Jump to content
Türk Anime TV Forum

Genel Araştırma

'japonya' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • Duyuru & Kurallar
    • Forum Kuralları & Yardım
    • İstek, Şikayet ve Öneri
    • Tanışın Kaynaşın
    • Türk Anime TV Etkinlikleri
    • E-dergi
  • Türk Anime Çeviri Ekibi (TAÇE)
    • Tamamlanan Projelerimiz
    • Devam Eden Projelerimiz
    • Gelecek Projelerimiz
    • Askıya Alınanlar
    • TAÇE Duyuruları
    • Üye Çevirileri
  • Anime GENEL
    • Anime Genel
    • Anime Geyik
    • Animeler & Karakter Anketleri
    • Anime Tanıtım ve İncelemeleri
    • Anime Serileri Bölüm Tartışma Alanı
  • Manga GENEL
    • Manga Genel
    • Manga Geyik
    • Manga Tanıtım ve İncelemeleri
  • Fansub Takımları
    • Fansub Yapımı
    • Türk Fansub Takımları
    • Yabancı Fansub&Scanlation Takımları
    • Türk Manga/Scanlation Takımları
    • Üye Site Tanıtımları
  • Anime Manga Live-Action Download
    • RAW Download
    • Live Action Download
    • Anime Download
    • Anime Muzik Dünyası
    • Anime Resimleri - Avatarlar
  • Fan Kulübü
    • Fan Art
    • Fan Fiction
    • FanClubs
    • Cosplay
    • Doujinshi
    • Organizasyonlar
  • Japonya
    • Japonya ve Japonca
    • Japon Kültürü ve Sanatı
    • J-Drama - J-Sinema - Live Action ve Müzikal
    • Japon Müziği
  • Program Deposu
    • Video Programları
    • Alt Yazı Programları
    • Diğer Programlar
  • Konu Dışı
    • Grafik Tasarım
    • Müzik - Sinema - Tv - Kitap
    • Sohbet - Konu Dışı
    • Kutlamalar-Belirli Gün Ve Haftalar
    • Bilim - Teknoloji - İnternet
    • Oyun Köşesi
    • Soru - Cevap
  • Roronoa Zoro's Roronoa Zoro Kimdir?

Günlükler

Sonuç yok

Sonuç yok


Sonuçlar içinde bul...

Sonuçlarda bul...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


Hakkımda


Outlook


Web Sitesi


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Konum


İlgi Alanları


IPB Sürüm

Araştırmada 22 sonuç bulundu

  1. KamisamaMasato

    Birlikte japonca öğrenme/öğretme

    Birlikte japonca öğrenme/eğitme Merhaba arkadaşlar, benim amacım ileride çevirileri şuan olduğu gibi ingilizce den türkçe ye değil , direk olarak japonca dan türkçe ye çeviri yapabilmek.Böylelikle bir anime/film/manga gibi bölümlerin çıktığında ingilizce çevirisini beklemek zorunda kalmayacak ayrıca daha sağlıklı bir çeviri yapacağız.Bu amaç için japonca öğrenmek isteyen kişilerle birlikte öğrenmeye başlamak istiyorum.Örnek olarak ben japonca öğrenmek için gerekli olan kitapları almış durumdayım.Eğer sizde böyle bir amaca hizmet etmek istiyorsanız iletişime geçebilirsiniz yada sadece japonca öğrenmek istiyorsanız bile.İnternet üzerinden konuşarak hem japoncamızı geliştirebiliriz birlikte hemde sıkı bir dostluk kurabiliriz.Eğer bu konu kaldırılma/ban sebebi ise özür dilerim.(saat 4 de tamamen müsait olacağım o zaman cevapları kontrol edeceğim)
  2. okanbas_

    japonya yolcusu kalmasın

    daha önce açmış oldugum postta sohbetımızın yönü japonyaya gıtmek ıle ılgılı oldu eger sizde gitmek istiyorsunuz benım kullancagım 2 secenek var onlardan bahsettım az cok dahada bahsedecegım gıbı gelın burda benım kacırdıgım bısey olur bır sey eklersınız yada japonyaya gıtmek ıle ılgılı bıseyler ogrenırsınız buyrun gelın herkez yer var
  3. Barış

    Baykuş Cafe

    Japonya'da ki cafeleri hepimiz biliyoruz. maid cafe olsun, tsundere cafe olsun, butlers cafe olsun. İnternette son zamanlarda yeni bir foroğtaf dizisi dolaşıyor. Japonlar tuhaflıklarına bir yenisini daha eklediler. Ama bu seferki benim çok hoşuma gitti. İşte karşınızda BAYKUŞ CAFE :)
  4. Zusth

    Japonya'da Üniversite Eğitimi

    Selam arkadaşlar! Öncelikle sadece konuya hakim olan arkadaşların yorum yapmasını rica ediyorum. Üniversite için Japonya'ya gitmeyi düşünüyorum, çünkü hem ülke olsun hemde insanı olsun ilgilendiğim bir yer. Halihazırda iyi düzeyde Almanca ve İngilizce konuşabiliyorum ve dil belgelerim de var. Ancak Almanya için anadil seviyesi diplomaya sahip bir öğrenci LYS, YGS sınavına girerek katılabiliyorken, internette Japonya hakkında hiçbir bilgi bulamadığım için buraya yazmak istedim. Normal bir şekilde üniversite hayatımı (4 yıl) mühendislik okuyacak şekilde geçirmek için neler yapmam lazım? Japonca falan öğrenilir hatta direk dil okuluna bile yazılabilirim onda sıkıntı yok ama önemli olan üniversite işi benim için. Yoksa Almanya alternatifi de duruyor nede olsa. Şimdiden teşekkürler.
  5. Merhaba; Uzak Doguda; YouTube Kanalima Bi goz Atin hayrina S.a. Arkadaslar 25 yasindayim, mimarlik mezunuyum. 8 yildir anime&manga takip ediyorum, hatta biraz japonca ogrenip japonya'ya calismaya gittim. Anilarimi goruslerimi Uzak Doguda adli kanalimda paylastim. Lutfen izleyip yorumlarinizi birakin ki ne yaptigimi bileyim. Geri donus olmadan bi is yapmak zor. Anime&manga ya gonul verenlerin desteklerini bekliyorum tesekkur ederim. Forum kurallarini okudum kanal linki koymamda sakinca yok sanirsam. Tesekkur ederim. https://www.youtube.com/channel/UCT-fN02m3P61BZs6rUdIe8A
  6. ErikaWasHere

