazen bir waka bazen de bir roman olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Daha ayrıntılı bilgi için Yard. Doç. Dr. Oğuz Baykara’nın Türkçe’ye kazandırdığı ünlü edebiyatçı Shuichi Kato tarafından hazırlanan üç ciltlik Japon Edebiyatı Tarihi isimli eseri inceleyebilirsiniz. _________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/edebiyatin-japon-kulturundeki-yeri Not: Resimlerin ,AnimeFantastica'daki duruş şekillerini(Yazıların yanında durmaları.) ,burada gerçekleştiremediğim ve AnimeFantastica'daki resimlerin ,boyutlarının çok küçük olması ,nedeni ile ,3 resmi de ,internetten buldum ,birinci ve sonuncu resimlerde ,bilgisayardan boyut ayarı yaptım ,ayrıca birinci resimde ,kesme(Kırpma) işlemi uyguladım ,yani AnimeFantastica'dakilerle ,buradakiler arasında farklılıklar olabilir. Not2: Eğer resimlerin ,hala çok büyük olduğunu düşünüyorsanız ,söylerseniz sevinirim ,hemen düzeltmeye çalışırım.
  21. Bilkent Doğu Asya Kulübü kültür tanıtım etkinlikleriyle yeniden karşımızda! 24 – 25 – 26 Aralık tarihleri arasında 3 etkinliğe birden ev sahipliği yapıyor. Etkinliklerimize okul dışından da gelebilirsiniz. Giriş yaparken hangi etkinliğe geldiğinizi söyleyip Nizamiye Giriş kapısında kimlik bırakmanız yeterli. 24 Aralık Salı günü saat 12:30 – 13:40 saatleri arasında Elektrik – Elektronik Binası EE – 01 adlı salonda Onur Ataoğlu Japon Ne Japmış? adlı bir konferans verecektir. Onur Ataoğlu Kimdir? Onur Ataoğlu, 1970 yılında Ankara’da dünyaya geldi. 1981 yılında Kurtuluş İlkokulu’ndan, 1985 yılında Atatürk Anadolu Lisesi’nden, 1988 yılında Ankara Fen Lisesi’nden mezun oldu. 1992 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden lisans, 1996 yılında aynı bölümden yüksek lisans diploması aldı. Kısa bir süre Aselsan’da çalışmasının ardından, 1993 Martında TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nda (Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü) göreve başladı, 2011 Ağustos’undan bu yana da Ekonomi Bakanlığı’nda çalışıyor. İş nedeniyle çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerine çıktı. Kişisel olarak gezmeyi, gözlemlemeyi ve yazmayı da sevdiği için birçok defa kısa gezi yazıları yazdı, arkadaşlarıyla, e-posta iletişim platformlarında, blog sayfası aracılığıyla ve birkaç defa da çeşitli dergilerde yazılarını paylaştı. 2002 Kasım ayında Tokyo Büyükelçiliği Ekonomi Müşavirliği’ne tayin edildi. Tokyo’da 25 Aralık Çarşamba günü öğle arası ( 12:30 – 13:40 saatleri arasında) Saeko Ohashi ve Marina Rahmetulleva ile birlikte Bilkent Kütüphanesi Sanat Galerisinde bir konser verecektir. Program aşağıda ki gibidir;ki görevi 2006 Haziran’ına kadar sürdü. Bu 3,5 yıllık süre içinde bazen iş gereği, bazen de hobi amaçlı Japonya’nın büyük bölümünü dolaştı. Japonya hakkında birçok kitap okudu, değişik Japon yemeklerini denedi, çeşitli konser, sergi, sanat etkinliklerini izledi, Japon arkadaşları ile gezilere çıktı, uzun süren sohbetlerde bulundu. Bütün bu tecrübelerden süzülen gözlemlerini kısa notlar alarak biriktirdi ve Türkiye’ye döndükten sonra derledi. Bu derlemelerden oluşan ilk kitabı “Japon Yapmış”, 2010 yılı Ekim’inde, ikinci kitabı “Japon Ne Yapmış” ise 2011 yılı Eylül’ünde yayımlandı. Eşi Aysun Ataoğlu ile 1994 yılından bu yana evli, Çağla (12) ve Mete (9) adlarında iki çocuğu var. En başta gelen hobileri, doğal olarak, gezmek, fotoğraf çekmek, kitap okumak ve yazmak. Ayrıca, dağ bisikleti, kayak, masa tenisi ve sinema ile yakından ilgileniyor. 25 Aralık Çarşamba günü öğle arasında (12:30 – 13:40 saatleri arasında) Saeko Sensei ve Marina Rahmetulleva Japon müziklerinden oluşan mini bir konser verecektir. Classic (Bach, Rachmaninoff), Film müzikleri ( Over the Rainbow, Tea for tow) Anime müzikleri ( Kiki’s delivery service,Naucika Requiem 26 Aralık Perşembe günü öğle arasında (12:30 – 13:40 saatleri arasında) B Binası BZ01′de Tetsuya Saharasan’dan Japonya ve komşu ülkeler arasındaki ilişkileri ve Japon şovenistlerinin hareketi konulu bir konferans verecektir. Tetsuya Sahara Kimdir? Tetsuya Sahara Meiji Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Ekonomi Fakültesinde profesördür. Karşılaştırmalı anlaşmazlık dersleri, anlaşmazlık çözümleri ve Kitlesel şiddet (comparative conflict studies, conflict resolution, and mass violence) üzerine ders vermektedir. Balkanlar ve Osmanlı Devleti, Modern ve Günümüz Tarihi araştırma konuları arasında yer almaktadır. B.A., M.A., Ph.D. derecelerini Tokyo Üniversitesinde almıştır. St. Clement of Ohrid University of Sofia, Bulgarian Academy of Science, Serbian Academy of Science ‘de araştıma görevlisi , Middle East Technical University (Odtü) ‘de misafir yardımcı doçentlik yapmıştır. Yazmış olduğu kitaplar; Tanzimat döneminde Doğu Ortodoks Kilisesi (Tokyo, 1998), Modern Balkan Şehirleri : Sosyal Tarih (Japonca Tokyo, 2002), Balkanlarda ki Zorunlu Etnik Göç (yardımcı yazar, Sofia, 2006), He is the author and co-author of many books including, An Eastern Orthodox Community during the Tanzimat (Tokyo, 1998), Modern Balkan Cities: A Social History (in Japanese, Tokyo, 2002), Forced Ethnic Migration in the Balkans (co-author, Sofia, 2006),Balkanlarda ki Çeteler (Editör, Belgrade, 2007 ) , Bosna İç Savaşı (Japonca Tokyo, 2008) Osmanlı Devletinde Şehir: Göç ve Modern Kentsel Düzenleme (yardımcı yazar, Routledge, 2010), Savaş ve Diplomasi : Rus – Türk Savaşı 1877 – 1878 ve Berlin Anlaşması (yardımcı yazar, Salt Lake City, 2011), Savaş ve Milliyetçilik: Balkan savaşları, 1912 – 1913 ve Sosyopolitik Öneriler (yardımcı yazar , Salt Lake City, 2013) . _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/bilkentde-japon-esintisi