    Japon Mitolojisi

    İlk başta herkese iyi forumlar. Buradaki konu başlığı altında Japon mitlerini derlemeye çalışacağım. Yorumlarınızı bekliyorum ^^ Gün geçtikçe eklemeye devam edeceğim ^^ Edit:2 eklemelere devam ^^ Son edit olabilir belki resimleri eklemek için bir daha düzenleyebilirim umarım hoşunuza gider ^^ *-*AİZEN-MYOO*-* *Aizen-Myoo aydınlanmanın sembolü olan bir lotus çiçeğinin üzerinde oturur. Romantik ve erotik aşkın tanrısı olarak görülür. (Japon heykeli, 12. yüzyıl civarı) Popüler Japon inancında aşk tanrısı olarak görülür. Fiziksel ve entellektüel arzuları olan bir tanrıdır ve aydınlanma arzusu vasıtasıyla dönüşen aşkı temsil eder. Vücudu kırmızıdır, üç gözü vardır, saçlarının üzerinde bir aslan başı ve altı kolunun her birisiyle farklı silahlar taşır. Korkutucu görünümüne karşı İnsanoğluna büyük yardımı dokunur. *-*AMATERASU*-* *Amaterasu Mağarasının dışındaki gürültüleri duyar ve meraktan dışarı çıkar, böylece dünya yeniden aydınlanır.(Tahta baskı, Taso Yoşitoşi, 1882) Japon mitolojisinin güneş tanrıçası ve Şinto panteonunun en önemli tanrılarından biridir. Tam adı Amaterasu-O-Mi-Kami'dir ve ''Gökyüzünü Parlatan Aziz'' anlamına gelmektedir. Amaterasu, ilk çiftin erkek olan İZANAGİ ölüler ülkesi YOMİ'den döndükten sonra yüzünü yıkarken oluşmuştur. Güneş tanrıçası İzanagi'nin sol gözünden ve ay tanrısı TSUKİYOMİ de sağ gözünden çıkmıştır. İzanagi, Amaterasu'ya gökyüzünün yüksek düzlüklerini yöneteceğini söyler ve ona kutsal boncuklu kolyesini verir. İzanagi'nin burnundan doğan fırtına tanrısı SUSANO-WO babasının emrettiği gibi suları yönetmektense Yomi'deki annesi İZANAMİ'nin yanına gitmeyi ister ve İzanagi'yi kızdırır. Sonuç olarak İzanagi, Susgano-Wo'yu sürgüne gönderir. Susano-Wo ayrılmadan önce kız kardeşi Amaterasu'ya veda etmek istediğini söyler. Ancak Amaterasu ağabeyinin, krallığını elinden alacağından şüphelenir ve savaşa hazırlanır. Bir yay ve iki kılıf dolusu okla silahlanır. Yayını meydan okurcasına sallar ve dünyayı ayağının altında ezer. Susano-Wo Amaterasu'nun iktidarını gasp etmek niyetinde olmadığını öne sürerç Onun yerine hangisinin daha güçlü olduğunu anlayabilmek için yarışma teklif eder: Hedef erkek tanrılar yaratmaktır. Amaterasu yarışma başlarken ağabeyinin kılıcını üçe böler, parçaları çiğner ve ardından tükürür. Ağzından bir sis bulutu çıkar ve hemen sonra bu bulut üç tanrıça şekline dönüşür. Susano-Wo ise Amaterasu'nun saçlarına ve kollarına taktığı bereket boncuklarını alır. Dişiyle boncukları kırar ve bunlardan beş tane erkek tanrı yaratır. Ve yarışmayı kazandığını ilan eder. Ancak Amaterasu tanrıların kendi takılarından geldiğini söyleyerek yarışmayı kendisinin kazandığını iddia eder. Susao-Wo onun bu protestosunu kaale almaz ve dünyada kargaşa çıkararark zaferini kutlar. Pirinç tarlalarını yok eder, sulama hendeklerine toprakla doldurur ve genç bir midillinin derisini yüzerek bunu Amaterasu ve maiyetindekilerin dokuma yaptıkları kutsal dokuma salonunun çatısına fırlatarak öfkesini çıkarır. Salondaki genç kızlardan biri korkudan ölür ve Amaterasu da telaş ve korkuyla kaçar. Tanrıça bir mağaraya gizlenir ve bu yüzden dünya karanlığa gömülür. Bu, kötü tanrıların çok hoşuna gider çünkü karanlık, onların kötülüklerini gözlerden uzak kalarak yapmalarına olanak sağlamaktadır. Ancak iyi tanrılar Amaterasu'nun dünyaya dönmesi için ona yalvarırlar. Tanrıça reddeder ve bunun üzerine tanrılar bir plan yaparlar. Şafak sökmeden önce öten horozu bulurlar ve mücevherlerle kaplı bir ayna yaparlar. Sonra horozla aynayı Amaterasu'nun gizlenme yerinin dışına bırakırlar , tanrıça AMENNO-UZUME'den ters çevrilmiş bir teknenin üzerinde dans etmesini rica ederler. Horoz ötmeye, tanrıça dans etmeye başlar, ayaklarıyla çılgınca bir patırtı çıkarmaktadır. Sonunda kendi dansının deliliğine kapılarak üzerindekileri çıkarır ve bütün tanrılar gülmeye başlarlar. Merakını yenemeyen Amaterasu mağaradan çıkar ve aynada kendi görüntüsünü yakalar. O kendi güzelliğinin cazibesine kapılmış seyrederken dünya da yeniden aydınlığa kavuşur. Amaterasu ve maiyetinin tanrıların ya da güneş tanrıçasının kültüyle özdeşleşmiş törenlerde görevli rahibelerin giysilerini dokudukları söylenir. Başka bir teoriye göre ise kadınlar yarım kalan evrenin kumaşını dokumaktadırlar. 1945 yılına kadar Amaterasu'ya Japon imparatorluk ailesinin kutsal bir atası olarak tapınılmış ve imparatorluk regalyaları arasında bir ayna da bulundurulmuştur.Tanrıçanın İse'de bulunan en büyük tapınağı her yıl milyonlarca hacı tarafından ziyaret edilmektedir. *-*AME-NO-UZUME*-* *Ame-No-Uzume Amaterasu'yu mağaradan çıkarmak için erotik bir dansla merakını çekerek onun aklını çelmeye yardım eder. (Japon mitleri ve efsanelerinden illüstrasyon) Ya da sadece Uzume, Kapon Şinto mitolojisine göre şafak ve kahkaha tanrısıdır. Fırtına tanrısı SUSANO-WO'nun davranışına öfkelenerek bir mağaraya kapanan güneş tanrıçası AMATERASU'yu dışarı çıkması için ikna etmeye yardım etmiştir. Ame-No-Uzume mağaranın girişinde dans eder, kendi dansının çılgınlığına kapılarak giysilerini çıkarar. Orada toplanan tanrılar gülmeye başlarlar ve bu gürültüpatırtı Amaterasu'nun neler olduğunu anlamak için mağaradan çıkmasına neden olur. Sonuç olarak dünya karanlıktan kurtulur. Başka bir mit de Ame-No-Uzume'nin torunu NİNİGİ veya Honingi'nin gökyüzünden inmesini engellemeye çalışan yerel bir güneş tanrısını, ''Maymun Prens''i şaşırtmasını anlatır. Zaman içinde Maymun Prens'le Ame-No-Uzume evlenirler. *-*BENKEİ*-* *Benkei kahraman Yoşitsune'nin arkadaşıdır. Taira klanının hayaletleri tarafından saldırıya uğramıştır.(Japonya'nın mitleri ve efsanelerinden illütrasyon) Japon mitolojisine göre kahraman YOŞİTSUNE'nin arkadaşıdır. Bir TENGU ya da iblis tarafından doğurulduğu söylenir. Doğduktan sonra çok büyür ve güçlenir. Bununla birlikte Yoşitsune, onu bir düelloda yenmeyi başarır ve bir dev olarak onun hizmetkarı olur. *-*BENTEN*-* *Benten elinde telli bir çalgı ve bir ejderhanın üzerinde EnoŞima'daki mağarasında. Evinde bolluk bahşetmesini dileyen bir asilzade tarafından ziyaret edilir. Tanrıça maddi zenginlikle özdeşleştirilir.(Altın Lakeli Paravan, 19. yüzyıl) Veya Benzai, 17. yüzyılda bir rahibin kendi çağının erdemlerinin sembolü olmaları için bir araya topladdığı bir grup ölümsüz olan ŞİÇİ FUKUJİN ya da yedi şans ve mutluluk tanrısından biridir. Budist cehennemlerinin kralının kız kardeşi olduğu da söylenir. Daha sonraları bir yanlışlık eseri olarak kendisine iyi şans erdemleri yüklenmiş ve yedi mutluluk tanrısından biri olmuştur. Benten insanlara maddi kazançlar sağlamalarından yardımcı olur. Zararsız hale getirmek amacıyla bir ejderhayla evlenir ve bazen bir ejderha ya da deniz yılanına binerken tasvir edilir. Denizle ilişkilendirilir. Aynı zamanda kadınsal becerilerin örneği olduğuna inanılır ve sıklıkla bir müzik aleti çalarken resmedilir. Tanrıça, kumarbazlar ve kıskanç kadınlar tarafından olduğu kadar tüccarlar ve spekülatörler tarafından da büyük itibar görür. Benten'in evlilikte iyi şans getirdiğine ve geyşaların koruyucu azizi olduğuna inanılır. *-*BİŞAMON*-* *Bişamon Japon savaş tanrısıdır. Kutsal nesneleri bir mızrakla dini sadakatin sembolü olan bir pagodadır. Burada bakanlarından biri olan bir iblisle görülmektedir.(Tahta baskı, İsai, 19. yüzyıl) Vaişravana'dan türemiş bir Japon tanrısı ve Budizmin Koruyucu Kralları'ndan biridir. Vaişravana gibi Bişamon da ilk başta kuzeyin tanrısal koruyucusudur ancak sonradan insanları hastalıktan ve iblislerden koruyan yasanın muhafızı olmuştur. Aynı zamanda bir savaş tanrısıdır. Bişamon'un inanılmaz bir servetin sahibi olduğuna ve on türlü hazine veya şans dağıttığına inanılır. Sonuç olarak ŞİÇİ FUKUJİN adı verilern yedi mutluluk ve şans tanrısının arasına dahil edilir. Bunlar 17. yüzyılda o dönemin insanlarının erdemlerini sembolize etmek için üzere bir rahip tarafından bir araya toplanmış tanrılardır. Bişamon normalde silahlı, mavi yüzlü bir savaşçı olarak tasvir edilir. Kutsal nesneleri mızrak ve tanrısal sadakati simgeleyen pagodadır. Bazen Bişamon-tenno veya Bişamonten olarak tanınır ve sıklıkla iki iblisin üzerine atlarken tasvir edilir. 6. yüzyılda Prens Şotoku kendisini çağırarak Budizm karşıtı gruplara karşı başlatacağı savaşta yardımını ister. *-*DAİKOKU*-* Daikoku iyi şans tanrılarından biridir ve sırtında bir çuval pirinç taşıyarak Yeni Yıl dansı yapar. İnsanların dileklerini toplayan ve sallandığı zaman para saçan kemerine takılı bir pirinç tokmağı vardır.(Fundame İnro, 1850'ler civarı) ŞİÇİ FUKUJİN ya da yedi iyi şans tanrısından biridir. Daikoku'nun bir servet tanrısı ve çiftçilerin efendisi olduğu düşünülür. Genellikle, fareler tarafından yenilip bitirilen pirinç balyaları üzerinde ayakta durur veya otururken tasvir edilir. Daikoku farelerin açgözlülüğü yüzünden zarar görmez çünkü çok zengindir. Elinde dilekleri yerine getirmek için bir çekiç bulunur. Resmi bazen mutfaklara asılır ve zaman zaman rahiplerin yiyeceklerini onun verdiği söylenir. *-*DAİNİÇİ-NYORİA*-* Buda Mahavairokana'nın veya ''Ulu Aydınlatıcı''nın Japon versiyonudur. Japonlar Dainiçi-Nyorai'yle diğer Budist figürlerle birlikte 9. yüzyılda tanışmıştır. Bazı ezoterik mezheplerin büyük tanrısı haline gelmiştir ve bazen ''İlk Buda'' olarak görülmüştür. Kutsal şifacı YAKUŞİ-NYORAİ de aynı zamanda Dainiçi-Nyorai'nin bir sureti olarak görülür. *-*EBİSU*-* Japon mitolojisinde ŞİÇİ FUKUJİN veya yedi mutluluk tanrısından birisidir. Ebisu'nun kendisi de dürüstlük erdemi ile onurlandırılmıştır. İşçilerin, servetin ve bolluğun efendisi olduğu ve sıkı çalışmayı teşvik ettiği söylenir. Şinto inanışına göre mitolojik kahraman OKUNİNUŞİ'nin oğlu olduğuna inanılır. Bazen de ilk çift İZANAGİ ve İZANAMİ'nin üçüncü oğulları olduğu söylenir ve bu yüzden de kendisine ilk Japon insanlarının atalarından biri olarak bakılır. Japonya'nın bazı yerlerinde çiftliklerin tanrısına da Ebisu adı verilir; balıkçılar da denize açılmadan önce onu çağırırlar. Ebisu bir oğlan çocuğunun suyun dibinden çıkarması gereken büyük bir taşla simgelenir. Bir köylünün giysileriyle ve gülümser şekilde tasvir edilir. Bir elinde balıkçı oltası, diğerinde de iyi şans sembolü olarak bir sargos(güneş balığı) taşır. *-*EMMA-O*-* *Emma-O Cehennemin kralıdır ve güçlü adam Asahina Saburo ile arası hiç iyi değildir. Onun bacakları arasından emeklemek zorunda bırakılarak aşağılanmıştır.(Kinji İnro, 19. yüzyıl) Japon Budizmine göre cehennemin hükümdarı ve ölülerin yargıcıdır. Emma-O yeraltı cehennemi Jigoku'yu on sekiz general binlerce askerin yanı sıra iblisler ve at başlı muhafızlarla çevrili olduğu halde yönetir. Yeraltı sekiz cehennem ateşiyle sekiz buzlu bölüme bölünmüştür. Bir hikayeye göre ölü, yolculuğuna geniş, boş bir düzlükte başlar. Diğer versiyonunda ise ölüye yolculuğu boyunca şeytani yaratıklar eşlik eder. Cehennemin girişinde dik bir dağ uzanır. Ölüler dağın diğer yanında üç kavşaklı bir nehirle karşılaşmadan önce bu dağa tırmanmak zorundadırlar. Bu kavşakların ilki, sadece küçük günahlar işleyenlerin geçebilecekleri sığ bir geçittir. Diğeri sadece iyi insanların geçebilecekleri bir köprüdür. Üçüncüsü de büyük kötülükler yapmış kişilerin mücadele etmeleri gereken canavarlarla dolu korkunç bir seldir. Bu üçüncü kavşağın diğer tarafında korkunç görünümlü yaşlı bir kadın kurbanları çırılçıplak soyar. Ölüler ondan sonra Emma-O'nun huzuruna çıkarırlar. Emma-O sadece erkekleri yarılar; kadınların kaderini tayin edense kız kardeşidir.Tanrı iki kesik başın arasında oturur ve sihirli bir aynadan ölünün günahlarını yargılar ve onu uygun bir cehenneme gönderir. Ancak ölülerin ruhları Bodhisattva'nın Japon versiyonu olan Bosatsu'ların yardımıyla kurtulabilirler. *-*FUDO-MYOO*-* Bilgeliğin Beş Büyük Buda'sının korkutucu ışınlarına eş olan beş büyük Japon Myoo'larından en önemlisidir. Fudo-Myoo, Buda DAİNİÇİ-NYORAİ'nin karşılığıdır. Genellikle yarısı uzun saçla gizlenmiş korkunç yüzlü biri olarak ve alevlerle çevrili şekilde tasvir edilir. Bu alevlerin hırsları ve tutkuları tükettiğine inanılır. Bir elinde tuttuğu kılıç açgözlülüğü, öfkeyi ve cehaleti yenmek için kullanır. Diğer elinde de Buda'ya karşı çıkanları yakaladığı bir ip bulunur. *-*FUGEN-BOSATSU*-* Geleceğin Buda'sının Japon versiyonudur. Doğuştan gelen akılcılığı simgeler ve insanların ömürlerini uzatabildiğine inanılır. Bir hikayede Fugen-Bosatsu'nun en günahkar kadınlarda bile gizli bir Buda doğası olduğunu göstermek amacıyla saray fahişesi kılığında bir rahibin karşısına çıktığı anlatılır. Genellikle altı hortumlu beyaz bir filin üzerinde oturur biçimde ya da bazen dört fili sürerken tasvir edilir. Yirmi kollu olarak gösterildiği de vakidir. *-*FUKUROKUJU*-* *Fukurokuju uzun ömür ve bilgelik tanrısı kocaman bir beyni olan yardımsever yaşlı bir adam olarak tasvir edilir. (Japon Lake Vazo, 19. yüzyıl) ŞİÇİ FUKUJİN veya yedi iyi şans tanrısından birisidir. Fukurokuju bilgeliğin ve popülarite erdeminin yanı sıra bilgeliği, uzun ömrü, erkeklik gücünü ve bereketi de sembolize eder. Zekasını gösteren çok uzun, ince bir yüz ve kısa, şişman bir bedenle tasvir edilir. Bazen yanında hepsi de uzun ömrü simgeleyen bir turna kuşu, erkek geyik veya kaplumbağa bulunur. Fukurokuju Çin kökenlidir ve Daoist bir bilge de olabilir. Uzun ömür ve mutlu yaşlılık tanrısı JUROJİN'in manevi babasıdır. *-*HAÇİMAN*-* *Haçiman Japon savaş tanrısı ve İmparator Ojin'in tanrılaşmış halidir. Ölümünden yüzyıllar sonra doğum yerinde bir çocuğun görüntüsü belimiş ve kendisini Haçiman olarak simgeleyen bir ideogramla tanıtmıştır.(Heykel, Kaikei, 13. yüzyıl) Japon savaş tanrısıdır. Ancak aynı zamanda bir barış tanrısıdır ve bazen tarım tanrısı ve çocukların koruyucusu olarak da görev yapar. Tarihi bir figür olarak MS 4. yüzyılda ölen ve askerlikteki başarıları ve cesareti ile ünlenen İmparator Ojin'in tanrılaşmış biçimidir. Adı Şintoizmin kutsal metinlerde hiç geçmese de Şinto dininde pek popüler bir tanrı olmuştur. Zaman içinde Budizmin koruyucusu olarak görülmeye başlanmış ve Budistler Tarafından bir Bosatsu ya da Bodhisattva'nın(Geleceğin Buda'sı) Japon versiyonu olarak bilinir. Kutsal hayvanı güvercindir. *-*HİKOHOHODEMİ*-* *Hikohohodemi ilk Japon imparatoru olan Jimmu-Tenno'nun büyükbabasıdır. Japon güneş tanrıçası Amaterasu'nın torununun torunu, Ninigi ya da Honinigi'yle karısı Kono-Hana-Sakuyu-Himme'nin oğullarıdır. Adının anlamı ''ateş gölgesi''dir. Erkek kardeşinin adı da ''ateş ışığı'' anlamına gelen HONOSUSERİ'dir. Hikohohodemi kara hayvanlarını avlar, kardeşi ise balıkçıdır. Bir gün iki kardeş geçim kaynaklarını değiş-tokuş etmeye kalkışırlar ancak birbirlerinin işlerini yapamadıklarını keşfederler. Honususeri'nin oltasını kaybetmiştir ve onun yerine bir başkasını vermeyi önerir. Ancak Honosuseri başka bir oltayı kabul etmez. Üzülen Hikohohodemi deniz tanrısı Watatsumi-No-Kami'yi okyanusun dibinde ziyaret eder. Kaybolan olayı daha önceden bir balığın ağzında bulan deniz tanrısı onu Hikohohodemi'ye geri verir. Bu sırada Watatsumi-No-Kami'nin kızı genç tanrıya aşık olur. İkisi evlenir ve birlikte uzun yıllar yaşarlar. Sonunda Hİkohohodemi eve dönmeye karar verir. Ayrılmadan önce Hikohohodemi'nin kayınpederi ona suların gel gittini sağlayan iki mücevher ve üzerinde yolculuk etmesi için evcil bir timsah verir. Tanrı eve dönünce oltayı Honosuseri'ye verir ancak kardeşi bu jestine rağmen ona küskün durmaya devam etmektedir. Sonunda Hikohohodemi'nin sabrı taşar ve suları yükseltir. Honosuseri neredeyse tamamen suların altında kalmak üzereyken ağabeyinden kendisini affetmesini ister ve ona hizmet etme sözü verir. Bunun üzerine Hikohohodemi suların çekilmesini sağlar. Deniz tanrısının kızı Hikohohodemi ile karada buluşur ve onun çocuğunu taşıdığını söyler ve çocuğa doğururken ona bakmayacağına dair tanrıdan söz alır. Ancak tanrı merakına yenilir ve karısı kulübesinin duvarındaki bir çatlaktan içeri bakar. Ve karısının devasa bir ejderhaya dönüştüğünü görür. Karısı daha sonra denize döner ve çocuğa bakması için kız kardeşini gönderir. Çocuk büyüynce, kendisini yetiştiren ve deniz tanrısının diğer kızı olan teyzesiyle, Tamayori-Hime ile evlenir. İkisinin iki isimli bir oğulları olur: Toyo-Mike-Nu ve Kamu-Yamato-İware-Hiko. Ölümünden sonra JİMMU-TEN-NO adıyla bilinir. Japonya'nın ilk imparatorudur. *-*HONOSUSERİ*-* Japon Şinto dinine göre HİKOHOHODEMİ'nin erkek kardeşidir. Honosuseri çok iyi bir balıkçıdır, ağabeyi de kara hayvanları avlar. İsminin anlamı Ateş Işığı'dır. *-*HOTEİ*-* *Hotei oburluğu değil hoşnutluğu simgeleyen koca bir göbekle tasvir edilen gülümseyen bir rahiptir. Bir yelpaze ile bir çuval taşır.(Fildişi Netsuke,19. yüzyıl sonları) ŞİÇİ FUKUJİN ya da yedi Japon mutluluk ve şans tanrısından birisidir. Hem zenginliği hem de dost karakterini, ayrıca Budizm aracılığıyla ulaştığı dinginliği simgeleyen koca göbeği ile kel kafalı Budist bir rahip olarak resmedilir. Hotei genellikle müritleri için sonsuz hediyelerle dolu olduğuna inanılan büyük bir çuvala yaslanmış şekilde gösterilir. Zayıfların ve çocukların dostu olarak görülür. MS 10. yüzyılda yaşamış olan ve Maitreya'nın enkarnasyonu olduğuna inanılan Budaişi adındaki Çinli bir münzeviden geldiği sanılmaktadır. *-*İDA-TEN*-* Japon mitolojisine göre rahipleri koruyan ve onların iyi davranışlarının muhafızı olan bir tanrıdır. Zırh giymiş ve kılıç taşıyan genç bir adam olarak tasvir edilir. Hindu savaş tanrısı olan Skanda veya Karttikeya'nın Japon eşdeğeridir ve 7. yüzyılda Budizm tarafından da benimsenmiştir. *-*İNARİ*-* Japonya'nın Şinto mitolojisine göre pirinç tanrısıdır. Bereketli bir pirinç hasadını ve dolayısıyla bolluk getirmeyi garanti ettiğinden dolayı kültü çok yaygındır. Popüler bir inanca göre İnari bir pirinç çuvalının üzerinde oturan sakallı, yaşlı bir adam olarak tasvir edilir. Ancak tanrının aynı zamanda uzun saçlı bir dişi formu da bulunmaktadır. Kadın ya da erkek halinde olsun yanında mutlaka iki tilki bulunur. Bazen uzak dağlarda yaşadığı ve bu tilkilerin elçi görevi gördüklerine inanılır. Tanrının kendisinin de bir tilki olduğuna inanılır. Tüm tapınaklarının önünde tilki resimleri bulunur. İnari'nin karısı yiyecek tanrıçası UKE-MOÇİ'dir. SUSANO-WO ya da hikayesinin bir başka versiyonuna göre TSUKİYOMİ Uke-Moçi'ye gözlerinden yiyecek ürettiği için öldürürler. İnari de tarım tanrısı olarak onun görevini üstlenir. *-*İSSUN BOŞİ*-* Japon mitolojisinin küçük kahramanıdır. Adı ''Bir İnçlik Minik'' anlamına gelir. Anne babası çok uzun yıllardır evli olmalarına rağmen bir çocuk sahibi olamamışlarıdr. Umutsuzluk içinde parmak kadar bile olsa bir oğulları olması için dua ederler. Tanrılar onların bu isteklerini kabul eder ve onlara minicik bir çocuk verirler. İssun Boşi on beş yaşına geldiğinde yanına bir piriç kasesi, bir çift yemek çubuğu, ve bambu bir kılıfa saklanmış bir iğne alarak Kyoto'ya doğru yola çıkar. Pirinç kasesini kayık ve yemek çubuklarının da kürek olarak kullanıp nehri geçer. Kyota'ya geldikten sonra asil bir ailenin yanında çalışmaya başlar. Uzun yıllar boyunca çok çalışır ve işverenleri ondan çok memnun kalırlar. Bir gün genç kahraman tapınağa giderken evin genç kızına eşlik etmektedir. Yolda iki dev ONİ, boynuzlu iblisler üzerine atlar. İssun Boşi hemen onların dikkatini üzerine çekerek kızın kaçmasını sağlar. Oni'lerden birisi İssun Boşi'yi yutmayı başarır. Ancak azimli küçük adam iğnesini kılıfından çıkararak iblisin midesine saplar ve onun boğazına doğru tırmanmaya başlar. Bu tırmanış sırasında da iğneyi saplamaya devam eder sonunda Oni onu tükürür. Ancak aynı anda diğer Oni İssun BOşi'ye saldırmak ister ancak kahraman zıplayarak devin gözlerine iğnesini saplamaya başlar. Çok geçmeden iki Oni de kaçarlar ve arkalarında iyi şans getiren bir nesne olan bir topuz bırakırlar. İssun Boşi ve genç kız topuzu yere vurarak bir dilekte bulunurlar. Tam o anda İssun Boşi gerçek boyutlarda bir samuray olur. Çift eve döner ve kızın babası ikisinin evlenmelerine izin verir. *-*İZANAGİ VE TAPINAĞI*-* *İzanami ve Tapınağı ''Gökyüzünün Yüzen Köprüsü'nde durur ve dünyayı yaratmak için semavi mücevherlerle süslü bir mızrakla suları karıştırırlar.(Tahta baskı, 19.yüzyıl) Şinto inancına göre dünya ve gökyüzü kaostan yaratıldıktan sonra ortaya çıkan sekiz çift tanrıdan biridir. Tam adları İzanagi-No-Mikoto ve İzanami-No-Mikoto'dur ve anlamları ''Ağustos Erkeği'' ve ''Ağustos Kadını''dır. İzanagi ve İzanami Japon adalarının yaratılmasını emretmişlerdir. ''Gökyüzünün Yüzen Köprüsü'' üzerinde yan yana durarak semavi mücevherlerle süslü mızrağı aşağıdaki denize sarkıtıp karıştırmaya başlarlar. Mızrağı sudan çıkardıklarında ucundan damlayan sulardan bir ada, ilk kara parçası oluşur. İki tanrı daha sonra adaya inerler ve orada gökyüzüne uzanan bir sütun ve görkemli bir saray inşa ederler. Bir gün tanrılar her birinin vücudunun diğerlerinkinden farklı olduğunu keşfederler. İzanami bedeninde eksik bir yer olduğunun İzanagi ise kendi bedeninde fazla bir parça olduğunu söyler. Bunun üzerine İzanagi bu iki parçayı bir araya getirmeyi önerir. İki tanrı sütunun çevresinde birbirlerine rastlayana kadar dönerler ve bedenlerini birleştirirler. İzanami Hiruko adında bir çocuk doğurur ancak bu çocuk biçimsiz bir varlıktır ve bu yüzden onu denize terk ederler. Tanrılar çocuğun bu görünümünün birleşme ritüelleri sırasında ilk önce İzanami'nin konuşmasından kaynaklandığını düşünürler. Çift bir kez daha sütunun etrafında döner ve bu kez ilk önce İzanagi konuşur. Ardından İzanami Japon adalarının yanı sıra şelalelerin, dağların, ağaçların, bitkilerin ve rüzgarın tanrı ve tanrıçalarını da doğurur. Ateş tanrısı KAGUTSUÇİ'yi doğururken o kadar kötü yanar ki ölür. Ancak ölürken bile tanrılar doğurmaya devam etmektedir. Sonunda ölüler ülkesi YOMİ'de kaybolur. İzanagi çaresizce kederlidir. Gözyaşlarından pek çok tanrı oluşur ve ateş tanrısının kafasını kestiğinde bile tanrılar meydana gelir. İzanagi Yomi'ye giderek karısını aramaya karar verir. Ancak oraya ulaştığında ölülerin yiyeceğini çoktan yemiştir. İzanami, tanrıları yaşayanların dünyasına geri dönmek için ikna etmeye çalışsa da onları reddederler. Bunun üzerine İzanagi tarağının bir dişini yakar ve onu meşale gibi kullanarak ölülerin sarayına fırtına gibi dalar ve İzanami'yi görür. Karısı tanınmayacak bir haldedir: Cesedinde kurtçuklar dolaşmaktadır ve bedenine sekiz tane tanrı yerleşmiştir. İzanami'nin görünüşünden dehşete düzen İzanagi gerisingeri evine döner. Bu davranışı İzanami'yi öfkelendirir ve Yomi'nin büyücü kocakarılarını sayısız tanrı ve savaşçıyla birlikte kocasını yakalamak için gönderir. Ancak İzanagi pek çok hile yaparak onlardan kaçmaya başarır. Sonunda ölüler ülkesinin dışına ulaştığında orada üç tane şeftali bulur. Onları kopararak kocakarıların üzerine atar ve kadınlar kaçarlar. İzanagi şeftalilere o günden sonra kendisini kurtardıkları gibi ölümlüleri kurtaracağını söyler. Bu sırada kendisi de bir iblise dönüşen İzanami, İzanagi'nin peşini bırakmamıştır. Kocası onun yolunu kesmek için Yomi'yi canlıların dünyasından ayıran geçide koskocaman bir kaya yerleştirir. Karı koca bu kayanın iki yanında dururlar ve İzanami, İzanagi'ye bu davranışının cezası olarak her gün bin kişiyi boğarak öldüreceğini söyler. İzanagi de bunun karşılığında her gün bin beş yüz kişinin doğacağını garanti eder. Tanrı daha sonra bir nehirde yıkanarak kendisini arındırır. Giysilerini çıkarırken her parçasının yere düşmesiyle yeni bir tanrı oluşur. Sonunda İzanagi yüzünü yıkar ve bu hareketinden güneş tanrıçası AMATERASU, ay tanrısı TSUKİYOMİ ve fırtına tanrısı SUSANO-WO meydana gelir. İzanagi krallığını bu üç tanrı tarafından eşit olarak bölüştürür. *-*JİMMU-TENNO*-* Japon mitolojisine göre Japonya'nın ilk imparatoru ve bu nedenle emperyal soyun kurucusudur. Güneş tanrıçası AMATERASU'nun soyundan geldiğine ve HİKİHOHODEMİ'nin torunu olduğu söylenir. Jimmu-Tenno yaşamı boyunca iki adla tanınır, Toyo-Mike-Nu ve Kamu-Yamato-İware-Hiko. Ancak ölümünden sonra Jimmu-Tenno olarak anılmaya başlanmıştır. Tahta MÖ 660 yılında geçtiği söylenir. Bir hikayede, yeni ülkeler aramak ve kendisine krallığı yönetecek bir yer bulmak amacıyla ordusuyla birlikte çıktığı bir yolculukta ayı kılığına girmiş bir tanrı tarafından büyülenerek tüm istilacıların uykuya dalmalarını sağlandığı anlatılır. Jimmu-Tenno'nun yandaşlarından biri rüyasında Amaterasu'nın, Yamato olarak bilinen ülkeyi yatıştırmak için Jimmu-Tenno'ya sihirli bir kılıç gönderdiğini görür. Uyandığında bu kılıcı bulur ve liderine verir. Askerler ondan sonraki yolculuklarına bir karganın rehberliğinde devam ederler. Yamato'ya vardıklarında Jimmu-Tenno görkemli bir saray inşa eder ve yerel hükümdarın kızıyla evlenir. *-*JİZİ-BOSATSU*-* Çocukları koruyan Bodhisattva ya da ''Geleceğin Buda'sı'' olan Kşitigarbha'nın Japon versiyonudur. Yolcuları ve hamile kadınları kolladığı da söylenir. Kültü özellikle Japonya'da çok popülerdir, bir tanrıdan çok itibarlı bir kimse olarak saygı görür. Müritleri her yıl ''Jizo'nun İtirafları'' adı verilen bir törenle ona hatalarını itiraf ederler. Bir hikayeye göre aileleri yeniden doğmalarını sağlamak için dualar etmek yerine sadece yas tutan ölü çocuklar cehennemindeki bir kumsala ya da nehir kıyısına gönderilir. Oradaki tüm zamanlarını, geceleri iblisler tarafından yıkılan tapınaklar yapmakla geçirirler. Ancak Jizo sonunda çocukları teselli etmek için gelir. Onları giysisinin kıvrımlarına sarar ve onlara kendisinin anneleri ve babaları olduğunu söyler. *-*JUROJİN*-* ŞİÇİ FUKUJİN ya da yedi iyi şans tanrısından biridir. Uzun ömür ve mutlu yaşlılık tanrısıdır. Uzun, beyaz sakallı, küçük, yaşlı bir adam olarak tasvir edilir ve yanında genellikle uzun ömrün sembolleri olarak bir turna kuşu, kaplumbağa veya geyik bulunur. Tanrı aynı zamanda dünyanın tüm bilgeliğinin içinde bulunduğu söylenen bir kağıt rulosu ya da kitaba iliştirilmiş bir asa taşır. Pirinç şarabını fazlasıyla sevdiği söylenir. *-*KAGUTSUÇİ*-* Veya Homosubi Japon Şinto mitolojisinin ateş tanrısıdır. İlk çiftin kadını olanı İZANAMİ'nin oğludur. İzanami onu doğururken öyle kötü yanar ki sonunda ölür. Kagutsuçi'nin babası İZANAGİ bunun intikamını almak için ateş tanrısına saldırır ve onun kafasını keser. Bunu yaparak pek çok tanrının oluşmasına da neden olmuştur. Japonlar Kagutsuçi'den çok korkarlar. *-*KAMİ*-* Eski Japoncada gizemli veya kutsal sayılan şeyler için kullanılan bir kelimedir. Folk kültlerinin objelerinden önemli tanrılara kadar çok farklı alanlarda kullanılabilen bir kelimedir. Kami'lere insan özellikleri taşıyan doğaüstü varlıklar olarak bakılır. Kimi zaman dağlar, ağaçlar ve nehirler gibi doğa