  22. Anime Tanıtım Steins;Gate: Fuka Ryouiki no Déjà vu Tür: Bilim-Kurgu, Dram, Korku Gösterim Tarihi: 21.05.2013 Yayınlanma Tarihi: 13.12.2013 Yönetmen: Hamasaki Hiroshi Orijinal Hikaye: Nitro+ Firma/Stüdyo: White Fox, AT-X, Movic Başlıca Seiyuular: Miyano Mamoru (Okabe Rintarou), Imai Asami (Makise Kurisu), Shiina Mayuri (Hanazawa Kana), Seki Tomokazu (Hashida Itaru) Müzik: Abo Takeshi Açılış: Kanako Ito – Anata no Eranda Kono Toki wo Kapanış: Ayane – Itsumo Kono Basho de Steins;Gate… 2011 yılına damgasını vurmakla kalmamış, birçok anime ödülünü de kapmıştı. Anime dünyasında hayranlar tarafından bir başyapıt olarak kabul edilen seri her yönden -animasyon, müzik, seslendirme, kurgu- başarılı bir performans ortaya koymuştu. 2012 yılında çıkan OVA’sı ise diğer çoğu OVA gibi boş içerikli değil de eğlenceli ve birtakım boş yerleri dolduran başarılı bir OVA idi. Biz tam da Steins;Gate hikayesinin bittiğini düşünürken yapımcılardan kalplerimizi yerinden hoplatan bir haber geldi. Serinin gerçek finalini anlatacak olan bir film çekilecekti. “Zaten bitmiş bir hikaye daha nasıl devam ettirilebilirdi ki?” Çoğumuzun aklına gelen bu soru bizleri hem tereddüde düşürdü, hem de sevindirdi. Ticari amaçlar uğruna çekilecek bir film olduğunu düşünenlerimiz oldu. “Steins;Gate ise kesin izlenir” diyenlerimiz oldu. Zaman geçti ve film 21 Nisan 2013′te Japonya’daki sinemalarda gösterime girdi. Hasılat rekorları kırdı. Son derece olumlu eleştiriler aldı. Bize ise aralık ayına kadar beklemek düştü. Vakit geldi ve filmi izledik. Anime serisini izleyenler, özellikle de tekrar tekrar izleyenler hatırlayacaklardır ki çılgın bilim adamımız Hououin Kyouma, Mayuri ve Kurisu’nun ölmeyeceği, 3. Dünya Savaşı’nın gerçekleşmeyeceği, zaman makinesinin üretilmeyeceği ve SERN’in distopyasını kuramayacağı Steins;Gate dünya çizgisine geçiş yapmıştı. Her şey mutlu mesut derken Okabe’nin diğer dünya çizgilerindeki anıları Reading Steiner’a aşırı yükleme yapıp onu Steins;Gate dünya çizgisinden çıkarıyordur. Okabe her ne kadar dirense de Kurisu ile konuşurken bir anda yok olur. R dünya çizgisine geçen Okabe’yi artık kimse hatırlamıyordur. Christina bile unutmuşken Okabe’nin ona verdiği çatal ve Suzu’nun sözleri aklına gelir: “Cep telefonu, mikrodalga fırın ve SERN. Unutma. Unutmazsan bir yolunu bulacaksın.” Bir şeylerin eksik olduğunu fark eden Christina, zamanda sıçrama makinesini tekrar icat eder. Amacı eksik olan şeyin ne olduğunu bulmaktır. Geçmişe gittiğinde karşısında Okabe’yi bulur. Ancak Okabe, Christina’yı bir daha makineyi kullanmaması ve onu yok etmesi konusunda uyarır. Kendisinin unutulup gitmesini ister. Çünkü onun tek isteği Kurisu ve Mayuri’nin yaşayıp mutlu hayatlar sürmesidir. Kurisu bunu kabul eder etmesine ama laboratuardaki herkes eksikliği fark etmiştir. Üyelerin kaplerinde bir boşluk vardır. Okabe’yi kurtarmak için Kurisu’nun kendisine karşı olan savaşı artık başlamıştır. Animasyonlarla ilgili pek fazla söyleyecek bir şey yok. Anime serisindeki gibi. Televizyon serisinde kullanılan soundtrack’lere ek olarak yeni eklenen müzikler de yine serinin kalitesine kalite katıyor. Seiyuu konusunda zaten oldukça profesyonel olan kadro yine aynı şekilde devam ediyor. Miyano Mamoru yine en iyi şekilde hayat veriyor çılgın bilim adamımıza. Anime serisine göre filmin biraz sönük kaldığını söylemek gerek. Bunun sebebi ise bütün olan bitenin 90 dakikaya sığdırılması. Bazı sahnelerde çok fazla durulmuyor ve bunun eksikliğini hissedebiliyoruz. Ancak anime serisini izleyenler bu filmi de çok büyük ihtimalle seveceklerdir. Steins;Gate: Fuka Ryouiki no Déjà vu filmi bize zaten bitmiş bir hikayeden daha neler çıkarılabileceğini çok güzel gösteriyor. _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/steinsgate-fuka-ryouiki-deja-vu-filmi-tanitimi
  23. Elle çizilmiş bir animasyon filmi; Yapımını Production I.G’nin üstlendiği tarihi gerçekler içeren, el çizimi animasyon filmi Giovanni no Shima’nın ilk uzun trailerı yayınlandı. Film Shikotan adasında yaşayan iki erkek kardeşin hikayesini anlatıyor. Kardeşlerin ailesi ve ada halkı Japonya’nın 2. Dünya Savaşında yenilgiye uğradığını öğrenir ancak endişelenecek bir durumun olmadığı söylenir. Ne var ki ada halkı kendilerini devam eden çarpışmanın ortasında bulurlar ve ada Rus askerleri tarafından işgal edilir. Tüm bu felaketin ortasında kardeşler Tanya isminde batılı bir kızla tanışır. Kardeşlerin büyüğü Tanya ile aralarındaki dil engeline, kültürel farklılıklara ve arkadaşlarının uyarılarına rağmen ona âşık olur. Öte yandan kardeşlerin babaları ordu tarafından tuzağa düşürülür ve esir alınıp Sibirya’ya götürülür. Bunun üzerine iki kardeş babalarını bir kez daha görebilmek umuduyla bir yolculuğa çıkar. Filmin seslendirme kadrosunda ise birçok ünlü oyuncu göze çarpıyor; Çocukların babası Tatsuo Senou rolünde oyuncu Masachika Ichimura yer alırken: Küçük kardeş Hirota Senou rolünde Junya Taniai (solda), büyük kardeş Junpei Senou rolünde Kouto Yokoyama seslendiriyor. Tatsuo’nun çocukluk arkadaşı, ilkokul öğretmeni Sawako’nun gençliğini Yukie Nakama, yaşlılığını ise Kaoru Yachigusa seslendiriyor. Köyün şefi rolünde deneyimli oyuncu Hiroshi Inuzuka, Evin tatlı hizmetçisi Micchan rolüyle komedyen ve oyuncu Kanako Yanagihara, Tatsuo Senou’nun kardeşi rolünde oyuncu Yusuke Santamaria, Tatsuo’nun babası, çocukların dedesi rolünde ise Japonya’nın ünlü enka şarkıcısı ve söz yazarı Saburo Kitajima yer alıyor. Junpei Senou’nun yaşlı halini ise yine başka bir deneyimli oyuncu Tatsuya Nakadai seslendiriyor. Filmin yapımcısı Production I.G ise filmi şöyle ifade ediyor: İnsanlığın tecrübe ettiği bu yıkıcı savaş sonrası, ufacık Shikotan adası Sakhalin oblastının (bölgesinin) bir parçası olmuştu… ve gerçek olaylara dayanan bu hikaye, dünyanın iyileşmemiş bu uzak köşesinde dil engellerinin aşılması, farklı ülkelerden olan çocuklar arasındaki dostluğun ürkekçe çiçek açması ile ilgili. “15 Ağustos, savaşı kaybettiğimiz söylendi. O an gerçekten anlayamamıştık. Sonra bir gün her şey değişti. Daha önce görmediğimiz birçok üniformalı asker adaya ayak bastı. İşte o gün Tanya ile tanıştım.” Filmin yönetmenliğini Mizuho Nishikubo, senaristliğini ise Shigemichi Sugita ve Yoshiki Sakurai üstleniyor. Film ayrıca Japan Association of Music Enterprises’a (JAME) kuruluşunun 50. yılını kutlamak amacıyla hediye edilmiş. Merakla beklenilen film Japonya’da 22 Şubat 2014′te vizyona girecek. [ Filmin resmi sitesi: wwws.warnerbros.co.jp/giovanni ] __________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/giovanni-no-shimanin-traileri-yayinlandi