tanrılarıyken kimi zaman da erdemleri veya idealleri cisimleştirmek için kullanılırlar. Koruyucu tanrılar veya önemli insanlar olabilirler. Buda'nın Çin'in Kami'si olduğu düşünülmüş ve daha sonra yerel Kami'lere Budizmin koruyucuları olarak bakılmıştır. Bazıları Budist tanrılarla özdeştirilmişlerdir. *-*KAPPA*-* Japon mitolojisine göre maymun benzeri iblislerin ırkıdır. Göllerde ve nehirlerde yaşarlar ve insanlarla diğer yaratıkları büyüyle kandırarak suyun derinliklerine çeker ve orada onları yerler. Özellikle kandan ve salatalıktan çok hoşlanırlar. Kötü yaratıklar olmalarına rağmen bazen yatıştırılabilirler ya da pazarlık yapılabilirler. Örneğin eğer bir aile üyelerinin isimleri ve yaşları salatalığın üzerine yazılıp bir Kappa'nın yaşadığı suya atılırsa yaratık o aileden kimseye zarar vermez. Kappalar aynı zamanda belirli şekillerde incitilebilirler. Eğilerek verilen selama mutlaka karşılık verirler ve bunu yaparken kafalarının üzerindeki çukurdan su sıçratırlar ki bu da güçlerinin azalmasına yol açar. Çok bilgili oldukları için bazen insanlara yardımları dokunur. Bir hikayeye göre bir Kappa at üzerinde giden bir adama halat çekme oyunu oynamalarını teklif eder. Ancak birbirlerini çekmeye başladıkları anda adam atını mahmuzlar ve Kappa'nın kafasından su fışkırmaya başlar. Kappa adama durması için yalvarır ve ona eğer durursa ona kemikleri nasıl onaracağını söylemeyi vaat eder. Adam razı olur ve ailesi kırık çıkıkçı olarak büyük ün kazanır. Kappalar maymuna benzer yüzleri, perdeli el ve ayakları sarımsı ve yeşil renkte bir tenleri vardır. Kaplumbağa gibi kabukludurlar. *-*KİŞİMO-JİN*-* Japon mitolojisinin ''İblislerin Ana Tanrıçası'dır''. Çocuklarını yediği ve Gautama Bud'nın Hindistan'da yaşamakta olduğu bir kenti yok ettiği söylenir. Kent halkı Buda'ya kendilerini kurtarmaları için yalvarınca Buda, Kişimo-Jin'in oğlunu dilenci kutusunun altına saklar. Dişi iblis çılgına döner ve sonunda Buda'dan yardım ister. Buda da ona oğlunun kaybolmasından duyduğu acının kendisinin diğer insanlara çektirdiği acının aynısı olduğunu söyleyerek Budizme dönmeye ikna eder. Kişimo-Jin Budist olduktan sonra çocukların koruyucu haline gelir. Genellikle kollarında bir çocukla bir koltukta otururken resmedilir. *-*MARİŞİ-TEN*-* Japon Budizmine ait bir tanrıça veya bazen de savaş ve zafer tanrısıdır. Ortaçağlarda Japon savaşçıları Marişi-Ten'in onları görünmez yaptığına inanırlardı. Bir domuzun ya da domuz sürüsünün üzerinde oturur ya da ayakta durur şekilde tasvir edilir. Bazen her birinde farklı silahlarla taşıdığı sekiz kolu ile resmedilir. *-*MOMOTARO*-* Bir şeftaliden doğan Japon kahramandır ve iblisleri yenmesiyle ünlenmiştir. O zamana kadar çocukları olmamış orta yaşlı bir çift bir gün nehirde yüzen bir şeftali görür. Meyveyi alıp açtıklarında içinde küçük bir oğlan çocuğu bulurlar. Bebek oturur ve şeftaliyi yer. Onu bulduklarına çok sevinen çift çocuğa Momotaro ya da ''Şeftali Çocuğu'' adını verir ve onu asil ve cesur bir genç olarak yetiştirirler. Çocuk on beş yaşına geldiğinde ailesine ve arkadaşlarına olan gönül borcunu ödemeye karar verir ve kendilerini sürekli rahatsız eden ONİ adı verilen iblislerin hakkından gelmek için yaşadıkları komşu bir adaya gitmek için yola çıkar. Yanına yaşlı kadının pişirdiği üç parça böreği de almıştır. Bir süre sonra bir köpek, bir sülün ve bir maymuna rastlar. Üç hayvan da ona yolculuğunda eşlik etmeye birer börek karşılığında razı olurlar. Dört maceracı daha sonra bir gemi bulur ve adaya giderler. Orada Oni'ler tarafından esir alınarak hapsedilmiş pek çok kızla karşılaşırlar. Momotaro Oni'nin şatosuna saldırır ve arkadaşlarıyla birlikte tüm iblisleri öldürmeyi başarır. Sonra gemisini Oni'nin köy halkından çaldığı hazinelerle ağzına kadar dolurur, esir kızları da gemiye alarak evine bir kahraman olarak döner. *-*NİNİGİ*-* Japon Şinto mitolojisinde büyük güneş tanrıçası AMATERASU'nın torununun torunudur. Amaterasu bir süredir dünyayı yönetecek birini bulmaya çalışmaktadır. İlkönce oğlu Ame-No-Oşido-Mimi'yi gökyüzünden indirip dünyaya göndermeye karar verir. Ancak tanrı ''Gökyüzünün Yüzen Köprüsü''nden aşağı bakıp aşağıda sürmekte olan kargaşayı görünce gitmekten vazgeçer. Tanrılar bir araya gelerek ne yapacaklarını tartışırlar ve sonunda Ame-No-Hohi'yi aşağı göndermeye karar verirler. Aradan üç yıl geçmesine rağmen tanrılar Ame-No-Hohi'den hiçbir haber alamazlar. Bunun üzerine oğlu Ame-No-Wakahiko'yu dünyaya gönderme kararı alırlar. Ayrılmadan evvel ona bir yay ve oklar verirler. Ame-No-Wakahiko yeryüzüne iner ve çok geçmeden ilaç ve sihir tanrısı OKUNİNUŞİ'nin kızı Şitateru-Hime ile evlenir. Tanrılar bu kez de sekiz yol boyunca dünyadan hiçbir haber alamazlar. Sonunda Ame-No-Wakahiko'nun neler yaptığını öğrenmesi için bir turna kuşunu aşağı gönderirler. Turna tanrının evinin hemen dışındaki bir ağaca tüner Evdeki kadınlardan biri turnayı fark eder ve Ame-No-Wakahiko'ya bunun kötüye işaret olduğunu söyler. Tanrı hemen yayı alır ve okuyla kuşun içinden geçerek gökyüzüne gidip Amaterasu ve tanrı Takami-Masubi'nin ayaklarının dibine düşer. Tanrı oku tanır ve öfkeyle dünyaya atar. Ok Ame-No-Wakahiko'ya gelir ve onu öldürür. Şitateru-Hime üzüntüden yıkılır. Tanrılar aralarından ikisini Okuninuşi'yi ziyaret etmesi için gönderirler ve ona tanrıçanın kendilerini, ülkeyi kendi hükümdarlığına katmaları için güneş tanrıçasının gönderdiğini söylerler. Okuninuşi iki oğluyla konuşur. Büyük oğlu Amaterasu'ya tapınmayı kabul eder ama genç olanı bunu reddeder. Ancak iki tanrı küçük oğlanın üzerinde baskı kurarlar ve güneş tanrıçasına karşı gelmeyeceğine dair kendisinden söz alırlar. Okuninuşi de güneş tanrıçasının yasalarına uymayı bir şartla kabul eder. İzumo'daki ünlü tapınakta tapınılan büyük tanrıların arasında kendisine de bir yer ayrılmasını istemektedir. Amaterasu bu isteği kabul eder. Sonunda Amaterasu torunu Ninigi'yi dünyaya gönderir. Gökyüzünden ayrılmadan evvel Ninigi'ye pek çok kutsal eşya verilir. Bunlar arasında güneş tanrıçasının gizlendiği mağaradan çıktığında kendisine baktığı ayna ve Amaterasu'nun oğullarını yaratan semavi mücevherle ve fırtına tanrısı SUSANO-Wo'nun sekiz başlı yılan Yamato-No-Oroçi'nin kuyruğunda bulunan Kusanagi adındaki kışı. da bulunmaktadır. Bu üç eşya Japon emperyal gücünün simgesi haline gelirler. Ninigi dağ tanrısının kızı Kono-Hana-Sakuyu-Hime ile evlenir. Kono-Hana-Sakuyu-Hime kocasıyla yattığı ilk gece hamile kalınca Ninigi onun kendisine olan sadakatinden kuşku duymaya başlar. Buna karşılık Kono-Hana-Sakuyu-Hime kendisine kapısı olmayan bir ev inşa eder ve doğum yapması yaklaşınca eve girerek eğer kocasına sadık değilse çocuğunun öleceğini söyler. Ve üç oğlan çocuğu doğurur. bunlardan biri olan HİKOHOHODEMİ deniz tanrısının kızıyla evlenir. Onların çocuklarının da bir oğlu olur ve ölümünden sonra JİMMU-TENNO olarak anılmaya başlar. Jimmu-Tenno Japon imparatorluk soyunun kurucusudur. *-*NİO'LAR*-* Japon Budizmine göre iki koruyucu kral ya da mehamet kralıdırlar. Genellikle tapınak ve manastır girişlerini koruyan devler olarak tasvir edilirler ve saronglar içinde ya da silahlı olarak resmedilirler. Kötü ruhları ve hırsızları kovduklarına ve çocukları koruduklarına inanılır. *-*OKUNİNUŞİ*-* Japon Şinto mitolojisine göre ilaç ve sihir tanrısıdır. Adı ''Büyük Ülke Efendisi'' anlamına gelir ve yaratılışından beri dünyayı yönetmektedir. Hükümdarlığı AMATERASU'nun torunu NİNİGİ'yi onun yerini alması için gönderene kadar devam eder. İlaç tanrısı olarak yeni şifa yöntemleri keşfettiği de söylenir. Okuninuşi'nin seksen erkek kardeşi vardır. Tümü de güzel prenses YAKAMİ ya da Ya-Gami-Hime ile evlenmek istemektedirler. Kardeşler prensesi ziyaret etmek için yola çıktıklarında derisi yüzülmüş bir tavşan onları durdurur ve yardımlarını ister. Kardeşler tavşana denizde yıkanmasını ve rüzgarda kurumasını söylerler. Tavşan bunları yaptığında çok büyük bir acı çekmeye başlar ve sonrasında kendisi için üzülen Okuninuşi'ye rastlar. Okuninuşi ona tatlı suda yıkanmasını ve sonra da çimenler üzerinde yuvarlanmasını söyler. Tavşan Okuninuşi'nin söylediğini yapar ve anında daha iyi hissetmeye başlar. Aslında bir tanrı olan tavşan bu iyiliğinin karşılığında Okuninuşi'ye güzel prenses Yakami'nin kendisinin olabilieceğini söyler. Okuninuşi'nin kardeşleri buna çok öfkelenirler. Çok büyük bir kayayı kızarana kadar ısıtarak bir dağın tepesinden ağabeylerinin üzerine yuvarlarlar. Okuninuşi kayayı bir domuz zannederek elleriyle tutar ve o anda yanarak ölür. Ancak annesi Kami-Musubi'nin yardımıyla tekrar canlanır. Kami_musibi oğlunu başka saldırıları önlemek için yeraltına sığınmasını ister. Okuninuşi orada fırtına tanrısı SUSANO-WO ve kızı Suseri-Hime ile karşılaşır. İki genç birbirlerine aşık olurlar. Susano-Wo bunu fark edince Okuninuşi'yi yılanlarla dolu bir odada uyumaya gönderir. Ancak tanrı Suseri-Hime'nin kendisine verdiği bir şalla korunur. Ertesi gece Susano-Wo onu kırkayaklar ve eşek arılarıyla dolu bir odaya gönderir ancak Okuninuşi yine korunmaktadır. Susano-Wo bu kez devasa büyüklükte bir tarlanın ortasına bir ok atar ve Okuninuşi'den onu bulmasını ister. Tam tarlaya girdiği ve ortasına kadar yürüdüğü zaman Susano'wo tarlayı ateşe verir. Ancak bir fare Okuninuşi'ye bir delik göstererek orada ateşten korunmasını kendisinin oku bulup ona getireceğini söyler. Bu sırada Susano-Wo da yavaş yavaş Okininuşi'yi benimsemeye başlamıştır. Ona saçlarını yıkamasını söyler ve uyumaya gider. Susano-Wo uyurken Okuninuşi fırtına tanrısının saçlarını sarayın kirişlerine bağlar ve Suseri-Hime ile kaçar. Yanına Susano-Wo'nun kılıcı, okları ve yayını ve bir de Koto adındaki arpını alır. Okuninuşi ve Suseri-Hime kaçarlarkenn arp bir ağacın dallarına sürtünür ve çıkan ses Susano-Wo'yu uyandırır. Tanrı yataktan fırlar ve bunu yapınca saçlarından bağlı olduğu evi de yıkar. Okuninuşi telaş içinde koşmaya devam eder. Sonunda Susano-Wo aşıkları yeraltının sınırlarında yakalar ve Okuninuşi'ye dünyayı yönetebilmesi için kardeşleriyle savaşırken kendisinin silahlarını kullanmasını öğütler. Okuninuşi'nin kurnazlığı sonunda fırtına tanrısını onun kızına iyi bir eş olabileceği konusundan etkilenmiş gibi görünmektedir. Çünkü sonra tanrıya Suseri-Hime'yle evlenmesini ve Uka Dağı'nın eteklerinde bir saray inşa etmesini söyler. Okuninuşi, İzumo eyaletinin hükümdarı olur. *-*ONİ'LER*-* Dev boynuzlu iblislerdir. Japonya'ya Budizmle birlikte Çin'den geldikleri ve Budist rahiplerin de onları kovmak için yıllık ritüeller düzenledikleri söylenir. Bir Oni çeşitli renklerde olabilir ve üçer tane el ve ayak parmaği ve bazen de üç gözü vardır. Genellikle zalim ve şehvet düşkünüdürler. Sık sık gökyüzünden süzülerek ölmek üzere olan insanların ruhlarını çaldıkları söylenir. Bir hikayede minik bir kahraman olan MOMOTARO'nun Oni'lerin kaçırıp hapsettiği çok sayıda genç kızı kurtardığı anlatılır. Cehennemin Oni'leri öküz ya da at başlıdırlar; günahkarları avlayıp ateş arabalarıyla yeraltının hükümdarı EMMA-O'ya götürürler. Bazı Oni'ler hastalıklardan ve salgınlardan sorumlu tutulurlar, diğerleriyse kıskançlıkları ya da acıları yüzünden iblise dönüşen ölümlü kadınlardır.a *-*ŞAKA-NYORİA*-* Buda Şakyamuni Gautama'nın Japoncadaki adıdır. Japonya'da her ne kadar Şaka'ya da tapınılıyorsa da Budizmin egemen biçimi müritlerinin esas olarak buda Amida veya Amitabha'ya itibar gösterdikleri ''Saf Ülke'' ekolüdür. *-*ŞİÇİ FUKUJİN*-* Japonların yedi mutluluk ve şans tanrısıdırlar. Adları DAİKOKU, EBİSU, BEN-TEN, BİŞAMON, FUKUROKUJU, JUROJİN ve HOTEİ'dir. Bu grup içinde Budizmden, Japon folklorundan ve Çin Daoizminden tanrılar bulunmaktadır. Grup 17. yüzyılda, tanrıların varlık, yüce-gönüllülük, dürüstlük, haysiyet, popülerlik, uzun ömür ve dostluk erdemlerini sembolize etmelerini isteyen rahip Tenkai tarafından bir araya toplanmıştır. Tanrıların bir hazine gemisinde birlikte seyahet ettikleri söylenir ve bu şekilde de tasvir edilirler. *-*ŞOTEN*-* Kültü Japonya'ya 9. yüzyılda gelmiştir. Şoten hem engeller yaratır hem de onların üstesinden gelir. Ezoterik mezhepler tarafından tapınılır ve tanrının dehşetli gücünün insanların aydınlanmaya ulaşmalarına yardım ettiğine inanılır. *-*SUKU-NA-BİKONA*-* Japonya'nın büyük mitolojik kahramanlarından biri olan OKUNİNUŞİ'ye yardım eden bir cüce tanrıdır. Çiftçilik ve şifa konularında bilgili olan yardımsever bir tanrı olarak görülür. Okuninuşi karısı ile birlikte saraya yerleştikten sonra bir dalganın zirvesinde küçücük bir gemiyle gelir. Okuninuşi cüceyi incelemek için avcunun içine koyar, bunun üzerine cüce zıplayıp kahramanın göğsüne vurur. Okuninuşi sinirlenir ve olanları tanrılara anlatır. Tanrılardan biri dünyaya düşen yaramaz bir çocuk olan cücenin kendi oğlu olabileceğini fark eder ve Okuninuşi'den ileride kendi egemenliğini kurmasına yardım edecek olan çocuğa gözkulak olmasını ister. Ancak Suku-Na-Bikona sonunda ortadan kaybolur. *-*SUSANO-WO*-* Japon Şinto mitolojisinde fırtına tanrısıdır. İlk çiftin erkek olanı İZANAGİ ölüler dünyasından döndükten sonra yüzünü yıkarken ortaya çıkmıştır. Susano-Wo, İzanagi'nin burnundan doğar. İzanagi krallığını diğerleri güneş tanrıçası AMATERASU ve ay tanrısı TSUKİYOMİ olan üç çocuğu arasında paylaştırır. Susano-Wo'ya okyanusların hükümdarı olmak düşer. Ancak o, bundan hiç de memnun kalmaz ve babasının kararını protesto edip yeraltındaki annesi İZANAMİ'nin yanına gitmek istediğini söyler. İzanagi de kızını kovar. Susano-Wo gitmeden önce kız kardeşi Amaterasu'yu ziyaret eder. Hangisinin daha güçlü olduğunu belirleyebilmek için onu bir yarışmaya davet eder. Yarışmanın konusu erkek tanrılar yaratmaktır. Susano-Wo, Amaterasu'nun saçlarından ve kollarından bereket boncuklarını alır, dişleriyle kırar ve beş erkek tanrı olarak ağzından tükürür. Ardından kendi zaferini ilan eder. Amaterasu boncukların kendisine ait olduğunu söyleyerek sonuca itiraz eder ve aslında kendisinin kazandığını öne sürer. Susano-Wo kardeşinin itirazlarını duymazdan gelir ve zaferini kutlamak için dünyada büyük bir yıkım başlatır. Asi davranışlarını son olarak Amaterasu'nun maiyetiyle birlikte oturmakta olduğu dokuma salonunun ortasına derisi yüzülmüş bir midilli atarak sonlandırır. Amaterasu buna o kadar sinirlenir ki kendisini bir mağaraya kapatır ve dünya karanlığa boğulur. Her ne kadar sonunda ikna edilerek mağaradan çıkarılsa da tanrılar Susano-Wo'nun cezalandırılmasına karar verirler. Onun kendilerine bir çok armağan vermesini, sakalıyla, el ve ayak tırnaklarını kesmesini emrederler. Sonunda onu gökyüzünden kovarlar. Başka bir hikayeye göre Susano-Wo yiyecek tanrısı UKE MOÇİ'ye kendisine yiyecek bir şeyler vermesini emreder. Tanrıça bu isteğe burnundan, ağzından ve rektumundan yiyecek çıkararak cevap verir ve çok öfkelenen Susano-Wo onu öldürür. Cesedinden tüm temel besin maddeleri filiz verir: Gözlerinden pirinç, kulaklarından darı, üreme organlarından buğday, burnundan kırmızı fasulye, rektumundan da soya fasulyesi yetişir. Efsanenin bazı versiyonlarına göre yiyecek tanrıçasını öldüren Susano-Wo değil ay tanrısı Tsukiyomi'dir. *-*TAWARA-TODA*-* Japon mitolojisinde büyük olasılıkla tarihi kökenleri olan bir kahramandır. Ejderhaların krallığını kırıp geçiren devasa bir kırkayağın üstesinden gelmiştir. Kral bu iyiliğinin karşılığında Tawara-Toda'ya pek çok doğaüstü armağan verir. Bunlar arasında kendi kendisini sürekli olarak olduran bir torba pirinç de vardır. *-*TENGU'LAR*-* *Tengu'lar hain olmalarına rağmen aynı zamanda yardımsever de olabilirler. Kahraman Tameto'yu dev bir balığa yem olmaktan kurtarmışlardır.(Tahta Baskı, Kuniyoşi, 19. yüzyıl) Japon mitolojisinde ağaçlarda ve dağlık alanlarda yaşadıkları söylenen yaratıklardır. Yarı insan yarı kuş olan bu yaratıkların uzun burunları vardır ve bazen yapraklarından ya da tüylerden oluşan pelerinler giymiş şekilde tasvir edilirler. Her ne kadar oyunlar çevirseler de hepten kötü değildirler. *-*TOKOYO*-* Japon mitolojisine göre imparatorun canını sıkan ve bu yüzden de krallıktan kovulan Oribe Şima adındaki bir samurayın kızıdır. Oribe Şima kendisine Oki adaları olarak bilinen ıssız bir takımadada bir ev kurar. Kızını özlediği için çok mutsuzdur. Tokoyo da babasından ayrıldığı için çok üzgündür ve onu bulmaya kararlıdır. İşe tüm mallarını satıp kıyıda, Akasaki olarak bilinen bir yere yerleşerek başlar. Oki adaları bulunduğu yerden ufacık bir nokta halinde görülmektedir. Tokoyo civarındaki balıkçıları kendisini adalara götürmeleri için ikna etmeye çalışırsa da hepsi bu teklifi reddederler çünkü oraya gönderilen birini ziyaret etmek yasaktır. Bir gece Tokoyo bir kayık alır ve tek başına adalara gider. Kıyıya çıktığında yorgunluktan uyuyakalır ve ertesi sabah babasını aramaya başlar. Genç kadın bir balıkçıya rastlar ve ona babasını görüp görmediğini sorar. Adam görmediğini söyler ve çok büyük bir bela açabileceğini için bunun bir daha kimseye sormamasını hakkında onu uyarır. Sonuç olarak Tokoyo tüm adaları gezer, insanların söylediklerini dinler ama babasının nerede olduğunu hiç kimseye sormaz. Bir akşam bir Buda tapınağına gelir ve dua ettikten sonra uyuyakalır. Bir süre sonra bir kızın ağlama sesiyle uyanır ve etrafına baktığında genç bir kızla bir rahip görür. Rahip, kızı kayalıklara doğru götürmüş ve onu denize atmaya hazırlanmaktadır ki Tokoyo koşarak gelip onu durdurur. Rahip ona kötü tanrı OKUNİNUŞİ'yi yatıştırmak için gereken ritüeli uygulamaya çalıştığını itiraf eder. Eğer her yıl bir genç kız gönderilmezse tanrı çok öfkelenmekte ve pek çok balıkçının boğulduğu büyük fırtınalar çıkarmaktadır. Tokoyo babası olmadan çok mutsuz olduğunu ve hayatının anlamını kaybettiğini söyleyerek kızın yerini almayı teklif eder. Sonra tekrar Buda'ya dua eder ve dişlerinin arasında bir hançerle, kötü tanrıyı bulup öldürmek için okyanusun derinliklerine dalar. Okyanusun dibinde Tokoyo muhteşem bir mağara bulunduğunu keşfeder. İçinde kötü tanrının yerine babasını ülkeden kovan imparatorun bir heykeli bulunmaktadır. Heykeli yok etmeye karar verir ancak sonra aklına daha iyi bir fikir gelir ve heykeli yanına alarak mağaradan dışarı çıkar. Tam mağarayı terk etmek üzeredir ki kendisini bir sürüngenle karşı karşıya bulur. Hiç korkmadan ona doğru yüzer ve yaratığın gözünden hançerler. Kör olan hayvan mağaranın girişini bulamaz ve Tokoyo da fırsattan istifade ona saldırıp öldürmeyi başarır. Tokoyo kıyıya ulaştığında rahiple genç kız onu kasabaya taşırlar. Kahramanlık hikayesi çok geçmeden dilden dile dolaşmaya başlar. Bilinmeyen bir hastalığın pençesinde olan ve birdenbire kendini iyileşmiş bulan imparator da neler olduğunu duymuş ve Tokoyo'nun kendisini kötü bir büyüden kurtardığını anlamıştır. Oribe Şima'nın serbest bırakmasını emreder ve baba-kız evlerine dönerler. *-*TSUKİYOMİ*-* Şinyo mitolojisinde ay tanrısıdır. Adı ''Ayları Sayan'' anlamına gelmektedir. Tsukiyomi'nin ilk çiftin erkeği İZANAGİ'nin yeraltından döndükten sonra temizlenirken yaratıldığı söylenir. İzanagi yüzünü yıkarken sağ gözünden Tsukiyomi, sol gözünden güneş tanrıçası AMATERASU ve burnundan da fırtına tanrısı SUSANO-WO çıkar. İzanagi krallığını üç çocuğu arasında bölüştürür ve Tsukiyomi'ye de gecenin ülkesi düşer. *-*UKE-MOÇİ*-* Japon Şinto mitolojisine göre yiyecek tanrıçasıdır. Pirinç tanrısı İNARİ ile evlidir. Fırtına tanrısı SUSANO-WO veya hikayenin bazı versiyonlarına göre ay tanrısı TSUKİYOMİ tanrıçadan yiyecek bir şeyler vermesini ister. Tanrıça da bu isteğe burun deliğinden, ağzından ve rektumundan yiyecek çıkararak cevap verir. Bunun üzerine iğrenen tanrı da Uke-Moçi'yi öldürür. Tanrıçanın ölü bedeninden temel gıda maddeleri yaratılır. Aynı zamanda bir at ve bir inek yarattığı da söylenir. *-*URAŞİMA*-* *Uraşima okyanusun derinliklerinde geçirdiği süreden sonra bir kaplumbağanın sırtına binerek geri döner.(Tahta baskı, Taso Yoshitoshi, 1882) Japon mitolojisinde adı geçen bir balıkçıdır. Bir gün balık avlarken yaşlı bir kaplumbağa yakalar. Onu öldürmek yerine kaplumbağa acır ve suya geri atar. Sıçrayan sulardan çok güzel bir genç kız ortaya çıkar. Uraşima'nın kayığına çıkar, ona deniz tanrısı bir ejderha kralın kızı olduğunu söyleyip onu kendisiyle birlikte okyanusun altındaki saraylarına gelmesi için davet eder. Saray deniz kabukları, inciler ve mercanlardan yapılmıştır ve Uraşima orada kendisini yedi altın tırnaklı ejderhanın beklemekte olduğunu görür. Uraşima dört yıl boyunca karısı, ejderha prensesiyle çok mutlu bir şekilde yaşar. Ancak bir gün ailesini ve oynadığı sokakları çok özlediğini fark eder. Eski evine doğru yola çıkmadan önce karısı ona bir kutu vererek onu hiç açmadığı takdirde sağ salim kendisine geri dönebileceğini söyler. Uraşima evine geldiğinde her şeyin ona yabancı geldiğini fark eder. Sonunda yaşlı bir adama Uraşima'nın kulübesinin yerini sorar. Yaşlı adam da ona Uraşima'nın dört yüz yıl önce bir gün balık avlarken boğulduğunu anlatır. Uraşima o kadar şaşırır ki karısının kendisine söylediklerini unutarak kutuyu açar. O anda kutudan beyaz bir duman çıkar ve denize doğru gider. Uraşima birden yaşlanmakta olduğunu hisseder. Saçı beyazlamış, elleri titremeye başlamıştır. Sonunda tozdan bir tepecik haline gelir ve rüzgara karışarak kaybolur. *-*WAKAHİRU-ME*-* Japon Şinto inancına göre güneş tanrıçası AMATERASU'nın kız kardeşidir. Aynı zamanda SUSANO-WO'nun derisi yüzülmüş bir atı odaya attığı sırada Amaterasu ile birlikte dokuma salonunda oturduğu da söylenir. Kutsal dokuma salonu Amaterasu ve maiyetinin birlikte kendilerini veya güneş tanrıçasının rahibelerinin giysileri için kumaş dokudukları yerdir. Başka bir söylence de tanrıların burada evrenin tamamlanmamış yerlerini dokudukları ile ilgilidir. *-*YAKAMİ*-* Veya Ya-Gami-Hime. Japon mitolojisinde çok güzel bir prensestir. İzumo yakınlarında bir eyalet olan İnaba'da yaşar. Büyük kahraman OKUNİNUŞİ'nin seksen kardeşi de onunla evlenmek istemektedir. Onun kalbini kazanmak için çıktıkları yolda derisi yüzülmüş bir tavşanla karşılaşırlar. Zalim kardeşler tavşana denizde yıkanmasını ve güneşte kurumasını öğütlerler. Doğal olarak bu yöntemler tavşanın acısını daha da arttırır. Daha sonra Okuninuşi tavşanla karşılaşır ve ona tatlı suda yıkanıp kama çimenleri üzerinde yuvarlanarak kurumasını söyler. Söyleneni yapan tavşan iyileşir, kendisinin aslında bir tanrı olduğunu açıklar ve Okuninuşi'nin Yakami ile evleneceğini söyler. *-*YAKUŞİ-NYORAİ*-* Japonya'da itibar gören ilk Budalardan biri ve en önemlileridir. Henüz bir Bodhisattva iken on iki yemin ettiği söylenir. Bunların arasında tüm hastalıkların tedavisini bulmak da vardır. Adı ''İlaçları Olan Bilge'' anlamına gelir ve ''İlaçların Kralı'' veya ''Kutsal Şifacı'' olarak tanınır. Yakuşu aynı zamanda bedenini beril taşına dönüştürerek tüm dünyayı ışığıyla aydınlatacağına da yemin etmiştir. Doğuda bulunan evi ''Saf Beril Ülkesi'' olarak bilinir. Yakuşi-Nyorai genellikle elinde bir ilaç kasesi ile tasvir edilir ve modellerine mucizevi güçler atfedilir. *-*YAMATO TAKERU*-* Japon mitolojisinde adı geçen bir kahramandır. Esas ismi O-Usu-No-İkoto'dur ve imparator Keiko'nun oğludur. İmparator diğer oğlundan kendisine iki güzel genç kız getirmesini ister ama oğlu bu kızlarla kendisi evlenir ve babasına başka iki kız gönderir. Oğlunu cezalandırmayı planlayan imparator Yamato Takeru'ya kardeşini akşam yemeğine getirmesini söyler. Aradan beş gün geçtiği halde kardeşten haber gelmez. Şaşıran imparator Takeru'ya neler olduğunu sorar. Yamato kardeşini öldürünceye kadar ezdiğini ve bacaklarını kopardığını söyler. Oğlunun gücünden etkilenen imparator onu, krallığını tehdit eden asi güçleri yok etmesi için görevlendirir. Yamato ilk macerasında iki kardeşi öldürmek için batıya gönderilir. Kardeşlerin sarayı sayısız savaşçıyla çevrilidir, bunun üzerine Yamato Takeru kadın kılığına girerek bir ziyafet sırasında saraya girmeyi başarır. Herkes yiyip içmekle meşgulken Yamato Takeru kardeşlerden birini yakalar ve hançerleyerek öldürür. Diğer kardeş kaçmaya çalışır ancak Yamato Takeru onu da yakalayıp öldürür. İkinci kardeş ölmek üzereyken katiline Yamato Takeru ya da ''Yamato'nun En Cesuru'' diye seslenir. Eve dönüş yolunda Yamato Takeru tüm dağları, nehirleri, denizleri ve deniz tanrılarını kontrolü altına alır. Ancak evde uzun süre kalamadan imparator onu başka bir göreve gönderir. Yamato Takeru teyzesi Yamato Pime'ye dinlenmeye ve daha fazla korunmaya ihtiyacı olduğundan yakınır. Teyzesi ona bir kılıçla, sadece acil durumda açılması gerektiğini söylediği bir çanta verir. Kahraman bunun üzerine babası imparatorun istediği gibi pek çok düşmanı öldürür. Ancak sonunda bir adam Yamato Takeru'yu tuzağa düşürmeyi başarır. Bu adam kahramandan geniş bir düzlüğün ortasındaki göle gitmesini ve gölün sularında yaşayan bir tanrıyı öldürmesini ister. Yamato Takeru düzlüğün ortasına geldiğinde adam çevreyi ateşe vererek kahramanı alevler içinde bırakır. Ancak çimleri sihirli kılıcıyla biçen Yamato Takeru'ya bir zarar gelmez. Daha sonra teyzesinin kendisine verdiği çantayı açar ve içinde bir çakmaktaşı bulur. Hemen başka bir ateş yakar ve bu ateş ilkini yenerek peşindeki adamı ve yandaşlarını öldürür. Yamato Takeru başka birçok cesur ve görkemli zaferler kazanır. Uzun eve dönüş yolcuğu sırasında karısı Oto Tatiban Pime veya Miyazu-Hime ile bir geminin içinde denizi geçerlerken deniz tanrısı suları karıştırmaya başlar. Oto Tatiban Hime kocasını kurtarmak için kendisini kurban etmek ister ve gemiden atlayarak dalgaların arasında kaybolur. Bir kere daha karaya çıkan Yamato Takeru bir dağ geçidinde biraz yemek için mola verir. O sırada bir geyik görür ve yemeğinden kalan artıkları yemesi için ona atar. Geyiğin, geçidin tanrısı olduğunu anlamamıştır. Geyik yere düşerek ölür. Hemen ardından Yamato Takeru beyaz bir domuz şeklinde başka bir tanrıyla karşılaşır ve onu öldüreceğini söyleyerek büyük bir tabuyu yıkar. Ardından kahramanı sersemleten bir dolu fırtınası başlar. Buna rağmen Yamato Takeru sonunda düşüp ölene kadar mücadelesine devam eder. Ruhu çok büyük, beyaz bir kuşa dönüşür. *-*YOMİ*-* Japon Şinto mitolojisinde ölülerin ülkesidir. Bir cezalandırma yerinden çok pis bir yerdir ve ''Karanlığın Ülkesi'' ya da ''Köklerin Ülkesi'' olarak bilinir. İlk çiftin erkek olanı İZANAGİ karısı İZANAMİ'yi Yomi'ye kadar takip eder ancak onun serbest bırakılmasını sağlamaz. *-*YOŞİTSUNE*-* Aynı zamanda Uşikawa olarak bilinir ve Japon mitolojisine ait bir kahramandır. Savaş sanatları konusunda Tengu tarafından eğitilmiş ve daha sonra halkı Minanoto klanının intikamını almaya başarmıştır. Dev BENKEİ'yi büyük bir düelloda yener ve dev onun hizmetkarı olur.
  7. MastaAssu