  24. Yeniden Güneş gibi doğabilecek mi? Mangaka Yoichi Takahashi, unutulmaz futbol serisi Captain Tsubasa’ya yeni manga hazırlyor. Captain Tsubasa: Rising Sun adlı manga, 28 Aralık’ta Shueisha’nın Grand Jump dergisinde yer bulacak. Olimpiyatlarda Japonya’yı temsil edecek olan Tsubasa’ya yeni bir çalışmanın yapılıyor olması, eski anime ve manga severlerde heyecan yarattı. ___________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/captain-tsubasa-yeni-mangasiyla-donuyor
  25. Anime Tanıtım Monster Tür: Gizem, Korku, Dram, Polisiye, Psikolojik, Gerilim, Seinen Yayınlanma Tarihi: 7 Nisan 2004 – 28 Eylül 2005 Bölüm Sayısı: 74 Yönetmen: Masayuki Kojima Senaryo: Tatsuhiko Urahata Firma/Stüdyo: Madhouse, VAP, Shogakukan Production Başlıca Seiyuular: Koyama Mami (Eva Heinemann), Noto Mamiko (Anna Liebert), Isabe Tsutomu (Heinrich Lunke), Kiuchi Hidenobu (Kenzo Tenma) Manga: Monster Mangaka: Urasawa Naoki Müzik: Kuniaki Haishima Açılış: “Grain” – Kuniaki Haishima Kapanış: #1: “For The Love of Life” – David Sylvion (1-32. bölümler için ) #2: “Make It Home” – Fujiko Heming (33-74. bölümler için) Tuhaf ve bir o kadar ilgimizi çeken bir yazı ile giriş yapıyoruz seriye. Aynı gizemi koruyarak bir bina görüyoruz. Hemen ardından binanın hastane olduğunu anlıyoruz ve ana karakterimiz dahi bir cerrah olan Dr. Kenzo Tenma ile tanışıyoruz. Başarılı bir ameliyattan çıkmıştır. O sırada hastane koridorunda bir kadın da ağlamaktadır. İlerledikçe ana karakterimiz Dr. Tenma hakkında daha fazla bilgi almaya başlıyoruz. Diğer bir ana karakter olan Eva Heinemann da hikayeye Kenzo’nun sevgilisi olarak giriş yapıyor. Eva aynı zamanda Dr. Tenma’nın çalıştığı Eisler Memorial Hastanesinin müdürü Dr. Heinemann’ın kızıdır. Dr. Heinemann ise Dr. Tenma’nın başarılı ameliyatlarını kendine yıkarak prim sağlamaktadır. Bu durumda Tenma’yı tutmak için kızı ile nişanlamıştır. Tenma’nın arkadaşları ise kendisini bu konuda uyarırlar ve Tenma bir huzursuzluk yaşamaya başlar. Bunun üstüne hastane koridorunda onu karşılayan bir kadın Tenma’yı oldukça etkiler. Dr. Heinemann, hastaneye gelen hastalara değerlerine göre öncelik tanımaktadır ve ünlü kişilerin ameliyatlarını Tenma’ya yönlendirmektedir. Dr. Heinemann ve kızı için insan hayatı aynı değerde değildir. Tenma ise farklı düşünmeye başlar ve bu sefer bunu uygulamaya karar verir. Bir ailede trajik bir olay sonucunda geriye sadece şok içinde bir kız çocuğu ve durumu ağır olan ikiz erkek kardeşi kalmıştır. Tenma acilen ameliyata başlar. Bu sırada önemli bir vali de ameliyat edilecektir ve Dr. Heinemann valinin ameliyatına geçmesi için Tenma’yı ikna etmeye çalışır. Kararını veren Kenzo emire karşı gelerek ameliyatına devam eder. Ve her şey bu ameliyattan sonra başlar. Bir anda gizemli ölümler meydana gelir ve aynı şekilde Tenma’nın hayatı iyiye gitmeye ve mevki almaya başlar. Bu gizemli ölümleri araştırmak için