    Narsist Samuray-Blog

    Hocam merhaba. Yeni bir blog açtım, konusu "modern day samurai" diyebiliriz. 3-5 anime tanıtımı ve küçük düşürücü eleştiride yazmayı düşünüyorum onun dışında samuray odaklı bir Japon blogu olacak. Fikirden emin değildim açarken, sağolsun bazıları yardım etti, destekledi. Foruma pek girmesem de beni az tanıyan olsa da blogum için 3 5 kaliteli okur bulurum dedim. Narsist Samuray
  8. CloudT

    J-Fashion (Japon Modası)

    Japon Modası hakkında paylaşımların yapılacağı ne nedir, ne değildir, günün modası, günün J-Fashion fotoğrafı gibi paylaşımların sunulacağı, tarzların konuşulup tartışılacağı gibi Uzak Doğu modası hakkında genel bir platform tadında oluşmasını istediğim bir konu. Umarım faydadan ziyade rahatça konuşup, keyifli bir tartışma ortamı olur ve tabi tarzlardan ve giyim konusunda da az yada çok yararlanabilinecek olmasını umuyorum.
  9. Başlığı İngilizce yazayım ki benim gibi İngilizce bilmeyenler konuya daha meraklı baksın. Önyargısı olmasın. :ph34r: Neyse... Minna İstanbul' da olan resim sergisini haber vermek için konuyu açıyorum. Kore'li ressamların eserleri sergileniyor. SERGİ / EXHIBITION South Korean artists are in Istanbul. Chun Won Oh Cheul Ho Cho Je Nam Shin Mi Won Kim Mi Kyung Lee Hye Og Kim Byung Lae Lee Doo Nye Kim Sook Ja Kim Dong Hyun Lee Boo Kyoung Lee 14 Mayıs - May 2015, 20 Mayıs - May 2015 KOKTEYL - VERNISSAGE PERŞEMBE - THURSDAY MAYIS 14 MAY 2015 18:00 - 20:00 Bu kısmı Alıntı: http://www.antikhotel.com/news-tr.html Bu konunun bu forumda ne işi var? Tee Kore' den kalkıp gelmişler. Kalabalıklar ve katoloğa (Çok kalkteli basılmış. ) vs. çok masraf yapmışlar. Üstelik Anadolu' yu şehir şehir gezmeyi düşünüyorlar. ( Nereden biliyorum? Sergiyi açan kurs hocam. :D ) Türkiye' yi seven ülkeden sanatçılar gelmiş, en çok da bu yüzden konuyu açıyorum. Böyle şeylere çok az ilgi var ülkemizde maalesef. Belki açtığım konunun faydası olur. :( Mart ayında Kyoto' da Türk sanatçılarının olduğu bianel yapıldı. Kore-Japonya ilişkileri Türkiye-Yunanistan gibi olsa da Kore' de şarkıcı olan Japon var. Resim alanında da böyledir belki? İlgi görtersek, ilgi görürüz. İleride Japon sanatçıları için konu açsam... :wub: Serginin konusunu son günlerinde açıyorum. Bunun için gomeen. :unsure: Sergiye bugün gideceğim. Pembe gözlüklü, sarı-turuncu saçlı, (Evet, sarı ve turuncu saç. Ahshshs )çocuk gibi kız görürseniz o benim. (Yakamda kırmızı gül var, demiycem. Çok klişe. :P )
  10. Rumeysa Can

    Japonya'yla İlgili Belgeseller

    Bu bölümde çok gitmek istediğim Japonya'ya neden bu kadar gitmek istediğimi daha iyi anlayacaksınız :wub: Çünkü gerçekten baktıkça bile huzur buluyorum, merak ediyorum ve daha da çok gitmek istiyorum. Bazı belgeseller yayınlamaya çalışacağım ve yenilerini buldukça da burada paylaşacağım. Japonya'ya gitmesine daha çoook olup hasretle dolanlar izleyip izleyip deşarj olabilir ;) Anaokulundaki çocuklara da Japonya'yla ilgili şeyler anlatıp bu videoları izletiyorum :rolleyes: Teacherları nereye gidecek bilsinler, benim öğrencilerim oldukları belli olsun B) Bu arada anaokulu çocuklarına izletilebilecek türden anime bilenler yorumla bana bildirebilirler, vurmalı kırmalı şeyler değil daha eğitici konulu animeler olmalı. Anime ne demek bilsinler değil mi? :) Ne diyelim, iyi seyirler :) İlk belgeselimizin adı "The Land of The Rising Sun", bana Japonya'nın dışında zamanın ne denli hızlı akıp gittiğini, hayatın akışı içinde ne kadar küçücük bir yere sahip olduğumuzu düşündürüyor. :huh: İkinci belgeselimiz Japon Havayolları'nın (All Nippon Airways - ANA) tanıtım videolarından biri. Japonya'nın Okinawa şehriyle alakalı olan bu video geleneksel müziğiyle, eğlenceli görüntüleriyle izleyenlere epey keyif veriyor. Anaokulundaki çocuklarımla beraber bunu izlerken yelpaze dansı yapıyoruz :lol: Üçüncü belgeselimiz de yine ANA'nın yaptığı Kyoto şehriyle alakalı bir tanıtım videosu. İç çeke çeke izliyorum :( Ah o terasta kahvaltı yapmak vardı ahhh... O kimonolar o kiraz ağaçları... ^_^ sukiiiii! Dördüncü tanıtım videosu da Japonya'da alışveriş yapma keyfiyle alâkalı :) Beşinci videomuz GaijinPot yapımı Anthony Joh'un sunduğu bir gezi rehberi: Tokyo'da Yapılacak 25 Şey isimli Mark Wiens'in hazırladığı bir gezi rehberi bu, adam aç ya :D İlk Defa Japonya'da adlı bir gezi videosu:
  11. negitoro

    Japon bir arkadasim Cosplay urunleri satiyor

    Merhabalar^^ nasilsiniz?:) Bir sey paylasmak istemistim sizinle, Japon bir arkadasim (Shotaro Suganuma), Japonya'dan Turkiye'ye cosplay, anime, manga vb urunler satmaya basladi:) Sagolsun sitesini de Turkce olarak hazirladi. Kendisi bir yil Bogazici Universitesi'nde degisim ogrencisi olarak okudugu icin Turkcesi gayet iyi:)) meraki ve ilgisi olanlar icin iste adres: resmi internet sayfasi: https://modatokyo.com/facebook adresi: https://www.facebook.com/modatokyo2013 Sevgiler ;)
  12. "Saint Seiya: Tapınağın Efsanesi" CG Filminin Posteri Yayınlandı Seslendirme kadrosunun açıklığa kavuşmasının hemen ardından, Saint Seiya: Tapınağın Efsanesi filmi Seiya evreninin baş karakterinin Altın Yay zırhı giydiği yeni bir poster yayınlandı. Posterin üzerinde yazanlar ise "Yak, Cosmo" Hatırladığınız kadarıyla orjinal seride de bazı sıkışık noktalarda altın zırh kullandığını görmüştük karakterimizin. Site aynı zamanda filme ait tam kapsamlı bir fragmanı da "Film" sekmesinde yayınladı. Çift-taraflı temiz dosya barındıran (Bronz ver. ya da Altın ver.) avantajlı biletler Japon sinemalarında Martın 8'inden beridir satıştalar. Tamamen CG animasyonlardan oluşacak olan film Masami Kurumada'nın popüler manga serisinden uyarlanacak ve yönetmeni ise Keiichi Sato (Tiger & Bunny, Asura) olacak olan film, Japonya'da 21 Haziranda gösterime girecek. Avantajlı Biletler'le Gelen Çift-Taraflı Temiz Dosyalar Fragman Posteri
  13. Merhaba arkadaşlar. 2 yıldır Japonyaya kalıcı yerleşmek için araştırma yapıyorum. Didik didik ettim ve size birkaç öneri vermek istedim. "Japonya Çok Pahalı" diyen herkezin aksine "Tokyo" dışı genellikle daha ucuzdur.(Kyoto gibi) İlk gittiğinizde para harcamak istemiyorsanız tek kişilik Kapsül otellerde kalabilirsiniz :) Japonya en zor göç kabul eden ülke. Direk gidip vatandaşı olamıyoruz malesef. Eğer paranız bolsa çok tahat gidip vatandaşı olabilir ve üniversite okuyabilirsiniz. Eğer orta halli bir kişiyseniz bu 2 seçenek malesef yalan oluyor. üniversite okumak pahalı malesef, dil kursu İle girerseniz Scholarship(burs) uygulamasından faydalanabiliyorsunuz. Ultra Zengin değilseniz önümüzde 5 seçenek var; 1- Japonyaya Gidip 3 Ay İçerisinde Evlenmek ve Vatandaşlık almak (Tavsiye etmem. Sahte Evlilik Anlaşılır. 3 Ayda Bulup Evlendiğiniz Kişiyide Sevebileceğiniz Mechuldür.) 2- Üniversitenizi burada okuyup, Paranızı biriktirerek, Japonyaya terleşebilirsiniz. Paranız Yeterliyse Ve Sınavlarıda geçerseniz master bile yapabilirsiniz. 3-Üniversiteyi Japonyada okuyup (Paranızı Biriktirerek), Japonyada kalma sürenizi 5 yıla tamamlayarak süresiz oturum alabilirsiniz. Vatandaşlığıda sonra halledersiniz :) 4- Başka bir ülkede üniversite okuyup, denklik ve diğer yollarla (Para biriktirip geçiş yapmak) Japonya'ya yerleşmek. 5- 5 Yıl Kadar Süre ile (yanlış hatırlamıyorsam) Japonyada bulunmuş olursanız Süresiz oturum alarak Vatandaş olmadan yaşayabilirsiniz. Vatandaşlık Alırsanız Türkiye Vatandaşlığından Çıkmış Olursunuz. Yanlışlarım Varsa Lütfen Söyleyin. Umarım İşinize Yarar. Oradan örnek bir video
  14. mert24214