diğer bir ana karakterimiz müfettiş Lunge olaylara dahil olur. Bu gizemli ölümlere sebep olan kimdir? Bu ölümlerin Tenma ile bağlantısı nedir? Birçok sorunun cevabını bulmaya çalışırız seri boyunca Müfettiş Lunge ile birlikte. En önemlisi ise; Monster nedir? Kimdir? Gerçekten çok sıra dışı bir açılış ve müzikten sonra, sıradan bir atmosfer ile hikayeye giriş yapılmış. Bu tezatlık birbiri ile çok iyi bir uyum sağlamış. İlk başlarda karakter ve özellikleri iyi bir şekilde aktarılıyor. Küçük küçük olaylar gösterilmesine rağmen her olayın seride çok büyük önemi var. Gereksiz neredeyse hiç sahne yok. Bu bakımdan önemsiz gibi görünen her olayı dikkatlice izlemekte yarar var. Seri, ilk başta insanda fantastik öğelerin hikayede yer aldığı izlenimi uyandırıyor. Daha ilk baştan ismi olan Monster’dan bile olayın içinde bu tarz öğelerin var olacağı düşüncesi insana yerleşiyor. Böyle düşünerekten arka plana atan varsa, hiç beklemeden başlayabilir seriye. Tam tersine bu serinin en büyük özelliği, tüm olayların bizim dünyamızın gerçekleri ile aynı olmasıdır. Neredeyse her seride görülen o olağan dışı durumlardan sıkılanlar içinde en iyi seçim. Diğer bir önemli özelliği ise hitap ettiği yaş aralığıdır. Yetişkin bireyler için en ideal serilerden diyebilirim. İçerisindeki karakterler, olaylar, durumlar ve bunların aktarılması, hiçbirinde en ufak bir çocukça durum yok. –İçerisindeki bazı çocuk karakterler hariç – Açıkçası seinen bir seri olmasından dolayı da 13 yaşından aşağıdakilerin izlemesini tavsiye etmem. Bunun nedeni, Elfen Lied ya da Gantz gibi bir durumdan dolayı değil; ancak içerdiği derinlik ve yoğunluk bakımından tam anlaşılamayacağı ve içerisinde geçen olaylar ile durumların küçük yaştakiler için rahatsız edici olabileceğindendir. Seri boyunca sürekli küçüklü büyüklü birbiri ile bağlantılı olaylar olmaktadır. Her bir olay sonrasında seyirci olarak bir yorum yaparız. Şöyle olacak, böyle olacak diye. Bu seri için bu varsayımlar neredeyse hiç tutmayacak. Ben izlerken ne beklediysem olmadı. Birçoğumuz izlediğimiz şeylerde klişe durumlar ile karşı karşıya kalırız. Bu düşünce ile olayları tahmin etmeye çalışırken, sürekli yanılacağımız bir seri. Tarih olarak 1986 yılında başlıyor hikaye ve günümüze kadar uzanıyor. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması olayı da önemli bir yer ediniyor seride. Almanya ve Çekoslovakya arasında geçtiği için hikaye, çevre de buna uygun tasarlanmış. Aynı zamanda, birçok etnik kökenli insanda hikayeye bir şekilde dahil oluyor. Değeri ve önemi çok geç fark edilmiş bir seridir. Bundaki en büyük etken de Türkçe’ye çevrilmesinin çok geç olmasıdır. Hani sürekli en iyi animeler olarak Code Geass, Death Note, FMA Brotherhood vb. sayılır ya… İşte bu üçlünün ya da sizin üçlünüzün hemen yanına gelebilecek kalitede bir seridir Monster. Bu serinin hiç mi kötü yanı yok diye sorarsanız, yapısı itibariyle -en büyük eksikliği- hiç gülemeyeceksiniz. Sürekli bir karanlık, ağırlık hakim seri üzerinde. O kadar değişik olaylar dönüyor