    Kaderin Kırmızı İpliği

    İki insanın kaderi birbirine bağlıydı, kopmayacak bir iple… ‘’Denizler, ülkeler, adını bilmediğim caddeler, hiç yürümediğim yollar, belki yemyeşil, belki tuz kokan, belki de adımlarımla sayıp ulaşabileceğim bir yer. Serçe parmağıma bağlı olan kader ipliğimin bir başka parmakta son bulduğu bir yer. Göremediğim bu ip, senden uzaklaştıkça esneyecek, yaşadıklarıma ya da yaşadıklarına göre kördüğüm olacak ama yeri, zamanı, yaşanan başka aşkları anlamsız hale getirene dek yani buluşmamıza kadar asla kopmayacak, parmaklarımızda ki bu kırmızı ip, başka kader ipleri gibi gözükse de her zaman onlardan farklı olacak, onların arasına karışıp, kaybolmayacak’’ Kaderin Kırmızı İpliği… Kaderin Kırmızı İpliği, Çin mitolojisi kaynaklı olan bir inanıştır. Zamanla tüm Uzak Doğu için bu iplik önemli bir imge haline gelmiştir. Efsanelere göre Evlilik ve Ay Tanrısı olan Yue Xia Lao, birbirlerinin ruh eşi olan insanları, ayak bileklerinden, görünmez kırmızı bir iplikle bağlar, sonunda bu kişiler evlenirmiş. Çin mitolojisindeki ayak bileklerine bağlı olan ip inancı, Japon mitolojisinde kendini serçe parmaklarına bırakmaktadır. İpin serçe parmaklarına bağlı olması açıkçası insan üzerinde daha güzel bir etki yaratıyor. Japon mitolojisine göre Tanrı, ruh eşi ve bir gün evlenecek olan çiftleri, serçe parmaklarından, görünmez kırmızı bir iplikle bağlarmış. Kaderin kırmızı ipi inancında, ipin bağlı olduğu yerler ya da hikâyeler değişse de, değişmeyen şey iki insanın kaderini birbirine bağlaması ve asla kopmamasıdır. Hayatın boyunca kaç kişiye âşık olursan ol, ip seni kaderindeki insana, gerçek aşkına götürecektir. [ Kaderlerindeki kırmızı iplik, onları bir araya getiren Kushina’nın kırmızı saçlarıydı ] Kaderin kırmızı ipliği sadece mitolojide ya da inanışta kalmamıştır. Anime ve mangaların birçok sahnesine konu olmuş hatta video oyunlarında da yer almıştır. Duyguya şarkılarda da önem veren Japonlar, bu inanışı müziğe de dökmüşlerdir. Kırmızı ipliğin hikâyesi: Bir gece, çocuk eve yürürken, ay ışığının altında duran yaşlı bir adam görür. Adam çocuğa yaklaşarak, kırmızı bir iplikle kaderindeki kadına bağlı olduğunu söyler. Evlilik ve Ay Tanrısı olan bu yaşlı adam daha sonra çocuğa ileride karısı olacak kızı gösterir ve bunun kaderindeki kişi olduğunu söyler. Genç ve bir eşe ilgisi olmayan çocuk bu durum karşısında yerden bir taş alır, kıza atar ve kaçar. Yıllar sonra çocuk büyüdüğünde, ailesi onun için bir düğün yapar. Geleneklere göre gelinin yüzü bir örtüyle kapatılır. Düğün gecesi, gelin yüzünü çevreleyen örtüyle kocasını yatak odasında beklemektedir. Adam odaya geldikten sonra, karısının yüzündeki örtüyü kaldırır ve gördüğü güzellik karşısında memnuniyet duyar fakat karısının tek kaşında takılı olan süs dikkatini çeker. Adam merak içerisinde neden bu süsü taktığını sorar. Kadın, küçükken bir çocuğun ona taş attığını ve taşın kaşına isabet edip, iz bıraktığını söyler. Kadın bu izi kapamak için kaşına süs takmaktadır. O gece minik çocuğa gösterilen ve çocuğun taş attığı küçük kız şimdi eşi olmuştur. _______________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/kaderin-kirmizi-ipligi Not: Ayrıca profil başlığımdaki "運命の赤い糸" kelimeleri de "Kaderin Kırmızı İpliği" anlamına gelir. Not2: Forumda bulamadığım bir konu olduğu için bu konuyu açtım ,varsa lütfen söyleyin.
  15. mert24214

    K Anime Filminin Çıkış Tarihi

    No blood, no bone, no ash Daha önce ortaya çıkan görselinde Mikoto Suoh‘un da görüldüğü K anime filminin çıkış tarihi açıklandı. Anime serisinin devamı olacak film, 12 Temmuz’da 31 sinemada Japonya’da gösterime girecek. Duyuru, animeye yeni eklenen karakterlerden Yukari Mishakuji’nin bulunduğu görselle birlikte gerçekleşti. ________________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/k-anime-filminin-cikis-tarihi
  16. | Yamato'nun yüreği ,nerededir diye Ne zaman biri gelip ,sorarsa sana Tan doğarken ışıyan bir mekandır de Kiraz açan dalları hatırlat ona -Norinaga Motoori Dünyadaki ilk romanın bir Japon soylusu tarafından yazıldığını, hatta bu kişinin Murasaki Shikibu isimli bir bayan olduğunu biliyor muydunuz? Genji Monogatari isimli bu romanın tahminen 1021 yılında tamamlandığını peki? Dahası, bugün en önemli edebiyatçıların mensup olduğu Avrupa’da, edebiyat tarihi sadece 15-16. yüzyıllara, yani, Rönesans dönemine kadar gidiyor. Avrupa’daki ilk roman, Cervantes’in Don Kişot’u, 17. yüzyılda yazılıyor. Bu da Japonya’da edebiyatın Avrupa’yla kıyaslandığında ne kadar eski ve derin bir birikimi olduğunu gösteriyor. Japon popüler kültürüne olan ilginin artmasıyla beraber bugüne kadar Japonya’ya dair; yakın geçmişi, geleneksel ve/veya modern unsurları gibi pek çok konuda fikir sahibi olduk. Ancak böylesine köklü bir kültürün edebiyatı hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Bu noktadan yola çıkarak Japon edebiyatına dair küçük bir bakış açısı kazandırmak adına bu yazıyı hazırladım. 2000 yıllık bir geçmişe sahip bu edebiyatı anlatmaya öncelikle Japonlarda edebiyatın nasıl bir anlam ifade ettiğiyle başlamak doğru olacak sanırım. “文学” (bungaku) yani edebiyat kelimesi iki kanjiden oluşuyor. “文” (bun); bilgi, öğreti, kültür, cümle, yazın gibi anlamlar taşıyor. Kültür ve edebiyata dair pek çok kelime “文” kanjisini taşıyor. Örnek vermek gerekirse, “文化” (bunka) kültür demek ve “文明” (bunmei) uygar, uygarlık, medeniyet anlamına geliyor. Bu noktada Namık Kemal’in bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “İnsan topluluklarının gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır.” Namık Kemal bu cümlesinde, uygar topluma geçişte edebiyatın ne denli önemli olduğunu vurgular. Bu anlayışın Japonlar için de geçerli olduğunu sadece “文” kanjisini taşıyan kelimelere bakarak dahi söyleyebiliriz. “学” (gaku) kanjisi ise öğrenmek, okul ve bilim anlamları taşıyor. İki kanjiye bakarak, edebiyatın Japonlar için, bilgiyi öğrenme, bilgi bilimi gibi anlamlar ifade ettiğini söylemek mümkün. Gelelim edebiyatın Japon kültüründeki yerine… Bu konuda Shuichi Kato, ünlü eseri Japon Edebiyatı Tarihi’nin ilk cildinde şunları söylüyor: “Japonlar, tarihin her döneminde düşüncelerini soyut felsefi sistemlerden ziyade somut edebi yapıtlarla ifade etmişlerdir.” Buna karşılık Japon edebiyatı gibi uzun ve derin bir geçmişe sahip Çin edebiyatını incelediğimizde, Çinlilerin uzun bir felsefi sistemleştirme süreci yaşadığını söylebiliriz. Örnek vermek gerekirse, Konfüçyüsçü felsefe Japonya’ya Tokugawa döneminde Sung hanedanlığının bu felsefeyi “resmi eğitim aracı” olarak benimsemesiyle beraber gelmiştir ve bu felsefenin benimsenmesi adına pek çok eser ortaya konmuştur, ancak, sistemin adaptasyon süreci 300 yılı aşmıştır. Kato’ya göre, Japonlar felsefenin sistematik yanıyla ilgilenmekten çok onu yaşamlarına nasıl adapte edeceklerini düşünüyorlar. Hatta felsefenin mevcut sistematik yapısını parçalamak ve onu kendi toplumsal değerlerine indirgeyerek yavaş yavaş politik ve gündelik yaşama uygulamak Japonların ilk yaptığı şeydir diyor Kato. Bu noktada anlaşılıyor ki, Japonlar için önemli olan sistematik bir yapıdan öte bu yapıyı pratiğe nasıl uygulayabilecekleridir. Bu konuya bir diğer örnek ise Heian dönemi (794-1185). Heian edebiyatı kuşkusuz Japon edebiyatının en verimli dönemlerinden biridir. Bu dönemde, içinde Murasaki Shikibu’nun Genji Monogatari isimli romanının da yer aldığı, şiir ve roman alanında pek çok başyapıt verildiği halde felsefi anlamda hiçbir özgün yapıt verilmemiştir. Sonuç olarak Japonlar için felsefenin yaşamın bir parçası olarak edebiyatın sadece küçük bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Felsefeden öte yaşam bir bütün olarak edebiyata konu olmuş ve Japonlar bir kiraz çiçeğinin açışından saray entrikalarına kadar deneyimledikleri her şeyi bazen bir haiku, bazen bir waka bazen de bir roman olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Daha ayrıntılı bilgi için Yard. Doç. Dr. Oğuz Baykara’nın Türkçe’ye kazandırdığı ünlü edebiyatçı Shuichi Kato tarafından hazırlanan üç ciltlik Japon Edebiyatı Tarihi isimli eseri inceleyebilirsiniz. _________________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/edebiyatin-japon-kulturundeki-yeri Not: Resimlerin ,AnimeFantastica'daki duruş şekillerini(Yazıların yanında durmaları.) ,burada gerçekleştiremediğim ve AnimeFantastica'daki resimlerin ,boyutlarının çok küçük olması ,nedeni ile ,3 resmi de ,internetten buldum ,birinci ve sonuncu resimlerde ,bilgisayardan boyut ayarı yaptım ,ayrıca birinci resimde ,kesme(Kırpma) işlemi uyguladım ,yani AnimeFantastica'dakilerle ,buradakiler arasında farklılıklar olabilir. Not2: Eğer resimlerin ,hala çok büyük olduğunu düşünüyorsanız ,söylerseniz sevinirim ,hemen düzeltmeye çalışırım.
  17. mert24214

    Bilkent’te Japon Esintisi

    Bilkent Doğu Asya Kulübü kültür tanıtım etkinlikleriyle yeniden karşımızda! 24 – 25 – 26 Aralık tarihleri arasında 3 etkinliğe birden ev sahipliği yapıyor. Etkinliklerimize okul dışından da gelebilirsiniz. Giriş yaparken hangi etkinliğe geldiğinizi söyleyip Nizamiye Giriş kapısında kimlik bırakmanız yeterli. 24 Aralık Salı günü saat 12:30 – 13:40 saatleri arasında Elektrik – Elektronik Binası EE – 01 adlı salonda Onur Ataoğlu Japon Ne Japmış? adlı bir konferans verecektir. Onur Ataoğlu Kimdir? Onur Ataoğlu, 1970 yılında Ankara’da dünyaya geldi. 1981 yılında Kurtuluş İlkokulu’ndan, 1985 yılında Atatürk Anadolu Lisesi’nden, 1988 yılında Ankara Fen Lisesi’nden mezun oldu. 1992 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden lisans, 1996 yılında aynı bölümden yüksek lisans diploması aldı. Kısa bir süre Aselsan’da çalışmasının ardından, 1993 Martında TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nda (Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü) göreve başladı, 2011 Ağustos’undan bu yana da Ekonomi Bakanlığı’nda çalışıyor. İş nedeniyle çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerine çıktı. Kişisel olarak gezmeyi, gözlemlemeyi ve yazmayı da sevdiği için birçok defa kısa gezi yazıları yazdı, arkadaşlarıyla, e-posta iletişim platformlarında, blog sayfası aracılığıyla ve birkaç defa da çeşitli dergilerde yazılarını paylaştı. 2002 Kasım ayında Tokyo Büyükelçiliği Ekonomi Müşavirliği’ne tayin edildi. Tokyo’da 25 Aralık Çarşamba günü öğle arası ( 12:30 – 13:40 saatleri arasında) Saeko Ohashi ve Marina Rahmetulleva ile birlikte Bilkent Kütüphanesi Sanat Galerisinde bir konser verecektir. Program aşağıda ki gibidir;ki görevi 2006 Haziran’ına kadar sürdü. Bu 3,5 yıllık süre içinde bazen iş gereği, bazen de hobi amaçlı Japonya’nın büyük bölümünü dolaştı. Japonya hakkında birçok kitap okudu, değişik Japon yemeklerini denedi, çeşitli konser, sergi, sanat etkinliklerini izledi, Japon arkadaşları ile gezilere çıktı, uzun süren sohbetlerde bulundu. Bütün bu tecrübelerden süzülen gözlemlerini kısa notlar alarak biriktirdi ve Türkiye’ye döndükten sonra derledi. Bu derlemelerden oluşan ilk kitabı “Japon Yapmış”, 2010 yılı Ekim’inde, ikinci kitabı “Japon Ne Yapmış” ise 2011 yılı Eylül’ünde yayımlandı. Eşi Aysun Ataoğlu ile 1994 yılından bu yana evli, Çağla (12) ve Mete (9) adlarında iki çocuğu var. En başta gelen hobileri, doğal olarak, gezmek, fotoğraf çekmek, kitap okumak ve yazmak. Ayrıca, dağ bisikleti, kayak, masa tenisi ve sinema ile yakından ilgileniyor. 25 Aralık Çarşamba günü öğle arasında (12:30 – 13:40 saatleri arasında) Saeko Sensei ve Marina Rahmetulleva Japon müziklerinden oluşan mini bir konser verecektir. Classic (Bach, Rachmaninoff), Film müzikleri ( Over the Rainbow, Tea for tow) Anime müzikleri ( Kiki’s delivery service,Naucika Requiem 26 Aralık Perşembe günü öğle arasında (12:30 – 13:40 saatleri arasında) B Binası BZ01′de Tetsuya Saharasan’dan Japonya ve komşu ülkeler arasındaki ilişkileri ve Japon şovenistlerinin hareketi konulu bir konferans verecektir. Tetsuya Sahara Kimdir? Tetsuya Sahara Meiji Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Ekonomi Fakültesinde profesördür. Karşılaştırmalı anlaşmazlık dersleri, anlaşmazlık çözümleri ve Kitlesel şiddet (comparative conflict studies, conflict resolution, and mass violence) üzerine ders vermektedir. Balkanlar ve Osmanlı Devleti, Modern ve Günümüz Tarihi araştırma konuları arasında yer almaktadır. B.A., M.A., Ph.D. derecelerini Tokyo Üniversitesinde almıştır. St. Clement of Ohrid University of Sofia, Bulgarian Academy of Science, Serbian Academy of Science ‘de araştıma görevlisi , Middle East Technical University (Odtü) ‘de misafir yardımcı doçentlik yapmıştır. Yazmış olduğu kitaplar; Tanzimat döneminde Doğu Ortodoks Kilisesi (Tokyo, 1998), Modern Balkan Şehirleri : Sosyal Tarih (Japonca Tokyo, 2002), Balkanlarda ki Zorunlu Etnik Göç (yardımcı yazar, Sofia, 2006), He is the author and co-author of many books including, An Eastern Orthodox Community during the Tanzimat (Tokyo, 1998), Modern Balkan Cities: A Social History (in Japanese, Tokyo, 2002), Forced Ethnic Migration in the Balkans (co-author, Sofia, 2006),Balkanlarda ki Çeteler (Editör, Belgrade, 2007 ) , Bosna İç Savaşı (Japonca Tokyo, 2008) Osmanlı Devletinde Şehir: Göç ve Modern Kentsel Düzenleme (yardımcı yazar, Routledge, 2010), Savaş ve Diplomasi : Rus – Türk Savaşı 1877 – 1878 ve Berlin Anlaşması (yardımcı yazar, Salt Lake City, 2011), Savaş ve Milliyetçilik: Balkan savaşları, 1912 – 1913 ve Sosyopolitik Öneriler (yardımcı yazar , Salt Lake City, 2013) . _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/bilkentde-japon-esintisi
  18. O Doshisha Japon Eğitim Fuarı 1 Şubat’ta İstanbul’da Uluslararası Üniversiteler Arası Ağ Kurma Projesi için atılan adımların bir parçası olan “Global30 Project” (Küresel30 Projesi) kapsamında Doshisha Üniversitesi İstanbul’da bir eğitim fuarına ev sahipliğini yapacaktır. Eğer siz de Japonya’da yüksek lisans ya da doktora öğrencisi olmak için hayaller kurup, bunun için neler yapmak gerektiğinizi merak ediyorsanız bu fuar sizin için muhteşem bir fırsat! Global30 Project kapsamında seçilen önemli üniversitelerden gelecek olan öğretim üyeleri ile tanışıp, onlardan Japonya’daki eğitim fırsatları ve burslar hakkında bilgi alabilirsiniz. Stand açacak üniversiteler: Tsukuba Üniversitesi,Kyoto Üniversitesi,Kyushu Üniversitesi,Keio Üniversitesi,Waseda Üniversitesi,Hokkaido Üniversitesi,Rikkyo Üniversitesi,Doshisha Üniversitesi,JATEF (Japonya Türkiye Eğitim Merkezi) Yönelmek istediğiniz alana göre yukarıda belirtilen üniversitelerdeki araştırma olanaklarını, öğretim elemanlarını ve üniversitenin seçmiş olduğunuz alandaki başarılarını inceledikten sonra sorularınızın cevabını almak için Doshio Üniversite’sinin sitesinden kayıt yaptırmanız yeterli. (Ücretsizdir. ) Unutmayın eğitim hayatınızda yapmış olduğunuz atılımlar, yurt dışı deneyimleriniz sizi hayallerine sarılıp ilerlemeyen insanların önüne geçirecektir. Program  Tanıtımlar : 13:00 – 17:00 Üniversite stantlarında birebir bilgi takdimi  Özel Oturum “Burslar” (Türkçe) 1.Oturum : 14:00-14:40 2. Oturum : 15:00-15:40 Keiji Fukuda , Japonya İstanbul Başkonsolosu Japonya devlet bursu (Monbukagakusho:MEXT) tanıtımı (Soru-cevap bölümü de olacatır) Japon Kültür Tanıtımı ( Görüntüler eşliğinde ) Ulaşım Eski Japonya Başkonsolosluk Binası (İnönü Caddesi No.16 Gümüşsuyu, Taksim, İstanbul) * Metro Taksim durağından yaklaşık 5 dakika yürüme mesafesi _______________________________________________________________________ Kaynak: AnimeFantastica: http://www.animefantastica.com/japonyada-ogrenci-olmak-mi-istiyorsunuz
  19. SecretCriminal

    Japonlarla ilgili sorularınız

    Şimdi bizim buraya bir japon geldi sorularınızı alıyım onu soracağım ve diyaloğumuzu burada paylaşacağım :D Soru listesi 1- Nerelisin? (bunu ilk karşılaşmamızda sormuştum) = Honk kong'luymuş. Çin'e bağlı ama japonca biliyor. Tam anlamadım olayı :D 2- Sukiyaki'yi sever misiniz? ve Sukiyaki ne etidir? 3- Ayran'ı hiç duydun mu? Duyduysan seviyor musun? 4- Japonya'da Yılda bir kez yurt dışına çıkmak zorunlu mu? 5- japonya'da kadının yeri nedir? 6- Türkleri nasıl bilirler?Severler mi? 7- Başka ırktan birilerini nasıl ağırlarlar? 8- Türkleri birbirine benzettiğiniz doğru mu? 9- Hiç Türk dizisi veya filmi izlediniz mi? İngilizce soru listesi 2-do you like sukiyaki? What is the sukiyaki? 3-do you know ayran? Do you like ayran? 4-is it forced to go abroad one every year in japan? 5-what is the value of women in your country? 6-what do japans think about turkey and turks? 7- How do japans host foreigners? 8- is that true all turks look alike for japan? 9-Have you ever watched a Turkish film or soap opera? Türkleri aranıza kolay kabul eder misiniz? Bunu tam anlamıyla soramayacağımız için soran arkadaştan çok özür diliyorum. Bana yardım ettiği için Gizem'e (paprika) çok teşekkür ediyorum. Aldığım Cevaplar 2-Evet, sukiyaki'yi severim Ve Sukiyaki tavuk etinden yapılır. (unutmadan bir de resmini çizdi :D ) 3- Evet, ayranı duydum ama gerçekten sevmiyorum. Çünkü benim şehrimde yapılan ayran ile Türkiye'de yapılan ayranın tadı aynı değil. Ben tatlı ayranı seviyorum. 4-Hayır gitmek zorunda değiller ama ülkemizdeki insanlar gezmeyi severler 5- Ev işlerini iyi yaparlar ve naziktirler (bu soruyu yanlış anladı bende üstelemek istemedim daha doğrusu uygun kelimeyi bulamadım :D ) 6- Türkiye'nin havası güzel, temiz, gizemli ve Türkler çok güzel (burada kadınları kast etti) 7- Yabancıların ilginç kültürleri var. (burada soruyu yanlış sormuşum kusura bakmayın yabancıların kültürleri hakkında ne düşünüyorsun diye sormuş oldum aklımdan o geçmişti kusura bakmayın) 8-Tabiikide hayır :D (güldü burada) 9- Evet izledim tabiikide izledim, türk dizi ve filmlerini, renk tonlarını, giydikleri elbiseleri çok seviyorum. Son olarak kaç yaşında olduğunu merak ettim ve kaç yaşında olduğunu sordum ve aldığım cevap ise "Bu bir sır." oldu, çok merak ediyordum halbuki :(
  20. Kyuseishu

    Japon Müzik Aletleri.

    Koto Koto, çoğu kaynağa göre, Japonya'ya 7. yüzyılın sonlarına doğru Çinliler tarafından tanıtılmıştır. Her ne kadar çalgı 17. yüzyıla kadar kraliyet ailesi ve saray çevresi çalgısı olarak bilinse de, bu yüzyıldan sonra, belli kişiler bu çalgıyı kullanarak sanat icra etmeye başlamışlardır. Japonya'da 20. yüzyılda beliren yeni pop akımları ve batı etkisi sonucunda, koto, eskisine nazaran daha sinik bir çalgı haline geldi. Fakat buna rağmen yine de günümüz pop müziği başta olmak üzere belli başlı müzik türlerinde bile koto çalgısı kullanılabilmektedir. Çalgının Sitar gibi mistik tarzda kullanım alanları vardır. Japonya, 20. yüzyılda her ne kadar kotoyu bir nebze daha unutsa da, çoğu ünlü batı etkisi altındaki Japon sanatçı, bu çalgıyı halka defalarca tanıtmıştır. Günümüzde bu çalgı MIDI formatında da kullanılmaktadır. Taiko Taiko, Geleneksel Japon savaş davullarına verilen isimdir. Savaşlarda askerlerin moralini yüksek tutmak ve aynı zamanda ordu safları arasindaki iletişimi sağlamak için kullanılırlardı. Davulların günümüzdeki işlevi tümüyle sanatsaldır. Davulların çalınma biçimi çok büyük oranda mukavemet ve atletizm gerektirir. Turne öncesi her taiko grup üyesinin günlük çalişmasına ek olarak yarım maraton (22 km) koştugu bilinmektedir. "KODO" ve "OndekoZa" grupları dünyaca ünlüdür. Büyük Izmit depremi sonrasında KODO grubu 2000 yılında Türkiye`ye gelerek Istanbul ve Ankara'da destek konserleri vermiştir. Şamisen Şamisen, 16. yüzyıldaJaponya'nın en güney bölgesi olan Okinava'ya özgü sanşin adı verilen bir çalgıdan türemiş ve bu dönemde en çok kullanılan çalgılardan biri olmuştur. Köken olarak sanşin de Çin müziğineOrta Asya müzik kültüründen giren sanxian adlı çalgıdan gelmektedir. Şamisen tek olarak ya da diğer şamisenlerle birlikte ya da diğer Japon çalgılarıyla birlikte topluluk olarak çalınabilir. Kabuki vebunraku gibi teatral türlerde söylenen naguata adlı şarkılara eşlik etmekte sık sık başvurulur. Geleneksel olarak şamisen erkeler tarafından da, kadınlar tarafından da çalınabilir. En ünlü ve en çok rağbet gören türlerden biri adını 1651-1714 yılları arasında yaşamış ve Osaka'da bunraku denen kukla tiyatrosuyla uğraşan Takemoto Gidayu'dan alan gidayudur. Gidayu şamiseni ve mızrabı, şamisen ailesinin en büyük boyutlu üyeleridir. Bu türde oyundaki karakterleri konuşturacak ve açıklamaları yapacak bir anlatıcı gerekir. 19. yüzyıldan başlayarakonna-gidayu sıfatıyla bu görevi kadınlar da yürütmeye başlamışlardır.
  21. Bugün başlamış olan böyle bir sergi var bayada uzun süre Türkiye'de. İstanbul'da olan herkese tavsiye ederim. JAPAN: Kingdom of Characters “JAPONYA: Çizgi Karakterleri Ülkesi” Sergisi 30 Ocak-20 Şubat 2013 tarihleri arasında “JAPONYA: Çizgi Karakterleri Ülkesi” sergisi düzenlenecektir. Bu sergide, “Japonlar ve çizgi karakterler” teması ile, bugüne kadar Japon toplumu arasında popülerlik kazanan ünlü karakterlerin panoları, DVD görüntüleri ve karakterlerin büyük maskotları ile karakterler dünyası her açıdan tanıtılacaktır. Hepinizi bekliyoruz. Tarih: 30 Ocak – 20 Şubat 2013 (hafta sonları dahil her gün) / 11:00-18:00 arası Yer: Japonya Başkonsolosluğu Eski Ofis Binası (İnönü Cad. No.16, Gümüşsuyu, Taksim, İstanbul) Konu: Japonya’nın popüler kültürü olan çizgi karakterler, pano, maskot ve DVD görüntüleri kullanılarak 4 ayrı bölümde tanıtılacaktır. 1.Bölüm: Her çağı temsil eden çizgi karakterlerin pano, maskot, DVD görüntüleri v.b. (Ultra-man, Gundam, Evangelion v.b.) 2.Bölüm: Hello Kitty’nin odası v.b. 3. Bölüm: Japonya’daki bazı belediyeleri temsil etmek amacıyla yaratılan çizgi karakterlerin panoları, maskotları, anime görüntüleri v.b. (Hikonyan, Sento-kun v.b.) 4. Bölüm: Japonlar ve çizgi karakterleri arasındaki ilişkiler hakkında sergi v.b. ** Grup halinde gelecek ziyaretçilerin önceden haber vermeleri rica olunur. Japonya İstanbul Başkonsolosluğu  Tel : 0212-317-4600 Faks : 0212-317-4604  E-mail : culture@it.mofa.go.jp  W E B : http://www.istanbul.tr.emb-japan.go.jp/index_j.html  Facebook :http://www.facebook.com/Japonya.Istanbul.Baskonsoloslugu
  22. Toprakezgi

    Japonya'daki Melodili Yollar

    Japonya'da "Melodi Yolu" denen yollar bulunur. Bu yolların yapımında asfaltta belirli notaları oluşturacak tırtıklar bırakılır. Taşıtlar bu yoldan geçerken tekerleklerin yola sürttüğünde bu tırtıklara göre sürtünme sesleri çıkacaktır. Bu sürtünme sesleri nizami olacağı için melodiler halinde duyulacaktır... Kişisel Not: Geçenlerde Haruka facebookta göstermişti bana bu yolu. Açıkçası foruma koymak aklımın ucundan geçmemişti. :D Japonya haberiyle, forumun Japonya bölümünün biraz boş kaldığını fark ettim ve bunu ekleyeyim dedim. Belki bilmeyenleriniz vardır. Açıklama biraz kısa ama ekleyeceğim videolar biraz daha anlaşılır kılıyor. Video 1
×