ki, bir de bu olayların çoğu size yansıtılıyor ve öğreniyorsunuz. Diğer taraftaysa halen daha hiçbir şeyden haberi olmayanları görünce, biraz sabırsızlanabiliyorsunuz. Diğer bir eksikliği de sanırım görüntü kalitesi. Hd ve Full HD sürümleri yok maalesef ve 4:3 formatında. Hilte! Das Monstrum in mir wird explodieren! Felsefi değeri ve bize kazandıracakları bakımından da önemli bir seridir. İnsanlara bakış açımızı değiştirecek, günlük hayattaki davranışlarımızı sorgulamamızı sağlayacak niteliktedir. Topluma ve insanlara karşı daha duyarlı ve iyimser olmayı aşılamaya çalışmaktadır. Seri boyunca birçok farklı konuya değinerek, çevremize daha dikkatli ve inceleyici gözle bakarak toplumsal sorunların farkına varmamızı, en önemlisi de insanların ve insanlığın değerini bilmemizi sağlayacak bir yapım. İçerisinde barındırdığı birçok duygu ile kişiliğimizi sorgulayan, duygularımızı ve düşüncelerimizi daha iyiyi yönlendirmeye yarayan bir seri. Birbirinden farklı karakterleri olan ve kendimizi o karakterlerin yerine koyarak, empati kurmamızı sağlar. Temel olarak insan eşitliğini konu alsa da birçok önemli konu işlenmektedir. Müzik kısmında ise böyle bir seri için en uygun seçimler yapılmış. Açılıştaki müzik daha bölüm başlamadan insanın içine işleyerek, farklı bir duygu ve düşünce yapısına geçmesini sağlıyor. Aynı şekilde kapanıştaki iki parçada, bu durumu daha da irdelemektedir. Birçok seriden farklı olarak kapanışlarda sadece bizi etkileyen müzik yok. Aynı zamanda ilerleyen bir hikaye var ve bu hikaye gerçekten önemli. Kapanış müziğinin hemen ardından, bir sonraki bölümle ilgili 2-3 sahne gösteriliyor. Yine burası da çok kaliteli olmuş. Hikayenin geçtiği tarihinde etkisiyle, arkada rahatlatıcı bir müzik ile bildiğimiz eski bir televizyondan bakıyormuş gibi bir çerçeve kullanılarak, o eskiyi yansıtan temadan hiç çıkılmamış. [http://i.imgur.com/zlcKcI3.jpg] Animasyon kısmında ise Death Note ve Black Lagoon’daki gibi gerçeğe yakın bir çizim tekniği kullanılmış. Karakter detayları ve mimikleri çok iyi aktarılmış. Neredeyse hepsi günlük hayatta görebileceğimiz gerçeklikte. Aynı şekilde çok zengin bir çevre var. Bu çevrelerde aynı titizlikle güzel bir şekilde aktarılmış. [http://i.imgur.com/TF1wN3s.jpg] Seslendirme kısmında, kaliteli bir seiyuu takımı olduğu için seslendirmeler çok başarılı olmuş. Karakterler için seçilen seiyuular da tam yerinde olmuş. Zaten bu seiyuuları çoğunuz daha önce de dinlemişsinizdir. Mesela ana karakterimiz Tenma’yı seslendiren Kiuchi Hidenobu aynı zamanda Fullmetal Alchemist Brotherhood’daki King Bradley’i de seslendirmiş. Tenma için Bradley gibi adam deyimi de yerinde olur. Ayrıca HBO ve Guillermo Del Toro manganın diziye uyarlanmasında çalışmaya başlamıştır. Del Toro senaryo kısmında, Dr.Who ve Sherlock’tan bildiğimiz Steven Thompson ile çalışacaktır. Pilot bölümün Thompson tarafından yazılıp Del Toro tarafından yönetilmesi bekleniyor. ___________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/monster-anime
×
×
  • Yeni Oluştur...